‘’İnsan kalben ve fikren hakaik-ilahiyeye (İlahi hakikatlere) bakıp düşündüğü zaman, bilhassa namaz ve ibadet esnasında gerek şeytan tarafından gerek nefsi tarafından pek fena, pis ve çirkin vesveseler, hatıralar sinekler gibi kalbe, akla hücum ederler. Bu gibi hevai(nefsin hoşuna giden) ve çirkin şeylerin def’iyle (uzaklaştırmasıyla) uğraşan adam, o vesveselere mağlup olur. Ancak onları mağlup edip kaçırmak çaresi, müdafaayı terk edip onlarla uğraşmamaktır. Evet arılarla uğraşıldıkça onlar hücumlarını artırırlar. Onlara karışılmadığı takdirde insanı terk eder, giderler. Hem de o gibi vesveselerin ne hakaik-i İlahiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarratı (zararı) yoktur. Evet, pis bir menzilin (odanın) deliklerinden semanın güneş ve yıldızlarına, Cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz ve fena bir tesir etmez.’’ (Risale-İ Nur Külliyatı, s.1316)
Demek ki insan iradesine hakim olmalı zihni dağınıklığa meydan vermemeli, hayali hakikatle karıştırmamalı, rüyayı gerçek hayatla bulandırmamalıdır.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|