Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Rahmetlilerle iletişime geçebilir miyiz?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #71  
Alt 05.10.26, 21:33
 
Üyelik tarihi: 08.06.24
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 208
Forum Puanı: 147
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 05.10.26, 22:11
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,148
Forum Puanı: 1985
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Audi74 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.

İmam Gazâlî’ye göre insanın hakikati kavramasını sağlayan yalnızca duyular ve akıl değildir. İnsan, özellikle uyku hâlinde, duyuların etkisinden uzaklaştığında kalbinin başka bir âleme açılan penceresi sayesinde farklı hakikatlere ulaşabilir.

Gazâlî bu durumu şöyle açıklar:

“Uyku âleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır ve insan melekût âlemini ve Levh-i Mahfuz’u seyreder. Hatta gelecekte meydana gelecek olaylardan haberdar olabilir ve bunların nasıl gerçekleşeceğine vâkıf olabilir.”

Gazâlî’ye göre rüyada görülenler bazen son derece açık ve doğrudan gerçekleşir. Kişi, gördüğü şeyi herhangi bir yoruma ihtiyaç duymadan olduğu gibi yaşayabilir. Ancak bazı rüyalar doğrudan değil, semboller ve hayaller aracılığıyla görülür. Bu durumda rüyanın anlamını kavrayabilmek için tabire ihtiyaç duyulur.

İnsanların çoğu, uyanıklık hâlindeki idraklerinin uyku hâlindekinden daha güçlü olduğunu düşünür. Oysa Gazâlî’ye göre durum her zaman böyle değildir. Uyanıkken insanın duyuları dış dünyaya yönelmiş ve zihni maddî âlemle meşguldür. Bu nedenle gaybî hakikatleri doğrudan kavraması mümkün değildir. Uyku hâlinde ise duyuların müdahalesi azalır ve kalbin hakikatleri algılamasına imkân doğar.

Gazâlî, kalp ile Levh-i Mahfuz arasındaki ilişkiyi aynaya benzetir. Nasıl ki karşılıklı duran iki aynadaki görüntüler birbirine yansıyabiliyorsa, kalp de Levh-i Mahfuz’a yöneldiğinde oradaki hakikatlerden kendi kabiliyeti ölçüsünde nasibini alabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için kalbin dünya meşguliyetlerinden arınması ve saflaşması gerekir. Kalp, duyuların ve nefsin oluşturduğu yoğun perdelerden uzaklaştıkça Levh-i Mahfuz ile olan münasebeti güçlenir. Böylece rüya, yalnızca zihnin ürettiği görüntülerden ibaret olmaktan çıkarak hakikate açılan bir pencere hâline gelebilir.

Gazâlî’nin dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Uyku ve ölüm kardeştir.”

Gazâlî bu benzetmeyle, uyku hâlinde insanın duyular dünyasından bir ölçüde uzaklaşmasını ve ölümle birlikte gerçekleşecek olan bazı hâllerin uyku sırasında kısmen tecrübe edilebilmesini anlatır.

Bu anlayışa göre temiz ve arınmış bir kalbe sahip olan insan, rüya aracılığıyla normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir. Bu bilgiler bazen açık bir şekilde, bazen de semboller ve temsiller aracılığıyla ortaya çıkar. Dolayısıyla rüya, Gazâlî’nin düşüncesinde insanın görünen âlemin ötesindeki hakikatlerle temas kurabileceği özel bir idrak hâlidir.
Bu düşüncenin merkezinde ise Levh-i Mahfuz kavramı bulunur. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.”
(Neml, 27/75)
Gazâlî’nin yaklaşımında rüya, insanın kalbi ile gayb âlemi arasındaki perdenin kısmen aralandığı bir hâl olarak değerlendirilir. Kalp ne kadar saflaşır ve dünya bağlarından ne kadar uzaklaşırsa, hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir.
Bu nedenle Gazâlî açısından mesele yalnızca “Rüyalar gelecekten haber verir mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, insanın kalbinin hakikati algılayabilecek kadar arınıp arınmadığıdır.
Güzel yazmışsınız yazınızda şu hususlar dikkatimi çekti:
1. “Uyku aleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır...” ifadesinin Gazali’nin eserinden birebir alıntı olup olmadığı belirtilmemiş.
2. “Normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir” ifadesi, Gazali’nin görüşlerinin yorumlanarak genişletilmiş bir hali gibi duruyor.
3. “Kalp ne kadar saflaşırsa hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir” düşüncesinden, temiz kalpli insanların rüyalarının mutlaka doğru olduğu sonucu bence çıkarılamaz.
4. Neml suresinin 75. ayeti ile rüyada Levh-i Mahfuz’dan bilgi edinilmesi arasında doğrudan bir irtibat tesis edilmesi ayrıca izahı gereken bir yorumdur.
5. “Uyku ve ölüm kardeştir” sözü aktarılırken bunun hangi kaynağa dayandığı belirtilmeli; Gazali’nin kendi sözü mü, yoksa hadis olarak nakledilen bir ifade mi olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu söz İslami kaynaklarda hadis olarak naklediliyor; örneğin Beyhaki ve Taberani ‘ye nispet edildiği kaynaklar var. Ama burada da “Gazali'nin sözü” ile “hadis” birbirinden ayrılmalı. Zira yazınız bunu Gazali'nin kendi sözü gibi sunmaya çok müsait.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 05.10.26, 22:23
 
Üyelik tarihi: 08.06.24
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 208
Forum Puanı: 147
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Güzel yazmışsınız yazınızda şu hususlar dikkatimi çekti:
1. “Uyku aleminde duyuların yolu kapanmışken, kalbin içinden bir pencere açılır...” ifadesinin Gazali’nin eserinden birebir alıntı olup olmadığı belirtilmemiş.
2. “Normal şartlarda yalnızca ölümden sonra ulaşılabilecek bazı bilgilere dair işaretler alabilir” ifadesi, Gazali’nin görüşlerinin yorumlanarak genişletilmiş bir hali gibi duruyor.
3. “Kalp ne kadar saflaşırsa hakikati kavrama kabiliyeti de o ölçüde güçlenir” düşüncesinden, temiz kalpli insanların rüyalarının mutlaka doğru olduğu sonucu bence çıkarılamaz.
4. Neml suresinin 75. ayeti ile rüyada Levh-i Mahfuz’dan bilgi edinilmesi arasında doğrudan bir irtibat tesis edilmesi ayrıca izahı gereken bir yorumdur.
5. “Uyku ve ölüm kardeştir” sözü aktarılırken bunun hangi kaynağa dayandığı belirtilmeli; Gazali’nin kendi sözü mü, yoksa hadis olarak nakledilen bir ifade mi olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu söz İslami kaynaklarda hadis olarak naklediliyor; örneğin Beyhaki ve Taberani ‘ye nispet edildiği kaynaklar var. Ama burada da “Gazali'nin sözü” ile “hadis” birbirinden ayrılmalı. Zira yazınız bunu Gazali'nin kendi sözü gibi sunmaya çok müsait.
Evet haklısınız hocam. Kaynaklar belirtilirse daha iyi olurdu. Uyku ölümün kardeşidir cümlesi hadistir. Buradaki yazarın kendi yorumlanması biraz iyi olmamış. Ama konuyu güzel ele almış. Uyarılarınız için Allah razı olsun. Bu sayede konuları daha iyi anlamış oluyor ve öğreniyoruz

Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 05.10.26, 22:29
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,148
Forum Puanı: 1985
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Audi74 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet haklısınız hocam. Kaynaklar belirtilirse daha iyi olurdu. Uyku ölümün kardeşidir cümlesi hadistir. Buradaki yazarın kendi yorumlanması biraz iyi olmamış. Ama konuyu güzel ele almış. Uyarılarınız için Allah razı olsun. Bu sayede konuları daha iyi anlamış oluyor ve öğreniyoruz
Estagfurullah Allah (c.c.) cümlemizden razı olsun. Aslında hepimiz talebeyiz.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 05.10.26, 23:06
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 23,136
Forum Puanı: 11398
Etiketlendiği Mesaj: 5553 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Seyf444 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sa hocam merhaba bciddi sorunlarim vaB 1 yıl oldu b
Bedende elektriklenme
İğne batması
Ruyalarla mesajlar
Bedende harekenlenmeler yel gibi segirme vs
Yeni başlayan iç ses konusmasi Sirtima yazdığı yazıları his etmk
Büyük iğneler dikim yapılıyor hıssi ipliğine kadar hissiyat var acı var
Geceleri büyük bir ifrit yanımdan hic ayrilmiyor
Bedende gezen başka hareket halinde varlıklar da var hissiyt olarak segirme yapıyolar ve geceleri ifrit sürekli gözümü kapadigim anda bıçak sokuyor bana bazen seviyor okşama
Saçma geliyor ama bunlardan nasıl kurtulacam yardım edebilir misiniz
Eger psikolojik bir sıkıntın yoksa, bunlar bariz musallat belirtileri yardımcı olurum fakat özelden konuşmamız gerekir, bunun için 50 mesaj sınırını tamamlaman gerekiyor,
Mesajların konuyla bütünleşik , konuyla ilgili fikir beyan eden anlamlı mesajlar olması gerekir, yoksa mesajlar silinir

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 06.10.26, 00:17
Üye
 
Üyelik tarihi: 04.10.26
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 55
Forum Puanı: 44
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Eger psikolojik bir sıkıntın yoksa, bunlar bariz musallat belirtileri yardımcı olurum fakat özelden konuşmamız gerekir, bunun için 50 mesaj sınırını tamamlaman gerekiyor,
Mesajların konuyla bütünleşik , konuyla ilgili fikir beyan eden anlamlı mesajlar olması gerekir, yoksa mesajlar silinir
Hocam insanın psikolojik sıkıntısı olmaz olurmu üstüne bunlarr bindi ruhum sıkıştı hiç bir faaliyet ve bulunamıyorum şuan dükkanımı kapadım Mersin'de annemin yanına geldim birileri intikam için bunu yapmış iş yeriyle alakalı düşüncelerimi okuyo resmen Sirtima yazmalari aklımdan geçenleri bundan kurtulamam gerek

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
ruhlarla iletişime geçme madlen Gizemli Olaylar ve Mekanlar 5 14.06.26 03:05
Meleklere yada Cinlere fatiha hediye edebilir miyiz? Alper Bey Sorularınız 3 30.12.24 20:12
Şehitlerle görüşe bilir miyiz ? Garip1isi Sorularınız 5 25.05.24 16:28
Ölülerle Nasıl iletişime Geçilir Dikkat! madlen Gizemli Olaylar ve Mekanlar 10 16.04.24 20:25
Formda bakım yapacak hocalarımız iletişime geçebilir mi Tugceeee Bakım Bölümü 9 19.11.22 14:41


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com