Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


vahdeti vucud, fena fillah, enel hak

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #16  
Alt 18.09.20, 11:03
 
Üyelik tarihi: 26.08.19
Bulunduğu yer: Mukaddes Vatan Ötüken
Mesajlar: 1,648
Forum Puanı: 3364
Etiketlendiği Mesaj: 204 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
ebu ubeyde bin cerrah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
tasavvuf uleması hakkında ileri geri konuşanlar nübüvvet ve velayet, mucize ve keramet arasındaki keyfiyeti idrakten uzak kimselerdir.kelam uleması şöyle demektedir.evliyanın kerameti haktır.evliyanın kerameti bağlı bulunduğu peygamberin mucizesidir. o halde Allah ın veli kullarına hiç bir korku yoktur onlar mahzunda olmazlar ayeti kerimesiyle taltif edilmiş oldular.
yüce mevla bir ayeti kerimede isra 21- 21. Onların kimini kiminden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Elbet*te âhiret, dereceleri itibariyle de daha büyüktür, üstün kılmak bakımından da daha büyüktür.
buyurmasını imam kurtubi şöyle açıklar:'Onların kimini kiminden" rızık ve amel bakımın*dan "nasıl üstün kıldığımıza bir bak." O bakımdan kimisi çokça amel etmek*te, kimisi az amel etmektedir. "Elbette âhiret" mü'minler için "dereceleri iti*bariyle de daha büyüktür, üstün kılmak bakımından da daha büyüktür."
62. Haberiniz olsun kî, Allah'ın velilerine hiç bir korku yoktur, on*lar kederlenecek de değillerdir.

"Haberiniz olsun ki Allah'ın velilerine" âhirette "hiçbir korku yok*tur, onlar" dünya ellerinden çıktığı İçin "kederlenecek de değillerdir." Buradaki "onlara hiç bir korku yoktur, onlar kederlenecek de değillerdir"

buyruğunun şu anlama geldiği de söylenmiştir: Yüce Allah'ın dost edindiği, kendisini korumayı ve himayeyi üzerine aldığı ve razı olduğu kimse, kıyamet gününde korkmaz ve üzülmez. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz kendileri için daha önceden tarafımızdan iyilik takdir edilmiş olanlar, işte onlar oradan"'yani cehennemden "uzaklaştırılmışlardır... En büyük korku onları kederlendirmez." (elEnbiyâ,21101103)

Said b. Cübeyr'in rivayetine göre de Rasûlullah (sav.Va: Allah'ın velileri kim*lerdir? diye sorulmuş, o da: "Görüldüklerinde Allah'ın hatırlandığı kimseler*dir" diye cevap vermiştir.[114]

Bu âyet- kerime hakkında Ömer b, el-Hattab da şöyle demektedir: Ben, Rasûlullah (sav)'ı şöyle buyururken dinledim: "Allah'ın kullan arasında Öy*le kimseler vardır ki, onlar ne peygamberdir, ne de şehiddirler. Fakat peygamberler de, şehidler de kıyamet gününde yüce Allah'ın nezdindeki üstün mevkiileri dolayısıyla onlara gıpta ederler." Ey Allah'ın Rasûlü! Bize onların kim olduklarını ve amellerinin ne olduğunu bildir, denildi. Beİki böylelikle onları severiz. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Bunlar, aralarındaki ak*rabalık bağlan ve alış veriş ettikleri mallar olmamakla birlikte Allah için bir birbirlerini seven kimselerdir. Allah'a yemin ederim, onların yüzleri bir nur (gibi)dur. Ve şüphesiz onlar nurdan minberler üzerinde olacaklardır. İnsan*lar korktuklarında onlar korkmayacak, insanlar kederlendiklerinde onlar kedertenmeyeceklerdir." Daha sonra Hz, Peygamber: "Haberiniz olsun ki, Allah'ın velilerine hiç bir korku yoktur, onlar kederlenecek de değiller*dir" âyetini okudu.[115]

Ali b. Ebi Talib (r.a) da dedi ki: Allah'ın velileri, uykusuzluktan yüzleri sararmış, ibret almaktan gözleri kamaşmış, açlıktan karınlan nerdeyse sırt*larına yapışmış, susuzluktan da dudakları kırışmış kimselerdir.

"Onlar İçin hiç bir korku yoktur" buyruğundan kasıt, geriye bıraktıkları zürriyetleri hususunda (korkmayacaklarıdır). Çünkü, yüce Allah onlara riâyet eder. "Onlar kederlenecek de değillerdir." Yüce Allah, gerek dünyalarında, gerekse âhiretlerinde onlara dünyalıklarının karşılığını vereceğinden dolayı kederlenmezler. Çünkü onların gerçek dostları ve yardımcıları O'dur.[116]



63. Onlar iman edip takvâlı davrananlardır.

İşte bu da yüce Allah'ın dostlarının, velilerinin niteliğidir. Buna göre; "Onlar" kelimesi, ın ismi olan "Velilerin bedeli olarak nasb mahallindedir. Bununla birlikte: "Yani" takdiri dolayısıyla da nasb mahallinde kabul edilebilir. Bunun mübtedâ olduğu, haberinin ise, (bir son*raki âyetteki): "Onlar için dünya hayatında da âhirette de müjde vardır" buy*ruğu olduğu da söylenmiştir. O takdirde bu âyet-i kerime bir önceki âyet-i ker*ime ile alakalı olmamaktadır. "Takvâlı davranmaları"rıdan kasıt ise şirk ve masiyetten sakınmalarıdır.[117]



64. Onlar için dünya hayatında da âhirette de müjde vardır. Allah'ın sözlerinde asla değişiklik olmaz. İşte bu, en büyük kurtuluşun tâ kendisidir.

"Onlar için dünya hayatında da... müjde vardır" buyruğu ile ilgili olarak Ebu'd-Derdâ'dan şöyle dediği nakledilmektedir: Rasûlullah (sav)'a bu buy*ruk hakkında sordum, şöyle buyurdu: "İndirildiğinden bu yana buna dair sen*den başka bana soru soran olmadı. Buradaki "müjde"den kasıt, müslümanın gördüğü, yahut ona gösterilen salih (gerçek çıkan) rüyadır." Bu hadisi Tirmizî, Câmi'i' nde rivayet edilmiştir.[118]

ez-Zührî, Ata ve Katade de şöyle derler: Buradaki müjdeden kasıt, melek*lerin Ölüm esnasında dünyada iken mü'mine verdikleri müjdedir. Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'den de şöyle dediği nakledilmektedir: Mü'min kulun canı*nın çıkmasına yakın bir zamanda ölüm meleği gelir ve şöyle der: "Ey Allah'ın velisi, sana seiam olsun, Allah sana selam gönderdi" der, sonra da Muham*med b. Ka'b, şu: "Onlar ki, melekler hoş ve temiz olarak ruhlarını alırken: Selam size... derler" (Nahl, 16/32) âyetini okudu. Bunu, İbnü'l-Mübârek zikretmektedir.

Katade ve ed-DahMk da derler ki: Bu müjdeden kasıt, ölmeden önce ne*reye gideceğini bilmesidir. el-Hasen ise şöyle der: Bu, yüce Allah'ın, Kİtab-ı Keriminde kendilerine cennetine ve bol mükâfaatına dair vermiş olduğu müj*dedir. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Rabbteri onları katından bir rahmet, hoşnutluk... ile müjdeler" (et-Tevbe, 9/21); 'İman edip salihamel işleyenlere de şunu müjdele;gerçekten onlar için... cennetler vardır" (.el-Ba*kara, 2/25); "Ve sise va'dolunan cennet müjdesiyle sevinin..." (Fussilet, 41/30) İşte bundan dolayı: "Allah'ın sözlerinde asla değişiklik olmaz" di*ye buyum lmaktadır ki, va'dinden caymaz demektir. Çünkü O, vaadlerini söz*leriyle dile getirir.

"Âhirette de" buyruğu ile kabirlerinden çıktıklarında cennetlik oldukla*rına dair müjde verilir, anlamına geldiği söylendiği gibi, ruh cesetten çıktı*ğı vakit, Allah'ın rıza ve hoşnutluğu İle müjdelenirler, dîye de açıklanmıştır.

Ebu İshâk es-Sa'lebî nakleder: Ben, Ebu Bekr Muhammed b. Abdullah el-Cevzakî'yi şöyle derken dinledim: Hafız Ebu Abdullah'ı, rüyamda üzerinde Taylasandan bir kaftan ve sarık sarınmış olduğu halde bir katıra binmiş olarak gördüm. Ona selam verip: Hoş geldin dedim. Bizler hâlâ seni anma*ya, senin güzelliklerini zikretmeye devam edip duruyoruz. O da: Biz de hâ*lâ seni anmaya, senin güzelliklerini zikretmeye devam edip duruyoruz, de*di Yüce Allah: "Onlar İçin dünya hayatında da âhirette de müjde vardır" diye buyurmaktadır. Buradaki müjdeden kasıt, güzel şekilde övülerek ken*disinden söz edilmesidir, deyip eliyle işarette bulundu: "Allah'ın sözlerin*de asla değişiklik olmaz" yani, O'nun va'dinden cayma olmaz.

Haberlerinde değiştirme olmaz, anlamına geldiği de söylenmiştir. Yani, ver*diği haberleri herhangi bir şey ile nesh etmez ve O'nun haberleri ancak ha*ber verdiği şekilde gerçekleşir. "İşte bu, en büyük kurtuluşun tâ kendisi*dir." Yani, Allah'ın velilerinin, gerçek dostlarının vardığı sonuç, büyük kur*tuluşun tâ kendisidir.[119]


evliyanın tasarruflarına deliller

“Üstü başı perişan, hor ve hakir görülen bazı insanlar vardır ki onlar yemin ederek, ‘Allahım, şunu şöyle yap!’ diye bir talepte bulunsalar talepleri gerçekleşir” buyurulmuştur (Müslim, “Birr”, 138; Tirmizî, “Menâḳıb”, 54).
velînin kalbine Hak tarafından bir nur (furkān) verilir (el-Enfâl 8/29)
"Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." (Buhârî, Rikak 38.)
Yazını okumadım. Fakat tek gözüme takılan "veli" kelimesi idi.. Veli kelimesini Allah Azze ve Celle mushaf'da hiç bir yerde bu anlamda kullanmamıştır. Mushaf'a yabancı bir anlamdır. Haliyle sahabe de bu anlamda kullanmaz.
Şimdi sen tam olarak geylaninin yaptığını söylediği bu işe keramet, hak dersin öyle mi?



Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Vahdet-i Vucud - Varlık Birliği Fark Kadim Bilgelik 15 02.08.24 01:56
Enel Mahmud ve Haza Muhammed Skoda Tasavvuf Sohbetleri 0 08.08.21 02:13
Enel hak, ben Allah değilim demektir Hal Tasavvuf Sohbetleri 0 03.05.19 10:21
fena ve korkunç rüya görmemek için Sin Tıbbı Nebi 2 14.01.19 09:13
Tıp kanserde fena çuvalladı! SiLence Sağlık 1 18.04.17 14:10


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:35.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com