Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Darwinizm ve Din

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #41  
Alt 29.04.20, 00:38
 
Üyelik tarihi: 26.11.19
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 255
Forum Puanı: 2450
Etiketlendiği Mesaj: 18 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Altuni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Al bendende o kadar kardeşim ya yani Kur’an’ı yanlış anladığımızdan evrime bu kadar karşıyız galiba
Kesinlikle öyle. Kur'an anlaşılmıyor. Beş yüz yıl öncesinin kafaları devam ediyor hala bu coğrafyada. Oysa yıl 2020 olmuş, bu kadar bulgu var ortada. Hala evrime inanmiyorum diyen var. Evrim din degil bir kere. Bu inanilacak ya da inanilmyacak bir şey degil. Bilinecek ya da bilinemeyecek bir şey. O yüzden kafalar karışık biraz insanların.


Bir de kardeşim, ortada bir kavram karmaşası var uzun yıllardır. Bu özellikle ortaya atılan tezgahlanmış bir durum dünyayı yönetenler tarafından. Dini ticari olarak gören dinciler, bak dindar demiyorum. Dinciler ve dindarlar ayridir. Dinciler dinin ticaretini yaparlar, dindarlar hakkın yolundadır. Dincilerin işine gelmez gercekler ya da gercek olması muhtemel bulgular. Körü körüne ya red eder ya da boyun eğer. Oysa ilk sesleniş Oku! dur. Burada oku derken elbette Kuran'ı okudur ama oku başlı başına bir emirdir. Her şeyi oku dur bunun derin manası. İlim, bilim bunun ucağı bucağı yoktur. Kur'an'da evrim yoktur diye bir sey soylemek insanin hadsizligidir anca. Aksine evrelerden bahseder, yukarıda attım foto. Tüm canliların kökeni için suyu gösterir. E kök su ise, yani bakteri vb mikroorganizma canlılar ise pek ala bunun devami maymun da olabilir, eşsek de. Milyonlarca yıldan bahsediyoruz.

Mesela bir canlıyı belli bir mevsim şartlarının hakim olduğu bir bölgeye koyarsan uzun bir zamandan sonra o canli ve kendisinden sonra gelen nesiller o mevsime uygun bir hale gelir. Evrim de canlının sekil alma sureci doğa sartlarına bağlı olarak şu ya da bu yönde değişkenlik gösterir. Yahut doğa sartları vb etkenler sabit kalmiştir o canli türü de sabit kalmıştır, değişmemiştir.

O yüzden ne yapacağız? Asıl mesele şudur, budur yoktur vardır değil de okumaya araştırmaya devam edeceğiz. Allah'ın mucizeleri insanın akıl alamayacağı şekilde muazzam olabilir çünkü.

Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 29.04.20, 00:47
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: 20.02.20
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 1,934
Forum Puanı: 2900
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Materyalistler, fen adamı rolüne girip, (İnsanların maymundan türediğini Darwin söyledi) diyorlar. Halbuki Darwin böyle bir şey söylemedi. Canlılar arasında hayat mücadelesini anlattı. (Türlerin Kökeni) ismindeki kitabında, canlıların çevreye uyduklarını, bunun için, ufak değişikliklere uğradıklarını yazdı. (Bir tür, başka türe döner) demedi. İngiliz İlim Birliğinin 1980’de Salford’daki toplantısında konuşan Prof. John Durant diyor ki:
(Darwin’in insanın kökeni ile ilgili görüşleri, modern bir efsane olup çıktı. Bu efsane, ilmi ve sosyal gelişmemize zarardan başka bir şey vermedi. Evrim masalları, ilmi araştırmaları tahrip etti. Şimdi Darwin’in teorisi dikiş yerlerinden patlamış, geriye perişan ve bozuk bir düşünce yığını bırakmıştır.)

Evrimcilere göre, Neandertalar, ilk insandır, önce dört ayak üzerinde yürümüş, daha sonra da bugünkü hâle gelmiştir. Bu kadar ilkel olan bir mahlûkun bugünkü mükemmelliğe ulaşması mümkün değildir. Bütün din kitapları, ilk insanın homo sapien [iki ayak üzerinde yürüyen ve düşünebilen bir mahlûk] olduğunu bildirmektedir. Dört ayakla yürüyen hayvanın bugünkü insana dönüşebileceğini hiç kimse iddia etmemiştir. Paleontoloji mütehassısları, bir canlının başka türe dönmediğini, canlılardaki değişmelerin, kendi türleri arasında olduğunu bildirirler.

Bütün din kitapları, ilk insan olan Hazret-i Âdem’in, buğday ektiğini, ev yaptığını ve kendisine on forma kitap verildiğini bildirmektedir. Görüldüğü gibi ilk insanın, dünyanın oldukça tekamül ettiği bir zamanda yaratılmış olduğu, dört ayağı üzerinde yürüyen, mağaralarda yaşayan mahlûklarla hiçbir ilgisinin olmadığı apaçıktır. [Zaten bütün din kitapları, Hazret-i Âdem’in, Hazret-i Havva ile Cennette yaşadığını, sonra dünyaya indirildiklerini bildirmektedir. Cennetten gelenlerin başka ilkel mahlûklarla ne alakası olabilir?]

Üçüncü zaman sonunda yaşayan “Antropoit” dedikleri maymun iskeleti bulununca, evrimciler tarafından, (İnsanın ceddi olan maymunun kemiği bulundu. İnsanın maymundan geldiği kesinleşti) gibi yalanlar yazılıp, hayali resimler yapıldı.

1912’de İngiltere’de C. Dawson bir fosil bulduğunu söyledi. Sonradan (Piltdown adamı) denilen bu fosil, maymunla insan arasında bulunan fosiller içinde en güvenilir olarak meşhur oldu. Bu fosilin kafatası ve dişleri insanınkine, çene kemikleri ise maymunun çene kemiğine benziyordu. Böylece ilk insanın maymun insan arası bir mahlûk olduğu yazılıp çizildi. Din ile alay edildi. Bu fosilin şüpheli taraflarının bulunduğunu, bu bakımdan yeniden incelenmesini isteyen bilim adamlarına izin verilmedi. Ama son yıllarda bir Alman heyeti, bu fosili inceler, şüpheli yerler bulur. Neticede Dawson’un, hile yaparak, insan kafatasına maymunun çene kemiğini yerleştirdiği, çeneye de insan dişlerini koyduğu açığa çıktı.

1922’de Pliosen devrine ait bir azı dişi bulundu. Hemen evrimciler, bunun ilkel bir insan olduğunu söylediler. Bir azı dişinden esinlenerek, (Nebraska adamı eşiyle beraber) diye hayali resimler çizdiler. Amerika ve İngiliz basınında günlerce makaleler yazıldı. Neticede bu dişin, bir domuza ait olduğu tespit edildi.

Yarım kafatası, uyluk kemiği ile üç azı dişi ayrı ayrı yerlerde bulunmuş, bunların hepsi bir kafa kabul edilmiş ve adına Java adamı denilmiştir. Prof. Gish bu hususta diyor ki:
(Java adamı denilen varlık bir maymundur. Maymun kafatası ile insan uyluğu birleştirilmiş, adına Java adamı denilmiştir.)

Bu kemikleri bulan ve Java adamı adını veren Mr. Dubois, ölmeden önce, gerçeği itiraf etmiştir. (Java adamı dediğim kemikler, gerçekte bir gibbon maymunudur) demiştir.

Madem böyle şu adam, bu adam yaşamış da, niye bir tane de, binlerce değildir? Bu husus da bunların uydurma olduğunun başka bir delilidir.

Evrimciler ne kadar uğraşırsa uğraşsın güneş balçıkla sıvanmaz. Maymundan geldiğini söyleyenler olduğu gibi, ayıdan geldiklerini söyleyenleri de vardır. Bir İtalyan profesörü, insanın maymundan değil, ayıdan geldiğine dair üç delil ortaya atmıştır:
1- Ayı, yavrusunu döverken insan gibi tokatlar, maymun ise ısırır.

2- Ayı, dişisi ile, yavrularının görmediği bir yerde çiftleşir. Halbuki maymunda böyle bir şey yoktur. Yavrularının yanında da çiftleşir.

3- Oyuncak dükkânına giden bebekler, ayı oyuncaklarını tercih ederler. Bu deliller insanların ayıdan geldiğini gösterir.

Maymun teorisi gibi ayı teorisi de, ilim adına uydurulmuş bir rezalettir.

Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 29.04.20, 01:09
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: 20.02.20
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 1,934
Forum Puanı: 2900
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Ve Allah, bütün hayvanları sudan yarattı. Onların bir kısmı karnı üzerinde, bir kısmı iki ayağı üzerinde, bir kısmı da dört ayağı üzerinde yürür. Allah dilediği şeyi yaratır. Muhakkak ki Allah, her şeye gücü yetendir.

Andolsun ki biz insanı özel bir çamurdan yarattık. (Müminun 12) Yarattığı her şeyi güzel yaratan; insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu basit bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip kendi ruhundan ona üfleyen, sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yaratan Allah’tır. Ne kadar az şükrediyorsunuz. (Secde 7, 8, 9)


Sizi topraktan yarattıktan sonra beşer olarak yeryüzünde yayılmanız da O’nun ayetlerindendir.” (Rum, 30: 20)
“Sizi çamurdan yarattı...” (En’am, 6:2)

“İnsanı süzülmüş çamurdan yarattık.” (Mü’minûn, 23:12)

“Onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” (Saffat, 37:11)

“Gerçekten biz insanı kara çamurdan oluşmuş kuru balçıktan yarattık.” (Hicr, 15:26)

“İnsanı kiremit gibi sertleşmiş balçıktan yarattı.” (Rahman, 55:14)


Bu tür ayetlerde çoğul kipinin kullanılması, yani “sizi topraktan yarattı” ifadesinin kullanılması evrimci yaratılışı savunanlar tarafından, kastedilenin Hz. Âdem değil de bütün insanlar olduğu, çünkü hepsinin menşeinin toprağa dayandığı şeklinde yorumlanmıştır.

Hâlbuki “sizi topraktan yarattı” ifadesinden kastedilen, Hz. Adem’in topraktan yaratılmış olmasıdır. Çünkü Âdem a.s topraklan yaratılınca diğer insanlar da dolaylı olarak topraktan yaratılmış sayılırlar. Dolayısıyla “sizi topraktan yarattı ifadesindeki “sizi”, “babanız Âdemi” manasındadır. Böyle bir üslup yani insanları atalarının yerine koyarak onlara hitap etmek, atalarının yaptıklarını onlar yapmış gibi ifade etmek veya atalarına verilen nimetleri onlara verilmiş gibi zikretmek Kur’an’da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Örneğin “Ey İsrail oğulları Allah’ın size olan nimetini hatırlayın…” (Bakara, 2: 40, 47, 122) , “Su kabarınca sizi gemide taşıdık” (Hâkka, 69: 11) ayetlerindeki “siz” ifadesinden maksat, aslında o dönemdeki insanların atalarıdır. Ataları için yapılanlar onlar için yapılmış gibi anlatılmaktadır.

Gerçi diğer insanlar da menşe itibariyle topraktır. Çünkü insan bitki ve hayvanlardan gıdalanmaktadır. Etini yediğimiz hayvanlar da bitkiler vasıtasıyla beslenmektedir. Bitkiler ise gıdalarını topraktan almaktadır.

Dolayısıyla toprak üzerindeki diğer canlılar gibi bizler de dolaylı olarak topraktan yaratılmaktayız. “Toprak üzerindeki her şey topraktır” sözü de bu gerçeğe işaret etmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi, gözden uzak tutulmaması gereken önemli bir nokta var. Eğer insanın yaratılışıyla ilgili ayetlerde sadece toprak (turab) kelimesi kullanılmış olsaydı o zaman bu ayetlerle böyle bir mananın kastedilmesi (yani sadece Hz. Âdem değil de bütün insanların toprak menşeli olarak yaratıldığının kastedilmesi) de ikinci bir ihtimal olarak düşünülebilirdi. Hâlbuki yukarda takdim ettiğimiz ayetlerde görüldüğü gibi, insanın yaratılışı anlatılırken sadece toprak değil, çamur, süzülmüş çamur, yapışkan çamur, sertleşmiş çamur ifadelerinden de bahsedilmektedir.

Dolayısıyla bu ayetlerde ilk insan olarak yaratılan Hz. Âdem’in topraktan nasıl yaratıldığının ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı açıktır. Diğer ilahi kitaplarda anlatılanlar ve sahih pek çok rivayet de bu durumu desteklemektedir.

Bu ayetlerde toprağın çeşitli merhalelerinin zikredilişi evrimci yaratılış anlayışına yani Hz. Âdem’in doğrudan topraktan değil de maymunsu varlıklardan geldiğini savunan anlayışa ters düştüğü içindir ki, bu merhaleler (çamur, sertleşmiş salsal gibi ifadeler) tekellüflü yorumlarla tevil edilmeye çalışılmıştır. (Örnek olarak bkz. İslamoğlu, 2016, 135 vd.)

“İnsan’ı yaratmaya çamurdan başladı. Sonra onun neslini hakir bir sudan yarattı.” (Secde, 32:7-8) ayetinde ilk insanla diğerlerinin yaratılışı arasında ayrım yapılıyor. Bu ayette, “insan”dan maksadın Âdem, “neslehu” (onun nesli) ifadesinden maksadın da onun neslinden gelen diğer insanlar olduğu açıktır.

Allah’ın “Adem’e secde edin!” emrine karşılık, İblis’in “çamurdan yarattığın bir kimseye mi secde edeceğim” (İsra, 17:61) diyerek secdeden imtina etmesi de, Hz. Âdem’in doğrudan çamurdan yaratıldığı, bunun için İblis tarafından hakir görüldüğü ve çamurdan yaratılan kişinin Hz. Âdem olduğu konusunda açık bir delildir.

“Sizi bir tek kişiden (nefs-i vâhideden) yarattı, ondan da eşini yarattı” (A’râf, 7:189) ayetinde de Yüce Allah insanlara hitaben onları bir tek kişiden (nefs-i vâhide’den) yarattığını haber vermektedir.

Bütün tefsirler bu nefsin (kişinin) Hz. Âdem olduğu ve ondan yaratılan eşinin de Hz. Havva olduğu konusunda ittifak halindedirler. Hz. Âdem’in yaratılışıyla ilgili hadis-i şerifler bu manayı ifade ettiği gibi, bu konuda Tevrat’taki ifadeler de müfessirlerin yorumlarını desteklemektedir.

Ayetin manası böyle olmakla birlikte, “nefs” kelimesi Türkçeye geçtiği, yani Türkçeleştiği için meallerde aynen kullanılmakta, “sizi bir tek nefisten yarattı” diye mana verilmekte, bazen de “sizi bir tek özden yarattı” şeklinde tercüme edilip bu nefse öz, cevher gibi manalar verilmektedir.

Böylece ayetin manası kapalı hale gelmekte nefs, öz veya cevher ile ne kastedildiği net olarak anlaşılmamaktadır.

Ayrıca bu durumda ayetin manası “Sizi bir tek özden yarattı ve o özden de eşini yarattı” gibi bir hal alır ki bu durumda –Hz. Âdem zikredilmemiş olacağından- “özün eşi” gibi bir anlam oluşmakta, “eş”in zikredilmesinin bir anlamı kalmamaktadır. Bizce bu ayetteki nefs-i vâhidenin “bir kişi” manasında olduğu açıktır.

Keza bu kelimeye “tek veya aynı cins/tür” manası vermek (bu tür yorumlar için bk. Mustafa Öztürk, Kur’an ve Yaratılış, 2016, s. 161 vd.) de tutarlı değildir. Çünkü bu durumda da ayetin manası “Sizi bir türden/cinsten yarattı ve o türden/cinsten de eşini yarattı” olur ki bu durumda da ayetin manası anlaşılmaz, kapalı bir hale dönüşmektedir. Ayrıca bu durumda ayete “sizi yarattık” diye başlanınca devamında “zevcehâ/eşini” değil de “ezvâceküm/eşlerinizi” denilmesi beklenirdi.

Dolayısıyla ayetin manası da yukarda zikrettiğimiz üzere “Sizi bir tek kişiden yarattı, ondan da eşini yarattı” şeklindedir.

Nitekim “Sizin yaratılmanız ve yeniden diriltilmeniz ancak nefs-i vâhidenin (bir tek kişinin) yaratılıp diriltilmesi gibidir” (Lokman, 31: 28) ayetinde nefs-i vâhidenin “bir tek kişi” manasında olduğu gayet açık olduğu gibi, bu ayetteki nefs-i vahideden maksadın bir tek kişi olduğu da o derece açıktır. Ve bu bir tek kişi ilk insan olan Âdem’dir.

Nisa suresindeki benzer ayette devamla “… ve o ikisinden (minhumâ) pek çok erkek ve kadınlar yaratıp yeryüzüne yaydı” (Nisâ, 4:1) ifadesi de bu ayette belirtilenlerin iki kişi (Adem ve Havva) olduğunun ve adem ve Havva’nın bütün insanların ebeveyni olduğunun ayrı bir delilidir.

“Allah katında İsa’nın misali Âdem gibidir. Onu topraktan yarattı sonra ol dedi o da oluverdi” (Al-i İmran, 3:59) ayeti de Âdem a.s’ın ilk insan olduğunun ve doğrudan topraktan yaratıldığının en açık ve önemli delillerindedir. Çünkü bu ayette Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelişine inanmayan, böyle bir şeyin imkansız olduğunu iddia eden Yahudilere ve İsa’nın (a.s) babasız olarak dünyaya geldiğinden hareketle onu ilahlaştıran ve Allah’ın oğlu olduğunu iddia eden Hıristiyanlara karşı cevap olarak Yüce Allah, bundan daha ilginç bir yaratma örneği zikrederek Hz. İsa’nın yaratılışının Hz. Âdem gibi olduğunu söylüyor. Yani, böyle bir şeyi aklınız almıyorsa işte size bunun daha ilginç bir örneği olan Âdem, Allah onu hem annesiz hem de babasız olarak direkt topraktan yarattı, ona ol dedi o da oluverdi denilmiş oluyor.

Âdem nasıl ki bir baba olmaksızın topraktan yaratılıp Allah’ın kün (ol) emri neticesi hayat kazanıp insan olmuşsa, Hz. İsa’nın durumu da öyledir. Onu ana-babasız yaratan bunu da babasız yaratabilir deniyor.

Böylece bu ayet Hz. İsa’nın babasız olarak mucizevi bir yaratılışla yaratılmasını, daha hayret verici bir durumla yani hem anne hem de babasız olarak Hz. Adem’in topraktan yaratılmasıyla anlattığı gibi, bir taraftan da Hz. Adem’in yaratılışının da Hz. İsa’nın yaratılışı gibi mucizevi olup ani ve def’i bir surette topraktan meydana getirildiğini belirtmiş oluyor.

“Ben sizin için çamurdan bir kuş yapar ve ona üflerim, Allah’ın izniyle derhal bir kuş oluverir...” (Al-i İmrân, 3: 49) ayeti, Hz. İsa’nın eliyle Allah’ın kuş şekli verilmiş bir çamur parçasına hayat verişini anlatırken, bu işin ne kadar kolay ve çabuk olduğunu da gösteriyor.

Böylece canlıların nasıl yaratıldığına dair ipuçları veriliyor. Keza, bu çamur parçasının kuşa dönüşmesi için milyonlarca yıl beklenmediği tam aksine bir anda gerçekleştiği gibi, Âdem’in de çamurdan insan haline geçmesi için (evrimci yaratılışçıların iddialarının aksine) milyonlarca yıla gerek olmadığı açıkça anlaşılır.

“Ve Allah Âdem’e bütün isimleri öğretti” (Bakara, 2:31), “Rahman, insanı yarattı, ona beyanı öğretti” (Rahman, 55:1-4) ayetleri de ilk insanın bizler gibi konuşmayla mücehhez yaratıldığını gösteriyor. Keza, İsa (a.s)’ın daha kundaktaki bir bebek halindeyken annesinin işareti üzerine “Ben Allah’ın kuluyum...” diye söze başlayarak konuşması gösteriyor ki Âdem (a.s) da yaratılması tamamlandıktan sonra derhal konuşabilir. Konuşması için uzun devirlere ihtiyaç yoktur.

“Ademoğlunu mükerrem kıldık ...” (İsra, 17:70), “İnsanı en güzel kıvamda yarattık” (Tîn, 95 4) gibi insanın değerli bir varlık olduğunu bildiren ayetler, insanın başka türlerden değil, ayrı bir surette müstakil olarak yaratıldığını, maymun vs. hayvanlarla uzak-yakın bir akrabalığının bulunmadığını göstermektedir.

Nitekim Allah’ın emirlerine karşı gelmekte ısrar eden İsrail oğullarından bir gruba “Aşağılık maymunlar olun!” (A’râf, 7:166) dedik ifadesindeki, hâsiîn (aşağılık kimseler) ifadesi gösteriyor ki, maymun Allah nezdinde insana nispetle aşağı bir mahlûktur. Şu halde insanı ayrıca yaratmak kendisi için çok kolay bir iş olduğu halde, Allah’ın insanları maymun veya maymun benzeri canlılarla akraba kılması düşünülemez.

“Yarattığı her şeyi güzel yarattı” (Secde, 32:7) “Her şeyi mükemmel yaratan Allah’ın sanatı” (Neml, 27:88), “Rahman’ın yarattığında/mahlukatında bir kusur/düzensizlik göremezsin” (Mülk, 67:3) gibi ayetlerde kainattaki varlıkların ve canlıların en mükemmel bir surette yaratıldığı, kusursuz oldukları bildirilmektedir.

Bu durum da evrim teorisi aleyhine açık bir delildir. Çünkü bu teoriye göre canlıların organları yavaş yavaş gelişmiş, çevreye ayak uydurmuştur. Yani mükemmel bir canlı yoktur sürekli değişen ve gelişen canlılar vardır. Halbuki hakikatte her varlık ve canlı mükemmeldir. İlkel, basit zannedilen canlılar dahi mükemmel ve kusursuzdur. Nitekim İslâm âlimlerinin ifade ettiği gibi, “لیس فی الإمکان أبدع مما کان” yani “imkân dairesinde var olandan daha mükemmeli yoktur.” Yani varlıklar en mükemmel suret üzere yaratılmışlardır. Daha mükemmeli ileri sürülemez. İnsanoğlu hiçbir varlık için şöyle olsaydı daha iyi ve güzel olurdu diyemez. Kusurlu, noksan gördüğü şey hakikatte kendi bakış açısındadır.

Sonuç olarak, Kuran ayetlerinde evrimi destekleyen bir ifade olmayıp, aksine bazı ayetlerin türlerin müstakil olarak yaratıldığına işaret ettiğini, ilk insan olan Âdem’in topraktan yaratıldığı hususunun ise, sarih ifadelerle belirtildiğini söyleyebiliriz.

Bu konuda aksi görüşler ileri sürenlerin ellerinde kat’i bir delil olmayıp delil olarak ileri sürdükleri şeyler, kendi görüşleri istikametindeki yorum ve tahriflerden başka bir şey değildir. Başka bir ifadeyle onlar ancak zanna tabi oluyorlar.

Zanna tabi olmak ise bilimsel bir yaklaşım olamaz. Ayette ifade edildiği gibi, “Zan hakikat adına bir şey ifade etmez.” (Necm, 53:28) “”

---------- Post added 29.04.20 at 01:12 ----------

Alıntı:
mubarack Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne demek kardeşim Allah beni de affetsin, ben yapıcı ve olumlu tartışmalara açığım, ama sürekli evrim penceresinden dine bakıyorsun, biraz da din penceresinden evrime bakalım. Twennywann hasta şu an, o da gelsin o da güzel uzun anlatıcı mesajlar yazar anlatır beraber tartışır konuşuruz. :-) :-) @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Geçmiş olsun Twenny.
Allah razı olsun

Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 29.04.20, 02:59
 
Üyelik tarihi: 03.04.19
Bulunduğu yer: Diyarbakır
Mesajlar: 115
Forum Puanı: 2669
Etiketlendiği Mesaj: 4 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Evrim sacmaligini savunarak kendilerini hayvandan sayiyolar varsın hayvan olsunlar kuranda derya lekum dini kum e
Anlayacağınız boşverin onları

Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 29.04.20, 13:15
 
Üyelik tarihi: 11.02.18
Bulunduğu yer: Tokat
Mesajlar: 110
Forum Puanı: 3117
Etiketlendiği Mesaj: 31 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
KR1PTEX Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evrim sacmaligini savunarak kendilerini hayvandan sayiyolar varsın hayvan olsunlar kuranda derya lekum dini kum e
Anlayacağınız boşverin onları
Evrim saçmalığı değil,”EVRİM GERÇEĞİNDEN”bahsediyoruz.

Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 29.04.20, 13:31
 
Üyelik tarihi: 26.11.19
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 255
Forum Puanı: 2450
Etiketlendiği Mesaj: 18 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
KR1PTEX Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evrim sacmaligini savunarak kendilerini hayvandan sayiyolar varsın hayvan olsunlar kuranda derya lekum dini kum e
Anlayacağınız boşverin onları
İnsan olmanla büyüklenmen iyi olmamış arkadaşım. Kibire kaçmış ifaden.

Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 29.04.20, 13:37
 
Üyelik tarihi: 11.02.18
Bulunduğu yer: Tokat
Mesajlar: 110
Forum Puanı: 3117
Etiketlendiği Mesaj: 31 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Veteris Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsan olmanla büyüklenmen iyi olmamış arkadaşım. Kibire kaçmış ifaden.
Hocam emin olun bu düşünce sisteminin Ateizme emin olun evrimden daha büyük katkısı var.Bağnaz,sabit fikirli ve inandığı kutsallıklarıda diğer insanlar karşısında küçük düşürmekten bıkmadılar artık

Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 29.04.20, 13:41
 
Üyelik tarihi: 26.11.19
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 255
Forum Puanı: 2450
Etiketlendiği Mesaj: 18 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Altuni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam emin olun bu düşünce sisteminin Ateizme emin olun evrimden daha büyük katkısı var.Bağnaz,sabit fikirli ve inandığı kutsallıklarıda diğer insanlar karşısında küçük düşürmekten bıkmadılar artık
Kesinlikle. Varsınlar, bu zihniyette devam etsinler. Yapacak bir şey yok.

Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 29.04.20, 13:42
 
Üyelik tarihi: 11.02.18
Bulunduğu yer: Tokat
Mesajlar: 110
Forum Puanı: 3117
Etiketlendiği Mesaj: 31 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Veteris Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kesinlikle. Varsınlar, bu zihniyette devam etsinler. Yapacak bir şey yok.
Yok ama Kitaba,İslama zarar verende de bizden ya ona üzülüyorum

Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 29.04.20, 13:49
 
Üyelik tarihi: 26.11.19
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 255
Forum Puanı: 2450
Etiketlendiği Mesaj: 18 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Altuni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yok ama Kitaba,İslama zarar verende de bizden ya ona üzülüyorum
Biliyorum. Ama gercekten yapacak bir şey yok.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:40.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com