![]() |
Mezhep görüşleri neden görüş ayrılığına düşer ?
İbadet veya helal haram konularında neden görüş ayrılığına düşerler ?
Sigara nın helal olduğunuda mekruh olduğunuda söyleyen alimler delil olmaksızın neden görüş ayrılığına düşerler ? Sigaranın günümüzce israfıda zararıda ortadadır . Keza Sünnet olan namazın rekatları Abdest bozulma hususları fitre miktarı Ve bi çok konuda görüş ayrılığı vardır . 2 mezhebe uymak dinsizlik olarak adlandırılıyor Fakat bir şafi hanifi mezhebi üzerinden bi ameli gerçekleştiriyor buda dinsizlik olmuyormu ? İlmi yeten bu hususları açıklasın ? Kendi zannımdan vazgeçeyim . Keza mezhepsizlik dinsizliktir diyenlerin delili nedir ? Çünkü delilsizce söylenen kafirlik itamı ağır vebaldir ! |
Alıntı:
"görüş ayrılığına düşenler" kimler bunlar kaynaklarını yazıcaksınki alta incelesnin kapsamlıca "sigaranı haram lığı" diyanet tarafından da açıklamasında çoğu alime göre haram bazı alimlere görede müübah denilmiş aradaki farkı da diyanetin kaynaklarını inceleyip kimler bunu neye göre demiş irdelemek gerekir sebeplerini açıklamalarını anlamalıyız alimde kim yani? mezhepler uymamak niye dinsizlikdir aslında özü bellidir çünkü hadisleri yazan zaatlar kuranda olduğu gibi birbirini hepsi tescileyemediği için farklı hadisler farklı yorumlar farklı bakış açıları doğurdu bundan dolayı bu şekilde mezhepler ortaya çıktı |
Her insanın fıtratı farklı olduğu için (Rabbi hass) herkesin düşüncesi de aynı olmaz. Örneğin senin ile benim düşüncemin farklı olması sana tecelli eden esma ile bana tecelli eden esmanın üstümüzde ki halinden kaynaklıdır. Fakat bizi bir arada tutan şey ise bu esmaların ortak özellikleridir. Aynı şekilde İmamlar arasında görüş ayrılığı oluşsa da imanları ortaktır. A imamının görüşü ve B imamının görüşü Kur'an ve sünnet çizgisi içindedir. Şafii mezhebinden birisi eğer yapacağı işte bir çıkış yolu bulamıyorsa, Hanefi mezhebine göre amel edebilir. Bu caizdir. Nitekim Hz.Peygamber s.a.v bir hadis-i şerifinde "Ümmetimin ihtilafı geniş bir rahmettir." buyuruyor. İmam Malik Hz'ye ümmeti bu mezhebe sevk etmeyi talep etseler de hazret bu talebi Müctehidlerin farklı görüşleri Allah'ın ümmete rahmetidir diyerek reddetmiştir. Mezheb imamlarının ortak amacı dinin hükümlerini daha anlaşılır şekilde ümmete sunmaktır. Mezhepler arasında tütün kullanmak helal, içmek ise mekruhtur. Çünkü tütün haram bir madde değildir fakat sarılıp içildiği zaman bedene zararı olduğu için bu mekruh olur. Tahrimen mekruh ile haram arasında çok fark vardır.
|
Alıntı:
hata sanırım bir imam fatiha okurken ki sarhoşluktan gelen sürçme sonrasında tamamen haram kılınıyordu sigara(tütün ,puro) da ise bağımlılık yapan(uyuşturucu etken) ve bedene zarar veren (kanserojen) maddeler varken heleki akciğer kanser gibi ileri hastalıkların temel sebeblerinde iken ne için direk haram değilde Tahrimen mekruh veya Tenzihen mekruh olduğu nu merak ediyorum hani eski alimler teknoloji gereği kanseri sebebi olduğunu tam anlamamış olabilirler diye düşünüyorumda günümüzde bu konu bilimsel olarak net bir şekilde açıklanmış |
Resulullah Allahın dinine uyuyordu bizde ona uyuyoruz . İslam tek bir dindir ve Hepinizin dinidir diyor Allah. Siratimmmüstakim doğru yol Allah yolunda resuluşlahın izinden hadisler Resulün izinden gitmeye yetmez mi ? Bir mezhep varsa bu mezhebin tek kurucusu Resulullah değilmidir ?
73 fırkaya bölündü hadisinde geçen 73 fırka nedir kimdir. Sadece 1 fırka girecek Oda Resule uyanlar sahabiye uyanlar diye hadiste devamıdır . Allahın dinini parça parça bölenler ayeti Kime kimlere deniyor fikir ayrılığı bölünöe işareti değilmidir ? Hepsine uymak neden mezhepsizliğe giriyor ? Mezhepsizlikte dinsizliğe Dinsizlik ağır itam değilmidir . kafirlik ile itamda bulunuluyor . Hadislere uymak Resulullahın mezhebine uymak değilmidir . onun yoluna |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. Peki hangi mezhebe uymak için istihare namazı gerekmezmi ? Bilen anlatınca anlıyorum demekki. Allah razı olsun cehennem Korkulacak yerdir 73 fırkadan cennete giden 1. Forkaya yazılalım yeter . Allah ilminizi artırsın Basiretimiz dahada açılsın |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya; senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. Enam süresi 159. Ayet Bkz; Âl-i İmrân 3:103, 105; Enfâl 8:46; Mü'minûn 23:53; Rûm 30:30-32.
|
Alıntı:
Sadece dua ile iş bitmez tabiki Allah duayı kabul eder fakat mücadele etmek gerekir müctehid olmak değil muhsin kullardan olmak gayem ahir zaman kendini ve zurriyetini muhafaza etmek zordur ama imkansız değildir . Tabiki. Yanlışı görmek doğrunun kıymetini çoğaltır . bin küsür yıl önceki inannan ile şu zamanda inanan bir olmaz bunuda tefekkür ettim . Bende tartışmayı sevmem ki sosyal yaşamda haklıda olsam haksızda olsam yine tartışmam fakat sosyal medyada düşünceler özgür ... Keza imamların Sahabilere ulaşması daha kolay. Birinci agızdan bilgi toplamak sahihliği ortaya koyar Allah alim. İmtihanlarla Allah nefsi terbiye ediyor ondan yana sıkı tım pek yok fakat Allah a inanan herkes alimdir heleki ümmeti muhammed. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Şimdi gelelim 4 mezhep imamlarının birbiri ile çakışmasına hanbeli mezhebi ile şafi mezhebi birbiriyle çakışıyor galiba hanifi mezhebide ? Bu görüş ayrılığınada rahmet nazarıylamı bakmak gerek . İbni teyemmiye ve şaffi imamı birbiri ile çakışıyor keza imam azamda öyle Abdulkadir gelani de sonradan şafilikten hanbeli mezhebine geçiyor . birbirileriyle muhalefet ediyorlar hangisi sağcı ? Biz sağcı olan tarafı istiyoruz |
Alıntı:
|
Alıntı:
(İbni Teymiye, tasavvufu inkâr eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır.) Ehli Sünnet imamları birbiriyle çelişkiye düşebilir. Zamanında dört büyük sahabe dahi birbiriyle çelişkiye düşmüştür. Resulullah s.a.v buna şahittir fakat imanda çelişkiye düşmemiştir sadece yorumları birbirine uymaz. Bu normaldir çünkü her kafa aynı olmadığı gibi her ağızdan da aynı şey çıkmayabilir. İmam Şafi, İmam Malik'in düşüncesinden ayrı bir düşünceye sahip olsa da ikisininde düşüncesi haktır. Birbiri arasında düşmanlık yoktur bunu diyen kişilerin sonu uçurumdur. İmam Şafii Hz, Ebu Hanife'nin kabrini ziyaret ederken o makamda sabah namazını kılmış. Fakat kendisinin sabah namazında kunut duası okunmasını söylediği hâlde o namazda kunut duasını okumamış. Bu sebeple sormuşlar kendin söylediğin hâlde neden okumadın? O da cevaben İmam Ebu Hanife'nin söylemediği şeyi yapmaya utandım. Bu sebeple böyle davrandım demiştir. Bu davranışı ona gösterdiği hürmetten kaynaklıdır yoksa kendisinin söylediği şeyi orada da yapabilirdi. Misal senin ile bazı konuşmalarımız çelişkili olsa da ikimizde Kur'an ve sünnet dışında bir şey demedik. Çelişkiye düştüğümüz konu iman değil delilleri yorumlama biçimimiz |
Alıntı:
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Muhiydin arabi oracaktı yanlış tevil ettiği konu Allah ın insan suretinde girdiği mi olduğumu öyle bişeydi İbni teyemiyyeyi öven saygı duyan alimlerde çok. Yerenlerde Ama Allah afetsin güldüm o tevile fakat şuda aklıma geldi Çogu ayette Allah görrür deniyor görmek göz organıyla olduğu için böyle demiş olabilşr keza farklı ayetlerde. mecaz anlam olarak kullanılar kelimeler car direkt okunursa bu kanıya varılıyor heralde . Beşerşaşar ölürkenki itikadini biz bilemeyiz heralde 2 imam hapisanede vefat ediyor . yada iki mezhep imamıda hapisaneye giriyor . Mizacı sert olan Sağcılar elbette her devirde oluyor hanbeli mezhebinde tevhid ağırlık tevhid ilmi ağırlıklı bir mezheb diyelim. Son cümlene %100 katılıyorum iman konusunda hassas olmak güzeldir Allah a verilen kıymeti Artırıyor Bu da yüceltme biçimidir Fikir ayrılığında rahmet vardır hadisiydi sanırım fazla aklımda kalmadı ama böyleydi. Burdaki Rahmet kerametininde farkına vardık . fikir ayrılığı. Müminlerin Daha güzel amel çabasıdır . Burda da Allah yüceltilir farkında olmadan Vallahu kulli şeyin alim Allah razı olsun |
Alıntı:
"Hak suretidir alem-i imkan ile adem, bundan güzeli nerde ki cennette mi sandın?" - Kenan Rifai Hz |
Alıntı:
Hiçbişey boşuna değildir ne ağızdan çıkan söz nede bi kum tanesi Görüş değişikliği İyi kul olma çabasıdır . Rabbi istemedende olsa yüceltiyoruz . İnşallah sevap bakımından ecirleri çok olur herhayra ve sevaba sevap bakımından hayırlı olan ameşlere muhtacız ... Allah ın rahman sıfatına sığınmak için . Güzel ve basiret açıcı sohbetti Çok istifade ettim Allah razı olsun |
İtiraf etmeliyiz ki biz, şer’i meselelerin, hâdiselerin hükümlerini, öteden beri herkesin kabulüne mazhar olmuş olan o büyük müçtehitlerden öğrenmek mecburiyetindeyiz. İçtihat için gerekli olan ilmî güce sahip olmayan kimselerin, dini meseleler hakkında -müçtehitlerin mezheplerine aykırı olarak- kendi anlayışlarına göre hükmetmeleri, kendi düşüncelerine göre cevap vermeleri Allah katında pek büyük mesuliyete sebep olacaktır. Böyle bir kimse vereceği cevapta isabet etse bile, bilmeksizin cevap vermiş olacağı için yine mesuliyetten kurtulamaz. Nitekim bir hadis-i şerif: “Sizin ateşe atılmaya en cüretkârınız fetvaya yani Şer’i meselelere dair cevap vermeye en fazla cüret göstereninizdir.” mealindedir Bir kere düşünelim, bir kimse mesela tıbba, astronomiye veya fen ilimlerine dair bilgisi olmadığı takdirde, bunlara ait söz söylemeye, yazı yazmaya cesaret edemez. Cesaret edecek olursa büyük hatalara düşmüş, kendisini teşhir etmiş olur. Artık bu ilimlerden daha geniş ve ehemmiyeti, mesuliyeti daha büyük olan dini ilimlere dair kâfi derecede malûmatı olmayan kimselerin söz söylemeye, cevap vermeye cüret göstermeleri nasıl doğru olabilir?. Böyle bir cüret büyük mesuliyetleri gerektirmez mi? Yine bunun gibi insanların yapmış oldukları kânun maddelerini bilmeyen kimselerin bu maddeler hakkında gelişi güzel söz söylemeleri, bunların nelerden ibaret olduğunu ve nasıl tatbik edileceğini tayin etmeye kalkışmaları asla doğru görülemez. O halde ilahi bir kânun olan dinin yüksek hükümleri hakkında lâyıkıyla bilgileri bulunmayan kimselerin söz söylemeye, cevap vermeye kalkışmaları nasıl doğru olabilir?
|
Alıntı:
Çok güzel yazmışsınız emeğinize sağlık Gerekli bilgilendirme olmuş aslında Konu esas alındığında sadece 1 hadisten değil aynı konuya hitap eden biçok hadisi ele alıp öyle düşünmek gerekir . Keza O zaman alimleride bu şekilde hataya düşmüşler ... Mezhep görüşleri aslında değim şey bir konu sabit o konuya aid bi çok hadis ile Hüküm belirlenmiş . Tek hadisle verilen kararlarda vardır elbet fakat. bilen daha doğru söyler. . . Gerçekktende çok istifade ettim . Allah hepinizden Razı olsun @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
|
Alıntı:
Sigara konusunda kim helal demiş hiç duymadım. Alkolün haram olduğu net biliniyorsa bence sigaranın da haram olması gerekir. Her şeyden önce bu bedenine zararlı. Bu beden de bize Allah'ın emaneti değil mi? Yeri geldiğinde eller ve ayaklar konuşup şahitlik yapmayacaklar mi bize? Emaneti kollamak gerekir. Hak huzurunda bunun vebalini vermek güç olur. ( Şimdi bu hangi mezhebe giriyor bilmiyorum. Dün soylemek istediğimde bir bakıma buydu) Rekat sayısı, fitre miktarı değişiklik hakkında da açıkçası fikrim yok. Ama iki mezhebe uymak dinsizlik olmamalı. Her mezhep Allah'a ulaşmak için birer Salih yol değil mi? Allah zorlastirmayin kolaylaştırır demez mi? İnsan kendine uyan şekilde kolay bir şekilde yollar arası geçişler de yapabilmek kolayına göre. Tabiki yollar ehil ve Allah'a çıkmalı.. |
Alıntı:
Abdest konusuda şöyleki 2 mezhep imamının zayıf bulduğu ve kendine göre hüküm belirlediği hadis Bi gün peygamberimiz s.a.v başından yaralanır aişe annemiz gidip kanı siler ve peygamberimiz gidip abdest alır . hanefi mezhep imamı derki kan abdesti bozmuştur O yüzden resulu ekrem abdest almıştır Şafi mezhep imamıda derki kan bozmamıştır hz aişe annemiz temas ettiği için abdest almıştır Ya bu olay zuhur ettiğinde zaten abdestsizse yani abdest konusu biraz vahim |
Allah razı olsun yazınızdan ötürü ekleme olsun.
Sual: Dört hak mezhebe uymanın farz olduğu söyleniyor. Bunun delili nedir? CEVAP Kitaplarda, (Dört hak mezhepten birine uymak vacibdir) deniyor. Buradaki vacib, farz anlamındadır. Hadis-i şeriflerde bildirilen vacib kelimesi de, genelde farz anlamındadır. Diğer üç mezhepte de, vacib denince farz anlaşılır. Hanefî’deki vacib hükmü, bu üç mezhepte yok gibidir. Dinimizde dört delil vardır: 1- Kitab [Kur’an-ı kerim]. 2- Sünnet [Resulullah efendimizin bildirdiği sahih hadisi şerifler]. 3- İcma [Eshabı kiramın veya Tâbiînin yahut Tebe-i tâbiînin sözbirliği]. Eshab-ı kiramın sözbirliğine icma denir. Bir şeyi, Eshab-ı kiram, sözbirliğiyle bildirmediyse, Tabiînin sözbirliği bu şey için icma olur. Tabiîn de bu şeyi sözbirliğiyle bildirmediyse, Tebe-i tabiînin sözbirliğiyle bildirmeleri, bu şey için icma olur, çünkü bu üç asrın âlimleri yani müctehidleri, hadis-i şerifle övülmüştür. Bunlara Selef-i salihin denir. İcma’a uymak farzdır. İcma’ı inkâr ise küfürdür. (Redd-ül-muhtar, Seadet-i Ebediyye) İmam-ı Rabbanî hazretleri, (Bir hüküm üzerinde, dört hak mezhebin hükümleri arasında icma hâsıl olursa, bu icmaya da inanmak lazımdır, inanmayan küfre girer) buyuruyor. (2/36) 4- Kıyas [Ehl-i sünnet âlimlerinin Kur’an-ı kerim ve hadisi şeriflerden çıkardıkları hüküm]. Dört mezhepten birine uymak, bu dört delilde de bildirilmiştir: 1- İcma olduğu için vacibdir: İmamı azamdan beri 14 asırdır, bütün Müslümanlar, bilinen dört imamı taklit etmişler. Bunlara itaat etmekte, mezheplerine uymakta icma hâsıl olmuştur. İcma’ya uymak ise vacibdir. Buradaki vacib farz demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Ümmetim[in âlimleri] dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!) [İ. Ahmed] (Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider.) [İbni Asakir] (Ümmetim[in âlimleri], hiç bir zaman dalalette icma yapmazlar. İhtilaf olunca sivad-ı a'zama [Ehl-i sünnet âlimlerinin ekseriyetinin bildirdiği yola] tâbi olun!) [İbni Mace] Dört mezhepten başkasıyla amel etmek caiz değildir, bunda icma hâsıl olmuştur. (El-Mesail-ül-müntehabatü fir-risaleti vel vesileti) 2- Tefsirlerde bildirildiği için vacibdir: Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71] Kadi Beydavi hazretleri, bu âyeti (Her ümmeti peygamberleri ve dinde uydukları imamları ile çağırırız) şeklinde açıklamıştır. Ruh-ul beyan ve Tefsir-i Hüseyni’de ise, (Herkes mezhebinin imamı ile çağırılır. Mesela "Ya Şafii" veya "Ya Hanefi" denir) şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklamalar da, dört hak mezhepten birine uymanın vacib olduğunu göstermektedir. Yine Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Müminlerin [itikad ve ameldeki] yolundan ayrılan Cehenneme gider.) [Nisa 115] Medarik tefsirinde bu âyetin açıklamasında, (Kitab ve Sünnetten ayrılmak gibi icmadan da ayrılmak caiz değildir) buyuruluyor. Beydavi tefsirinde ise, aynı âyet-i kerimenin açıklamasında (Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu göstermektedir. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak da vacib olur, şart olur) buyuruluyor. İmam-ı Şa’ranî hazretleri buyuruyor ki: (Tasavvuf büyükleri ve fıkıh âlimleri, kendilerine uyanlara şefaat ederler. Ruh teslim ederken, kabirde Münker ve Nekir sual ederken ve Haşrda, Neşirde, Hesapta, Sıratta yanında bulunurlar. Onu unutmazlar. Tasavvuf büyükleri, kendilerine uyanları, bütün korkulu yerlerde kolladıkları gibi, müctehid imamlar da korurlar. Bunlar, mezhep imamlarıdır. Bu ümmetin bekçileridir. Sevin ey kardeşim! Dört mezhep imamlarından dilediğini taklit et de saadete kavuş!) [Mizan-ül-kübra] Görülüyor ki, kıyamette, herkes mezhep imamının ismi ile çağrılacaktır. İmam, kendisini taklit edene, şefaat edecektir. Dört mezhep imamlarının her biri böyle yüksek idi. Bir âyet meali şöyledir: (Bana inabet edenin yoluna uy!) [Lokman 15 ] Bu dört büyük imamın, bu inabet yolunda oldukları icma ile bildirilmiştir. 3- Müminleri yolu olduğu için vacibdir: Bir âyeti kerime meali şöyledir: (Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Resule uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleyip çok kötü bir yer olan Cehenneme sokarız!) [Nisa 115] İmam-ı Şâfiî hazretleri, (İcmaın delil olduğunu gösteren bu âyet, müminlerin yolundan ayrılmayı haram ettiği için, bu yola uymak vacib olur) buyuruyor. Müfessir Abdullah Nesefî hazretleri, bu âyeti açıklarken, (İcmaın delil olduğunu ve icmadan ayrılmanın da caiz olmadığını bu âyet göstermektedir) buyuruyor. (Medarik) İmam-ı Kadi Beydavi hazretleri, (Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu gösteriyor. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacib olur) buyuruyor. (Tefsir-i Beydavi) Gerçek âlimler, (Bir mezhebi taklit etmek vacibdir. Mezhepsiz olmak büyük günahtır) buyuruyor. Âlimlerin bu ittifakından ayrılmak, bu âyetten ayrılmak olur) dediler. Bir âyette de mealen, (Siz, insanlar için en hayırlı ümmetsiniz. İyiyi emreder, kötüyü men edersiniz) buyuruldu. (Âl-i İmran 110) 4- Âlimlere uymak gerektiği için vacibdir: Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki: (Bilmiyorsanız, zikir ehline [âlimlere] sorun!) [Nahl 43] Bu âyet, ibadet ve işlerin nasıl yapılacağını bilmeyenlerin, bilenlerden sorup öğrenmelerini emretmektedir. Herkesten değil, âlimlerden sorup öğrenmek emir olunmaktadır. Bunun için, bir kimse, yapacağı şeyi, Kur'an ve hadiste arayamaz, taklit ettiği mezhebin müctehidinden sorup öğrenmesi lazım olur. Yahut mezhebinin âlimlerinin kitaplarından okuyup öğrenir. Sorup, öğrendiğine göre yapan, o müctehidi taklit etmiş olur. Müctehidin sözüne uymayıp inkâr ederse, mezhepsiz olur. Âyetteki zikir ehli mezhep imamı demektir. Çünkü hadis-i şerifte bildiriliyor ki: (Cihad, oruç, namaz, zekât ve hac ibadetini yapanlar içinde ecri daha büyük olan zikir ehlininkidir.) [İ. Ahmed] İbni Merdeveyh Ebu Bekr Ahmed’in bildirdiği ve Enes bin Malik’in haber verdiği hadis-i şerifte, (Namaz kılan, oruç tutan, hac ve gaza eden; eğer imamını beğenmezse, o münafıktır. Onun imamı, zikir ehlidir) buyuruldu. Demek ki, âyetteki Ehl-i zikir, ulema-i rasihin ve dört mezhebin imamlarıdır. (Ancak âlim olanlar anlar) ve (Ey akıl sahipleri, ibret alın!) mealindeki âyetler, dört mezhep imamlarının üstünlüklerini göstermektedir. Ahmed bin Muhammed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki: Kur'an-ı kerimdeki (Allahın ipi)’nden maksat, cemaattir. Cemaat da, fıkıh ve ilim sahipleridir. Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı a'zam, fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da, Resulullah’ın ve Hulefa-i raşidinin yoludur. Bu yoldan ayrılanlar, Cehenneme gider. Allahü teâlânın rahmeti, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasında bulunanlara, gazabı da bu yoldan ayrılanlaradır. Fırka-i naciyye, bugün dört mezhepte toplanmıştır. Bu dört mezhep, Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî’dir. Bu dört hak mezhepten birine uymayan, bid'at ehli olup Cehenneme gider. (Tahtavi) Bugün dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir. (Hadika) İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Dört Mezhebin birinden ayrılmak, mezhepsiz olmak ilhaddır. (Mebde ve Mead) Kitap, sünnet ve icma Sual: Din kitaplarında bir hüküm bildirilirken, (Kitap, sünnet ve icma-ı ümmet ile sabittir) deniyor. Kitap ve sünnet, başlı başına bir delil değil mi de, ne diye üçü birden söyleniyor? CEVAP Elbette Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler başlı başına delildir. Ancak farklı teviller yapılmışsa, o âyet-i kerimeyi Resulullah efendimiz nasıl uygulamıştır, müctehidler ona bakar. Mesela namazın beş vakit olduğu kesindir. Ama üç vakit diyenler var. O zaman Resulullah efendimizin uygulamasına bakılır. İcma hangi yönde ona bakılır. Kur’an-ı kerimde namaz yerine kullanılan salât kelimesi için bazı sapıklar, (Salât, dua demektir. İslamiyet’te, şimdi yapıldığı şekilde bir ibadet yoktur. Allah’ı anan, dua eden, namaz kılmış sayılır) diyorlar. Salât’ın bunların dedikleri gibi olmadığı, günde beş vakit kılınan namaz olduğu sünnet ile açıklanmış ve icmayla da uygulandığı gösterilmiştir. Demek ki, Kur’an-ı kerimde bildirilen bir hüküm, Sünnet ile ve İcma ile de uygulanarak farz olduğu inkâr edilemez hale geliyor. Aklın yolu Sual: Bir ders kitabında, (Vahiyle yani Kur’anla bildirilen dînî ilkelerin anlaşılıp uygulanması, sünnetle, icma ve kıyasla değil, akılla gerçekleşir) deniyor. Akıl tek başına dinde ölçü olur mu? CEVAP Elbette, ölçü olmaz. Kur’an-ı kerimi açıklayan sünnettir. Peygambersiz din, dinsizlik olur. İcma ve kıyas da sünneti açıklar. Sünnet, icma ve kıyası bir kenara bırakarak, (Akılla her şeyi buluruz) demek dinimize aykırıdır. Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri buyuruyor ki: Din işleri, akıl üzerine kurulamaz, çünkü akıl, bir kararda kalmaz. Herkesin aklı, birbirine uymadığı gibi, bir adamın selim olmayan aklı da bazen doğruyu bulur, bazen de yanılır ve yanılması daha çok olur. En akıllı denilen kimse, din işlerinde değil, uzman olduğu dünya işlerinde bile çok hata eder. Çok yanılan bir akla nasıl güvenilebilir? Devamlı, sonsuz olan âhiret işlerinde, nasıl olur da akla uyulur? (Seadet-i Ebediyye) İman bilgileri, namaz, oruç, zekât ve diğer din işlerinin hiçbiri akılla bulunamaz. Hepsi nakle dayanır. Akıl, nakli anlamakta kullanılır. Akıl doğru kullanılmazsa gerçeği bulamaz. İslamiyet, selim akla dayanan nakil dinidir. Nakil olmazsa, akıl, tek başına doğruyu yanlışı bulamaz. Müctehidler için dört kaynak esastır Sual: Müctehid olan âlimler, dinimizin bildirdiği hükümleri, hangi kaynaklardan ve nasıl çıkarmışlardır? Cevap: Müctehidler, bir işin nasıl yapılacağını, Kur'ân-ı kerimde açık olarak bulamazlarsa, hadîs-i şeriflere bakarlar. Hadîs-i şeriflerde de açıkça bulamazlarsa, bu iş için, İcmâ var ise, öyle yapılmasını bildirirler. İcmâ; söz birliği demektir. Yani, bu işi, Eshâb-ı kiramın hepsinin aynı suretle yapması veya söylemesi demektir. Eshâb-ı kiramdan sonra gelen tabiinin de icmâsı delildir, senettir. Daha sonra gelenlerin, hele bu zamandaki insanların, dinde reformcuların, din cahillerinin yaptıkları, söyledikleri şeye, icmâ denmez. Bir işin nasıl yapılması lazım olduğu, icmâ ile de bilinemezse, müctehidlerin kıyasına göre yapmak lazım olur. İmâm-ı Mâlik hazretleri, bu dört delilden başka, Medine-i münevverenin o zamanki ahalisinin söz birliğine de senet dedi. Bu âdetleri, babalarından, dedelerinden ve nihayet, Resûlullah efendimizden görenek olarak gelmiştir, dedi. Bu senet, kıyastan daha sağlamdır dedi. Fakat diğer üç mezhebin imamları, Medine ahalisinin söz birliğini senet olarak almadı. |
Alıntı:
|
Son not olarak;
Bazı halk arasında sözler olur, işte bir Mezhebte o deniyor öbürü niye böyle diyor diye. Bir Allah dostunun cevabı; “Bu durumdan Rahmet doğmuştur, Rahmet olmuştur” “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız….” Son değinilmesi gereken nokta ise bahsedilen Alimler manevi alemde Hz.Muhammed Mustafa SAV Efendimizden onay, müsaade, izin, soru sorma gibi durumlardan Allahın lutfu keremiyle nasiplenebilen Alimlerdir, tıpkı Evliyahullah gibi. Ki 4 Mezheb İmamlarımız da EvliyaAllah’tır. Dolayısıyla, noktalar , halkalar hep birbirleriyle bitişik hiç kopukluk olmaz. Allah Kitabı koruyacağını Vaad ediyor, ve Habibi’ne SAV’e indiriyor Kitabı. Yani onun Anlatmasıyla biz anlayacağız, onun öğretmesiyle biz amel edeceğiz. Bana göre bu ayet böyledir. Demek yerine, Hayır EfendimiZ SAV bir hadisi derki… deyip; Hadislerden delil arayacağız. Çünkü aramızdaki hiç kimse Kur’anı Kerimi Hz Muhammed Mustafa Sav gibi anlayamaz, bilemez. Şimdi Hadisi Şerifleri reddeden birine , sen Deccal şuanda Pasifik Okyanusunda bir adada desen, nasıl ikna edebilirsin? Edemezsin. Hatta belki de sana derki, deccal internettir, elektriktir odur budur. Halbuki Hadisi Şerif net belirtiyorki Sahabe Efendilerimiz o adaya gitti ve onu gördü, konuştu, görüştü. Alıntı:
Allah razı olsun. :) |
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] emeginize sağlık çok güzel eklemeler olmuş .
Bunları çokça okudum keza basiret kapalıyken okununxa insanın pek nasibi olmuyor . Fıkıh öğrenmek için 4 mezhebe mi bakmak lazım yoksa kendi mezhebinin. İmamının mı fıkıh kitaplarına bakmak lazım veyahut genel fıkıh kitapşarına mı bakmak gerek bu tür konuları öğrenmek ibadet konusunda Bilgilenmek ve sosyal hayatta baya iyi oluyor bilgiyi yayınca bilginin kıymeti var neyse 2. Sorum şu ki mezheblerde ki alimler kendi mezheplerine muhalefet ettiği konular var . 2 mezhepte gördüm bunu peki mezhebe muhalefet edince o mezhepten çıkılırmı Keza çıkılmış |
Dört büyük imam, Müslümanlar hakkında bir ilahi rahmettir. Bunlar dört temel delilden dini hükümleri çıkarmış, Müslümanlara takip edecekleri yolu açıkça göstermişlerdir. Artık bunlardan her hangisinin mezhebine uyan bir Müslüman, hak bir mezhebe intisap etmiş, peygamberimizin yolunda bulunmuş olur. Bu pek muhterem müçtehitlerin hepsi de dini meselelerin esasında ittifak etmişlerdir. Aralarında bir ayrılık yoktur. Ancak ikinci derecede bulunan bir kısım Fer’i (ayrıntılı) meselelerde ihtilaf etmişlerdir. Fakat güzelce incelenirse görülür ki, bunların birçoğu da görünüşte bir ihtilaftan başka şey değildir. Çünkü bu meselelerin birçoğunda bu mübarek zatlardan biri, bir azimet ve takva yolunu, diğeri de bir ruhsat ve müsaade yolunu tercih etmiş, bu şekilde ümmeti merhumenin önünde geniş bir rahmet sahası açık bulunmuştur. Şunu da ilave edelim ki, bu dört büyük müçtehide ait dört mezhepten her birinin müntesipleri, kendi mezheplerinin daha doğru, daha isabetli, sünnete, maslahata daha uygun ve daha elverişli olduğuna inanırlar. Aksi takdirde, o mezhebi tercih etmelerinin hikmeti kalmaz. Fakat bundan dolayı diğer mezheplerin itibarını azaltmak da akıllarından geçmez, bu dört mezhebin dördüne de hürmet ederler. Bu hürmet, ehli sünnetin şiarıdır. Bir kimse zaman içinde çeşitli ihtiyaçların sonucu ya da kişisel tercih olarak mezhebini değiştirmek isteyebilir. Bu konuda olumsuz görüş bildirenler bulunmakla birlikte, tarihî süreçte tabi olduğu mezhebi değiştiren pek çok âlimin varlığı da bilinmektedir. Örneğin Abdülaziz b. İmrân el-Huzâî Mâlikî iken Şâfiîliği, Tahâvî Şâfiî iken Hanefîliği, Hatîb el-Bağdâdî Hanbelî iken Şâfiîliği, İbn Fâris Şâfiî iken Mâlikîliği tercih etmiş âlimlerdir. Bu ve benzerleri, kişinin bağlı olduğu mezhebi değiştirmesinin mümkün ve caiz olduğunun somut örnekleridir.
|
Alıntı:
Allah razı olsun |
Ulemamızın ihtilaf ettikleri hususlarda hangisinin kavliyle amel edileceği ihtilaflıdır. Essah olan es-Siraciyye ve diğer kitaplarda belirtildiği üzere evvela alelıtlak İmam Azam’ın kavliyle sonra ebu Yusuf’un, sonra Muhammed’in sonra Züfer ve Hasan b. Ziyad’ın kavilleri gelir. Bazıları Ebu Hanife bir tarafta iki arkadaşı yani Ebu Yusuf’la Muhammed de bir tarafta olurlarsa, müftü muhayyerdir demişlerse de müftü müçtehit olmadığı zaman birinci kavil daha sahihtir.
Burada alelıtlak tan maksat ister Ebu Hanife bir kavilde yalnız başına kalsın kalmasın demektir. Nitekim Siraciye sahibinin sözü de bunu ifade etmektedir. İkinci imamdan maksat Ebu Yusuf’tur. Bir meselede İmamı Azamdan bir kavil bulunmazsa Ebu Yusuf’un kavliyle amel olunur. Ondan da bir rivayet yoksa üçüncü İmamın yani İmam Muhammed’in kavliyle amel edilir. Konu biraz geniş kısaca bu kadar ile iktifa edeyim. |
Alıntı:
Yani hangi mezhepten isek o mezhep imamlarının fıkıh kitaplarına bakmak lazım tesekkur ederim |
Alıntı:
Bir şeye haram fetvası vermeden önce iyice düşünün. Öncelikle sigarayı yasaklayan ayet veya hadis yok. Bedeni korumaktan bahsetmişsin iyi hoş lakin örnek olarak behçet hastalığında (sadece behçet hastalığında değil genel olarak ağız yaralarına) ağız yarasına iyi geliyor. Benim doktor tavsiyesiyle sigaraya başlayan tanıdığım var. E kişiye özel haram olur mu? "Sana helal sana haram" da diyemezsin. Çık işin içinden çıkabilirsen. |
Allah birdir ve Tektir O herşeye Kadirdir
Alıntı:
Bir kişi mezhep gibi çok geniş bir kuruma tabi olmaktansa sadece kuranı Kerime tabi olursa.Emir ve yasakları sadece kurandan alırsa sizce dinden çıkmış olur mu? Aksi halde mezheplere baktığında kalbi kuşku dolu olup dili ile söylediğini kalbi kabul etmiyorsa yani? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Nisa 59: Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir. __________________________________________________ ______________ Kur'an sana hz Muhammed (sav)'e uymayı öğütlüyor. O yüzden peygamberin emirlerine de itaat etmen gerekiyor. Hadislere uyman gerekiyor fakat dikkatli olman lazım. Normal bir insanın dahi sözleri istismara açık iken peygamber efendimizin sözlerini istismar etmek isteyen çok kafir var. Sözler ne için söylendi, hangi durumlar için söylendi bunlar önemlidir. Mezhep konusunda şöyle bir örnek vereyim: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bazen yorum farklılıkları oluyor. Fakat bunlar temel esaslarımızı değiştirmiyor. Sen bu imamlardan daha eğitimli misin? Bu konuları yorumlayacak ilmin var mı? İşte bu gibi sebeplerden dolayı biz de bilenlere soruyoruz. Hak Mezheplerde Kuran'a iman ve peygamberin dediğine itaat var. Kuran'a veya peygambere muhalefet eden bütün görüşler geçersizdir. |
Allah birdir ve Tektir O herşeye Kadirdir
Alıntı:
Beni anladın değil mi? amacım fesat çıkartmak değil davet veya dinde tutma insanlık küfre hiç bu kadar yakın olmamıştı... Alıntı:
|
Alıntı:
Kur'an seni bir konuda anlaşmazlığa düştüğün zaman seni hem Allah'a hem peygamber efendimiz (sav) yönlendiriyor. Kitap eksiksizdir ve bu doğrudur. Kitap seni peygamber efendimiz (sav) yönlendiriyor. Ayet var inkar edemezsin. Peygamber hatalı bir tebliğ yapsa Allah'ın (haşa) bizi uyaracak gücü yok muydu? Kesinlikle uyarılırdık. Hadis inkarcıları bu ayetlerin manasını bükmek için 40 takla atıyor. Zamanında benim de kafamı çok karıştırmışlardı. Hadislerin ne zaman, nerede, hangi durum için söylendiği faktörleri önem arz eder. Peygamber sözünü yorumlamak da ilim irfan ister. İnsanlar ayetleri ve hadisleri yorumlamak için üst düzey eğitim alıyor. Sadece akıl ve mantıkla yorumlayamazsın çünkü o sözler ne için söylendi, hangi durumda söylendi vs. önem arz eder. Arapça'ya çok sağlam bir şekilde hakim olmak lazım. Mesela ben ;) Arapça bilmem hadis yorumlayacak ilmin yoktur bir bilene sorarım. Normal bir insanın dahi sözleri istismar etmek isteyen bir insan için çok kolay bir hedeftir. Kafirler de fırsat kolluyorlar peygamber sözünü farklı yere çekmeye. Ayrıca bir insanın yanlış yaptığını bilmemesi yanlış yapmadığı anlamına da gelmez. Cemre Demirel mesela. Hadis inkarcısıdır fakat kendisini müslüman diye tanımlar. Onun yanlış yaptığını bilmemesi yanlış yapmadığı manasına gelmez. Ayrıca "ben hadislere değil onları aktaranlara güvenmiyorum" fikri geçersizdir. İslam'ı yayanlarla hadisleri aktaranlar aynı topluluktur. Ayrıca çok üst düzey filtreleme sistemleri vardır. Hadisler aktarım sırasında hata olma olasılıklarına göre sınıflandırılmıştır. En sağlam hadis kaynakları kütübi sittedir. Mezhepler hakkından az önce örnek vermiştim ama yine vereyim: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Burada olay insanları bölmek değil. Doğru bilgiye ulaşmak istemek ve bunları bir kurala göre sınıflandırmak. Sen örnekte verdiğim konuyu yorumlayacak ilmin var mı? Yoksa sen de bilenlere sorabilirsin. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:19. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com