KÜÇÜK BİR ANI: Bizim işyerine gelen yaşlı bir teyze vardı. Yıllarca oğlunu hep met etti, durdu. "ARİFİM DE ARİFİM, ARİFİM DE ARİFİM" diye. Öylesine ki, ben de oğlunu bu kadar met ettiğine göre herhalde Arif, gizli evliya olan birisi olmalı dedim.

(Samimi söylüyorum). Aralarda Allah'a dua ettim. Yarabbim şu evliya Arif'le ne olur beni karşılaştır diye dua ediyordum. 1,5 sene sonra yine bir gün aynı teyze bize gelmişti. Yine oğlunu met ediyordu. Derken oğlunun bizim işyerinin üst katındaki büroda işi varmış. En sonunda şu evliya Arif'i göreceğim diye çok sevindim. Derken uzun boylu birisi bizim mekana doğru gelirken, o teyze "Hah işte, Arif'im de geliyor" dedi. Ben yüzümü çevirdim ve gelen adama baktım. O sırada gayri ihtiyarî, "Anaaam

? Tam bir At Hırsızı" dedim. Allah'tan yavaş söyledim de kadın duymadı.

Unutmadan adam gerçekte tabi ki At Hırsızı değil. Çünkü çalacak at bulamıyor. "KUZGUNA YAVRUSU ŞAHİN GÖZÜKÜR diye boşuna dememişler. "Derken yıllar sonra aynı kadın yine bir gün dükkâna geldi. Arif'e çok bu sefer aşırı derecede beddualar ediyordu. Ne oldu dedim. Bana "ARİF BANA DANIŞMADAN BİR KADINLA EVLENDİ. EVDE OLMADIĞIM BİR ZAMANDA DA EVE GELMİŞ, BENİM BU YAŞTA APARTMAN TEMİZLEYEREK ALIN TERİMLE ALDIĞIM EV EŞYALARIMIN HEPSİNİ (Ç)ALMIŞ VE KENDİ EVİNE GÖTÜRMÜŞ. NE ÇAMAŞIR MAKİNEM KALDI NE MOBİLYAM" dedi. Anlaşılan at bulamayan Arif, bu seferlik ev eşyaları ile yetinmişti. Kadına çok üzüldüm ama elimden bir şey gelmedi. Bu olayı hiç unutmuyorum. Lakin ara sıra yanıldığım benim de oluyor. Sonuçta %100 tanırım ve kimse beni kandıramaz diyen insan hiç duymadım.