Alıntı:
nonick Nickli Üyeden Alıntı
Kadere iman eden kederden emin olur sözünü yorumlayınız? Sizde nasıl bir davranışa sevk ediyor
|
"Kadere iman eden kederden emin olur" sözü bazen yanlış anlaşılır; sanki hiçbir şey yapmadan oturup her şeyi akışına bırakmak, yani pasif bir boyun eğmek gibi algılanır. Aksine bu inanç, insanın omuzundaki en ağır yükü alıp kalbe derin bir sükûnet veren muazzam bir sığınaktır.
Kul olarak önce üzerimize düşen iradeyi ortaya koyar; tedbirimizi alır, çalışır, çabalarız. Fakat kulun gayreti sadece birer sebeptir, neticeyi yaratan ise bizzat o sebepleri aşan iradedir. İşin o kısmını bitirdikten sonra "Ben elimden geleni yaptım, gerisi takdir-i ilahidir" diyerek sonunda huzura ereceğiz. Kederden emin olmak, hiç dert yüzü görmemek demek değildir; bir musibet kapıyı çaldığında isyana düşmeden, o imtihandaki sırrı sezmeye çalışarak olgunlukla göğüs gerebilmektir.
İnsanı ruhsal olarak en çok tüketen ve keder içinde bırakan şey, hayatın akışını ve her sonucu tek başına kusursuzca yönetme çabasıdır. Oysa insan kainatın sahibi değil, kendine düşen cüzi iradenin sorumlusudur. Kader bilinci, insana o haddini aşan ezici kontrol hırsından sıyrılmayı, "Bizim göremediğimiz, büyük düzenin içinde kusursuzca işleyen bir hikmet var" diyerek tam bir teslimiyetle sükûnet bulabilme hafifliğini kazandırır.
"Acaba şöyle yapsaydım ne olurdu?" diyerek geçmişi kemirmek ya da henüz yazılmamış yarınların endişesiyle bugünü zayi etmek, ruhu zamanın sarmalında hapsetmektir. Kader inancı, her anın ve her yazgının ezelî bir hikmetle tanzim edildiğini hatırlatarak zihni bu yıpratıcı pişmanlık ve korku girdabından çekip alır, insanı "şimdiye ve an'a" ulaştırır.
Özetle; bu söz insanı hayata küstürmez, aksine koşturmacanın ortasında "Her şeyi omuzlamak zorunda değilsin, sen kul olmanın hakkını ver yeter" diyerek kalbi ferahlatır. Hayatı çözülemez bir azap testinden çıkarıp tevekkülün o inşirah veren serinliğine ve rıza makamına taşır.