Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Havass ve Kabala ilmi arasındaki fark (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/88956-havass-ve-kabala-ilmi-arasindaki-fark.html)

zugoo 24.02.24 22:49

Konuya aradan gireceğim bölmek de istemiyorum ancak youtubeda kabala dersi veren, öğrettiğini söyleyen bir kişi mevcut. Kabalanin Yahudi olmayan kişilere ogretilmedigini söylüyorsunuz bu youtubeda verilen kabala dersleri gerçek kabalayi pek yansıtmıyor sanırım değil mi?

QABBALAH 24.02.24 22:51

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593283)
Zebur Hz.davuda inmemiş midir nasıl peygamber olmuyor
Ayrıca Allah kuranı Kerim'de içkiye şeytan işi pislik demiş tır.yasak olmasa bile bir peygamber içki içmez

O zamanlar Kuranı Kerim yoktu:) Dolayısıyla dönemin davranışlarını kuran üzerinden değerlendirmek mantıksızlık olur hiçbir kitap kendisinden önceki dönemi cezalandırmaz. Allah hz Nuh'a üzüm verdi o ise şarap yaptı peygamberler günahsız değillerdir hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir işlemez Yahudilik zamanında sarhoş olmak hoş karşılanan bir durum değildir ama büyük günahardan birisi değildir

Alıntı:

zugoo Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593286)
Konuya aradan gireceğim bölmek de istemiyorum ancak youtubeda kabala dersi veren, öğrettiğini söyleyen bir kişi mevcut. Kabalanin Yahudi olmayan kişilere ogretilmedigini söylüyorsunuz bu youtubeda verilen kabala dersleri gerçek kabalayi pek yansıtmıyor sanırım değil mi?

Bnei Baruchtan bahsediyorsunuz sanırım Qabbalah'ın kendisiyle uzaktan yakından alakaları yoktur itimat etmeyin

zugoo 24.02.24 22:53

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593287)
O zamanlar Kuranı Kerim yoktu:) Dolayısıyla dönemin davranışlarını kuran üzerinden değerlendirmek mantıksızlık olur hiçbir kitap kendisinden önceki dönemi cezalandırmaz. Allah hz Nuh'a üzüm verdi o ise şarap yaptı peygamberler günahsız değillerdir hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir işlemez Yahudilik zamanında sarhoş olmak hoş karşılanan bir durum değildir ama büyük günahardan birisi değildir



Bnei Baruchtan bahsediyorsunuz sanırım Qabbalah'ın kendisiyle uzaktan yakından alakaları yoktur itimat etmeyin

Evet o kişi teşekkür ederim cevabınız için.

Sadik36 24.02.24 22:54

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593287)
O zamanlar Kuranı Kerim yoktu:) Dolayısıyla dönemin davranışlarını kuran üzerinden değerlendirmek mantıksızlık olur hiçbir kitap kendisinden önceki dönemi cezalandırmaz. Allah hz Nuh'a üzüm verdi o ise şarap yaptı peygamberler günahsız değillerdir hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir işlemez Yahudilik zamanında sarhoş olmak hoş karşılanan bir durum değildir ama büyük günahardan birisi değildir

Yok demek istediğim Allahın sözü değişmez.şeytan aynı şeytan sonuçta bu konuda size katılmıyorum .ayrıca kuranı kerim mahluk yani yaratilan değildir .levhi mahfuzdadir Allah'ın ezeli ilmindendir.

imas 24.02.24 22:54

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593281)
1. sorunun cevabı Hz Nuh içki içip sarhoş olmuştur fakat zina etmemiştir içki yahudilikte haram değildir fakat sarhoş olmak bu olay nedeniyle hoş karşılanmaz (Tekvin 9)

2. sorunuza gelince Hz Davud yahudilikte peygamber değil kraldır ordusunun komutanı olan Uriya'nın eşi Bat-şeva ile zina etmiştir ve Tanrı onun bu davranışından dolayı ona gazabıyla muamele etmiş ve gerçekten pişman olunca bağışlamıştır



Aynı değil benzerlerdir Cin'de hava Şeytan'da ateş fazladır Şeytan cinlerdendir fakat Cinler Şeytanlardan değillerdir

Tekvin, 19/30-36
Tekvin, 9/20-25
Tekvin, 12/14-19
II. Samuel, 11/2-27
I. Krallar, 11/5, 9

bunlar yahudilerin kendilerine gelen
peygamberlerine bozulmus tevratta attiklari iftiralar dir
hz nuha torunu kenan in tecavuz ettigi iftirası bile var

zebur kime indirildi?

QABBALAH 24.02.24 22:59

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593270)
Mesela tevrattaki ayetlerin ruhani gorevlileri varmı ?
Haşa Allah'a eksiklik izafe eden bazı şeyler var çeviri hatası olduğunu söyledin .
Son sorumda imas abinin sordukları bulamazsan yazayım .aynı şeyler bizim Peygamberimiz için de söylendi eşinin zina yaptığı tabiki iftira bunlar.
Ayrıca bizim kaynaklarimiz(müslüman olduğunuzu söylediniz ) İslam kaynakları tahrif edilmiştir diyorken inancımızı bırakıp aksini mi söyleyeceğiz

İslam kaynakları (hadis dışında hadisleri ben kendi mantık çerçevemde değerlendirip araştırıp öyle kabul ediyorum) bana bu konuda bir ayet atar mısınız? Yahudilere sürekli Tevrat okuyup yanlıştan sapmaları öğütleniyor Allah neden değiştirilen bir kitabı okumalarını emretsin? Ayrıca Allah haşa gönderdiği kitabı koruyamadı kitaplar değiştirildi demek Allah'a hakaret etmektir.
Ayetlerin ruhani görevlileri vardır buna Qabbalistler hakimdir.

Sadik36 24.02.24 23:03

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593293)
İslam kaynakları (hadis dışında hadisleri ben kendi mantık çerçevemde değerlendirip araştırıp öyle kabul ediyorum) bana bu konuda bir ayet atar mısınız? Yahudilere sürekli Tevrat okuyup yanlıştan sapmaları öğütleniyor Allah neden değiştirilen bir kitabı okumalarını emretsin? Ayrıca Allah haşa gönderdiği kitabı koruyamadı kitaplar değiştirildi demek Allah'a hakaret etmektir.
Ayetlerin ruhani görevlileri vardır buna Qabbalistler hakimdir.

”Onlardan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken, dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri, Allah katından olmadığı halde, Bu Allah katındandır derler. Onlar bile bile Allah’a iftirâ ediyorlar." (Âl-i imran, 3/78)
Kütübü sittedeki hadisleri sahih kabul ederiz.
Ayrıca Allah Yahudilere tevratı neden unutturdu?

Sadik36 24.02.24 23:08

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593293)
İslam kaynakları (hadis dışında hadisleri ben kendi mantık çerçevemde değerlendirip araştırıp öyle kabul ediyorum) bana bu konuda bir ayet atar mısınız? Yahudilere sürekli Tevrat okuyup yanlıştan sapmaları öğütleniyor Allah neden değiştirilen bir kitabı okumalarını emretsin? Ayrıca Allah haşa gönderdiği kitabı koruyamadı kitaplar değiştirildi demek Allah'a hakaret etmektir.
Ayetlerin ruhani görevlileri vardır buna Qabbalistler hakimdir.

Peki bu ruhani gorevliler ile ne tür işlemler yapılabilir ne türden varlıklardır

imas 24.02.24 23:11

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593287)
O zamanlar Kuranı Kerim yoktu:) Dolayısıyla dönemin davranışlarını kuran üzerinden değerlendirmek mantıksızlık olur hiçbir kitap kendisinden önceki dönemi cezalandırmaz. Allah hz Nuh'a üzüm verdi o ise şarap yaptı peygamberler günahsız değillerdir hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir işlemez Yahudilik zamanında sarhoş olmak hoş karşılanan bir durum değildir ama büyük günahardan birisi değildir



Bnei Baruchtan bahsediyorsunuz sanırım Qabbalah'ın kendisiyle uzaktan yakından alakaları yoktur itimat etmeyin

celiski var söylediklerinizde , peygamberler buyuk gunah islemez diyorsunuz , ama tevratta hz nuhun kendi kizlariyla zina ettigi,
hz davudun zina edip adam öldurdugu yaziyor
zina ve cinayet tevrata gore büyuk gunah
degilmi?
degilse büyuk gunah nedir

not:...
kuranin ahkamina peygamberler gunahsizdir

QABBALAH 24.02.24 23:11

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593292)
Tekvin, 19/30-36
Tekvin, 9/20-25
Tekvin, 12/14-19
II. Samuel, 11/2-27
I. Krallar, 11/5, 9

bunlar yahudilerin kendilerine gelen
peygamberlerine bozulmus tevratta attiklari iftiralar dir
hz nuha torunu kenan in tecavuz ettigi iftirası bile var

zebur kime indirildi?

Zebur Yahudiliğe göre inirilmiş değil Hz Davut tarafından yazılmaya başlanmış ve Hz Süleyman tarafından tamamlanmış ilahi formunda bir metindir dualar içerir. Söylediğin ayetleri nereden okudun tamamını okudun mu? Yanlışı emin bir şekilde savunuyorsun korkarım ki İnsanlar size hocam diye hitap ediyor lütfen buna layık davranın.

Hz İbrahim'in karısı olayı şudur HZ İBRAHİM mısırda zor duruma düşmüştür ve Mısırlılar karısını istemiştir O sırada Allah İbrahime eşinin kardeşin olduğunu söyle demiştir ve Hz İbrahim emri uygulamıştır Hz İbrahimin eşine yanlış davranmak isteyen mısırlılar Her seferine gazap ile karşılaşmışlar ve bunun üzerine Mısırın en büyük büyücüsünü çağırarak ona sormuşlar ve Hz İbrahimin eşi olduğunu öğrenmişlerdir korkuyla azad etmek zorunda kalmışlardır sizin düşündüğünüz gibi bir durum söz konusu değil.(Tekvin 12)


2. Samuel 11 i ve Tekvin 9 u izah ettim lütfen okuyup takıldığınız yeri yazın ama okuyun.


1.Krallar 11'de neye takıldınız?

ikarus 24.02.24 23:13

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593254)
çok güzel ve herkesin atladığı bir soru bu öncelikle çok teşekkür ederim. elbette Yahudi olmayan birisine Qabbalah normal şartlarda kesinlikle öğretilmez.
Ben yazılım müh. okuduğum dönemlerde erasmusum İsrail'e en iyi yazılım okullarından birisine çıktı yaklaşık iki sene orada kaldım daha evvelden de bazı işaretler nedeniyle Qabbalah başta olmak üzere sırlı ilimlere zaman ayırmaya başlamıştım küçük yaşlardan beri. Çoğu kapıdan aldıklarım öğrendiklerim oldu, İsrail'e okumaya gittiğim zaman boş birisi veyahutta sıfırdan sırlı ilimleri öğrenmeye başlamış gibi gitmedim bazı konulara hakimdim. öğrenciyken bazı kitaplar kaynaklar insanlar tanıdım ve Torah eğitimi de aldım eğitim esnasında Yahudi olmadığım anlaşılmadı çünkü hali hazırda bu işlerle ilgilenirken İbranice öğrenmiştim daha sonradan büyük Qabbalist olan ustamın öğrencilerinden birisi daha ben onu görmeden Yahudi olmadığımı anlayıp Torah dersi veren öğretmen ile konuşup ders bitimi beni onun yanına götürdü ne aradığımı Yahudi olmayan birisi olarak Torah eğitimini neden aldığımı sordu bazı ucu açık sorular sordu durumu anlattım ve bana kendisi avcumdan ve yüzümden bazı bakımlar yaptı kendince olumlu bir şey görmüş olacak ki aramızda dostluğa da benzer bir ilişki çıktı niyetimden emin olduktan sonra beni usta Qabbaliste anlatmış ve benimle görüştürmüştü kendilerince bazı sınavlar yaptıktan sonra öğrenci olmama izin verdiler. En kısa ve ayrıntısız şekilde böyle bir yanıt verebilirim takıldığın bir yer olursa yaz memnuniyetle cevaplayacağım

Teşekkür ederim merakımı kısmen de olsa giderdiğiniz için. Takıldığın yer olursa yaz cevaplayacağım demişsiniz ama siz ne kadar açıklarsanız açıklayın pekte anlayabileceğim şeyler değil sanırım. İster istemez empati kuruyorum ve birçok ilmi öğrenmeye istekli olmama rağmen nasıl güven duyabilir ki insan karşı tarafa diyorum. Neden guvensinler ve içlerine alsinlar ki bir Müslümanı? Kendi amaçları doğrultusunda kullanilmayacağını nasıl bilebilir ki biri?
Hem Müslümanım deyip hem de karşı tarafın etkisi altında kalmamak, kalbi islam dini üzerine sabit kilabilmek zor bana kalırsa. Ben kendi dinimi öğrenmeye çalışırken bile yanlış bir yola saparim korkusuyla adım atmaya çekiniyorum doğrusu. Tabiki kendi yolunuzu çizmekte özgürsünüz ama bana yanlış ve ters gelen şeyler var. Mantığıma yatmıyor.

QABBALAH 24.02.24 23:16

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593300)
celiski var söylediklerinizde , peygamberler buyuk gunah islemez diyorsunuz , ama tevratta hz nuhun kendi kizlariyla zina ettigi,
hz davudun zina edip adam öldurdugu yaziyor
zina ve cinayet tevrata gore büyuk gunah
degilmi?
degilse büyuk gunah nedir

not:...
kuranin ahkamina peygamberler gunahsizdir

İmas yazdıklarımı çelişki olduğunu düşüneek kadar okumuşsun Tevrat'ı hayatında eline aldın mı okudun mu yoksa bu şeyleri kulaktan dolma yerlerden okuyup bana mı soruyorsun bilmiyorum Ben Yahudi olmadığım halde sana bildiklerimi paylaşıyorum Fakat en bu söylediğin şeyleri izah ettim Hristiyanlarca yazılmış tevratlar Yahudiliğe göre geçerli değildir çünkü en eski tevrattan bağımsız olarak anlam farklılıkları vardır fakat bu zina olayını (Hz Nuh'un) hristiyan kaynaklarda bile bulamazsınız Hz Davut yahudilikte kraldır ve yanlış yapıp cezasını çekmiştir bunu üstteki mesajlarımdan lütfen oku sevgili dostum amacım gönlünü kırmak değil eğer böyle bir şeye neden olduysam hakkını helal et kardeşim

Alıntı:

ikarus Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593302)
Teşekkür ederim merakımı kısmen de olsa giderdiğiniz için. Takıldığın yer olursa yaz cevaplayacağım demişsiniz ama siz ne kadar açıklarsanız açıklayın pekte anlayabileceğim şeyler değil sanırım. İster istemez empati kuruyorum ve birçok ilmi öğrenmeye istekli olmama rağmen nasıl güven duyabilir ki insan karşı tarafa diyorum. Neden guvensinler ve içlerine alsinlar ki bir Müslümanı? Kendi amaçları doğrultusunda kullanilmayacağını nasıl bilebilir ki biri?
Hem Müslümanım deyip hem de karşı tarafın etkisi altında kalmamak, kalbi islam dini üzerine sabit kilabilmek zor bana kalırsa. Ben kendi dinimi öğrenmeye çalışırken bile yanlış bir yola saparim korkusuyla adım atmaya çekiniyorum doğrusu. Tabiki kendi yolunuzu çizmekte özgürsünüz ama bana yanlış ve ters gelen şeyler var. Mantığıma yatmıyor.

mesaj sınırım açıldığında size özelden mutlaka yazacağım

QABBALAH 24.02.24 23:20

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593291)
Yok demek istediğim Allahın sözü değişmez.şeytan aynı şeytan sonuçta bu konuda size katılmıyorum .ayrıca kuranı kerim mahluk yani yaratilan değildir .levhi mahfuzdadir Allah'ın ezeli ilmindendir.

Şeytan konusunu İslami alimlerin yazdıklarından okuduğum ve aklımdan kaldığı kadarıyla anlattım Benim düşüncelerim değil Kuranı Kerim biz insanlara gönderilmiş bir kitaptır elbette yazılmış değildir Allah'ın ilmidir size katılıyorum

QABBALAH 24.02.24 23:23

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593295)
”Onlardan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken, dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri, Allah katından olmadığı halde, Bu Allah katındandır derler. Onlar bile bile Allah’a iftirâ ediyorlar." (Âl-i imran, 3/78)
Kütübü sittedeki hadisleri sahih kabul ederiz.
Ayrıca Allah Yahudilere tevratı neden unutturdu?

Allah Yahudilere unutturmadı Yahudiler kendi yanlışları yüzünden uzaklaştılar. Kütübü Sittedeki hadisleri bende kabul ediyorum fakat muammada kaldığım kafamın almadığı konularda bir bilene daışana kadar Yunus Emre misali ben bilmem zikri çekiyorum:)

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593283)
Zebur Hz.davuda inmemiş midir nasıl peygamber olmuyor
Ayrıca Allah kuranı Kerim'de içkiye şeytan işi pislik demiş tır.yasak olmasa bile bir peygamber içki içmez

Yanıtladım zannediyordum fakat mesajımı bulamadım Zebur Yahudilere göre Hz Davud tarafından yazlmaya başlanmış Hz Süleyman tarafından tamamlanmış ilahi formunda bir dini kitaptır(ilahi değildir kulağa hoş gelir okunması)

Sadik36 24.02.24 23:26

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593308)
Allah Yahudilere unutturmadı Yahudiler kendi yanlışları yüzünden uzaklaştılar. Kütübü Sittedeki hadisleri bende kabul ediyorum fakat muammada kaldığım kafamın almadığı konularda bir bilene daışana kadar Yunus Emre misali ben bilmem zikri çekiyorum:)

imas hocamızın sorusuna cevap verebilir misiniz
Peygamberler büyük günah işlemezled dediniz
Tevrata göre büyük günah nedir

La Tahzen12 24.02.24 23:40

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 592854)
Selamün Aleyküm öncelikle ben uzun yıllarını Qabbalah'a adamış sırlı ilimler peşinde koşmuş (tıp, büyü bozma, büyü yapımı (büyü yapımına karşıyım Allah'ın yazdığı kaderi değiştirme cürretini kimse kendinde bulamaz bulmamalı.) yüksek ve düşük işlemler bakım vs. gibi konularda uzmanlaşmış bir Müslüman'ım. Zamanımı bunlara hacamaktan Havass ilmi hakıkında yetersiz kaldım ve bu konuları araştırmaya öğrenmeye zaman ayırmaya karar verdim. Şimdi konumuza gelirsek Havass ile Qabbalah arasındaki farklar nelerdir Qabbalah neden şeytani görülür? Qabbalah Musa Peygamberin İbrahim Peygamberin ilmidir. Havass da kök olarak iyi amaçlar için dünyaya gönderilmiş bir ilimdir, Havass kötüye kullanılamaz mı?

Kabala cinlerle yapılan ritüeller diye biliyorum yanlış değilsem bu kâfirlerin bu kavrama bağladığı cinler veya kâfir havvassi diyebiliriz sanırım İslami açıdan bakacak olursak Havasin cinlerle iletişim metodu selefiler tarafından hoş karşılanmakta beraber şirk olarak düşünülüyor keza ve keza vefk tarzı olmasa dahi ayet tarzı yazılan cevsenlerde hoş karşılanmakta nitekim Kabeyi Tavaf edenlerin üzerinde muska ayetlerde yazılsa alınıyor bununda bilenler vardır muhakak
Selefi salihin alimleri muskadan sakindirmislar keza aynı şekil vefk tarzı muska tarzindanda sakindirmislar Havassi konularda sadece Rukye fazilet olarak görüyorlar bunun dışındaki ilmlere sıcak bakılmıyor keza Havaş konusu 4 alım tarafından da ayet ve hadislercede icma kiyaslada hicbi şekilde delil yoktur havası İslam'a nispet etmek doğru değil havass Rukye ile tadevi ve cinlerden bağımsız yapılan uygulamalardır . Keza alım görüşleri cinlerin müslümanı dahi yalancı olur der . Benim bildiklerim bunlar taşlari siz kafanızda oturtabilirsiniz

Dasiva 24.02.24 23:42

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593281)
Aynı değil benzerlerdir Cin'de hava Şeytan'da ateş fazladır Şeytan cinlerdendir fakat Cinler Şeytanlardan değillerdir

Bu dediğiniz bir kaynağı var mi?
Size göre cinlerin atası kim?

imas 24.02.24 23:42

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593287)
O zamanlar Kuranı Kerim yoktu:) Dolayısıyla dönemin davranışlarını kuran üzerinden değerlendirmek mantıksızlık olur hiçbir kitap kendisinden önceki dönemi cezalandırmaz. Allah hz Nuh'a üzüm verdi o ise şarap yaptı peygamberler günahsız değillerdir hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir işlemez Yahudilik zamanında sarhoş olmak hoş karşılanan bir durum değildir ama büyük günahardan birisi değildir



Bnei Baruchtan bahsediyorsunuz sanırım Qabbalah'ın kendisiyle uzaktan yakından alakaları yoktur itimat etmeyin

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593301)
Zebur Yahudiliğe göre inirilmiş değil Hz Davut tarafından yazılmaya başlanmış ve Hz Süleyman tarafından tamamlanmış ilahi formunda bir metindir dualar içerir. Söylediğin ayetleri nereden okudun tamamını okudun mu? Yanlışı emin bir şekilde savunuyorsun korkarım ki İnsanlar size hocam diye hitap ediyor lütfen buna layık davranın.

Hz İbrahim'in karısı olayı şudur HZ İBRAHİM mısırda zor duruma düşmüştür ve Mısırlılar karısını istemiştir O sırada Allah İbrahime eşinin kardeşin olduğunu söyle demiştir ve Hz İbrahim emri uygulamıştır Hz İbrahimin eşine yanlış davranmak isteyen mısırlılar Her seferine gazap ile karşılaşmışlar ve bunun üzerine Mısırın en büyük büyücüsünü çağırarak ona sormuşlar ve Hz İbrahimin eşi olduğunu öğrenmişlerdir korkuyla azad etmek zorunda kalmışlardır sizin düşündüğünüz gibi bir durum söz konusu değil.(Tekvin 12)


2. Samuel 11 i ve Tekvin 9 u izah ettim lütfen okuyup takıldığınız yeri yazın ama okuyun.


1.Krallar 11'de neye takıldınız?

bunlar bozulmus oynanmis tevratta Allah'ın peyagamberlerine atilan cirkin iftirslardir ayrica

"""Yanlışı emin bir şekilde savunuyorsun korkarım ki İnsanlar size hocam diye hitap ediyor lütfen buna layık davranın."''"

boyle konusmaktan sizi men ederim,


ayrica bu söylediklerim benim sözlerim degil , müslümanim dediginiz inandiginizi söylediginiz kuranin ahkamidir

Mrcngr 24.02.24 23:44

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593308)
Allah Yahudilere unutturmadı Yahudiler kendi yanlışları yüzünden uzaklaştılar. Kütübü Sittedeki hadisleri bende kabul ediyorum fakat muammada kaldığım kafamın almadığı konularda bir bilene daışana kadar Yunus Emre misali ben bilmem zikri çekiyorum:)



Yanıtladım zannediyordum fakat mesajımı bulamadım Zebur Yahudilere göre Hz Davud tarafından yazlmaya başlanmış Hz Süleyman tarafından tamamlanmış ilahi formunda bir dini kitaptır(ilahi değildir kulağa hoş gelir okunması)

Ben sorulan sorulardan bağımsız şunu sormak istiyorum:
Qabbalah eğitiminin size kattığı faydalar nelerdir ve bu eğitimle insanlara yardım edilebilir mi?

Dasiva 25.02.24 00:02

Alıntı:

La Tahzen12 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593315)
havass Rukye ile tadevi ve cinlerden bağımsız yapılan uygulamalardır . Keza alım görüşleri cinlerin müslümanı dahi yalancı olur der . Benim bildiklerim bunlar taşlari siz kafanızda oturtabilirsiniz

Peki nasıl oluyor hastaya okunan ayetleri cin dinleyip sıkılıp bunalıp bedeni bu yüzden mi terk ediyor? Yoksa okunan ayetlerin görevlileri mi müdahale ediyor?

QABBALAH 25.02.24 02:35

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593312)
imas hocamızın sorusuna cevap verebilir misiniz
Peygamberler büyük günah işlemezled dediniz
Tevrata göre büyük günah nedir

Hocanız 10 emiri okuyabilir

QABBALAH 25.02.24 02:39

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593317)
bunlar bozulmus oynanmis tevratta Allah'ın peyagamberlerine atilan cirkin iftirslardir ayrica

"""Yanlışı emin bir şekilde savunuyorsun korkarım ki İnsanlar size hocam diye hitap ediyor lütfen buna layık davranın."''"

boyle konusmaktan sizi men ederim,


ayrica bu söylediklerim benim sözlerim degil , müslümanim dediginiz inandiginizi söylediginiz kuranin ahkamidir



beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?

Alıntı:

La Tahzen12 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593315)
Kabala cinlerle yapılan ritüeller diye biliyorum yanlış değilsem bu kâfirlerin bu kavrama bağladığı cinler veya kâfir havvassi diyebiliriz sanırım İslami açıdan bakacak olursak Havasin cinlerle iletişim metodu selefiler tarafından hoş karşılanmakta beraber şirk olarak düşünülüyor keza ve keza vefk tarzı olmasa dahi ayet tarzı yazılan cevsenlerde hoş karşılanmakta nitekim Kabeyi Tavaf edenlerin üzerinde muska ayetlerde yazılsa alınıyor bununda bilenler vardır muhakak
Selefi salihin alimleri muskadan sakindirmislar keza aynı şekil vefk tarzı muska tarzindanda sakindirmislar Havassi konularda sadece Rukye fazilet olarak görüyorlar bunun dışındaki ilmlere sıcak bakılmıyor keza Havaş konusu 4 alım tarafından da ayet ve hadislercede icma kiyaslada hicbi şekilde delil yoktur havası İslam'a nispet etmek doğru değil havass Rukye ile tadevi ve cinlerden bağımsız yapılan uygulamalardır . Keza alım görüşleri cinlerin müslümanı dahi yalancı olur der . Benim bildiklerim bunlar taşlari siz kafanızda oturtabilirsiniz


Qabbalahta (rahmani) şeytan ve soylarından hiçbir şey kullanılmaz. Rahmani çalışılır meleklerden yardım alınır

QABBALAH 25.02.24 02:47

Alıntı:

Dasiva Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593316)
Bu dediğiniz bir kaynağı var mi?
Size göre cinlerin atası kim?

Islâm Ansiklopedisi. Islâm âlemi tarih, coğrafya ve biyografya lûgati. A.Ateş öncülüğünde İstanbul Üniversitesinde kurulan bir heyet ile bütün dini alimlerden kaynakçalarla hazırlanmış bir kitap bunun kaynağı isteyenler okuyabilir

Cin kavramı Yahudilikte o kadar da açıkça tebliğ edilmemiştir Qabbalah'a göre olan izah daha açıktır fakat her seferinde daha derine inmemiz gerekeceği için bu konuya net cevap veremem

QABBALAH 25.02.24 02:50

Alıntı:

La Tahzen12 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593315)
Kabala cinlerle yapılan ritüeller diye biliyorum yanlış değilsem bu kâfirlerin bu kavrama bağladığı cinler veya kâfir havvassi diyebiliriz sanırım İslami açıdan bakacak olursak Havasin cinlerle iletişim metodu selefiler tarafından hoş karşılanmakta beraber şirk olarak düşünülüyor keza ve keza vefk tarzı olmasa dahi ayet tarzı yazılan cevsenlerde hoş karşılanmakta nitekim Kabeyi Tavaf edenlerin üzerinde muska ayetlerde yazılsa alınıyor bununda bilenler vardır muhakak
Selefi salihin alimleri muskadan sakindirmislar keza aynı şekil vefk tarzı muska tarzindanda sakindirmislar Havassi konularda sadece Rukye fazilet olarak görüyorlar bunun dışındaki ilmlere sıcak bakılmıyor keza Havaş konusu 4 alım tarafından da ayet ve hadislercede icma kiyaslada hicbi şekilde delil yoktur havası İslam'a nispet etmek doğru değil havass Rukye ile tadevi ve cinlerden bağımsız yapılan uygulamalardır . Keza alım görüşleri cinlerin müslümanı dahi yalancı olur der . Benim bildiklerim bunlar taşlari siz kafanızda oturtabilirsiniz


Kafir havassı diyemeyiz çünkü Qabbalah havastan çok ama çok öncedir. havasta meleklerle çalışılır harflerin ve kombinasyonların gücü ile çalışılır daha derin bir çalışma gerektirir. lakin şeytani amaçlar doğrultusunda da kullanmaya çok yatkındır çünkü gücü çok yüksektir Hz Süleyman bunun bir kanıtıdır.

imas 25.02.24 11:14

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593338)
beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?




Qabbalahta (rahmani) şeytan ve soylarından hiçbir şey kullanılmaz. Rahmani çalışılır meleklerden yardım alınır

oncelikle melekten yardim almak külliyen yalan,
Allaha isyan etmis bir guruh meleklerden yardim alamaz

önce soruya cevap verin peygamberler gunah işlemiştir fakat buyuk gunahlar değil demistiniz
bu buyuk gunahlar neledir

kurandan 100 tane delil getiririm,hadislerden 100 tane delil getiririm

ama 1 ayet yeter baska delile ihtiyac yok
incil ve Tevrat bozulmamış diyene kurandan delile gerek yok

Kitabı elleriyle yazıp “bu Allah katındandır” diye yalan söylemektedirler. (Bakara, 2/79)

bu ayet delil olarak yeterli olur


tevrattan ve incilden delil getireyim
incil konu disinda ona 1 delil yeter
isa Allahin oglu diyen İncil bozulmustur

Üzeyir Allahin oglu diyen tevrat bozulmustur
yeremya Allahin sozlerini degistirdiniz diyor
Tevratta Allah yiyip bitiren ateş olarak geciyor
tevratta Allah yoruldu deniyor
tevratta Allahin hz yakupla güresip ona yenildigi soyleniyor
hz nuha torunu tecavuz etti diyen kitap bozulmus değiştirilmiş demektir
peygamberleri zina yapti diye suclayan kitap bozulmustur
tevratta musa as mezarinin yeri soyleniyor moab ta öldügü soyleniyor, ve halkin moab da musanin arkasindan 30 gun agladiklari soyleniyor bu hikaye bile bozulduguna bire bir delildir

Yusufiyeli 25.02.24 11:58

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593338)
beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?




Qabbalahta (rahmani) şeytan ve soylarından hiçbir şey kullanılmaz. Rahmani çalışılır meleklerden yardım alınır

Günümüzdeki Tevrat, gerçekten Yüce Allah tarafından in*dirilmiş orijinal metinlerle aynı metinlerden mi oluşuyor yoksa orijinalliği bozulmuş, dolayısıyla ilahi niteliği kaybolmuş bir kitap mıdır?Bu sorunun cevabı bizzat Tevrat’ın ciddiyetle araştırıldığında rahatlıkla bulunabiliyor. Tevrat, Kitab-ı Mukaddes adı verilen iki kitaptan oluşan külliyatın ilk kısmım oluşturur ki; ikinci kısmı İncil (Ahdı Cedid)dir. Tevrat, otuz dokuz kitaptan meydana gelmiştir ve bu otuz dokuz kitabın yalnızca ilk beş tanesi Hz. Musa’ya verilen bölümlerdir. Beşinci bölüm olan Tesniye’de Hz. Musa’nın ölümünün anlatılması, bundan sonraki bölümlerin başkaları tarafından yazıldığını ortaya koymaktadır.“Rabbin sözüne göre, Rabbin kulu Musa orada, Moab diya*rında öldü ve Moab diyarında Beytpeor karşısındaki derede onu gömdü...” (Tensiye Bölümü, 34/5-8).Tevraf ı takip ettiğimizde kalan bölümlerin Musa’nın ölü*münden sonra Yahudilerin başına geçen kişilerin hayatlarını ve verdikleri emirleri kapsadığını görürüz. Bundan dolayı, Tevrat, yüzlerce yıl boyunca değişik kişiler tarafından yazılarak üzerinde oynanılmış, neticede ilahi niteliğini yitirerek kutsallığını kaybetmiş bir kitaptır. Tevrat’ın değiştirildiği, içerdiği çelişkili ifadelerden rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu çelişkilerin Musa’nın beş kitabında dahi var olması, bu bölümlerin de hahamlar tarafından tahrifata uğradığını göstermektedir.Türkiye’de bir dönem Mason Üstad-ı Azamlarından Hayrullah Örs, Tevrat’ın zaman içinde tahrif edildiğini şu şekilde anlatmak*tadır:“Eski Ahid, özellikle Tevrat (Musa’nın 5 kitabı; Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar ve Tensiye) Yahudiler ve Hıristiyanlarca yakın zamana kadar Tanrı’nın Musa’ya doğrudan doğruya yazdırdığı kitap olarak kabul edilmekte idi. Ama ‘iki yüzyıldan beri’ yapılan incelemeler, bunların çok ‘yeni diyebileceğimiz’ zamanlarda yazıl*dığını ve çeşitli maksatlarla tarih boyunca değişikliğe uğratıldığını ispatlamıştır.” (Musa ve Yahudilik, Hayrullah Örs, s.34-35). Tevrat’ın büyük bir kısmını değiştirerek “kirli ruhlarla trans” halindeyken kendi dogmalarını yazanlar; Yahudilerin üzerinde tarih boyunca kontrollerini sürdürmüş hahamlardır.Yahudilerin sapkın görüş ve geleneklerine sıkı sıkı bağlı ha*hamlar, orijinal Tevrat’ın getirdiği gerçek dini arzularına uygun bulmamış, kendi zevkleri ve hırsları doğrultusunda değiştirmiş*lerdir. Mason Üstadı Hayrullah Örs bu konuda da şunları ifade etmiştir: “Kahinler yazısı denen kısımlarda, Yahudi şeriatı artık son ve kesin şeklini alır. Bunların bir hahamlar topluluğunun eseri olduğu anlaşılmaktadır. Bu topluluğun da bütün Musa kitaplarını (Tevrat’ı) yemden elden geçirmiş oldukları bellidir. Ama kendi koydukları kuralları, hep Musa’nınmış gibi göstermişlerdir.” (Musa ve Yahudilik, Hayrulah Örs, s. 36-37).Hahamlar, Tevrat’ı kendi inançları doğrultusunda bozarken, kendi otoritelerini de kuvvetlendirecek kendilerine “peygamber” hatta “Tanrı” gibi uluhiyet verecek metinleri eklemeyi unutma*mışlardır. Tevrat’ta hahamlara kayıtsız şartsız itaat edilmesine dair pek çok ayet vardır. Tevrat’ın çoğu yerinde kahin olarak hahamlar şu şekilde anlatılmaktadır: “Levi oğullarına kahinler yaklaşacaklar, Rabb’in onları seçti ve her dava da, her dövüş de onların sözlerine göre olacaktır.” (Tesniye Bölümü, 22/5) “Ve her kim, Allah’ın Rabb’e hizmet etmek üzere orada duran kahini ve hakimi dinlemeyerek küstahlıkta davranırsa, o adam ölecektir.” (Tensiye Bölümü, 17/2).Bu şekilde Tevrat’ı kendi inanç ve çıkarları doğrultusunda değiştiren hahamlar, tarih boyunca Yahudi toplumunu idare etmişlerdir. Bugün hâlâ İsrail Devleti’nde her iş hahamların emirlerine göre yapılmaktadır.Hahamların Tevrat üzerinde yaptıkları ekleme ve değiştir*meler, tek değiştirilmemiş ilahi kitap olan Kur’an da şu şekilde ifade edilmektedir: “Oysa onlardan (Yahudilerden) bir bölümü Allah’ın sözünü işitiyor, akıl erdirdikten sonra (dahi bile) bile değiştiriyorlardı.” (Bakara Suresi Ayet 75).“Artık vay hallerine! Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir değer karşılığında satmak için: Bu Allah katandandır diyenlere artık yazıklar olsun, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara, yazıklar olsun kazandıklarına.” (Bakara suresi Ayet 79).Netice olarak Muharref Tevrat; hahamların kin ve hırsları ne*ticesinde Şeytan’ın kontrolüne girerek ırkçı düşüncelerle ördükleri “sapkın ve dogmatik” bir ideoloji kitabıdır. Fanatik hahamlar eski dinlerdeki bu sapkın inançları Tevrat’a bir “fikir mimarı ustalı*ğıyla” ustaca yerleştirip, bu ideolojiye “din” görüntüsü ve işlevi vererek hem insanlığa hem de kendilerine Kuran’da uyarıldığı gibi “yazık” etmişlerdir.

La Tahzen12 25.02.24 13:11

Alıntı:

Dasiva Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593330)
Peki nasıl oluyor hastaya okunan ayetleri cin dinleyip sıkılıp bunalıp bedeni bu yüzden mi terk ediyor? Yoksa okunan ayetlerin görevlileri mi müdahale ediyor?

misal peygamberimiz torunları hasan hüseyine rukye yapıyor ve sonrasında diyor ki ibrahim as da oğulları ishak ve ismaile de rukye yapardı

ilaveten sahabiden 1 kişi akrep sokmasında rukye yapmış meşur hadisi bilmeyen yoktur .

burda fatihanım görevlilerinden bahsetmemiş surenin sirayeti hakkında konuşulmamış .

Yusufiyeli 25.02.24 14:00

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593338)
beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?




Qabbalahta (rahmani) şeytan ve soylarından hiçbir şey kullanılmaz. Rahmani çalışılır meleklerden yardım alınır

‘’beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?’’ sualine cevap yazmak istiyorum. Bakara suresi 79. Ayeti iyice tetkik etmek gerekir zira sualin cevabı bu ayetin mufassal tetkikiyle bulunacaktır. Bu konu yıllardır üzerinde durduğum ve araştırdığım bir konudur. Yazdıklarım internette ve Google de bulunmaz. Yahudilerin işledikleri cürüm ayette ‘’ لِلَّذٖينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْدٖيهِمْ’’ ifadesiyle belirtilir. Bu ifade ‘’elleriyle kitab yazanlar’’ manasına gelir. Yazı elle yazıldığına göre ‘’ بِاَيْدٖيهِمْ’’ (elleriyle) kelimesinin zikredilmesi ilk bakışta tuhaf görünebilir. Bazı müfessirlere göre bu kelime Enam suresi 38. Ayetteki ‘’ يَط۪يرُ بِجَنَاحَيْهِ’’(iki kanadıyla uçan) ve Ali İmran suresi 167. Ayetteki ‘’ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ ‘’(Ağızlarıyla söylüyorlar) ifadesinde olduğu gibi tekit işlevine sahiptir. (Tabersi, Mecmau’l-Beyan 1.cilt sayfa 200, Şevkani Fethü’l-Kadir 1.cilt sayfa 220) ‘’Elleriyle’’ kelimesi başka bir yoruma göre Yahudi din ulemasının suçlarını ifşa etme ve bu işi açıktan yaptıklarını bildirmeye yöneliktir. İbnü’s-Serrac’ın yorumuna göre ise ‘’elleriyle’’ lafzı söz konusu ulema sınıfının dini metinler telif etme işini vahye dayalı herhangi bir kaynağa dayanmaksızın sırf kendiliklerinden yaptıklarına işaret edebn bir kinayeli ifadedir. (Kurtubi, el-Cami 2. Cilt sayfa 9; Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit 1. Cilt sayfa 443-444)
Birçok müfessir ‘’ لِلَّذٖينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْدٖيهِمْ’’ ifadesini Yahudi din alimlerinin Tevrat metnini tahrif etmeleri, yani kendi kutsal kitaplarından Hz. Muhammed’in nübüvvet vasıflarına işaret eden ifadeler ile haram ve helal konusunda bazı hükümleri tağyir, tebdil ve tahrif etmeleri bağlamında yorumlamıştır. (Cüşemi, et-Tehzib 1.cilt sayfa 211; İbn Atıyye, el-Muharrerü’l-Veciz 1.cilt sayfa 170; Kurtubi , el-Cami 2.cilt sayfa 9; Suyuti ed-Dürrü’l-Mensur 1.cilt sayfa 435-436) Abduh’un yorumuna göre bu ifadede kasdedilen husus: Yahudi din alimleri dini muhtevalı netinler yazıp bunların ilahi kaynaklı ya da kutsal kitaba dayalı olduğunu ihsas eder tarzda davranmışlar, böylece kendi içlerindeki avam tabakasını hem ayartmış hem de onlar üzerinde otorite sağlamışlardır. Nitekim her dini topluluğun avam tabakası din alimlerince telif edilen eserleri ilahi kitabın parçaları gibi algılar. Yahudi din adamlarının faiz konusunda ürettikleri fetvalar, Yani Yahudilerin zenginleşmesi için başkalarından kat kat fazla alabilecekleri yönündeki fetvalar bu ayette anlatılan hususa örnek teşkil edecek tarzdadır. (Reşid Rıza, Tefsiru’l-Menar cilt 1 sayfa 295) Zira Yahudiler faizli işlemleri kendi aralarında haram sayarken Yahudi olmayanlardan faiz almanın cevazına hatta lüzumuna hükmetmişlerdir. Kendi şeriatlarında ‘’yılan sokması’ ’na benzetilmesine rağmen; Yahudiler uygulamada faizli işlemler neticesinde ortaya çıkan hasılata odaklanmış ve hasılat kendileri açısından lehte tahakkuk ettiğinde caiz, aleyhte tahakkuk ettiğinde ‘’haram’’ saymışlardır.
Ayetteki ‘’ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِندِ اللّهِ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً’’ ifadesi ‘’Sonra da basit menfaatler el de etmek için, 2Bu Allah tarafından gönderilmiş vahiydir’ derler’’ manasına gelir. Bu ifadeden açıkça anlaşılacağı üzere Yahudi din uleması bizzat kendi görüş ve kanaatlerini kutsal metin gibi takdim etmişlerdir. Yani kendi eserlerini ve bu eserlere dercettikleri görüşlerini ilahi kaynaklıymış gibi takdim edip bu sayede basit dünya menfaatlerini elde etmeyi hedeflemişlerdir. Onların böyle bir işe tevessül etmeleri ise ayette ‘’ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً’’ diye belirtilmiştir.Bu ifadedeki ‘’ لِيَشْتَرُو’’ lafzı ‘’ücret ya da bedel karşılığı alınıp satılan, yani alışverişe konu olan (müsmen ve mebi) şeylerin elde edilmesi’’ manasındaki (şry,şira) kökünden türemiş bir fiil olup ‘’satın almak’’ manasına gelir. Ebu’l-Beka’ya göre bir şeyi bırakıp başka bir şey alınarak yapılan her muamele iştera fiiliyle ifade edilir 8Ebu’l-Beka, el-Kulliyat sayfa 117)
Aynı ifadede geçen ‘’semen’’ kelimesi ‘’bedel, ivaz, fiyat, satış bedeli para ve kıymet’’ gibi anlamlar içerir. Ancak ‘’semen’’ ile ‘’kıymet’’ arasında şöyle bir farktan da söz edilir. Bir şeyin ‘’kıymet’’i satılan şeyin değerinde eksilme ve ziyade olmaksızın tam karşılığı iken, ‘’semen’’ satılan şeyin daha düşük veya daha fazla bedel mukabilinde satılıyorsa bu bedel semendir. Bir şeyin tam karşılığı olan bedel ise kıymettir. (Ebu Hilal, el-Furuku’l-Luğaviyye sayfa 238)
Semen ya da dünyevi menfaatlerin azlığını belirten ‘’kalil’’ kelimesi ‘’bir şeyin önemsiz ve az olması’’ manasındaki (kll, kıllet) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup, ‘’az önemsiz değersiz’’ anlamına gelir. (Zebidi, Tacu’l-Arus 30. Cilt sayfa 273-275) Ayette dünyevi menfaat ve çıkara işaret eden ‘’semen’’in ‘’kalil’’ (az) diye nitelendirilmesi ya söz konusu menfaatin dünyadaki her şey gibi gelip geçici olması ya da haram olması ile ilgilidir. Çünkü haram kazanç bereketsizdir. Yahudi din ulemasının elde ettikleri menfaat, rüşvet türünden menfaat olabileceği gibi temsil ettikleri nüfuz ve otoriteyi korumak gibi şeyler de olabilir.
İşte bu yüzden ayette ‘’ فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ’’ (Yazıp çizdikleri şeylerden dolayı yazıklar olsun onlara! Kazandıkları şeylerden dolayı yazıklar olsun onlara!) buyrulmuştur. ‘’Veyl’’ (Yazıklar olsun) lafzının bu ifadede iki kez zikredilmesi, işlenen cürmün ne çok çirkin olduğunu vurgulamaya yöneliktir. ‘’Kazandıkları şeyler’’ den ‘(مِّمَّا يَكْسِبُونَ) maksat, kesbettikleri günahlara hamledilebileceği gibi, din istismar yoluyla elde ettikleri dünyevi menfaat ve çıkarlara da hamledilebilir. (Tabersi, Mecamu’l-Beyan, cilt 1. Sayfa 200) Ayetin muhtevası dikkate alındığında bu ikinci ihtimal daha güçlü görünmektedir.(Not: baştan sonra okumanı tavsiye ederim. Yine de ikna olmazsan yapacak bir şey yok.)

QABBALAH 25.02.24 15:39

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593365)
oncelikle melekten yardim almak külliyen yalan,
Allaha isyan etmis bir guruh meleklerden yardim alamaz

önce soruya cevap verin peygamberler gunah işlemiştir fakat buyuk gunahlar değil demistiniz
bu buyuk gunahlar neledir

kurandan 100 tane delil getiririm,hadislerden 100 tane delil getiririm

ama 1 ayet yeter baska delile ihtiyac yok
incil ve Tevrat bozulmamış diyene kurandan delile gerek yok

Kitabı elleriyle yazıp “bu Allah katındandır” diye yalan söylemektedirler. (Bakara, 2/79)

bu ayet delil olarak yeterli olur


tevrattan ve incilden delil getireyim
incil konu disinda ona 1 delil yeter
isa Allahin oglu diyen İncil bozulmustur

Üzeyir Allahin oglu diyen tevrat bozulmustur
yeremya Allahin sozlerini degistirdiniz diyor
Tevratta Allah yiyip bitiren ateş olarak geciyor
tevratta Allah yoruldu deniyor
tevratta Allahin hz yakupla güresip ona yenildigi soyleniyor
hz nuha torunu tecavuz etti diyen kitap bozulmus değiştirilmiş demektir
peygamberleri zina yapti diye suclayan kitap bozulmustur
tevratta musa as mezarinin yeri soyleniyor moab ta öldügü soyleniyor, ve halkin moab da musanin arkasindan 30 gun agladiklari soyleniyor bu hikaye bile bozulduguna bire bir delildir


10 emiri okumanızı önerdim büyük günahlar için aynı soruları defalarca tekrar etmenize gerek yok ayrıca gönderdiğiniz ayeti direkt cümle anlamından bakarsak Tevrat ve İncil gökten indirilmemiş Yahudi ve Hristiyanlarca yazılmuştır madem bu kitap kesin hükümle değiştirilmiş yahudi ve hristiyanlara neden defaatle kendi kitaplarına uymaları gerektiği söylenmiştir 99 tane daha ayet hakkınız kaldı bir diğer ayeti de yazın ve sorumun izahını verin Qabbalah hakkında ne biliyorsunuz da meleklerle çalışma olayına yalan diyorsunuz onu da anlamış değilim diğer sorularınıza cevap vermeyeceğim çünkü sizin söyledğiniz bu Tekvin vs de kendi uydurmalarınız olduğu için onlar da kendi uydurmalarınız öyle bir durum yok en yakın zamanda bence diğer kitapları da okuyun Kuranı Kerim bize okumamızı emrediyor hoca efendi ilk emri uygulayın sonra konuşalım

QABBALAH 25.02.24 15:47

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593401)
‘’beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?’’ sualine cevap yazmak istiyorum. Bakara suresi 79. Ayeti iyice tetkik etmek gerekir zira sualin cevabı bu ayetin mufassal tetkikiyle bulunacaktır. Bu konu yıllardır üzerinde durduğum ve araştırdığım bir konudur. Yazdıklarım internette ve Google de bulunmaz. Yahudilerin işledikleri cürüm ayette ‘’ لِلَّذٖينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْدٖيهِمْ’’ ifadesiyle belirtilir. Bu ifade ‘’elleriyle kitab yazanlar’’ manasına gelir. Yazı elle yazıldığına göre ‘’ بِاَيْدٖيهِمْ’’ (elleriyle) kelimesinin zikredilmesi ilk bakışta tuhaf görünebilir. Bazı müfessirlere göre bu kelime Enam suresi 38. Ayetteki ‘’ يَط۪يرُ بِجَنَاحَيْهِ’’(iki kanadıyla uçan) ve Ali İmran suresi 167. Ayetteki ‘’ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ ‘’(Ağızlarıyla söylüyorlar) ifadesinde olduğu gibi tekit işlevine sahiptir. (Tabersi, Mecmau’l-Beyan 1.cilt sayfa 200, Şevkani Fethü’l-Kadir 1.cilt sayfa 220) ‘’Elleriyle’’ kelimesi başka bir yoruma göre Yahudi din ulemasının suçlarını ifşa etme ve bu işi açıktan yaptıklarını bildirmeye yöneliktir. İbnü’s-Serrac’ın yorumuna göre ise ‘’elleriyle’’ lafzı söz konusu ulema sınıfının dini metinler telif etme işini vahye dayalı herhangi bir kaynağa dayanmaksızın sırf kendiliklerinden yaptıklarına işaret edebn bir kinayeli ifadedir. (Kurtubi, el-Cami 2. Cilt sayfa 9; Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit 1. Cilt sayfa 443-444)
Birçok müfessir ‘’ لِلَّذٖينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْدٖيهِمْ’’ ifadesini Yahudi din alimlerinin Tevrat metnini tahrif etmeleri, yani kendi kutsal kitaplarından Hz. Muhammed’in nübüvvet vasıflarına işaret eden ifadeler ile haram ve helal konusunda bazı hükümleri tağyir, tebdil ve tahrif etmeleri bağlamında yorumlamıştır. (Cüşemi, et-Tehzib 1.cilt sayfa 211; İbn Atıyye, el-Muharrerü’l-Veciz 1.cilt sayfa 170; Kurtubi , el-Cami 2.cilt sayfa 9; Suyuti ed-Dürrü’l-Mensur 1.cilt sayfa 435-436) Abduh’un yorumuna göre bu ifadede kasdedilen husus: Yahudi din alimleri dini muhtevalı netinler yazıp bunların ilahi kaynaklı ya da kutsal kitaba dayalı olduğunu ihsas eder tarzda davranmışlar, böylece kendi içlerindeki avam tabakasını hem ayartmış hem de onlar üzerinde otorite sağlamışlardır. Nitekim her dini topluluğun avam tabakası din alimlerince telif edilen eserleri ilahi kitabın parçaları gibi algılar. Yahudi din adamlarının faiz konusunda ürettikleri fetvalar, Yani Yahudilerin zenginleşmesi için başkalarından kat kat fazla alabilecekleri yönündeki fetvalar bu ayette anlatılan hususa örnek teşkil edecek tarzdadır. (Reşid Rıza, Tefsiru’l-Menar cilt 1 sayfa 295) Zira Yahudiler faizli işlemleri kendi aralarında haram sayarken Yahudi olmayanlardan faiz almanın cevazına hatta lüzumuna hükmetmişlerdir. Kendi şeriatlarında ‘’yılan sokması’ ’na benzetilmesine rağmen; Yahudiler uygulamada faizli işlemler neticesinde ortaya çıkan hasılata odaklanmış ve hasılat kendileri açısından lehte tahakkuk ettiğinde caiz, aleyhte tahakkuk ettiğinde ‘’haram’’ saymışlardır.
Ayetteki ‘’ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِندِ اللّهِ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً’’ ifadesi ‘’Sonra da basit menfaatler el de etmek için, 2Bu Allah tarafından gönderilmiş vahiydir’ derler’’ manasına gelir. Bu ifadeden açıkça anlaşılacağı üzere Yahudi din uleması bizzat kendi görüş ve kanaatlerini kutsal metin gibi takdim etmişlerdir. Yani kendi eserlerini ve bu eserlere dercettikleri görüşlerini ilahi kaynaklıymış gibi takdim edip bu sayede basit dünya menfaatlerini elde etmeyi hedeflemişlerdir. Onların böyle bir işe tevessül etmeleri ise ayette ‘’ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً’’ diye belirtilmiştir.Bu ifadedeki ‘’ لِيَشْتَرُو’’ lafzı ‘’ücret ya da bedel karşılığı alınıp satılan, yani alışverişe konu olan (müsmen ve mebi) şeylerin elde edilmesi’’ manasındaki (şry,şira) kökünden türemiş bir fiil olup ‘’satın almak’’ manasına gelir. Ebu’l-Beka’ya göre bir şeyi bırakıp başka bir şey alınarak yapılan her muamele iştera fiiliyle ifade edilir 8Ebu’l-Beka, el-Kulliyat sayfa 117)
Aynı ifadede geçen ‘’semen’’ kelimesi ‘’bedel, ivaz, fiyat, satış bedeli para ve kıymet’’ gibi anlamlar içerir. Ancak ‘’semen’’ ile ‘’kıymet’’ arasında şöyle bir farktan da söz edilir. Bir şeyin ‘’kıymet’’i satılan şeyin değerinde eksilme ve ziyade olmaksızın tam karşılığı iken, ‘’semen’’ satılan şeyin daha düşük veya daha fazla bedel mukabilinde satılıyorsa bu bedel semendir. Bir şeyin tam karşılığı olan bedel ise kıymettir. (Ebu Hilal, el-Furuku’l-Luğaviyye sayfa 238)
Semen ya da dünyevi menfaatlerin azlığını belirten ‘’kalil’’ kelimesi ‘’bir şeyin önemsiz ve az olması’’ manasındaki (kll, kıllet) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup, ‘’az önemsiz değersiz’’ anlamına gelir. (Zebidi, Tacu’l-Arus 30. Cilt sayfa 273-275) Ayette dünyevi menfaat ve çıkara işaret eden ‘’semen’’in ‘’kalil’’ (az) diye nitelendirilmesi ya söz konusu menfaatin dünyadaki her şey gibi gelip geçici olması ya da haram olması ile ilgilidir. Çünkü haram kazanç bereketsizdir. Yahudi din ulemasının elde ettikleri menfaat, rüşvet türünden menfaat olabileceği gibi temsil ettikleri nüfuz ve otoriteyi korumak gibi şeyler de olabilir.
İşte bu yüzden ayette ‘’ فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ’’ (Yazıp çizdikleri şeylerden dolayı yazıklar olsun onlara! Kazandıkları şeylerden dolayı yazıklar olsun onlara!) buyrulmuştur. ‘’Veyl’’ (Yazıklar olsun) lafzının bu ifadede iki kez zikredilmesi, işlenen cürmün ne çok çirkin olduğunu vurgulamaya yöneliktir. ‘’Kazandıkları şeyler’’ den ‘(مِّمَّا يَكْسِبُونَ) maksat, kesbettikleri günahlara hamledilebileceği gibi, din istismar yoluyla elde ettikleri dünyevi menfaat ve çıkarlara da hamledilebilir. (Tabersi, Mecamu’l-Beyan, cilt 1. Sayfa 200) Ayetin muhtevası dikkate alındığında bu ikinci ihtimal daha güçlü görünmektedir.(Not: baştan sonra okumanı tavsiye ederim. Yine de ikna olmazsan yapacak bir şey yok.)


Yanıtınız çok güzel bir yanıt teşekkür ederim Yahudiler arasında azımsanmayacak bir kesim Talmud'u kutsal saymaz hatta kabul etmez bunun nedeni Talmud'un değiştirilmiş olmalarına inanmlarıdır bu bahsettiğiniz bölüm Talmudu kastedyor olabilir mı? ikincil olarak faiz konusu Tevratta kesin hükümle haram olmalarına rağmen yahudilerden olanlar yahudi olmayanlara faiz günahını işlemişlerdir bunun nedeni Tevrat değildir çünkü tevrat bu durumu yasaklamış Yahudilerin Yahudi olmayanları kendilerinden görmelerini öğütlemişlerdir Faiz sürgün nedeniyle ticaret ile uğraşmak zorunda kalan yahudilerin para kazanamamaları nedeniyle güçsüzleşmemek için çeşitli din alimlerinin faiz yahudi olmayana verilebilir fetvasını vermelerine neden olmuştur yanıtınız çok doyurucu bir yanıt dini alimlerin fetvalarının tevrata denk görüldüğü konusunda da size katılıyorum

QABBALAH 25.02.24 15:51

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593374)
Günümüzdeki Tevrat, gerçekten Yüce Allah tarafından in*dirilmiş orijinal metinlerle aynı metinlerden mi oluşuyor yoksa orijinalliği bozulmuş, dolayısıyla ilahi niteliği kaybolmuş bir kitap mıdır?Bu sorunun cevabı bizzat Tevrat’ın ciddiyetle araştırıldığında rahatlıkla bulunabiliyor. Tevrat, Kitab-ı Mukaddes adı verilen iki kitaptan oluşan külliyatın ilk kısmım oluşturur ki; ikinci kısmı İncil (Ahdı Cedid)dir. Tevrat, otuz dokuz kitaptan meydana gelmiştir ve bu otuz dokuz kitabın yalnızca ilk beş tanesi Hz. Musa’ya verilen bölümlerdir. Beşinci bölüm olan Tesniye’de Hz. Musa’nın ölümünün anlatılması, bundan sonraki bölümlerin başkaları tarafından yazıldığını ortaya koymaktadır.“Rabbin sözüne göre, Rabbin kulu Musa orada, Moab diya*rında öldü ve Moab diyarında Beytpeor karşısındaki derede onu gömdü...” (Tensiye Bölümü, 34/5-8).Tevraf ı takip ettiğimizde kalan bölümlerin Musa’nın ölü*münden sonra Yahudilerin başına geçen kişilerin hayatlarını ve verdikleri emirleri kapsadığını görürüz. Bundan dolayı, Tevrat, yüzlerce yıl boyunca değişik kişiler tarafından yazılarak üzerinde oynanılmış, neticede ilahi niteliğini yitirerek kutsallığını kaybetmiş bir kitaptır. Tevrat’ın değiştirildiği, içerdiği çelişkili ifadelerden rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu çelişkilerin Musa’nın beş kitabında dahi var olması, bu bölümlerin de hahamlar tarafından tahrifata uğradığını göstermektedir.Türkiye’de bir dönem Mason Üstad-ı Azamlarından Hayrullah Örs, Tevrat’ın zaman içinde tahrif edildiğini şu şekilde anlatmak*tadır:“Eski Ahid, özellikle Tevrat (Musa’nın 5 kitabı; Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar ve Tensiye) Yahudiler ve Hıristiyanlarca yakın zamana kadar Tanrı’nın Musa’ya doğrudan doğruya yazdırdığı kitap olarak kabul edilmekte idi. Ama ‘iki yüzyıldan beri’ yapılan incelemeler, bunların çok ‘yeni diyebileceğimiz’ zamanlarda yazıl*dığını ve çeşitli maksatlarla tarih boyunca değişikliğe uğratıldığını ispatlamıştır.” (Musa ve Yahudilik, Hayrullah Örs, s.34-35). Tevrat’ın büyük bir kısmını değiştirerek “kirli ruhlarla trans” halindeyken kendi dogmalarını yazanlar; Yahudilerin üzerinde tarih boyunca kontrollerini sürdürmüş hahamlardır.Yahudilerin sapkın görüş ve geleneklerine sıkı sıkı bağlı ha*hamlar, orijinal Tevrat’ın getirdiği gerçek dini arzularına uygun bulmamış, kendi zevkleri ve hırsları doğrultusunda değiştirmiş*lerdir. Mason Üstadı Hayrullah Örs bu konuda da şunları ifade etmiştir: “Kahinler yazısı denen kısımlarda, Yahudi şeriatı artık son ve kesin şeklini alır. Bunların bir hahamlar topluluğunun eseri olduğu anlaşılmaktadır. Bu topluluğun da bütün Musa kitaplarını (Tevrat’ı) yemden elden geçirmiş oldukları bellidir. Ama kendi koydukları kuralları, hep Musa’nınmış gibi göstermişlerdir.” (Musa ve Yahudilik, Hayrulah Örs, s. 36-37).Hahamlar, Tevrat’ı kendi inançları doğrultusunda bozarken, kendi otoritelerini de kuvvetlendirecek kendilerine “peygamber” hatta “Tanrı” gibi uluhiyet verecek metinleri eklemeyi unutma*mışlardır. Tevrat’ta hahamlara kayıtsız şartsız itaat edilmesine dair pek çok ayet vardır. Tevrat’ın çoğu yerinde kahin olarak hahamlar şu şekilde anlatılmaktadır: “Levi oğullarına kahinler yaklaşacaklar, Rabb’in onları seçti ve her dava da, her dövüş de onların sözlerine göre olacaktır.” (Tesniye Bölümü, 22/5) “Ve her kim, Allah’ın Rabb’e hizmet etmek üzere orada duran kahini ve hakimi dinlemeyerek küstahlıkta davranırsa, o adam ölecektir.” (Tensiye Bölümü, 17/2).Bu şekilde Tevrat’ı kendi inanç ve çıkarları doğrultusunda değiştiren hahamlar, tarih boyunca Yahudi toplumunu idare etmişlerdir. Bugün hâlâ İsrail Devleti’nde her iş hahamların emirlerine göre yapılmaktadır.Hahamların Tevrat üzerinde yaptıkları ekleme ve değiştir*meler, tek değiştirilmemiş ilahi kitap olan Kur’an da şu şekilde ifade edilmektedir: “Oysa onlardan (Yahudilerden) bir bölümü Allah’ın sözünü işitiyor, akıl erdirdikten sonra (dahi bile) bile değiştiriyorlardı.” (Bakara Suresi Ayet 75).“Artık vay hallerine! Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir değer karşılığında satmak için: Bu Allah katandandır diyenlere artık yazıklar olsun, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara, yazıklar olsun kazandıklarına.” (Bakara suresi Ayet 79).Netice olarak Muharref Tevrat; hahamların kin ve hırsları ne*ticesinde Şeytan’ın kontrolüne girerek ırkçı düşüncelerle ördükleri “sapkın ve dogmatik” bir ideoloji kitabıdır. Fanatik hahamlar eski dinlerdeki bu sapkın inançları Tevrat’a bir “fikir mimarı ustalı*ğıyla” ustaca yerleştirip, bu ideolojiye “din” görüntüsü ve işlevi vererek hem insanlığa hem de kendilerine Kuran’da uyarıldığı gibi “yazık” etmişlerdir.


Verdiğiniz yanıtı çok ama çok tebrik ediyorum bilgileriniz çok güzel şu an işteyim bunun yanıtı uzun olduğu için daha sonra yanıtlayacağım

QABBALAH 25.02.24 15:57

Alıntı:

Mrcngr Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593319)
Ben sorulan sorulardan bağımsız şunu sormak istiyorum:
Qabbalah eğitiminin size kattığı faydalar nelerdir ve bu eğitimle insanlara yardım edilebilir mi?

İnsanlara öğrendiğim günden beri yardım ediyorum musallat karı koca arasının düzeltilmesi kötü alışkanlıklardan kurtarma büyü bozumu rızık açımı gibi bir sürü konuda yardımcı oluyorum maddi kaygılar gözetmiyoruz ve kapımızı çalanlara yardımcı oluyoruz ilimlerde maddi kaygı gözetilmesini doğru bulmuyorum Allah'ın göndediği ilimi satma cürretine kimse sahip olmamalı bana kattığı faydalar vicdanen kendi adıma çok rahatım Yahudiye yardım ediyorsam Yahudi şeriatına göre Müslümana yardım ediyorsam bizim şeriatımıza göre yardım ediyorum yüküm ağır olduğu için her şeyi düşünmek zorunda kalıyorum bu nedenle günlük hayatımda eskiye nazaran daha ince düşünen her Adımını allah rızası için atan birisi oldum faydaları manevi oldu maddi hiçbir fayda görmedim

imas 25.02.24 16:49

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593420)
10 emiri okumanızı önerdim büyük günahlar için aynı soruları defalarca tekrar etmenize gerek yok ayrıca gönderdiğiniz ayeti direkt cümle anlamından bakarsak Tevrat ve İncil gökten indirilmemiş Yahudi ve Hristiyanlarca yazılmuştır madem bu kitap kesin hükümle değiştirilmiş yahudi ve hristiyanlara neden defaatle kendi kitaplarına uymaları gerektiği söylenmiştir 99 tane daha ayet hakkınız kaldı bir diğer ayeti de yazın ve sorumun izahını verin Qabbalah hakkında ne biliyorsunuz da meleklerle çalışma olayına yalan diyorsunuz onu da anlamış değilim diğer sorularınıza cevap vermeyeceğim çünkü sizin söyledğiniz bu Tekvin vs de kendi uydurmalarınız olduğu için onlar da kendi uydurmalarınız öyle bir durum yok en yakın zamanda bence diğer kitapları da okuyun Kuranı Kerim bize okumamızı emrediyor hoca efendi ilk emri uygulayın sonra konuşalım

ben tebligci degilim dedim, senide bir seye inadirmak gibi davet gibi bir durumumda yok zaten, neye inansan inan herkes sirtinda odunuyls cehememe kosar sen kütükle kosuyorsun banane koş,
ayrica meslegim icabi cok yahudi tanirim cok yakin sohbette olduklarımda vardir, o yuzden oyle soyunu sopunu ailesini cok iyi tanimadan bilmeden hic kimseye kabala ögretmezler, çunku hiç kimse sonradan yahudi olamaz doğuştan yahudi olunur,kabala sır ögretisidir çocukluktan yetistirirler, kabala onlar icin yani yahudiler icin bile sırdir,hiç kimse ortalik yerde ben kabalaciyim demez, o yüzden senin kabalaciligini yutmadim, simdiye kadarda ben kabalaciyim diyen kimseyede rastlamadim,yarin ilk işim arkadaşim olan haham nisim ......ile bu konuyu konuşacagim, eminim cok igisini çekecek
son olarak ben hoca degilim havas ilminde talebeyim
sayin kabalada ustad olmuş kabalaci efendi

Yusufiyeli 25.02.24 17:25

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593337)
Hocanız 10 emiri okuyabilir

On emir konusuna da ayrıca değinmek isterim. On emir İbrancada ‘’on söz’’ anlamında ‘’aseret ha-dibberot’’ diye ifade edilir. (Çıkış (Mısır’dan Çıkış) 34/28; Tesniye 8Yasanın Tekrarı) 4/13;10/4) Tevrata göre on emir Hz. Musa önderliğindeki İsrailoğulları’nın Mısır’dan çıkışlarından yedi hafta sonra Sina Dağı’nın zirvesinde bizzat Tanrı tarafından Musa’ya önce sözlü olarak bildirilen, ardından iki taş levha üzerine yazılıp verilen emirlerdir. (Çıkış (Mısır’dan Çıkış) 19-20; 24/12-18; 31/18) Musa dağdan indiğinde kavminin buzağıya taptığını görünce öfkesinden levhaları kırmış, bunun üzerine kendisinden iki taş levha daha yontması istenmiş, kırk günlük ikinci buluşma nihayetinde Musa bu defa Tanrı’nın yazdırmasıyla bizzat kendisinin yazdığı on emir ihtiva eden yeni levhalarla geri dönmüştür. Kısacası Tevrat’taki anlatıma göre on emir Musa’ya iki kez verilmiştir. (Çıkış (Mısır’dan Çıkış) 34/27-29) Çıkış ile (20/2-17) Tesniye’de (5/6-21) yer alan on emir, metinsel olarak farklılık arz etmektedir. Bu vaziyet söz konusu metinlerin zamanla birtakım değişikliklere maruz kaldığını göstermektedir. Meselenin bu boyutu bir tarafa on emrin Cumartesi yasağıyla ilgili kısmı hariç, başta tek tanrı inancı olmak üzere anne babaya itaat, hırsızlık yapmamak, insan canına kıymamak, zina etmemek gibi diğer bütün emirler evrensel niteliklidir. Nitekim dinler tarihi ve etnoloji araştırmaları da bunu teyit etmektedir. Mesela Eski Mısır’ın Ölüler Kitabı’ndaki günahlar listesi on emirle hemen hemen aynı mahiyettedir. Ayrıca Eski Mısır’da ölen kişinin Tanrı Osiris’in huzurundaki mahkemede, ‘’Adaletsizlik yapmadım, yağmalamadım, çalmadım, öldürmedim, öldürtmedim…’’ gibi sözler söylediği nakledilir.( Mısır'ın Ölüler Kitabı Albert Crampdor RUH ve MADDE YAYINLARI Sayfa: 46-47)

Dasiva 25.02.24 17:54

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593420)
10 emiri okumanızı önerdim büyük günahlar için aynı soruları defalarca tekrar etmenize gerek yok ayrıca gönderdiğiniz ayeti direkt cümle anlamından bakarsak Tevrat ve İncil gökten indirilmemiş Yahudi ve Hristiyanlarca yazılmuştır madem bu kitap kesin hükümle değiştirilmiş yahudi ve hristiyanlara neden defaatle kendi kitaplarına uymaları gerektiği söylenmiştir 99 tane daha ayet hakkınız kaldı bir diğer ayeti de yazın ve sorumun izahını verin Qabbalah hakkında ne biliyorsunuz da meleklerle çalışma olayına yalan diyorsunuz onu da anlamış değilim diğer sorularınıza cevap vermeyeceğim çünkü sizin söyledğiniz bu Tekvin vs de kendi uydurmalarınız olduğu için onlar da kendi uydurmalarınız öyle bir durum yok en yakın zamanda bence diğer kitapları da okuyun Kuranı Kerim bize okumamızı emrediyor hoca efendi ilk emri uygulayın sonra konuşalım

Melek olduklarına eminsiniz yani...

SEBE 40. Ayet.

Ve o gün onların hepsini bir araya toplayacak. Sonra meleklere: "Şunlar, size mi kulluk ediyorlardı?" diye
soracak.
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَائِكَةِ أَهَؤُلَاء إِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ
Ve yevme yahşuruhum cemian summe yekulu lil melaiketi e haulai iyyakum kanu ya'budun

SEBE 41.Ayet

Onlar: "Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı." derler.
قَالُوا سُبْحَانَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ
Kalu subhaneke ente veliyyuna min dunihim, bel kanu ya'budunel cinn, ekseruhum bihim mu'minun

Yusufiyeli 25.02.24 18:48

Alıntı:

QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593427)
Verdiğiniz yanıtı çok ama çok tebrik ediyorum bilgileriniz çok güzel şu an işteyim bunun yanıtı uzun olduğu için daha sonra yanıtlayacağım

Bakara 79. Ayetiyle birlikte bu konu ile alakalı gördüğüm bakara 75. Ayetidir. Ayetin başındaki ilk ifadede Müslümanlara ‘’Siz şimdi adeta yana yakıla bu Yahudilerin size inanmaları mı arzu ediyorsunuz?’’ mealinde bir hitapta bulunulduktan sonra bunu takip eden ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِن بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinde onların inanmama 8icabet ve tasdik etmeme) gerekçelerinden söz edilir. Bu ifadede, Yahudilerden bir grubun Allah’ın kelamını dinledikleri, fakat daha sonra, onu bile bile tahrif ettikleri bildirilir. Mezkur ifadede geçen (ferik) lafzı ‘’ayrılma, bölünme, parçalanma’’ manasındaki (frk, fark) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup ‘’ toplumun ana gövdesi içinde ayrı bir grup, topluluk, taife’’ gibi bir anlam ihtiva eder. Kendi lafzından tekil formu bulunmayan ‘’ferik’’ kelimesi bu ayet bağlamında Medine Yahudilerinin özellikle ulema sınıfına karşılık gelir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 140)
Yahudilerin inanmaya yanaşmadıkları şey, Hz. Peygamber’in nübüvveti ve Kur’an vahyidir. Dolayısyla müslümanların Yahudilere yönelik ümit ve beklentileri, Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik ve onun davetine icabettir. (Taberi Camiu’l-Beyan cilt 2 sayfa 139) Ancak ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ’’ lafzının başındaki inkari ve/veya taaccübi istifham, müslümanların bu konudaki ümit ve beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini belirtir. Daha açıkçası ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ’’ ifadesi ‘’Ey Müslümanlar! Bu Yahudiler size asla inanmayacak, İslam davetinize icabette bulunmayacaklardır. Dolayısıyla onların size inanmalarını beklemeniz hayreti mucip bir husustur’’ şeklinde bir manaya gelir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir cilt 1 sayfa 566)
Ayetin başındaki istifham edatından hareketle denilebilir ki Yahudilerin Hz. Peygamber’in davet ve tebliğine inanmalarını beklemek bir bakıma ham hayalden ibarettir.
Ayetteki ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Mücahid, Süddi, İbn Zeyd gibi müfessirler tarafından ‘’Onlardan bir grup Tevrat’ı dinler; fakat daha sonra onu tahrif ederler’’ şeklinde izah edilmiştir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 141) Bu izahtan anlaşıldığı kadarıyla Tevrat’ı dinleyip tahrif edenler, Hz. Peygamber devrindeki Yahudi din alimleridir. Ancak Taberi’ye göre ‘’tahrif’’ eyleminin öznesi olan kişilerin elinde bulunan yazılı bir metin için ‘’dinleme’’ fiilinin kullanılması söz konusu izahı tutarsız hale getirir. Ayette söz konusu edilen zümre Hz. Musa devrindeki İsrailoğulları’dır. Nitekim onlar Hz. Musa’nın dilinden Allah’ın kelamını dinlemişler ve fakat ilahi kelamın manasını/maksadını bile bile çarpıtmışlardır, yani kasten yanlış anlamış ve yorumlamışlardır. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 143) Tabi alim A’meş’in yorumuna göre ayetteki ‘’kelamellah’’ lafzı Kur’an’a da hamledilebilir. Bu takdirde ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Yahudilerin Kur’an’ı dinleyip manasını/maksadını kasıtlı olarak çarpıttıklarına delalet eder. (Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439)
Ayetteki (Allah’ın kelamı) lafzı A’meş tarafından (Allah’ın kelimeleri/sözleri) şeklinde okunmuştur. Ebu Hayyan ‘’kelam’’ ve ‘’kelim’’in aynı manaya geldiğini vurgulamıştır.( Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) ‘’Kelam’’ sözlükte ‘’yaralamak’’ ve ‘’açıklayıcı ve anlam ifade edici tarzda konuşmak’’ manalarına gelen (klm, kelm) kökünden türemiş bir mastar/isimdir. Hem bir söz öbeğini oluşturan lafızları hem de bu lafızların taşıdığı anlamları ifade eden ‘’kelam’’ kelimesi örfte ‘’ağızdan çıkan anlaşılır ve anlamlı sese verilen ad’’ diye tarif edilir. Kur’an’da mastar isim ve fiil türevleriyle 75 kez geçen ‘’kelm’’ kökünün ‘’tekellüm’’ şeklindeki türevi ‘’konuşmak’’, ‘’tiklam’’ ve ‘’tiklame’’ şeklindeki türevleri ise ‘’güzel, fasih sçz’’ veya ‘’konuşmak’’ manasına gelir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 12. Cilt sayfa 522-524)
Söz konusu ifadede geçen (yüharrifunehü) lafzı ‘’bir şeyin tarafı, kenarı, ucu’’ manasına gelen (hrf, harf) kökünden türemiş bir fiildir. Bu kökten türeyen ‘’inhiraf’’ sapmak/ayrılmak manasına gelir. (İbn Side el-Muhkem 3. Cilt sayfa 306-307) Kökün tef’il babındaki mastarı ‘’tahrif’’ şeklinde olup iki manaya muhtemil bir sözü tek manaya hamletmeyi veya sözün manasını benzer manalarla değiştirmeyi (tebdil) belirtir. (Rağıp el-İsfehani, el-Mufredat sayfa 114) Yahudilere izafe edilen tahrif, genellikle kendi kutsal kitaplarındaki metinleri değiştirmek ve bazı hükümleri tağyir etmek. (Sa’lebi, el-Keşf ve el-Beyan cilt 1 sayfa 222) şeklinde değerlendirilir.
Bakara suresi 75. Ayetteki ‘’ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinin başında yer alan ‘’Vav’’ harfi hal/durum bildirir. Buna göre Yahudiler Allah’ın kelamını bilerek isteyerek tahrif etmişlerdir. Müfessirler ‘’bilme’’nin neye taalluk etmiş olduğu hususunda öncelikli olarak iki ihtimalden söz etmişlerdir. Birincisi ilahi kelamdaki maksat ve muradı gayet iyi anlamalarına rağmen onu çarpıttıklarını bilmek, ikincisi ise tahrifin ilahi cezayı/azabı mucip bir günah olduğunu bilmek şeklindedir. ((İbnü’l-Cevzi, Zadu’l-Mesir 1.cilt sayfa 104 Tabersi, Mecmuau’l-Beyan 1.cilt sayfa 194) Bu iki ihtimal haricinde tahrife kalkışarak hak ve hakikatten saptıklarını veya kendilerinin ne durumda olduklarını veyahut ilahi murada aykırı iş yaptıklarını bildiklerinden söz edilebilir. (Cüşemi, et-Tehzib cilt1 sayfa 444¸bn Adil, el-Lübab cilt2 sayfa 197)

QABBALAH 25.02.24 20:04

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593432)
ben tebligci degilim dedim, senide bir seye inadirmak gibi davet gibi bir durumumda yok zaten, neye inansan inan herkes sirtinda odunuyls cehememe kosar sen kütükle kosuyorsun banane koş,
ayrica meslegim icabi cok yahudi tanirim cok yakin sohbette olduklarımda vardir, o yuzden oyle soyunu sopunu ailesini cok iyi tanimadan bilmeden hic kimseye kabala ögretmezler, çunku hiç kimse sonradan yahudi olamaz doğuştan yahudi olunur,kabala sır ögretisidir çocukluktan yetistirirler, kabala onlar icin yani yahudiler icin bile sırdir,hiç kimse ortalik yerde ben kabalaciyim demez, o yüzden senin kabalaciligini yutmadim, simdiye kadarda ben kabalaciyim diyen kimseyede rastlamadim,yarin ilk işim arkadaşim olan haham nisim ......ile bu konuyu konuşacagim, eminim cok igisini çekecek
son olarak ben hoca degilim havas ilminde talebeyim
sayin kabalada ustad olmuş kabalaci efendi


Birincisi sen haşa Allah mısın da benim ahiretim hakkında hüküm veriyorsun
ikincisi arkadaşın olan Haham efendiye selamlarımı iletebilirsin bir Havas talebesi ile kesinlikle Haham konuşmaz dostluk etmez
üçüncüsü her Haham Qabbalah hakkında bilgi sahibi değildir çoğunluğu ilgilenmekten imtiyaz eder
dördüncüsü seninle havas talebesi olmasan bile hiçbir haham arkadaşlık etmez dindar bir Yahudi bile etmez sebebi adamların dinini bilmeden kitapları okumadan öğrenmek için değil yargılamak ve kendi yanlışlarını doğruymuş gibi kanıtlamak için konuşup adamların dinlerine saygısızlık ediyorsun
dördüncüsü sana haham arkadaşın mı söyledi sonradan yahudi olunmayacağını söyle o arkadaşına üzerindeki haham lafzını kaldırsın bunu dediyse Hz İbrahim yani ibranicede Avram Avinu anadan doğma yahudi olduğu için mi Atalarıymış?
Beşincisi sonradan Yahudi olunur Hz İbrahim'in uyguladığı Allah'ın emirlerini gerçekleştiren ve anadan doğma bir Yahudi kadar Torah bilen ve Yahudiliği seçmek isteyenler Haham heyeti önünde sınava tabi tutulur ve geçerse Yahudiliğe geçiş için işlemler başlanır. Kişi işlem bitişinde anadan doğma bir yahudi kadar yahudi olur yahudiliğe geçmek istemeyip HaShem'e inanlarda Nuhilik (Noahidlik) yolunu tercih eder.
Madem haham arkadaşın var bana sorduğun şeyleri ona da sormuş olman ve biliyor olman lazım
İnsanlar size Hocam diyor diye siz nefsani davranmaya başlamışsınız Allah siz nefsinizi teskiye etmeden sizi Havas'a ulaştırmasın yoksa hem kendinizi hem insanları zarara sokabilirsiniz. Size vereceğim yanıt burada bitmiştir.
Sağlıcakla İmanla Dinimiz İslam'la kalın.
Allah imanlı yaşamayı imanlı ölmeyi bizlere nasip eylesin

QABBALAH 25.02.24 20:09

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593452)
Bakara 79. Ayetiyle birlikte bu konu ile alakalı gördüğüm bakara 75. Ayetidir. Ayetin başındaki ilk ifadede Müslümanlara ‘’Siz şimdi adeta yana yakıla bu Yahudilerin size inanmaları mı arzu ediyorsunuz?’’ mealinde bir hitapta bulunulduktan sonra bunu takip eden ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِن بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinde onların inanmama 8icabet ve tasdik etmeme) gerekçelerinden söz edilir. Bu ifadede, Yahudilerden bir grubun Allah’ın kelamını dinledikleri, fakat daha sonra, onu bile bile tahrif ettikleri bildirilir. Mezkur ifadede geçen (ferik) lafzı ‘’ayrılma, bölünme, parçalanma’’ manasındaki (frk, fark) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup ‘’ toplumun ana gövdesi içinde ayrı bir grup, topluluk, taife’’ gibi bir anlam ihtiva eder. Kendi lafzından tekil formu bulunmayan ‘’ferik’’ kelimesi bu ayet bağlamında Medine Yahudilerinin özellikle ulema sınıfına karşılık gelir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 140)
Yahudilerin inanmaya yanaşmadıkları şey, Hz. Peygamber’in nübüvveti ve Kur’an vahyidir. Dolayısyla müslümanların Yahudilere yönelik ümit ve beklentileri, Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik ve onun davetine icabettir. (Taberi Camiu’l-Beyan cilt 2 sayfa 139) Ancak ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ’’ lafzının başındaki inkari ve/veya taaccübi istifham, müslümanların bu konudaki ümit ve beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini belirtir. Daha açıkçası ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ’’ ifadesi ‘’Ey Müslümanlar! Bu Yahudiler size asla inanmayacak, İslam davetinize icabette bulunmayacaklardır. Dolayısıyla onların size inanmalarını beklemeniz hayreti mucip bir husustur’’ şeklinde bir manaya gelir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir cilt 1 sayfa 566)
Ayetin başındaki istifham edatından hareketle denilebilir ki Yahudilerin Hz. Peygamber’in davet ve tebliğine inanmalarını beklemek bir bakıma ham hayalden ibarettir.
Ayetteki ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Mücahid, Süddi, İbn Zeyd gibi müfessirler tarafından ‘’Onlardan bir grup Tevrat’ı dinler; fakat daha sonra onu tahrif ederler’’ şeklinde izah edilmiştir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 141) Bu izahtan anlaşıldığı kadarıyla Tevrat’ı dinleyip tahrif edenler, Hz. Peygamber devrindeki Yahudi din alimleridir. Ancak Taberi’ye göre ‘’tahrif’’ eyleminin öznesi olan kişilerin elinde bulunan yazılı bir metin için ‘’dinleme’’ fiilinin kullanılması söz konusu izahı tutarsız hale getirir. Ayette söz konusu edilen zümre Hz. Musa devrindeki İsrailoğulları’dır. Nitekim onlar Hz. Musa’nın dilinden Allah’ın kelamını dinlemişler ve fakat ilahi kelamın manasını/maksadını bile bile çarpıtmışlardır, yani kasten yanlış anlamış ve yorumlamışlardır. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 143) Tabi alim A’meş’in yorumuna göre ayetteki ‘’kelamellah’’ lafzı Kur’an’a da hamledilebilir. Bu takdirde ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Yahudilerin Kur’an’ı dinleyip manasını/maksadını kasıtlı olarak çarpıttıklarına delalet eder. (Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439)
Ayetteki (Allah’ın kelamı) lafzı A’meş tarafından (Allah’ın kelimeleri/sözleri) şeklinde okunmuştur. Ebu Hayyan ‘’kelam’’ ve ‘’kelim’’in aynı manaya geldiğini vurgulamıştır.( Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) ‘’Kelam’’ sözlükte ‘’yaralamak’’ ve ‘’açıklayıcı ve anlam ifade edici tarzda konuşmak’’ manalarına gelen (klm, kelm) kökünden türemiş bir mastar/isimdir. Hem bir söz öbeğini oluşturan lafızları hem de bu lafızların taşıdığı anlamları ifade eden ‘’kelam’’ kelimesi örfte ‘’ağızdan çıkan anlaşılır ve anlamlı sese verilen ad’’ diye tarif edilir. Kur’an’da mastar isim ve fiil türevleriyle 75 kez geçen ‘’kelm’’ kökünün ‘’tekellüm’’ şeklindeki türevi ‘’konuşmak’’, ‘’tiklam’’ ve ‘’tiklame’’ şeklindeki türevleri ise ‘’güzel, fasih sçz’’ veya ‘’konuşmak’’ manasına gelir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 12. Cilt sayfa 522-524)
Söz konusu ifadede geçen (yüharrifunehü) lafzı ‘’bir şeyin tarafı, kenarı, ucu’’ manasına gelen (hrf, harf) kökünden türemiş bir fiildir. Bu kökten türeyen ‘’inhiraf’’ sapmak/ayrılmak manasına gelir. (İbn Side el-Muhkem 3. Cilt sayfa 306-307) Kökün tef’il babındaki mastarı ‘’tahrif’’ şeklinde olup iki manaya muhtemil bir sözü tek manaya hamletmeyi veya sözün manasını benzer manalarla değiştirmeyi (tebdil) belirtir. (Rağıp el-İsfehani, el-Mufredat sayfa 114) Yahudilere izafe edilen tahrif, genellikle kendi kutsal kitaplarındaki metinleri değiştirmek ve bazı hükümleri tağyir etmek. (Sa’lebi, el-Keşf ve el-Beyan cilt 1 sayfa 222) şeklinde değerlendirilir.
Bakara suresi 75. Ayetteki ‘’ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinin başında yer alan ‘’Vav’’ harfi hal/durum bildirir. Buna göre Yahudiler Allah’ın kelamını bilerek isteyerek tahrif etmişlerdir. Müfessirler ‘’bilme’’nin neye taalluk etmiş olduğu hususunda öncelikli olarak iki ihtimalden söz etmişlerdir. Birincisi ilahi kelamdaki maksat ve muradı gayet iyi anlamalarına rağmen onu çarpıttıklarını bilmek, ikincisi ise tahrifin ilahi cezayı/azabı mucip bir günah olduğunu bilmek şeklindedir. ((İbnü’l-Cevzi, Zadu’l-Mesir 1.cilt sayfa 104 Tabersi, Mecmuau’l-Beyan 1.cilt sayfa 194) Bu iki ihtimal haricinde tahrife kalkışarak hak ve hakikatten saptıklarını veya kendilerinin ne durumda olduklarını veyahut ilahi murada aykırı iş yaptıklarını bildiklerinden söz edilebilir. (Cüşemi, et-Tehzib cilt1 sayfa 444¸bn Adil, el-Lübab cilt2 sayfa 197)

Emeğinize sağlık Yahudilerin HZ Muhammed (s.a.v.) inanmamalarının sebeplerinden birincsi Peygamberimizin Yahudi olmamasıdır. Diğer sebebi ise Ruhban kesiminin zamanında Tevratı halka açmamaları ve kendi kendilerine Ahkam vermeleridir. Kitapta bir değişiklik söz konusu olabilir de olmayabilir de lakin fetvada devşirme ve tahrifler geçmişte mevcuttur.

QABBALAH 25.02.24 20:14

Alıntı:

Dasiva Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593439)
Melek olduklarına eminsiniz yani...

SEBE 40. Ayet.

Ve o gün onların hepsini bir araya toplayacak. Sonra meleklere: "Şunlar, size mi kulluk ediyorlardı?" diye
soracak.
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَائِكَةِ أَهَؤُلَاء إِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ
Ve yevme yahşuruhum cemian summe yekulu lil melaiketi e haulai iyyakum kanu ya'budun

SEBE 41.Ayet

Onlar: "Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı." derler.
قَالُوا سُبْحَانَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ
Kalu subhaneke ente veliyyuna min dunihim, bel kanu ya'budunel cinn, ekseruhum bihim mu'minun

Qabbalah rahmeni ve şeytani olarak kullanılmıştır zamanında Qabbalah daha yaygın ve bilinen bir şeydi şeytani olarak kullanılmasına en büyük örnek Hz Muhammed (sav) e hurma çekirdeğinden bir yahudi tarafından yapılan ölüm büyüsüdür. bu durumlar nedeniyle Qabbalah yasaklanmış ve büyük dini otoritelerce saklanmıştır bilenler öldürülmüş ve yazdıkları kitaplar ya saklanmış ya da yakılmıştır haklılık payınız vardır lakin günümüzde böyle bir durum söz konusu değildir hiçbir kimse Qabbalaha kitaplar aracılığıyla bazı yalancı hahamlar aracılığıyla ulaşamaz Benim ulaşmış olmam bile bir nevi mucizedir ki Tamamı bana öğretilmemiş ve bazı koşullar koşulmuştur

QABBALAH 25.02.24 20:29

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593436)
On emir konusuna da ayrıca değinmek isterim. On emir İbrancada ‘’on söz’’ anlamında ‘’aseret ha-dibberot’’ diye ifade edilir. (Çıkış (Mısır’dan Çıkış) 34/28; Tesniye 8Yasanın Tekrarı) 4/13;10/4) Tevrata göre on emir Hz. Musa önderliğindeki İsrailoğulları’nın Mısır’dan çıkışlarından yedi hafta sonra Sina Dağı’nın zirvesinde bizzat Tanrı tarafından Musa’ya önce sözlü olarak bildirilen, ardından iki taş levha üzerine yazılıp verilen emirlerdir. (Çıkış (Mısır’dan Çıkış) 19-20; 24/12-18; 31/18) Musa dağdan indiğinde kavminin buzağıya taptığını görünce öfkesinden levhaları kırmış, bunun üzerine kendisinden iki taş levha daha yontması istenmiş, kırk günlük ikinci buluşma nihayetinde Musa bu defa Tanrı’nın yazdırmasıyla bizzat kendisinin yazdığı on emir ihtiva eden yeni levhalarla geri dönmüştür. Kısacası Tevrat’taki anlatıma göre on emir Musa’ya iki kez verilmiştir. (Çıkış (Mısır’dan Çıkış) 34/27-29) Çıkış ile (20/2-17) Tesniye’de (5/6-21) yer alan on emir, metinsel olarak farklılık arz etmektedir. Bu vaziyet söz konusu metinlerin zamanla birtakım değişikliklere maruz kaldığını göstermektedir. Meselenin bu boyutu bir tarafa on emrin Cumartesi yasağıyla ilgili kısmı hariç, başta tek tanrı inancı olmak üzere anne babaya itaat, hırsızlık yapmamak, insan canına kıymamak, zina etmemek gibi diğer bütün emirler evrensel niteliklidir. Nitekim dinler tarihi ve etnoloji araştırmaları da bunu teyit etmektedir. Mesela Eski Mısır’ın Ölüler Kitabı’ndaki günahlar listesi on emirle hemen hemen aynı mahiyettedir. Ayrıca Eski Mısır’da ölen kişinin Tanrı Osiris’in huzurundaki mahkemede, ‘’Adaletsizlik yapmadım, yağmalamadım, çalmadım, öldürmedim, öldürtmedim…’’ gibi sözler söylediği nakledilir.( Mısır'ın Ölüler Kitabı Albert Crampdor RUH ve MADDE YAYINLARI Sayfa: 46-47)

Taş levhalar 2 kez yazılmıştır ikisini de Hz Musa Allahın söylediklerine uygun işlemiştir Allah ilkinde ne söylediyse aynısını ikincisind de söylemiştir anlam ve cümle farklılıkları yoktur aynı mahiyette olması bir şey ifade etmez çünkü yasalar evrenseldir

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 593452)
Bakara 79. Ayetiyle birlikte bu konu ile alakalı gördüğüm bakara 75. Ayetidir. Ayetin başındaki ilk ifadede Müslümanlara ‘’Siz şimdi adeta yana yakıla bu Yahudilerin size inanmaları mı arzu ediyorsunuz?’’ mealinde bir hitapta bulunulduktan sonra bunu takip eden ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِن بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinde onların inanmama 8icabet ve tasdik etmeme) gerekçelerinden söz edilir. Bu ifadede, Yahudilerden bir grubun Allah’ın kelamını dinledikleri, fakat daha sonra, onu bile bile tahrif ettikleri bildirilir. Mezkur ifadede geçen (ferik) lafzı ‘’ayrılma, bölünme, parçalanma’’ manasındaki (frk, fark) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup ‘’ toplumun ana gövdesi içinde ayrı bir grup, topluluk, taife’’ gibi bir anlam ihtiva eder. Kendi lafzından tekil formu bulunmayan ‘’ferik’’ kelimesi bu ayet bağlamında Medine Yahudilerinin özellikle ulema sınıfına karşılık gelir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 140)
Yahudilerin inanmaya yanaşmadıkları şey, Hz. Peygamber’in nübüvveti ve Kur’an vahyidir. Dolayısyla müslümanların Yahudilere yönelik ümit ve beklentileri, Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik ve onun davetine icabettir. (Taberi Camiu’l-Beyan cilt 2 sayfa 139) Ancak ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ’’ lafzının başındaki inkari ve/veya taaccübi istifham, müslümanların bu konudaki ümit ve beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini belirtir. Daha açıkçası ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ’’ ifadesi ‘’Ey Müslümanlar! Bu Yahudiler size asla inanmayacak, İslam davetinize icabette bulunmayacaklardır. Dolayısıyla onların size inanmalarını beklemeniz hayreti mucip bir husustur’’ şeklinde bir manaya gelir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir cilt 1 sayfa 566)
Ayetin başındaki istifham edatından hareketle denilebilir ki Yahudilerin Hz. Peygamber’in davet ve tebliğine inanmalarını beklemek bir bakıma ham hayalden ibarettir.
Ayetteki ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Mücahid, Süddi, İbn Zeyd gibi müfessirler tarafından ‘’Onlardan bir grup Tevrat’ı dinler; fakat daha sonra onu tahrif ederler’’ şeklinde izah edilmiştir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 141) Bu izahtan anlaşıldığı kadarıyla Tevrat’ı dinleyip tahrif edenler, Hz. Peygamber devrindeki Yahudi din alimleridir. Ancak Taberi’ye göre ‘’tahrif’’ eyleminin öznesi olan kişilerin elinde bulunan yazılı bir metin için ‘’dinleme’’ fiilinin kullanılması söz konusu izahı tutarsız hale getirir. Ayette söz konusu edilen zümre Hz. Musa devrindeki İsrailoğulları’dır. Nitekim onlar Hz. Musa’nın dilinden Allah’ın kelamını dinlemişler ve fakat ilahi kelamın manasını/maksadını bile bile çarpıtmışlardır, yani kasten yanlış anlamış ve yorumlamışlardır. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 143) Tabi alim A’meş’in yorumuna göre ayetteki ‘’kelamellah’’ lafzı Kur’an’a da hamledilebilir. Bu takdirde ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Yahudilerin Kur’an’ı dinleyip manasını/maksadını kasıtlı olarak çarpıttıklarına delalet eder. (Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439)
Ayetteki (Allah’ın kelamı) lafzı A’meş tarafından (Allah’ın kelimeleri/sözleri) şeklinde okunmuştur. Ebu Hayyan ‘’kelam’’ ve ‘’kelim’’in aynı manaya geldiğini vurgulamıştır.( Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) ‘’Kelam’’ sözlükte ‘’yaralamak’’ ve ‘’açıklayıcı ve anlam ifade edici tarzda konuşmak’’ manalarına gelen (klm, kelm) kökünden türemiş bir mastar/isimdir. Hem bir söz öbeğini oluşturan lafızları hem de bu lafızların taşıdığı anlamları ifade eden ‘’kelam’’ kelimesi örfte ‘’ağızdan çıkan anlaşılır ve anlamlı sese verilen ad’’ diye tarif edilir. Kur’an’da mastar isim ve fiil türevleriyle 75 kez geçen ‘’kelm’’ kökünün ‘’tekellüm’’ şeklindeki türevi ‘’konuşmak’’, ‘’tiklam’’ ve ‘’tiklame’’ şeklindeki türevleri ise ‘’güzel, fasih sçz’’ veya ‘’konuşmak’’ manasına gelir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 12. Cilt sayfa 522-524)
Söz konusu ifadede geçen (yüharrifunehü) lafzı ‘’bir şeyin tarafı, kenarı, ucu’’ manasına gelen (hrf, harf) kökünden türemiş bir fiildir. Bu kökten türeyen ‘’inhiraf’’ sapmak/ayrılmak manasına gelir. (İbn Side el-Muhkem 3. Cilt sayfa 306-307) Kökün tef’il babındaki mastarı ‘’tahrif’’ şeklinde olup iki manaya muhtemil bir sözü tek manaya hamletmeyi veya sözün manasını benzer manalarla değiştirmeyi (tebdil) belirtir. (Rağıp el-İsfehani, el-Mufredat sayfa 114) Yahudilere izafe edilen tahrif, genellikle kendi kutsal kitaplarındaki metinleri değiştirmek ve bazı hükümleri tağyir etmek. (Sa’lebi, el-Keşf ve el-Beyan cilt 1 sayfa 222) şeklinde değerlendirilir.
Bakara suresi 75. Ayetteki ‘’ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinin başında yer alan ‘’Vav’’ harfi hal/durum bildirir. Buna göre Yahudiler Allah’ın kelamını bilerek isteyerek tahrif etmişlerdir. Müfessirler ‘’bilme’’nin neye taalluk etmiş olduğu hususunda öncelikli olarak iki ihtimalden söz etmişlerdir. Birincisi ilahi kelamdaki maksat ve muradı gayet iyi anlamalarına rağmen onu çarpıttıklarını bilmek, ikincisi ise tahrifin ilahi cezayı/azabı mucip bir günah olduğunu bilmek şeklindedir. ((İbnü’l-Cevzi, Zadu’l-Mesir 1.cilt sayfa 104 Tabersi, Mecmuau’l-Beyan 1.cilt sayfa 194) Bu iki ihtimal haricinde tahrife kalkışarak hak ve hakikatten saptıklarını veya kendilerinin ne durumda olduklarını veyahut ilahi murada aykırı iş yaptıklarını bildiklerinden söz edilebilir. (Cüşemi, et-Tehzib cilt1 sayfa 444¸bn Adil, el-Lübab cilt2 sayfa 197)

seninle çok geniş bir zamanda farklı bir konu balığı altında sadece bu konuları konuşmalıyız Yusuf'um bilgin bol ben bu aralar çok zaman bulamıyorum sana mutlaka haber edeceğim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:53.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148