![]() |
Mahşer günü Allah-u zülcelal kularina genel af verirmi
Önceden kaderi yazılmış tüm kullarına Allah'u zülcelalin genel af verirmi herşeye güç getiren Rahman olan Rahim olan Allah CC tüm müslümanları af edermi. Namazında niyazinda takva üzerine yaşıyan kularinin derecesini yükseltip geriye kalanları da derecesi düşük şekilde af edermi sonuç ta her duamizda öncelikle ümete dua ederek başlıyoruz herkes için dua ediyoruz.
Cehennem ne için yaratıldı derseniz şeytanın ordusu çok |
Alıntı:
ileriyede götürür... |
Alıntı:
Yalnız nette af geleceği söylentisi var oda o dünya değil bu dünya için seçimden önce rahşan affı hesabı bir af çıkarıp sanırım içerde yatanların büyük kısmını salacaklar nette dolaşan mevzu bu.Acaba neden? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kaderinde af var ise olur yoksa yok. Allah'ın rahmeti kıyamet günü müminler içindir. Rahmeti öyle kaplar ki neredeyse şeytan dâhi af edileceğini umar. Bunlar hadise dayanıyor bulunca inşallah unutmaz da yazarım. |
“Allah rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksan dokuz parçayı kendine ayırdı. Yeryüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. (Bunu da -cin, insan ve hayvan- mahlûkatı arasında taksim etti.) Bu tek cüzden nasibine düşen pay sebebiyledir ki mahlûkat birbirlerine karşı merhametli davranır. At, (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır.”
[Buhârî, Edeb 19, Rikâk 19; Müslim 17, (2752); Tirmizî, Daavât 107-108, (3535-3536).] |
Allah, o doksan dokuz rahmeti kıyamet günü kullarına merhamet etmek için yanında alıkoymuştur.”
(Buhâri, Edeb 19; Müslim, Tevbe 17, 19) |
Şu hadis ise zayıf ravi olduğu ifade edilmiş amma ki uydurma denilmemiş.
İbn Kesir "Rahmetim her şeyi kuşatmıştır" (A’raf 7/100) ayetinin tefsirinde "Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki kıyamet günü Allah’ın rahmeti geniş olacak ve İblis bu rahmetin ona da isabet edeceğini ümit edecektir" (bkz. İbn Kesir, Tefsiru’l Kur’anü’l Azim, 2/220) “Mü’min, Allah katında olan azabı bilmiş olsaydı, hiç kimse cennete göz dikmezdi. Kâfir de Allah katında olan rahmeti bilmiş olsaydı, hiç kimse cennetten ümidini kesmezdi.” [Müslim, Tevbe 23, (2755); Tirmizî, Da'avât 100, (3542)]. |
Alıntı:
bazi suclarin sallanmasi lazimki ibret olsun , |
Alıntı:
Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır. Tahrim suresi 6 |
Bunu yapamazsanız ki asla yapamayacaksınız
yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının; o, inkârcılar için hazırlanmıştır. Bakara suresi 24 |
Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.
Sad suresi 85 |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
(Bu âyet, Kur’an-ı Kerimdeki en ümit verici âyet sayılabilir. Bununla beraber, yine de tevbeyi kabul etme Allah’ın dilemesine bağlıdır. Bu âyeti günah işlemeye teşvik sebebi saymak Kur’anı maksadı dışına çekmektir. Maksad tevbeye teşviktir. Müteakip âyet, günahların affını tevbenin yanında, Allah’ın gönderdiği hidayeti kabul etmenin de lüzumu ile birlikte düşünmemizi telkin etmektedir. Hz. Peygamber’den (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle dediği nakledilir: “Bu âyeti, ne dünyaya, ne de dünyada bulunan hiçbir şeye değişmem”)فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا“Dedim ki onlara: “Rabbinizden mağfiret dileyiniz. Zira o Gafurdur.” (Nûh, Suresi 10.ayet)
|
Alıntı:
ve haram helal yasak olguları ortadan kalkar ayrica boyle bir düşunce kurandaki Allahin yeminlerini bosa cikarir, ayetleti bosa cikarir Alıntı:
|
Rahmân ve rahîmin ilâhî isimler olarak anlam farkları üzerinde durulmuştur. Yaygın kanaate göre rahmân dünya hayatında herkesi, rahîm ise âhirette sadece müminleri kapsayan ilâhî rahmeti ifade eder.
|
Alıntı:
Karşı görüşteki alimlere göre bu ayetler ‘’Allah dünyada herkese Rahman ahirette sadece müminlere Rahimdir’’ gibi kategorik bir ayrıma delil teşkil etmez. Kaldı ki her iki ilahi ismin tecellileri hem dünyada hem ahiret için geçerli olduğu gibi ilahi isim ve sıfatları mazi hal istikbal açısından sınırlandırmak da mümkün değildir. Üstelik Hz. Peygamber’e izafe edilen bazı dualarda ‘’Sen dünyanın ve ahiretin hem Rahman’ı hem Rahim’isin’’ ((Müstağfiri, Fezailü’l-Kur’!an 2. Cilt sayfa 533) ‘’Ey dünya ve ahiretin Rahman’ı dünya ve ahiretin Rahim’i Allah’ım gam ve kederimi bertaraf eyle’’(Kuleyni, el-Füru mine’l-Kafi 2.cilt sayfa 557) ‘’Gamı kederi giderip ferahlık bahşeden, darda kalanın duasına icabet eden Allah’ım sen dünya ve ahiretin Rahman’ısın Sen benim de Rahmanım’ sın bana merhamet eyle’’ gibi ifadeler ihtiva eder. (Bezzar, el-Bahru’z-Zehhar 1. Cilt sayfa 185 ) Bütün bunlar bir tarafa Nahl suresi 7. Ayet ve İsra suresi 66. Ayetlerde Allah’ın insanoğluna lütfettiği nimetler bağlamında ‘’Rahim’’ sıfatı zikredilir. Kimi alimlerce ‘’İsm-i azam’’ kabul edilen ‘’Rahman’’ ismi ile ‘’Rahim’’ arasındaki anlam farklarına dair başka birçok görüş daha ileri sürülmüştür. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür Rahman, rahmet sıfatıyla muttasıf olan Rahim rahmetiyle başkalarına merhamet eden, Rahman büyük nimetler bahşeden Rahim küçük nimetler bahşeden, Rahman rahmetiyle bütün her şeyi kuşatan Rahim rahmeti mebzul olan, Rahman mevsufuna nisbet edildiğinde hususi mana itibariyle umumidir; Rahim mensufuna nispet edildiğinde umumi mana itibariyle hususidir. Rahman rahmeti geçmişe dönük olan Rahim rahmet geleceğe yönelik olan, Rahman, rahmet ve merhameti engin olan Rahim engin rahmet ve merhameti devamlı olan anlamına gelir. (Kurtubi el- Cami’ 1.cilt sayfa 162-164 İbn Adil el-Lübab 1. Cilt sayfa 148-149) İbn Kayyim el-Cevziyye ‘’rahman’’ ve ‘’rahim’’ isimleri arasındaki nüansı daha farklı izah etmiştir. Buna göre ‘’Rahman’’ Allah’ın zatı ile kaim olan sıfatı, ‘’Rahim ise bu sıfatın mahlukata taallukudur. Bu durumda ‘’Rahman’’ zati ‘’rahim’’ fiili sıfat olur. Nitekim Kur’anda اِنَّهُ بِهِمْ رَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌۙ (Tevbe suresi 117.a yet) ve وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا Ahzab suresi 43. Ayet ifadeleri geçerken hiçbir ayette (rahmanun bi’l-müminin) veya (rahmanun bi-ibadih) gibi bir ifade zikredilmez. Bu demektir ki ‘’Rahman’’ rahmet sıfatıyla muttasıf olan ve aynı zamanda bu sıfatın bütün anlamlarını bütün boyutlarıyla sürekli olarak kendisinde bulunduran zat ‘’Rahim’’ ise rahmeti ile ihsanda bulunandır. Bütün bunların ardından ‘’Rahman’’ isminin Kur’an’daki kullanımının diğer ilahi isim ve sıfatlardan farklı bir özellik arz ettiği belirtilmelidir. Şöyle ki Fatiha süresi hariç Kur’an’da ve hadislerde ‘’Rahman’’ başka bir isme sıfat olarak kullanılmamıştır. Bunun yanında Meryem, Furkan, Zuhruf, Mülk gibi Mekki surelerdeki pek çok ayette ‘’Rahman’’ bir bakıma Allah’ın özel ismi gibi kullanılmıştır. Dahası ‘’Rahman’’ ismi Kur’an’da ‘’sıfat-ı galibe’’ (üstün baskın sıfat) olarak Allah’a (cc) has bir isim özelliği kazanmıştır. İmam el- Maturidi de her ikisinin rahmet mastarından türemiş olma ihtimalini göz önünde bulundurmakla birlikte ‘’Rahman’ ’ın Allah’a has bir zati isim olduğunu ‘’Rahim’in ise fiili isim olduğunu vurgulamıştır. (Maturidi Te’vilatü’l-Kur’an cilt 1 sayfa 16) |
Kabir azabı olmasa , 8 cennet değil de tek bir cennet tek bir derece olsa hak verirdim size(İmas hocam) . Affın ne zaman ulaşacağı da mühim bir mesele tesettürüne namazına takvaya dikkat etmeyen bir müslüman yıllarca kabir azabı çektikten ve mahşerde türlü türlü sıkıntılarla karşılaştıktan sonra da o affa kavuşabilir.
Muttaki haramı helali bilen abid birisi sıratı şimşek gibi geçerken abdestin namazın orucun zahmetlerine katlanmayan da düşe kalka dehşet ve korku içinde geçer birisi firdevse yerleşir birisi de alt mertebe bir cennetin en alt derecelerine yerleşir nihayetinde af ile cehennemden kurtulmuş olur. Muhaddis değilim ama İmam-ı Gazali gibi Hüccetül-İslam namıyla meşhur mübarek bir zatın, kitabında zayıf hadise yer vereceğini zannetmiyorum Bazı muhaddisler hadis ilminin usullerine göre zayıf demiş olabilirler ama hakikatte zayıf olduğunu düşünmüyorum (eğer sonradan eklenmediyse) sonuçta İmam-ı Gazali hem müceddid hem müçtehid olan çok müdakkik bir alim aslı olmayan bir hadisi kitabına alıp vebale girmez Alıntı yaparak cevap yazamadım hata verdi |
Alıntı:
Muttaki haramı helali bilen abid birisi sıratı şimşek gibi geçerken abdestin namazın orucun zahmetlerine katlanmayan da düşe kalka dehşet ve korku içinde geçer birisi firdevse yerleşir birisi de alt mertebe bir cennetin en alt derecelerine yerleşir nihayetinde af ile cehennemden kurtulmuş olur. Muhaddis değilim ama İmam-ı Gazali gibi Hüccetül-İslam namıyla meşhur mübarek bir zatın, kitabında zayıf hadise yer vereceğini zannetmiyorum Bazı muhaddisler hadis ilminin usullerine göre zayıf demiş olabilirler ama hakikatte zayıf olduğunu düşünmüyorum (eğer sonradan eklenmediyse) sonuçta İmam-ı Gazali hem müceddid hem müçtehid olan çok müdakkik bir alim aslı olmayan bir hadisi kitabına alıp vebale girmez |
İhya-u Ulumiddin, bir irşat kitabıdır. Hadis âlimlerine göre, İslam ahkâmıyla ilgili hadislerin sahih olması gerekir. Ancak amellerin faziletleriyle ilgili olan hadisler zayıf da olabilir. İmam Ahmed b. Hanbel bu konuda şunları söylüyor:
"Biz ahkâmla ilgili hadisleri kaydederken elimizi sıkı tutar, sık dokuruz. Amellerin faziletleriyle ilgili olunca, ellerimizi biraz gevşek tutarız." Sadece İhya’da değil, İmam Rabbanî’nin Mektubat'ında, Abdülkadir Geylanî’nin Gunye'sinde, Tefsirlerde, Risale-i Nur’da bu tür zayıf hadisler vardır ve bu husus, hiçbir zaman bu eserlerin kıymetini düşürmez. Kütüb-ü Site de bile zayıf hadislere yer verilmişken, bu tür hüküm koymayan irşat kitaplarında bu çeşit hadislerin varlığı normal karşılanmalıdır. Kaldı ki, Aliyu’l-Kari, Aclunî Ve Bediüzzaman’ın da ifade ettiği gibi, her zayıf hadisin manası da yanlıştır, demek değildir. Hatta aynı metni ihtiva eden hadislerden biri -senedinden dolayı- zayıf kabul edilirken, diğer varyantı sahih kabul edilmektedir. Bir müctehit, eserine aldığı ve ondan hüküm çıkardığı bir hadisi, o konuda geçerli kabul ediyor demektir. Bu açıdan İmam Gazali de eserine aldığı her hadise onay veriyor anlamına gelir. Başkasının o hadis hakkında fikir beyan etmesi, Gazali'nin hadis ile ilgili içtihadını yok etmez. Ayrıca İmam Gazali gibi bir müçtehit eserine uydurma bir rivayeti asla almaz. Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet |
Alıntı:
ayrica sen bu hadisi bir arastir ravisi kim? kimlerden senetli? Allah CC kuranda vaadi var ve yemini var ""cehennemi insanlar ve cinlerle dolduracagim"" "" cehennemin yakıti taslar ve insanlardir "" diye yani mağfiret af baska konu fakat bu kadar ayet varken cezasini cekmeden Allah herkesi affedecek demek kuranin ahkamina terstir... |
Alıntı:
|
Alıntı:
İlmi değer ve güvenirliliği haiz bir meal de kuşkusuz Hasan Basri Çağatay’ın Kur’an-ı hakim ve Meal-i Kerim adlı eseridir. Meal-tefsir türündeki bu üç ciltlik eser gerçekten ciddi bir emek mahsuludur. Bununla birlikte eserin dili özellikle genel okuyucu kitlesi açısından sadeleştirmeye muhtaçdır. Ne var ki sadeleştirilmiş meal ve tefsir örnekleri maalesef çok sıkıntılıdır. Mesela Elmalı’nın tefsir ve mealinin sadeleştirilmiş versiyonlarında estetik ziyan bir yana muhyeva ve mefhumu haleldar eden sayısız hata ve eksiklik mevcuttur. Hatta denebilir ki Hak Dini tefsirinin sadeleştirilmiş versiyonlarından bir kısmı Hak Dininden başka bir eser hüviyetindedir. Fırsat buldukça bu konuya devam ederim. İnşaallah |
Alıntı:
Bu hadis Kur'an-ı Kerime de çok mutabık. Kur'anda bize öğretilen ve her namazda okuduğumuz bir dua var : Rabbenağfirli veli valideyye ve lil mü'miniyne ... Bu duayı Peygamber Efendimiz(aleyhis salatü vesselam) okumuş sahabeler okumuş evliyalar okumuş salihler okumuş. Kıyamete kadar milyonlarca müslüman tarafından milyarlarca defa okunmuş olacak biri bile kabul olsa(sadece Peygamber efendimizin duası kafi) dua umuma, cümle müslümanlara baktığı için her mü'min hakkında kabul olmuş olacak. |
En doğrusunu Allah-u Azıymüş-şan bilir
Dua ve selam ile ... |
Alıntı:
ayrica bu tur inanclar muslumani ibadetindren sogutur heleki birazda ihlasi zayıf müslumansa "" nasıl olsa Allahin affi sonsuz zaten sehadet getiren müslumanida cehennemden azat edecek ne gerek var ibadete ihlas keyfime bakayim""" fikri olusturur. zaten insanin mizacinda bu tur egilim mevcuttur, bu konularda bu sozlerde cok dikkat etmek gerekir,çunku cok büyuk vebxl yukler insana ayrica ibni arabi haric. boyle beyanda bulunan evliyalar kimler ve nerede geciyor bu ifadeler? |
Alıntı:
İmamı Gazali hazretleri ihyasına bu hadisi aldığı için meseleye hüsnü zanla bakıp rahmeti ilahiye cihetinden yorumlamaya çalışıyorum. Elbette ki Allah cc adildir ama aynı zamanda ğafurdur ğaffardır afüvvdür kerimdir rahimdir halimdir cemildir Erhamer-rahimindir. Ahirete ait bütün müjdeler imanla ölenler içindir peygamberler hariç kimsenin imanla öleceğinin garantisi yok o yüzden şeytanın rahmeti ilahiye ile aldatmasına karşı da uyanık olmalı Sual: Allah’a inanıyor, namaz kılıyorum. Fakat çok günah işliyorum. Ben münafık mıyım? CEVAP Allahü teâlâya inanan mümindir. Kimse zorlamadan namaz kıldığınıza göre, münafık olmanız mümkün değildir. Yalan söylemek, emanete hıyanet etmek ve verdiği sözde durmamak münafıklık alametidir. Fakat bu günahları işleyene münafık denmez. Münafık, inanmadığı halde, herhangi bir dünya menfaati için inanmış gibi görünen kimsedir. Eshab-ı kiramı seven de münafık olamaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali’nin sevgisi [radıyallahü anhüm] bir münafığın kalbinde toplanmaz.) [Taberani] (Ensarı ancak mümin sever. Ancak onlara münafık buğzeder.) [Buhari] Sözün kısası, Allahü teâlâya ve Onun Resulü Muhammed aleyhisselama inanan kimse mümindir. Çok günah işlese de münafık değildir. |
Birine mal, söz veya sır emanet edilse, o kimse de bu söz veya sırrı başkalarına söylese yahut emanet edilen mala zarar verse, çalsa, yani hıyanet etse, bu işler de münafıklık alameti olur. Fakat yine de böyle kimseye kâfir veya münafık denmez. Çünkü Eshab-ı kiramdan biri, Resulullah'ın sırrını, düşmanlara söyleyince, Hazret-i Ömer, (İzin ver ya Resulallah bu münafığın kellesini uçurayım) dedi. Peygamber efendimiz, (O, Eshab-ı kiramdandır, Bedir ehlidir, cennetliktir) buyurunca, Hazret-i Ömer, dediğine pişman oldu, tevbe istigfar etti.
Kâfir ve münafık kelimelerini rastgele söylemekten kaçınmalıdır. Kâfir anlamında münafık da dememelidir. |
Yani Nisa-145'te geçen münafıklar müslüman değil zaten ayetin devamında bunların Cehennemin en alt katında olacağı ifade ediliyor : “Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.” (Nisa, 4/145)
Müslüman olsalar niye en aşağı seviyede olsunlar ki o kadar kafiri zındığı müşriği varken. Hocam yanlış anlamayın niyetim kuru kuruya size muhalefet değil kaygınızı anlıyorum öyle insanlar var ki müslümanım diyor ama her ayak var kimisi var hem namaz kılarım hem de zina yaparım diyor bu tür rivayetlerden cesaret alıp daha da azgınlaşıp imanını tehlikeye atacak çok insan var İhyada değil de başka yerde bu hadisi görsem paylaşmazdım kabir azabı da caydırıcılık açısından kafi bence Allah cc kıyametten 1 dk. önce ölmüş birine 500 senelik azap edebilir sonuçta ahirette zaman farklı işliyor |
Herkese merhametiyle muamele etsin inşallah
|
Alıntı:
İçinizde Cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin hükmüdür. Allah’tan sakınanları oradan kurtarır; zalimleri [kâfirleri] de dizüstü çökmüş olarak orada bırakırız.) [Meryem 71, 72] (İman edip de imanlarını şirkle bulaştırmayanlar, Cehennemde ebedî kalmaktan emindirler. Onlar için, bu korku yoktur) [En’am 82] Allahü teâlâ iman sahiplerine, Cehennemde, günahları kadar azap eder. Sonra imanları sebebiyle ebedi olarak Cennete sevk eder.) [Ebu Nuaym] (Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde sonsuz olarak kalmayacak, Cehennemden çıkarılacaktır.) [Buhari, Müslim] ayrica diyanetin munafik tanimina kulak asma gercek dini terimlerine bak müsluman olmadigi halde kendini oyle gosteren şirk ehlidir kafirdir münafik Emanet olunana hıyanet etmek, yalan söylemek, vaadini bozmak ve ahdine gadr etmek ve mahkemede doğruyu söylememek munafiklik alametidir, bunlar orneklerdir ve ornekler cogaltilir, bu sartlarin 1 tanesini bile tasiyan kimse munafiktir fakat munafik kendisinin munafik oldugunu bilmez yada kendine yakistirmaz,kendini islatci ve hakli görür mesela son zamanların modasi olan dinde reform isteyenler var ya, iste onlarin hepsi mınafiktir |
Alıntı:
Allah cc müslümanların günahkarlarını cehenneme koyarda ebedi değil işte burda şefaat ortaya girer o cehenemlik cennete gider resulümüz sav şefati ile yani meryem suresinde diyorki içinizden hiçkimse yokturki cehenneme uğramasın . Ve diyorki biz ordaki herkesi diz üstü çöktürerek cehennemin etrafıetrafında hazır edegiz içlerinden en çok Allah a karşı gelenleri cehnneme atacaz ve Allahtan sakınanlarıda kurtaracagız diyprdu ayette veya müminleri kurtarırız diyorddu yaniki müslüman olarak can verdiysek ne ala vermesek resul bize şefaat edemez . ümid etmek müminin silahıdır ya rabbi ente recai demek gerek kalben . Hele önce sen bu dünyada amel defterini oku eksiğin varsa taamamla sonra pnun Rahmetine kalmış kalpte Allah varsa kurtuluş kessindir . :) |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
eger öyleyse bu kadar haram helale dikkat eymeye gerek yok, kurandaki tek emir Allah'tan ümidini kesme yeterli oluyor demek ki... |
Alıntı:
|
Alıntı:
bu senin sözün, sen kendi sozunden ne anladin Bir de bir kul ne kadar günahkar olursa olsun iman ile öldüğü taktirde Allah Celle Celalühü'nun kendisini affedeğini ümid ederse bütün günahları aff olunur. "Ben kulumun zannı üzereyim" Sözü bunu anlatır. |
Ölüm, kabir, mahşer, mizan, sırat, cehennem, cennet
Ümidimiz var lakin korkumuz ağır basıyor. Ya Rabbi biz senin bize bildirdiklerin üzere yaşama gayreti üzerindeyiz, sende bu minval üzere bize muvaffakiyet ver. Müslümanım demek onu dellillendirmektir. Bu hal üzere Allah'ın rahmetinden ümitliyiz. Bu kadar uğraşımız son nefeste kabul olunmasını arzu ettiğimiz bir amelimiz uğruna imanımızı kurtarabilmek uğraşıdır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:31. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com