Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


yüksek sayıda zikr çekmedim celb veya davet yapmadım ama rahatsız edildim

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 25.11.21, 12:32
 
Üyelik tarihi: 24.10.21
Bulunduğu yer: TR
Mesajlar: 263
Forum Puanı: 1754
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Faris4735 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Celcelutiyenin kaynaği imam gazali doyorsunuz imam gazali peygamberimizin zamanindan değildi ondan baska hiçbir eski kaynak göremiyorum kaynak verin kaynak peygamber efendimize vahiy olarak gelmiş diyorsunuz en dip kaynak imam gazalinin hangi eserinde ben göremiyotum gümüşhanevinin mecmuatul ahzab kitabinda varmiş 1200 lü yillar bu iş değil ha böyle bir duayi ümmetinden saklamış diyorsunuz resmen saklamiş hz aliye vermiş oda cocuklarina onlarda halka çok saçma değilmi dua diyorsunuz sonuçta herşey allahin izniyle değilmi peygamber efendimiz tehlike gördü diye vermedi diye birşey yok allah dilediği duayi kabul eder dilediğini etmez 600 lü yillarda yaşiyan peygamber efendimize vahiy iniyor 1000 li yillarda celcelutiye vahiy olarak geişte habetimiz yok ozaman öğreniuoruz iş drğil akıl mantık işi değil allah ve resulundrn sahabelerden değil tqsavvuf erbablari bize bunu söyliyecek bizde bunu kabul edicez ? Süryabice manasi bilinmeyen cözülemeyen birşey okumak ki tağtamayail olmali ismi bi yerde bunun hüddam olduğunu soylüyorsunuz bir yerde bunun allahin ismi zaten içlerinden bazi isimleri kasemlerinizde zikrediyorsunuz vallahi şeytan sizin küçümsediğiniz kadar değil meleklere ders veten bu zât size öyle şeyler nakşediyorki büyük bir bina hazırlıuor size ilim veriyormuş gibi yapip kendi hizmetçileriyle dans ettiriyor en büyük yıkım en büyük binada olur sizler gayet büyül binalar olarak inşa edilmişsiniz

---------- Post added 25.11.21 at 11:36 ----------



Kardeş sen direk rukye ayetleri yaz youtubeye onlari dinle başka birseye ihtiyacın yok yardim edenlerin en hayirlisi allahtır o yol göstericidir onun yolundan git tövbe et içindeki durumunun nedenini sual et çözmeye çalış
Mecmuatü'l-Ahzab dada geçer ayrıca Gazali ve Gümüşhanevi de bundan daha önceki kaynakları yazar bu silsile Hz. Aliye kadar gider. Bütün sunni kaynaklarda vardır, sunni islam alimlerince kabul görmüştür. Biraz araştır, senin içini rahatmak için ben mi araştıracağım, istersen okuyup yararlanma beni etkilemiyor sonuçta.

Sunni alimler daha çok Cevşeni Kebir den bahsetmez, onun senedindeki ilk kaynak Şii kaynaklıdır. Ona hiç birşey demeyip eski peygamberleri de yüceltmek için 122 beyid'in sadece 3 beyidinde süryanice geçen celcelutiye birşey demiş olman garip geldi bana.

Velhasıl, hepsinin manası yazıyor. Süryanice bölümlerinde manası biliniyor dert etme sen. Manasını beğenmediysen okumazsın. Kuran dışında herşeyi reddedebilirsin, hepsini kabul de edebilirsin. Bu kişini islami inanç özgürlüğüdür. İmanın şartları bellidir, büyük günahlar da Kuran da açıkça yazılmıştır.

Veliler hakkında da ileri geri konuşursun, hesabını öbür tarafta Allah sorar. Bir Müslüman hakkında islam gıybet etmeyi yasaklamışken, sen veliler hakkında ağır ithamlarda bulunabiliyorsan vay haline. Helallik de alamazsın, var sonrasını sen düşün

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 25.11.21, 15:48
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
gecesahini22 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cevşeni dinlesek de olur mu yoksa illaki alıp okumak mı lazım
gecerli olan okumaktir dinlemekle olmaz,o zaman şu akla gelir,sen aciktiginda baskasi yemek yiyince sen yemiş oluyormusun?,uykun gelince baskasi senin yerine uyusa sen uyumuş oluyormusun? eftal ve gecerli olan kisinin kendisinin okumasidir

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25.11.21, 16:58
gecesahini22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 16.11.21
Bulunduğu yer: anywhere
Mesajlar: 957
Forum Puanı: 1844
Etiketlendiği Mesaj: 14 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
gecerli olan okumaktir dinlemekle olmaz,o zaman şu akla gelir,sen aciktiginda baskasi yemek yiyince sen yemiş oluyormusun?,uykun gelince baskasi senin yerine uyusa sen uyumuş oluyormusun? eftal ve gecerli olan kisinin kendisinin okumasidir
Cevşeni okursam bu musallat gider mi 2 3 gündür kaptım henüz zayıfken ipini çekeyim Allah'ın izniyle

__________________
Hasbiyallahu, la ilahe illa hu
ve aleyhi tevekkeltu
ve hüve Rabbül arşil azim. Ve kefa billahi vekila
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26.11.21, 12:12
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 26.08.18
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 108
Forum Puanı: 2890
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
gecerli olan okumaktir dinlemekle olmaz,o zaman şu akla gelir,sen aciktiginda baskasi yemek yiyince sen yemiş oluyormusun?,uykun gelince baskasi senin yerine uyusa sen uyumuş oluyormusun? eftal ve gecerli olan kisinin kendisinin okumasidir
Elbetre kendisi okursa daha iyidir ama rukye denen bir metod vardir allah resulunun bize bildirdiği ve kendisininde yaptiği Hz. Âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:
أَذْهِبِ الْبَأسَ رَبَّ النَّاسِ وَاشْفِ أَنْتَ الشَّافِى لاَ شِفَاءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا
(Ey Allah’ım, ey insanların Rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (İbn Mâce, Tıb, 35, 36)


Genel KısaltmalarTranskripsiyon İşaretleriArama KılavuzuDuyurularTDV İslâm Ansiklopedisi
HakkındaGörüntü Ayarları

RUKYE

الرقية

Hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla dua okuyup üfleme anlamında bir terim.

II. Selim’in tılsımlı gömleği (TSM, nr. 13/1133)

İlişkili Maddeler

MUSKA

İnsanı kötü güçlerin etkisinden koruduğuna veya kısmet sağladığına inanılan, farklı biçimlerde ve taşınabilir nitelikte nesnelere verilen ad.

HAVÂSSÜ’l-KUR’ÂN

Esmâ-i hüsnâ ile bazı sûre ve âyetlerin dileklerin kabulündeki tesirlerini ifade eden bir tabir ve bu konuda yazılan eserlerin ortak adı.

Müellif:

İLYAS ÇELEBİ

Sözlükte “yukarı çıkmak; okuyup üfleyerek tedavi etmek” mânalarındaki*rukye*(raky, rukıyy) kelimesi terim olarak “şifa veya korunma amacıyla Kur’an’dan bir bölümü, ilâhî isim ve sıfatları yahut bir duayı okuyup üflemek” anlamında masdar ve “üfürük, nazarlık, muska” anlamında isim olarak kullanılır (İbnü’l-Esîr,*en-Nihâye, “rḳy” md.;*Lisânü’l-ʿArab, “rḳy” md.;*Kāmus Tercümesi, “rḳy”, “ʿavẕ” md.leri). Bu duaların kâğıt üzerine yazılıp taşınan şekline*muska*denir. Rukye ve muskacılık Câhiliye Arapları’nda uygulanmaktaydı. Sihirbazları tabiplerin selefleri kabul eden Araplar tıpla sihir kelimelerini birbirinin yerine kullanıyor, büyülendiğine inanılan kimseye “matbûb” diyorlardı. Bu anlam yakınlığı sebebiyle hadis kitaplarında sihir konusuna rukye, nazar ve tıp konularındaki rivayetlerle bir arada, çoğunlukla da “kitâbü’t-tıb” içinde yer verilmiştir. Câhiliye Arapları, gizli güçlerin etkilerini yok etmek ve nazardan korunmak amacıyla boyunlarında “nüfre, temîme, nüşre, azâim, ta‘vîz (ûze), tevele” gibi adlar taşıyan muskalar taşıyor, hastaların başını veya ağrıyan organını tutarak okuyup üfleyen kâhin ve büyücülerin onlara sıhhat verdiklerine inanıyorlardı. Câhiz, evlere musallat olan Âmir adlı cini istihdam etmek (azâim) ve dualar okuyup ipe düğüm atmak suretiyle büyü yapan rukyecilerden ve atılan düğümleri çözen okuyuculardan söz eder (Kitâbü’l-Ḥayevân, II, 186). Cevâd Ali de birçok Câhiliye şairinin rukyeden bahsettiğini ve onun etkisini onayladığını kaydeder; Araplar’ın en çok başvurdukları rukyeler arasında muhabbet ve nefret rukyeleri geldiğini bildirir (el-Mufaṣṣal, VI, 739-754). Kur’an’da hastaları tedavi eden okuyuculardan (el-Kıyâme 75/27) ve ipe üfleyerek düğüm atan üfürükçülerden (el-Felak 113/4) söz edilerek bu geleneğe işarette bulunulur. Çeşitli hadis rivayetlerinde İslâmî dönemde bazı müslümanların yahudilere başvurup kendilerine okumalarını istedikleri, onların da İbrânîce ve Süryânîce dualar okudukları, durumdan haberdar olan Resûl-i Ekrem’in bunu yasakladığı ve bu işleri yapanların başında Lebîd b. A‘sam’ın geldiği kaydedilir (Müslim, “Selâm”, 43). Müslim’in*el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’inde yer alan rivayetlerden (“Selâm”, 60-64), rukyenin hükmünü öğrenmek üzere Resûlullah’a başvuran Câbir b. Abdullah’ın dayısının eskiden beri bu işi yaptığı anlaşılmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de “okuyup üfleme” anlamında Kıyâme sûresinde (75/27) “râk” (râkī), Felak sûresinde (113/4) “neffâsât” kelimeleri geçmektedir. Birincisinde ölmek üzere olan kişinin canı boğazına geldiğinde, “Onu bu durumundan kurtaracak ve tedavi edecek biri yok mu?” diye seslenen akrabalarının tabip arama arzuları “üfleyici” (râkī) kelimesiyle ifade edilmektedir. Bu kelimeye İkrime el-Berberî “okuyup üfleyen”, Ebû Kılâbe el-Cermî, Dahhâk b. Müzâhim ve Katâde b. Diâme “tabip ve şifacı”, İbn Zeyd “tabip veya muskacı”, İbn Abbas “melek” anlamı vermiştir (Taberî, XXIX, 121; İbn Kesîr, VIII, 307). Zemahşerî ve Fahreddin er-Râzî ise “tedavi edici” ve “melek” mânalarını tercih etmişlerdir (el-Keşşâf, IV, 193;*Mefâtîḥu’l-ġayb, XXX, 231). Elmalılı Muhammed Hamdi, bunun “çaresizlik durumunda son bir tedbir olarak başvurulan okuyucu” mânasına geldiğini kaydeder (Hak Dini, VIII, 5848). Felak sûresinde yer alan “neffâsât” “nefs̱” kökünden türemiştir. Bazı Arap dilcileri nefs kelimesinin “hem tükürüklü hem tükürüksüz okuyup üfleme” anlamında olduğunu, bazıları ise tükürüksüz üflemeye nefs, tükürüklü üflemeye “tefl” dendiğini kaydetmektedir. Kādî İyâz bir kısım din âlimlerinin sadece tükürüksüz okumayı câiz gördüklerini bildirmektedir. Ebû Ubeyd, Hz. Âişe’ye Resûlullah’ın hastalara nasıl okuduğu sorulduğunda, “Kuru üzüm yiyen biri gibi tükürüksüz üfürürdü” dediğini nakletmektedir (Nevevî, XIV, 182-183). Elmalılı ise rukyenin her iki şekilde olabileceğini, fakat büyücülerin ikinci yöntemi tercih ettiklerini söyler (Hak Dini, IX, 6382-6383). İbn Atıyye, Kuzey Afrika’da kırmızı ipe düğüm atarak deve yavrularının analarını emmesine engel olan muskacıların bulunduğunu rivayet eder (İbn Cüzey, IV, 450). Çeşitli âyetlerde Kur’an’ın şifa olduğu kaydedilmektedir (Yûnus 10/57; el-İsrâ 17/82; Fussılet 41/44). Ancak bu âyetler incelendiğinde şifanın din ve ahlâk gibi mânevî hayata yönelik hastalıklara dair olduğu anlaşılır. Ayrıca Kur’an’da kötü yaratıkların şerrinden, özellikle şeytanın, vesveseleriyle insana yaklaşmasından Allah’a sığınılması öğütlenmektedir (en-Nahl 16/98; el-Mü’minûn 23/97-98; Fussılet 41/36; el-Felâk 113/1-5; en-Nâs 114/1-6).Resûlullah’ın rahatsızlığı esnasında Cebrâil gelerek onu okumuş (Müslim, “Selâm”, 39-40), Resûlullah da hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş (Buhârî, “Ṭıb”, 33; Müslim, “Selâm”, 46-51; İbn Mâce, “Ṭıb”, 35-36), torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları yolunda dua etmiş (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 10; İbn Mâce, “Ṭıb”, 36; Tirmizî, “Ṭıb”, 18), vefat hastalığı sırasında Hz. Âişe, Resûl-i Ekrem’e okuyup üflemiş ve onun eliyle bedenini meshetmiştir (Buhârî, “Ṭıb”, 32, 39; Müslim, “Selâm”, 51-52). Hz. Peygamber nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiş (Buhârî, “Ṭıb”, 17, 33, 37; Müslim, “Selâm”, 55-63; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 17-18), Câbir b. Abdullah’ın dayısının ve Avf b. Mâlik el-Eşcaî’nin müracaatları üzerine içinde şirk unsurları bulunmayan rukye metinlerine müsaade etmiş (Müslim, “Selâm”, 60-64), misafir oldukları kabilenin yılan veya akrep tarafından zehirlenmiş reisini rukye yoluyla iyileştirerek ücret aldıklarını bildiren kafilenin başkanı Ebû Saîd el-Hudrî’yi onaylamış (Müslim, “Selâm”, 65), Ümmü Seleme’nin evinde gördüğü, yüzü sararmış bir çocuğa rukye tedavisi yapılmasını istemiştir (Buhârî, “Ṭıb”, 54; Müslim, “Selâm”, 59). Rukyenin câiz olmadığını ileri sürenler ise şu rivayetlere dayanır: Hz. Peygamber, Allah’a tevekkülleri sebebiyle rukyeye ve üfürükçülüğe başvurmayanların doğrudan cennete gireceğini bildirmiş (Buhârî, “Ṭıb”, 17; Müslim, “Îmân”, 372), tedavi amacıyla dağlanan ve rukye yaptıran kişinin Allah’a tevekkülü terketmiş olacağını söylemiş (Müsned, IV, 249, 251-253; Tirmizî, “Ṭıb”, 14), ipe üfleyerek düğüm atanın büyü yapmış, büyü yapanın ise Allah’a şirk koşmuş olacağını, muska takanın bu muskasının âhirette kendisine musallat kılınacağını belirtmiş (Nesâî, “Taḥrîm”, 19), nazarlık ve “tevele”nin (kadınların, kocalarının kendilerini sevmesi için yaptırdıkları rukye), mânaları anlaşılmayan kelimelerle rukye yapmanın, nazarlık taşımanın, büyü yapmanın ve yaptırmanın şirke götüren vasıtalar olduğunu beyan etmiştir (Müsned, I, 381; İbn Mâce, “Ṭıb”, 39; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 17). Son hadisi rivayet eden Abdullah b. Mes‘ûd, nazardan korunmak için muska (temîme) bağlayan câriyesinin muskasını kolundan çekip koparmıştır (Fahreddin er-Râzî, XXXII, 190). Ebû Süfyân’ın Câbir’den rivayetine göre de Resûl-i Ekrem, Medine’ye hicret ettiklerinde rukye yapılmasını yasaklamış, ancak akrebin soktuğu arkadaşlarına okumak için izin isteyen Amr b. Hazm oğulları uyguladıkları işlemi kendisine arzedince izin vermiş (Müslim, “Selâm”, 63), yine bu işle uğraştığı anlaşılan Ebü’l-Lahm’ın hizmetçisi Umeyr’den nakledildiğine göre o da yaptığı işlemi Resûlullah’a arzetmiş, Resûlullah da, “Şu kısmını at, şu kısmıyla rukye yap!” demiştir (Tahâvî, IV, 327). Öte yandan Hz. Peygamber’in hastalar için şöyle dua ettiği bildirilmiştir: “Ey sıkıntıları gideren Allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver” (Buhârî, “Ṭıb”, 38; İbn Mâce, “Ṭıb”, 36; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 17).

Rukye ile ilgili rivayetleri nesih açısından değerlendiren Hâzimî bu nakillerde görülen farklılıkların bir kısmının Câhiliye âdeti olarak devam ettirilmek istenen ve içinde şirk unsuru bulunan, bir kısmının ise tevhid inancına aykırı düşmeyen dualarla yapılan rukyeleri konu edinmesinden kaynaklandığını söylemektedir (el-İʿtibâr, s. 238). Hüseyin Remzi de söz konusu rivayetleri telif yoluna giderken rukyenin şifayı okuyanda sanarak hakiki şâfî olan Allah’ı unutan için yasak, onu bir vesile sayan için câiz olduğunu kaydetmektedir (Tıbb-ı Nebevî, s. 71-72).

Hadislerde yer alan farklı içerikli rivayetlere paralel biçimde din âlimleri de farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. İbn Abbas, Atâ b. Ebû Rebâh, Mücâhid b. Cebr ve Ebû Kılâbe el-Cermî hastaya ve yılanın soktuğu kimseye okumak, muska yazdırıp taşımak, suya okuyup içirmek şeklinde rukye yaptırmanın mubah olduğunu ileri sürerken İkrime el-Berberî, Şa‘bî, Katâde b. Diâme, Saîd b. Cübeyr, İbrâhim en-Nehaî, Dahhâk b. Müzâhim ve Hasan-ı Basrî gibi âlimler okumanın mubah, bunun yanında üfleme, ipe düğüm atma ve elle meshetme gibi işlemlerin haram veya mekruh olduğunu söylemişlerdir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 355-356; Elmalılı, IX, 6391). Öte yandan özellikle bazı Eş‘arî kelâmcıları rukyenin Allah yerine başka şeylere sığınmaya sebep teşkil ettiğini, O’nun izni olmadan hiçbir şeyin fayda veya zarar veremeyeceğini belirterek muska yahut nazarlık taşıma gibi uygulamalara karşı çıkmış, tevhide aykırı unsurlar bulundurmayan uygulamaları ise câiz görmüştür (bk.*MUSKA). Câhiz bazı kelâmcıların, rukye yapan kişilerin cinleri kullanmak suretiyle evlerde yuvalanan yılanları uzaklaştırmalarının mümkün olduğunu söylediklerini, bazılarının ise kendilerine yaklaşan insanlardan kaçan hayvanlar gibi yılanların da üfürükçülerin çıkardığı sesler yüzünden deliklerinden çıkıp kaçtığını, ancak insanların onları üfürükçülerin uzaklaştırdığını zannettiğini kaydetmektedir (Kitâbü’l-Ḥayevân, II, 139; IV, 184-190; V, 397).

Mezhep imamları şirke ve istismara götürmeyen rukyede sakınca bulunmadığını belirtmiştir (İbn Kayyim el-Cevziyye,*eṭ-Ṭıbbü’n-nebevî, s. 133-134). Meselâ okuyup üflemeye karşı çıkmayan İmam Mâlik demir, tuz vb. ile rukye yapmayı ve Süleyman mührü şeklinde muska yazmayı reddetmiştir (Nevevî, XIV, 183). Hanefî fakihleri de şifayı Allah’ın verdiğine inanıldığı takdirde rukyede bir sakınca bulunmadığını söylemiş, ancak eşler arasında da olsa muhabbet muskası yaptırmanın haram olduğunu belirtmiştir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 354-356). İbnü’l-Esîr ve İbn Hacer, Allah’ın kelâmı, isim veya sıfatlarıyla yapılması, Arapça olması ve faydanın Allah’tan umulması durumunda rukyenin câiz olduğunu, zararın ortadan kaldırılması veya faydanın elde edilmesini Allah yerine rukyeye isnat etmenin ise şirk sayıldığını bildirmiştir (en-Nihâye, “rḳy” md.;*Fetḥu’l-bârî, X, 206). Ebû Süleyman el-Hattâbî de Resûlullah’ın göz değmesi gibi rahatsızlıklara karşı temiz kalpli ve güzel ahlâk sahibi kişilerin Kur’an okumasına müsaade ettiğini, ancak yaşadığı dönemde bu işin efsuncu ve cincilerin eline geçtiğini, dolayısıyla tesirli olmadığı gibi meşruiyetinin de kalmadığını ifade etmiştir (Tecrid Tercemesi, XII, 90).

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26.11.21, 14:01
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 07.07.21
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 678
Forum Puanı: 1950
Etiketlendiği Mesaj: 11 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
faris4735 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
elbetre kendisi okursa daha iyidir ama rukye denen bir metod vardir allah resulunun bize bildirdiği ve kendisininde yaptiği hz. âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:
أَذْهِبِ الْبَأسَ رَبَّ النَّاسِ وَاشْفِ أَنْتَ الشَّافِى لاَ شِفَاءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا
(ey allah’ım, ey insanların rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (ibn mâce, tıb, 35, 36)


genel kısaltmalartranskripsiyon işaretleriarama kılavuzuduyurulartdv islâm ansiklopedisi
hakkındagörüntü ayarları

rukye

الرقية

hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla dua okuyup üfleme anlamında bir terim.

ıı. Selim’in tılsımlı gömleği (tsm, nr. 13/1133)

ilişkili maddeler

muska

insanı kötü güçlerin etkisinden koruduğuna veya kısmet sağladığına inanılan, farklı biçimlerde ve taşınabilir nitelikte nesnelere verilen ad.

Havâssü’l-kur’ân

esmâ-i hüsnâ ile bazı sûre ve âyetlerin dileklerin kabulündeki tesirlerini ifade eden bir tabir ve bu konuda yazılan eserlerin ortak adı.

Müellif:

Ilyas çelebi

sözlükte “yukarı çıkmak; okuyup üfleyerek tedavi etmek” mânalarındaki*rukye*(raky, rukıyy) kelimesi terim olarak “şifa veya korunma amacıyla kur’an’dan bir bölümü, ilâhî isim ve sıfatları yahut bir duayı okuyup üflemek” anlamında masdar ve “üfürük, nazarlık, muska” anlamında isim olarak kullanılır (ibnü’l-esîr,*en-nihâye, “rḳy” md.;*lisânü’l-ʿarab, “rḳy” md.;*kāmus tercümesi, “rḳy”, “ʿavẕ” md.leri). Bu duaların kâğıt üzerine yazılıp taşınan şekline*muska*denir. Rukye ve muskacılık câhiliye arapları’nda uygulanmaktaydı. Sihirbazları tabiplerin selefleri kabul eden araplar tıpla sihir kelimelerini birbirinin yerine kullanıyor, büyülendiğine inanılan kimseye “matbûb” diyorlardı. Bu anlam yakınlığı sebebiyle hadis kitaplarında sihir konusuna rukye, nazar ve tıp konularındaki rivayetlerle bir arada, çoğunlukla da “kitâbü’t-tıb” içinde yer verilmiştir. Câhiliye arapları, gizli güçlerin etkilerini yok etmek ve nazardan korunmak amacıyla boyunlarında “nüfre, temîme, nüşre, azâim, ta‘vîz (ûze), tevele” gibi adlar taşıyan muskalar taşıyor, hastaların başını veya ağrıyan organını tutarak okuyup üfleyen kâhin ve büyücülerin onlara sıhhat verdiklerine inanıyorlardı. Câhiz, evlere musallat olan âmir adlı cini istihdam etmek (azâim) ve dualar okuyup ipe düğüm atmak suretiyle büyü yapan rukyecilerden ve atılan düğümleri çözen okuyuculardan söz eder (kitâbü’l-Ḥayevân, ıı, 186). Cevâd ali de birçok câhiliye şairinin rukyeden bahsettiğini ve onun etkisini onayladığını kaydeder; araplar’ın en çok başvurdukları rukyeler arasında muhabbet ve nefret rukyeleri geldiğini bildirir (el-mufaṣṣal, vı, 739-754). Kur’an’da hastaları tedavi eden okuyuculardan (el-kıyâme 75/27) ve ipe üfleyerek düğüm atan üfürükçülerden (el-felak 113/4) söz edilerek bu geleneğe işarette bulunulur. çeşitli hadis rivayetlerinde islâmî dönemde bazı müslümanların yahudilere başvurup kendilerine okumalarını istedikleri, onların da ibrânîce ve süryânîce dualar okudukları, durumdan haberdar olan resûl-i ekrem’in bunu yasakladığı ve bu işleri yapanların başında lebîd b. A‘sam’ın geldiği kaydedilir (müslim, “selâm”, 43). Müslim’in*el-câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’inde yer alan rivayetlerden (“selâm”, 60-64), rukyenin hükmünü öğrenmek üzere resûlullah’a başvuran câbir b. Abdullah’ın dayısının eskiden beri bu işi yaptığı anlaşılmaktadır.

Kur’ân-ı kerîm’de “okuyup üfleme” anlamında kıyâme sûresinde (75/27) “râk” (râkī), felak sûresinde (113/4) “neffâsât” kelimeleri geçmektedir. Birincisinde ölmek üzere olan kişinin canı boğazına geldiğinde, “onu bu durumundan kurtaracak ve tedavi edecek biri yok mu?” diye seslenen akrabalarının tabip arama arzuları “üfleyici” (râkī) kelimesiyle ifade edilmektedir. Bu kelimeye ikrime el-berberî “okuyup üfleyen”, ebû kılâbe el-cermî, dahhâk b. Müzâhim ve katâde b. Diâme “tabip ve şifacı”, ibn zeyd “tabip veya muskacı”, ibn abbas “melek” anlamı vermiştir (taberî, xxıx, 121; ibn kesîr, vııı, 307). Zemahşerî ve fahreddin er-râzî ise “tedavi edici” ve “melek” mânalarını tercih etmişlerdir (el-keşşâf, ıv, 193;*mefâtîḥu’l-ġayb, xxx, 231). Elmalılı muhammed hamdi, bunun “çaresizlik durumunda son bir tedbir olarak başvurulan okuyucu” mânasına geldiğini kaydeder (hak dini, vııı, 5848). Felak sûresinde yer alan “neffâsât” “nefs̱” kökünden türemiştir. Bazı arap dilcileri nefs kelimesinin “hem tükürüklü hem tükürüksüz okuyup üfleme” anlamında olduğunu, bazıları ise tükürüksüz üflemeye nefs, tükürüklü üflemeye “tefl” dendiğini kaydetmektedir. Kādî iyâz bir kısım din âlimlerinin sadece tükürüksüz okumayı câiz gördüklerini bildirmektedir. Ebû ubeyd, hz. âişe’ye resûlullah’ın hastalara nasıl okuduğu sorulduğunda, “kuru üzüm yiyen biri gibi tükürüksüz üfürürdü” dediğini nakletmektedir (nevevî, xıv, 182-183). Elmalılı ise rukyenin her iki şekilde olabileceğini, fakat büyücülerin ikinci yöntemi tercih ettiklerini söyler (hak dini, ıx, 6382-6383). Ibn atıyye, kuzey afrika’da kırmızı ipe düğüm atarak deve yavrularının analarını emmesine engel olan muskacıların bulunduğunu rivayet eder (ibn cüzey, ıv, 450). çeşitli âyetlerde kur’an’ın şifa olduğu kaydedilmektedir (yûnus 10/57; el-isrâ 17/82; fussılet 41/44). Ancak bu âyetler incelendiğinde şifanın din ve ahlâk gibi mânevî hayata yönelik hastalıklara dair olduğu anlaşılır. Ayrıca kur’an’da kötü yaratıkların şerrinden, özellikle şeytanın, vesveseleriyle insana yaklaşmasından allah’a sığınılması öğütlenmektedir (en-nahl 16/98; el-mü’minûn 23/97-98; fussılet 41/36; el-felâk 113/1-5; en-nâs 114/1-6).resûlullah’ın rahatsızlığı esnasında cebrâil gelerek onu okumuş (müslim, “selâm”, 39-40), resûlullah da hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş (buhârî, “Ṭıb”, 33; müslim, “selâm”, 46-51; ibn mâce, “Ṭıb”, 35-36), torunları hasan ve hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları yolunda dua etmiş (buhârî, “enbiyâʾ”, 10; ibn mâce, “Ṭıb”, 36; tirmizî, “Ṭıb”, 18), vefat hastalığı sırasında hz. âişe, resûl-i ekrem’e okuyup üflemiş ve onun eliyle bedenini meshetmiştir (buhârî, “Ṭıb”, 32, 39; müslim, “selâm”, 51-52). Hz. Peygamber nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiş (buhârî, “Ṭıb”, 17, 33, 37; müslim, “selâm”, 55-63; ebû dâvûd, “Ṭıb”, 17-18), câbir b. Abdullah’ın dayısının ve avf b. Mâlik el-eşcaî’nin müracaatları üzerine içinde şirk unsurları bulunmayan rukye metinlerine müsaade etmiş (müslim, “selâm”, 60-64), misafir oldukları kabilenin yılan veya akrep tarafından zehirlenmiş reisini rukye yoluyla iyileştirerek ücret aldıklarını bildiren kafilenin başkanı ebû saîd el-hudrî’yi onaylamış (müslim, “selâm”, 65), ümmü seleme’nin evinde gördüğü, yüzü sararmış bir çocuğa rukye tedavisi yapılmasını istemiştir (buhârî, “Ṭıb”, 54; müslim, “selâm”, 59). Rukyenin câiz olmadığını ileri sürenler ise şu rivayetlere dayanır: Hz. Peygamber, allah’a tevekkülleri sebebiyle rukyeye ve üfürükçülüğe başvurmayanların doğrudan cennete gireceğini bildirmiş (buhârî, “Ṭıb”, 17; müslim, “îmân”, 372), tedavi amacıyla dağlanan ve rukye yaptıran kişinin allah’a tevekkülü terketmiş olacağını söylemiş (müsned, ıv, 249, 251-253; tirmizî, “Ṭıb”, 14), ipe üfleyerek düğüm atanın büyü yapmış, büyü yapanın ise allah’a şirk koşmuş olacağını, muska takanın bu muskasının âhirette kendisine musallat kılınacağını belirtmiş (nesâî, “taḥrîm”, 19), nazarlık ve “tevele”nin (kadınların, kocalarının kendilerini sevmesi için yaptırdıkları rukye), mânaları anlaşılmayan kelimelerle rukye yapmanın, nazarlık taşımanın, büyü yapmanın ve yaptırmanın şirke götüren vasıtalar olduğunu beyan etmiştir (müsned, ı, 381; ibn mâce, “Ṭıb”, 39; ebû dâvûd, “Ṭıb”, 17). Son hadisi rivayet eden abdullah b. Mes‘ûd, nazardan korunmak için muska (temîme) bağlayan câriyesinin muskasını kolundan çekip koparmıştır (fahreddin er-râzî, xxxıı, 190). Ebû süfyân’ın câbir’den rivayetine göre de resûl-i ekrem, medine’ye hicret ettiklerinde rukye yapılmasını yasaklamış, ancak akrebin soktuğu arkadaşlarına okumak için izin isteyen amr b. Hazm oğulları uyguladıkları işlemi kendisine arzedince izin vermiş (müslim, “selâm”, 63), yine bu işle uğraştığı anlaşılan ebü’l-lahm’ın hizmetçisi umeyr’den nakledildiğine göre o da yaptığı işlemi resûlullah’a arzetmiş, resûlullah da, “şu kısmını at, şu kısmıyla rukye yap!” demiştir (tahâvî, ıv, 327). öte yandan hz. Peygamber’in hastalar için şöyle dua ettiği bildirilmiştir: “ey sıkıntıları gideren allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver” (buhârî, “Ṭıb”, 38; ibn mâce, “Ṭıb”, 36; ebû dâvûd, “Ṭıb”, 17).

Rukye ile ilgili rivayetleri nesih açısından değerlendiren hâzimî bu nakillerde görülen farklılıkların bir kısmının câhiliye âdeti olarak devam ettirilmek istenen ve içinde şirk unsuru bulunan, bir kısmının ise tevhid inancına aykırı düşmeyen dualarla yapılan rukyeleri konu edinmesinden kaynaklandığını söylemektedir (el-iʿtibâr, s. 238). Hüseyin remzi de söz konusu rivayetleri telif yoluna giderken rukyenin şifayı okuyanda sanarak hakiki şâfî olan allah’ı unutan için yasak, onu bir vesile sayan için câiz olduğunu kaydetmektedir (tıbb-ı nebevî, s. 71-72).

Hadislerde yer alan farklı içerikli rivayetlere paralel biçimde din âlimleri de farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. Ibn abbas, atâ b. Ebû rebâh, mücâhid b. Cebr ve ebû kılâbe el-cermî hastaya ve yılanın soktuğu kimseye okumak, muska yazdırıp taşımak, suya okuyup içirmek şeklinde rukye yaptırmanın mubah olduğunu ileri sürerken ikrime el-berberî, şa‘bî, katâde b. Diâme, saîd b. Cübeyr, ibrâhim en-nehaî, dahhâk b. Müzâhim ve hasan-ı basrî gibi âlimler okumanın mubah, bunun yanında üfleme, ipe düğüm atma ve elle meshetme gibi işlemlerin haram veya mekruh olduğunu söylemişlerdir (el-fetâva’l-hindiyye, v, 355-356; elmalılı, ıx, 6391). öte yandan özellikle bazı eş‘arî kelâmcıları rukyenin allah yerine başka şeylere sığınmaya sebep teşkil ettiğini, o’nun izni olmadan hiçbir şeyin fayda veya zarar veremeyeceğini belirterek muska yahut nazarlık taşıma gibi uygulamalara karşı çıkmış, tevhide aykırı unsurlar bulundurmayan uygulamaları ise câiz görmüştür (bk.*muska). Câhiz bazı kelâmcıların, rukye yapan kişilerin cinleri kullanmak suretiyle evlerde yuvalanan yılanları uzaklaştırmalarının mümkün olduğunu söylediklerini, bazılarının ise kendilerine yaklaşan insanlardan kaçan hayvanlar gibi yılanların da üfürükçülerin çıkardığı sesler yüzünden deliklerinden çıkıp kaçtığını, ancak insanların onları üfürükçülerin uzaklaştırdığını zannettiğini kaydetmektedir (kitâbü’l-Ḥayevân, ıı, 139; ıv, 184-190; v, 397).

Mezhep imamları şirke ve istismara götürmeyen rukyede sakınca bulunmadığını belirtmiştir (ibn kayyim el-cevziyye,*eṭ-Ṭıbbü’n-nebevî, s. 133-134). Meselâ okuyup üflemeye karşı çıkmayan imam mâlik demir, tuz vb. Ile rukye yapmayı ve süleyman mührü şeklinde muska yazmayı reddetmiştir (nevevî, xıv, 183). Hanefî fakihleri de şifayı allah’ın verdiğine inanıldığı takdirde rukyede bir sakınca bulunmadığını söylemiş, ancak eşler arasında da olsa muhabbet muskası yaptırmanın haram olduğunu belirtmiştir (el-fetâva’l-hindiyye, v, 354-356). Ibnü’l-esîr ve ibn hacer, allah’ın kelâmı, isim veya sıfatlarıyla yapılması, arapça olması ve faydanın allah’tan umulması durumunda rukyenin câiz olduğunu, zararın ortadan kaldırılması veya faydanın elde edilmesini allah yerine rukyeye isnat etmenin ise şirk sayıldığını bildirmiştir (en-nihâye, “rḳy” md.;*fetḥu’l-bârî, x, 206). Ebû süleyman el-hattâbî de resûlullah’ın göz değmesi gibi rahatsızlıklara karşı temiz kalpli ve güzel ahlâk sahibi kişilerin kur’an okumasına müsaade ettiğini, ancak yaşadığı dönemde bu işin efsuncu ve cincilerin eline geçtiğini, dolayısıyla tesirli olmadığı gibi meşruiyetinin de kalmadığını ifade etmiştir (tecrid tercemesi, xıı, 90).



benim açtığım konunun altına hiç olmayacak saçma sapan bir ton şey yazmışsın kendin kendin fikirlerini ifade etmek istiyorsan ayrı bir konu açarak yapabilirdin bunu derdin ne senin ?

Ben burda insanlardan benim yaşadığım sıkıntıya yönelik yorum bekliyorum senin inandığın şeylerin ki saçma bir düşüncen var bütün müslüman alemi yıllardır senin düşünemediğini düşünememiş donanımsız olanların da inançlarını zedeliyorsun kalkıp hala bir ton şey yazıyosun senin düşünce biçimi sevmedim bana uygun değil yazdığın hiçbir şeyi de okumadım kendimi günaha sokamam

benim açtığım konunun altına senin saçma fikir yorum ve şu kanıtlama çabanı istemiyorum faris!

Git kendin kendine ait başka bir konu aç ! Daha ayrı bir konu açılınca linç yiyeceksin o yüzden buraya dadandın sen günlerdir susuyorum ama yeter !

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26.11.21, 15:56
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Faris4735 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Elbetre kendisi okursa daha iyidir ama rukye denen bir metod vardir allah resulunun bize bildirdiği ve kendisininde yaptiği Hz. Âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:
أَذْهِبِ الْبَأسَ رَبَّ النَّاسِ وَاشْفِ أَنْتَ الشَّافِى لاَ شِفَاءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا
(Ey Allah’ım, ey insanların Rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (İbn Mâce, Tıb, 35, 36)


Genel KısaltmalarTranskripsiyon İşaretleriArama KılavuzuDuyurularTDV İslâm Ansiklopedisi
HakkındaGörüntü Ayarları

RUKYE

الرقية

Hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla dua okuyup üfleme anlamında bir terim.

II. Selim’in tılsımlı gömleği (TSM, nr. 13/1133)

İlişkili Maddeler

MUSKA

İnsanı kötü güçlerin etkisinden koruduğuna veya kısmet sağladığına inanılan, farklı biçimlerde ve taşınabilir nitelikte nesnelere verilen ad.

HAVÂSSÜ’l-KUR’ÂN

Esmâ-i hüsnâ ile bazı sûre ve âyetlerin dileklerin kabulündeki tesirlerini ifade eden bir tabir ve bu konuda yazılan eserlerin ortak adı.

Müellif:

İLYAS ÇELEBİ

Sözlükte “yukarı çıkmak; okuyup üfleyerek tedavi etmek” mânalarındaki*rukye*(raky, rukıyy) kelimesi terim olarak “şifa veya korunma amacıyla Kur’an’dan bir bölümü, ilâhî isim ve sıfatları yahut bir duayı okuyup üflemek” anlamında masdar ve “üfürük, nazarlık, muska” anlamında isim olarak kullanılır (İbnü’l-Esîr,*en-Nihâye, “rḳy” md.;*Lisânü’l-ʿArab, “rḳy” md.;*Kāmus Tercümesi, “rḳy”, “ʿavẕ” md.leri). Bu duaların kâğıt üzerine yazılıp taşınan şekline*muska*denir. Rukye ve muskacılık Câhiliye Arapları’nda uygulanmaktaydı. Sihirbazları tabiplerin selefleri kabul eden Araplar tıpla sihir kelimelerini birbirinin yerine kullanıyor, büyülendiğine inanılan kimseye “matbûb” diyorlardı. Bu anlam yakınlığı sebebiyle hadis kitaplarında sihir konusuna rukye, nazar ve tıp konularındaki rivayetlerle bir arada, çoğunlukla da “kitâbü’t-tıb” içinde yer verilmiştir. Câhiliye Arapları, gizli güçlerin etkilerini yok etmek ve nazardan korunmak amacıyla boyunlarında “nüfre, temîme, nüşre, azâim, ta‘vîz (ûze), tevele” gibi adlar taşıyan muskalar taşıyor, hastaların başını veya ağrıyan organını tutarak okuyup üfleyen kâhin ve büyücülerin onlara sıhhat verdiklerine inanıyorlardı. Câhiz, evlere musallat olan Âmir adlı cini istihdam etmek (azâim) ve dualar okuyup ipe düğüm atmak suretiyle büyü yapan rukyecilerden ve atılan düğümleri çözen okuyuculardan söz eder (Kitâbü’l-Ḥayevân, II, 186). Cevâd Ali de birçok Câhiliye şairinin rukyeden bahsettiğini ve onun etkisini onayladığını kaydeder; Araplar’ın en çok başvurdukları rukyeler arasında muhabbet ve nefret rukyeleri geldiğini bildirir (el-Mufaṣṣal, VI, 739-754). Kur’an’da hastaları tedavi eden okuyuculardan (el-Kıyâme 75/27) ve ipe üfleyerek düğüm atan üfürükçülerden (el-Felak 113/4) söz edilerek bu geleneğe işarette bulunulur. Çeşitli hadis rivayetlerinde İslâmî dönemde bazı müslümanların yahudilere başvurup kendilerine okumalarını istedikleri, onların da İbrânîce ve Süryânîce dualar okudukları, durumdan haberdar olan Resûl-i Ekrem’in bunu yasakladığı ve bu işleri yapanların başında Lebîd b. A‘sam’ın geldiği kaydedilir (Müslim, “Selâm”, 43). Müslim’in*el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’inde yer alan rivayetlerden (“Selâm”, 60-64), rukyenin hükmünü öğrenmek üzere Resûlullah’a başvuran Câbir b. Abdullah’ın dayısının eskiden beri bu işi yaptığı anlaşılmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de “okuyup üfleme” anlamında Kıyâme sûresinde (75/27) “râk” (râkī), Felak sûresinde (113/4) “neffâsât” kelimeleri geçmektedir. Birincisinde ölmek üzere olan kişinin canı boğazına geldiğinde, “Onu bu durumundan kurtaracak ve tedavi edecek biri yok mu?” diye seslenen akrabalarının tabip arama arzuları “üfleyici” (râkī) kelimesiyle ifade edilmektedir. Bu kelimeye İkrime el-Berberî “okuyup üfleyen”, Ebû Kılâbe el-Cermî, Dahhâk b. Müzâhim ve Katâde b. Diâme “tabip ve şifacı”, İbn Zeyd “tabip veya muskacı”, İbn Abbas “melek” anlamı vermiştir (Taberî, XXIX, 121; İbn Kesîr, VIII, 307). Zemahşerî ve Fahreddin er-Râzî ise “tedavi edici” ve “melek” mânalarını tercih etmişlerdir (el-Keşşâf, IV, 193;*Mefâtîḥu’l-ġayb, XXX, 231). Elmalılı Muhammed Hamdi, bunun “çaresizlik durumunda son bir tedbir olarak başvurulan okuyucu” mânasına geldiğini kaydeder (Hak Dini, VIII, 5848). Felak sûresinde yer alan “neffâsât” “nefs̱” kökünden türemiştir. Bazı Arap dilcileri nefs kelimesinin “hem tükürüklü hem tükürüksüz okuyup üfleme” anlamında olduğunu, bazıları ise tükürüksüz üflemeye nefs, tükürüklü üflemeye “tefl” dendiğini kaydetmektedir. Kādî İyâz bir kısım din âlimlerinin sadece tükürüksüz okumayı câiz gördüklerini bildirmektedir. Ebû Ubeyd, Hz. Âişe’ye Resûlullah’ın hastalara nasıl okuduğu sorulduğunda, “Kuru üzüm yiyen biri gibi tükürüksüz üfürürdü” dediğini nakletmektedir (Nevevî, XIV, 182-183). Elmalılı ise rukyenin her iki şekilde olabileceğini, fakat büyücülerin ikinci yöntemi tercih ettiklerini söyler (Hak Dini, IX, 6382-6383). İbn Atıyye, Kuzey Afrika’da kırmızı ipe düğüm atarak deve yavrularının analarını emmesine engel olan muskacıların bulunduğunu rivayet eder (İbn Cüzey, IV, 450). Çeşitli âyetlerde Kur’an’ın şifa olduğu kaydedilmektedir (Yûnus 10/57; el-İsrâ 17/82; Fussılet 41/44). Ancak bu âyetler incelendiğinde şifanın din ve ahlâk gibi mânevî hayata yönelik hastalıklara dair olduğu anlaşılır. Ayrıca Kur’an’da kötü yaratıkların şerrinden, özellikle şeytanın, vesveseleriyle insana yaklaşmasından Allah’a sığınılması öğütlenmektedir (en-Nahl 16/98; el-Mü’minûn 23/97-98; Fussılet 41/36; el-Felâk 113/1-5; en-Nâs 114/1-6).Resûlullah’ın rahatsızlığı esnasında Cebrâil gelerek onu okumuş (Müslim, “Selâm”, 39-40), Resûlullah da hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş (Buhârî, “Ṭıb”, 33; Müslim, “Selâm”, 46-51; İbn Mâce, “Ṭıb”, 35-36), torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları yolunda dua etmiş (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 10; İbn Mâce, “Ṭıb”, 36; Tirmizî, “Ṭıb”, 18), vefat hastalığı sırasında Hz. Âişe, Resûl-i Ekrem’e okuyup üflemiş ve onun eliyle bedenini meshetmiştir (Buhârî, “Ṭıb”, 32, 39; Müslim, “Selâm”, 51-52). Hz. Peygamber nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiş (Buhârî, “Ṭıb”, 17, 33, 37; Müslim, “Selâm”, 55-63; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 17-18), Câbir b. Abdullah’ın dayısının ve Avf b. Mâlik el-Eşcaî’nin müracaatları üzerine içinde şirk unsurları bulunmayan rukye metinlerine müsaade etmiş (Müslim, “Selâm”, 60-64), misafir oldukları kabilenin yılan veya akrep tarafından zehirlenmiş reisini rukye yoluyla iyileştirerek ücret aldıklarını bildiren kafilenin başkanı Ebû Saîd el-Hudrî’yi onaylamış (Müslim, “Selâm”, 65), Ümmü Seleme’nin evinde gördüğü, yüzü sararmış bir çocuğa rukye tedavisi yapılmasını istemiştir (Buhârî, “Ṭıb”, 54; Müslim, “Selâm”, 59). Rukyenin câiz olmadığını ileri sürenler ise şu rivayetlere dayanır: Hz. Peygamber, Allah’a tevekkülleri sebebiyle rukyeye ve üfürükçülüğe başvurmayanların doğrudan cennete gireceğini bildirmiş (Buhârî, “Ṭıb”, 17; Müslim, “Îmân”, 372), tedavi amacıyla dağlanan ve rukye yaptıran kişinin Allah’a tevekkülü terketmiş olacağını söylemiş (Müsned, IV, 249, 251-253; Tirmizî, “Ṭıb”, 14), ipe üfleyerek düğüm atanın büyü yapmış, büyü yapanın ise Allah’a şirk koşmuş olacağını, muska takanın bu muskasının âhirette kendisine musallat kılınacağını belirtmiş (Nesâî, “Taḥrîm”, 19), nazarlık ve “tevele”nin (kadınların, kocalarının kendilerini sevmesi için yaptırdıkları rukye), mânaları anlaşılmayan kelimelerle rukye yapmanın, nazarlık taşımanın, büyü yapmanın ve yaptırmanın şirke götüren vasıtalar olduğunu beyan etmiştir (Müsned, I, 381; İbn Mâce, “Ṭıb”, 39; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 17). Son hadisi rivayet eden Abdullah b. Mes‘ûd, nazardan korunmak için muska (temîme) bağlayan câriyesinin muskasını kolundan çekip koparmıştır (Fahreddin er-Râzî, XXXII, 190). Ebû Süfyân’ın Câbir’den rivayetine göre de Resûl-i Ekrem, Medine’ye hicret ettiklerinde rukye yapılmasını yasaklamış, ancak akrebin soktuğu arkadaşlarına okumak için izin isteyen Amr b. Hazm oğulları uyguladıkları işlemi kendisine arzedince izin vermiş (Müslim, “Selâm”, 63), yine bu işle uğraştığı anlaşılan Ebü’l-Lahm’ın hizmetçisi Umeyr’den nakledildiğine göre o da yaptığı işlemi Resûlullah’a arzetmiş, Resûlullah da, “Şu kısmını at, şu kısmıyla rukye yap!” demiştir (Tahâvî, IV, 327). Öte yandan Hz. Peygamber’in hastalar için şöyle dua ettiği bildirilmiştir: “Ey sıkıntıları gideren Allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver” (Buhârî, “Ṭıb”, 38; İbn Mâce, “Ṭıb”, 36; Ebû Dâvûd, “Ṭıb”, 17).

Rukye ile ilgili rivayetleri nesih açısından değerlendiren Hâzimî bu nakillerde görülen farklılıkların bir kısmının Câhiliye âdeti olarak devam ettirilmek istenen ve içinde şirk unsuru bulunan, bir kısmının ise tevhid inancına aykırı düşmeyen dualarla yapılan rukyeleri konu edinmesinden kaynaklandığını söylemektedir (el-İʿtibâr, s. 238). Hüseyin Remzi de söz konusu rivayetleri telif yoluna giderken rukyenin şifayı okuyanda sanarak hakiki şâfî olan Allah’ı unutan için yasak, onu bir vesile sayan için câiz olduğunu kaydetmektedir (Tıbb-ı Nebevî, s. 71-72).

Hadislerde yer alan farklı içerikli rivayetlere paralel biçimde din âlimleri de farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. İbn Abbas, Atâ b. Ebû Rebâh, Mücâhid b. Cebr ve Ebû Kılâbe el-Cermî hastaya ve yılanın soktuğu kimseye okumak, muska yazdırıp taşımak, suya okuyup içirmek şeklinde rukye yaptırmanın mubah olduğunu ileri sürerken İkrime el-Berberî, Şa‘bî, Katâde b. Diâme, Saîd b. Cübeyr, İbrâhim en-Nehaî, Dahhâk b. Müzâhim ve Hasan-ı Basrî gibi âlimler okumanın mubah, bunun yanında üfleme, ipe düğüm atma ve elle meshetme gibi işlemlerin haram veya mekruh olduğunu söylemişlerdir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 355-356; Elmalılı, IX, 6391). Öte yandan özellikle bazı Eş‘arî kelâmcıları rukyenin Allah yerine başka şeylere sığınmaya sebep teşkil ettiğini, O’nun izni olmadan hiçbir şeyin fayda veya zarar veremeyeceğini belirterek muska yahut nazarlık taşıma gibi uygulamalara karşı çıkmış, tevhide aykırı unsurlar bulundurmayan uygulamaları ise câiz görmüştür (bk.*MUSKA). Câhiz bazı kelâmcıların, rukye yapan kişilerin cinleri kullanmak suretiyle evlerde yuvalanan yılanları uzaklaştırmalarının mümkün olduğunu söylediklerini, bazılarının ise kendilerine yaklaşan insanlardan kaçan hayvanlar gibi yılanların da üfürükçülerin çıkardığı sesler yüzünden deliklerinden çıkıp kaçtığını, ancak insanların onları üfürükçülerin uzaklaştırdığını zannettiğini kaydetmektedir (Kitâbü’l-Ḥayevân, II, 139; IV, 184-190; V, 397).

Mezhep imamları şirke ve istismara götürmeyen rukyede sakınca bulunmadığını belirtmiştir (İbn Kayyim el-Cevziyye,*eṭ-Ṭıbbü’n-nebevî, s. 133-134). Meselâ okuyup üflemeye karşı çıkmayan İmam Mâlik demir, tuz vb. ile rukye yapmayı ve Süleyman mührü şeklinde muska yazmayı reddetmiştir (Nevevî, XIV, 183). Hanefî fakihleri de şifayı Allah’ın verdiğine inanıldığı takdirde rukyede bir sakınca bulunmadığını söylemiş, ancak eşler arasında da olsa muhabbet muskası yaptırmanın haram olduğunu belirtmiştir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 354-356). İbnü’l-Esîr ve İbn Hacer, Allah’ın kelâmı, isim veya sıfatlarıyla yapılması, Arapça olması ve faydanın Allah’tan umulması durumunda rukyenin câiz olduğunu, zararın ortadan kaldırılması veya faydanın elde edilmesini Allah yerine rukyeye isnat etmenin ise şirk sayıldığını bildirmiştir (en-Nihâye, “rḳy” md.;*Fetḥu’l-bârî, X, 206). Ebû Süleyman el-Hattâbî de Resûlullah’ın göz değmesi gibi rahatsızlıklara karşı temiz kalpli ve güzel ahlâk sahibi kişilerin Kur’an okumasına müsaade ettiğini, ancak yaşadığı dönemde bu işin efsuncu ve cincilerin eline geçtiğini, dolayısıyla tesirli olmadığı gibi meşruiyetinin de kalmadığını ifade etmiştir (Tecrid Tercemesi, XII, 90).
kopyala yapistir lari okumuyorum,oyle internette buldugun her yaziyi buraya bilgi diye taşirsan ipin ucunu bulamayiz... yazinin basini okudum,el- kettani 1900 lu yillarda yasamis bir alim,ibni teymiyenin cagdaslarinin yazdiklarini bir kenara koyupta 2000 li yillarda olmus birinin yazdigini baz alirsan zaten olmaz,neyse yolun acik olsun

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 22.11.21, 01:08
 
Üyelik tarihi: 04.02.21
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 434
Forum Puanı: 2047
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Han349 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Arkadaşlar selamun aleyküm yeni sayılırım bir çok konunun takipçisiyim güzel faydalı şeyler öğrendim bura sayesinde hepinizden Allah razı olsun

Ben bugün başıma gelen bir şeyden bahsetmek istiyorum size yorumlarınızı bekliyorum

Arkadaşlar bir gönül ilişkim oldu fakat benim yüzümden bitti ve ben sonradan çok sevdiğimi anladım pişman oldum ama karşı taraf bir başkasıyla yeni bir yola girdi ben de hiçbir şekilde rahatsız etmedim yakışık almazdı o yüzden içime attım herhangi bir celp yapmadım yada haşa büyü vs bu tarz yolları denemedim tabi içten içe kıskançlıklar içimde restleşmeler yaşadım çünkü şeytan insanın her anını yokluyor hataya düşmekten kaçındım hep dua ettim rabbim senin yasakladığın bir şeyi yapmıyim diye

onu kaybettiğim günden beri çokça dilek duası terkipleri araştırdım davetsiz hadimsiz hüddamsız bir hoca sayesinde zikr çektim 21 gün verilen sayılarda küçük sayılardı dua etmeye devam ettim çünkü biz severek ayrılmıştık

Arkadaşlar sonra bir kaç dilek duası denedim denediğim uygulamaları çok araştırdım sıkıntı yaratabilecek şeyler değildi en son hangisini yaptığımı hatırlamıyorum ama bir gece uyandığımda evin holündeydim kendime geldiğim sırada titremeye başladım normalde gece uykumda kalkıp yürüme gibi olaylarım olmamıştır hiç

sonra bu tekrar etmeye başladı fakat aşırı korkmaya başladım odamdan birşey beni atıyordu zorla sonra arkadaşlar 1 ay önce her gece muhakkak uykumda uyanırım uyandığım her an odamdaki birşeyin hareket ettiğine şahit oldum buda daha çok korkmama sebep oldu anında odayı terk ediyordum avize oynuyor ne biliyim yani birşeyler oluyor sonra ertesi gün gece uykumda uyandığımda uzun saçlar düşünün yerden yukarıya doğru hareket ediyordu bu arada gece lambası var yani odadaki herşeyi görebiliyorum bu saçların yukarıya yükselişide beni çok korkuttu sonra yine ertesi gün korkuyla yattım ama bu sefer uykumda uyandım fakat hareket edemedim odada bir terslik vardı fakat bir şey bana ablam olduğunu ve sakin olmam gerektiğini söylüyordu kısacası beni telkin ediyordu kalkmamada izin vermiyordu sonra uyudum ve yine uyandım yine izin vermedi en son sabah namazı vaktinde uyandım bu sefer kalkabildim kendimi dışarı atabildim yüksek sayıda zikr çekmedim celp davet yapmadım ama rahatsız edildim ve sebebini anlayamıyorum

Daha öncesinde büyüye maruz kaldım onuda ekliyim 2018 yazında ehil bir hoca baktı anneme ve bana büyü yapılmış çok etkiledi o işi çözdük fakat tabiki bilemiyorum tam çözüldümü

sonra şunuda ekliyim psikolojik sıkıntılar yaşayan bir kız kuzenim var fala yıldıznameye çok meraklı kıskanç olduğunu biliyorum benide çok kıskanırdı fakat kendisine ne zaman bşr telkinde bulunsam ki o da musallata maruz kalmıştı diye biliyorum dinden soğudu hatta şehri terketti ben buna telkinde bulunduğum zaman hayatımda hep bir olumsuzluk yaşadım ve içten içe bir sıkılma korku endişeyle karşılaştım yine kendisini namaza teşvik ettiğim gün gecesinde uykumdan uyandım ve kendisini odamda siyah kıyafetler içinde beni izlediğini gördüm arkadaşlar o günü unutamıyorum sonrasında da ilişkimden oldum ve işlerim ters gitmeye başladı ve aylardır mutsuzum

yorumlarınızı bekliyorum..
kardes buyuyude mahruz kalabilmis olabilrisn yada okudun dilek dualari sana sikinti vermisde olabilir sende musallat varise okudun dualardann rahatsiz olmusda olabilir sen en iyisi iyi bi hocaya bakim yaptir hocayla ugrasma m diosan bi suya hergun bi yasin 41 ayetel kursi ve fatiha oku sifa nietine ic

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 22.11.21, 12:17
La Tahzen12 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 17.01.21
Bulunduğu yer: Yaradanın Rahmetinde
Mesajlar: 3,164
Forum Puanı: 3022
Etiketlendiği Mesaj: 111 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Allah yardimcin olsun saglik problemin yoksa veya madde kullanmiyosan bunlar normal degil hacet dilet uygulamalari fazla yapmiş olabilirsin belki enerjin zikirlerle yukselmiştir gelen olmuştur fakatt eşyalarin kendiliginden hareket etmesi tuhaf bence oanlari kaydett cunkuu tl de goruntu yansiyabilir felak nas ayatel kursi bunlar muhafaza dualaridir namazdan sonra sabah uyandiginda aksam uyudugunda 1 er 7 ser defa oku ve sunnete uygun yaşamaya gayret goster ve korkma hasbinAllah ni'mel vekil musallati cok dusunursen piskolojin etkilerinir Allah selamet versin

__________________
Resulullah sav buyurduki 'herkim kendisine fayda veya zarar giderdigine inanarak muska takarsa Allah onun hayatta hiçbir işini tamamlamasın başka bi rivayette ise 'kim muska veya temime takarsa Allah'a şirk koşmuştur . (Ahmed. 17372 ,Ahmed 16781.Elbani 492.)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 22.11.21, 16:51
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 26.08.18
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 108
Forum Puanı: 2890
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Kuran ve sünnete uygun olmayan tertiplerde bulunmuşsun kuran ve sünnette ebced değerleriyle işlem yapmak gibi birşey yoktur hâsa böyle birşeyin varliğini kabul etmek allah ve resulünün bizden bunu gizlediğine inanmış oluruz buda bizi küfre sokar bidat işler bunlar kalplerinizi allaha yönlendirmediğiniz sürece ondan onu değilde hep başka şeyler istediğinizde bunları yaşarsınız tabi.

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 22.11.21, 19:15
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Faris4735 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kuran ve sünnete uygun olmayan tertiplerde bulunmuşsun kuran ve sünnette ebced değerleriyle işlem yapmak gibi birşey yoktur hâsa böyle birşeyin varliğini kabul etmek allah ve resulünün bizden bunu gizlediğine inanmış oluruz buda bizi küfre sokar bidat işler bunlar kalplerinizi allaha yönlendirmediğiniz sürece ondan onu değilde hep başka şeyler istediğinizde bunları yaşarsınız tabi.
"ebced sayisi kadar okumak kufre sokar" hem tutarsiz tabiri cok abartili olmuş...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ya cinni Hz.Süleyman peygamberin hakkı için kendini göster 44Talebe44 Sorularınız 25 21.08.23 21:42
deprem olduğunu düşündüm etrafıma baktım sadece yatağım sallanıyor ozgeeee Sorularınız 11 11.05.22 12:46
bana ne oldu böyle cinler mi çarptı? AK KURT Sorularınız 19 29.12.21 12:35
Bir hanede büyü varsa diğer hanelere rahatsızlık verir mi? Goksu Tecrübe Ettikleriniz 18 27.12.21 02:02
yalnız kalınca içimi korku kaplıyor, huzursuz oluyorum sevingül Sorularınız 22 19.12.18 18:50


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:36.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com