Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Havass ve Kabala ilmi arasındaki fark

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 25.02.24, 11:58
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
beni istediğiniz gibi men edebilirsiniz benim için mühim değil bana Kuran'da yazan TEVRAT İNCİL değiştirildi diye bir ayet gösterebilir misiniz?




Qabbalahta (rahmani) şeytan ve soylarından hiçbir şey kullanılmaz. Rahmani çalışılır meleklerden yardım alınır
Günümüzdeki Tevrat, gerçekten Yüce Allah tarafından in*dirilmiş orijinal metinlerle aynı metinlerden mi oluşuyor yoksa orijinalliği bozulmuş, dolayısıyla ilahi niteliği kaybolmuş bir kitap mıdır?Bu sorunun cevabı bizzat Tevrat’ın ciddiyetle araştırıldığında rahatlıkla bulunabiliyor. Tevrat, Kitab-ı Mukaddes adı verilen iki kitaptan oluşan külliyatın ilk kısmım oluşturur ki; ikinci kısmı İncil (Ahdı Cedid)dir. Tevrat, otuz dokuz kitaptan meydana gelmiştir ve bu otuz dokuz kitabın yalnızca ilk beş tanesi Hz. Musa’ya verilen bölümlerdir. Beşinci bölüm olan Tesniye’de Hz. Musa’nın ölümünün anlatılması, bundan sonraki bölümlerin başkaları tarafından yazıldığını ortaya koymaktadır.“Rabbin sözüne göre, Rabbin kulu Musa orada, Moab diya*rında öldü ve Moab diyarında Beytpeor karşısındaki derede onu gömdü...” (Tensiye Bölümü, 34/5-8).Tevraf ı takip ettiğimizde kalan bölümlerin Musa’nın ölü*münden sonra Yahudilerin başına geçen kişilerin hayatlarını ve verdikleri emirleri kapsadığını görürüz. Bundan dolayı, Tevrat, yüzlerce yıl boyunca değişik kişiler tarafından yazılarak üzerinde oynanılmış, neticede ilahi niteliğini yitirerek kutsallığını kaybetmiş bir kitaptır. Tevrat’ın değiştirildiği, içerdiği çelişkili ifadelerden rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu çelişkilerin Musa’nın beş kitabında dahi var olması, bu bölümlerin de hahamlar tarafından tahrifata uğradığını göstermektedir.Türkiye’de bir dönem Mason Üstad-ı Azamlarından Hayrullah Örs, Tevrat’ın zaman içinde tahrif edildiğini şu şekilde anlatmak*tadır:“Eski Ahid, özellikle Tevrat (Musa’nın 5 kitabı; Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar ve Tensiye) Yahudiler ve Hıristiyanlarca yakın zamana kadar Tanrı’nın Musa’ya doğrudan doğruya yazdırdığı kitap olarak kabul edilmekte idi. Ama ‘iki yüzyıldan beri’ yapılan incelemeler, bunların çok ‘yeni diyebileceğimiz’ zamanlarda yazıl*dığını ve çeşitli maksatlarla tarih boyunca değişikliğe uğratıldığını ispatlamıştır.” (Musa ve Yahudilik, Hayrullah Örs, s.34-35). Tevrat’ın büyük bir kısmını değiştirerek “kirli ruhlarla trans” halindeyken kendi dogmalarını yazanlar; Yahudilerin üzerinde tarih boyunca kontrollerini sürdürmüş hahamlardır.Yahudilerin sapkın görüş ve geleneklerine sıkı sıkı bağlı ha*hamlar, orijinal Tevrat’ın getirdiği gerçek dini arzularına uygun bulmamış, kendi zevkleri ve hırsları doğrultusunda değiştirmiş*lerdir. Mason Üstadı Hayrullah Örs bu konuda da şunları ifade etmiştir: “Kahinler yazısı denen kısımlarda, Yahudi şeriatı artık son ve kesin şeklini alır. Bunların bir hahamlar topluluğunun eseri olduğu anlaşılmaktadır. Bu topluluğun da bütün Musa kitaplarını (Tevrat’ı) yemden elden geçirmiş oldukları bellidir. Ama kendi koydukları kuralları, hep Musa’nınmış gibi göstermişlerdir.” (Musa ve Yahudilik, Hayrulah Örs, s. 36-37).Hahamlar, Tevrat’ı kendi inançları doğrultusunda bozarken, kendi otoritelerini de kuvvetlendirecek kendilerine “peygamber” hatta “Tanrı” gibi uluhiyet verecek metinleri eklemeyi unutma*mışlardır. Tevrat’ta hahamlara kayıtsız şartsız itaat edilmesine dair pek çok ayet vardır. Tevrat’ın çoğu yerinde kahin olarak hahamlar şu şekilde anlatılmaktadır: “Levi oğullarına kahinler yaklaşacaklar, Rabb’in onları seçti ve her dava da, her dövüş de onların sözlerine göre olacaktır.” (Tesniye Bölümü, 22/5) “Ve her kim, Allah’ın Rabb’e hizmet etmek üzere orada duran kahini ve hakimi dinlemeyerek küstahlıkta davranırsa, o adam ölecektir.” (Tensiye Bölümü, 17/2).Bu şekilde Tevrat’ı kendi inanç ve çıkarları doğrultusunda değiştiren hahamlar, tarih boyunca Yahudi toplumunu idare etmişlerdir. Bugün hâlâ İsrail Devleti’nde her iş hahamların emirlerine göre yapılmaktadır.Hahamların Tevrat üzerinde yaptıkları ekleme ve değiştir*meler, tek değiştirilmemiş ilahi kitap olan Kur’an da şu şekilde ifade edilmektedir: “Oysa onlardan (Yahudilerden) bir bölümü Allah’ın sözünü işitiyor, akıl erdirdikten sonra (dahi bile) bile değiştiriyorlardı.” (Bakara Suresi Ayet 75).“Artık vay hallerine! Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir değer karşılığında satmak için: Bu Allah katandandır diyenlere artık yazıklar olsun, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara, yazıklar olsun kazandıklarına.” (Bakara suresi Ayet 79).Netice olarak Muharref Tevrat; hahamların kin ve hırsları ne*ticesinde Şeytan’ın kontrolüne girerek ırkçı düşüncelerle ördükleri “sapkın ve dogmatik” bir ideoloji kitabıdır. Fanatik hahamlar eski dinlerdeki bu sapkın inançları Tevrat’a bir “fikir mimarı ustalı*ğıyla” ustaca yerleştirip, bu ideolojiye “din” görüntüsü ve işlevi vererek hem insanlığa hem de kendilerine Kuran’da uyarıldığı gibi “yazık” etmişlerdir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 25.02.24, 15:51
Üye
 
Üyelik tarihi: 21.02.24
Bulunduğu yer: İNGİLTERE
Mesajlar: 82
Forum Puanı: 878
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Günümüzdeki Tevrat, gerçekten Yüce Allah tarafından in*dirilmiş orijinal metinlerle aynı metinlerden mi oluşuyor yoksa orijinalliği bozulmuş, dolayısıyla ilahi niteliği kaybolmuş bir kitap mıdır?Bu sorunun cevabı bizzat Tevrat’ın ciddiyetle araştırıldığında rahatlıkla bulunabiliyor. Tevrat, Kitab-ı Mukaddes adı verilen iki kitaptan oluşan külliyatın ilk kısmım oluşturur ki; ikinci kısmı İncil (Ahdı Cedid)dir. Tevrat, otuz dokuz kitaptan meydana gelmiştir ve bu otuz dokuz kitabın yalnızca ilk beş tanesi Hz. Musa’ya verilen bölümlerdir. Beşinci bölüm olan Tesniye’de Hz. Musa’nın ölümünün anlatılması, bundan sonraki bölümlerin başkaları tarafından yazıldığını ortaya koymaktadır.“Rabbin sözüne göre, Rabbin kulu Musa orada, Moab diya*rında öldü ve Moab diyarında Beytpeor karşısındaki derede onu gömdü...” (Tensiye Bölümü, 34/5-8).Tevraf ı takip ettiğimizde kalan bölümlerin Musa’nın ölü*münden sonra Yahudilerin başına geçen kişilerin hayatlarını ve verdikleri emirleri kapsadığını görürüz. Bundan dolayı, Tevrat, yüzlerce yıl boyunca değişik kişiler tarafından yazılarak üzerinde oynanılmış, neticede ilahi niteliğini yitirerek kutsallığını kaybetmiş bir kitaptır. Tevrat’ın değiştirildiği, içerdiği çelişkili ifadelerden rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu çelişkilerin Musa’nın beş kitabında dahi var olması, bu bölümlerin de hahamlar tarafından tahrifata uğradığını göstermektedir.Türkiye’de bir dönem Mason Üstad-ı Azamlarından Hayrullah Örs, Tevrat’ın zaman içinde tahrif edildiğini şu şekilde anlatmak*tadır:“Eski Ahid, özellikle Tevrat (Musa’nın 5 kitabı; Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar ve Tensiye) Yahudiler ve Hıristiyanlarca yakın zamana kadar Tanrı’nın Musa’ya doğrudan doğruya yazdırdığı kitap olarak kabul edilmekte idi. Ama ‘iki yüzyıldan beri’ yapılan incelemeler, bunların çok ‘yeni diyebileceğimiz’ zamanlarda yazıl*dığını ve çeşitli maksatlarla tarih boyunca değişikliğe uğratıldığını ispatlamıştır.” (Musa ve Yahudilik, Hayrullah Örs, s.34-35). Tevrat’ın büyük bir kısmını değiştirerek “kirli ruhlarla trans” halindeyken kendi dogmalarını yazanlar; Yahudilerin üzerinde tarih boyunca kontrollerini sürdürmüş hahamlardır.Yahudilerin sapkın görüş ve geleneklerine sıkı sıkı bağlı ha*hamlar, orijinal Tevrat’ın getirdiği gerçek dini arzularına uygun bulmamış, kendi zevkleri ve hırsları doğrultusunda değiştirmiş*lerdir. Mason Üstadı Hayrullah Örs bu konuda da şunları ifade etmiştir: “Kahinler yazısı denen kısımlarda, Yahudi şeriatı artık son ve kesin şeklini alır. Bunların bir hahamlar topluluğunun eseri olduğu anlaşılmaktadır. Bu topluluğun da bütün Musa kitaplarını (Tevrat’ı) yemden elden geçirmiş oldukları bellidir. Ama kendi koydukları kuralları, hep Musa’nınmış gibi göstermişlerdir.” (Musa ve Yahudilik, Hayrulah Örs, s. 36-37).Hahamlar, Tevrat’ı kendi inançları doğrultusunda bozarken, kendi otoritelerini de kuvvetlendirecek kendilerine “peygamber” hatta “Tanrı” gibi uluhiyet verecek metinleri eklemeyi unutma*mışlardır. Tevrat’ta hahamlara kayıtsız şartsız itaat edilmesine dair pek çok ayet vardır. Tevrat’ın çoğu yerinde kahin olarak hahamlar şu şekilde anlatılmaktadır: “Levi oğullarına kahinler yaklaşacaklar, Rabb’in onları seçti ve her dava da, her dövüş de onların sözlerine göre olacaktır.” (Tesniye Bölümü, 22/5) “Ve her kim, Allah’ın Rabb’e hizmet etmek üzere orada duran kahini ve hakimi dinlemeyerek küstahlıkta davranırsa, o adam ölecektir.” (Tensiye Bölümü, 17/2).Bu şekilde Tevrat’ı kendi inanç ve çıkarları doğrultusunda değiştiren hahamlar, tarih boyunca Yahudi toplumunu idare etmişlerdir. Bugün hâlâ İsrail Devleti’nde her iş hahamların emirlerine göre yapılmaktadır.Hahamların Tevrat üzerinde yaptıkları ekleme ve değiştir*meler, tek değiştirilmemiş ilahi kitap olan Kur’an da şu şekilde ifade edilmektedir: “Oysa onlardan (Yahudilerden) bir bölümü Allah’ın sözünü işitiyor, akıl erdirdikten sonra (dahi bile) bile değiştiriyorlardı.” (Bakara Suresi Ayet 75).“Artık vay hallerine! Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra az bir değer karşılığında satmak için: Bu Allah katandandır diyenlere artık yazıklar olsun, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara, yazıklar olsun kazandıklarına.” (Bakara suresi Ayet 79).Netice olarak Muharref Tevrat; hahamların kin ve hırsları ne*ticesinde Şeytan’ın kontrolüne girerek ırkçı düşüncelerle ördükleri “sapkın ve dogmatik” bir ideoloji kitabıdır. Fanatik hahamlar eski dinlerdeki bu sapkın inançları Tevrat’a bir “fikir mimarı ustalı*ğıyla” ustaca yerleştirip, bu ideolojiye “din” görüntüsü ve işlevi vererek hem insanlığa hem de kendilerine Kuran’da uyarıldığı gibi “yazık” etmişlerdir.

Verdiğiniz yanıtı çok ama çok tebrik ediyorum bilgileriniz çok güzel şu an işteyim bunun yanıtı uzun olduğu için daha sonra yanıtlayacağım

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25.02.24, 18:48
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
QABBALAH Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Verdiğiniz yanıtı çok ama çok tebrik ediyorum bilgileriniz çok güzel şu an işteyim bunun yanıtı uzun olduğu için daha sonra yanıtlayacağım
Bakara 79. Ayetiyle birlikte bu konu ile alakalı gördüğüm bakara 75. Ayetidir. Ayetin başındaki ilk ifadede Müslümanlara ‘’Siz şimdi adeta yana yakıla bu Yahudilerin size inanmaları mı arzu ediyorsunuz?’’ mealinde bir hitapta bulunulduktan sonra bunu takip eden ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِن بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinde onların inanmama 8icabet ve tasdik etmeme) gerekçelerinden söz edilir. Bu ifadede, Yahudilerden bir grubun Allah’ın kelamını dinledikleri, fakat daha sonra, onu bile bile tahrif ettikleri bildirilir. Mezkur ifadede geçen (ferik) lafzı ‘’ayrılma, bölünme, parçalanma’’ manasındaki (frk, fark) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup ‘’ toplumun ana gövdesi içinde ayrı bir grup, topluluk, taife’’ gibi bir anlam ihtiva eder. Kendi lafzından tekil formu bulunmayan ‘’ferik’’ kelimesi bu ayet bağlamında Medine Yahudilerinin özellikle ulema sınıfına karşılık gelir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 140)
Yahudilerin inanmaya yanaşmadıkları şey, Hz. Peygamber’in nübüvveti ve Kur’an vahyidir. Dolayısyla müslümanların Yahudilere yönelik ümit ve beklentileri, Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik ve onun davetine icabettir. (Taberi Camiu’l-Beyan cilt 2 sayfa 139) Ancak ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ’’ lafzının başındaki inkari ve/veya taaccübi istifham, müslümanların bu konudaki ümit ve beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini belirtir. Daha açıkçası ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ’’ ifadesi ‘’Ey Müslümanlar! Bu Yahudiler size asla inanmayacak, İslam davetinize icabette bulunmayacaklardır. Dolayısıyla onların size inanmalarını beklemeniz hayreti mucip bir husustur’’ şeklinde bir manaya gelir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir cilt 1 sayfa 566)
Ayetin başındaki istifham edatından hareketle denilebilir ki Yahudilerin Hz. Peygamber’in davet ve tebliğine inanmalarını beklemek bir bakıma ham hayalden ibarettir.
Ayetteki ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Mücahid, Süddi, İbn Zeyd gibi müfessirler tarafından ‘’Onlardan bir grup Tevrat’ı dinler; fakat daha sonra onu tahrif ederler’’ şeklinde izah edilmiştir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 141) Bu izahtan anlaşıldığı kadarıyla Tevrat’ı dinleyip tahrif edenler, Hz. Peygamber devrindeki Yahudi din alimleridir. Ancak Taberi’ye göre ‘’tahrif’’ eyleminin öznesi olan kişilerin elinde bulunan yazılı bir metin için ‘’dinleme’’ fiilinin kullanılması söz konusu izahı tutarsız hale getirir. Ayette söz konusu edilen zümre Hz. Musa devrindeki İsrailoğulları’dır. Nitekim onlar Hz. Musa’nın dilinden Allah’ın kelamını dinlemişler ve fakat ilahi kelamın manasını/maksadını bile bile çarpıtmışlardır, yani kasten yanlış anlamış ve yorumlamışlardır. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 143) Tabi alim A’meş’in yorumuna göre ayetteki ‘’kelamellah’’ lafzı Kur’an’a da hamledilebilir. Bu takdirde ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Yahudilerin Kur’an’ı dinleyip manasını/maksadını kasıtlı olarak çarpıttıklarına delalet eder. (Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439)
Ayetteki (Allah’ın kelamı) lafzı A’meş tarafından (Allah’ın kelimeleri/sözleri) şeklinde okunmuştur. Ebu Hayyan ‘’kelam’’ ve ‘’kelim’’in aynı manaya geldiğini vurgulamıştır.( Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) ‘’Kelam’’ sözlükte ‘’yaralamak’’ ve ‘’açıklayıcı ve anlam ifade edici tarzda konuşmak’’ manalarına gelen (klm, kelm) kökünden türemiş bir mastar/isimdir. Hem bir söz öbeğini oluşturan lafızları hem de bu lafızların taşıdığı anlamları ifade eden ‘’kelam’’ kelimesi örfte ‘’ağızdan çıkan anlaşılır ve anlamlı sese verilen ad’’ diye tarif edilir. Kur’an’da mastar isim ve fiil türevleriyle 75 kez geçen ‘’kelm’’ kökünün ‘’tekellüm’’ şeklindeki türevi ‘’konuşmak’’, ‘’tiklam’’ ve ‘’tiklame’’ şeklindeki türevleri ise ‘’güzel, fasih sçz’’ veya ‘’konuşmak’’ manasına gelir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 12. Cilt sayfa 522-524)
Söz konusu ifadede geçen (yüharrifunehü) lafzı ‘’bir şeyin tarafı, kenarı, ucu’’ manasına gelen (hrf, harf) kökünden türemiş bir fiildir. Bu kökten türeyen ‘’inhiraf’’ sapmak/ayrılmak manasına gelir. (İbn Side el-Muhkem 3. Cilt sayfa 306-307) Kökün tef’il babındaki mastarı ‘’tahrif’’ şeklinde olup iki manaya muhtemil bir sözü tek manaya hamletmeyi veya sözün manasını benzer manalarla değiştirmeyi (tebdil) belirtir. (Rağıp el-İsfehani, el-Mufredat sayfa 114) Yahudilere izafe edilen tahrif, genellikle kendi kutsal kitaplarındaki metinleri değiştirmek ve bazı hükümleri tağyir etmek. (Sa’lebi, el-Keşf ve el-Beyan cilt 1 sayfa 222) şeklinde değerlendirilir.
Bakara suresi 75. Ayetteki ‘’ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinin başında yer alan ‘’Vav’’ harfi hal/durum bildirir. Buna göre Yahudiler Allah’ın kelamını bilerek isteyerek tahrif etmişlerdir. Müfessirler ‘’bilme’’nin neye taalluk etmiş olduğu hususunda öncelikli olarak iki ihtimalden söz etmişlerdir. Birincisi ilahi kelamdaki maksat ve muradı gayet iyi anlamalarına rağmen onu çarpıttıklarını bilmek, ikincisi ise tahrifin ilahi cezayı/azabı mucip bir günah olduğunu bilmek şeklindedir. ((İbnü’l-Cevzi, Zadu’l-Mesir 1.cilt sayfa 104 Tabersi, Mecmuau’l-Beyan 1.cilt sayfa 194) Bu iki ihtimal haricinde tahrife kalkışarak hak ve hakikatten saptıklarını veya kendilerinin ne durumda olduklarını veyahut ilahi murada aykırı iş yaptıklarını bildiklerinden söz edilebilir. (Cüşemi, et-Tehzib cilt1 sayfa 444¸bn Adil, el-Lübab cilt2 sayfa 197)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 25.02.24, 20:09
Üye
 
Üyelik tarihi: 21.02.24
Bulunduğu yer: İNGİLTERE
Mesajlar: 82
Forum Puanı: 878
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bakara 79. Ayetiyle birlikte bu konu ile alakalı gördüğüm bakara 75. Ayetidir. Ayetin başındaki ilk ifadede Müslümanlara ‘’Siz şimdi adeta yana yakıla bu Yahudilerin size inanmaları mı arzu ediyorsunuz?’’ mealinde bir hitapta bulunulduktan sonra bunu takip eden ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِن بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinde onların inanmama 8icabet ve tasdik etmeme) gerekçelerinden söz edilir. Bu ifadede, Yahudilerden bir grubun Allah’ın kelamını dinledikleri, fakat daha sonra, onu bile bile tahrif ettikleri bildirilir. Mezkur ifadede geçen (ferik) lafzı ‘’ayrılma, bölünme, parçalanma’’ manasındaki (frk, fark) kökünden türemiş bir sıfat-ı müşebbehe olup ‘’ toplumun ana gövdesi içinde ayrı bir grup, topluluk, taife’’ gibi bir anlam ihtiva eder. Kendi lafzından tekil formu bulunmayan ‘’ferik’’ kelimesi bu ayet bağlamında Medine Yahudilerinin özellikle ulema sınıfına karşılık gelir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 140)
Yahudilerin inanmaya yanaşmadıkları şey, Hz. Peygamber’in nübüvveti ve Kur’an vahyidir. Dolayısyla müslümanların Yahudilere yönelik ümit ve beklentileri, Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik ve onun davetine icabettir. (Taberi Camiu’l-Beyan cilt 2 sayfa 139) Ancak ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ’’ lafzının başındaki inkari ve/veya taaccübi istifham, müslümanların bu konudaki ümit ve beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini belirtir. Daha açıkçası ‘’ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُواْ لَكُمْ’’ ifadesi ‘’Ey Müslümanlar! Bu Yahudiler size asla inanmayacak, İslam davetinize icabette bulunmayacaklardır. Dolayısıyla onların size inanmalarını beklemeniz hayreti mucip bir husustur’’ şeklinde bir manaya gelir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir cilt 1 sayfa 566)
Ayetin başındaki istifham edatından hareketle denilebilir ki Yahudilerin Hz. Peygamber’in davet ve tebliğine inanmalarını beklemek bir bakıma ham hayalden ibarettir.
Ayetteki ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Mücahid, Süddi, İbn Zeyd gibi müfessirler tarafından ‘’Onlardan bir grup Tevrat’ı dinler; fakat daha sonra onu tahrif ederler’’ şeklinde izah edilmiştir. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2.cilt sayfa 141) Bu izahtan anlaşıldığı kadarıyla Tevrat’ı dinleyip tahrif edenler, Hz. Peygamber devrindeki Yahudi din alimleridir. Ancak Taberi’ye göre ‘’tahrif’’ eyleminin öznesi olan kişilerin elinde bulunan yazılı bir metin için ‘’dinleme’’ fiilinin kullanılması söz konusu izahı tutarsız hale getirir. Ayette söz konusu edilen zümre Hz. Musa devrindeki İsrailoğulları’dır. Nitekim onlar Hz. Musa’nın dilinden Allah’ın kelamını dinlemişler ve fakat ilahi kelamın manasını/maksadını bile bile çarpıtmışlardır, yani kasten yanlış anlamış ve yorumlamışlardır. (Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 143) Tabi alim A’meş’in yorumuna göre ayetteki ‘’kelamellah’’ lafzı Kur’an’a da hamledilebilir. Bu takdirde ‘’ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ’’ ifadesi Yahudilerin Kur’an’ı dinleyip manasını/maksadını kasıtlı olarak çarpıttıklarına delalet eder. (Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439)
Ayetteki (Allah’ın kelamı) lafzı A’meş tarafından (Allah’ın kelimeleri/sözleri) şeklinde okunmuştur. Ebu Hayyan ‘’kelam’’ ve ‘’kelim’’in aynı manaya geldiğini vurgulamıştır.( Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit cilt 1 sayfa 439) ‘’Kelam’’ sözlükte ‘’yaralamak’’ ve ‘’açıklayıcı ve anlam ifade edici tarzda konuşmak’’ manalarına gelen (klm, kelm) kökünden türemiş bir mastar/isimdir. Hem bir söz öbeğini oluşturan lafızları hem de bu lafızların taşıdığı anlamları ifade eden ‘’kelam’’ kelimesi örfte ‘’ağızdan çıkan anlaşılır ve anlamlı sese verilen ad’’ diye tarif edilir. Kur’an’da mastar isim ve fiil türevleriyle 75 kez geçen ‘’kelm’’ kökünün ‘’tekellüm’’ şeklindeki türevi ‘’konuşmak’’, ‘’tiklam’’ ve ‘’tiklame’’ şeklindeki türevleri ise ‘’güzel, fasih sçz’’ veya ‘’konuşmak’’ manasına gelir. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab 12. Cilt sayfa 522-524)
Söz konusu ifadede geçen (yüharrifunehü) lafzı ‘’bir şeyin tarafı, kenarı, ucu’’ manasına gelen (hrf, harf) kökünden türemiş bir fiildir. Bu kökten türeyen ‘’inhiraf’’ sapmak/ayrılmak manasına gelir. (İbn Side el-Muhkem 3. Cilt sayfa 306-307) Kökün tef’il babındaki mastarı ‘’tahrif’’ şeklinde olup iki manaya muhtemil bir sözü tek manaya hamletmeyi veya sözün manasını benzer manalarla değiştirmeyi (tebdil) belirtir. (Rağıp el-İsfehani, el-Mufredat sayfa 114) Yahudilere izafe edilen tahrif, genellikle kendi kutsal kitaplarındaki metinleri değiştirmek ve bazı hükümleri tağyir etmek. (Sa’lebi, el-Keşf ve el-Beyan cilt 1 sayfa 222) şeklinde değerlendirilir.
Bakara suresi 75. Ayetteki ‘’ وَهُمْ يَعْلَمُونَ’’ ifadesinin başında yer alan ‘’Vav’’ harfi hal/durum bildirir. Buna göre Yahudiler Allah’ın kelamını bilerek isteyerek tahrif etmişlerdir. Müfessirler ‘’bilme’’nin neye taalluk etmiş olduğu hususunda öncelikli olarak iki ihtimalden söz etmişlerdir. Birincisi ilahi kelamdaki maksat ve muradı gayet iyi anlamalarına rağmen onu çarpıttıklarını bilmek, ikincisi ise tahrifin ilahi cezayı/azabı mucip bir günah olduğunu bilmek şeklindedir. ((İbnü’l-Cevzi, Zadu’l-Mesir 1.cilt sayfa 104 Tabersi, Mecmuau’l-Beyan 1.cilt sayfa 194) Bu iki ihtimal haricinde tahrife kalkışarak hak ve hakikatten saptıklarını veya kendilerinin ne durumda olduklarını veyahut ilahi murada aykırı iş yaptıklarını bildiklerinden söz edilebilir. (Cüşemi, et-Tehzib cilt1 sayfa 444¸bn Adil, el-Lübab cilt2 sayfa 197)
Emeğinize sağlık Yahudilerin HZ Muhammed (s.a.v.) inanmamalarının sebeplerinden birincsi Peygamberimizin Yahudi olmamasıdır. Diğer sebebi ise Ruhban kesiminin zamanında Tevratı halka açmamaları ve kendi kendilerine Ahkam vermeleridir. Kitapta bir değişiklik söz konusu olabilir de olmayabilir de lakin fetvada devşirme ve tahrifler geçmişte mevcuttur.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
varlıklar hakkında bir kaç soru samyeli Sorularınız 34 15.12.23 15:51
Yakazada gezenler hakkında bir soru sern Sorularınız 9 22.04.22 00:17
hadim daveti hakkında sorular ahmetkardeş Sorularınız 5 14.11.21 10:00
Kısmet açılması hakkında soru sanem Sorularınız 13 15.11.20 22:12
Kilo hakkında 10 soru aşk Sağlık 1 06.05.17 11:09


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:37.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com