![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
kişi allahın varlığını bilincinde mi hareket etmiş yoksa aksi bir düşünce ilemi hareket etmiş işin özü burda saklı bence
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
- Kul ne der Mevla ne der acep |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Şimdi dahası da var kardeşim dahası var İslam düşünce tarihinde Ehl-i Hadis 8Ehl-i Sünnet-i Hassa) ekolünden Ahmed b. Hanbel ve Ebu Said ed-Darimi gibi meşhur temsilcilerine göre Allah’ın her yerde hazır ve nazır olduğunu söylemek zındıklık ve kafirliktir. Bu inancı benimseyenler ilkin tövbeye davet edilmeli tövbe etmedikleri takdirde öldürülmelidir. (Darimi er-Red’ale’l-Cehmiyye sayfa 171-186) Ancak ne enteresandır ki vaktiyle Ehl-i Hadis’in sahih itikat olarak savunduğu bu görüşler sonraki asırlarda Müşebbihe ve Mücessime inancı olarak değerlendirilip reddedilmiş, buna mukabil Ehl-i hadis’in zındıklık ve kafirlik olarak gördüğü inanç ise Ehl-i Sünnet’in resmi itikatı haline gelmiştir. Allah tasavvurunun tarhi süreçte çok köklü biçimde değiştirildiğinin en çarpıcı örneklşerinden biri de ilahi isim ve sıfatlar konusunda tavizsiz Selefi yaklaşımıyla tanınan Ebu Bekr Huzeyme’nin Kitabu’t-Tevhid adlı eserinde 750!den fazla hadis ve rivayete dayalı olarak ortaya konulduğu Allah fikrinin Fahreddin er_Razi tarafından şirk olarak nitelendirilmiş olmasıdır. Oysa İbn Huzeyme mukaddemedeki ifadelerine göre bu eseri Kaderiyye-Mutezile’ye mensup kişilerin meclislerine katılan öğrencilerin bu ‘’dalalet ehli’’ nin fikirlerine kapılabileceği endişesi üzerine kaleme almıştır.(İbn Huzeyme Kitabu’t-Tevhid 1.cilt sayfa 10) Buna mukabil Fahreddin er-Razi Şura 11. Ayet (O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.) tefsirinde Bilesin ki Muhammed b. Uzeyme Kitabu’t-Tevhid diye isimlendirdiği ki bu eser gerçekte Kitabu’ş-Şirk’tir demiştir. Devam etmiş İbn Huzeyme görüşleri tutarsız anlayışı kıt ve akıldan noksan bir kişi olduğu için ben burada onun uzun ifadelerini geçip, savunduğu görüşleri özet olarak nakledeceğim. Bu cümleden olarak İbn Huzeyme, ‘’Biz Allah’ın bir yüzü(vech) olduğunu kabul ediyor ve ‘Rabbimizin yüzünde nur ışık ve aydınlık vardır. Şayet rabbimiz yüzündeki hicabı kaldıracak olsaydı, O’nun yüzündeki celal ve azamet, bunu gören her gözü ve her şeyi kesinlikle yıkıp kül ederdi. Helak olma ve son bulma gibi haller o’nun yüzü için söz konusu değildir.’’ Görüşünü benimsemiştir demiştir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#3
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi hased de iyilikleri yer bitirir. Sakın ola ki haksızlık yapıp zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur da, ateşe karşı sizi koruyacak Allahdan başka hiçbir kimse bulunmaz ve size yardımda edilmez. Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
«Et-Müctebâ'da: Mekruh olan temime (muska, hamail, nazarlık) Arapça yazılmayan temîmedir ilh...» sözüne gelince, El-Müctebâ'da benim gördüğüm: «Temîme yani muska Kur'ân'dan başkası ise mekruhtur.» Ba-zıları da: «Temîme cahiliyet döneminde çocukların omuzuna asılan na-zarlık boncuktur» demişlerdir.» Başka bir nüshaya müracaat edilsin. El-Muğrib adlı eserde: «Bazılarının muâzât'ı yani nazarlıkları Temâ-im sanırlar. Temîme, boncuklardır. Halbuki muâzât'ta Kur'ân veya Allah'-ın isimleri yazıldığı takdirde beis yoktur. Avze'nin (Korunma muskasının) mekruh olması Arapça'dan başka bir dille yazılmış olduğu ve ne olduğu bilinmediği takdirdedir. Çünkü buna küfür sihir ve başka şeyler katılabilir. Kur'ân'dan veya dualardan bir şey olana gelince, bunda bir beis yoktur.» Ez-Zeylaî dedi ki: «Retîme bazı kimseler tarafından temîme ile karış-tırılıyor. Halbuki temîme, boyna asılan veya cahiliyyette ellerde asılan bir iptir. İddialarına göre bunu nefislerinden zararı uzaklaştırmak için yapıyorlardı. Bu nehyedilmiştir. Dudûdu'l-İman'da bunun küfrolduğu zik¬redilmektedir.» Eş-Şelebî, İbnu'l-Esîr'den rivayet ediyor: «Temâîm, Temîmenin çoğulu-dur. Tamâim boncuklar idi ki, Araplar onları çocuklarına takarlar, onlarla çocuklarından, iddialarına göre, nazarı, kötü bakışları uzaklaştırırlardı. İslâm bunu iptal etmiştir. Diğer hadisde şöyle dendi: «Kim ki bir temîmeyi takarsa Cenab-ı Hâk onun için (birşey!) tamamlamasın.» Çünkü onlar temîmenin deva ve şifâ olduğuna inanıyorlardı. Hatta temîmeleri Allah'a ortak koştular. Çünkü onlar temîmelerle onlar hakkında yazılmış kader-lerin defini kastederlerdi. Ve Allah'tan başkasından eziyyetin def ini taleb ettiler.» T. El-Müctebâ'da şu hüküm yer almaktadır: «Kur'ân ile şifâ taleb edil-mesi meselesinde ihtilâf vardır. Hasta veya zehirli haşereler tarafından ısırılmışın üzerinde Fatiha okunacaktır veya bir kâğıda yazılıp da onun üzerine aşılmalı mıdır? Veya bir leğene yazılıp o leğen yıkanarak suyu ona içirilecek midir? Böyle ihtilâflar vardır. Cenab-ı Peygamberden kendi nefsi için taviz okuduğu rivayet edilmişti.» El-Müctebâ, Allah kendisin-den razı olsun, der ki: «Halkın bugünkü işlemi caiz olması üzerinedir. Ve bu konuda eserler varid olmuştur. Cünub veya hayızlı bir kadının muskayı eğer sarılı ise, bazusuna bağlamasında bir beis yoktur.» T. Dedi ki: «Dikkat et. Temîme (muska)ların benzerinde Kur'ân'ın Mukattaa Harflerle yazılması caiz midir, değil midir? Çünkü o Kur'ân'ın yazılması hakkında varid olan tarz değildir.» El-Hâniye'de şu hüküm var: «Bir yaygın veya seccade vardır. Onun üzerine örgüsünde «Mülk Allah'a mahsustur» ibaresi vardır. Onu kullan-mak ve yaymak mekruhtur. Onun üzerine oturmak mekruhtur. Eğer bir tarafını diğerinden ayırırsa veya bazı harflerin üzerine dikişler yapılarak onları kaybederse; öyle ki kelime bitişik kalmamışsa yine de kerahet kalkmaz. Çünkü müfred harflerin de hürmeti vardır. Eğer o yaygının veya seccadenin üzerine El-Melik veya El-Elif veya sadece El-Lâm yazılı ise hüküm yine böyledir.» Bu eserde şu da vardır: «Bir kadın, kocası kendisini sevsin diye bir muska taşıyabilir mi? El-Câmiussağîr'de zikredildiğine göre bu helâl değildir, haramdır. Bunun açıklaması İhyâu'l-Mevât konusundan biraz ön¬ce gelecektir. Yine Hâniye'de «Nevruz günlerinde parçalar yazıp kapılara yapıştı-rılması mekruhtur. Çünkü burada Cenab-ı Hakk'ın, Peygamberin ismi ha-fife alınmış olur» denilmektedir. Yine Bu kitabta, «Ekili tarlalara karpuz tarlalarının içerisine korkuluk dikmekte beis yoktur» kaydı vardır. Bun-ları gözlerin yani kötü nazarın defi için yapıyor. Çünkü kötü nazar haktır, mala, insana, hayvana isabet eder. Onun eseri bu hususta belirgindir. Bu, eserlerle de bilinmiştir. Binaenaleyh kötü bakışlı tarlaya baktığında evvela bakışı o dikilen kafaların üzerine düşer. Çünkü o yüksektedir. On-dan sonra tarlaya düşer ki bu zarar vermez. Rivayet ediliyor ki bir kadın Allah Resulüne geldi: «Ey Allah'ın Resulü, biz çiftçiyiz, ziraatımıza nazar dokunmasından korkuyoruz. Ne yapmalıyız? diye sordu. Cenab-ı Pey-gamber ona: Ekili yere bir kuru kafa dikmesini emir buyurdu.» EK: Buharı sarihi Aynî, «nazarın hak olduğu» konusunda şunları yazar: Ebû Dâvûd, Hz. Âişe'den rivayet ediyor. Âişe buyurdu: «Gözü dokunan kişiye emredilir, abdest alırdı, sonra bu su ile kendisine nazar dokunan yıkanırdı.» «İyâd dedi ki: «Bazı âlimlerin dediğine göre bir kişi kötü nazarla bilinmişse ondan sakınmak uygundur. Yetkili makam onu halkla haşır ne-şir olmaktan men etmelidir. Evinde oturmaya mecbur etmelidir. Eğer fakirse kendisine yetecek kadar maaş vermelidir. Çünkü bunun zararı sarmısak ve soğan yiyenin zararından daha fazladır. Bir de Hz. Ömer'in bu tip insanların halkla karışmasını yasakladığı, onları cüzamlıların za-rarından daha şiddetli zararlı olduğu bilinmektedir.» En-Nesâî'de şu hüküm yer almaktadır: «Allah'ın Resulü buyurdu: «Sizden herhangi bir kimse, nefsinden, malından veya kardeşinden bir şeyin hoşuna gittiğini gördüğü zaman bereketle dua etsin. Kesinlikle göz haktır.» «Bereketle dua şöyle demesidir: «Tebarekallahu ahsenul hâlikîn.» Ya Rab, buna bereket ihsan eyle.» «Gözü dokunan yıkansın diye emredilir. Eğer yıkanmaktan imtina ederse ilgili makam onu yıkanmaya cebreder.» Özet olarak aldığımız bu bilgilerin tamamı el-Ayni'de'dir. Gerçeği en iyi bilen Allah'dır. (Reddül Muhtar İbni Abidin)
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Allah Razı Olsun inşAllah demek doğru bir temenni midir? | Havasokulu | ALLAH (c.c) | 4 | 26.10.24 12:41 |
| Senden iyi olmasın demek ne kadar doğru? | Lady | Hayat Dersleri & Hikayeler | 2 | 26.04.22 10:24 |
| iki kişinin yıldızlarının uyumu Sadece resimlere bakılarak bulunabilir mi | Hafzanur | Sorularınız | 9 | 20.03.22 16:35 |
| ALLAH c.c seni bildiği yapsın demek ne kadar doğru !!! | Ademm | Dualar & Dua Kardeşliği | 0 | 29.05.21 11:42 |
| Doğru Seçilmiş Ayakkabılar Kişinin Çakralarını Açar | Och | Evrensel Enerji Sistemleri | 1 | 14.11.20 22:22 |