![]() |
Nasrun Minallahi ve Fethun Karib
Saf Suresi 13. Ayet "Nasrun minallahi ve fethun karib" hakkinda bilgisi olan ya da bu ayetle dua edip de duası kabul olan var mı?
|
Alıntı:
|
Bu duayı okumanın günü saati şartları nedir yardımcı olur musunuz
|
Alıntı:
|
Ne zaman okusam rahatlarım,manevi olarak iyi hisettirir motive eder ,müjde verir inşallah sığındığım bir ayet doğrusu...
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Yani bu konuda çok şey söylerm de demiyorum. Sadece bir noktadan sonra havass ile ilgilenmiyor insan. Mesele "yakin" edebilmek. Havass da aslında bunun bir vesilesidir. |
Alıntı:
Sayılar önemlidir ana pekte takılmamak lazım sayılara.. mesela ben geçmişte iş için bir uygulama yapmıştım. Belli sayıda tesbih çekiyordum ama sonradan farkettim ki benim tesbih 99 luk değil 100lükmüş bir sırada 34 tane var hep fazla çekmişim söylenilen sayıdan ama isteğim gerçekleşti çok şükür. Bazen eksik fazla pekte önemli değil kanımca 1000 tane zorlayarak istemeyerek yapmaktansa 100 tane isteyerek yürekten yapmak belkide daha makbul ve hayırlıdır.. Rabbim doğrusunu bilir.. |
Allah razi olsun
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
İrfanda seyri-sulukta sayılar çok önemlidir yukarıda arkaşın belirtdigi gibi, kapıyı açmak için kilidin bir diş fazla ve ya eksik olması büyük mana arz eder. Hatta bir kişi ne havas ne de irfan, tasavvufla da ilgilenmiyor sadece sevap niyyetine okusa bile eger hadisde bir dua ve ya zikir için sayı belirlenmişse o sayıya uymak zorunda, yok sayı belirlenmemiş ise zikir ilminden nasibini almış bir kişi ile muşarite yapar öyle başlar. |
Alıntı:
delili nedir bunun? Meseleyi sayı meslesine indirme gafletinde elbet bulunmuyoruz. Zira herşeyin bir hesap üzre olduğunu Allah Azze ve Celle'nin kendisi buyuruyor. Fakat biz Kur'an ve sünnette Allah'ı şu kadar zikredin diye bir delil göremiyoruz? Zira Müslim hadisinde; “Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun?” diye sordu. O da: – Evet, diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa, sevap bakımından onlara eşit olur: Sübhânallâhi ve bi–hamdihî, adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî:" Bu hadis üzre bu zikirle ilgili efendimizin verdiği bir ruhsat vardır. Bu zikri bu şekilde yaparsak daha faziletlidir. Yanı sıra görüyoruz ki sevap bakımından sayıların bir önemi yoktur. Sayılar zikir ibadeti açısından tasavvuf dinince havas uygulamalarında önemlidir. Fakat zikir ibadeti açısından bir delili yoktur. Varsa bir Kurani delil, yoksa sünnetten senedi güçlü bir hadis paylaşın. Bizim düşüncemiz tasavvuf dininin koparma maksadı ile belli ölçüler(ebced ki maalesef israiliyat kaynaklı bir hesap) üzerinden sayıları dayatmasıdır. Allah Azze ve Celle'yi şu kadar zikrederseniz şu olur diye bir ayet okumadım ben... |
Alıntı:
Sizin sorununuz nedir biliyormusunuz kardeşim ? irfan ile havas ilmini karıştırıyorsunuz pek çok kişiler gibi Zikirden söz açıldıysa öncelikle kuranda geçen zikrin anlamına mealine bakmak lazım. zira bazı ayetlerde zikir namaz anlamındadır, bazı yerlerde günahla karşılaşınca Allahı yad etmekdir, tefekkür ve.s evet Allahı zikir etmek için sınır yoktur amma bu hangi zikir nevinden bahs ediliyor burda ? namazmı, tefekkürmü yoksa tesbihle "Subhanellah" çekmekmi ? Zikir bir ilim dalıdır. Harf ilmi de vardır. Rakam (aded) ilmi de vardır. Cifir ilmi de vardır. İslami kaynakları iyice araştırın kaynağı neresi imiş. Ya beni israilden öncede ebced var ise ? :) o yüzdün araştırın diyorum Mesela Hz Zehra (s.a) tesbihinin geçdigi tüm kaynaklarda bu uygulama için sayılar belirlenmiştir. 34 Allahu Ekber, 33 Elhemdulillah, 33 Subhanellah. Bunu inkarmı edeceğiz ? Kurandan delil istemeyin nasıl ki, siz namazın rekatlarını kuran ile kanıtlayamıyorsunuz. Son olarak her kişi kendi delillerine göre amel etmekde özgürdür yeterki, inat ve teessüpten uzak dursun. |
Alıntı:
Cevaben kitap yazılır fakat polemik yaratmamak için hiç birine cevap vermeyeceğim. Zira çok yapıldı bu münazara.. Fakat bir konuda anlaşalım. Elif. Lam. Ra. Bunlar açık ve anlaşılır Kitap'ın ayetleridir.12:1 Burada herhangi bir "öz"e ihtiyaç olmadığı diğer bir çok ayetlerde izah edildiği gibi izah edilmiş. Bakın zırva tevil götürmez. Lüzum da etmez. Bir öze ihtiyaç da yoktur. İncil ve Tevrat neden bozuldu? Yorum girdiği için kitabın içine... Yada şöyle diyelim.. Kur'an neden indi? Zira bunlardan kitap ehli olarak bahseder. Allah inancı vardı yani adamlarda? Fakat Kur'an gönderildi. Çünkü Allah Azze ve Celle'ye göre bir Rabb inancı yoktu. Mesele gereğinden fazla yorumun dine girmesinden kaynaklı. Öz konusuna katılmıyorum. Bizim yeterince öz bir kitabımız vardır. Bu bağlamda tasavvuf başlı başına bir dindir. -derinlemesine inmek istemiyorum. Zira arabinin, geylaninin, rabbaninin, gazalinin eserlerini tartışmaya lüzum yok.- tevhid ile ilgili çok büyük ayarışmalar söz konusu. Halik ile mahluk arasında ki farki Kurani ve tasavvufi bağlamda incelemek bu tezatı müşade açısından bence yeterlidir. Ayetlerden ziyade dilerseniz 99 esma üzerinden dahi bu incelemeyi yapabilirim... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
her zaman meselenin anlaşılması için şu elzem şeyler bilinmek zorundadır. her ilmin kendisine has bir dili ve terminolojisi vardır. kavramları vardır.altyapısı vardır. kur anı en iyi anlamanın yoluda ulumul kur an : kurm an ilimleri : denilen o ilime baş vurmaktadır.
esbabı nüzul-tecvid ilmi-kıraat ilmi-vakıf ve ibtida-esbabı nüzul-nasıh mensuh-muhkem muteşabih-hurufu mukatta-ğaribul k uran- i cazül kur an-fevatihussüver-aksamul kur an- kısasul kur an ve devamı gibi pek çok kavramı bilmek gerekir. işte bunlar kru anı anlamak için bilinmesi gereken konulardır. yoksa önüne gelen mealden kur an böyle diyor şeklinde ifadelerle söze başlar lakin bilmezlerki ilmi hiç bir vechesi yoktur. |
Alıntı:
---------- Post added 10.08.20 at 06:33 ---------- Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Huruf harfleri direk ismi azam ile ilintilidir. Besmele ile de ilgisi var. Bu harflerin mükerrer olanları çıkarıp şöyle bir kağıda yazınız. Sonra seyredin.. Sır ortadan kalkar. Ayrıca konu sadece bu değil ki. Konu tasavvufun israiliyatla, hint kültürü ile dolu olmasıdır. Bazı uygulamalara bakın. Rahmani olsa hint kültüründe çalışmasının anlamı nedir? Rabıta, rukye, muska gibi... Sahih kabul edilen hadislerin işaretlerine bakın. Yada "keşf" yolu ile arabiye bildirildiği söylenen hadislere bakın tamamı israiliyat kokuyor. Evvela tasavvufun halik ile mahluk arasında ki mesafeyi hiçe indirmesi en büyük israiliyat değil mi? Baştan sona küfr, baştan sona şirk.. "Kul huvallahu ehed. Allahus samed. Lem yelid ve lem yuled Ve lem ye kun lehu Kufuven ehed"112 Bakınız ihlas suresi. Gayet açık seçik. Beyan ortada. Bestami nin cübbesinin içinde olmadığını daha hangi zahir ve batın ile izah buyursun? eklemeyi unuttum kusura bakmayın; Kur'an ın sırlarla dolu olduğu konusunda bende aynı fikirdeyim. Fakat bu hakikatlara kesinlikle tasavvufla ulaşılmaz. |
Alıntı:
Daha önce belirtdim biz (benimle aynı inançta olanlar) kuran sünne ve akıla zıt olan gayrı irfanları kabul etmiyoruz ama siz hep hint irfanını İslam irfanı ile sentez yapma çabasındasınız sanki. Bu gün ismi kitaplarda geçen bir çok sufi irfana yoga ve hint fakirlerinin kültürünü katmış ise bu insanı küçültmez, onları küçültür. Şeriata zıtt olan yolarla irfanda nam salmış yüzlerce ünlü kişi var, isimlerini ihtilaf çıkmasın diye yazmıyorum. Güzel kardeş insan kamilleşmeyince hiç bir sırr ortadan kalkmaz. İstersen yüz kere yaz. Siz bırakın bir ayetin batınını besmeleninin noktasının sırrını bile izah edemezsiniz zira bu ilmi ledun ile ilgili. Kuranın 7 batını vardır. Siz hadis ilmi olan rical ilmine, arapçaya aşina degiliseniz hadislerin sahih ve ya sahte olmasını söyleyemezsiniz. Sahte hadisler vardır ve bunu kimse inkar edemez ama bir kişinin şahsi görüşü ile belirlenmez ki bu, delil ile tahkik ile belirlenir. Son olarak bir şey daha söyleyeyim. Sizin mantıkınıza göre bir sufi meditasyon yapsa bu yanlıştır zira bu yogaların, rahiplerin metodudur. Halbuki bunu inkar edecek delil yok, şuan kullandığımız teknoloji çinden geliyor, o zaman hepsini çöpe atalım mantıgı ile aynı. Bana ilginc gelen bazı şeyleri inkar etmeniz degil, inkar etdiginiz şeylerin kendi görüşünüze dayalı olarak inkar etmeniz :) |
Alıntı:
Bunu okur okumaz kestim. Gerisini okumaya değer görmedim belli ki siz benm ya yazdıklarımı okumamışsınız yada sizin İslam anlayışınız tasavvuf tan ibaret yada okuduğunuzu idrak edemiyorsunuz. 3 halde de sizinle kelam bize zarar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
heyt babalar ya. Ne güzel manipüle ettiniz konuyu. Cehli örtmek.. Ambalajın içindekini saklamak bu yaptığınız. Size bir ayrıntı veriyim mesele yerine otursun; İslam = tasavvuf değildir. Biz İslama birşey demedik. Sizin inandığınız dine laf ettik. Gelinen noktada haksız da olmadığımızı gördük. Tasavvufa edilen kelamı İslama edilmiş algılayışınız ve üslubunuz gösterdi bize... Takdir umumundur... |
Alıntı:
en son öğrendiğim bir ibadetten bahsedeyim sana ismi azamla ilgili peygamberimize allah miraç gecesinde bu ismi azamları öğretti ve 7 defa okuyup dua etmesini söyledi zamanı var detaylı girmiyorum.. ---------- Post added 11.08.20 at 21:52 ---------- Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
yok biz derdimizi izah edemiyoruz. 3 keredir diyoruz ki biz tasavvufu İslami bir kültür olarak kabul etmiyoruz ki İslam irfanı sayalım.. Ama yok bunu da izaha lüzum gerekti. Her ne ise.. Sizin bu irfan saydığınız mesele İslama batınilik diye bir mesele soktu ki bu sadece benm değil tüm İslam aleminin, sapıklık olduğu noktasında hem fikir olduğu kanayan yaradır. Ben burada ıspat edici değilim. Fakat daha önceden de dedim bu iş hesap günü elinizde kalır. Din Allah Azze ve celle nin dinidir. O nun tarifi ile inanırsan Müslüman oluyorsun... Madem kelimelere takıldık size tavsiyem müşrik kelimesi nedir? Kuran hangi ortama inmiştir? Bi gözden geçirmeniz ve Amentü yü biraz talim etmeniz.. Kurana yalancı kelimeleri çok fazla talim etmeyin. -) gün geçtikçe daha çok yabancılaştırır, sıkıntı çıkar... |
Sayısı 13 defa ayetin sırasına göre tamam:)
|
Şimdi ben bu konuya nereden nasıl gireyim bilemedim. Çünkü o kadar çok yanlış var ki, hepsini düzeltmeye kalksam sayfalar yetmeyecektir. O sebepten kısa kısa geçeceğim.
Tasavvuf İslam'ın irfanı değil, İslam'ın havvas seviyesidir. İslam'ın irfanı önce tevhid de sonra şeriatta sonra hakikattedir. Tevhidi kalbine koymayan, şeriatı anlayamaz, şeriatın ilmini bilmeyen hakikate zaten varamaz. Vardığı hakikat ya batıl ya da sapkın olur ki o durumda da imanıyla birlikte herşeyini kaybeder. İslam'da tasavvuf yoktur diyenlerin, 1.Akabe biadı, 2.Akabe biadı ve en önemlisi Ashab-ı Suffa'dan haberi yoktur sanırım. Yedi uyurlara girmiyorum bile. Kur'an bize hikaye anlatmıyor (hâşa ve kellâ). Yok bu olaylar tarihseldir, misal yorumlardır diyenle de ben tek kelime sohbet etmem, selam da vermem. Rabıta, keşf gibi ruhani özelliklerin hint mitolojisinden geldiğini kim çıkardı? Siz hiç mi İslam tarihi ve İslam öncesine dair medeniyet tarihi kitabı okumadınız? İsrailiyat'a tabii ki bizde karşıyız, hint mitolojisi ve taoizm gibi yoldan çıkmış öğretilere bizde karşıyız. Ancak bunlardaki çoğu yöntemin Nuh A.s. döneminden geldiğini bilmiyor musunuz? TRT'de çıkan bir profesör Nuh (a.s.) oğluyla cep telefonuyla konuşuyordu dedi. Tövbe haşa Nuh (A.S.) herhalde ahiretcell kullanacak hali yok. Rabıta ve telepati yoluyla konuşmak o dönemden beridir vardır. Minel kalbi ilel kalbi sebila boşuna denmiş birşey değildir. Nasıl ki Hz.Ömer "Ya sariyye dağ" diyerek minberde konuştuğu anda, paganlarla savaşa giden Müslüman ordusunun komutanı sariyyenin dağa sığınması gibi. Meditasyon vs. dediğimiz tüm olaylar zaten eski hak dinlerden alınmıştır. Ama farkı şudur; O uygulamalar da tevhid yani Allah'ın birliği yoktur. Alt tanrı veya ast tanrıçalar vardır. Mekkeli paganların putlara tapmaları bile "Onlar bizi Allah'a yakınlaştırsınlar tapıyoruz" demeleri doğrultusunda tevhidden çıkmalarının neticesidir. Tevhid'den uygulama veya rabıta ile çıkmazsınız. Rabıtayı, Allah dostlarına veya tevhid ehline yapmadığınız zaman çıkarsınız ki ŞİRK denilen mesele de budur. Alkolik bir sarhoşun bile rabıtası vardır. Çünkü o sarhoş, sevdiği bir sarhoşu gördüğü ve ona sevgi celp ettiği için meyhaneye gider. Peygamberimiz (S.A.V.) kişi sevdiği ile beraberdir ne demek istedi? Hiç düşündünüz mü? Lütfen beyler, hassas olan bu konularda en az 5-10 kitap bitirmeden konuşmayın. İsmini vermeyeceğim bir sözde Müslüman vardı, internette tarikat ve tasavvuf ehline ağız dolusu laf eden onları şirk ve küfür ile suçlayan. Bu vatandaş; Önce evliyalara dil uzattı sonra tasavvufa dil uzattı sonra hadisleri inkar etmeye başladı En son gördüğümde ayetleri inkar edip, kafir diye bilinenleri övmeye başlamıştı. Biz bu hale gelmek istiyoruz diyorsanız, buyrun kapı açık ama bu duruma düşmemek için hakikati iyi bilmelisiniz. Vesselam. |
Alıntı:
cay2cay2cay1çay99 |
Alıntı:
Ortaya batınılar inancını da katdınız pes yani, ona kalsa 72 mezhep var o zaman İslammı sıkıntılı ? Halbuki İrfana aşina olan birisi iyi bilir ki, batıncılık islam irfanına ters. İşte tam da bu yüzden diyorum ki, konu hakkında bilginiz derin degil. Bu noktadan sonra tartışmayı sonlandıralım. Selametle. |
Alıntı:
Duvara yaslanıp konuşunca mesele çözülüyor elbet. Şimdi bu öfkenizi anlayamıyorum ve takılmayacam da fakat bunlara delil göstermezseniz havada kalır.. Seneti sağlam olmayan konuşmalar yanlıştır. Seçip şunlar şunlar yanlıştır diye yazmak istediğim çok ama o kadar zaman da yok. Fakat... Hz. Nuh nebidir. Evliya değil. Müşrikler putlara meleklerin isimlerini vermiş Allah'a aracı koymuşlardı. Ve cinlere de inananlar vardı. Allah inancı ve melek inancı da vardı. Üç beş kitap bitirmediysekde kuran hangi ortamda indirildi biliyoruz. Bilgi kirliliği yapmayın. Ashabı suffa'dan Birtane senedi sağlam bir hadis ile rabıtaya örnek gösterirmisiniz? Kuran Azimüşşan'da geçen kıssa lara dpğru sorular sorulursa doğru cvplar alınır. Senedi delili olan meseleleri biz esas alırız.. |
Alıntı:
Ashab-ı Suffa ile ilgili ayet dahi vardır. Bakara Suresi 7.Ayet der ki; "Sadakalar, kendilerini Allah yolunda hizmete adamış fakirler içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşıp hayatlarını kazanmaya fırsat bulamazlar. Onların hallerini bilmeyen kimse, istemekten çekindikleri için, onları zengin sanır. Ey Habibim, sen onları yüzlerinden tanırsın. Yoksa onlar insanlardan ısrarla bir şey istemezler. Ve siz her ne bağışta bulunursanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir." Hadi diyelim ki bu da sizi kesmedi; Sahih Buhari ve Sahih Tirmizi'de sabit olan bir hadis-i şerif; "Açlıktan yüzü koyun yatıyordum. Bazen de karnıma taş bağlıyordum. Bir gün halkın gelip geçtiği bir yol üzerinde oturdum. O sırada oradan Resûlullah geçiyordu. Vaziyetimi anladı ve 'Ey Ebû Hüreyre,' diye seslendi. 'Buyur, yâ Resûlâllah,' dedim. 'Haydi gel,' buyurdu. "Beraber gittik. Eve girdi. Ben de girmek için izin istedim. Müsaade ettiler. Ben de girdim. Bir kapta süt buldu. 'Bu süt nereden geldi?' diye sordu. 'Falâncalar hediye olarak getirdiler' diye cevap verdiler. Sonra da, 'Ey Ebû Hüreyre, Ehl-i Suffaya git, onları bana çağır!' diye emretti. "Ehl-i Suffa, İslâm'ın misafirleriydi. Ne âileleri ne de mal mülkleri vardı. Resûlullah'a bir hediye geldiği zaman hem kendisine ayırır hem de onlara gönderirdi. Kendisine, ehline verilmesi için gönderilen sadakaların tamamını onlara gönderir, katiyen kendisine bir pay ayırmazdı." "Resûlullahın Ehl-i Suffayı daveti beni üzdü. Ben, bu kaptaki sütü tek başıma içer de, bununla epeyce bir müddet idare ederim, diye umuyordum. Kendi kendime, 'Ben elçiyim. Suffa ehli gelince onlara sütü ben taksim ederim' dedim. Bu durumda sütten bana hiçbir şey kalmayacağını biliyordum. Fakat, Allah Resûlunün emrini yerine getirmekten başka çare de yoktu. "Gidip, onları çağırdım. Geldiler. Müsâade isteyip oturdular. PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) 'Ebû Hüreyre, kabı al ve onlara süt ikrâm et' buyurdular. "Süt kabını alıp, dağıtmaya başladım. Herbiri kabı alıyor, doyuncaya kadar içiyor, sonra arkadaşına veriyordu. Suffa ehlinin sonuncusu da içtikten sonra, kabı Resûlullaha verdim. Aldı. İçinde sadece azıcık süt kalmıştı. Başını kaldırarak bana bakıp gülümsedi ve 'Ebû Hüreyre,' dedi. 'Buyur, yâ Resûlallah,' dedim. 'Süt içmeyen ikimiz kaldık,' buyurdu. 'Evet, yâ Resûlallah' dedim. 'Otur sen de iç' buyurdular. Oturup içtim. 'Biraz daha iç', dedi. İçtim. Yine içmem için ısrar etti. 'Daha daha,' diyordu. Nihayet, 'Seni hak din ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, içecek yerim kalmadı' dedim. 'O halde bardağı bana ver' buyurdu. Verdim. Allah'a hamdü senalar etti. Sonra Besmele çekerek geri kalanını da kendisi içti." Benim daha ilgincime giden, hadis ve ayetler konusunda hassas olduğunuzu söylediğiniz halde hadisleri bilmemeniz. Bu hadis, buhari ve tirmizi teyidi ile sahihtir. Kesinlikle sek ve şüphe yoktur. Eğer inkar etmek isterseniz siz bilirsiniz, ama bu hadisi inkar ettiğinizde ne olacağınızı varın siz düşünün. Size de benden küçük bir tavsiye; Halis bayuncuk ve ebu haris gibi sapıkları pek fazla dinlemeyin. Onların, kemalist sapıklardan bir farkı olmadığını bilin. |
Alıntı:
Onların bu tarz tasavvufi çalışmalarına bir delil sunun dedik -) Okuduğunuz kitaplar size tek atımlık mermi vermiş demek ki -) Ben çok güldüm Allah da sizi güldürsün. Ama bu kadarsınız işte... |
Alıntı:
Kur'an ve sünneti herkes farklı algılayıp yorumlayabilir. Bu doğru olabilir. Fakat hakikat budur diye ölçüsü, delili seneti olmayan mesnetsiz söylemleri dikte etmeye başlarsa biri sorun burdan başlar... Batınilik ve kollarını bi tık incelerseniz sadece kavramların değiştirilip tamamen tasavvuf adı altında İslama monte edildiğini görürsünüz. Vicdan sahibiyseniz bu mesleyi Bi mukayese ediniz. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:39. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com