![]() |
Müzik aleti çalmak günah mı?
Selamünaleyküm. Uzun zamandır kanun çalmayı öğrenmek istiyordum ve ders almaya başladım sonunda. Ama bir yanimda yanlış bir şey yapıyormuşum hissi var. Kanun çalmak günah mıdır bilginiz var mi kiymetli hocalarim?
|
Alıntı:
insallah dogru yolu kendiniz bulacaksiniz saygi ile |
[QUOTE=xsy;589984]eger caldiginiz alet zikir edilecekse sevaba yok icki masalarina meze olacaksa günaha kapi acar bunu sormaktaki gayeniz sizi zaten süpheye düsürmüstür
insallah dogru yolu kendiniz bulacaksiniz saygi ile[/QUOTE. müzik aletiyle zikir edilir mi? bendir de bile şupheliyken... |
Alıntı:
|
Alıntı:
danirim hepsi burada var DİNİMİZ İSLAM Bütün Dini Konular Mezhep ve mezhepsizlikBozuk din kitabıÇalgı çalmak Çalgı çalmak Reformcu diyor ki: (Her tür müziği dinlemekte hiçbir mahzur yoktur. Müziği iyi-güzel bir sanat dalı olarak değerlendirmek gerekir.) CEVAP İslam âlimlerinin, (Müzik ruha zehir ve nefse gıdadır) sözüne ve hadis-i şeriflerle de yasak edilmesine rağmen, reformcu yazarın çalgıları teşvik etmesi kıyamet alametidir. Müziğin, çalgının haram olduğu hakkında sitemizde çok uzun bilgi vardır. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir: (Musiki, kalbde nifak hâsıl eder.) [Beyhekî] (İlk teganni eden şeytandır.) [Taberanî] (Resulullah, çalgı çalarak para kazanmayı yasakladı.) [Begavî] (Ümmetimden bazıları, içkilere başka isim vererek içerler. Şarkıcı kadın ve çalgı aletleriyle eğlenirler. Allahü teâlâ, onları yerin dibine batırır.) [İbni Mace] (Ben, çalgıları, putları yok etmek için de gönderildim.) [İ. Ahmed, Ebu Nuaym, İ. Neccar] (İblis, dünyaya inince yemek istedi. Besmelesiz yenen yemekler senin, denildi. Müezzin istedi. Mizmarlar [çalgılar] müezzinin, denildi.) [Taberanî, İbni Ebi-d-dünya, İbni Cerir] (Nimete kavuşunca mizmar çalmak Allah’ın gazabına sebep olur.) [Deylemî, Bezzar] (Çalgıcılar çoğalınca, bela zuhur eder.) [Tirmizî, Ebu Davud, İbni Mace, İ. Ahmed] (Bir zaman gelecek, zinayı, içkiyi ve çalgıyı helâl sayanlar çıkacaktır.) [Buharî] Genelevlerin yaygınlaşması, içki festivallerinin düzenlenmesi, içkilerin içilmesi, her yerde çalgı çalınması, son hadis-i şerifteki hususların meydana çıktığını göstermektedir. İbni Abbas hazretleri, (Çalgı haramdır) dedi. (Beyhekî) Âişe validemiz, bir evde şarkı söyleyen birini görünce ona, (Yazıklar olsun sana, bu şeytandır, bunu çıkarın dışarı!) dedi ve onu çıkardılar. (Buharî) Fudayl b. İyad hazretleri, (Müzik ve şarkı, zinanın teşvikçisidir) dedi. (İbni Ebi-d-dünya) Şeyh Muhammed Rebhamî hazretleri buyuruyor ki: Saz, tambur, def, ney ve diğer çalgılar Allah’a isyandır. (Riyad-ün Nasıhin) Saz dinlemekten kulakları korumalıdır. (Risale-i Birgivî) İbni Teymiyye bile, (Şarkı ve müzik, şeytanî duyguları harekete geçiren en etkili unsurlardan biridir) demiştir. (Mecmu-ul Fetava) Şarkı, Kitap ve Sünnet’le yasaklanmıştır. (İmam-ı Kurtubî) Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır. (İbni Salâh) İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: İmam-ı Ziyaeddin-i Şamî, Mültekıt kitabında (Hiçbir âlim, teganniye mubah demedi) buyurdu. (m. 266) Kur’an-ı kerimi musiki perdelerine uydurarak okumak haramdır. (Bezzâziyye) Çalgı çalarak veya oyun arasında Kur’an okuyan kâfir olur. (Tergib-üs-salât) Burhâneddin-i Mergınânî hazretleri buyurdu ki: Kur’an-ı kerimi teganni ile okuyan hâfıza, (Ne güzel okudun) diyenin imanı gider. Tecdîd-i iman gerekir. Kuhistânî de, böyle yazmaktadır. (Dürr-ül-müntekâ) Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehridir; kalbi karartır. (Dürr-ül mearif) Her çeşit çalgı dinlemek haramdır. (Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı alaiyye) Müzik bütün dinlerde büyük günahtır. (Dürr-ül-münteka) Çalgı çalmanın haram olduğu, icma ile bildirildi. (Makamat-ı Mazheriyye) |
Alıntı:
|
Alıntı:
a. Şarkı, İslâm adabının ve öğretilerinin uygun görmediği sözleri içermemiş olmalıdır. Meselâ söylenen ya da dinlenen şarkı, şayet İslâm dinine göre kullanımı haram olan sarhoş edici bir içkiyi yücelten ve onu içmeyi teşvik eden bir şarkı ise; onu söylemek haram olduğu gibi, onu dinlemek de haramdır. b. Bazen söylenen şarkının sözleri, İslâm adabına uygun olduğu halde, onu söyleyen kimse bazı jest, mimik ve kırıtmalarla şehveti coşturduğu ve bir takım cinsel sapmalara sebep olduğu için, aslında helâl olan şarkıyı harama dönüştürmüş olur. c. Bilindiği gibi İslâm dini, her konuda ve hatta ibadetlerde bile haddi aşmayı, aşırılığa gitmeyi ve israfı hoş görmediğine göre, eğlence yoluyla zaman israfını da elbette hoş görmez. Çünkü zaman, hayatın kendisidir. Şüphesiz helâl olan işlerde yapılan her israf, mutlaka bazı görevlerin zamanını çalar. Bunun için; “Her israfın yanı başında mutlaka kaybolmuş bir hak vardır” özdeyişi söylenmiştir. d. Bunun dışında geriye bazı şeyler kalır ki insan, yaptığı iş hakkında kendi hükmünü kendisi verebilir. Meselâ dinlenen şarkı, dinleyenin şehvetini coşturacak ve onu başka âlemlere sürükleyip maddi varlığını manevi varlığına baskın hale getirecek nitelikte olursa; o zaman kendisi ondan vazgeçmeli ve kalbine, dinî duygularına ve ahlâkına yönelen fitne rüzgarının estiği pencereyi kapatıp rahat etme yolunu seçmelidir. e. İslâm hukukçuları tarafından oybirliği ile kabul edilen görüşe göre şarkı ve müzik, alkollü içki meclisleri ya da İslâm ahlâkına uygun olmayan görüntüler gibi başka haramlarla birlikte icra edilmesi durumunda o da haram olur. Hz. Peygamber (s.a.s), işte bu tür şarkı ve müziğin dinlenmesini ve icra edilmesini hem ev halkına ve hem de diğer Müslümanlara yasaklayarak şöyle buyurmuştur: “Bir zaman gelecek ki; benim ümmetimden bazıları, başka isimlerle andıkları alkollü içkiyi müzik ve kadın şarkıcıların eşliğinde içeceklerdir. Allah, işte onların altındaki yeri altüst edecek ve onların bir kısmını maymunlara, bir kısmını da domuzlara dönüştürecektir.[ İbn-i Mâce; Fiten, 22. Ahmed b. Hambel; Müsned, V/ 342.] Hadis-i şerifteki bu ifade, onların belki şekil olarak maymunlara ve domuzlara dönüştürülmeleri söz konusu olmasa bile, insan sureti içinde bulundukları halde kişiliklerinin ve ruhlarının maymun iştahına ve domuz ruhuna dönüştürüleceği anlamındadır. Özetlemek gerekirse İmam Gazali’nin de katıldığı görüşe göre genel anlamda müzik, yerine göre haram, mekruh, helâl ya da müstehap veya mendup olarak değerlendirilebilir. Meselâ; a. Gençlerin yalnızca şehvet duygularını tahrik eden müzik, onlar için haramdır. b. Zamanının çoğunu müzikle geçirmeyi âdet edinen kimseler için müzik, mekruhtur. c. Güzel sesi dinlemekten zevk almaktan başka bir duyguya kapılmayan kimse için müzik, helâldir. d. Allah’a ve diğer manevî değerlere karşı sevgi duygularını coşturan müzik ise; müstehap veya menduptur.[ evkânî; Neylu’l-Evtâr, c. II, s. 302.] |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Devam edersen inşallah böyle çalabilirsin [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Gönülleri rahatlatıp eğlendiren ve kulaklara hoş gelen eğlencelerin başında müzik gelir. Haramları işlemeyi teşvik etmediği ve icrasında İslâm âdâbına uygun olmayan sözler ve ifadeler kullanılmadığı sürece şarkı söylemeyi ve hatta onunla birlikte âdâba uygun müziğin eşlik etmesini İslâm dini helâl görmüştür. Hatta bayram ve düğün günleri ile uzaktan gelen bir yakının karşılanması, bir çocuğun doğması ya da ziyafet ve dâvet gibi sevinçli özel gün ve münasebetlerde, ortak sevinci ilân etmek için uygun bir müzikle şarkı söylemeyi İslâm dini daha uygun saymıştır. Hz. Âişe’nin (r.anhâ)anlattığına göre, bir gün kendisinin de hazır olduğu bir zamanda bir kadını Ensârdan birine gelin olarak gönderip eve geldiğinde Hz. Peygamber (s.a.s) kendine; “Ey Âişe, gelini gönderirken eğlence olarak bir şeyler yok muydu? Çünkü Ensâr, düğünlerde eğlenmeyi severler”[ Buhârî; Nikâh, 63.] buyurmuştur.Büyük sahâbî İbn-i Abbas (r.a) da şu olayı anlatıyor: Hz. Âişe (r.anhâ), bir gün akrabalarından bir kadını Ensârdan birine gelin olarak vermişti. Hz. Peygamber (s.a.s) ona gelerek;- “Gelini gönderdiniz mi?” Dedi.- Evet, dediler.- “Onunla beraber şarkı söyleyebilecek birini gönderdiniz mi?”- Hayır, cevabını alınca Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurdu: “Ensâr (Medineli Müslümanlar), bu gibi münasebetlerde eğlenmeyi severler, keşke siz de gelinin yanında ona şarkı söyleyecek birisini gönderseydiniz!”[ İbn-i Mâce; Nikâh, 21. Ahmed b. Hambel; Müsned, III/ 291.]Yine Hz. Âişe’nin (r.anhâ)anlattığına göre bir gün, Kurban bayramı günlerinde babası Hz. Ebû Bekir (r.a), kendisinin evine geldiğinde onun yanında çalgı çalıp şarkı söyleyen iki arkadaşını gördü. Hz. Peygamber (s.a.s) de evin bir kenarında elbisesiyle örtünmüştü. Hz. Ebû Bekir (r.a) bu durumu görünce azarlayarak onları engellemek istedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s), başının üzerindeki örtüyü açarak; “Onlara karışma ey Ebû Bekir, bugünler bayram günleridir, bu da bir sevinç gösterisidir”[ Buhârî; Îdeyn, 25, Menâkıb,15]buyurdu.İmam Gazâlî, “İhyâu Ulûmi’d-Dîn” adlı kitabında, Hz. Âişe’nin (r. anhâ) yanındaki iki arkadaşının şarkı söylemesini, Habeşlilerin mescitteki oyun gösterilerini ve Hz. Peygamber’in (s.a.s); “Hadi, Erfede oğulları, sizi göreyim” diyerek onları coşturmasını, Hz. Peygamber’in (s.a.s) Hz. Âişe’ye (r.anhâ) “seyretmek ister misin?” diyerek usanıncaya kadar onunla beraber kalışını ve Hz. Âişe’nin (r.anhâ) arkadaşlarıyla birlikte bebeklerle oynamasını ifade eden hadisleri naklettikten sonra şu yorumunu yapmıştır: “Bütün bu hadisler, Buhârî ve Müslim kaynaklarında bulunan ve müziğin, şarkı söylemenin ve oyun oynamanın haram davranışlardan olmadığını açıkça ifade eden sağlam hadislerdir. Bu hadisler, alışıla gelenin dışında bu konudaki bazı helâlleri de kapsamaktadır. Meselâ;a. Oyunun helâl sayılması. Habeşlilerin şarkı söyleme şekilleri ve oyunları bilinmektedir.b. Bu oyunların mescit gibi bir yerde icra edilmesi. c. Hz. Peygamber’in (s.a.s) onlara “Hadi, Erfede oğulları, sizi göreyim” deyip onları coşturması. Bu, Hz. Peygamber’in (s.a.s) oyun konusundaki onayını ifade eder.d. Hz. Peygamber’in (s.a.s), Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer’in (r.anhumâ) oyun oynayıp şarkı söyleyen çocuklara engel olma çabalarına karşı koyarak “bugünler bayram ve sevinç günleridir, bu da bir sevinç gösterisidir ” demesi.e. Hz. Âişe (r.anhâ)istediği için Hz. Peygamber’in (s.a.s) uzunca bir süre o şarkıları dinlemesi. Bunda şüphesiz, çocukların ve kadınların bu gibi oyunları seyretmesine ya da şarkıları dinlemesine izin vererek onların gönlünü hoş tutmanın, katılık göstererek ve hatta gönül kırarak onları bu davranışlardan alıkoymaktan daha güzel bir huy olduğu görüşü ortaya çıkmaktadır.f. Hz. Peygamber’in (s.a.s), Hz. Âişe’ye (r.anhâ) “Seyretmek ister misin?” demesi.g. Şarkı söylemenin ve iki kız çocuğunun yaptığı gibi def çalmanın helâl oluşu görüşü…” gibi şarkı ve müzik ile ilgili olarak İmam Gazâlî’nin ileri sürdüğü görüşler vardır.[ İmam Gazâlî; İhyâu Ulûmi’d-Dîn; c. VI, s. 153-155]Bununla beraber sahâbî ve Tâbiînden pek çok kişinin şarkı dinlediklerini ve bunda bir sakınca görmediklerini ifade eden haberler vardır. Fakat bu konuda Hz. Peygamber’den (s.a.s) rivâyet edilerek ileri sürülen hadis-i şeriflerin hemen tamamı, hadis bilginleri tarafından eleştirilmiş ve bu eleştiriden hemen hiçbir hadis kurtulamamıştır. Nitekim Büyük hadis bilgini Kâdî Ebû Bekr b. Arabî; “şarkı söylemenin haram olduğu konusunda ileri sürülen hiçbir hadis sağlam değildir” derken, İbn-i Hazm da; “Bu konuda rivâyet edilen tüm hadisler, mevzudur, uydurmadır, doğru değildir” demiştir.Şurası bir gerçektir ki; çoğu zaman şarkı ve müzik, hep israfı, içki âlemlerini ve haram olan zevk ve sefâhât toplantılarını çağrıştırdığı için, pek çok İslâm bilgininin onu haram görmesine ve hatta ondan nefret etmesine sebep olmuştur. Bunun için bazıları şarkı ve müzik ile ilgili görüşlerini söylerken; onun, Kur’an-ı Kerim’de yasaklanan “boş söz” olduğunu ifade etmişlerdir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan öylesi vardır ki; her hangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş sözü satın alırlar. İşte bu gibiler için alçaltıcı bir azap hazırlanmıştır.”[ Lokman Sûresi; 6.]Bu âyeti, şarkı ve müziğin haram olduğuna delil olarak getirenlere karşı İbn-i Hazm da şöyle der: Âyet-i kerime, Allah yolunu alay konusu yapan ve hatta Allah yolundan saptırmak için bir Mushaf satın alıp onunla insanları Allah yolundan caydırmaya çalışan kimselerin Kâfir olacaklarını ifade etmiştir. İşte yüce Allah’ın yasakladığı konu budur. Yoksa yüce Allah, kendi yolundan insanları saptırma düşüncesi olmadığı halde, sadece hoş vakit geçirmek için boş söz satın almayı kesinlikle yasaklamamıştır.Ayrıca İbn-i Hazm, “Haktan ayrıldıktan sonra, sapıklıktan başka ne kalır?”[ Yunus Sûresi; 32.] âyetini delil göstererek şarkı söylemenin hak değil, batıl ya da sapıklık olduğunu ileri sürenlere, Hz. Peygamber’in (s.a.s) “Bütün işler niyetlere göre değerlendirilir. Kişi neye niyet ederse; sonuç olarak işinde de onu bulur.”[ Buhârî; Bed’ulvahy, 1, Îmân, 41, Nikâh, 5, Talâk, 11, Menâkıbu’l-Ensâr, 45, İtk, 6, Eymân, 23, Hiyel, 1. Müslim; İmâra, 155. Ebû Dâvûd; Talâk, 11. Tirmizî; Fedâilü’l-Cihâd, 16. Nesâî; Tahâra, 59, Talâk, 24, Eymân, 19. İbni M3ace; Zühd, 26. Ahmed b. Hambel; Müsned, I/ 25.] hadis-i şerifini hatırlatarak şöyle devam etmiştir: Allah’ın haram kıldığı şeyleri işlemek niyetiyle şarkı dinleyen ya da benzeri her hangi bir işi yapan kimse, Fâsık ve günahkâr sayılır. Ancak yüce Allah’a daha iyi ve daha zinde bir şekilde ibadet etmek için psikolojik sıkıntısını giderip ferahlamak niyetiyle şarkı ve müzik dinleyen kimse ise; haram değil, iyi bir iş yapmış olur. Yaptığı bu iş de haktır, doğrudur. Fakat şarkı ve müzik konusunda müspet ya da menfi her hangi bir niyeti olmadan sadece dinlenmek için müzik dinleyen kimse; tıpkı sırf dinlenmek için bahçesine gezmeye çıkan ya da gelip geçenleri seyretmek için kapısının önünde oturan veya elbisesini beğendiği her hangi bir renge boyayan kimse gibi bağışlanabilecek bir eğlenceye dalmış olur. Buna haram demek mümkün değildir
|
Buda peygamber mi
Müslümanlar ile Budistler arasındaki ilk etkileşim sonucu Budistlere Ehl-i kitap statüsü verilmiş, ancak sonradan Zimmi statüsünün daha doğru olacağına karar verilmiştir.[6]
Tarihte bazı İslam alimleri Buda'nın bir İslam peygamberi olma ihtimali öne sürmüştür.[6] İlk olarak 10. yüzyılda Buda'nın peygamberliği hakkında tartışmalar başlamıştır.[6][24] Bîrûnî konu hakkında tarafsız kalmıştır, İbnü'n-Nedîm'e göre ise Buda kesinlikle bir peygamberdir, ve "şeytan'ı sürmek" için bir din öğretmiştir.[6] Beytü'l-Hikme'nin Moğollar tarafından yıkılışının ardından İslam bilginlerinin Budizm ile ilgili yazılarının çoğu yok edilmiştir ve bunun ardından 20. yüzyıla kadar Buda'nın peygamberliği hakkında bir tartışma olmamıştır.[6] İnternette bunlar yazıyordu |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Satanist müziğimi bilmiyorum. Sözlerine baktım |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
burada bahsedilen müzik aleti iken iş sarki türkiye dondu, hz peygamber zamaninda bahsedilen eglence guzel sekilde ögut verici sozlerden oluşan deyislerdir, oyle muzik aleti esliginde sarki soyleyip dans etmek degildir , en guvenilir kaynak olan buharide gecen sozlerin hic birinde müzik aletinden bahsedilemez ve müzikle ilgili bahsedilen konularin cogu rivayettir
ayrica buharide gecen oyle hadis ler vardir ki insanin akli almaz mesela Musa ölüm meleğinden çok korkuyordu. Bir gün ölüm meleği canını almaya gelince meleğin yüzüne tokat atıp bir gözünü çıkardı” “Allah’ın elçileri arasında ayırım yapmayınız. Ben, Yunus peygamberden bile üstün değilim” (Buhari 65/4,5; Hanbel 1/205,242,440; 2/405,468). iste buharide gecen bir hadis ayrica. zinadan dolayi recm konusunda ayetin yazildigi nüshanin keci tarafindan yendigini ve kurandan bu ayetin çikarildigi hz .ömerin tekrar bu ayeti kurana ilave etmete calistigini fakat sahabenin tepkisinden korkarak ilave edemedigi var |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Müzik konusuna gelince. Fatih Sultan Mehmet, Ayasofyadaki müziği alarak, Türk tasavvuf musikisi haline getirmiştir. Yani bizansın dini müziği hala Turk tasavvuf musikisi olarak yaşatımaktadır. Enstirümanlarda oradan gelmektedir. İlk cuma namazında kıble yönünde Kabeyi gören ve dahi namaza Hızır aleyhisselamında iştirak ettiği düşünülürse. Fatih Sultan Mehmet Evliya gibi bir Padişahtı. Bizim ilmimiz ona yetmez. Dolayısıyla mutlaka bir bildiği vardı ki TÜRK TASAVVUF MUSİKİSİ ORTAYA ÇIKTI..
|
Alıntı:
|
Alıntı:
orada hadis diye yazilan rivayeti soyluyorum onun tevili bizim boyumuzu aşar |
Alıntı:
|
Eserler ve divan edebiyatı gibi bir divan müziği olgusununda oturmaya başladığı yıllar diyebiliriz.
Fatih kati suretle yasaklasa ve tamamen yok etmek istese bugün tasavvuf musikisindeki makamlar ve enstirümanların hiç biri bugüne gelemezdi. |
Alıntı:
fatih zamaninda boyle tasavvuf müzigi diye bir müzik yok, olmayan bir seyi yasaklaması mumkun degil,bunu söylemek fatihin aksam yemeklerinde domates yedigini soylemek gibi bir sey.... |
Alıntı:
|
Alıntı:
2. Fatih zamanında Ayasofyadan çıkartılmıştır enstirümanlar, eğer Fatih istese yasaklardı. Şöyle ki hristiyanlık ve dahi ortodoks kilisesindeki müzikle ibadet kültürü Ayasofyanın cami oluşu ile tarihe gömülmüş ama o kültürdeki enstirümanlar o zamanlarda çok olmasada Türk tasavufuna uygulanmaya başlamıştır. Bu konu Türk sanat musikisinin ses zenginliğinin artması ve zamanla Türk Tasavvuf musikisine aynı makam ve seslerle geçmesi şeklinde düşünülebilir. Bu durumda ortaya çıkan tablo şudur. O zamanlardan mahsurlu bir durum görülse idi ne Türksanat musikisine nede Türk tasavvuf musikisine o makamlar ve enstirümanlar geçemez di. Eski bizans müziklerinden örnekler. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] en güzel bizans müziği örneği bakalım tanıdık gelecek mi? [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
Alıntı:
bizans muziginde arp kullanilir ve tek sesli müziktir |
Gerçekten yazdıklarımdan ne demek istediğim anlaşılmıyor mu?
Türk tasavvuf musikisi, Türk sanat musikisi Bizans müziğinden etkilenmiştir. Hatta oradaki bir çok enstrüman ve makamda bizim müziğimize geçmiştir. Fatih fatihken müziği yasaklamadığı gibi etkilenmesine de göz yummuş olabilir diyorum. Divan müziği terim olarak değil tabir olarak kullandım. Saraylarda dinlenen müzik anlamında kullandım. en güzel bizans müziği örneği bakalım tanıdık gelecek mi? [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] yukarıdaki örneği dinlediniz mi? |
Alıntı:
|
divan müziği diye bir makam vardı sanırsam net değilim. ben orada saraylarda dinlenen demek istedim ama zatıalleriniz tarafından galat anlaşıldı muhterem.
Divan edebiyatını müzik sanmıyorum divan edebiyatı yüksek zumrelerin uğraştığı daha kurallara uyan çetrefilli bir edebiyat tarzıdır oysaki halk edebiyatı daha basit kurallara tabidir. Yüksek zumre divan edebiyatıyla uğraşırken müzikte divana yükselmiş hali tsm ve Turk tasavvuf musikisidir dedim ama zatıallerinizde bunu yanlış anladı. Turk sana müziğinin tarihçesini buraya yazmayayım bakınız google amcaya. |
Müzik konusu tartışmalıdır fakat şu konuya bir açıklık getirmek gerekir. Musiki haram değildir, fakat o musiki senin nefsini cezbedip günaha sürüklüyorsa bu günah olur. Fakat sen saz, bağlama veya Turuk-i Aliyye'de kabul edilmiş olan musiki aletlerini çalarken dinlerken eğer kalbinde Allah'a olan muhabbetin artıyorsa bu caiz olur. Kudûm denilen davul tarzı musiki aletini Mevlana Hz. bulmuştur. Pir Sultan Abdal Hz saz çaldığı söylenir, Bendirden söz bile etmiyorum zaten Turuk-i Aliyye'de her usulde olan bir şeydir. Bu hazretler bunları yaparken ne niyetle yapıyor? Nefsini cezbedip dünyaya bağlamıyor. Bir gün birisi sormuş siz ne anlıyorsunuz bunu vurmaktan diye, derviş de demiş ki Vallahi biz ondan sadece Allah Allah sesi duyarız. Allah'ın yaratıp da can vermediği nesne yoktur her şey onu zikreder. Sen Saz çalarken Hasan Hüseyin efendilerimiz aklına geldiğinde ağladın mı? O zaman devam et eğer ki Allah için yapıyorsan fakat diğer türlü nefsinden yapıyorsan sana haram olur. Şu söz ile bitirelim "Sofi hele gel meclisime dinle şu sazı. Gör nice olur tellerin Allah'a niyazı."
|
Ayrıca musiki aletlerini çalmak ruhun yatkınlığından olur. Hatta bu bedene girmeden önce olan bir şey bu neyse buraya girmeyelim. O ince çizgiyi ayarlaman lazım hayra bakan tarafını kullanacaksın. Nefsinden vurup kırma, bize burada şeriatta var mı bu kardeşim diyenler olursa bu kanıtlarımız bizden değil büyüklerimizdendir. Mevlana, Pir Sultan Abdal ve diğer nice veliler şeriatı sizden de bizden de iyi bilirler. Aşağıdaki söz üzerine tefekkür etmenizi tavsiye ederiz.
"Ney kuru, değnekler kuru Kudüm üstüne gerilmiş deri kuru O halde bu ALLAH sedası nerden geliyor?" Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) |
Alıntı:
|
Alıntı:
ayrica. kissada anlatılır ya, seytan sahrada hz. pir e sana herseyi serbest biraktim diyen seytana defol lanetullah dediginde, seytan ey abdulkadir ben bu şekilde 70 evliyayi yoldan cikarmistim demisti, hulasa bizim yolumuzu gosteren parlak aydinlik ısiklar ayetler ve sahih hadislerdir, evliyalar o yoldaki işaret levhalaridir, ayrica. hic bir peygamber baska bir peygamberi ne yermis ne kötulemis nefe yolunun yanlis oldugunu söylemistir ama bak evliyalara bir cogu birbirine reddiye yazmış tenkit etmis hatta tekfir etmislerdir, hele bir arastir buhari imami azam icin neler söylemis hele bir arastir hallacı nin katline ferman verenlerin icinde kimler vardi ve daha sonra niye katline ferman verdiklerini nasıl acikladilar burada dersen ki mesela buhari muctehiddir ictihadlari dogrudur o zaman derim ki ictihadibdaki kişi imami azamdir diger 3 imam hadis ehlidir ama imami azam hdm hsdis hemde rey ehlidir, onu tenkit etmek oyle her müctehidin harci degildir yine ayrica bu müzik konusunda delilin nedir? oyle evliya falan deme, ayetten hadisten delil getir ayrica |
Alıntı:
Abi ne çok tartışmayı severmissin geçmiş mesajda görüp kabul ettiğin bir şeyi sonradan yeriyorsun. Örnek veriyoeuz doğru kabul ediyorsun. Anladım tartışmak istiyorsun benden pes. |
Alıntı:
ne kadar güzel söylemiş mübarek görüyormusun |
Alıntı:
Ey güzel insan cevapları görmezden geliyorsun bazen, Metaforları yüzeyden anlıyorsun, Açığa kavuşan konuları aradaki cevapları görmemiş gibi başa dönerek cevaplıyorsun, eleştirilere kapalısın. Biliyorum şimdi hakkında söz söyledi diye söyleyeni yerden yere vuracaksın tamam o da senin hakkın olsun bende hakkındır. Bilgiye, tecrübeye saygım var tartışırken taha hızlı öğrenirim zatıalinizden de bir şeyler öğrendim. Seninle yapılan tartışmaların sertleşmesinin temel nedeni " senin dediğin olsun karagözüm bıy bıy bıy bıy" Kara göz oyunu gibi oluyor. Farkındamısın bir çok metaforumu okunduğu gibi anladın oysa altında benzetmeler vardı. Konuya gelince yanlış anlaşıldığımı fark edip örneği detaylandırdım. Fatih müziği yasaklaya bilirdi, yasaklamadı. "Bizans müziği" şimdi burada bir şeyler yazarken artık korkuyorum bilgin ve kültürünle altını doldurursun " sen anladın onu" mantığı ile açıklamadan yazdığım konuların yanlış anlaşılması insanı üzüyor. Eğer müsade edersen yazılarından bir kişilik analizi çıkarmak isterim. Bana kızma yazılarının insanda ne hissettirdiğinden yaş tahminine kadar nasıl bir imaj çizdiğini anlatmak ve dahi sana ayna tutmak isterim. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:09. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com