Alıntı:
Saho Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 686563)
Şimdiki gençliği zehirledi defoldu gitti cehenneme, biz zorunda mıyız bunlara inananları düzeltmekte?
Ne meali yazdırmışlar buna? Bir tane mi elde tutulur doğrusu olmaz birisinin?
Hadisleri bir kere kafadan siler, mezhebi olmaz, mucizeler semboliktir der, başörtüsü farz değildir der, namaza sadece duadır der, zinaya, içkiye, faize, tesettüre bugün aynı şekilde uygulanmayacağını söyler, ehli kitabın da cennete gireceğini söyler, cinlerin büyülerin gerçekliği olmadığını ve sembolik olarak yazıldığını söyler.
Bunlara itimat edilmese, örnek alınmasa veya küçük bir kısım buna uysa yine sorun yok. Her videosunun altında "asrın müceddidi" gözüyle bakılması tehlikenin farkına varmamız için yeterli değil midir?
Bilmiyorum büyüklerim söylesin bu kadar kötüsü geldi mi sonradan veya daha önce de çıktı mı bunlar gibileri?
|
Değerli kardeşim ibretlik örnekleri çoktur. Bu örneklerden biri İlahiyatçı Salih Parlak'ın Bilgi Toplumuna Doğru Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsir (2001 Yayınları, İstanbul 2001) adlı eseridir. İslam dünyasının birlik ve bütünlüğü, Müslümanların tatil kültürü gibi konularda da kendince orijinal fikirler üreten, sözgelimi, "İslam dünyası öyle bir organizasyona gitsin ki Cuma günleri lig maçları, 'Haram Aylar'da kupa maçları ve Hac mevsimi boyunca da final maçları yapılsın. Böylece İslam dünyası gençlik ve halklar düzeyinde bütünleşir." (Yeni Şafak Gazetesi, 22.11.2007) diyen Salih Parlak kurgu-bilim- sel meal-tefsirinde astronomi, astroloji, bilim-teknik, sibernetik (güdümbilim), psikokinezi (ruhsal devim), parapsikoloji vb. popüler bilim dalları hakkında ne biliyorsa hepsini Kur'an'a uyarlamayı başarmıştır. "Toplum artık bilgi çağı girdi, bu yüzden tefsir de sanal çağına girmeli" (Star Gazetesi 29.01.2010) diyen, haliyle meal-tefsirler bilim-kurgudan söz etmeli diye düşünen Salih Parlak bütün bu fantezilerin bilhassa İlahiyatçı akademisyen camianın kayıtsız kalmasını “zamanımın ötesine hitap ediyorum, bu yüzden anlaşılamıyorum" diye izah etmiştir. Ancak Parlak'ın Adiyat suresi 1-5. ayetlere ilişkin şu çevirisi ve açıklama notu okunduğunda
kendisinin niye anlaşılmadığı(!) kendiliğinden anlaşılır:
(1) Gaz püskürtüp tepkili itiş prensibiyle çalışan roket-motorlara... (2) Yanma odasındaki basınçla tepkime gösterip ateşleyenlere... (3) yıldız ışı yormuşçasına saldıran o ışın silahlarına andolsun: (4) deli edercesine çığlık, duman vb paniklemesinde onunla bir vurur, bir çekilir, (5) onunla bilgi toplar, hedefi ortalarlar... Açıklama notu:
Bu Mekki suredeki sıfat-fiillerin cemi müennes salim kipinde gelmeleri, bu roket motorların cansız veya pilotla yönetilir olmadıkları, bunların kendi kendini yönetir olmaları melek olduklarını sezinletmektedir ve bunlar yıldız savaşlarını anımsatan akıllı silahlardır. Mekki sure sözcüklerin her mekki sure gibi müteşabih olmaları sözcük anlamlarından biraz ötede mecaz olarak kullanabilmemize fırsat tanırken gerçek anlamlarının bilimsel gelişmeler ışığında anlaşılacağını sezinletmektedir. Roket-motorlar, genellikle uzay mekiklerinde kullanılır, ama stratejik güdümlü mermilerde kullanılan karma katı propergoller, birbirinden kimyasal olarak farklılık gösteren bir yakıt ile bir yakıcı karışımından oluşur.... Yıldız savaşları ve bilim-kurgu filmlerindeki silahların acaba çalışma tekniği aynı mıdır? İşte müteşabihlik çok güzel anlaşılmaktadır.
Bu satırları okuduktan meal-tefsir adı altında kendisine uygulana şiddetten ötürü Kur'an'a acımamak elde değildir. Bu vesileyle belirtmek gerekir ki bilimsel (ci) tefsir konusunda müspet düşünen ve bu yöndeki çalışmaları Kur'an'a hizmet telakki eden çevrelerin Salih Parlak mealine muttali olduktan sonra işin nerelere vardığını görmeleri, dolayısıyla bu konuyu yeniden düşünmeleri kaçınılmaz olsa gerektir.