![]() |
Alıntı:
|
Alıntı:
İyi niyetli yapılan komple reformist düşünce ( re form ingilizce yeniden şekillendirme demektir ) eskiyi geliştirip tecrübeleri katlayıp uygulama olarak düşünülebilirken. Baskıcı kilise rejiminden kurtulmayı hayal eden Avrupanın reformlar sonucu getirdiği değerler üzerinden başka bir coğrafyayı yeniden kurmak pek akla ve mantığa uymuyor. Herşey bir yana insan kılık kıyafet kanunu ile neyi hedefler. Eğer bilimi kıyafetler yapıyor olsaydı bilmin beşiği İtalya olurdu. Ben Atatürkün acımasızca eleştirmekten yana değilim,daha çok sonrasındaki kemalistler ve bize çizdiği Atatürk tablosuna daha çok karşıyım. Zorla her icraatını lutuf gibi sunmaları, hatasız bir kul gibi göstermeleri vs. işte neyse boş verin. |
Alıntı:
Bu durmda soru şu: DİKTA EDEREK DEMOKRASİ TESİS EDİLEBİLİR Mİ? Yok Atatürk seyitti, yok Atatürk Hafızdı, Yok Atatürk Araplara kafa tuttu falan bırakın bu tarihten süper kahraman çıkarma yarışını. Ben Atatürkü küçümsemiyorum bilakiz onu tanrı boyutunda büyüten sonradan olma zeust çuları diyorum. Her insanın hataları ve zaafı vardır. Atatürkünde gırla hataları vardı onu 4x4 lük gösterme gayreti çerçevesinde geçmişe küfür edip yeniyi öven yakın kör ( hipermetropik rüzgara karşı işeyenler) Dostum herkes eleştirilmeli Osmanlıya sövebiliyorsan, Atatürkü eleştirmemi hoş karşılamalı, bu yakın dövüşçüler. Osmanlıyı da savunuyor değilim aslında tamam bir hayranlığım var (komple tarihi düşününce tarzı ile yönetim, özgürlük, fetih anlayışı, evliya gibi padişahlar vs..) Unutulmaması gereken konu: Osmanlı olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti de olmazdı. Atatürk olmasa başka Atatürkler çıkardı o dönem herkes Atatürk olmuştu, bir kıvılcım bir hareket, bir fitildiler ateşini bekleyen. Neyse Kardeşlikler kırdıysam hakkınızı helal edin üzüm yedik, bağ bekçisi ile yakın temas bize yakışmaz. |
Alıntı:
Yine diyorum objektif bakılmalı, hayranlık duyulmadan herkesin yanlış ve doğrusu görülerek durumun o anki şartlarına göre değerlendirilmeli. Ama bir insanın sadece hatasını görüp yaptığı iyi işlerden hiç bahsetmeden anlatirsaniz yazılan konu da haliyle farklı bir yön alır. Yoksa kusursuz olmak sadece Allah'a cc. Ya mahsustur. Geri kalan her kul, her padişah üzerine düşeni alır... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Atatürk Emil Ludwig'in yazdığı ve Napolyon'un hayatını anlatan kitapları Türkçeye tercüme ettirmişti. Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 23. Cilt, s.269 bunun gibi 100lerce nusha var bu sadece 1tanesi |
Alıntı:
Atatürk 21 Aralık 1937 |
Alıntı:
Bu gün için tarihin bir döneminden öncesi yok yada utanç duyulacak ve 1900 sonrasında gurur kaynağı varmış gibi tarih yazılması ve Atatürkü, osmanlı padişahları karşısında yüceltirken diğer padişahları yerden yere vuran tuhaf bir şakşakcı grup var ya anlamışsındır. Ne hata etmişse geçmişte oldu bu günün mimarı Atatürktür ama Abdülhamit Kızıl değildi eğer kızıl diye anılacaksa bayrak kızılının aşığıydı hele vatan haini hiç değildi artık takım tutar gibi Atatürk 1 - Vahdettin 0 gibi bu ruhtan çıkalım. Millet olarak hep bunlşardan başımıza işler geldi. Bütün ihtilallerde fanatik tik ( sağ ya da sol ) Bütün Seçimlerde fanatiktik Bütün maçlarda fanatiktik. Tayyip üstün bir adam değil, Atatürk üstün bir adam değil, Bahçeli üstün birr adam değil. Bunları yukarıdakileri yaptıklarını beşenmek ayrı şey, onu yüceltip egosunu şişirerek, bağnazca taraftarı olmak ayrı şey. Önce Allah Rızası, Yapılan iş ve vaadleri gibi somut verilerle ve abartmadan sevebilsek, tutabilsek yada desteklesek herşey tamam olur belkide. |
Alıntı:
Kaynak: Atilla Oral - Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu, s.61 |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
"Biliriz ki Allah, Dünya üzerinde yarattığı bu kadar nîmeti, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzamî derecede faydalanabilmek için de bugün, Kâinat'tan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir" Atatütürk "Lâkin Cenab-ı Hakk'a binlerce hamd-ü sena olsun ki, düşman karşısındaki aziz ordular için sarf ettiğimiz bütün emekler mutlu neticesini verdi" |
Ha bu konuyu daha iyi anlamak için (Persepolis) filmini izlemenizi tavsiye ederim
|
Alıntı:
|
1922 yılında yaptığı meclis konuşmasının başında peygamberlerin gönderilişindeki ilahi usule, dinimizin son din ve Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin son peygamber oluşundaki hikmete değinirken şöyle söylüyor:“Ey arkadaşlar! Allah birdir, büyüktür. İlahi kanunların işleyişine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde mütalaa olunabilir. İlk devir, beşeriyetin sebavet (çocukluk) ve şebabet (gençlik) devridir. İkinci devir, beşeriyetin rüşd ve kemal (yetişkinlik ve olgunluk) devridir. Beşeriyetin, birinci devrede tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi, yakından maddi vasıtalarla kendisiyle iştigal edilmeyi istilzam eder. (uğraşmayı gerektirir.) Allah, kullarının lazım olan nokta-i tekâmüle vusulüne kadar, içlerinden vasıtalarla dahi kullarıyla, iştigali, lazime-i ulûhiyetten addeylemiştir. (Tanrılık gerçeği saymıştır.) Onlara Hz. Âdem aleyhisselamdan itibaren mazbut ve gayr-ı mazbut (belirli ve belirsiz) bildirilen ve bildirilmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve resuller göndermiştir. Fakat peygamberimiz vasıtasıyla en son hakayık-ı diniye (dini gerçekler) ve medeniyyeyi verdikten sonra artık beşeriyetle bil vasıta temasta bulunmağa lüzum görmemiştir. Beşeriyetin derece-i idrak, tenevvür ve tekâmülü (anlayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması), her kulun doğrudan doğruya ilahi ilhamlar ile temas kabiliyetine vasıl olduğunu kabul buyurmuştur. Ve bu sebepledir ki, Cenab-ı Peygamber, Hatemü’l Enbiya olmuştur ve kitabı, Kitab-ı Ekmeldir…”(Sadi Borak, Atatürk ve Din, Anıl Yayınevi, İstanbul, s. 17. )
|
Alıntı:
1923 e kadar olan mustafa kemal 1923 den sonraki mustafa kemal 1923 e kadar olanda tam bir nabza serbet durumu var ezelden beri bizim insanimizin zayif karni olan ** din** duygusunu. okşama yada sönurme durumu ve 1923 cumhuriyetin ilanından sonra cok değisik despot gaddar, inanç konusunda tam ters dönmüş bir mustafa kemal var bunu gözardı etmemek gerekir |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kamal yani atatürk, Mustafa ismine karsi biriydi, dini olan her seye zaten karsiydi.
Adama zorla bu ismi taktilar. Kamal'in arkasinda ona destek verenler ingilizler Kamal ile ayni görüste idi. Kamal, ingilizleri üzmekten çok çekinirdi. Getirdigi her yenilik ingilizleri sevindiren türdendi. Resimlerinden ve videolarindan ingilizlerle çok dostane oldugu açikca görülmektedir. Müslüman halki dininden uzaklastirmak isterseniz, onlardan gibi gözüken biri eliyle bunu daha iyi yaparsiniz. Kamali sevende sevmeyende onun sarhos ve ateist biri oldugunu çok iyi bilir. Video konusmasinda ateist oldugunu ima ile tüm insanlara duyurmustu. Neden ? Artik güç elindeydi ve saklanmaya ihtiyaç yoktu. Astigi ve hapse attirdigi hocalarin hepsi Allah dostu kimselerdi. Eger Mevlana ve Yunus Emre o dönemde yasasaydi onlarida hapse attirirdi bundan emin olun. |
Alıntı:
Çok sevmesemde saygı duymak zorunda olduğum bir liderdir Atatürk. Sevmediğim tarafı kişiliğidir. Alkol bağımlılığıdır ve bu durum beni ilgilendirmez zira 5 vakit namazında ve dini bütün olsa giderken beni cennete mi taşıyacaktı. Nur alem nur, hatasız ve hatta peygamberlik ve Tanrılık isnat edenleri bile duydu ve gördü bu insan. Aklamayın illaki hataları vardır yüceltmek için abartmayın bazı insanlar fanatikleşiyor. Can Dündar Sarı zeybeği yaptığında ilk izleyen fanatik kemalistler adamı bombardımana tuttu " Atatürk rakıyı seviyor" cümlesi üzere ya sever şuanda sevenlere karışabiliyormuyuz ki ozamanda karışalım. Atatürk hataları ile insandı bırakın zorla yüceltmeyi. Adam karaciğeri iflas edince öldü alkol bağımlılığı vardı bu onu kötü bir lider yapar ama aldığı stratejik kararlara bakılırsa intoleransı yüksekti onu etkilemediği için keskin zeka ürünü kararlar aldı. Alkol bağımlılığı da bizi ilgilendirmez ama şu tarihe bakın buram buram kurgu kokuyor adamın kahramanlığını abartmak için tarihe düşülen notlara bakın "samsuna ayak bastı" samsunla başladı, çıkartma yaptı denir. neyse Allah biliyor ve Allah bizleri korusun niyetimizi biliyor. |
Alıntı:
Yanlız siz pek saygi da duymuyorsunuz. Hatta ofkeniz yazilariniza da yansıyor. Bu yüzden tepki alıyorsunuzdur. Zira kurduğunuz bazı cümleler pek mantıklı değil. Mesela introlansi yüksekti aldığı kararlari etkilemiyordu derken alkol bağımlılığı ile aldığı kararlari bagdaslastirmissiniz. Kurtuluş savaşı döneminde millet karnını doyurmaya ekmek bulamazken alkol gibi pahalı bir ürünü bulmak herhalde çok kolaydı. Adam bir yandan kafayı çekip bir yandan da Sakarya meydan muharebesi taktiklerini hesaplıyor olabileceğini düşünmek bana çok ütopik geliyor. Tarihe düşülen notlarda samsunla başladı, Samsun'a cikartma yaptı cümleleri sizi neden rahatsız ediyor ona da anlam veremedim. Nutukta da böyle geçer çünkü. Kendi hayatı aldığı bir karar doğrultusundaki dönüm noktasi olduğu için Samsun'a gidişi önemlidir. Lakin adam ülkeyi kurtarmak için zaten daha önce de bir çok savaşa katılmıştır. Başta trablusgarptan araplari kurtarmak adına girdiği savaşlar da var... Aslında farkındaysanız tüm bu ikiligin iki sebebi var. Biri sizin denk geldiğiniz Atatürk'ü peygamber ilan edenler. Bir de sizin gibi başarıları görmeyip sürekli karalamayip küçük ve önemsiz görenler.. Hep diyorum nötr olup bakmak lazım. Ne düşmanca ne aşkla. Eminim inkar eden farklı bir yazı yazacaksınız. Ama lütfen yazmayın. Çünkü insan oğlu karşı grubu suçlar hep tıpkı sizin gibi. Atatürk'e peygamber diyorlar diye bilenir. O onların günahı. Siz kendinizle yuzlesin. Acaba kul hakkı mi yiyorum diye bı düşünün isterim. Selametle kalın. |
Alıntı:
cemal kutay şöyle derdi **** Atatürk özel gorevli olarak gönderilmiş son peygamberdi**** derdi |
Alıntı:
13 Mart 1919’da Erzurum’daki 15. Kolordu Kumandanlığına atanan Karabekir Paşa, göreve gitmeden önce, Padişah Vahdeddin’e düşmana direnme önerisinde bulunmuş, Vahdeddin’i ikna ettikten sonra 11 Nisan’da Şişli’deki evinde hasta yatan Mustafa Kemal’e veda ziyaretine gitmiş ve şunları söylemişti: Paşam, ben yarın Erzurum’a hareket ediyorum. İstanbul da ne vaziyette kalırsanız kalın bir şey yapmak imkansızdır. Sükût edersek mahvımız kaçınılmazdır. Behemehâl Anadolu’ya ordu başına geliniz. Hem de Doğu’ya milletin kurtuluş anahtarı doğudadır. Orada her şey mümkündür. Ordu kuvvetlidir, halk da beraber gider. Planım basittir. Milli bir hükümet teşkili. İstiklalimiz v hiç değilse milli namusumuzu kurtaracak, ancak bu karardır.’’ Anadolu’da milli bir hükümet kurma fikrini Mustafa Kemal buda bir fikirdir ahval günden güne size hak verdiriyor iyi olayım size katılmaya çalışırım diye cevaplamıştı. Rauf bey de bu görüşmeyi ve Anadolu ya geçmeleri için Karabekir’in ısrar ettiğini doğrulayacaktı. Karabekir 13 Nisan 1919’da Gülcemal vapuru ile yola çıkmış 19 Nisan’da Trabzon’a gelmiş oradan da Erzurum’a geçmişti. Mustafa Kemal ise ancak yeni kurulan Ahmed İzzet Paşa Kabinesi’nde Harbiye Nazırlığına atanmadığını öğrendikten sonra Anadolu’ya geçmeye karar vermişti. Hülasa Karabekir’e göre, İlk adımları hep kendisi atmıştır. |
Alıntı:
bu ulkede Allah inkar edilir,peygamber aleyhine yazilar yazilir fakat mustafa kemal hakkında yazılırsa hapis kararı var minübüs soförune beton mustafanin önunde ineyim diyipte 3 sene hapis yatan insani gordüm ben... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Sorguladığım samsun değil. Samsun çıkartmasındaki zoraki ve süslenmiş kahramanlık destanına dönüştürme çabasından bahsediyorum evet çok önemli bir çıkartmaydı, çok zor oldu ve kelle koltukta gidildi gibi cümleler yerine " gemi bir takaydı, pusulası bile yoktu ya da "Atatürk samsuna ayak bastı"ayak bastı nedir ya neden tüm kaynaklar şiirleştirirken şüphe oluşturuyor insan bunları sorguluyor. Lütfen anlamaya çalış beni çık önyargından karşında Atatürk düşmanı yok. Yazılı bir metnin insan piskolojisinde oluşturduğu etki kişiyi sorgulamaya zorluyor. İşgal edilmiş bir vatanda denizdeki balık kadar düşman kruvazörü vardır denizde neden denizde çünkü o düzlükte dibine gelemez fark edilir o yüzden korkar ve denizden karaya top ateşi ve asker çıkartması yapılır. Denizde bunca kruvazör varken aralarından nasıl geçmiştir bunu anlat burdan çok güzel ve etkileyici tarihi sahneler canlanır insan zihninde. Tarihçiler tarifederken herşeyi söylüyor bir tek tanrısal güçleri vardı demiyor. ya tamam abartılır bazı sahneler eğer dozunu kaçırırsan insan mantığı hemen hataları bulur ve tamamı hatalı gibi düşünmeye başlar. Dostum bak ciddiyim ben bunları tarihsel verilerin güvenilirliğini zedeleyen abartma ile olayı hikayeleştirmelerinden bahsediyorum. Lütfen ön yargından çık ve nedemek istediğimi anlamaya çalış. Abartılmış bir Cumhuriyet tarihi yerine 10 larca yaşanmış kurtuluş hikayeleri var yada yaşayanlar varken vardı. Onlarla tarih anlatılırsa çok daha tatminkar tarih yazılırdı. Tüm öğretim hayatım boyunca Cumhuriyet tarihi 250 sayfa kitabın tekrar tekrar aynı konularla okutulması yazarının değişerek ( o tarih devlet tarafından yazılmıştır) aynı şeyleri anlatması içinde tutarsızlıklar barındırmasından bahsediyorum. Neden Tüm tarih kitapları " Atatürk; 19 mayıs 1919 da Samsuna ayak bastı" yazar. Oysa şöyle yazılabilirdi: " Atatürk bu mücadelenin fitilini ateşlemek maksadıyla ingiliz gemilerinin arasından kedilerin arasından geçen fgare gibi sessizce ve can siperane ilerlemiş ve sabah 6:00 da samsun limanına yanaşmıştır. Heyecan ile vapurdan inmiş ve kendi ülkesinde mülteci gi yaşamanın verdiği adrenalin patlaması, halkta da aynı duyguların aktarımına sebep olmuştur." gibi bir ders kitabı okumadım ben. Bilmem benim penceremden olayı görüp sentezleyebildinmi. Biliyorum şimdi geçen yazıda bir yerlere takıldın , takılma örnek sadece bu şekilde yazılabilirdi örneğidir. Dostum bak samimiyetle bendeki bir Atatürk düşmanlığından ziyade Atatürk sevicileri düşmanlığıdır. Aldım kabul ettim mantığı sorgulamadan İslam dininde olur çünkü tüm hayatın felsefesidir ve anlaşılamayacak bazı konular vardır o yüzden din bazı konularda sorgulamadan kabul edilir. Bu konu din değildir ve benim sorgulama hakkım yada sorgulama zorunluluğu okuduğum metinlerdeki alel acele yazılmış açıklardan oluşmaktadır. Ben samsun çıkartmasını değil onun yazılış tarzındaki hatalardan bahsediyorum. İnşallah Anlaşılmışımdır. Allaha Emanetsiniz aslında temelde benzer şeylerden bahsedip tuhaf bir biçimde görüş ayrılığı varmış gibi yazıya döküyoruz. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Atatürk dikta etmese cumhuriyet kurulamazdı. Bu durum Atatürkü diktatör yapar. Ama Böyle dersen hapis yatarsın. Hiçbir kahraman korumaya ihtiyaç duymaz. |
Alıntı:
Babiali de Kutay’ın hiç yoktan ‘’hatırat’’ imal ettiği bile konuşulur. Ahmet Efe diyor ki 1993 sonunda askerden gelmiş Prof.Dr. merhum İsmet Miroğlu ile Tarih ve Medeniyet adlı bir tarih dergisi çıkarma hazırlıklarına girmiştik. Yazı işleri müdürümüzde Sayın Günvar Otmanbölük idi. Bizde derginin yayın Sekreterliğini yapıyorduk. Tarih ve Medeniyet’in Mart 1994 te çıkan ilk sayısında Cemal Kutay’ın da ‘’Çöküşün Başladığı Gün…’’ başlıklı bir yazısı yer almıştı. Kutay’ın yazısında son Osmanlı Vakanüvisi Abdurrahman Şeref ile Ahmet Refik beylerin birlikte kaleme aldığı ‘’Sultan Abdülhamid Sani’ye dair’’ başlıklı kitapçığın Abdurrahman Şeref Bey’e ait olup 2. Abdülhamit’in tahttan nasıl indirildiğine ilişkin kısmı yer alıyordu. Kutay derginin Nisan 1994 tarihli 2. Sayısının ise aynı kitapçığın Ahmet Refik’e ait ‘’Abdülhamit’in Naaşı önünde’’ başlıklı bölümünü transkripte ederek yayınlaması için vermişti. Ancak tarih dergiciliği ve Kutay’ın montajcılığı konusunda hayli tecrübeli olan Yazı işleri Müdürümüz Sayın Otmanbölük, yazıyı redakte ederken bize dönerek Kutay’ın araya asıl metinde olmayan bazı eklemeler yaptığını söyledi. O zamanlar biz bu konularda tecrübesiz sayılırdık ama yine de şaşırdık. Meğerse ‘’Sultan Abdülhamit Sani’ye Dair’’ adlı kitapçığın Osmanlıca aslı Sayın Otmanbölük’te varmış Çıkardı bizzat bize de gösterdi. Gerçekten Kutay aslında olmayan eklemeler yapmıştı. Otmanbölük hemen Kutay’ın telefonunu çevirdi. Karşısına çıkan muhatabına gayet nazik ama kararlı bir üslupla mealen Hocam sanırım bir yanlışlık olmuş Metnin aslında olmayan paragraflar yazınıza girmiş. Herhalde dikkatinizden kaçmıştır deyince Kutay hiç beklemeden Aman efendim Çok özür dilerim, gayet tabii bir yanlışlık olmuş. İstirham ederim, aslına göre düzeltiniz dedi. Osmanbölük’ün Kutay’ın montajladığı yerleri çıkardığı yazısını öyle yayınladık. Alıntı:
(Kaynak Kitap Çerkez Ethem yazar: Ahmet Efe Bengi yayınları sayfa 35 ) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Cemal Kutay sadece bir örnekti 90 lı yılları hatırlarsınız. Türkiyenin başından bir Reha Muhtar trajedisi geçti o hep körüklerdi bu olayları. Sokak röpörtajlarında hep duyardık bu tip sözleri. Bir defasında " Atatürk; Son Peygamberdir" duyduk. Bir defasında da "Atatürk tanrı olmasa vapuru ingilizler görürdü" sözlerini işittik kulaklarımız kanıya kanıya. Bu örnekleri arttırmak okadar kolay ki biraz araştıralım yeter. Benim tamda söylediğim abartırken yani yazarken aktarılmak istenen duygu, yazanın hayalinin çok ötesinde sonuçlara sebep olmaktadır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bence konuyu daha fazla uzatmaya gerek yok. |
Alıntı:
Yakın tarih kötüdür mü dediniz. Erbakan Kötüdür mü dediniz. Siyaset kirlidir mi dediniz. Akparti devşirmedir mi dediniz Mazur görün anlamadım. Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ben islamcı gençlerden değilim yada para ile bir imtihanım olmadı. Yinede sağ olun. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:20. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com