![]() |
Konuya aradan gireceğim bölmek de istemiyorum ancak youtubeda kabala dersi veren, öğrettiğini söyleyen bir kişi mevcut. Kabalanin Yahudi olmayan kişilere ogretilmedigini söylüyorsunuz bu youtubeda verilen kabala dersleri gerçek kabalayi pek yansıtmıyor sanırım değil mi?
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Tekvin, 9/20-25 Tekvin, 12/14-19 II. Samuel, 11/2-27 I. Krallar, 11/5, 9 bunlar yahudilerin kendilerine gelen peygamberlerine bozulmus tevratta attiklari iftiralar dir hz nuha torunu kenan in tecavuz ettigi iftirası bile var zebur kime indirildi? |
Alıntı:
Ayetlerin ruhani görevlileri vardır buna Qabbalistler hakimdir. |
Alıntı:
Kütübü sittedeki hadisleri sahih kabul ederiz. Ayrıca Allah Yahudilere tevratı neden unutturdu? |
Alıntı:
|
Alıntı:
hz davudun zina edip adam öldurdugu yaziyor zina ve cinayet tevrata gore büyuk gunah degilmi? degilse büyuk gunah nedir not:... kuranin ahkamina peygamberler gunahsizdir |
Alıntı:
Hz İbrahim'in karısı olayı şudur HZ İBRAHİM mısırda zor duruma düşmüştür ve Mısırlılar karısını istemiştir O sırada Allah İbrahime eşinin kardeşin olduğunu söyle demiştir ve Hz İbrahim emri uygulamıştır Hz İbrahimin eşine yanlış davranmak isteyen mısırlılar Her seferine gazap ile karşılaşmışlar ve bunun üzerine Mısırın en büyük büyücüsünü çağırarak ona sormuşlar ve Hz İbrahimin eşi olduğunu öğrenmişlerdir korkuyla azad etmek zorunda kalmışlardır sizin düşündüğünüz gibi bir durum söz konusu değil.(Tekvin 12) 2. Samuel 11 i ve Tekvin 9 u izah ettim lütfen okuyup takıldığınız yeri yazın ama okuyun. 1.Krallar 11'de neye takıldınız? |
Alıntı:
Hem Müslümanım deyip hem de karşı tarafın etkisi altında kalmamak, kalbi islam dini üzerine sabit kilabilmek zor bana kalırsa. Ben kendi dinimi öğrenmeye çalışırken bile yanlış bir yola saparim korkusuyla adım atmaya çekiniyorum doğrusu. Tabiki kendi yolunuzu çizmekte özgürsünüz ama bana yanlış ve ters gelen şeyler var. Mantığıma yatmıyor. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Peygamberler büyük günah işlemezled dediniz Tevrata göre büyük günah nedir |
Alıntı:
Selefi salihin alimleri muskadan sakindirmislar keza aynı şekil vefk tarzı muska tarzindanda sakindirmislar Havassi konularda sadece Rukye fazilet olarak görüyorlar bunun dışındaki ilmlere sıcak bakılmıyor keza Havaş konusu 4 alım tarafından da ayet ve hadislercede icma kiyaslada hicbi şekilde delil yoktur havası İslam'a nispet etmek doğru değil havass Rukye ile tadevi ve cinlerden bağımsız yapılan uygulamalardır . Keza alım görüşleri cinlerin müslümanı dahi yalancı olur der . Benim bildiklerim bunlar taşlari siz kafanızda oturtabilirsiniz |
Alıntı:
Size göre cinlerin atası kim? |
Alıntı:
Alıntı:
"""Yanlışı emin bir şekilde savunuyorsun korkarım ki İnsanlar size hocam diye hitap ediyor lütfen buna layık davranın."''" boyle konusmaktan sizi men ederim, ayrica bu söylediklerim benim sözlerim degil , müslümanim dediginiz inandiginizi söylediginiz kuranin ahkamidir |
Alıntı:
Qabbalah eğitiminin size kattığı faydalar nelerdir ve bu eğitimle insanlara yardım edilebilir mi? |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz? Alıntı:
Qabbalahta (rahmani) şeytan ve soylarından hiçbir şey kullanılmaz. Rahmani çalışılır meleklerden yardım alınır |
Alıntı:
Cin kavramı Yahudilikte o kadar da açıkça tebliğ edilmemiştir Qabbalah'a göre olan izah daha açıktır fakat her seferinde daha derine inmemiz gerekeceği için bu konuya net cevap veremem |
Alıntı:
Kafir havassı diyemeyiz çünkü Qabbalah havastan çok ama çok öncedir. havasta meleklerle çalışılır harflerin ve kombinasyonların gücü ile çalışılır daha derin bir çalışma gerektirir. lakin şeytani amaçlar doğrultusunda da kullanmaya çok yatkındır çünkü gücü çok yüksektir Hz Süleyman bunun bir kanıtıdır. |
Alıntı:
Allaha isyan etmis bir guruh meleklerden yardim alamaz önce soruya cevap verin peygamberler gunah işlemiştir fakat buyuk gunahlar değil demistiniz bu buyuk gunahlar neledir kurandan 100 tane delil getiririm,hadislerden 100 tane delil getiririm ama 1 ayet yeter baska delile ihtiyac yok incil ve Tevrat bozulmamış diyene kurandan delile gerek yok Kitabı elleriyle yazıp “bu Allah katındandır” diye yalan söylemektedirler. (Bakara, 2/79) bu ayet delil olarak yeterli olur tevrattan ve incilden delil getireyim incil konu disinda ona 1 delil yeter isa Allahin oglu diyen İncil bozulmustur Üzeyir Allahin oglu diyen tevrat bozulmustur yeremya Allahin sozlerini degistirdiniz diyor Tevratta Allah yiyip bitiren ateş olarak geciyor tevratta Allah yoruldu deniyor tevratta Allahin hz yakupla güresip ona yenildigi soyleniyor hz nuha torunu tecavuz etti diyen kitap bozulmus değiştirilmiş demektir peygamberleri zina yapti diye suclayan kitap bozulmustur tevratta musa as mezarinin yeri soyleniyor moab ta öldügü soyleniyor, ve halkin moab da musanin arkasindan 30 gun agladiklari soyleniyor bu hikaye bile bozulduguna bire bir delildir |
Alıntı:
|
Alıntı:
ilaveten sahabiden 1 kişi akrep sokmasında rukye yapmış meşur hadisi bilmeyen yoktur . burda fatihanım görevlilerinden bahsetmemiş surenin sirayeti hakkında konuşulmamış . |
Alıntı:
Birçok müfessir ‘’ لِلَّذٖينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْدٖيهِمْ’’ ifadesini Yahudi din alimlerinin Tevrat metnini tahrif etmeleri, yani kendi kutsal kitaplarından Hz. Muhammed’in nübüvvet vasıflarına işaret eden ifadeler ile haram ve helal konusunda bazı hükümleri tağyir, tebdil ve tahrif etmeleri bağlamında yorumlamıştır. (Cüşemi, et-Tehzib 1.cilt sayfa 211; İbn Atıyye, el-Muharrerü’l-Veciz 1.cilt sayfa 170; Kurtubi , el-Cami 2.cilt sayfa 9; Suyuti ed-Dürrü’l-Mensur 1.cilt sayfa 435-436) Abduh’un yorumuna göre bu ifadede kasdedilen husus: Yahudi din alimleri dini muhtevalı netinler yazıp bunların ilahi kaynaklı ya da kutsal kitaba dayalı olduğunu ihsas eder tarzda davranmışlar, böylece kendi içlerindeki avam tabakasını hem ayartmış hem de onlar üzerinde otorite sağlamışlardır. Nitekim her dini topluluğun avam tabakası din alimlerince telif edilen eserleri ilahi kitabın parçaları gibi algılar. Yahudi din adamlarının faiz konusunda ürettikleri fetvalar, Yani Yahudilerin zenginleşmesi için başkalarından kat kat fazla alabilecekleri yönündeki fetvalar bu ayette anlatılan hususa örnek teşkil edecek tarzdadır. (Reşid Rıza, Tefsiru’l-Menar cilt 1 sayfa 295) Zira Yahudiler faizli işlemleri kendi aralarında haram sayarken Yahudi olmayanlardan faiz almanın cevazına hatta lüzumuna hükmetmişlerdir. Kendi şeriatlarında ‘’yılan sokması’ ’na benzetilmesine rağmen; Yahudiler uygulamada faizli işlemler neticesinde ortaya çıkan hasılata odaklanmış ve hasılat kendileri açısından lehte tahakkuk ettiğinde caiz, aleyhte tahakkuk ettiğinde ‘’haram’’ saymışlardır. Ayetteki ‘’ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِندِ اللّهِ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً’’ ifadesi ‘’Sonra da basit menfaatler el de etmek için, 2Bu Allah tarafından gönderilmiş vahiydir’ derler’’ manasına gelir. Bu ifadeden açıkça anlaşılacağı üzere Yahudi din uleması bizzat kendi görüş ve kanaatlerini kutsal metin gibi takdim etmişlerdir. Yani kendi eserlerini ve bu eserlere dercettikleri görüşlerini ilahi kaynaklıymış gibi takdim edip bu sayede basit dünya menfaatlerini elde etmeyi hedeflemişlerdir. Onların böyle bir işe tevessül etmeleri ise ayette ‘’ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً’’ diye belirtilmiştir.Bu ifadedeki ‘’ لِيَشْتَرُو’’ lafzı ‘’ücret ya da bedel karşılığı alınıp satılan, yani alışverişe konu olan (müsmen ve mebi) şeylerin elde edilmesi’’ manasındaki (şry,şira) kökünden türemiş bir fiil olup ‘’satın almak’’ manasına gelir. Ebu’l-Beka’ya göre bir şeyi bırakıp başka bir şey alınarak yapılan her muamele iştera fiiliyle ifade edilir 8Ebu’l-Beka, el-Kulliyat sayfa 117) Aynı ifadede geçen ‘’semen’’ kelimesi ‘’bedel, ivaz, fiyat, satış bedeli para ve kıymet’’ gibi anlamlar içerir. Ancak ‘’semen’’ ile ‘’kıymet’’ arasında şöyle bir farktan da söz edilir. Bir şeyin ‘’kıymet’’i satılan şeyin değerinde eksilme ve ziyade olmaksızın tam karşılığı iken, ‘’semen’’ satılan şeyin daha düşük veya daha fazla bedel mukabilinde satılıyorsa bu bedel semendir. Bir şeyin tam karşılığı olan bedel ise kıymettir. (Ebu Hilal, el-Furuku’l-Luğaviyye sayfa 238) Semen ya da dünyevi menfaatlerin azlığını belirten ‘’kalil’’ kelimesi ‘’bir şeyin önemsiz ve az olması’’ manasındaki (kll, kıllet) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup, ‘’az önemsiz değersiz’’ anlamına gelir. (Zebidi, Tacu’l-Arus 30. Cilt sayfa 273-275) Ayette dünyevi menfaat ve çıkara işaret eden ‘’semen’’in ‘’kalil’’ (az) diye nitelendirilmesi ya söz konusu menfaatin dünyadaki her şey gibi gelip geçici olması ya da haram olması ile ilgilidir. Çünkü haram kazanç bereketsizdir. Yahudi din ulemasının elde ettikleri menfaat, rüşvet türünden menfaat olabileceği gibi temsil ettikleri nüfuz ve otoriteyi korumak gibi şeyler de olabilir. İşte bu yüzden ayette ‘’ فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ’’ (Yazıp çizdikleri şeylerden dolayı yazıklar olsun onlara! Kazandıkları şeylerden dolayı yazıklar olsun onlara!) buyrulmuştur. ‘’Veyl’’ (Yazıklar olsun) lafzının bu ifadede iki kez zikredilmesi, işlenen cürmün ne çok çirkin olduğunu vurgulamaya yöneliktir. ‘’Kazandıkları şeyler’’ den ‘(مِّمَّا يَكْسِبُونَ) maksat, kesbettikleri günahlara hamledilebileceği gibi, din istismar yoluyla elde ettikleri dünyevi menfaat ve çıkarlara da hamledilebilir. (Tabersi, Mecamu’l-Beyan, cilt 1. Sayfa 200) Ayetin muhtevası dikkate alındığında bu ikinci ihtimal daha güçlü görünmektedir.(Not: baştan sonra okumanı tavsiye ederim. Yine de ikna olmazsan yapacak bir şey yok.) |
Alıntı:
10 emiri okumanızı önerdim büyük günahlar için aynı soruları defalarca tekrar etmenize gerek yok ayrıca gönderdiğiniz ayeti direkt cümle anlamından bakarsak Tevrat ve İncil gökten indirilmemiş Yahudi ve Hristiyanlarca yazılmuştır madem bu kitap kesin hükümle değiştirilmiş yahudi ve hristiyanlara neden defaatle kendi kitaplarına uymaları gerektiği söylenmiştir 99 tane daha ayet hakkınız kaldı bir diğer ayeti de yazın ve sorumun izahını verin Qabbalah hakkında ne biliyorsunuz da meleklerle çalışma olayına yalan diyorsunuz onu da anlamış değilim diğer sorularınıza cevap vermeyeceğim çünkü sizin söyledğiniz bu Tekvin vs de kendi uydurmalarınız olduğu için onlar da kendi uydurmalarınız öyle bir durum yok en yakın zamanda bence diğer kitapları da okuyun Kuranı Kerim bize okumamızı emrediyor hoca efendi ilk emri uygulayın sonra konuşalım |
Alıntı:
Yanıtınız çok güzel bir yanıt teşekkür ederim Yahudiler arasında azımsanmayacak bir kesim Talmud'u kutsal saymaz hatta kabul etmez bunun nedeni Talmud'un değiştirilmiş olmalarına inanmlarıdır bu bahsettiğiniz bölüm Talmudu kastedyor olabilir mı? ikincil olarak faiz konusu Tevratta kesin hükümle haram olmalarına rağmen yahudilerden olanlar yahudi olmayanlara faiz günahını işlemişlerdir bunun nedeni Tevrat değildir çünkü tevrat bu durumu yasaklamış Yahudilerin Yahudi olmayanları kendilerinden görmelerini öğütlemişlerdir Faiz sürgün nedeniyle ticaret ile uğraşmak zorunda kalan yahudilerin para kazanamamaları nedeniyle güçsüzleşmemek için çeşitli din alimlerinin faiz yahudi olmayana verilebilir fetvasını vermelerine neden olmuştur yanıtınız çok doyurucu bir yanıt dini alimlerin fetvalarının tevrata denk görüldüğü konusunda da size katılıyorum |
Alıntı:
Verdiğiniz yanıtı çok ama çok tebrik ediyorum bilgileriniz çok güzel şu an işteyim bunun yanıtı uzun olduğu için daha sonra yanıtlayacağım |
Alıntı:
|
Alıntı:
ayrica meslegim icabi cok yahudi tanirim cok yakin sohbette olduklarımda vardir, o yuzden oyle soyunu sopunu ailesini cok iyi tanimadan bilmeden hic kimseye kabala ögretmezler, çunku hiç kimse sonradan yahudi olamaz doğuştan yahudi olunur,kabala sır ögretisidir çocukluktan yetistirirler, kabala onlar icin yani yahudiler icin bile sırdir,hiç kimse ortalik yerde ben kabalaciyim demez, o yüzden senin kabalaciligini yutmadim, simdiye kadarda ben kabalaciyim diyen kimseyede rastlamadim,yarin ilk işim arkadaşim olan haham nisim ......ile bu konuyu konuşacagim, eminim cok igisini çekecek son olarak ben hoca degilim havas ilminde talebeyim sayin kabalada ustad olmuş kabalaci efendi |
Alıntı:
|
Alıntı:
SEBE 40. Ayet. Ve o gün onların hepsini bir araya toplayacak. Sonra meleklere: "Şunlar, size mi kulluk ediyorlardı?" diye soracak. وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَائِكَةِ أَهَؤُلَاء إِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ Ve yevme yahşuruhum cemian summe yekulu lil melaiketi e haulai iyyakum kanu ya'budun SEBE 41.Ayet Onlar: "Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı." derler. قَالُوا سُبْحَانَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ Kalu subhaneke ente veliyyuna min dunihim, bel kanu ya'budunel cinn, ekseruhum bihim mu'minun |
Alıntı:
Yahudilerin inanmaya yanaşmadıkları şey, Hz. Peygamber’in nübüvveti ve Kur’an vahyidir. Dolayısyla müslümanların Yahudilere yönelik ümit ve beklentileri, Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik ve onun davetine icabettir. (Taberi Camiu’l-Beyan cilt 2 sayfa 139) Ancak ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ’’ lafzının başındaki inkari ve/veya taaccübi istifham, müslümanların bu konudaki ümit ve beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini belirtir. Daha açıkçası ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ’’ ifadesi ‘’Ey Müslümanlar! Bu Yahudiler size asla inanmayacak, İslam davetinize icabette bulunmayacaklardır. Dolayısıyla onların size inanmalarını beklemeniz hayreti mucip bir husustur’’ şeklinde bir manaya gelir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir cilt 1 sayfa 566) Ayetin başındaki istifham edatından hareketle denilebilir ki Yahudilerin Hz. Peygamber’in davet ve tebliğine inanmalarını beklemek bir bakıma ham hayalden ibarettir. Ayetteki ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Mücahid, Süddi, İbn Zeyd gibi müfessirler tarafından ‘’Onlardan bir grup Tevrat’ı dinler; fakat daha sonra onu tahrif ederler’’ şeklinde izah edilmiştir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 141) Bu izahtan anlaşıldığı kadarıyla Tevrat’ı dinleyip tahrif edenler, Hz. Peygamber devrindeki Yahudi din alimleridir. Ancak Taberi’ye göre ‘’tahrif’’ eyleminin öznesi olan kişilerin elinde bulunan yazılı bir metin için ‘’dinleme’’ fiilinin kullanılması söz konusu izahı tutarsız hale getirir. Ayette söz konusu edilen zümre Hz. Musa devrindeki İsrailoğulları’dır. Nitekim onlar Hz. Musa’nın dilinden Allah’ın kelamını dinlemişler ve fakat ilahi kelamın manasını/maksadını bile bile çarpıtmışlardır, yani kasten yanlış anlamış ve yorumlamışlardır. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 143) Tabi alim A’meş’in yorumuna göre ayetteki ‘’kelamellah’’ lafzı Kur’an’a da hamledilebilir. Bu takdirde ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Yahudilerin Kur’an’ı dinleyip manasını/maksadını kasıtlı olarak çarpıttıklarına delalet eder. (Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) Ayetteki (Allah’ın kelamı) lafzı A’meş tarafından (Allah’ın kelimeleri/sözleri) şeklinde okunmuştur. Ebu Hayyan ‘’kelam’’ ve ‘’kelim’’in aynı manaya geldiğini vurgulamıştır.( Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) ‘’Kelam’’ sözlükte ‘’yaralamak’’ ve ‘’açıklayıcı ve anlam ifade edici tarzda konuşmak’’ manalarına gelen (klm, kelm) kökünden türemiş bir mastar/isimdir. Hem bir söz öbeğini oluşturan lafızları hem de bu lafızların taşıdığı anlamları ifade eden ‘’kelam’’ kelimesi örfte ‘’ağızdan çıkan anlaşılır ve anlamlı sese verilen ad’’ diye tarif edilir. Kur’an’da mastar isim ve fiil türevleriyle 75 kez geçen ‘’kelm’’ kökünün ‘’tekellüm’’ şeklindeki türevi ‘’konuşmak’’, ‘’tiklam’’ ve ‘’tiklame’’ şeklindeki türevleri ise ‘’güzel, fasih sçz’’ veya ‘’konuşmak’’ manasına gelir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 12. Cilt sayfa 522-524) Söz konusu ifadede geçen (yüharrifunehü) lafzı ‘’bir şeyin tarafı, kenarı, ucu’’ manasına gelen (hrf, harf) kökünden türemiş bir fiildir. Bu kökten türeyen ‘’inhiraf’’ sapmak/ayrılmak manasına gelir. (İbn Side el-Muhkem 3. Cilt sayfa 306-307) Kökün tef’il babındaki mastarı ‘’tahrif’’ şeklinde olup iki manaya muhtemil bir sözü tek manaya hamletmeyi veya sözün manasını benzer manalarla değiştirmeyi (tebdil) belirtir. (Rağıp el-İsfehani, el-Mufredat sayfa 114) Yahudilere izafe edilen tahrif, genellikle kendi kutsal kitaplarındaki metinleri değiştirmek ve bazı hükümleri tağyir etmek. (Sa’lebi, el-Keşf ve el-Beyan cilt 1 sayfa 222) şeklinde değerlendirilir. Bakara suresi 75. Ayetteki ‘’ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinin başında yer alan ‘’Vav’’ harfi hal/durum bildirir. Buna göre Yahudiler Allah’ın kelamını bilerek isteyerek tahrif etmişlerdir. Müfessirler ‘’bilme’’nin neye taalluk etmiş olduğu hususunda öncelikli olarak iki ihtimalden söz etmişlerdir. Birincisi ilahi kelamdaki maksat ve muradı gayet iyi anlamalarına rağmen onu çarpıttıklarını bilmek, ikincisi ise tahrifin ilahi cezayı/azabı mucip bir günah olduğunu bilmek şeklindedir. ((İbnü’l-Cevzi, Zadu’l-Mesir 1.cilt sayfa 104 Tabersi, Mecmuau’l-Beyan 1.cilt sayfa 194) Bu iki ihtimal haricinde tahrife kalkışarak hak ve hakikatten saptıklarını veya kendilerinin ne durumda olduklarını veyahut ilahi murada aykırı iş yaptıklarını bildiklerinden söz edilebilir. (Cüşemi, et-Tehzib cilt1 sayfa 444¸bn Adil, el-Lübab cilt2 sayfa 197) |
Alıntı:
Birincisi sen haşa Allah mısın da benim ahiretim hakkında hüküm veriyorsun ikincisi arkadaşın olan Haham efendiye selamlarımı iletebilirsin bir Havas talebesi ile kesinlikle Haham konuşmaz dostluk etmez üçüncüsü her Haham Qabbalah hakkında bilgi sahibi değildir çoğunluğu ilgilenmekten imtiyaz eder dördüncüsü seninle havas talebesi olmasan bile hiçbir haham arkadaşlık etmez dindar bir Yahudi bile etmez sebebi adamların dinini bilmeden kitapları okumadan öğrenmek için değil yargılamak ve kendi yanlışlarını doğruymuş gibi kanıtlamak için konuşup adamların dinlerine saygısızlık ediyorsun dördüncüsü sana haham arkadaşın mı söyledi sonradan yahudi olunmayacağını söyle o arkadaşına üzerindeki haham lafzını kaldırsın bunu dediyse Hz İbrahim yani ibranicede Avram Avinu anadan doğma yahudi olduğu için mi Atalarıymış? Beşincisi sonradan Yahudi olunur Hz İbrahim'in uyguladığı Allah'ın emirlerini gerçekleştiren ve anadan doğma bir Yahudi kadar Torah bilen ve Yahudiliği seçmek isteyenler Haham heyeti önünde sınava tabi tutulur ve geçerse Yahudiliğe geçiş için işlemler başlanır. Kişi işlem bitişinde anadan doğma bir yahudi kadar yahudi olur yahudiliğe geçmek istemeyip HaShem'e inanlarda Nuhilik (Noahidlik) yolunu tercih eder. Madem haham arkadaşın var bana sorduğun şeyleri ona da sormuş olman ve biliyor olman lazım İnsanlar size Hocam diyor diye siz nefsani davranmaya başlamışsınız Allah siz nefsinizi teskiye etmeden sizi Havas'a ulaştırmasın yoksa hem kendinizi hem insanları zarara sokabilirsiniz. Size vereceğim yanıt burada bitmiştir. Sağlıcakla İmanla Dinimiz İslam'la kalın. Allah imanlı yaşamayı imanlı ölmeyi bizlere nasip eylesin |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:53. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com