![]() |
Kalbim mi mühürlendi? Şüphe halinden kurtulmak istiyorum
Selamun aleyküm, herkese hayırlı geceler dilerim. Biraz iç dökme gibi bir konu olacak, belki de yanlış yere açmışımdır. Eğer öyle bir şey yaptıysam affola.
19 yaşındayım. Çok ufak yaşlardan beri aslında okült ilimlere ilgiliyim. Belki bir zandır, yani ben öyle sanıyorumdur belki de gerçektir bilemem ama hep bir koruyucu meleğim var diye düşünüyordum. Bulunduğum çevre gereği çok pis olayların da içine girdim, zor şeyler de yaşadım ama sürekli, bir şekilde sıyrıldım beladan. Benden daha az bu tür eylemlerde faaliyet gösteren arkadaşlarım, tanıdıklarım ağır bedeller ödedi. İnanmaya meyilliyim, ama çok acımasız bir rasyonalitem var. Aklıma çok güveniyordum, her şeyi, ama her şeyi sorguluyordum. Bir de obsesif kompulsif bozukluk rahatsızlığı olunca bunlara ek olarak az çok durumu tahmin edin. Ufak yaşlardan beri felsefe, psikoloji, matematik vs. ile iç içeyim, çünkü hakikatin peşinndeyim. Platon, Aristo, Kant, Hegel, Nietzsche, Freud, Jung, Marx, Locke, Stirner vs. hepsinin çoğu eserini okumuşumdur. Ayriyeten sıkı bir genetik okuyucusuyum. Neyse, aslında bunları anlatma sebebim kesinlikle ego tatmini değil, lütfen beni yanlış anlamayın. Sadece durumumu net bir şekilde izah etmek, yorumlarınzı yazarken bunları göz önünde bulundurmanız maksadıyla yazıyorum. 16-17 yaşına kadar akla çok güveniyordum, hakikate onunla ulaşabileceğimi düşünüyordum. Sonra Gazali ile tanıştım, aslında ismen biliyordum ama okuma fırsatım olmamıştı hiç. İmam Gazali’nin yazdıkları beni etkiledi, onun sayesinde ve bilim felsefesi okumalarıyla maddesel temelin kökeninde bile bir inanç(aksiyom) olduğunu gördüm, hakikate bir tek akılla ulaşılamayacağını kavradım. Dini inancımı hiç kaybetmemiştim, oruçlarımı hiç aksatmadım, 18 yaşına kadar ağzıma ne sigara, ne de alkol sürdüm. 18 yaşımın sonlarına doğru ilk defa alkol kullandım. Sigara hala hiç içmedim, alkol içtigimde de ne bileyim içimden bir ses bu sen değilsin diyordu, yani evet etkisi güzeldi ama benimle taban tabana zıt bir şeydi. Kız arkadaşım da vardı, yani anlayacağınız sevgili büyüklerim, harama bulaşmıştım, Allah’dan uzaktım. Evet uzaktım, ibadetlerimi yapmıyordum, ama kaybetmemiştim inancımı. Bir zaman sonra hakikate felsefe ile ulaşamayacağımı anladım. Bakın ulaşılmaz demiyorum, yani ben ulaşamadım. Çünkü obsesyonum sebebiyle çok detaycıyım, sabah kalkar kalkmaz düsünmeye başlar, gece yatakta bile düşünürdüm. Bu da beni yorardı. Derken keşişlere baktım, sufilere baktım, kısaca inançlı insanlara baktım. Çok mutluydular, ya mutluluk şöyle dursun, o olmasa da olur, çok huzurluydular. Ama benim içimde hep bir boşluk vardı, hayatımın anlamı yoktu, tek anlamım ailemdi, hala da öyle. Onlar için katlanıyordum yemin ederim. Rabbim yokluklarını göstermesin. Neyse, belki içimdeki bu boşlugu spiritüelizmle doldururum dedim. İlk önce saçmalık olarak nitelendirdiğim astrolojik doğum haritamı bir dostuma yorumlattım. Bana, “ Senin merkürün balıkta, bu işlere eğilimin çok yüksek” dedi, biraz cesaretlendim. Maceram tam da burada başlıyor esasında. Ama işte akıl gene devreye girdi, bir deneyim gerekliydi. İnanmaya evet çok meyilliyim, ama bir deneyim gerekli. Derken küçükken, elimde çıkan siğilleri anneannemin okuyarak yok etmesi geldi, komşularımıza yapılan ve etkisi görülen büyüler geldi. Bu biraz inancımı artırdı, mutlu olmuştum. Sonraki günlerde bir rüya gördüm, garip bir rüyaydı. Rahmani olduğunu düşünerekten anlatayım. Evin içinde yeşil bir yılan beni kovalıyordu, ondan kaçıyordum. En son beni sıkıştırdı, sokmaya başladı. Ama garip şekilde hiç hissetmiyordum bunu, sonra bedenimin etrafında mavi bir nasıl desem ışık belirdi, kalkan gibi. Beni o koruyordu. Sonra bir adam, böyle nur yüzlü beni ordan alıp yerdeki seccadeyi işaret etti, ve evimizin her yerinden o mavi ışık saçılmaya başladı. Sonraki zamanlarda yılda 3-4 kez yani ortalama 4-5 ayda bir elime kına yakılı uyanıyordum sabah vakti. Yazı çok uzadı, hakkınızı helal edin. Benim sizden yardım istediğim konu şu: Söylemeye çekiniyorum ama içimden ibadet yapasım gelmiyor. Namaz, esmalar, zikirler vs. Sanki hiç ama hiç bir şey hissetmeyecekmişim ve haşa işe yaramazlarmış gibi geliyor. kalbim mi mühürlendi? Neden böyle hissediyorum sürekli? Sonra bunu aşmak için insanların tecrübelerine bakıyorum, işe yaradıgını söyleyenlere de içimden herkes yalancı diyorum. Kendim şuana kadar bir tek telepatiyi deneyimledim, onda bile acaba tesadüf mü diyorum hala ikna olmadım yani.. Bana ne önerirsiniz dostlar? Lütfen yardım edin. Bu şüphe halinden kurtulmak istiyorum, tecrübelerinizi de dinlerim hiç problem değil. Yeter ki yardımcı olun.. |
20 yaşında ki bir genç açısından güzel ve biraz da boş olmadığına işaret eder bir yazı olmuş.. Amma bir kaç noktada kafa açmak lazım biraz da umuma göndermeler içersin...
İlk olarak şunu net bir şekilde ortaya koyalım ki günümüzün yeni hastalığı, şirki, küfrü vs adına ne dersiniz bilmem ama akıla taşınmak.. Yani özellikle yeni nesil bilim ve akıl düzleminde düşünüp buna göre yaşamak istiyor. Fakat sadece istiyor işte... Mantığa uymayan bir hayatım olsun ama akıla tapınayım biri de Allah deyince bilimsel kanıt isteyeyim edebiyatının insanı taşıyıp getirebildiği en son nokta burası maalesef.. Şimdi bir bakalım akıl-bilim olunca sadece hayat nasıl bir hale geliyor İslam çerçevesinde inceleyelim... -kuran nüzul edildiğinde toplumun durumunu incelediğimizde görüyoruz ki kadın tüm dünyada miras dahi bırakılır bir eşyayken erkek toplumun her anlamda efendisi... Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü fakat tecevüz edilerek yada tecavüzle öldürülmediği bir iklimde bir yetim, ümmi dur dedi... Avrupaya baktığımız da Kız çocukları zaten hastalık yada türlü rezillikler dahilinde katledilir durumdadır... Gelelim fahşiyat konusuna.. Mekke yi sadece inceleyecek olursak biraz efendimizin hayatını okumuş biri namus kavramının hiç kalmadığını ve dahi neseblerin birbirine karıştığını müşade eder ki ahlaki çöküntü bile değildir. Kadınlar ise zaten erkeklerin şehvi duygularını bastırır bir eşya olduklarını idrak edebilmiş ve islamın öğretisi olan "iffetten" eser kalmamıştı. Mekkeli bir yetim dur dedi... Çok eşlilik konusu var ki zaten bu hala bile dünyanın bir çok yerinde ahlaken normal karşılanır durumdayken o gün, adil olabilirseniz eğer evlenin. Olamazsanız bir eş sizin için en hayırlısıdır. Buyrulmuş adil olmanın hükümleri de ulemalarca belirtilmiştir ve uygulanabilirliği zor hale gelmiş ve bazı gerizekalıların anladığı gibi çok eşliliği değil tek eşliliği teşvik etmiştir. Avrupa da ise o gün için kadın bir eşya durumunda olduğundan nikah gereksinimi duyulmaksızın kendi tabirleri ile heryer birilerinin "piç"leri ile dolmuştu. Sonuç olarak İslam kadının bugün ki sosyal noktasının zeminlerini atmış bina etmişti.. Görebilene tabi.. Zira İslam öncesi ve sonrası diye kadının sosyalleşebilmesi incelenirse gerçek apaçık ortaya çıkar... Gelelim erkek tarafına.. Kısa keseceğim.. Lut ve semud kavimleri eşcinsellik ve sapıklık yüzünden helak edilmiş ve İslam bu işi kesin kes yasaklamıştır. Aklın mantığın ve beraberinde getirdiği bilimin ve bu kavramları yanlış anlayanların sunduğu dünyaya bakalım bir de... Kız çocukları gömülürken şimdi Tecavüz edilip katledilir halde.. Eşcinsellik kurumsallaştı. Pislik kaynaklı bir virüs nedeniyle dünya alarmda. Yeme içme konusunda sırtı göğe bakan her şey yiyiliyor.. Gelir adaletsizliği, bencillik, güçlünün daima haklı olduğu bir adalet sistemi vs vs... Kur'an ın sunduğu hayat daha insana layık olduğu şerefi veren, daha adil, daha temiz, daha ahlaklı velhasıl kelam daha normal bir toplum ki çok uzun bir bahis bu tevillendirecek olsak gider... Akıl mantık bilim tapıcıların dünyayı getirdiği hal ortadadır. Daha fazla detaya lüzum yok... Kafanı açmak istediğim bir diğer mesele de çok büyük ihtimalle gördüğün rüya rahmani değil, tamamen şeytani.. Seni buraya getiren kalbin. Ondan da rahatsızlık duyanlar var belli ki üstünde bu halet üste daha fazla kalma için ibadetten soğutmaya çalışıyorlar. Derhal bir bakım yaptırıp üstündekilerden kurtulmaya bak.. Sonra gel yaz bana gerisini birlikte öğrenelelim birlikte talim edelim bakalım yolun nereye çıkar.. Bak yazma sebebimi yazmadan atlamışım -) İslam'a kur'ana çok yabancı bir kavram olan tasavvufdan İslamı öğrenmek yapabileceğin en büyük cehalet olur. Gazali zeki bir adam fakat mutasavcuftur. Ömrünün son yılları sürekli Tevbe ile geçtiğini de düşünürsek ve dahi dini de gereğinden fazla tevil ettiği de hesaplanırsa şu aşamada sana hiç bir faydası dokunmaz bilakis soğursun. Başka başlangıçlar bulmak lazım sana... Örneğin; yerinde olsaydım evvela düzgünce, Kuran'a anlamları en yakın olan meali bulur 3 4 kez okurdum. Tefsir ise bu süreçte elbette ki ister istemez baş vuracağın bir ilim. Bununla birlikte diyanetin ilmihali ile de arkadaş olur her noktada baş vururdum.. Fakat sakın meali diyanetten okuma gafletinde bulunma.. Yine en yakın mea Elmalılı Hamdi Yazır'a aittir. Önerim o yada Erhan Aktaş olabilir. Sonrasında ise Gazali den ziyade daha sahih islam alimleri vardır. Onları sırayla okumanı öneririm.. Elbette ki bunlar öneri. Yapıp yapmamak kişinin insiyatifindedir.. |
Abdülkerîm el-Kuşeyrî ise tasavvufun Arapça bir kökten geldiğini gösteren bir delile rastlanmadığını, câmid bir lakap olmasının daha uygun görülebileceğini söyler (er-Risâle, II, 550). Ona göre Hz. Peygamber’in sohbetinde bulunanlara sahâbe, sahâbenin sohbetinde bulunanlara tâbiîn, onların sohbetinde bulunanlara tebeu’t-tâbiîn gibi unvanlar verilmiş, daha sonra dinin hükümlerine büyük bir dikkatle riayet edenlere “âbid” ve “zâhid”, zamanla ortaya çıkan bid‘atlara karşı Ehl-i sünnet seçkinlerinin her an Allah’la birlikte olma ve gafletten sakınma gayretlerine II. (VIII.) yüzyıldan itibaren tasavvuf denilmiştir
Muhammed b. Vâsi‘a (ö. 123/741) göre tasavvuf huşû, nefsi hor görme, kanaatkârlık ve alçak gönüllülüktür. Cüneyd-i Bağdâdî tasavvufun dünya ile ilgili şeylerde azla yetinme, kalbiyle Allah’a dayanma, taat ve ibadete yönelme, dünyevî arzulara karşı sabretme, eline geçebilecek şeylerin yararlısını seçme, mâsivâdan uzaklaşıp Allah’a dönme, Allah’ı içten zikretme, vesveseye karşı ihlâsı gerçekleştirme, şüpheye karşı yakīn elde etme, uzaklaşma ve yabancılaşmadan kurtulup Allah ile huzur bulma gibi konuları içerdiğini (Ebû Nuaym, I, 22) ve Hz. İbrâhim’in cömertliği, İshak’ın rızası, Eyyûb’un sabrı, Zekeriyyâ’nın işareti, Yahyâ’nın garipliği, Mûsâ’nın yün giymesi, Îsâ’nın seyahati ve Hz. Muhammed’in fakrı gibi hasletler üzerine kurulduğunu belirtmiştir (Hücvîrî, s. 120). Kur’ân-ı Kerîm’de (el-Bakara 2/200; Âl-i İmrân 3/145; en-Nisâ 4/77; Hûd 11/15-16; el-Ankebût 29/64; eş-Şûrâ 42/20) ve hadislerde (Buhârî, “Riḳāḳ”, 3; Tirmizî, “Zühd”, 25; İbn Mâce, “Zühd”, 1, 6) müminlerin dünya hayatına ve maddî zevklere dalmamaları, âhirete ve mânevî değerlere öncelik vermeleri hususundaki kuvvetli vurgu sûfîlerin âhiret hayatına dünya hayatından daha fazla önem vermelerine yol açmış, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet eden takvâ sahibi bir mümin olabilmek (Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 1) tasavvufun gayesi haline gelmiştir. Öte yandan kalplerin ancak Allah’ı zikretmekle tatmin bulacağı (er-Ra‘d 13/28), müminlerin Allah’ı çokça zikretmesi gerektiği (el-Ahzâb 33/41), Allah’ın huzuruna kalb-i selimle çıkmanın uhrevî kurtuluş için gerekli olduğu (eş-Şuarâ 26/89), iyi ve temiz kalplilerin diğer organlarının da iyi ve temiz hale geleceği (Buhârî, “Îmân”, 39; Müslim, “Müsâḳāt”, 107) gibi hususlara dikkat çekilmesi, tasavvufî hayatın temeline Allah’ı çokça zikretme ve kalp temizliği konularını yerleştirmiştir. Bu sebeple tasavvufa “ilmü’l-kulûb, ma‘rifetü’l-kulûb”, sûfîlere “ehlü’l-kulûb, ashâbü’l-kulûb, erbâbü’l-kulûb ve ehl-i dil” gibi isimler verilmiştir. Varlık konusu, ruhun tasfiyesi ve nefsin tezkiyesi ile ahlâkı yüceltmenin gerekli şartları, mânevî makamlar ve haller; vecd, istiğrak, aşk, sevgi, nefret vb. duygular ve bunlara dair bilgiler de tasavvufun konuları içinde yer almıştır. I ve II. (VII ve VIII.) yüzyıllarda Medine, Kûfe ve Basra şehirleriyle Horasan bölgesi zühd hayatının yoğun biçimde yaşandığı merkezler olarak dikkat çekmektedir. Medine’de başta Saîd b. Müseyyeb olmak üzere birçok zâhid; Kûfe’de Abdülmelik b. Ebcer, Dırâr b. Mürre, Mutarrif b. Tarîf, Muhammed b. Sûkā gibi çok ağlamayı gerekli gören zâhidler (bekkâîn); Basra’da Hasan-ı Basrî ve talebeleri Mâlik b. Dînâr ile Abdülvâhid b. Zeyd ve Râbia el-Adeviyye gibi zâhid sûfîler bulunmaktaydı. |
Alıntı:
yani diyor ki; tasavvuf karşıtları Allah belanızı versin -)) Cerrah abi yeter kurban olayım... Dur çocuğu şimdiden bid'at lara boğma.. |
İmam-ı Şafii
İmam-ı Şafii, tasavvuf hakkında şöyle der: ‘Sufiler ile sohbet ettim, onlardan üç şey öğrendim ki fazlasına lüzum görmedim: Bunlardan birincisi; vakit kılıçtır, sen onu kesmezsen o seni keser.İkincisi; nefsini hak ile meşgul etmezsen o seni batıl ile uğraştırır. Ve üçüncüsü; dünyanızdan bana üç şey sevimli geldi. Bunlar; külfet ve ağırlığı terk ile sade bir hayat, kolay geçim ve tasavvuf yoludur.’ İmam Ahmet ibni Hanbel İmam Ahmet ibni Hanbel tasavvuf hakkında: ‘Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi. Külfetsiz bir hayat, huzurlu bir kalp, sünnete tabi olmak’ demiştir. Büyük imam sufiler ile oturup kalkmadan evvel oğluna şu vasiyette bulunmuştu: ‘Oğlum hadis ilmine devam et, sakın sufilerle oturup kalkma çünkü çoğu dini ilimleri bilmezler.’ Daha sonra İmam Ahmet Bağdatlı sufi Ebu Hamza ile sohbet edip onların iç dünyasını anladıktan sonra oğluna: ‘Oğlum bunlarla sohbet et çünkü; ilim murakabe, havf, zühd ve uluvvi hikmet bakımından bizden üstündürler’ dedi. İmamı Malik İmamı Malik’in tasavvuf hakkındaki sözü: ‘Fıkıh okuyup sufi olmayan fasık, sufi olup fakıh olmayan zındıktır. Her ikisini de alan ise hakikate ermiştir |
Alıntı:
|
Cevaplar için teşekkür ederim herkese. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] abi elmalının mealini okumuştum, onunla beraber ebu suudun tefsirine başlamıştım, en son ismail hakkının ruhu’l beyanını edinmiştim ama öyle kaldı, bakacağım dediğin tefsirlere de.
Bir de gördüğüm rüya şeytanı demişsin, biraz daha açabilir misin? |
Alıntı:
Msj haklarını doldur özel msj at bana. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hoca var onu da yakala forumda da da sana Bi okusun üflesin. -) |
Tamamdır abi, teşekkür ederim
|
Alıntı:
İman ve küfür. İkisi de birbirinin zıttı, lakin biri olmadan birisi olmaz. Nasıl ki beyaz olmadan siyah, siyah olmadan beyaz olmayacağı gibi. Kısacası siyahı öğrenmek için beyazı, beyazı öğrenmek için siyahı çok iyi bilmen gerekir. Madem bu işlere kabiliyetin olduğunu söylüyorlar o zaman sen zor yoldan öğren. Öğrenmen gerekende, öncelikle siyah. Çünkü siyahı çok iyi kavrarsan beyazın ne olduğunu da aynı şekilde kavrarsın. Bak batıl adamlara. Garp'ta felsefe ve inançsızlık üzerine çokça kitap yazmış insanlara. Onların kitaplarına çok bakmıştık zamanında. Onların kitaplarında görebileceğin tek felsefe; Ruhlarının karanlık ve fıtratlarının çürük olmasıdır. Çünkü çürük çürüğü çeker. İslamiyet yani kavii bir iman, senin karakterindeki çukurları düzeltemez. Sadece ibadet ile o çukurları kapatır. Zaten insanın fıtrat-ı sani içerisinde de bazılarını çürük yaratan yine Allah (C.C.)'dur. Peki niye böyle birşeyi yapıyor Kadir Çalabım? Çürüklüğü göstermek, halis kullarına da ibretlik olması için. "Biz onları ibret olsun diye yarattık." ayet-i kerimesi de buna işarettir. Sen kendi fıtrat-ı sanin de ne görüyorsun? Küfür mü iman mı? Hayat dediğimiz seyr-i sülük bunu aramakla geçer. Şunu da sakın unutma, ömründe ne olursa olsun mutlaka aslına rücû edersin. Kafirsen kafirliğe, Müminsen müminliğe. |
Psikiyatriye gitmenizi öneririm bu yaşadığınız vesveseden başka bir şey değil korunma duaları okuyabilirsiniz ayrıca akşamları la ilahe illallah zikrini çekmenizi öneririm ayrıca bu gibi konularda yalnız başına çok ileriye gidilemeyecegini düşünüyorum doğru bir mürşid bulmak gerekiyor. Mürşid içinse istihareye yatabilirsiniz.Önceden tarikat cemaatlere karşıydım ama bu gibi konularda gerçekten gerekiyorlar. Nereden biliyorum bende aynı şeyleri yaşadım hala kurtulmaya çalışıyorum. Tabi girip aklı kiraya vermemek kendini tamamen bırakmamak gerekiyor.Bir bakarsanız şirkin içine düşmüşsünüz Allah Korusun. Son olaraktan biraz aşırı yükleme yapmışsınız biraz bu işleri bırakın. İşler derken ibadeti kastetmiyorum araştırmayı falan bırakın. İmanıniz otursun kökleşsin ondan sonra bakın diye düşünüyorum.Bir bu konulara hakim olanla başlasaniz daha hayırlı olur Rabbim cümlemize yardımcı olsun.Doğru yoldan ayırmasın inşallah.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kalbin kararmasında herkes için geçerli olarak örnekle Günahların çok olduğu bir beldeye, bir yere giderseniz oradaki negatif enerji size de akseder. Bir kumarhaneye gittiğinizde kumar oynamasanız bile oradaki kötü enerjiden etkilenirsiniz. Bu da maneviyatınızın azalmasına, Şeytanınızın büyüyüp kuvvetlenmesine neden olur. Bir camiye girip çıkın bir de kumarhaneye girip çıkın kendinizdeki ruh halinin değişikliğini fark edeceksiniz. Burada da kader sizin elinizdedir, ne kadar ruhunuzu beslerseniz, Allah’ı hatırlatacak arkadaşlarla sohbet eder, Allah’ı hatırlatacak ibadetler yaparsınız o kadar ruhunuz büyür, Şeytanınız küçülür. Tam tersi Şeytani arkadaşlarla, Şeytani ortamlarında bulunursanız Nefs-i Emmareniz azar, Şeytanınız kuvvetlenir ve büyür, canavara dönüşür, sonunda da Emmare nefsinizle başa çıkamaz duruma gelir kalbiniz kararak nefsinize teslim olursunuz. Ne kadar iyi ortamlarda, iyi arkadaşlarla, manevi sohbetlerde olursak da kalbiniz nurlanıp Allaha yönelenlerden O'na itaat ve şükredenlerden olursunuz...
Tavsiyem kalbinize tevhid nurunu yerleştirip imanınızı kuvvetlendirin kuran sünnete sımsıkı bağlı kalın haramlardan uzak olun bana gel dinini öğren diyen zihni bozuk olanlara mesafe koy fakat kalbinde zerre miskal iman bulunsa dahi tüm müslümanları hiçbir şekilde eleştirme sev sadece kötü yola düşen müslümana dua et ve onun görmüş olduğu zarardan ders al ama asla eleştirme kınama iyi halde bulunan dindar müslümanlardan da ahlakından halinden kalbine de hisse al halini o hisseyle güzelleştir. Her daim dualarımızda Allahım bana sevgini seni sevenlerin sevgisini senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini ver duasını ederek bu duaya mukabil kalbimizi Allahı sevenlere ve Allah sevgisine götürecek amel sevgisine yakın edelim ve bu duanın zıttı olan kalbimize Allahın sevgisinden uzaklaştıracak amel ve şahıslardan da uzak duralım. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Arkadaşlar böyle durumlarda inanın insanlar oyle caresiz oluyorki her kapıyı deniyor ben yaşamış biri olarak söylüyorum bunu ilaçlar belli başlı durumlarda işe yarıyor iş yine sizde bitiyor ayrıca her psikolojik sorun beyinle alakalı olmaya biliyor basit bir hastalık dahi insanı depresyona sokabiliyor yaşanan bazı tramwalar beyindeki hormonların salgınalışını etkiler serotonin hormonun az salgılanması başlıca depresyon sebebidir ve ilaçlarla o açık kapatılır bazı şeyler ise zamanla düzelir yani depresyon 1 yıl sürse bile eninde sonunda biter ve tekrar mutlu olabiliriz
|
Allah hakkımızda hayırlısını versin. :)
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] abi sana dm attım |
Alıntı:
Yok ben direk tasavvuf dinine karşıyım. Yani bunu hem Kur'ani hemde tarihi sahih bir çok senetle de izaha çalıştık fakat tarikat ehli düşünüp akledebilen, okuduğunu tevil den aciz, şeyhini tekrardan mürekkep bir düşünsel mekanizmaları olduğu için izahlara anlam veremedi, kulağın belli bir desibel üstü sesi algılayamaıp yok sayması misali kuranı bile yok saydılar. Tasavvuf şirktir. Şirk ise İslamın karşısında ki en büyük düşmandır... Bir kişi tarikat ehli olmak istese ve olsa ona tembih edilen bir adab vardır. "Gassalın elinde ki meyyit gibi olacaksın" tarikat dininin Amentüsüdür. Allah kelamını tevil edip, tahrip edenlerin, yetmez bir de Allah ile konuştuğunu idda edenlerin tevil edilememesini ben algılayamıyorum.. Alemlerin Rabbi beni tefekkür ile bul, idrak ile iman et buyurmasına rağmen, gavsul azamların imanı elinde tutup istediğine vermesi falan akıl alır meseleler değil.. Hurafe bunlardır işte. Zira kuran ilim bilim hikmet rahmet doludur. Bu müşriklere karşıda bizi fazlaca uyarır. Bunu görmeme rağmen tevhid gereği sıcak duramam. |
Alıntı:
Arkadaşım sen görmediğin bilmediğin birini nasıl kafirlik ile şirk ile suçlarsın? Neye göre kime göre? Nasıl bir Müslümansın ki, görmediğin insanlar hakkında şirktir diyip onları kafirlikle suçluyorsun? Bunu kanıtlayamaz isen sen kafir olacaksın bunu biliyor musun? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun ya yeter. Bu forum iyice saçmalamaya başladı artık. Birkaç tane sapık tarikat şeyhi, birkaç tane sapık insana mukabil sen Peygamberimiz (S.A.V.)'den beri süre gelen, ashab-ı suffa ve akabe biatları ile zaten İslam tarihinde ve ayetlerde sabit olan bir konuyu sen kafana göre nasıl şirktir dersin ya hu? Bu din senin kontrolünde mi? Senin yönetiminde mi? Oldu olacak ben son peygamberim diye çık ortaya. Kendinize gelin. Sayın adminler bu adamları siz bilerek mi konuşturuyorsunuz sırf ortalığı germesi için? |
Bu kim? Yeni cerrah mı?
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] az seviyeli biri olursan ne merak ediyorsan öğrenirsin. Yok seviyeli olmazsan ne konuşsan hava..
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Benim bildiğim tasavvuf ve tarikata kişi zorlar gibi teşvik edilmez, ısrar edilmez. Sana bu lazım denilmez. Çünkü tarikat bir sorumluluk ve bir sözün altına girmektir. Ve bu sözü ve sorumluluğa girip girmemeyi kişi kendi özgür düşüncesi ile vermelidir. Telkinler ile hazır olmadan böyle bir şeyin altına girip vebal almamalıdır. Nakşibendi de böyle veya böyleydi diye biliyorum.
Onun dışında psikiyatri değil, psikologa gitmeli böyle bir durum için. İlaçlık hiç bir durum yok. Psikologların alanıyla ilgili bu konu ve onların uzmanlık alanı doğal olarak. ---------- Post added 13.09.20 at 16:28 ---------- +Telkinler ile hazır olmadan böyle bir şeyin altına kişiyi sokturup vebal almamalıdır. |
Ya Allah rızası için arkadaşın sorduğu konu ne siz neyi tartışıyorsunuz sizi görüp Allah muhafaza tamamen vazgeçicek soğuyacak Allah için şu konulardaki tartışmanızı özelden yapın .
|
Alıntı:
|
Alıntı:
evvela ben kuranın öğretileri ışığında konuşuyorum. Tüm bu paragrafınıza signatürüm de ki ayet kafi sadece... Pekala bir kaç soru soralım size.. Guugıl da bulamayacağınız cinsten olsun da bakalım kim kimin aklı ile konuşuyor. Sebeilik, batınilik, şiilik ve tasavvuf arasındaki organik bağları ehli sünnet açısından izah ediniz? Abdullah bin sebe kimdir? Ehli sünnet bakımından uluhiyyet yani vahdeti vücud konusunu lütfen inceleyinizde Biz de ne kaçırdığımızı öğrenelim? Gavslar, gavsul azamlar, kutublar ve bunların avanelerini kainat imamlığı ve avanelerinin benzeştiği noktalar açısından ehli sünnette bir örneğini daha gösteriniz? Bu yukarıdakilerin ortak noktalarından biri de şeriattan düşmüş olmalarıdır. Ehli sünnette şeriattan düşen bir makam daha gösteriniz bana şeriattan düşmüş olan. Biz ahirette kuranı referans aldığımızı izah edip buna göre yaşamaya çalışıtığımızı izah edebiliriz. Fakat bu tarikat meselesini bir de ahiret açısından inceleyebilirsiniz sevinirim. |
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] abi ve sevgili dostum @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bir kaç gündüz muzzemmil suresi üzerine düşünüyorum. İyi denk geldi. Batınen tasavvufçular bu ayete ne der bilmem-) ama zahiren bakınız Alemlerin nuruna nasıl sesleniyor; Doğunun ve batının Rabb'idir O. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil (Koruyucu, kefil) edin. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Biz sizi çok iyi anladık ,Ayrıca insana cahil muamelesi yapmayı bırak google kim de size ordan cevap vereyim biz dinimizi bilmiyormuyuz. Gavslara kutuplara laf edemezsin saçmasapan sorularla konuyu saptırma vehhabi dili kullanarak sadece kuran diyorsun sünnet nerede.Varsan baksan müslüman görünen bir din sapığısın sizinle tartışmayı kendim için doğru bulmuyorum sapık düşüncelerinle sizi başbaşa bırakıyorum.Ayrıca sizi mustafa gülen şiası kadar tehlikeli buluyorum. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Sorduğum sorular saçma değil savunduğunuz sistemin çıkış noktalarıdır. Çokta tüyolar bıraktım.. Ha birde sizin inanç sisteminizde sünnet nerde hanımefendi? Ehli sünnet ile uyuşmayan kavramların, Sünni sistemde olmayan, kurana yabancı, vahiy ile sağlaması yapılamayan, kerameti kendinden menkul sistemi savunan zihniyet sizde bizde değil ki... Neyse savunduğunuz şeyi öğrenip öyle geliniz.. Bir de anlamadığım iki konu var.. 1. Sizin düşünce yapınız doğru olmak zorunda mı? 2. Afaroz yetkisini size hangi Gavs hangi kutub verdi? Daha henüz yukarıda dedim ki "hakikati kendilerinin tekelinde sanıp istediklerine verme" konusunu algılayamıyorum. Biz kurandan ve sünnetten konuşuruz. Din Allah'ın dır. Onun emirleri de Kur'an da yazar. Sünnette uygulama Biçimidir. Asrı saadette ben 3. Yü göremiyorum? Din onların ve biz de biat ettiysek onların tarifine göre yaşayıp ölmek zorundayız... Senin kınamamaların bilgisizliğin nedeni ile.. Ve dahi diğerleri de.. Yukarıda tarif ettiğim tasavvufçu zihniyetinin tezahürü oldunuz teşekkürler. Hak üzre söz söyleyeni dinleyin. Her zaman sizinki doğru olmayabilir. Ki ahirette de bu iş elinizde kalır. Açın biraz kuran okuyun.. Takdir umumundur... |
Ya arkadaş kusura bakmayın da artık gına geldi.. her konunun altında konuyla alakasız sizin tartışmalarınızı okumak zorundamı bu insanlar.. tamam siz herşeyin en iyisini en doğrusunu biliyorsunuz biraz da mütevazi olmayı susmayı da bilin. Gidin özelde tartışın ya da Açın bir konu onun altında konuşun sabahtan akşama kadar yarışın kim daha bilgili diye okumak isteyen de girsin okusun.. ama yeter insanların dertleri sıkıntıları var çözüm arıyorlar bir soru soruyorlar Konu nerelere geliyor..
|
Alıntı:
Konu sahibi özelimde konuşuyoruz. Her konuda bu konuları okumuyorsunuz. İlgili olduğu için yazılır, konu bu yöne verilirse yapacak bişe yok Özgür bir platform burası. Derdi olan derdini arasın seçsin alsın. Yazdıklarımızı faydasız da bulanın yönetime şikayet yolu açık. Bu tarz münazaralar umumun faydasına işlerdir. İlgin dahilinde değilse okuma bence. Okuyup kendi pencerenden itiraz edeceğine okuma yazma geç.. |
Faydalı faydasız onu tartışmıyorum aman neyse ya sen haklısın..iki üç kitap okuyan alim kesiliyor bu memlekette..
Selametle |
Alıntı:
keşke 2 satır da siz okusanız da biz dinlesek.. Bilgiye kıymet vermediğin belli. Hiç değilse parazit yapma da kıymet veren okusun. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:30. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com