Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Haberci cinlerin bir insanı raporlamaması için ne yapılmalı ?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.06.24, 19:44
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,950
Forum Puanı: 1702
Etiketlendiği Mesaj: 574 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Merzel Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cin suresinde geçer gaybı bilemezler eskiden semaya çıkıp gaybı yazan melekleri dinlerlerdi peygamberimizin doğuşuyla bu yasaklandı artık semada bir yere kadar çıkabilirler fazlasını çıkarlarsa yanarlar.
Bu husus da bazı İslam alimlerinin karşı beyanları da mevcut. mesela büyük alim İbnu Hacer bu noktada biraz farklı olarak şöyle der: ‘’Cinlerin bu istihbaratlarından, en üsttekinin, kendisine Şihab (göktaşı9 gelmezden önce hırsızlayıp alttakine gönderebileceği yarım yamalak mesmuatın kahinlere ulaştırılma imkânı baki kalmıştır. Nitekim buna şu ayet işaret etmektedir: اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ‘’Meğer ki(içlerinden) bir çalıp çarpanı olsun. Fakat onu da delip geçen bir alev takip etmiştir’’ (Saffat suresi 10. Ayet)
İslam’dan önce kahinlerin isabetli ihbarları gerçekten fazla idi. Nitekim Şıkk ve Satih (ismindeki iki meşhur) ve diğer kahinlerle ilgili haberler bunu teyit eder. Ancak İslam’dan sonra isabetli haberleri pek nadir denecek kadar azaldı, hatta neredeyse tamamen müzmahil oldu diyebileceğimiz bir hale düştü, doğruyu Allah bilir.
Görüldüğü üzere İbnu Hacer, cinlerin hala semaya çıkıp haber çalma gayretine düştükleri, nadirattan da olsa, isabetli haberler verebildikleri kanaatindedir, tamamen ortadan kalktığı kanaatinde değil; üstelik buna ayetten de delil göstermektedir.
(Kaynak: Hadis Ansiklopedisi KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 190)

Alıntı:
TEBRİZ-İ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sevgili kardeşim Allah bildirmedikçe, peygamberler dahil hiç kimse gaybı bilmez, bilemez. Ancak, ayet ve hadislerde de açıkça ifade edildiği gibi , Allah bildirirse onlar da bilir. Demek hiç kimse kendi kendine gaybı bilemez, Allah bildirirse bilir, o da başkasına bildirir. (bk. Kasas 7; Al-i İmran 45; Kehf 71-79; Rum 2-4)
hadislerde, Allah’ın meleklere bildirdiği bazı gaybi haberleri, onlar kendi aralarında konuşurken ve diğerlerine naklederken, yine Allah’ın izniyle, bu bilgilerden kulak hırsızlığı yapan bazı cinlerin de haberdar olduğu açıklanıyor. Ancak cinler aldıkları bir doğru bilgiye birçok yalan katarak aktarmaktadırlar ki buda @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] kardeşimin dediği gibi yasaklandı artık semada belirli bir yerden sonrasına geçemiyorlar.
Bu husus da bazı İslam alimlerinin karşı beyanları da mevcut. mesela büyük alim İbnu Hacer bu noktada biraz farklı olarak şöyle der: ‘’Cinlerin bu istihbaratlarından, en üsttekinin, kendisine Şihab (göktaşı9 gelmezden önce hırsızlayıp alttakine gönderebileceği yarım yamalak mesmuatın kahinlere ulaştırılma imkânı baki kalmıştır. Nitekim buna şu ayet işaret etmektedir: اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ‘’Meğer ki(içlerinden) bir çalıp çarpanı olsun. Fakat onu da delip geçen bir alev takip etmiştir’’ (Saffat suresi 10. Ayet)
İslam’dan önce kahinlerin isabetli ihbarları gerçekten fazla idi. Nitekim Şıkk ve Satih (ismindeki iki meşhur) ve diğer kahinlerle ilgili haberler bunu teyit eder. Ancak İslam’dan sonra isabetli haberleri pek nadir denecek kadar azaldı, hatta neredeyse tamamen müzmahil oldu diyebileceğimiz bir hale düştü, doğruyu Allah bilir.
Görüldüğü üzere İbnu Hacer, cinlerin hala semaya çıkıp haber çalma gayretine düştükleri, nadirattan da olsa, isabetli haberler verebildikleri kanaatindedir, tamamen ortadan kalktığı kanaatinde değil; üstelik buna ayetten de delil göstermektedir.
(Kaynak: Hadis Ansiklopedisi KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 190)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26.06.24, 20:25
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,147
Forum Puanı: 1877
Etiketlendiği Mesaj: 115 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu husus da bazı İslam alimlerinin karşı beyanları da mevcut. mesela büyük alim İbnu Hacer bu noktada biraz farklı olarak şöyle der: ‘’Cinlerin bu istihbaratlarından, en üsttekinin, kendisine Şihab (göktaşı9 gelmezden önce hırsızlayıp alttakine gönderebileceği yarım yamalak mesmuatın kahinlere ulaştırılma imkânı baki kalmıştır. Nitekim buna şu ayet işaret etmektedir: اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ‘’Meğer ki(içlerinden) bir çalıp çarpanı olsun. Fakat onu da delip geçen bir alev takip etmiştir’’ (Saffat suresi 10. Ayet)
İslam’dan önce kahinlerin isabetli ihbarları gerçekten fazla idi. Nitekim Şıkk ve Satih (ismindeki iki meşhur) ve diğer kahinlerle ilgili haberler bunu teyit eder. Ancak İslam’dan sonra isabetli haberleri pek nadir denecek kadar azaldı, hatta neredeyse tamamen müzmahil oldu diyebileceğimiz bir hale düştü, doğruyu Allah bilir.
Görüldüğü üzere İbnu Hacer, cinlerin hala semaya çıkıp haber çalma gayretine düştükleri, nadirattan da olsa, isabetli haberler verebildikleri kanaatindedir, tamamen ortadan kalktığı kanaatinde değil; üstelik buna ayetten de delil göstermektedir.
(Kaynak: Hadis Ansiklopedisi KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 190)



Bu husus da bazı İslam alimlerinin karşı beyanları da mevcut. mesela büyük alim İbnu Hacer bu noktada biraz farklı olarak şöyle der: ‘’Cinlerin bu istihbaratlarından, en üsttekinin, kendisine Şihab (göktaşı9 gelmezden önce hırsızlayıp alttakine gönderebileceği yarım yamalak mesmuatın kahinlere ulaştırılma imkânı baki kalmıştır. Nitekim buna şu ayet işaret etmektedir: اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ‘’Meğer ki(içlerinden) bir çalıp çarpanı olsun. Fakat onu da delip geçen bir alev takip etmiştir’’ (Saffat suresi 10. Ayet)
İslam’dan önce kahinlerin isabetli ihbarları gerçekten fazla idi. Nitekim Şıkk ve Satih (ismindeki iki meşhur) ve diğer kahinlerle ilgili haberler bunu teyit eder. Ancak İslam’dan sonra isabetli haberleri pek nadir denecek kadar azaldı, hatta neredeyse tamamen müzmahil oldu diyebileceğimiz bir hale düştü, doğruyu Allah bilir.
Görüldüğü üzere İbnu Hacer, cinlerin hala semaya çıkıp haber çalma gayretine düştükleri, nadirattan da olsa, isabetli haberler verebildikleri kanaatindedir, tamamen ortadan kalktığı kanaatinde değil; üstelik buna ayetten de delil göstermektedir.
(Kaynak: Hadis Ansiklopedisi KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 190)
zaman ayırıp bilgilendirdiğin için allah razı olsun emeğine sağlık Üstad

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26.06.24, 20:27
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,950
Forum Puanı: 1702
Etiketlendiği Mesaj: 574 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
TEBRİZ-İ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
zaman ayırıp bilgilendirdiğin için allah razı olsun emeğine sağlık Üstad
Estağfurullah Allah (cc) cümlemizden razı olsun.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27.06.24, 00:51
 
Üyelik tarihi: 18.08.21
Bulunduğu yer: izmit
Mesajlar: 182
Forum Puanı: 24
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu husus da bazı İslam alimlerinin karşı beyanları da mevcut. mesela büyük alim İbnu Hacer bu noktada biraz farklı olarak şöyle der: ‘’Cinlerin bu istihbaratlarından, en üsttekinin, kendisine Şihab (göktaşı9 gelmezden önce hırsızlayıp alttakine gönderebileceği yarım yamalak mesmuatın kahinlere ulaştırılma imkânı baki kalmıştır. Nitekim buna şu ayet işaret etmektedir: اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ‘’Meğer ki(içlerinden) bir çalıp çarpanı olsun. Fakat onu da delip geçen bir alev takip etmiştir’’ (Saffat suresi 10. Ayet)
İslam’dan önce kahinlerin isabetli ihbarları gerçekten fazla idi. Nitekim Şıkk ve Satih (ismindeki iki meşhur) ve diğer kahinlerle ilgili haberler bunu teyit eder. Ancak İslam’dan sonra isabetli haberleri pek nadir denecek kadar azaldı, hatta neredeyse tamamen müzmahil oldu diyebileceğimiz bir hale düştü, doğruyu Allah bilir.
Görüldüğü üzere İbnu Hacer, cinlerin hala semaya çıkıp haber çalma gayretine düştükleri, nadirattan da olsa, isabetli haberler verebildikleri kanaatindedir, tamamen ortadan kalktığı kanaatinde değil; üstelik buna ayetten de delil göstermektedir.
(Kaynak: Hadis Ansiklopedisi KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 190)



Bu husus da bazı İslam alimlerinin karşı beyanları da mevcut. mesela büyük alim İbnu Hacer bu noktada biraz farklı olarak şöyle der: ‘’Cinlerin bu istihbaratlarından, en üsttekinin, kendisine Şihab (göktaşı9 gelmezden önce hırsızlayıp alttakine gönderebileceği yarım yamalak mesmuatın kahinlere ulaştırılma imkânı baki kalmıştır. Nitekim buna şu ayet işaret etmektedir: اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ‘’Meğer ki(içlerinden) bir çalıp çarpanı olsun. Fakat onu da delip geçen bir alev takip etmiştir’’ (Saffat suresi 10. Ayet)
İslam’dan önce kahinlerin isabetli ihbarları gerçekten fazla idi. Nitekim Şıkk ve Satih (ismindeki iki meşhur) ve diğer kahinlerle ilgili haberler bunu teyit eder. Ancak İslam’dan sonra isabetli haberleri pek nadir denecek kadar azaldı, hatta neredeyse tamamen müzmahil oldu diyebileceğimiz bir hale düştü, doğruyu Allah bilir.
Görüldüğü üzere İbnu Hacer, cinlerin hala semaya çıkıp haber çalma gayretine düştükleri, nadirattan da olsa, isabetli haberler verebildikleri kanaatindedir, tamamen ortadan kalktığı kanaatinde değil; üstelik buna ayetten de delil göstermektedir.
(Kaynak: Hadis Ansiklopedisi KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 190)
Hocam benim burdan anladığım : Hırsız olan cin bilgiyi çalıyo şihab gelmeden önce alltakine söylüyo....

Şihabın gelip onu öldüreceğini biliyo yani...

Bile bile neden hırsızlık/azgınlık uğruna ölüme gidiyolar ...?

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27.06.24, 04:46
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,950
Forum Puanı: 1702
Etiketlendiği Mesaj: 574 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
harun41 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam benim burdan anladığım : Hırsız olan cin bilgiyi çalıyo şihab gelmeden önce alltakine söylüyo....

Şihabın gelip onu öldüreceğini biliyo yani...

Bile bile neden hırsızlık/azgınlık uğruna ölüme gidiyolar ...?
Bu husus İslam alimleri arasında tartışılmıştır ve tartışılmaktadır. Şöyle ki Hicr Suresi 16-18. Ayet-i kerimelerde şöyle buyuruluyor: ‘’Andolsun biz gökte birtakım burçları yarattık ve bakıp temaşa edenler için onu süsledik. Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk,. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesnadır. Onun da peşine açık bir taş alevi düşmüştür.’’ Malumun aynı konuda Saffat 8-10 ayetleri de mevcuttur. İlgili hadisler bu ayetlerin tefsiri, açılımı gibi görünüyor. Ayette peşlerine ateş alevi düşen, gaybi haberleri çalan cin şeytanlarının yanıp kül olduklarına dair bir sarahat mevcut değildir. Hadisler de zaten bu noktadan sonraki durumu açığa kavuşturuyor. O halde temel mesele şu: Bu haberlerle gaybı sadece Allah’ın bileceğine dair ayetler birbirini nakzediyor mu? Aradaki bu çelişki gibi görünen problemi nasıl çözeceğiz ? Gaybi bilgileri kategorize etmemiz mi gerekecek? Bildiğim kadarıyla mutlak gayb-nisbî gayb diye bir ayrımdan söz ediliyor.
Araştırmam şu şekilde Meleklerin bulunduğu ve bu bilgilerin alıp verildiği sema melekler alemi (alem-i meleküt) yıldızlar gibi maddi varlıkların bulunduğu sema (maddi evren) değildir. Maddenin bittiği arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) ruhani (fizik ötesi evren) değildir. Maddenin bittiği arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) ruhani (fizikötesi semadır). Cin şeytanlar, bu ruhani gayr-i maddi semaya sokulmazlar. Sonra yaklaşarak girmek istediklerinde ateş topuna benzer bir silahla ateş edilerek uzaklaştırılırlar. Ancak yaratılışları icabı sınıra kadar yaklaşınca bazı bilgi kırıntılarını kulak hırsızlığı yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az eksik ve yetersizdir bu sebeple onların gaybı öğrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanına birçok yalanı hurafeyi batıl inanca esas teşkil eden bilgiyi katarak insan şeytanlarına bildirirler. Falcı, kâhin, cinci…v.s) İşte insan şeytanlarının söylediklerinin bir kısmının doğru çıkmasının sebebi budur. ‘’Onları taşlanmış her şeytandan koruduk’’ şeklindeki çeviri bazı alimlere göre isabetli değil. Zamiri semaya ait kılarak ‘’Onu…koruduk’’ şeklinde çevrilmesi gerektiği ifade ediliyor. Korunan maddi yıldızlar değil semadır yani meleklerin yeri olan ve şeytanların sokulmadığı madde ötesi alemdir. Yıldız kayması göktaşları gökte yanıp parlayan ve sönen gazlar…ile ‘’Cin şeytanlarının madde ötesi semadan kovulması için kullanılan ve mahiyeti de (ne olduğu da) bizce bilinmeyen silahı birbirine karıştırmak doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.v) yıldız kayması ile ilgili bir Cahiliye inancını reddederken ‘’şeytanlara karşı kullanılan ateş topu misali silah’’ tan da söz ettiği için bu ikisi birbirine karıştırılmış olmalıdır. Ayetlerde ‘’şeytanlara karşı kullanılan silahın yıldız veya yıldız kayması olduğu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya imalar var ancak mütevâtir olmayan hadisler sende iyi bilirsin ki itikat ve kesin bilgi için yeterli değildir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27.06.24, 15:04
 
Üyelik tarihi: 18.08.21
Bulunduğu yer: izmit
Mesajlar: 182
Forum Puanı: 24
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu husus İslam alimleri arasında tartışılmıştır ve tartışılmaktadır. Şöyle ki Hicr Suresi 16-18. Ayet-i kerimelerde şöyle buyuruluyor: ‘’Andolsun biz gökte birtakım burçları yarattık ve bakıp temaşa edenler için onu süsledik. Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk,. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesnadır. Onun da peşine açık bir taş alevi düşmüştür.’’ Malumun aynı konuda Saffat 8-10 ayetleri de mevcuttur. İlgili hadisler bu ayetlerin tefsiri, açılımı gibi görünüyor. Ayette peşlerine ateş alevi düşen, gaybi haberleri çalan cin şeytanlarının yanıp kül olduklarına dair bir sarahat mevcut değildir. Hadisler de zaten bu noktadan sonraki durumu açığa kavuşturuyor. O halde temel mesele şu: Bu haberlerle gaybı sadece Allah’ın bileceğine dair ayetler birbirini nakzediyor mu? Aradaki bu çelişki gibi görünen problemi nasıl çözeceğiz ? Gaybi bilgileri kategorize etmemiz mi gerekecek? Bildiğim kadarıyla mutlak gayb-nisbî gayb diye bir ayrımdan söz ediliyor.
Araştırmam şu şekilde Meleklerin bulunduğu ve bu bilgilerin alıp verildiği sema melekler alemi (alem-i meleküt) yıldızlar gibi maddi varlıkların bulunduğu sema (maddi evren) değildir. Maddenin bittiği arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) ruhani (fizik ötesi evren) değildir. Maddenin bittiği arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) ruhani (fizikötesi semadır). Cin şeytanlar, bu ruhani gayr-i maddi semaya sokulmazlar. Sonra yaklaşarak girmek istediklerinde ateş topuna benzer bir silahla ateş edilerek uzaklaştırılırlar. Ancak yaratılışları icabı sınıra kadar yaklaşınca bazı bilgi kırıntılarını kulak hırsızlığı yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az eksik ve yetersizdir bu sebeple onların gaybı öğrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanına birçok yalanı hurafeyi batıl inanca esas teşkil eden bilgiyi katarak insan şeytanlarına bildirirler. Falcı, kâhin, cinci…v.s) İşte insan şeytanlarının söylediklerinin bir kısmının doğru çıkmasının sebebi budur. ‘’Onları taşlanmış her şeytandan koruduk’’ şeklindeki çeviri bazı alimlere göre isabetli değil. Zamiri semaya ait kılarak ‘’Onu…koruduk’’ şeklinde çevrilmesi gerektiği ifade ediliyor. Korunan maddi yıldızlar değil semadır yani meleklerin yeri olan ve şeytanların sokulmadığı madde ötesi alemdir. Yıldız kayması göktaşları gökte yanıp parlayan ve sönen gazlar…ile ‘’Cin şeytanlarının madde ötesi semadan kovulması için kullanılan ve mahiyeti de (ne olduğu da) bizce bilinmeyen silahı birbirine karıştırmak doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.v) yıldız kayması ile ilgili bir Cahiliye inancını reddederken ‘’şeytanlara karşı kullanılan ateş topu misali silah’’ tan da söz ettiği için bu ikisi birbirine karıştırılmış olmalıdır. Ayetlerde ‘’şeytanlara karşı kullanılan silahın yıldız veya yıldız kayması olduğu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya imalar var ancak mütevâtir olmayan hadisler sende iyi bilirsin ki itikat ve kesin bilgi için yeterli değildir.
Detaylı açıklama için çok teşekkür ederim hocam

Affınıza sığınarak bir şey daha sormak istiyorum:
Madde âlemi ile Ruhani âlemin sınırı olan arş dediğinizde aklıma geldi !

Rahman Suresi 33. ayette "Büyük bir güç olmadıkça göğün sınırlarını geçemezsiniz." deniyor. Burda göğün sınırları dediği Madde âlemi ile Ruhani âlemin sınırları olabilir mi?

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27.06.24, 15:30
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,950
Forum Puanı: 1702
Etiketlendiği Mesaj: 574 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
harun41 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Detaylı açıklama için çok teşekkür ederim hocam

Affınıza sığınarak bir şey daha sormak istiyorum:
Madde âlemi ile Ruhani âlemin sınırı olan arş dediğinizde aklıma geldi !

Rahman Suresi 33. ayette "Büyük bir güç olmadıkça göğün sınırlarını geçemezsiniz." deniyor. Burda göğün sınırları dediği Madde âlemi ile Ruhani âlemin sınırları olabilir mi?
Dünyanın etrafında da aktar-ı semavat vardır. Dünyanın etrafında bizi kozmik ışınlardan koruyan bir enerji tabakası vardır. Yer, güçlü bir manyetik alana ve bu alanın etkisi ile şekillenen önemli bir manyetosfere sahiptir. Artık bilim de bunu ispatlamış vaziyettedir. Eskiden ehli tasavvuf o enerjiye bir mana veremediği için ona ‘’Kaf Dağı’’ diyordu. Her şeyi zahir anlayan insanlar dağ dağ diye anlayanlar yeryüzündeki dağları da Kaf Dağı diye aradılar. Ağrı Dağı’na da Everest Tepesine’de Kaf dağı dediler. Ayetteki ‘’dağ’’dan maksat yükseklerde olan demektir. Dolaysıyla tarif edilen de Dünya’nı n etrafındaki enerji tabakasıdır. Bu enerji tabakasını da normal bedenle geçmek mümkün değildir. Burayı geçmek için de size süper bir güç gereklidir. Allahu Teala o süper gücü de kendi isim ve sıfatlarının güç ve kudretinden insana yerleştirmiştir.
Rahman suresinin 33 ayetinde Allahu Teala bize tavsiye etmiyor emrediyor: ‘’ O çerçeveyi aşın, o bedenden artık çıkın. Ordaki aktarı yani sınırları parçalayın, kırın, geçin.. Bunun için size benim ilahi kudretlerimden güç ve kudretler lazım. Onuda zaten size vermişim’’ diyor. Halef konumuna gelmiş bir insanda da muhakkak bunların geneli vardır, onlar o haldedirler.
‘’Fenfuzu’’ bütün fen ilimlerini, kainat içerisinde matematikten fiziğe gözle görüleninden görülmeyenine nano teknoloji ve altına kadar tüm ilimleri ihtiva eder. İnsanlık nano teknolojiye kadar geldi, molekül seviyesinden aşağılara hatta atomlara bile indi ve artık o seviyelerde nano teknolojik üretimler başladı. Fakat buna mukabil henüz elektrona, protona ve nötrona direkt müdahale yapamamaktalar. Geldikleri seviye de Hadron çarpıştırıcısı diye bir sistem hazırladılar bu aslında İlahi bir emri yerine getirmektir! Bu da bin manada aktar-ı semavattır.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 29.06.24, 11:33
 
Üyelik tarihi: 18.08.21
Bulunduğu yer: izmit
Mesajlar: 182
Forum Puanı: 24
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünyanın etrafında da aktar-ı semavat vardır. Dünyanın etrafında bizi kozmik ışınlardan koruyan bir enerji tabakası vardır. Yer, güçlü bir manyetik alana ve bu alanın etkisi ile şekillenen önemli bir manyetosfere sahiptir. Artık bilim de bunu ispatlamış vaziyettedir. Eskiden ehli tasavvuf o enerjiye bir mana veremediği için ona ‘’Kaf Dağı’’ diyordu. Her şeyi zahir anlayan insanlar dağ dağ diye anlayanlar yeryüzündeki dağları da Kaf Dağı diye aradılar. Ağrı Dağı’na da Everest Tepesine’de Kaf dağı dediler. Ayetteki ‘’dağ’’dan maksat yükseklerde olan demektir. Dolaysıyla tarif edilen de Dünya’nı n etrafındaki enerji tabakasıdır. Bu enerji tabakasını da normal bedenle geçmek mümkün değildir. Burayı geçmek için de size süper bir güç gereklidir. Allahu Teala o süper gücü de kendi isim ve sıfatlarının güç ve kudretinden insana yerleştirmiştir.
Rahman suresinin 33 ayetinde Allahu Teala bize tavsiye etmiyor emrediyor: ‘’ O çerçeveyi aşın, o bedenden artık çıkın. Ordaki aktarı yani sınırları parçalayın, kırın, geçin.. Bunun için size benim ilahi kudretlerimden güç ve kudretler lazım. Onuda zaten size vermişim’’ diyor. Halef konumuna gelmiş bir insanda da muhakkak bunların geneli vardır, onlar o haldedirler.
‘’Fenfuzu’’ bütün fen ilimlerini, kainat içerisinde matematikten fiziğe gözle görüleninden görülmeyenine nano teknoloji ve altına kadar tüm ilimleri ihtiva eder. İnsanlık nano teknolojiye kadar geldi, molekül seviyesinden aşağılara hatta atomlara bile indi ve artık o seviyelerde nano teknolojik üretimler başladı. Fakat buna mukabil henüz elektrona, protona ve nötrona direkt müdahale yapamamaktalar. Geldikleri seviye de Hadron çarpıştırıcısı diye bir sistem hazırladılar bu aslında İlahi bir emri yerine getirmektir! Bu da bin manada aktar-ı semavattır.
Ben hiç bu pencereden bakmamıştım hocam!

Ufkumu genişlettiğiniz için teşekkür ederim

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hangi esma hangi rahatsızlık için çekilmeli? hallaci Sorularınız 23 15.09.24 17:34
Dua ve Sağlık HavasHoca Dualar & Dua Kardeşliği 1 15.09.24 16:56
Peygamberler tarihi Adem a.s Cazgircinx Peygamberler 13 13.02.24 18:49
Hamileler doğum yapacaklar için Dualar Hatunkisi Diğer Havas Konuları 3 06.03.23 13:53


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:36.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com