Alıntı:
ferdiabd Nickli Üyeden Alıntı
Musluman diyoruz cunku biz biliyoruz tum yaptiklarimiz buyude olsa havasta
olsa ledunde olsa zulmanide olsa ALLAHIN sayesinde yapiyoruz ALLAH izin vermese ben hicbirsey yapamam Biz ALLAHTAN BASKA ILAH OLMADIGINI
ISLAMDAN BASKA DIN OLMADIGINI CEHENNEMIN BIZI BEKLEDIGINI BILE
BILE Bunlari yaptik pismanmiyim ? Degilim benim hayatimi bir buyu mahvetti ve bende bu ilmi ogrendim onlari mahvettim keyifle izledim delirmelerini
simdi ikiside akil hastanesinde ismimi sayikliyorlar ziyaret ettim
ve affetmedim ahiretim yandi vicdanimda kalmadi hayat bazen insani
ne kotu yollara surukluyor bilemezsin ama evet haklisin ben simdi kalkip
yuzdeyuz bir imani olan muslumanin diyemem cunku iman gitti haklisin
uzucu bir durum ama geri donusu kalmadi...
|
Kardeş tevbe et, Allah tevbeleri kabul eder, bırak bu işleri. Madem ilmin var, helal yoldan insanları tedaviye başla, haramdan uzak dur kesinlikle
Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer, 39/53) ayetinin muhatabı kimlerdir? Müslümanlar mı yoksa kafir olan insanlar mı?
Cevap
Değerli kardeşimiz,
Ayet, hem günahkar müminlere hem de müşrikler dahil bütün kafirlere hitap etmektedir. Şirk koşan ya da ateist olan bir kimse de tevbe edip tevhid yoluna, imana girebilir. Ancak şirk koşan veya ateist olan bir kimse tevbe etmeden ölürse ebedi cehennemde kalacaktır.
Ayette, Allah'ın yolundan sapan, çeşitli yanlış ve kötü hareketlerde bulunan insanlara, tevbe ederek "Tevhid" yoluna dönmeleri ve tevbe ettikleri takdirde, hata, kusur ve günahlarının affedileceği haber verilmektedir:
"(Tarafımdan onlara) de ki: Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü, O, çok esirgeyen, çok bağışlayandır." (Zümer, 39/53).
İbn Abbas (r.a)'dan nakledildiğine göre, şirke düşen ve çeşitli günahları işleyen bazı kişiler, Hz. Muhammed (s.a.s)'e gelmişler ve: "Senin anlattığın ve insanları ona davet ettiğin yol (din), güzel bir şeydir. Yaptığımız çeşitli kötülükleri affettirecek herhangi bir şey var mıdır? Bize bu hususta bir bilgi verir misin?" demişler. Bunun üzerine yukarıda meâli sunulan âyet nazil olmuştur. (Abdulfettah el-Kadi, Esbâbu'n-Nüzûl, Mısır, 194; Nureddin TURGAY, Şamil İslam Ans., "Zümer Suresi" maddesi.)