Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Şeyhleriniz nerede?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #21  
Alt 27.10.23, 23:43
beyazalim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 27.08.21
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 2,238
Forum Puanı: 2397
Etiketlendiği Mesaj: 730 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
La Tahzen12 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Vallahu azim Ben hicbi beşerin imanina kefil degilim Allah cc kendi dostlarini tanir ben Kisiye degil delile bakarim . Delil beni dosdogru yola cikariyormu o onemli banane o alim bu alim su alim .
Alimide zalimide Allah bilir ben beşeri arastirmam Imanindan emin oldugum nebilerdir nebim sav Benim rehberimde odur yol gostericimde odur ben onun yoluna uydum .
Ben şeyh derken isim vermiyorum heralde sende kendine seyhlik makaminda goruyorsun .
Allah dostunu bilir ben bilmem Allah kalpleri bilir ben bilmem Allah emindir Ben kimseden emin olamam Annem babama bile kefil olamam Allah beni hicbi kotuluge sahit etmesin iylikte Allah icin yapilir . Yani arap lugatinda şeyh kabile reisi falan gibi bisey aile resi . Yani araplarin icine gir herkes şeyh herneyse kimseyle tartismak istemiyorum geldim gordum gidiyorum
Demek ki; 4 halifeyi, sahabeyi, ölmeden cennetle müjdelenen o zaatları evliyalar sultanı pirim Abdulkadir Geylani Hz. Dahi ki ben insanların ve cinlerin Şeyhiyim buyurur reddediyorsun. Senin yolun şeytanla bir yol oluyor o zaman baska yola çıkmaz.. ALLAH CC Dostunu tabiki bilir sen bilme sana bildirilene uy deniyor onada uymuyorsun sadece tutturmuş bi laf gidiyorsun son hayir değil cennet yolu Peygamberi sahabeleri evliyaullahı saymak ve sevmekten geçer bak Kuran ne diyor..


Şeyh Sâdî, hâl*ler*de*ki si*râ*yetin, kişinin mânevî hayatını nasıl değiştirebildiğine dâir şu misali verir: “Ashâb-ı Kehf’in köpeği Kıtmîr, sâdıklarla beraber olduğu için büyük bir şeref kazandı; nâmı Kur’ân-ı Kerîm’e geçti. Hazret-i Nûhʼun ikinci karısı ve Hazret-i Lût’un karısı ise fâsıklarla gönül birliği içinde olduklarından, Cehennem’e dûçâr oldular. (Kocalarının peygamber olması bile onlara fayda vermedi.)”

İmâm Gazâlî Hazretleriʼnin buyurduğu gibi; gayr-i müslimler, fâsıklar ve gâfillerle beraberlik, zamanla zihnî beraberliğe, zihnî beraberlik de bir müddet sonra kalbî beraberliğe dönüşür. Bu ise, insanın adım adım helâke sürüklenmesi demektir.

Hâce Ubey*dul*lah Ah*râr Hazretleri*de (v. 1490) bu hu*sus*ta sevenlerini şöyle îkâz etmiştir:

“Ağ*yâr ve bî*gâ*ne*ler*le be*ra*ber ol*mak, kal*be fü*tûr, rû*ha da*ğı*nık*lık ve gön*le pe*ri*şan*lık ve*rir.”

KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR!

Bu bakımdan takvâ ehli bir müʼminin, kendi irâde ve arzusuyla gâfillerle dü*şüp kalkması aslâ düşünülemez. Bu hususta gösterilen hassâsiyet noksanlığı, ki*şiyi ebedî hüsrâna kadar sürükleyebilir. Nitekim hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:

“Ki*şi sev*diği ile be*ra*ber*dir.”*(Buhârî, Edeb, 96) Yani insan ki*mi se*ver ve kiminle daha çok ünsiyet ederse kı*yâ*met*te de onun*la haş*ro*lunu*r.

Nasıl ki gâ*fil*ler*den men*fî te*sir*ler zu*hûr edip kal*bi da*ral*tı*yor*sa, sâ*lih*ler*den de müs*bet te*sir*ler hâ*sıl olup gön*lü fe*rah*lat*ır. Hakîkaten sâlih*lerle kurulan kal*bî irtibâtın be*re*ke*tiy*le ni*ce mâ*ne*vî ka*zanç*la*ra nâ*il oluna*bi*lir.

SÂDIKLARLA BERABER OLUN!

Bunun içindir ki Cenâb-ı Hak, mü’minleri sâdık ve sâlih kullarıyla beraber olmaya teşvik ederek:

يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

“Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!”*(et-Tevbe, 119) buyurmaktadır.

Dikkat edilirse Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede;*“sâdıklar olun”*buyurmuyor;*“sâdıklarla beraber olun”*buyuruyor. Çünkü sâdık olmak, sâdıklarla beraberliğin en tabiî neticesidir.

Hâce*Ubeydullah Ahrâr Hazretleri*der ki:

“Âyet-i kerîmedeki*«Sâdıklarla beraber olun!»*emri, dâimî bir sû*rette beraberliği ifâde eder. Âyette*«beraberlik», mutlak olarak zikredildiğinden, hem fiilî, hem de hükmî beraberliği ifâde eder. Fiilî beraberlik, sâ*dıkların meclisinde*kalp huzuruyla, fiilen bulunmaktan ibârettir. Hükmî beraberlik ise gıyâblarında da onların hâllerini tahayyül etmekten ibârettir.”

Sâlih zâtlara muhabbet duyup, onların gıyâbında da kendini onların yanında hissetmek, onların nazarıyla hayat ve hâdiselere bakabilmek, kişiye büyük bir mânevî zindelik kazandırır. İşte tasavvufta, bu mânevî faydayı temin mülâhazasıyla;*“râbıta”ya büyük bir ehemmiyet verilmiştir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Müslümanın Kendisiyle İmtihânında Tasavvuf, Erkam Yayınları.

__________________
“Yâ HÛ ya men HÛ, lâ ilâhe illâ HÛ”
Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Cinler Nerede ? DiLara Parapsikoloji & Spiritüalizm 2 23.02.25 15:42
5 Lira nerede? BeyazMor Derin Konular & Beyin Fırtınası 13 23.02.25 15:40
Define nerede bu resimlere göre nereye ilerleyebilirim? Kırklar Define Uygulamaları 10 15.12.19 16:02
Bu Şeytan Nerede Yaşıyor? İpek Sorularınız 22 18.02.19 10:15
Keramet Nerede? Havasokulu Hayat Dersleri & Hikayeler 6 16.12.17 01:54


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:42.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com