![]() |
Cevşen okumayı istememek
Hayırlı geceler arkadaşlar, ben bi kaç kez cevşen okumayı denedim devamı gelmedi malesef ayrıca okurken ya da başına oturacağım zaman içimi hep sıkıntı bastı. Bu sıkıntının belirli bir sebebi var mıdır?
|
Musallatlı olabılırsın.. .
|
Yani ne desem bilemedim, Eskiden alenen uğraşırlardı şimdi gizli gizli mi uğraşıyorlar benimle? Bilgisi olan hocalarım yardımcı olursanız sevinirim. Ne yapcam ben böyle namaz bile kılmak gelmiyor içimden.
|
Alıntı:
|
Bir gece vaktı kalk güzelce abdestini al iki rekat gece namazı kıl ıkı rekatta hacet namazı kıl ac Allah Azze ve Celle ye avucunu derdını anlat Rabbin dua edin İcabet edeyim diyor.Allah Azze ve Celle ye sıgın sırtını ona daya gerısı kolay ama butun cıttıyetınle yap bu ısı Allah ın ıznıyle sıkıntıların gıderılır.Allah Azze ve Celle sıkıntılarını gıdersın inşaAllah.. .
|
Uzun uzun anlatırdım da üşendim...
Bismillah deyip sadece Allah rızası için niyet edip okumaya başla. İlkkez okumaya başlıyorsan bi iç sıkıntısı, gözde büyüme hissi verir de sallama. Tevekkel Allah de başla. Bi kaç gün sonra zaten seni kendine bağlar mübarek dua, sürekli okursun... |
Cevap veren arkadaşlara teşekkür ediyorum. Eskiye oranla iyiyim elhamdülillah kafamda dolaşıp duran intihar düşunceleri gitti. Şimdi sıkıntım ibadet konusunda yol katedemiyorum. Elim ayağım bağlanmış gibi. Dediklerinizi yapacağım dua eder dua beklerim canlar...
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
nasip... |
bu tür ediyye ve ezkarı mürşidi kamilin kontrolünde yapmak bu olayla beraber bir kez daha anlaşılmış olmaktadır. seyri sülukta bu tür varyantlar her zman mümkündür. çaresi belli aslında.
|
Yıllardır cevşen okuyorum. Mürşidim de yok. :)
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Bak 3 yok hiç... Bak asrı saadettede yokmuş. Kerameti kendinden menkul kaç kişi çıktı bu ülkede insanları hacı hoca vs diye kandırdı da müridi putperest etti. Surati mustegim den ayrılmayan Müslümana gel hele mürşidin kimdi demeyecek ahirette. . "Allah bana dedi ki ey Gavs;" geylani. "Cübbemin içine baktım Allah'tan başkasını görmedim" Beyazıtı Bestami. Daha var dı bi kaç tane daha böyle kelam.. Kişinin kendinde Allahı aramasına işaret eden sözler. Ben avam olarak bu sözleri tasvip etmiyorum. Havas talebesine talebe olabilmiş bir nefs olarak da tasvip etmiyorum. Efendimizin dünyayı değiştirmesinden 200 300 yıl sonra dahi bu kelamlar kellenin gitme sebebiydi. İşte Allah, arşa böyle oturdu. Allah benim vs vs. Her ikisi de Allah zülcelal'i karakterize etme, süliyet verme yada kişilik atfetme maksatlı sözlerdir. Özünde Mürid olanlar bu meselelerin içinden çıkabilmişlerse eğer bizede izahını yapsınlarda doğru yolu bulabilelim. Yok mürşidine sorup gelicekse...... |
Alıntı:
Bana da bazı süreleri okumam nasip olmuyor. Ne zaman niyet etsem olmuyor. Tesbihi elime alıp besmele çekip başaramadığım olmuştur. |
Alıntı:
asrı saadetten bu tarafa geçen bunca asra rağmen hiç bir kimse kimseye sormadan hoca talebe ilişkisi olmadan seyri sülükunu tamamladığına dair hiç bir rivayet vaki olmamıştır.. marangozluk bile bir ustadan öğrenilir. hiç bir kimse ben hiç bir yere gitmeden kendi kendime sanat öğrendim şunu öğrendim bunu öğrendim iddiasında bulunmamıştır. buda gösteriyorki tezlerinizin tutulur tarafı yoktur. ilim maluma tabiidir.tasavvuf bir ilimdir. oda ehlinden öğrenilir.fıkıh bir ilimdir oda fakihlerden öğrenilir.kelam ilmi kelamcılardan öğrenilir. tasavvuf ve tarikatler tarihinde ortaya çıkan bazı olumsuz şeyler bir ilim adamı edasıyla akademik bir bakış açısıyla ele alınmak zorundadır. kenar mahalle ağızıyla bu işler konuşulmaz. selam hakikate tabi olanların üzerine olsun.cay1cay1cay1 |
Alıntı:
Kıymetli dostum tasavvufun ilmi anlamda ne kadar boş, küfre açık, tek tip sorgulamayan, aklı olmayan insan seven ve sorgulayan küfürdesin diye direk afaroz eden, birilerinin elinde şişirilmiş tuhaf bir "şey"olduğunu ayrıca bir ruhban sınıfı oluşturduğunu sana akademik ağızla açıklasaydım tezlerimi kabul mü edicektin? Ki senle bunları İnan sabaha kadar konuşabilirim ama şuan bir üşenme geldi.... Tasavvufun kitlesi ne ki ben akademik ağızla konuşayım. Al bakalım kitleye... şeyhinin çoraplarını ya arabanın aynasına yada yastığının altına koymayı yakin zanneden, akletmekten aciz düşürülmüş, sormayan sorgulamayan bir kalabalığın sadece şeyhin istekleri doğrultusunda yönlendirilmesi için saçma sapan bir teslimiyet icad edip Şeyhe kul edilmiş insanlara hangi ağızla konuşulur bilmem ama Bizim mahallede Allah benim diyeni dövüyorlar.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Heee doğru diyorsun iki dinli güleninde cemaati mendillerini yiyormuş artık nasıl beyinleri yıkandı ise ,Ancak bir mahmut efendi ve bir kadiriler öylemi daha bilmediğim ne mübarekler var yanihepsi bir değil mübarek. |
Alıntı:
Tasavvuf değişik bir şey. Dayanak noktası yoruma açık bir veya iki ayrettir ama işaret ettiği noktalar "gassalın elinde ki ölü gibi ol şeyhine karşı" asla değildir.... Yani tasavvuf elbet önemli bir mesele ama en başta istismara açık.. Yani bir ruhban sınıfı oluşturduğunu kim inkar edicek bugün? Yani Bi baksana etrafa din satanların elinden alsan ne yapacaklar Allahu alim.. Meslek yok yetkinlik yok.. Nesin sen? Babam şeyhti bende şeyh oldum. Hemde sultan derler bana. E peygamber e dendi mi ki sultan sana densin? Yok ben sünnet i seniyyeden ayrılmam ama alimim. Ne alimisin sen? Okur yazar yok. Yok bana Allah öğretiyor. Ya abi bırakın bu işleri... Peygamberlerin mesleği var ama bizim kiler hep din sarar. Ya daha uzatırım da İnan üstüne konuşmaya değer görmüyorum. Rabıta ne? Bir izah edin ya.. Ya hangi sahabi oturup akşam namazından sonra efendimizin iki kaşının arasından gelen nuru hayal etmiş? Bi de bak hele ki nur dağıtıyor... Töbe ya.. Daha Bi sürü şey var. Nerden tutsan elinde kalır nerden tutsan bid'at... |
Size bu soruların cevabını verecek bilgim yok ancak bu sorularında geçerli bir cevabı vardır kalpleri mutmain edecek .:)
|
Alıntı:
Ben biliyorum cevapları. Kuran Azimüşşan'da hepsi yazılı zaten... -) maalesef ki bu soruların cevaplarını tasavvuf ehilleri bile veremiyor... Yok çünkü akıl yok adamlarda, kiraya verilmiş... Yahu Allah Azze ve celle tüm insanlığı itaat ettirebilecek güce sahipken insanlara akledin, bana aklederek yaklaşın, tefekkür edin buyuruyor. Tefekkür etmek dinimizce bir ibadet sayılırken ama bunlar "gassalın elindeki ölü gibi sus" buyurur.. Niye din emrediyor düşün diye. Yook o sana değil menzilde ki sultana -)) herif öyle düşüncelerin içinde ki daha bir kelam ettiğini duyabilen yok -)) neyse bazı ayetler paylaşacağım... Daha doğrusu sadece ayet numaralarını vericem ki biri de açıp okuma zahmetinde bulunsun. Şeyhleri izin verirse...... Bu ayetleri bir tasavvuf ehli izah etsin. Somut fikirler ortaya koyarak elbette. Belagatin sizi getirdiği nokta ortada zira... Araf 191,192,193,194 İsra 56,57 Kur'an'dan ve sünnetten başka bir İslam yaratmış, Allah Azze ve celle'nin merhametine muhtaçlara secde ediliyor.... Biz buna karşıyız! "ve lâ ebidune ma ebedtum!" |
Alıntı:
masal bahçesinden nağmeler dinlediniz sayın seyirciler. 1200 yıldan beri hiç bir zülcenaheyn alim bu yazıyı yazan bey efendi kadar ilim öğrenememiş.1200 yıl sonra biri çıkmış ümmeti kurtaracak? az çok kitap karıştıran insanlar buna ancak güler geçerler. Allah a itaat edin, peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin kim peygambere itaat ederse Allah a itaat etmiş olur. sahabeyi kiram peygamber s.a.v. itaat etmeseydi ondan istifade edebilirleymiydi? talebe hocasına itaat etmezse hocasından ne ilim öğrenebilir nede edep terbiye öğrenebilir işte bunun için ilim tahsilinde hocaya itaat ilim öğrenmenin edep öğrenmenin yoludur. usul olmadan vusul olmaz. sahabeyi kiramın hz peygamver s.a.v. e itaatinden misaller: bir sual edilince sahabeyi kiram Allah ve rasülü daha iyi bilir derlerdi. anam babam sana feda olsun ya rasulallah buyururlar ve peygamberi canları dahil her şeyden daha fazla sever ve korurular. ammar bin yasire Allah rasulü ya ammar senmi büyüksün benmi? ammar: ya rasulallah sen benden büyüksün ben senden yaşlıyım der. A benim kendini akıldane zanneden klavye alimi arkadaşım biraz daha okusaydında ormancı olsaydınya. Alıntı:
yakın tarihte olanlarda daha eski olanlarda defaatle ikazlara muhatap olmuştur fakat bir şey kaderi mutlaksa ondan kaçmakta mümkün olmamaktadır. siz seçkin bir ümmetsiniz iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız. içinizden iyiliği emreden kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. Allah ı seviyorsanız banada tabi olunki Allah ta sizi sevsin ve günehlarınızı bağışlasın."Size Allah'tan korkmayı, Habeşli bir köle de olsa (başkanınızı) dinleyip itaat etmeyi tavsiye ederim. Çünkü durum şu ki sizden, benden sonra yaşayacak olan kimseler, yakında çok ihtilaf görecekler. Binaenaleyh benim sünnetime; doğru yolu bulan, hidayete erdirilmiş halifelerin sünnetine sarılın. Bunlara azı dişlerinizle (yapışır gibi sımsıkı) yapışın. Sonradan çıkarılmış şeylerden sakının. Çünkü sonradan çıkarılmış her şey bidattir." (Tirmizi, îlim, 16; Ebu Davud, Sünnet, 5; İbn Mâce, Mukaddime, 6; Ahmed b. Hanbel, 4/126,127; Mustedrek, 1/95-96) - Tirmizî, bu hadis, hasen sahihtir, demiştir. (Tirmizi, a.y) - Bezzar, sabit-sahih demiştir. (bk. İbn Abdilberr, Camiu'l-Beyan, 2/84) ilim meclislerinde aradım kıldım talep ilim geride kaldı ille edep ille edep |
Alıntı:
Sevgili cerrah yazdıklarımız ortadadır. Takdir ise umumundur.... Şimdi step step gidecek olursak.. Peygambere tabi olmak ile bir şeye tabi olmak arasında ki bağı ben kuramadım. Yoksa "Allah bana dedi ki ey Gavs" bunu mu kasdediyorsun? Rüyasında Allah ile konuşanlar, kitap verildiğini idda edenleri mi kasdediyorsun? Masal diyarı neresi Kuran Azimüşşan mı? 1200 yıldır benm düşündüğümü çok kimse düşünmedi sayalım da 4 halife zamanında neden bu şeyh filan falan meseleleri yoktu? 1200 yıldır ümmeti Kur'an mı düzeltemedi? Nerde Kur'an ın evrenselliği ve tüm çağlara çağdaş olduğu gerçeği? Apaçık kur'an bir çok defa bu meselenin yanlışlığına değinirken sen peygamber e tabi olmakla kerameti kendimden menkul bir adama tabi olmayı bir mi tutuyorsun? Arkadaş ben Allah Azze ve Celle'nin kelamından sana deliller sunuyorum ayetler ortaya koyuyorum izah istiyorum. Hiç birisi müteşabih olmayan bu ayetlere sen masal diyarı dersin.. İslam 2 temel öğütler tevhid için kula.. 1. Si Allah zülcelal yaratıcı insan ise yaratılandır. 2. Si Allah zülcelal ile kulu arasında aracı yoktur. Kendi habibine dahi estağzübillah mealen "de ki bende sizin gibi kulum. Allah'ın sözlerini iletenim" buyurur kuranda.. Birader zühd başkadır tasavvuf bambaşkadır. Tasavvuf düşünmekten aciz, kendi inandığı, olsun istediği gibi bir Allah yaratıp ona iman etmeyi öğütleyen, vahiy ile bağdaşmayan görüşlere sahip bir "şey" dir.. Belli ki Kur'an Azümüşşan'ı okuma zahmetine girmemişsin. Seninle kehf suresinin sonundan bazı ayetler paylaşmak istiyorum... Yoksa gerçeği yalanlayan nankörler, Beni bırakıp kullarımı evliya* edinebileceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i gerçeği yalanlayan nankörlere bir ikram olarak hazırladık.18.102 De ki: "Size, yaptıklarından dolayı en çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"18.103 "Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."18.104 İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık Kıyamet Günü onlara hiçbir değer vermeyiz.18.105 İşte onların cezaları; gerçeği yalanlayarak nankörlük etmeleri, ayetlerimi ve rasullerimi alaya almaları nedeniyle Cehennem'dir.18.106 Subhanallah.. E bu ayetler mekkeli müşrikleri örneklendirerek bid'at ehlini anlatmış.. Son olarak bizim hayal dünyamızın tek Kahramanı olan efendimize Allah Azze ve celle bak nasıl sesleniyor.. De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Sizden farkım; bana, ilahınızın ancak tek ilah olduğu vahyedilmiş olmasıdır. Onun için her kim Rabb'ine kavuşmayı umuyorsa, salihatı* yapsın ve Rabb'ine kullukta hiç kimseyi ortak koşmasın.18.110 Bu ayetlerin tefsiri, işaret ettiği noktaları aklına gelecek her soru işaretine cümle cümle hatta harf harf izah edip üstüne saatlerce konuşabilecrk kadar yetkinliğim var. Sen benimle bu ayetleri, peygambere tabi olmayı bir şeyhe tabi olmakla bir tutmayacak kadar sapıtmış fikirlerini dahil etmeden konuşabilecekmisin? Okuduğum kitaplarda "ateşe tapan da Allaha tapıyor çünkü ateşde de Allah var" yazmadığı için beni okumuyor sayabilirsin sorun yok ama 4 tane ayetin tefsiri, zahiri ve batını hakkında iki kelam edemeyen sensin.. Belagat etmene lüzum yok. Somut ayetler üzerinden konuşacaksan devam ederiz. Aksi halde ne yazarsan yaz cevap vermeyeceğim. Tevhid'e ters davranıştan uzaklaşmak sünnettir... ---------- Post added 19.07.20 at 10:32 ---------- Düzeltme ***şeyhe tabi olmakla bir tutacak kadar |
okuma o zaman dostum demek içinde yok.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
O kadar hoca var adam okumuş etmiş allame -i cihan diyelim sohbet ediyor cemaate ama cemaatte tık yok . Mürşid oturuyor nazar ettiği kişi Cezbeye geliyor kendini kaybediyor :) bunu bana açıklar mısın ? Hocalar o kadar sohbet ediyorlar adam içkiyi zinayı bırakamıyor ama Mürşid bir sohbet ediyor resmen kalplerine tesir ediyor Hani Peygamberimiz sahabelere sohbet ederdi ya Sahabeler dinlerken o kadar dikkatli dinlerlermiş ki üzerlerine kuş konduğu bile olurmuş .. İşte Allah bu kuluna vermiş İrşad ediyor Sen gelmiş buna bidat diyorsun Allah Zanlarının hakikatini göstersin.. |
Alıntı:
Namazdayken eşini veya sevdiğini düşündüğün olmuyor mu ? Eğer O nurun tek kaynağını mürşid olarak düşünürsen Şirke düşersin Ama Perde Arkasında Allah'ın var olduğunu bilirsen Ve Ya rabbi Bu mübarek zâtların yüzü suyu hürmetine bana yardım et dersen o nuru alırsın işte |
Alıntı:
Fakat şu kelamın üzerine biraz konuşmak isterim. Normalde pek cevap verilesi kelamlar değil ama Allah'ın resulü girmiş sohbete.. "Hani Peygamberimiz sahabelere sohbet ederdi ya Sahabeler dinlerken o kadar dikkatli dinlerlermiş ki üzerlerine kuş konduğu bile olurmuş .. İşte Allah bu kuluna vermiş İrşad ediyor Sen gelmiş buna bidat diyorsun Allah Zanlarının hakikatini göstersin.." Şimdi tüüüm tarikat ehlinde bunu görüyorum. Şeyhi peygambere denk tutup, Allah'ın zatının da sizin şeyhlerinizde zuhur ettiği iması var. Bu cümlede de peygamber sahabelere anlatırken böyle oluyordu. Şeyhimizde de böyle oluyor anlamını çıkardım ben... Bu noktada resul nebi ve veli kavramlarının tanımına bakmamız lazım ki aydınlanalım ve "ZAN" dediğiniz delilleri kuran ile sabit olan fikirleri tam müşahade imkanımız olsun.. Resul: Allah'tan gelen emirleri insanlığa tebliğ eden. Nebi: Allah'tan emir alan fakat kendinden önce indirilmiş olan kitabın emir ve yasaklarını devam ettiren, ileten. Veli: Allah'tan ilham geldiğini idda eden. (şeyhleriniz) Veliye ve dahi size göre vahiy ile arada hiç bir fark yoktur. Bu tanımlar tasavvufun yani mutasavvufların tanımlarıdır. Bu noktada bazı tezatlar var. Kuran ile sabit ki efendimiz ile Allah zülcelal'in insanlığa son mesajı Kur'an dır. Asla vahiy ve ilham gelmeyecektir. Ki ilham meselesi çok büyük bir tehlike dir. Sahte peygamber çıkar bana vahiy geldi der döveriz ama ibnül arabi, yada abdulkadiri geylani çıkar Der ki Allah bana dedi ki filan. Buna biat edersiniz.. Bu nasıl bir tezat? Bunun neresi zan? Allah zülcelal bir kere miraçta habibi ile görüşmüş, diğer geriye kalan tüm meselelerde Cebrail as ile ayet göndermiştir. Ama sizin veliler sürekli Allah ile irtibat halinde. Buna da itiraz zan oldu öyle mi? Her ne ise.. Yukarıda ki tanımı kabul eden bir kişi veli kulu peygamberlerden dahi üst bir makama yerleştirir. Çünkü vahiy Cebrail ile gelirken ilham direk Allah zülcelal ile irtibat demektir... Heyhaat puta bak... Bu bahsettiklerimi kuran ve sünnet ile örtüştürebilirmisin sen bay çok bilen? Somut konuşun dicem ama somut olan ne varsa inkar edicisiniz. Başkalarının vehimlerine iman edenler mi bilenler? Bize göre bilen tektir. Halik ile mahluku karıştırırsan sıkıntı yaşarsın bay bilen. Önce bu iki sıfatı tefekkür et, ardından da nebi resül ve veli ne bunları Bi düşün. Seni cennete sokacak olan o Allah dostları değil. Hakimi Allah olan bir mahkeme de yalnız yargılanacaksın. Ve o tevessül ettiklerin de sana dönüp beddua edecekler. Vallahi edecekler. Bunlar Allah Azze ve celle'nin vaadleridir. Sabah beri şu veli evliya seyrü süluk, Allah'ın zatında erime, Allah bana dedi ki vs vs gibi konulara ayetler ile itiraz ediyorum. Fakat beynini kiraya vermiş kim varsa beni cehalet ile suçluyor. Delil gösstrin diyorum. Yok sadece cahilsin. Ulan Allah kelamı diyorım. Yok sen cahilsin.... Subhanallah.. Arkadaş siz hangi alemde yaşıyorsunuz? |
mesele çok uzadı ve yorucu olmaya başladı. Yazan çizen olursa cevaben bir şey yazmayacağım. Çünkü.....
İtikadınızın sağlamasını Kur'an ve sünnet ile yapamıyorsanız ahiret günü bu din elinizde kalır. Ayetler açık. Sünnet açık. Herşey yerli yerinde. Örnek mürşidi kamil Hz. Muhammed efendimiz dir. Cebrail Allah kelamını ona iletmiş o da insanlara iletmiştir. Bu sana bana yada ona göre algılanacak, sezgilerle yönlendirilip birilerinin vehimleri ile iman edilecek bir mesele değildir. Allah zülcelal Peygamber efendimize Kelamını bildirmiş ve mesajı açıkça vermiş ve bir daha nebi resul gelmeyeceğini ve katından bir daha bilgi bildirimeyeceğini açıkça bildirmiştir. Cehlim bu ayetleri idrak ediyor ama siz yüksek alimul ulema Allah'ın sözlerini inkardasınız.... Allah zülcelal sizlere hidayet nasip etsin.. |
Alıntı:
kelam etmeye gelince biz kelamı büyüklerimize bıraktık yetkin olan onlardır. bizide evlatlığa kabul ederlerse ne ala. davamız tartışma davası değil alim ulema ve mesşayihi kirama atılmış çamurlara siper olmaktır. işte bu iki videoda iki büyük tarikat büyüğünün hayatı ve din anlayışları yaşantıları kur an ve sünnete ittibaları işlenmektedir. hemde resmi ağızdan. işte bizim tarikat büyüklerimiz bunlardır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
Lekum diniküm veliye din. |
Alıntı:
herhalde hayatında bir kez de olsa akaid kelam okumuş bir insan bu yazıyı yazamaz,biraz akaid kelam okuyan bu yazıyı görünce yazana ancak acır merhamet eder. hiç değilse şimdi bilgiye ulaşmak eskisi gibi değil çok kolay enzor meselelere bile ulaşmak çok kolayken diyanet sialm ansiklopedisi onlıne, be mubarek oradan aç bak vahiy nedir ilham nedir okuda bu kadar acınacak duruma düşme. |
İnan bende senin dünden beri yazdıklarına artık gülemiyorum bile.. Akademik dilde konuşalım diyen şahıs dünden beri hakaretten başka bişe yazamıyor.. Cahil de aranacak tek özellik bilmediğine sövmektir...
Devam et sen... |
şimdi komediye bakın bu beyefendi ilmi munazara yapacak ayetlere ve hadisi şeriflere mana verecek ve yorum yapacak kadar ilmi olduğunu iddia etmektedir. başta yukarıda velayet konusunda ilham ve vahiy konusunda yazdıkları ise tam evlere şenlik cinsinden. şimdi işin aslını bir kelam alimi olan ömer nesefinin akaidinen bakalım bu alim şöyle açıklıyor meseleyi. okyunca sizde göreceksiniz beyenfendinin işkembeden salladığını.
Ümmetinden biri için zahir olan keramet, o ümmetin peygam*berinin mucizesi sayılır. Bu kera*metle, o mü'minin velî olduğu mey*dana çıkar.» Şurası kat'î olarak bilinmelidir ki; keramet, ancak, Allah'ın kitabına ve ResuTünün sünnetine sımsıkı sarılan, Allah'ın dinine uyan mü'minler-de, Allah'ın lütfü ile meydana gslen harikuladelik*lerdir. Veliliğin ölçüsü, mü'minin dine bağlılığı*dır. Bunun tezahürü ise, yukarıda anlatılan kera*mettir. Kendisinden keramet zahir olmayan mü'-min de velî olabilir, fakat biz bilmeyiz. Mucize ile keramet arasındaki fark, velînin velayet iddiasında bulunup bulunamıyacağı husu*sunda İslâm âlimlerinin ileri sürmüş oldukları kanaatlere göre değişir. Şöyle ki; Velînin, Velayet iddiasında bulunması caiz midir, değil midir?» İslâm bilginlerinden, «muhakkikim» denilen tahkik ehlinden bir kısmı: «Velînin, velayet iddia*sında bulunması, yani, «ben velîyim» demesi, caiz değildir. Bu iddia câîz olmamakla kalmaz, bu id*diada bulunan kimse velayet mertebesinden düşer» derler. Dolayisiyle bu âlimlere göre, mucize İİ3 keramet arasındaki fark şudur: Mucizede peygamberlik dâvası bulunmalı*dır. Keramette ise, velilik iddiası bulunmaz. Bunun sebebi de; Peygamberler, insanları küfürden ima*na, ma'siyetten taate çağırmak için gönderilmiş*lerdir. Eğer Peygamberler, peygamberlik iddiasın*da bulun mas a lar di kendilerine inanılmazdı. İnsan*lar da, Peygamberlere inanmadıkları müddetçe, kâ*fir olarak kalırlardı. Peygamberler, peygamberlik*lerini ilân edip bunu te'yit eden mucizebr göster*dikçe halk onlara iman etti. Peygamberlerin nebî-lik iddiaları; kendilerini yüceltmek, şan ve şöhre*te r.ahip olmak için değil; halka karşı olan şefkat*lerini göstermek ve onların küfürden imana dön*melerini temin etmek içindir. Bir velî için velaye*tin sabit olduğunu bilmek, Imnnın şartı olmadığı gibi; bir velînin velayete sahip olduğunu bilme*mek de küfür değildir. Şu halde, bir kimsenin ve*layet iddiasında bulunması, nefsinin arzusunu tat*min içindir. Hülâsa; mucize sahibine, nübüvvet iddiasın*da bulunmak vacip olduğu halde; velînin, velayet İddiasında bulunması caiz değildir. Bir kısım âlimbre göre ire; velînin, velayet iddiasında bulunması, yani, «ben velîyim» demesi caizdir. Bu sebeple de, mucize ile keramet arasın*daki farklar şunlardır: 1. Mucizeyi kabul etmek vaciptir. Kerameti kabul ise, vacip olmaz. 2. Kerameti zahir olan valinîn. nnca, kendi peygamberinin dinine bn£lı oldu İhımı ikrar etme*siyle, velayet ve keramete sahip olduğuna hükmedillr. Hal böyle olunca, velinin bu kerameti, bağ*lı bulunduğu peygambsrin bir mucizesi sayılır. 3. Peygamberler mucizeleri, bizzat kendileri veya halk İstediği zaman, Allah'ın (C.C.) izniyle göstermeye muktedirdirler. Çünkü, mucizelerin gösterilmesi vaciptir. Valinin ise, her istediği an, keramet göstermeye gücü yetmez. Zira, kerametin gösterilmesi vacip değildir. Hatta, mucizenin açık olması ne kadar mühim ise, kerametin de gizli kalması o kadar mühimdir Keramet sahibi olan kimse, bu keramet ile gu*rurlanmaz, ve kerametini iftihar vesilesi yapmaz. Aksine, kalbindeki Allah korkusu, tevazuu ve şük*rü artar. Bu keramete lâyık olduğu iddiasında ol*madığı gibi; keramete, yapmış olduğu ameller sa*yesinde eriştiği inancında da bulunmaz. Bu kera*metin, Allah'ın (CİC.) bir lütfü olduğunu bilir ve istidrac olması ihtimalinden korkarak, daima Al*lah'a dua eder. İstidrac sahibi İse, kendisine izhar edilen ha*rika İle gurur duyar. Bunu İftihar vesilesi yapar ve bu harikaya müstehak olduğuna inanır. Başka*larına tepeden bakar, kendisinin çok büyük insan olduğuna hükmeder. Kibri artar, kendisini Al*lah'ın gazabından emin bilir. Akıbetinin kötü ola*cağından korkmaz. Kalbinde Allah korkusu kal*maz. Allah'a karşı tevazuu olmaz. Nimetlere şük*retmez. İslâm'a uymayan bütün bu haller, bu kimsede zuhur eden harikanın İstidrac olduğunu gös*terir: [263] Camiu's-Sağîr'in, Buharî ve Müslim tarikiy*le Ukbetü'bnü Amr'den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz, istidracı şöyle beyan etmiş*lerdir: «Allah'ın (C.C.), kendisine, dünyadan sevdiği şey*leri verdiğini gördünüz kul, günahlarına devam edi*yorsa; şüphe yok ki ona verilen şeyler, o kuİ için, istidractır.»[264] Maruf Kerhî'nin talebesi, Cü-neyd-i Eağdadî'nin dayısı vs hocası Seriyyü's-Sa-katİ (Rh. A.) şöyle der. «Gerçek mutasavvıf, üç ismi ihtiva etmelidir : a) Marifet nurlan, vera nurunu söndürmemelidir.[273] b) Kuran'ın zahirine muhalif olan batın ilmi*ni konuşmamalıdır.[274] c) Kendisinden zuhur eden kerametler, onu lah'ın yasaklarım ihlâl etmeye sevketmemelidir » [275]Yine bu zat buyurur ki:. «Bir arif, bahçeye girse; bahçedeki bütün ağaçla ağaçlardaki bütün kuşlar, açık bir lisanla 'Esselânn aleyke ya veliyyellah' diye kendisine selâm verseler velî üzerine vacip olan, Allah'tan korkusunun daha da da artmasıdır. Eğer korkusu çoğalmaz, sürür ve rura kapılırsa; bu hal onun için istidrac ve felûket olur.[276] Bayezid-i Bistamî'nin arkadaşları anlatıyor: «Muhitimizde velayet ve keramet sahibi bir kim*senin ismi duyulmaya oaştamıştı, ünden ciue bu kim*senin zahitliği dolaşıyordu. Bir gün Bayeaid, bize 'kal*kın gidelim; şu velayet ve zühtle meşhurlaşmiş olan zatı birlikte görelim" dedi. Kalktık ve bu kimsenin bulunduğu yere vardık. Aradığımız zat da, evinden çıkmış mescide girmişti. Mescide girerken kıbleye doğru tükürerek o mübarek makama saygısızlıkta bulunmuştu. Bunun üzerine Bayezid, o şeyhe selâm vermeden ve konuşmadan geri döndü. Biz, bu durum*dan bir şey anlayamamıştık. Bize dönerek dedi ki: 'Bu adam ki, Resuiüllah'ın (SAS.) âdaplarından birisini muhafaza etmede emin olamıyor. Nasıl olur da, iddia ettiği velayet ve kerametlerde emin olabilir ve kendisine güvenebilir. Siz, kendisine harikalar ve*rilmiş bir kimseyi gördüğünüz zaman, velevki bu kimse, havaya bağdaş kurup oturmuş olsun; o kimse*nin bu harikasına aldanmayın. Velayetine ve Allah'a yakınlığına itikad etmeyin. Zira, bu bir istidrac da olabilir. Ancak, siz, onun emir ve nehiylere karşı na*şı! davrandığına; Allah'ın kulları için çimiş olduğu hudutları nasü muhafaza ettiğine; İslam'la nasıl amel ettiğine bakın, ve o kimseye buna göre itibar edin. Kıbleye, mescide karşı tükürmek yasaktır. Bu yasağa riayet ise, İslâm'ın âdaplanndandir. İslâm'ın herhan*gi bir edebine riayetsizlik ise keramet ve velayete ma*nidir.'» Ebu Süleyman ed-Daranî der ki: «Çoğu zaman, feyiz yoluyla kalbime birtakım su*lar ve tecelliler vaki olurdu. Fakat ben bunları kitap ve sünnetten iki âdil şahit olmadan kabul etmez*dim.» [277]Cüneyd-i Bağdadî der ki: «Allah'a ulaştıran yolların hepsi kapalıdır. Ancak Rasulallah'ın yoluna uyanlara yollar açıktır. İtikatta, amelde, bütün hareket ve konuşma*larda Resulüllahm yolu ve sünnetleri üz3rinde olanlar ancak Allah'ın rızasını kazanabilirler. Evliyanın, îslâmî prensiplere bağlı olmasının gerekliliği hususunda İmam Rabbani (Rh. A.)t Mektubat'ında şöyle demektedir: «İslâm'ın hükümlerini işbatta muteber olan, kitap ve sünnettir. Müctehitlerin kıyası ve ümmetin icmaı da, ahkâmı isbat ederler. Bu dört şer'î delilden başka hiç bir şey, dinî ahkâmı isbat edemez. Ne ilham, ne de keşif ve velayet sahibi kimseler, haram-heiâl, farz ve sünnetten hiç bir hüküm koyamazlar. Velayet sa*hipleri de, müetehitleri taklitte diğer mü'minler gibi*dirler. Bunların ilhamları ve keşifleri. müctchirîİ tak*litte, bunların başkaları üzerine daha meziyetli olma*larını gerckthmez. Bu büyük zevatın meziyetleri baş*ka hususlardadır. Zira bunlar, keşif ve müşahede sa*hibidirler. Yaşayınca Allah için yaşarlar, ölünce Allah için ölürler. «İslâm'ın hükümleri bir ağaçtır. Marifet de bu ağacın meyveleridir. Ağaç, yaşadığı ve iyi bakıldığı müddetçe meyve beklenir ve güzel olur. Ağacı kesip de meyve bekleyen kimseden daha ahmak kim ola*bilir? Ağacın kökünde hastalıklar, sakatlıklar olun*ca meyveler de yok olur. «Bu halde islâm'a bağlı olan kimse, marifet sa*hibidir, islâm'a bağlı ve müdavim olmayan kimse*nin marifetten nasibi yoktur. Eğer bu kimseden her*hangi bir keşif olursa; istidractır. islâm'ın reddettiği her şey zındıklıktır, küfürdür.» [278]Seyyid Ahmed Rufaî (Ah. A.) de, «EI-Bürha-nü'1-Müeyyed» isimli kitabında şöyle der. «Tarikat, şeriatın aynıdır. Aralarındaki fark, lâfız-, dadır. Maddeten ve manen netice birdir. Şeriatın red*dettiği her şey zındıklıktır. Efendiler!. 'Ebu Yezid böyle dedi', 'Haris şöyle söyledi1, 'Hallaç bu sözlerde bulundu" deniliyor. Bu nasıl sözdür? Bu lâkırdılar*dan önce îmam Numan, imam Şafiî, İmam Malik, !iham Ahmet, bunlar ne dedi? Bunlara bakmalısınız. Kulluk işlerinizi bunlarin sözleriyle tashih etmelisi*niz. Bundan sonra, fazla sözlerle menfaatlenebilirsiniz. Ebu Yezid'in, Ebu Haris'in sözleriyle bir şey çoğa*lıp azalmaz. Ama Şafiî, Malik, Numan ve Ahrned'in sözleri en güzel yollardır. îlim ve amel ile şeriatın te*mellerini muhkem kıldıktan sonra; îlim ve amelin ka*palı olanlarına himmetinizi yürütünüz.» [279]Peygamberlerin, Allah tarafından verilmiş, üstün tıfatian vardır. İslâm'ı bilmeyen sapıklardan bazıları, velilik mertebesinin, peygamberlik mertebesinden efdal olduğunu iddia edsrler. Böyle bir iddia, kim ve ne*reden gelirse gelsin; buna inanan kâfirdir. Yukarıda da dediğimiz gibi; İtikatta, amelde, bütün hareket ve konuşmalarda Resuluîlahm yo*lu ve sünneti üzerinde olanlar ancak Allah'ın rı*zasını kazanabilecek, vs onlar ilâhî lûtuflara eri*şeceklerdir.[280] |
Alıntı:
Alemler Peygamberimizin yüzü suyu hürmetine yaratılmadı mı ? Allah'tan Peygamberimize , Peygamberimiz (s.a.v)'den Allah dostlarına feyz ve bereket gelmese nasıl sohbetleri tesir etsin ki ? Değil mi ? Ben kimi zaman sohbet ederim Aha bizim imam konuşmaya başladı diye içten içe söyleniyorlar bunu hissediyorum . Gördüğüm eksiklikleri oluyor namazdan bahsediyorum yanacaz hep beraber napalım be dayı diyor üsluba bak be :) Adamın umrunda değil. Daha doğrusu biz daha adam olamadığımız için pek etkilemiyor dediklerimiz . Ama Allah dostları sohbet ettiği vakit hedef 12 den vuruluyor tesir ediyor Hidayet Allah'tan tabiki.. Tasavvufu bilmiyorum dediğin halde neden hâlâ üstelersin be kardeşim .. Kur'an ve sünnete ittiba etmeseler nasıl o makamlara yerleşecekler . Allah dilediği kuluna dilediği vakit kapı açar . Ben cahilim asla her şeyi çok iyi bilirim diye bir şey demediğim gibi sana cahil de demedim aksine araştırman iyi , araştırıp öğrendikten sonra doğru yolu bulan kişi gerçekten çok iyi ilerliyor seyrü süluk yolculuğunda . |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:31. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com