Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Keşfi açık olanlar Atatürk hakkında bilgi verebilir mi ? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/93009-kesfi-acik-olanlar-ataturk-hakkinda-bilgi-verebilir-mi.html)

Awzer 09.07.24 15:35

Alıntı:

Garip1isi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624138)
Fesli kadiri şeyh nazım kıbrısi bir videosunda övüyprdu ilk başta benimde tereddütlerim vardı Allah dostu öyle düşünüyorsa doğrudur diye düşündüm gelecekten haber vermiyor tahmin ediyor

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] abi bi baksan

Bazı konuşmalarında onunla ilgili hiç olumsuz dusunmuyorum

trhakan 09.07.24 15:52

Alıntı:

Karamanoglu16 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624189)
dostum hangi yüzyılları alan kitaplardan bahsediyorsun ? yahu o dönem ferman çıakrıldı ferman okuyabilen adam yok koskoca imparatorlukta adamlar ortadoğuya ferman çıkardı biri şunu okusun diye yok bilen yok hangi ilim kitaptan bahsediyorsun adamlar rasathane açıyor meleklerin bacaklarına bakıorlar diyip topa tutuyorlar böyle birşey oalbilri mi böyle bir mantık böyle bir düzen olabilir mi eee efendim sonra işte cumhuriyet kuruldu almanlar araba yaptı bilmem ne yaptı yahu alman arabayı 1886 da yaptı yahu adam motoru üretti üsütne arabayı yaptı imparatorluk ne yapıyor ? efendim işte matbaa şeytan icadı efendim şu şeytan icadı bu gavur icadı halka gelince halkın şu yüzyılda dahi ne kadar bilgili olduğu haberlerde sosyal medya da görülüyor

Dostum hangi kitaplar olduğunu biraz araştırırsan medrese mevzuatında bulabilirsin. Avrupa tarihine de baktığımızda eğitim alanında ki reformlarda doğu kaynaklı bilgilerin temel alınarak uyarlanması var. Bir hanedanlıkta; tıp, Ziraat vs mesleklerin yanı sıra süre gelen okumadan öğrenilen bilgi birikimleri vardı.
İyi niyetli yapılan komple reformist düşünce ( re form ingilizce yeniden şekillendirme demektir ) eskiyi geliştirip tecrübeleri katlayıp uygulama olarak düşünülebilirken.
Baskıcı kilise rejiminden kurtulmayı hayal eden Avrupanın reformlar sonucu getirdiği değerler üzerinden başka bir coğrafyayı yeniden kurmak pek akla ve mantığa uymuyor.

Herşey bir yana insan kılık kıyafet kanunu ile neyi hedefler. Eğer bilimi kıyafetler yapıyor olsaydı bilmin beşiği İtalya olurdu.

Ben Atatürkün acımasızca eleştirmekten yana değilim,daha çok sonrasındaki kemalistler ve bize çizdiği Atatürk tablosuna daha çok karşıyım. Zorla her icraatını lutuf gibi sunmaları, hatasız bir kul gibi göstermeleri vs. işte neyse boş verin.

trhakan 09.07.24 16:15

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624191)
Ben sizin tarih okumadığınızi düşünmedim. Saplantilisiniz da demedim. Öyle de bir düşüncem olmadı. Olsaydı zaten aciklamayla uğraşmazdim. Zira bir şeyi yarım yamalak bilen bir kişiye ne anlatsaniz da fayda etmez, sizi tenzih ederek konuşuyorum lütfen yanlış anlamayın. Geniş açıdan bakın dememden kastım sizi yermek değil. Bazen nötr olup işin oluruna bakmak gerekiyor. O zamanki süreci gerçekten özümsemek gerekiyor. İnanın bu araştırmayla okumayla olan bir şey değil. Yani bu konu da sizi şahsi olarak eleştirmedim. Öyle anlasildiysa kusura bakmayın.

İkisini içerecek şekilde bir egitim modeli pek mümkün görülmüyor. En makulu eski tüm kaynakların hepsini Latin alfabesine uyarlayip o veriler ışığında bilimin ilerlemesini sağlamak olabilirdi. Sanırım istediğiniz de bu olabilir. Komple kendi geçmişini inkar eder gibi sırt çevirip batıya yönelmenin bilimsel açıdan doğru bulmuyorsunuz anladığım kadarıyla. Eskiden Osmanlı ilimde pir iken hatta daha öncesi de vardır. Sonradan batı bilimde çığır açtı. Belki bu yönelimin sebebi herneyse egitimde de batıyı örnek olmak da bundan olabilir. Çünkü hatırlarsanız Osmanlı bir ara yaşadığı sıkıntıların çözümünü bir dönem gecmiste aradı. " Biz eskiden iyiydik şimdi aynı konumda değiliz. Ozaman geçmişteki usullerimize bir bakıp eski düzeni sağlayalım" bu fikir tuttu mu? Malesef başarısız oldu. Ülke olarakta bireysel olarak da hep ileri bakmak gerekir.

Avrupa'da hala bile devam eden hanedanliklara bakarsanız sadece süs olarak duruyorlar. Herhangi bir resmi yazışmalari yok. Her hangi bir ülke yönetimde dış anlasmalarda hükümleri yok. Ama bizde öyle olmuyor malesef. O nedenle kaldırıldı.. kı zaten hanedanlıktan ( ordu, toprak, nam) eser kalmadı. Halifelikte ise sadece inan ve değer veren Türkler kaldı. Bizim halifemizi Arap camiası tanımadı.. Bir de Avrupa yönetim yapisi eskiden beri cumhuriyet yada benzeri rejimlere daha yakındır. Bilirsiniz bir konsül veya bir grup insan vardir. Bunlar kralın yaptilarini sorgular, yeri gelir bütçe çıkmaz savaşa vs. Osmanlı da böyle bir yönetim anlayisi yok. O yüzden onlardaki baş kaldiri ve isyan yada tabiyetlik olayı bizlerle aynı düzeyde değil. O sebebledir ki onlardaki tum reform hareketleri aşağıdan yukarı girmiştir. Ki olması gereken de budur. Bizde ise tam tersidir. Tepeden halka zorla yaptırılmıştır. Çünkü Türk yapısında yönetimi sorgulama, isyan pek hoş karşılanan yada yaygın bir durum değildir. Ama Avrupa'da bu çok yaygın.

Dostum mimikler olmadığından sanırım sert anlaşıldım hakkını helal et. Konjektörel düşününce bazı inkılaplar başkatürlü olmazdı denebiliyor. İnkılaplara bakarsan tek bir insanın diktasını görebilirsin.
Bu durmda soru şu: DİKTA EDEREK DEMOKRASİ TESİS EDİLEBİLİR Mİ?

Yok Atatürk seyitti, yok Atatürk Hafızdı, Yok Atatürk Araplara kafa tuttu falan bırakın bu tarihten süper kahraman çıkarma yarışını. Ben Atatürkü küçümsemiyorum bilakiz onu tanrı boyutunda büyüten sonradan olma zeust çuları diyorum. Her insanın hataları ve zaafı vardır. Atatürkünde gırla hataları vardı onu 4x4 lük gösterme gayreti çerçevesinde geçmişe küfür edip yeniyi öven yakın kör ( hipermetropik rüzgara karşı işeyenler)

Dostum herkes eleştirilmeli Osmanlıya sövebiliyorsan, Atatürkü eleştirmemi hoş karşılamalı, bu yakın dövüşçüler. Osmanlıyı da savunuyor değilim aslında tamam bir hayranlığım var (komple tarihi düşününce tarzı ile yönetim, özgürlük, fetih anlayışı, evliya gibi padişahlar vs..) Unutulmaması gereken konu: Osmanlı olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti de olmazdı. Atatürk olmasa başka Atatürkler çıkardı o dönem herkes Atatürk olmuştu, bir kıvılcım bir hareket, bir fitildiler ateşini bekleyen.

Neyse Kardeşlikler kırdıysam hakkınızı helal edin üzüm yedik, bağ bekçisi ile yakın temas bize yakışmaz.

siruss 09.07.24 16:30

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624195)
Dostum mimikler olmadığından sanırım sert anlaşıldım hakkını helal et. Konjektörel düşününce bazı inkılaplar başkatürlü olmazdı denebiliyor. İnkılaplara bakarsan tek bir insanın diktasını görebilirsin.
Bu durmda soru şu: DİKTA EDEREK DEMOKRASİ TESİS EDİLEBİLİR Mİ?

Yok Atatürk seyitti, yok Atatürk Hafızdı, Yok Atatürk Araplara kafa tuttu falan bırakın bu tarihten süper kahraman çıkarma yarışını. Ben Atatürkü küçümsemiyorum bilakiz onu tanrı boyutunda büyüten sonradan olma zeust çuları diyorum. Her insanın hataları ve zaafı vardır. Atatürkünde gırla hataları vardı onu 4x4 lük gösterme gayreti çerçevesinde geçmişe küfür edip yeniyi öven yakın kör ( hipermetropik rüzgara karşı işeyenler)

Dostum herkes eleştirilmeli Osmanlıya sövebiliyorsan, Atatürkü eleştirmemi hoş karşılamalı, bu yakın dövüşçüler. Osmanlıyı da savunuyor değilim aslında tamam bir hayranlığım var (komple tarihi düşününce tarzı ile yönetim, özgürlük, fetih anlayışı, evliya gibi padişahlar vs..) Unutulmaması gereken konu: Osmanlı olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti de olmazdı. Atatürk olmasa başka Atatürkler çıkardı o dönem herkes Atatürk olmuştu, bir kıvılcım bir hareket, bir fitildiler ateşini bekleyen.

Neyse Kardeşlikler kırdıysam hakkınızı helal edin üzüm yedik, bağ bekçisi ile yakın temas bize yakışmaz.

Malesef haklısınız dikte edilerek ne demokrasi tesis edilebilir. Ne de herhangi başka bir şey. Gönül isterdi ki inklaplar aşağıdan yukarı hareket etsin. Bazı hususları halkın kendisi talep etsin. Ama dediğim gibi bizim toplumumuz buna alışık değil. Osmanlı'da padişah dikte etti. Demokrasi de Atatürk. Günümüzde ise cumhurbaskanlari. Ben hala gunumuzde tam anlamıyla bir cumhuriyet yasandigini düşünmüyorum. Zira yapımız ugun değil. Tanrı haşa Allah gibi görüp tapınmak hele çok yanlış. Atatürkçü olupta Allah'tır ben taparim diyeni de açıkçası duymadım. Oda bir kul sonuçta. Her kulda olduğu gibi onda da hataları vardım özellikle son zamanlarında. Hastalık kısımları dersim olayları vs. Ama sanırım sizin tarafsız dusunememezin sebebi itiraf ettiğiniz hayranliginiz. Atatürk olmasaydı başka ataturkler çıkardı soyleminizi de doğru bulmuyorum ben. Çıksaydı zaten Osmanlı yikilmazdi öyle değil mi? Sizce ikinci bir fatih Sultan Mehmet gelir mi bu dünyaya? İkinci bir kanuni Sultan Süleyman? Yavuz sultan selim? Kendi soyundan gelenler bile biri diğerinin yerini tutmaz iken ikinci üçüncü ataturkler cikarmak yanlış bir bakış açısı. Günümüzde bakın Abdulhamithana giydirirler. Sayan da ve sovende. Bana kalırsa elinden geleni yapıp en iyi şekilde ülkesini yönetti. Daha önce yapılmamış bir şekilde diktatördu ama olması gerekiyordu. Halka dikte ederek birşeyler yapmaya çalıştı. Ama dediğiniz gibi dikte etmek ile olmuyor mealesef.. bu tutumu onu kötü yada hatalı kilmaz. Dönemin şartları onu gerektiriyordu çünkü.. Abdülhamit varlığını ne kadar atasına borçluysa Ataturkte o kadar borçludur.

Yine diyorum objektif bakılmalı, hayranlık duyulmadan herkesin yanlış ve doğrusu görülerek durumun o anki şartlarına göre değerlendirilmeli. Ama bir insanın sadece hatasını görüp yaptığı iyi işlerden hiç bahsetmeden anlatirsaniz yazılan konu da haliyle farklı bir yön alır. Yoksa kusursuz olmak sadece Allah'a cc. Ya mahsustur. Geri kalan her kul, her padişah üzerine düşeni alır...

osman100 09.07.24 16:47

Alıntı:

Cazgircinx Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624133)
Allah razı olsun abim. Bende Atatürk hakkında istihare yapmıştım 2 kere arka arkaya rüyamda gördüm. En doğrusunu Allah bilir ama Atatürk Allah dostu bir veli olabilir diye düşünüyorum.
Zamanında dini yok etmeye çalışan batil inançlar ile dine fitne sokup yahudi isbirlikcisi haci hocalar varmis. Onları astırmış. Ama maalesef günümüzde bidat ehli yahudi birlikcisi haci hocalar var.
Mason tarikatini kapatti vefatindan sonra is.. geri actirdi. Gerçeği bu.

Ama gunumuzun tarihi yanlış yok içki içermis yok bilmem ne. Bunlar hiç Allaha damı sormayi akıl edemiyorlar. Atatürk ile bediiuzzaman birlikte dost idiler günümüz tarihi düşman olarak gösterdi. Atatürk haberi olmadan o mübareği hucreye attilar.
Kimisi diyorki belgeler mevcut o belgeler carpitilmis ingiliz kaynakli belgelerdir.

Düşmanlar ülkeye saldirdiginda son padişah onlarla isbirligi içerisine girmis Ama Atatürk baş kaldirip savaşmış. Yoksa sonumuz Filistin gibi olurdu. Toprak elden giderdi. Ben ilk Osmanli düşmanı değilim Ama son Osmanlı dağılma amanlarinda Lüks israflar cogaldi. Baya kötüye gitti içki yayginlastirildi Atatürk geri kapattirdi o yerleri Ama vefatindan sonra Is.. geri actirdi..

Aksini söyleyen olursa gitsin Allah a sorsun. Istihare etsin.

Tabiki Herşeyi Allahu tealaya soracagız ama binlerce tarihi vesika argüman mevcut araştırmanızı tavsiye derim Düşmanla işbirligi içinde dediginiz Vahdettin kimdir ne yapmıştır Mesala lüks israf dediginiz Osmanlıda israfa bir örnek verebilirmisiniz yahudi işbirlikcisi dediginiz alimler kimdir ? Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz sözünü meclis açılışında kim söylemiştir ? Günümüzün tarihi yanlış yok içki içermiş felan yazmışssınız Elinizde içmedigine dair bir belgemi var Neyden öldügü hakkında bilginiz varmı siroz dan vefat etmiştir Herkez hesabını Allaha verecek ben kınama açısından söylemedim sizin yazdıgınız için yazdım beni yanlış anlamayın sakın ama biraz derin araştırma tavsiye ederim isterseniz yazdıgınız satırbaşları için tek tek ayrı ayrı kaynaklar verebilirim

osman100 09.07.24 17:04

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624137)
Eyvallah Atatürk’ün dine karşı bakış açısını anlamak için onunla ilgili yazılmış eserlerden ziyade kendisinin bu konuda söylediği sözler ve ona ait davranışlar bize objektif bir kaynak olabilir. Bu doğrultuda bir araştırma yapıldığında görülür ki, Atatürk hiçbir zaman “çağdaşlaşma ve medenileşme” adına din aleyhine konuşmamış ve olumsuz bir davranışta bulunmamıştır. Ne İslam dini için ne de diğer ilahi dinler için herhangi bir olumsuz söylemde bulunmamış bundan özellikle kaçınmıştır. Aksine özellikle mensubu olduğu İslam dinine karşı sevgi ve saygısını her fırsatta dile getirmiştir. Bu konuda özellikle dinin akıl ve mantıkla nasıl örtüştüğünü vurguladığını şu sözlerinden anlayabiliriz. “Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiç bir şey kapsamıyor. Hâlbuki Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, sun’i, boş inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu güçsüzler (zavallılar) sırası gelince aydınlanacaktır. Onlar aydınlığa yaklaşamazlarsa, kendilerini yok ve mahkûm etmişler demektir. Onları kurtaracağız.”( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay. 1954, s.70.)

Atatürk hiçbir zaman “çağdaşlaşma ve medenileşme” adına din aleyhine konuşmamış ve olumsuz bir davranışta bulunmamıştır Bu sözlerine karşılık şu sözleri kim söylemiştir abi ?(Kuranı şimdi ilk defa türkçe bastırıyorum ayrıca Muhammedin hayatınıda tercüme ettiriyorum Halk her yerde aşşagı yukarı aynıısının oldugunu din ricalinin tek meselesinin karın doyurmak oldugunu görmelidir Türk tabiattan başka hiçbir şeyi kutsal tanımaz).Atatürk'ün Vossiche Zeitung gazetesi muhabiri, yazar Emil Ludwig'le yaptığı söyleşide)

Atatürk Emil Ludwig'in yazdığı ve Napolyon'un hayatını anlatan kitapları Türkçeye tercüme ettirmişti.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 23. Cilt, s.269
bunun gibi 100lerce nusha var bu sadece 1tanesi

Karamanoglu16 09.07.24 17:11

Alıntı:

osman100 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624207)
Atatürk hiçbir zaman “çağdaşlaşma ve medenileşme” adına din aleyhine konuşmamış ve olumsuz bir davranışta bulunmamıştır Bu sözlerine karşılık şu sözleri kim söylemiştir abi ?(Kuranı şimdi ilk defa türkçe bastırıyorum ayrıca Muhammedin hayatınıda tercüme ettiriyorum Halk her yerde aşşagı yukarı aynıısının oldugunu din ricalinin tek meselesinin karın doyurmak oldugunu görmelidir Türk tabiattan başka hiçbir şeyi kutsal tanımaz).Atatürk'ün Vossiche Zeitung gazetesi muhabiri, yazar Emil Ludwig'le yaptığı söyleşide)

Atatürk Emil Ludwig'in yazdığı ve Napolyon'un hayatını anlatan kitapları Türkçeye tercüme ettirmişti.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 23. Cilt, s.269
bunun gibi 100lerce nusha var bu sadece 1tanesi

Yapamam! Hepimiz Müslümanız! Yemin ederim ki, namusum üzerine söylerim ki (Hatay'ı) bırakmam! Çok temenni ederim ki, Fransız hükümeti aklını başına toplasın. Namusum üzerine söylüyorum bırakmam. Kendileri bilirler!
Atatürk
21 Aralık 1937

trhakan 09.07.24 17:22

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624197)
Malesef haklısınız dikte edilerek ne demokrasi tesis edilebilir. Ne de herhangi başka bir şey. Gönül isterdi ki inklaplar aşağıdan yukarı hareket etsin. Bazı hususları halkın kendisi talep etsin. Ama dediğim gibi bizim toplumumuz buna alışık değil. Osmanlı'da padişah dikte etti. Demokrasi de Atatürk. Günümüzde ise cumhurbaskanlari. Ben hala gunumuzde tam anlamıyla bir cumhuriyet yasandigini düşünmüyorum. Zira yapımız ugun değil. Tanrı haşa Allah gibi görüp tapınmak hele çok yanlış. Atatürkçü olupta Allah'tır ben taparim diyeni de açıkçası duymadım. Oda bir kul sonuçta. Her kulda olduğu gibi onda da hataları vardım özellikle son zamanlarında. Hastalık kısımları dersim olayları vs. Ama sanırım sizin tarafsız dusunememezin sebebi itiraf ettiğiniz hayranliginiz. Atatürk olmasaydı başka ataturkler çıkardı soyleminizi de doğru bulmuyorum ben. Çıksaydı zaten Osmanlı yikilmazdi öyle değil mi? Sizce ikinci bir fatih Sultan Mehmet gelir mi bu dünyaya? İkinci bir kanuni Sultan Süleyman? Yavuz sultan selim? Kendi soyundan gelenler bile biri diğerinin yerini tutmaz iken ikinci üçüncü ataturkler cikarmak yanlış bir bakış açısı. Günümüzde bakın Abdulhamithana giydirirler. Sayan da ve sovende. Bana kalırsa elinden geleni yapıp en iyi şekilde ülkesini yönetti. Daha önce yapılmamış bir şekilde diktatördu ama olması gerekiyordu. Halka dikte ederek birşeyler yapmaya çalıştı. Ama dediğiniz gibi dikte etmek ile olmuyor mealesef.. bu tutumu onu kötü yada hatalı kilmaz. Dönemin şartları onu gerektiriyordu çünkü.. Abdülhamit varlığını ne kadar atasına borçluysa Ataturkte o kadar borçludur.

Yine diyorum objektif bakılmalı, hayranlık duyulmadan herkesin yanlış ve doğrusu görülerek durumun o anki şartlarına göre değerlendirilmeli. Ama bir insanın sadece hatasını görüp yaptığı iyi işlerden hiç bahsetmeden anlatirsaniz yazılan konu da haliyle farklı bir yön alır. Yoksa kusursuz olmak sadece Allah'a cc. Ya mahsustur. Geri kalan her kul, her padişah üzerine düşeni alır...

Dostum benim Osmanlı Hayranlığım yanlış anlaşılmış düzeltmek isterim. Cumhuriyetin ilanından selçuklununda öncesine uzanan tarihte birlik beraberlik ruhu içinde tek devlet olmak bu kadar zor iken içten ve dıştan düşmanlarla mücadele ve fetih ruhu bu hayranlığı devlet olarak düşünelim bireysel değil. tek tek padişah dersek o arada da yanlışlar çıkar.

Bu gün için tarihin bir döneminden öncesi yok yada utanç duyulacak ve 1900 sonrasında gurur kaynağı varmış gibi tarih yazılması ve Atatürkü, osmanlı padişahları karşısında yüceltirken diğer padişahları yerden yere vuran tuhaf bir şakşakcı grup var ya anlamışsındır.

Ne hata etmişse geçmişte oldu bu günün mimarı Atatürktür ama Abdülhamit Kızıl değildi eğer kızıl diye anılacaksa bayrak kızılının aşığıydı hele vatan haini hiç değildi artık takım tutar gibi Atatürk 1 - Vahdettin 0 gibi bu ruhtan çıkalım.

Millet olarak hep bunlşardan başımıza işler geldi.
Bütün ihtilallerde fanatik tik ( sağ ya da sol )
Bütün Seçimlerde fanatiktik
Bütün maçlarda fanatiktik.
Tayyip üstün bir adam değil, Atatürk üstün bir adam değil, Bahçeli üstün birr adam değil.

Bunları yukarıdakileri yaptıklarını beşenmek ayrı şey, onu yüceltip egosunu şişirerek, bağnazca taraftarı olmak ayrı şey.

Önce Allah Rızası, Yapılan iş ve vaadleri gibi somut verilerle ve abartmadan sevebilsek, tutabilsek yada desteklesek herşey tamam olur belkide.

osman100 09.07.24 17:26

Alıntı:

Karamanoglu16 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624209)
Yapamam! Hepimiz Müslümanız! Yemin ederim ki, namusum üzerine söylerim ki (Hatay'ı) bırakmam! Çok temenni ederim ki, Fransız hükümeti aklını başına toplasın. Namusum üzerine söylüyorum bırakmam. Kendileri bilirler!
Atatürk
21 Aralık 1937

(Arabistan yarımadasının kumsal çöllerinden yaratan rabbinin adıyla oku safsatasını esas tutmuş olan araplar uygar dünyada bilhassa zengin uygar bölgelerinde bu ilkel ve cahiliyet devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır) Atatürk'ün "Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti Yüksek Başkanlığı'na" yazdığı mektuptan...

Kaynak: Atilla Oral - Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu, s.61

osman100 09.07.24 17:38

Alıntı:

Karamanoglu16 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624209)
Yapamam! Hepimiz Müslümanız! Yemin ederim ki, namusum üzerine söylerim ki (Hatay'ı) bırakmam! Çok temenni ederim ki, Fransız hükümeti aklını başına toplasın. Namusum üzerine söylüyorum bırakmam. Kendileri bilirler!
Atatürk
21 Aralık 1937

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ben kendi fikrimden hiç birşey katmadım bütün yazdıklarım tarihi nushalardan metinlerden kaynaklarıda belirttim buda tarihçi murat bardakçının yorumu

siruss 09.07.24 17:43

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624210)
Dostum benim Osmanlı Hayranlığım yanlış anlaşılmış düzeltmek isterim. Cumhuriyetin ilanından selçuklununda öncesine uzanan tarihte birlik beraberlik ruhu içinde tek devlet olmak bu kadar zor iken içten ve dıştan düşmanlarla mücadele ve fetih ruhu bu hayranlığı devlet olarak düşünelim bireysel değil. tek tek padişah dersek o arada da yanlışlar çıkar.

Bu gün için tarihin bir döneminden öncesi yok yada utanç duyulacak ve 1900 sonrasında gurur kaynağı varmış gibi tarih yazılması ve Atatürkü, osmanlı padişahları karşısında yüceltirken diğer padişahları yerden yere vuran tuhaf bir şakşakcı grup var ya anlamışsındır.

Ne hata etmişse geçmişte oldu bu günün mimarı Atatürktür ama Abdülhamit Kızıl değildi eğer kızıl diye anılacaksa bayrak kızılının aşığıydı hele vatan haini hiç değildi artık takım tutar gibi Atatürk 1 - Vahdettin 0 gibi bu ruhtan çıkalım.

Millet olarak hep bunlşardan başımıza işler geldi.
Bütün ihtilallerde fanatik tik ( sağ ya da sol )
Bütün Seçimlerde fanatiktik
Bütün maçlarda fanatiktik.
Tayyip üstün bir adam değil, Atatürk üstün bir adam değil, Bahçeli üstün birr adam değil.

Bunları yukarıdakileri yaptıklarını beşenmek ayrı şey, onu yüceltip egosunu şişirerek, bağnazca taraftarı olmak ayrı şey.

Önce Allah Rızası, Yapılan iş ve vaadleri gibi somut verilerle ve abartmadan sevebilsek, tutabilsek yada desteklesek herşey tamam olur belkide.

Bence de . Bu ülkenin başına hep fanatiklesmeden belalar geldi. Hepsi bizim atamız. Hepsinin bugünün Türkiyesinde emeği büyük. Benim de ne niyetim ne haddim geçmişteki büyük insanların imanını dinini yaptıklarını sorgulamak. Ben de buna karşı cikiyorum. Herkesin kusuru hatası var. Hepsinin alınan yanlış kararları icraatleri elbetteki vardır. İnsanları yargilarken icraatıne bakmak gerekir. Kalkip kişiyi dini ibadeti üzerine vurmak, icraatlerini bu dindarlık seviyesinden vurmak doğru değil. İmanını Allah yargilasin. Biz günümüze bakalım... Rabbim cümlemizi doğru yoldan ayırmasın kâfidir..

Karamanoglu16 09.07.24 17:52

Alıntı:

osman100 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624213)
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ben kendi fikrimden hiç birşey katmadım bütün yazdıklarım tarihi nushalardan metinlerden kaynaklarıda belirttim buda tarihçi murat bardakçının yorumu

evet zaten bunları yalanlamıyorum ben bunu daha ilk yorumda belirttim o dönem sadece Atatürk değil 1. dünya savaşını görmüş bütün anadolu insanında hemen hemen bu düşmanlık vardı bunu sadece ben söylemiyorum bunu murat bardakçı'da anlatıyor tıpkı senin bana attığın linkte ki gibi o dönemin anadolu insanının arap yarımadasına bakışını anlatır fakat herşy gibi bunun da tövbesi vardır elbet keza sonra ki yıllarda ki din konusunda da sıcak sözleri vardır
"Biliriz ki Allah, Dünya üzerinde yarattığı bu kadar nîmeti, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzamî derecede faydalanabilmek için de bugün, Kâinat'tan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir"
Atatütürk

"Lâkin Cenab-ı Hakk'a binlerce hamd-ü sena olsun ki, düşman karşısındaki aziz ordular için sarf ettiğimiz bütün emekler mutlu neticesini verdi"

Karamanoglu16 09.07.24 18:06

Ha bu konuyu daha iyi anlamak için (Persepolis) filmini izlemenizi tavsiye ederim

Yusufiyeli 09.07.24 18:27

Alıntı:

osman100 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624207)
Atatürk hiçbir zaman “çağdaşlaşma ve medenileşme” adına din aleyhine konuşmamış ve olumsuz bir davranışta bulunmamıştır Bu sözlerine karşılık şu sözleri kim söylemiştir abi ?(Kuranı şimdi ilk defa türkçe bastırıyorum ayrıca Muhammedin hayatınıda tercüme ettiriyorum Halk her yerde aşşagı yukarı aynıısının oldugunu din ricalinin tek meselesinin karın doyurmak oldugunu görmelidir Türk tabiattan başka hiçbir şeyi kutsal tanımaz).Atatürk'ün Vossiche Zeitung gazetesi muhabiri, yazar Emil Ludwig'le yaptığı söyleşide)

Atatürk Emil Ludwig'in yazdığı ve Napolyon'un hayatını anlatan kitapları Türkçeye tercüme ettirmişti.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 23. Cilt, s.269
bunun gibi 100lerce nusha var bu sadece 1tanesi

Şimdi bana mı ayar oldun karşı argümanlar da var mesela “Hakikat-i Tasvir Gazetesi”nde yer alan Bedir Savaşı’na ilişkin, Atatürk’ün Hz. Peygamber’e olan hayranlığını anlatan bir yazıda M. Şemseddin Günaltay’ın bir hatırası şöyle nakledilir: “İslamların, Kureyş kafilesine karşı en büyük ve mühim zaferi olan Bedir Savaşı, Peygamberlerin en sonu ve en büyüğü olan Hz. Muhammed (s.a.v)’in, aynı zamanda pek büyük bir asker ve başbuğ olduğunu da ispat etmiştir. Bu muazzam zaferin hikâyesine başlamadan evvel, o zaferin, askerlik bakımından büyük ehemmiyetini ve Peygamberimizin bu savaşı sevk ve idarede gösterdiği askeri dehayı, asrımızın en büyük askerlerden biri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ağzından dinleyelim:Hadisenin şahidi bulunan ve bizzat Atatürk’ün muhatabı olan rahmetli tarihçi ve İslamiyet bilginimiz Şemseddin Günaltay, Konya’da bir parti kongresinde yaptığı pek mühim bir konuşmada, Atatürk’ün Bedir Savaşı ve Yüce Kahramanı hakkındaki hayranlığını şöyle anlatmıştı:- Atatürk’ün birer asker kaçağı yuvası halini alan medreseleri kapatmasının ve dinimizi cehaletin ve yobazlığın elinden kurtarmak için giriştiği nurlu ve hayırlı inkılâbın manasını kavrayamayan bir takım kimseler, o büyük adamın dini akidelerinden şüpheye düşmüşlerdi.Bu sırada münevver geçinen tanınmış bir zat da, bu yanlış kanaate düşerek, güya Atatürk’ün gözüne girmek gayretine düşmüş ve mutaassıp bir İslam düşmanı tarafından, İslamiyet ve Hz. Muhammed (s.a.v) aleyhine yazılmış bir eseri Türkçeye tercüme edip Atatürk’ün mütalaa ve tasvibine arz etmiştir. O esnada Dolmabahçe Sarayı’nda oturmakta olan Atatürk, hemen beni arattırıp acele saraya davet etti. Gittim. Eseri şöyle bir göz gezdirdikten sonra:- ‘Hocam, şu kitabı gördünüz mü, bu babta ne dersin?’Diye sorması üzerine, bu ani soru karşısında ne cevap vereceğimi şaşırdım. Bir an için onun dini akidesi hakkında tereddüde düştüm. Acaba kitap hakkında gerçek kanaati nedir, nasıl cevap verebilirim, diye aklımdan geçirdim ve nihayet:- ‘Paşam, birkaç gün müsaade buyurunuz da, tetkik edeyim.’ Diyerek eve döndüm. Cevabımı sabırsızlıkla bekleyen Atatürk, bir süre sonra beni acele bir emirle saraya tekrar çağırttı. Saraya gittiğimde hemen huzuruna çıkardılar. Büyük bir masanın başında, zamanın Başvekili İsmet Paşa ile karşı karşıya oturuyorlar ve önlerindeki haritaya eğilmişler dikkatle bir şey tetkik ediyorlardı. Ben içeri girince başını kaldırıp gözlerimin içine bakan Ata, hemen sordu:- ‘Hocam tetkik ettiniz mi, fikriniz nedir?’ dedi. Artık tereddüde lüzum ve imkân kalmamıştı. Ne olursa olsun dedim ve tercümeyi önüne koyarak:- ‘Ele alınacak şey değil, bir facia, Paşam!’ Cevap vermeye kalmadan, Atatürk yerinden fırlayıp parladı ve Başvekile dönerek: - ‘Bu paçavrayı toplatın ve tercümeyi yapan (…) Beyi de, devlet hizmetinde kullanılmamak üzere hükümet kapısından uzaklaştırın.’ diye emretti. Gözleri masanın üzerinde serili haritaya dikildi ve beni kolumdan tutarak masanın başına çekip parmağını bir noktaya dikti. Bu, kendi eliyle çizdiği bir askeri haritaydı ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in büyük Bedir Savaşı’nı adım adım gösteriyordu. Hz. Muhammed (s.a.v)’e ve O’nun peygamberliği kadar, büyük askeri dehasına hayran olan eşsiz Sakarya Galibi, Bedir Galibini göklere çıkarırken O’nun Hak Peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar, diye heyecanlandı. Ata’nın son sözü şu olmuştu:- ‘Hz. Muhammed (s.a.v)’in bir avuç imanlı müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir meydan muharebesinde kazandığı zafer, fani insanların kârı değildir. O’nun Peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır.”(Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1991, s. 24-29)

Yusufiyeli 09.07.24 18:34

1922 yılında yaptığı meclis konuşmasının başında peygamberlerin gönderilişindeki ilahi usule, dinimizin son din ve Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin son peygamber oluşundaki hikmete değinirken şöyle söylüyor:“Ey arkadaşlar! Allah birdir, büyüktür. İlahi kanunların işleyişine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde mütalaa olunabilir. İlk devir, beşeriyetin sebavet (çocukluk) ve şebabet (gençlik) devridir. İkinci devir, beşeriyetin rüşd ve kemal (yetişkinlik ve olgunluk) devridir. Beşeriyetin, birinci devrede tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi, yakından maddi vasıtalarla kendisiyle iştigal edilmeyi istilzam eder. (uğraşmayı gerektirir.) Allah, kullarının lazım olan nokta-i tekâmüle vusulüne kadar, içlerinden vasıtalarla dahi kullarıyla, iştigali, lazime-i ulûhiyetten addeylemiştir. (Tanrılık gerçeği saymıştır.) Onlara Hz. Âdem aleyhisselamdan itibaren mazbut ve gayr-ı mazbut (belirli ve belirsiz) bildirilen ve bildirilmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve resuller göndermiştir. Fakat peygamberimiz vasıtasıyla en son hakayık-ı diniye (dini gerçekler) ve medeniyyeyi verdikten sonra artık beşeriyetle bil vasıta temasta bulunmağa lüzum görmemiştir. Beşeriyetin derece-i idrak, tenevvür ve tekâmülü (anlayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması), her kulun doğrudan doğruya ilahi ilhamlar ile temas kabiliyetine vasıl olduğunu kabul buyurmuştur. Ve bu sebepledir ki, Cenab-ı Peygamber, Hatemü’l Enbiya olmuştur ve kitabı, Kitab-ı Ekmeldir…”(Sadi Borak, Atatürk ve Din, Anıl Yayınevi, İstanbul, s. 17. )

imas 09.07.24 19:05

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624221)
1922 yılında yaptığı meclis konuşmasının başında peygamberlerin gönderilişindeki ilahi usule, dinimizin son din ve Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin son peygamber oluşundaki hikmete değinirken şöyle söylüyor:“Ey arkadaşlar! Allah birdir, büyüktür. İlahi kanunların işleyişine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde mütalaa olunabilir. İlk devir, beşeriyetin sebavet (çocukluk) ve şebabet (gençlik) devridir. İkinci devir, beşeriyetin rüşd ve kemal (yetişkinlik ve olgunluk) devridir. Beşeriyetin, birinci devrede tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi, yakından maddi vasıtalarla kendisiyle iştigal edilmeyi istilzam eder. (uğraşmayı gerektirir.) Allah, kullarının lazım olan nokta-i tekâmüle vusulüne kadar, içlerinden vasıtalarla dahi kullarıyla, iştigali, lazime-i ulûhiyetten addeylemiştir. (Tanrılık gerçeği saymıştır.) Onlara Hz. Âdem aleyhisselamdan itibaren mazbut ve gayr-ı mazbut (belirli ve belirsiz) bildirilen ve bildirilmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve resuller göndermiştir. Fakat peygamberimiz vasıtasıyla en son hakayık-ı diniye (dini gerçekler) ve medeniyyeyi verdikten sonra artık beşeriyetle bil vasıta temasta bulunmağa lüzum görmemiştir. Beşeriyetin derece-i idrak, tenevvür ve tekâmülü (anlayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması), her kulun doğrudan doğruya ilahi ilhamlar ile temas kabiliyetine vasıl olduğunu kabul buyurmuştur. Ve bu sebepledir ki, Cenab-ı Peygamber, Hatemü’l Enbiya olmuştur ve kitabı, Kitab-ı Ekmeldir…”(Sadi Borak, Atatürk ve Din, Anıl Yayınevi, İstanbul, s. 17. )

abi, ben bu Atatürk mevzularina hic girmem lakin şoyle bir durum var
1923 e kadar olan mustafa kemal
1923 den sonraki mustafa kemal
1923 e kadar olanda tam bir nabza serbet durumu var ezelden beri bizim insanimizin zayif karni olan ** din** duygusunu. okşama yada sönurme durumu
ve 1923 cumhuriyetin ilanından sonra cok değisik despot gaddar, inanç konusunda tam ters dönmüş bir mustafa kemal var
bunu gözardı etmemek gerekir

Yusufiyeli 09.07.24 19:12

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624227)
abi, ben bu Atatürk mevzularina hic girmem lakin şoyle bir durum var
1923 e kadar olan mustafa kemal
1923 den sonraki mustafa kemal
1923 e kadar olanda tam bir nabza serbet durumu var ezelden beri bizim insanimizin zayif karni olan ** din** duygusunu. okşama yada sönurme durumu
ve 1923 cumhuriyetin ilanından sonra cok değisik despot gaddar, inanç konusunda tam ters dönmüş bir mustafa kemal var
bunu gözardı etmemek gerekir

Haklısın kardeşim de nihayetinde Atatürk pragmatik bir adam çok farklı beyanatları olduğu bir gerçek ama ben kimseyi tekfir etmem zira günahından haberdar oluruz da tevbesinden haberimiz olmaz.

imas 09.07.24 19:18

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624230)
Haklısın kardeşim de nihayetinde Atatürk pragmatik bir adam çok farklı beyanatları olduğu bir gerçek ama ben kimseyi tekfir etmem zira günahından haberdar oluruz da tevbesinden haberimiz olmaz.

müslüman zahire göre karar verir düsturunu ben cok severim,tabiki kimsenin son anindan haberimiz olmaz...

Yusufiyeli 09.07.24 19:23

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624232)
müslüman zahire göre karar verir düsturunu ben cok severim,tabiki kimsenin son anindan haberimiz olmaz...

Hanefi mezhebi zahire çok önem verir bilirsin talak konusunda aslında şöyle demek istemiştim tevilleri makbul olmaz. Fakat genel anlamda zahire de baksak çok farklı beyanatları var burada tekrarlamanın manası yok. Fakat Homoseksüel Rıza Nur'un açıklamaları bana göre çok subjektif şöyle diyeyim tekrarlayayım tevbesinden haberimiz yoktur.

Mikail23 09.07.24 21:21

Kamal yani atatürk, Mustafa ismine karsi biriydi, dini olan her seye zaten karsiydi.
Adama zorla bu ismi taktilar. Kamal'in arkasinda ona destek verenler ingilizler Kamal ile ayni görüste idi. Kamal, ingilizleri üzmekten çok çekinirdi. Getirdigi her yenilik ingilizleri sevindiren türdendi. Resimlerinden ve videolarindan ingilizlerle çok dostane oldugu açikca görülmektedir. Müslüman halki dininden uzaklastirmak isterseniz, onlardan gibi gözüken biri eliyle bunu daha iyi yaparsiniz.

Kamali sevende sevmeyende onun sarhos ve ateist biri oldugunu çok iyi bilir. Video konusmasinda ateist oldugunu ima ile tüm insanlara duyurmustu. Neden ? Artik güç elindeydi ve saklanmaya ihtiyaç yoktu.

Astigi ve hapse attirdigi hocalarin hepsi Allah dostu kimselerdi. Eger Mevlana ve Yunus Emre o dönemde yasasaydi onlarida hapse attirirdi bundan emin olun.

trhakan 10.07.24 08:22

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624214)
Bence de . Bu ülkenin başına hep fanatiklesmeden belalar geldi. Hepsi bizim atamız. Hepsinin bugünün Türkiyesinde emeği büyük. Benim de ne niyetim ne haddim geçmişteki büyük insanların imanını dinini yaptıklarını sorgulamak. Ben de buna karşı cikiyorum. Herkesin kusuru hatası var. Hepsinin alınan yanlış kararları icraatleri elbetteki vardır. İnsanları yargilarken icraatıne bakmak gerekir. Kalkip kişiyi dini ibadeti üzerine vurmak, icraatlerini bu dindarlık seviyesinden vurmak doğru değil. İmanını Allah yargilasin. Biz günümüze bakalım... Rabbim cümlemizi doğru yoldan ayırmasın kâfidir..

Atatürkün imanı bizi ilgilendirmiyor zira şuanki liderlerin göstermelik imanlarıda bizim görünene inanmamamız gerektiğini gösteriyor.

Çok sevmesemde saygı duymak zorunda olduğum bir liderdir Atatürk. Sevmediğim tarafı kişiliğidir. Alkol bağımlılığıdır ve bu durum beni ilgilendirmez zira 5 vakit namazında ve dini bütün olsa giderken beni cennete mi taşıyacaktı.

Nur alem nur, hatasız ve hatta peygamberlik ve Tanrılık isnat edenleri bile duydu ve gördü bu insan. Aklamayın illaki hataları vardır yüceltmek için abartmayın bazı insanlar fanatikleşiyor. Can Dündar Sarı zeybeği yaptığında ilk izleyen fanatik kemalistler adamı bombardımana tuttu " Atatürk rakıyı seviyor" cümlesi üzere ya sever şuanda sevenlere karışabiliyormuyuz ki ozamanda karışalım. Atatürk hataları ile insandı bırakın zorla yüceltmeyi.

Adam karaciğeri iflas edince öldü alkol bağımlılığı vardı bu onu kötü bir lider yapar ama aldığı stratejik kararlara bakılırsa intoleransı yüksekti onu etkilemediği için keskin zeka ürünü kararlar aldı.

Alkol bağımlılığı da bizi ilgilendirmez ama şu tarihe bakın buram buram kurgu kokuyor adamın kahramanlığını abartmak için tarihe düşülen notlara bakın "samsuna ayak bastı" samsunla başladı, çıkartma yaptı denir. neyse Allah biliyor ve Allah bizleri korusun niyetimizi biliyor.

siruss 10.07.24 08:38

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624276)
Atatürkün imanı bizi ilgilendirmiyor zira şuanki liderlerin göstermelik imanlarıda bizim görünene inanmamamız gerektiğini gösteriyor.

Çok sevmesemde saygı duymak zorunda olduğum bir liderdir Atatürk. Sevmediğim tarafı kişiliğidir. Alkol bağımlılığıdır ve bu durum beni ilgilendirmez zira 5 vakit namazında ve dini bütün olsa giderken beni cennete mi taşıyacaktı.

Nur alem nur, hatasız ve hatta peygamberlik ve Tanrılık isnat edenleri bile duydu ve gördü bu insan. Aklamayın illaki hataları vardır yüceltmek için abartmayın bazı insanlar fanatikleşiyor. Can Dündar Sarı zeybeği yaptığında ilk izleyen fanatik kemalistler adamı bombardımana tuttu " Atatürk rakıyı seviyor" cümlesi üzere ya sever şuanda sevenlere karışabiliyormuyuz ki ozamanda karışalım. Atatürk hataları ile insandı bırakın zorla yüceltmeyi.

Adam karaciğeri iflas edince öldü alkol bağımlılığı vardı bu onu kötü bir lider yapar ama aldığı stratejik kararlara bakılırsa intoleransı yüksekti onu etkilemediği için keskin zeka ürünü kararlar aldı.

Alkol bağımlılığı da bizi ilgilendirmez ama şu tarihe bakın buram buram kurgu kokuyor adamın kahramanlığını abartmak için tarihe düşülen notlara bakın "samsuna ayak bastı" samsunla başladı, çıkartma yaptı denir. neyse Allah biliyor ve Allah bizleri korusun niyetimizi biliyor.

Hocam kimsenin yucelttigi yok haşa peygamber olarak ilan ettiği yok. En azından buradaki yazışmalarda yok. Bu devirde insanlar ineğe makinaya tapiyor, Atatürk'e taparsalar şaşırmam o ayrı mesele. Rakıyı seviyorsa sevsin. Herkesin günahı kendi boynuna. Ben de alkolden hoşlanmıyorum. Ama içene de mani olmuyorum. İçme desen bin laf duyuyorsun ve daha da çok içiyorlar ters psikoloji mantığı...

Yanlız siz pek saygi da duymuyorsunuz. Hatta ofkeniz yazilariniza da yansıyor. Bu yüzden tepki alıyorsunuzdur. Zira kurduğunuz bazı cümleler pek mantıklı değil. Mesela introlansi yüksekti aldığı kararlari etkilemiyordu derken alkol bağımlılığı ile aldığı kararlari bagdaslastirmissiniz. Kurtuluş savaşı döneminde millet karnını doyurmaya ekmek bulamazken alkol gibi pahalı bir ürünü bulmak herhalde çok kolaydı. Adam bir yandan kafayı çekip bir yandan da Sakarya meydan muharebesi taktiklerini hesaplıyor olabileceğini düşünmek bana çok ütopik geliyor.

Tarihe düşülen notlarda samsunla başladı, Samsun'a cikartma yaptı cümleleri sizi neden rahatsız ediyor ona da anlam veremedim. Nutukta da böyle geçer çünkü. Kendi hayatı aldığı bir karar doğrultusundaki dönüm noktasi olduğu için Samsun'a gidişi önemlidir. Lakin adam ülkeyi kurtarmak için zaten daha önce de bir çok savaşa katılmıştır. Başta trablusgarptan araplari kurtarmak adına girdiği savaşlar da var...

Aslında farkındaysanız tüm bu ikiligin iki sebebi var. Biri sizin denk geldiğiniz Atatürk'ü peygamber ilan edenler. Bir de sizin gibi başarıları görmeyip sürekli karalamayip küçük ve önemsiz görenler..

Hep diyorum nötr olup bakmak lazım. Ne düşmanca ne aşkla. Eminim inkar eden farklı bir yazı yazacaksınız. Ama lütfen yazmayın. Çünkü insan oğlu karşı grubu suçlar hep tıpkı sizin gibi. Atatürk'e peygamber diyorlar diye bilenir. O onların günahı. Siz kendinizle yuzlesin. Acaba kul hakkı mi yiyorum diye bı düşünün isterim. Selametle kalın.

imas 10.07.24 08:56

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624278)
Hocam kimsenin yucelttigi yok haşa peygamber olarak ilan ettiği yok. En azından buradaki yazışmalarda yok. Bu devirde insanlar ineğe makinaya tapiyor, Atatürk'e taparsalar şaşırmam o ayrı mesele. Rakıyı seviyorsa sevsin. Herkesin günahı kendi boynuna. Ben de alkolden hoşlanmıyorum. Ama içene de mani olmuyorum. İçme desen bin laf duyuyorsun ve daha da çok içiyorlar ters psikoloji mantığı...

Yanlız siz pek saygi da duymuyorsunuz. Hatta ofkeniz yazilariniza da yansıyor. Bu yüzden tepki alıyorsunuzdur. Zira kurduğunuz bazı cümleler pek mantıklı değil. Mesela introlansi yüksekti aldığı kararlari etkilemiyordu derken alkol bağımlılığı ile aldığı kararlari bagdaslastirmissiniz. Kurtuluş savaşı döneminde millet karnını doyurmaya ekmek bulamazken alkol gibi pahalı bir ürünü bulmak herhalde çok kolaydı. Adam bir yandan kafayı çekip bir yandan da Sakarya meydan muharebesi taktiklerini hesaplıyor olabileceğini düşünmek bana çok ütopik geliyor.

Tarihe düşülen notlarda samsunla başladı, Samsun'a cikartma yaptı cümleleri sizi neden rahatsız ediyor ona da anlam veremedim. Nutukta da böyle geçer çünkü. Kendi hayatı aldığı bir karar doğrultusundaki dönüm noktasi olduğu için Samsun'a gidişi önemlidir. Lakin adam ülkeyi kurtarmak için zaten daha önce de bir çok savaşa katılmıştır. Başta trablusgarptan araplari kurtarmak adına girdiği savaşlar da var...

Aslında farkındaysanız tüm bu ikiligin iki sebebi var. Biri sizin denk geldiğiniz Atatürk'ü peygamber ilan edenler. Bir de sizin gibi başarıları görmeyip sürekli karalamayip küçük ve önemsiz görenler..

Hep diyorum nötr olup bakmak lazım. Ne düşmanca ne aşkla. Eminim inkar eden farklı bir yazı yazacaksınız. Ama lütfen yazmayın. Çünkü insan oğlu karşı grubu suçlar hep tıpkı sizin gibi. Atatürk'e peygamber diyorlar diye bilenir. O onların günahı. Siz kendinizle yuzlesin. Acaba kul hakkı mi yiyorum diye bı düşünün isterim. Selametle kalın.

tarihçi cemal kutay ın damadi m....t c.....lu arkadasimda , o sebeple cemal kutayla bir cok kez gorusmelerim oldu
cemal kutay şöyle derdi
**** Atatürk özel gorevli olarak gönderilmiş son peygamberdi****
derdi

Yusufiyeli 10.07.24 09:00

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624276)
Atatürkün imanı bizi ilgilendirmiyor zira şuanki liderlerin göstermelik imanlarıda bizim görünene inanmamamız gerektiğini gösteriyor.

Çok sevmesemde saygı duymak zorunda olduğum bir liderdir Atatürk. Sevmediğim tarafı kişiliğidir. Alkol bağımlılığıdır ve bu durum beni ilgilendirmez zira 5 vakit namazında ve dini bütün olsa giderken beni cennete mi taşıyacaktı.

Nur alem nur, hatasız ve hatta peygamberlik ve Tanrılık isnat edenleri bile duydu ve gördü bu insan. Aklamayın illaki hataları vardır yüceltmek için abartmayın bazı insanlar fanatikleşiyor. Can Dündar Sarı zeybeği yaptığında ilk izleyen fanatik kemalistler adamı bombardımana tuttu " Atatürk rakıyı seviyor" cümlesi üzere ya sever şuanda sevenlere karışabiliyormuyuz ki ozamanda karışalım. Atatürk hataları ile insandı bırakın zorla yüceltmeyi.

Adam karaciğeri iflas edince öldü alkol bağımlılığı vardı bu onu kötü bir lider yapar ama aldığı stratejik kararlara bakılırsa intoleransı yüksekti onu etkilemediği için keskin zeka ürünü kararlar aldı.

Alkol bağımlılığı da bizi ilgilendirmez ama şu tarihe bakın buram buram kurgu kokuyor adamın kahramanlığını abartmak için tarihe düşülen notlara bakın "samsuna ayak bastı" samsunla başladı, çıkartma yaptı denir. neyse Allah biliyor ve Allah bizleri korusun niyetimizi biliyor.

19 Mayıs Samsun evet güzel yazmışsın orada kurgu var. Mustafa Kemal 1927 yılında CHP Kongresi’nde okuduğu Nutuk’a ‘’1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım…’’ diye başladığından beri, resmi tarihçilere göre 19 Mayıs kutsal bir gündür. Halbuki Mustafa Kemal’in Millî Mücadele’ye birlikte başladığı Kazım Karabekir’e göre bugünün Millî Mücadele açısından özel bir anlamı yoktur. Karabekir’e İstiklal Harbi yapmak yani kurtuluş için silah kullanmak fikri ilk kez kendisi tarafından 29 Kasım 1918’de İsmet İnönü beye zeyrekte ağabeyinin Süleymaniye Camii’ne bakan evinde açılmıştı. Karabekir’in iddiasına göre İsmet Bey bu iş bitti Kazım gidip çiftlik satın alalım sen Kazım Ağa ol, ben İsmet Ağa olayım demişti. Karabekir’e göre Fevzi Çakmak Paşa ondan beterdi.
13 Mart 1919’da Erzurum’daki 15. Kolordu Kumandanlığına atanan Karabekir Paşa, göreve gitmeden önce, Padişah Vahdeddin’e düşmana direnme önerisinde bulunmuş, Vahdeddin’i ikna ettikten sonra 11 Nisan’da Şişli’deki evinde hasta yatan Mustafa Kemal’e veda ziyaretine gitmiş ve şunları söylemişti:
Paşam, ben yarın Erzurum’a hareket ediyorum. İstanbul da ne vaziyette kalırsanız kalın bir şey yapmak imkansızdır. Sükût edersek mahvımız kaçınılmazdır. Behemehâl Anadolu’ya ordu başına geliniz. Hem de Doğu’ya milletin kurtuluş anahtarı doğudadır. Orada her şey mümkündür. Ordu kuvvetlidir, halk da beraber gider. Planım basittir. Milli bir hükümet teşkili. İstiklalimiz v hiç değilse milli namusumuzu kurtaracak, ancak bu karardır.’’
Anadolu’da milli bir hükümet kurma fikrini Mustafa Kemal buda bir fikirdir ahval günden güne size hak verdiriyor iyi olayım size katılmaya çalışırım diye cevaplamıştı. Rauf bey de bu görüşmeyi ve Anadolu ya geçmeleri için Karabekir’in ısrar ettiğini doğrulayacaktı. Karabekir 13 Nisan 1919’da Gülcemal vapuru ile yola çıkmış 19 Nisan’da Trabzon’a gelmiş oradan da Erzurum’a geçmişti. Mustafa Kemal ise ancak yeni kurulan Ahmed İzzet Paşa Kabinesi’nde Harbiye Nazırlığına atanmadığını öğrendikten sonra Anadolu’ya geçmeye karar vermişti. Hülasa Karabekir’e göre, İlk adımları hep kendisi atmıştır.

imas 10.07.24 09:04

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624278)
Hocam kimsenin yucelttigi yok haşa peygamber olarak ilan ettiği yok. En azından buradaki yazışmalarda yok. Bu devirde insanlar ineğe makinaya tapiyor, Atatürk'e taparsalar şaşırmam o ayrı mesele. Rakıyı seviyorsa sevsin. Herkesin günahı kendi boynuna. Ben de alkolden hoşlanmıyorum. Ama içene de mani olmuyorum. İçme desen bin laf duyuyorsun ve daha da çok içiyorlar ters psikoloji mantığı...

Yanlız siz pek saygi da duymuyorsunuz. Hatta ofkeniz yazilariniza da yansıyor. Bu yüzden tepki alıyorsunuzdur. Zira kurduğunuz bazı cümleler pek mantıklı değil. Mesela introlansi yüksekti aldığı kararlari etkilemiyordu derken alkol bağımlılığı ile aldığı kararlari bagdaslastirmissiniz. Kurtuluş savaşı döneminde millet karnını doyurmaya ekmek bulamazken alkol gibi pahalı bir ürünü bulmak herhalde çok kolaydı. Adam bir yandan kafayı çekip bir yandan da Sakarya meydan muharebesi taktiklerini hesaplıyor olabileceğini düşünmek bana çok ütopik geliyor.

Tarihe düşülen notlarda samsunla başladı, Samsun'a cikartma yaptı cümleleri sizi neden rahatsız ediyor ona da anlam veremedim. Nutukta da böyle geçer çünkü. Kendi hayatı aldığı bir karar doğrultusundaki dönüm noktasi olduğu için Samsun'a gidişi önemlidir. Lakin adam ülkeyi kurtarmak için zaten daha önce de bir çok savaşa katılmıştır. Başta trablusgarptan araplari kurtarmak adına girdiği savaşlar da var...

Aslında farkındaysanız tüm bu ikiligin iki sebebi var. Biri sizin denk geldiğiniz Atatürk'ü peygamber ilan edenler. Bir de sizin gibi başarıları görmeyip sürekli karalamayip küçük ve önemsiz görenler..

Hep diyorum nötr olup bakmak lazım. Ne düşmanca ne aşkla. Eminim inkar eden farklı bir yazı yazacaksınız. Ama lütfen yazmayın. Çünkü insan oğlu karşı grubu suçlar hep tıpkı sizin gibi. Atatürk'e peygamber diyorlar diye bilenir. O onların günahı. Siz kendinizle yuzlesin. Acaba kul hakkı mi yiyorum diye bı düşünün isterim. Selametle kalın.

asil garip olan bir kisinin kanunla korunmasidir, 100 yil olan koruma celal bayar tarafindan suresiz uzatilmistir
bu ulkede Allah inkar edilir,peygamber aleyhine yazilar yazilir
fakat
mustafa kemal hakkında yazılırsa hapis kararı var
minübüs soförune beton mustafanin önunde ineyim diyipte 3 sene hapis yatan insani gordüm ben...

siruss 10.07.24 09:04

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624280)
tarihçi cemal kutay ın damadi m....t c.....lu arkadasimda , o sebeple cemal kutayla bir cok kez gorusmelerim oldu
cemal kutay şöyle derdi
**** Atatürk özel gorevli olarak gönderilmiş son peygamberdi****
derdi

Hocam benim etrafımda yok böylesi. Böyle düşünen kafayı yemiş herhalde. Boylesinden uzak durulmali..

osman100 10.07.24 09:05

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624278)
Hocam kimsenin yucelttigi yok haşa peygamber olarak ilan ettiği yok. En azından buradaki yazışmalarda yok. Bu devirde insanlar ineğe makinaya tapiyor, Atatürk'e taparsalar şaşırmam o ayrı mesele. Rakıyı seviyorsa sevsin. Herkesin günahı kendi boynuna. Ben de alkolden hoşlanmıyorum. Ama içene de mani olmuyorum. İçme desen bin laf duyuyorsun ve daha da çok içiyorlar ters psikoloji mantığı...

Yanlız siz pek saygi da duymuyorsunuz. Hatta ofkeniz yazilariniza da yansıyor. Bu yüzden tepki alıyorsunuzdur. Zira kurduğunuz bazı cümleler pek mantıklı değil. Mesela introlansi yüksekti aldığı kararlari etkilemiyordu derken alkol bağımlılığı ile aldığı kararlari bagdaslastirmissiniz. Kurtuluş savaşı döneminde millet karnını doyurmaya ekmek bulamazken alkol gibi pahalı bir ürünü bulmak herhalde çok kolaydı. Adam bir yandan kafayı çekip bir yandan da Sakarya meydan muharebesi taktiklerini hesaplıyor olabileceğini düşünmek bana çok ütopik geliyor.

Tarihe düşülen notlarda samsunla başladı, Samsun'a cikartma yaptı cümleleri sizi neden rahatsız ediyor ona da anlam veremedim. Nutukta da böyle geçer çünkü. Kendi hayatı aldığı bir karar doğrultusundaki dönüm noktasi olduğu için Samsun'a gidişi önemlidir. Lakin adam ülkeyi kurtarmak için zaten daha önce de bir çok savaşa katılmıştır. Başta trablusgarptan araplari kurtarmak adına girdiği savaşlar da var...

Aslında farkındaysanız tüm bu ikiligin iki sebebi var. Biri sizin denk geldiğiniz Atatürk'ü peygamber ilan edenler. Bir de sizin gibi başarıları görmeyip sürekli karalamayip küçük ve önemsiz görenler..

Hep diyorum nötr olup bakmak lazım. Ne düşmanca ne aşkla. Eminim inkar eden farklı bir yazı yazacaksınız. Ama lütfen yazmayın. Çünkü insan oğlu karşı grubu suçlar hep tıpkı sizin gibi. Atatürk'e peygamber diyorlar diye bilenir. O onların günahı. Siz kendinizle yuzlesin. Acaba kul hakkı mi yiyorum diye bı düşünün isterim. Selametle kalın.

Selamun Aleyküm kardeşim tarihi incelerken enine boyuna bakmak lazım Kimsenin Atatürk ün başarılarıyla ilgili bir problemi yok saygı deger kardeşim lakin problem olan şu Ben bir Müslümanım benim sakaryada çanakalade savaşan atalarımda müslüman idi cumhuriyet kuruldugunda halka dedilerki bu bir İslam cumhuriyetidir sonra anayasanın 2.madedesinden Türkiye bir İslam devletidir ibaresini kaldırdılar hilafeti kaldırdılar demokratik bir düşünceye hizmet ettigini söyleyenler şapka dayattılar halen bu kanun var anayasada ama uygulanmıyor harf inklabı adı altında latin alfabesi getirildi peki bunlar yapılırken halka soruldumu kanını bu topraga akıtan vatandaşlara soruldumu madem demokrasiyi öne sürerek bu adımlar atıldı refarandum a gidildimi alkol dür o dur bu dur beni gram ilgilendirmiyor herkezin kendi tercihi ama sen kalkıpta Fransızın ingilizin kanunu dayatıp kendi topragımda bana dinimi yaşamamda zorluklar çıkarılıyorsa bırakta benimde biraz sesimi çıkarma hakkım olsun kimseye saygısızlık edepsizlik yapmıyoruz sonuçta degilmi demokrasinin beşigi denielen abd de bile adam incile el basarak başkanlık yemini ediyor bizde Kuran a el bassa cumhurbaşkanı ortalık ayaga kalkar çok ilginç degilmi

siruss 10.07.24 09:08

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624282)
asil garip olan bir kisinin kanunla korunmasidir, 100 yil olan koruma celal bayar tarafindan suresiz uzatilmistir
bu ulkede Allah inkar edilir,peygamber aleyhine yazilar yazilir
fakat
mustafa kemal hakkında yazılırsa hapis kararı var
minübüs soförune beton mustafanin önunde ineyim diyipte 3 sene hapis yatan insani gordüm ben...

Hocam bu kadar karalama yapılmasına da karşıyım. Cumhurbaşkanına saygısızlıktan da içerde yatan var. Bir de kişi neden korunma ihtiyacı duyar bunu da sorgulamak gerekir.. celal bayar uzatmasinin sebebi de biraz siyasi bir karardır. İsmet İnönüye ve ona oy verenlere bir gönderme niteliğinde alınmış bir karar.

trhakan 10.07.24 09:09

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624278)
Hocam kimsenin yucelttigi yok haşa peygamber olarak ilan ettiği yok. En azından buradaki yazışmalarda yok. Bu devirde insanlar ineğe makinaya tapiyor, Atatürk'e taparsalar şaşırmam o ayrı mesele. Rakıyı seviyorsa sevsin. Herkesin günahı kendi boynuna. Ben de alkolden hoşlanmıyorum. Ama içene de mani olmuyorum. İçme desen bin laf duyuyorsun ve daha da çok içiyorlar ters psikoloji mantığı...

Yanlız siz pek saygi da duymuyorsunuz. Hatta ofkeniz yazilariniza da yansıyor. Bu yüzden tepki alıyorsunuzdur. Zira kurduğunuz bazı cümleler pek mantıklı değil. Mesela introlansi yüksekti aldığı kararlari etkilemiyordu derken alkol bağımlılığı ile aldığı kararlari bagdaslastirmissiniz. Kurtuluş savaşı döneminde millet karnını doyurmaya ekmek bulamazken alkol gibi pahalı bir ürünü bulmak herhalde çok kolaydı. Adam bir yandan kafayı çekip bir yandan da Sakarya meydan muharebesi taktiklerini hesaplıyor olabileceğini düşünmek bana çok ütopik geliyor.

Tarihe düşülen notlarda samsunla başladı, Samsun'a cikartma yaptı cümleleri sizi neden rahatsız ediyor ona da anlam veremedim. Nutukta da böyle geçer çünkü. Kendi hayatı aldığı bir karar doğrultusundaki dönüm noktasi olduğu için Samsun'a gidişi önemlidir. Lakin adam ülkeyi kurtarmak için zaten daha önce de bir çok savaşa katılmıştır. Başta trablusgarptan araplari kurtarmak adına girdiği savaşlar da var...

Aslında farkındaysanız tüm bu ikiligin iki sebebi var. Biri sizin denk geldiğiniz Atatürk'ü peygamber ilan edenler. Bir de sizin gibi başarıları görmeyip sürekli karalamayip küçük ve önemsiz görenler..

Hep diyorum nötr olup bakmak lazım. Ne düşmanca ne aşkla. Eminim inkar eden farklı bir yazı yazacaksınız. Ama lütfen yazmayın. Çünkü insan oğlu karşı grubu suçlar hep tıpkı sizin gibi. Atatürk'e peygamber diyorlar diye bilenir. O onların günahı. Siz kendinizle yuzlesin. Acaba kul hakkı mi yiyorum diye bı düşünün isterim. Selametle kalın.

Dostum bak >Türkçe konuışarak anlaşamıyoruz seninle. Yazılarımı dikkatle okumak yerine yara aldığın cümlelere takılıyorsun. Bende bir Atatürk düşmanlığı yok. İstersen bulurum Tanrılaştıran yada peygamberleştiren söylemleri ben bu kadar abartılınca gerçek başarılarının da şüphe oluşturduğu için dedikodulara sebep oluryor diyorum.

Sorguladığım samsun değil. Samsun çıkartmasındaki zoraki ve süslenmiş kahramanlık destanına dönüştürme çabasından bahsediyorum evet çok önemli bir çıkartmaydı, çok zor oldu ve kelle koltukta gidildi gibi cümleler yerine " gemi bir takaydı, pusulası bile yoktu ya da "Atatürk samsuna ayak bastı"ayak bastı nedir ya neden tüm kaynaklar şiirleştirirken şüphe oluşturuyor insan bunları sorguluyor.

Lütfen anlamaya çalış beni çık önyargından karşında Atatürk düşmanı yok. Yazılı bir metnin insan piskolojisinde oluşturduğu etki kişiyi sorgulamaya zorluyor. İşgal edilmiş bir vatanda denizdeki balık kadar düşman kruvazörü vardır denizde neden denizde çünkü o düzlükte dibine gelemez fark edilir o yüzden korkar ve denizden karaya top ateşi ve asker çıkartması yapılır. Denizde bunca kruvazör varken aralarından nasıl geçmiştir bunu anlat burdan çok güzel ve etkileyici tarihi sahneler canlanır insan zihninde.

Tarihçiler tarifederken herşeyi söylüyor bir tek tanrısal güçleri vardı demiyor. ya tamam abartılır bazı sahneler eğer dozunu kaçırırsan insan mantığı hemen hataları bulur ve tamamı hatalı gibi düşünmeye başlar.

Dostum bak ciddiyim ben bunları tarihsel verilerin güvenilirliğini zedeleyen abartma ile olayı hikayeleştirmelerinden bahsediyorum. Lütfen ön yargından çık ve nedemek istediğimi anlamaya çalış.

Abartılmış bir Cumhuriyet tarihi yerine 10 larca yaşanmış kurtuluş hikayeleri var yada yaşayanlar varken vardı. Onlarla tarih anlatılırsa çok daha tatminkar tarih yazılırdı. Tüm öğretim hayatım boyunca Cumhuriyet tarihi 250 sayfa kitabın tekrar tekrar aynı konularla okutulması yazarının değişerek ( o tarih devlet tarafından yazılmıştır) aynı şeyleri anlatması içinde tutarsızlıklar barındırmasından bahsediyorum. Neden Tüm tarih kitapları " Atatürk; 19 mayıs 1919 da Samsuna ayak bastı" yazar. Oysa şöyle yazılabilirdi: " Atatürk bu mücadelenin fitilini ateşlemek maksadıyla ingiliz gemilerinin arasından kedilerin arasından geçen fgare gibi sessizce ve can siperane ilerlemiş ve sabah 6:00 da samsun limanına yanaşmıştır. Heyecan ile vapurdan inmiş ve kendi ülkesinde mülteci gi yaşamanın verdiği adrenalin patlaması, halkta da aynı duyguların aktarımına sebep olmuştur." gibi bir ders kitabı okumadım ben.

Bilmem benim penceremden olayı görüp sentezleyebildinmi. Biliyorum şimdi geçen yazıda bir yerlere takıldın , takılma örnek sadece bu şekilde yazılabilirdi örneğidir.

Dostum bak samimiyetle bendeki bir Atatürk düşmanlığından ziyade Atatürk sevicileri düşmanlığıdır. Aldım kabul ettim mantığı sorgulamadan İslam dininde olur çünkü tüm hayatın felsefesidir ve anlaşılamayacak bazı konular vardır o yüzden din bazı konularda sorgulamadan kabul edilir. Bu konu din değildir ve benim sorgulama hakkım yada sorgulama zorunluluğu okuduğum metinlerdeki alel acele yazılmış açıklardan oluşmaktadır. Ben samsun çıkartmasını değil onun yazılış tarzındaki hatalardan bahsediyorum.

İnşallah Anlaşılmışımdır. Allaha Emanetsiniz aslında temelde benzer şeylerden bahsedip tuhaf bir biçimde görüş ayrılığı varmış gibi yazıya döküyoruz.

trhakan 10.07.24 09:14

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624280)
tarihçi cemal kutay ın damadi m....t c.....lu arkadasimda , o sebeple cemal kutayla bir cok kez gorusmelerim oldu
cemal kutay şöyle derdi
**** Atatürk özel gorevli olarak gönderilmiş son peygamberdi****
derdi

Ağızınız bal yesin hocam 90 larda Cemal Kutay günlerce medyada tartışıldı dinledik bunları.

trhakan 10.07.24 09:20

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624285)
Hocam bu kadar karalama yapılmasına da karşıyım. Cumhurbaşkanına saygısızlıktan da içerde yatan var. Bir de kişi neden korunma ihtiyacı duyar bunu da sorgulamak gerekir.. celal bayar uzatmasinin sebebi de biraz siyasi bir karardır. İsmet İnönüye ve ona oy verenlere bir gönderme niteliğinde alınmış bir karar.

Dostum Kızıl Sultanda, beton kemal de yanlıştır. Bu tepkinin sebebi anlatırken kantar topuzunu kaçırarak ilahlık atfeden tarih suçludur.

Atatürk dikta etmese cumhuriyet kurulamazdı. Bu durum Atatürkü diktatör yapar. Ama Böyle dersen hapis yatarsın.
Hiçbir kahraman korumaya ihtiyaç duymaz.

Yusufiyeli 10.07.24 09:59

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624280)
tarihçi cemal kutay ın damadi m....t c.....lu arkadasimda , o sebeple cemal kutayla bir cok kez gorusmelerim oldu
cemal kutay şöyle derdi
**** Atatürk özel gorevli olarak gönderilmiş son peygamberdi****
derdi

Çerkez Ethem adlı kitabın yazarı Ahmet Efe anlatıyor :Cemal Kutay’ın yazdığı kitapların hemen hiçbirisinde dipnot yoktur. Kutay, ‘’Bilmem kimin hatıratı….’’ Diye alır bir eseri yayınlar, Sorulduğunda da ‘’Aslı bende mevcut’’ der işin işinden çıkar. Kutay’ın ‘’Aslı bende’’ diyerek kaleme aldığı kitapların aslını bir şekilde elde eden namuslu bilim adamları bir de bakarlar ki Kutay, o hatıratın başına, ortasına, sonuna harika eklemeler ve çıkarmalar yapmıştır. Böylece neresi aslı neresi Kutay’ın eklemeleri olduğu çoğu kez anlaşılamayan hatıratın özgünlüğü de kaybolmuştur.
Babiali de Kutay’ın hiç yoktan ‘’hatırat’’ imal ettiği bile konuşulur.
Ahmet Efe diyor ki 1993 sonunda askerden gelmiş Prof.Dr. merhum İsmet Miroğlu ile Tarih ve Medeniyet adlı bir tarih dergisi çıkarma hazırlıklarına girmiştik. Yazı işleri müdürümüzde Sayın Günvar Otmanbölük idi. Bizde derginin yayın Sekreterliğini yapıyorduk.
Tarih ve Medeniyet’in Mart 1994 te çıkan ilk sayısında Cemal Kutay’ın da ‘’Çöküşün Başladığı Gün…’’ başlıklı bir yazısı yer almıştı. Kutay’ın yazısında son Osmanlı Vakanüvisi Abdurrahman Şeref ile Ahmet Refik beylerin birlikte kaleme aldığı ‘’Sultan Abdülhamid Sani’ye dair’’ başlıklı kitapçığın Abdurrahman Şeref Bey’e ait olup 2. Abdülhamit’in tahttan nasıl indirildiğine ilişkin kısmı yer alıyordu.
Kutay derginin Nisan 1994 tarihli 2. Sayısının ise aynı kitapçığın Ahmet Refik’e ait ‘’Abdülhamit’in Naaşı önünde’’ başlıklı bölümünü transkripte ederek yayınlaması için vermişti. Ancak tarih dergiciliği ve Kutay’ın montajcılığı konusunda hayli tecrübeli olan Yazı işleri Müdürümüz Sayın Otmanbölük, yazıyı redakte ederken bize dönerek Kutay’ın araya asıl metinde olmayan bazı eklemeler yaptığını söyledi.
O zamanlar biz bu konularda tecrübesiz sayılırdık ama yine de şaşırdık.
Meğerse ‘’Sultan Abdülhamit Sani’ye Dair’’ adlı kitapçığın Osmanlıca aslı Sayın Otmanbölük’te varmış Çıkardı bizzat bize de gösterdi. Gerçekten Kutay aslında olmayan eklemeler yapmıştı.
Otmanbölük hemen Kutay’ın telefonunu çevirdi. Karşısına çıkan muhatabına gayet nazik ama kararlı bir üslupla mealen Hocam sanırım bir yanlışlık olmuş Metnin aslında olmayan paragraflar yazınıza girmiş. Herhalde dikkatinizden kaçmıştır deyince Kutay hiç beklemeden Aman efendim Çok özür dilerim, gayet tabii bir yanlışlık olmuş. İstirham ederim, aslına göre düzeltiniz dedi.
Osmanbölük’ün Kutay’ın montajladığı yerleri çıkardığı yazısını öyle yayınladık.

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624291)
Çerkez Ethem adlı kitabın yazarı Ahmet Efe anlatıyor :Cemal Kutay’ın yazdığı kitapların hemen hiçbirisinde dipnot yoktur. Kutay, ‘’Bilmem kimin hatıratı….’’ Diye alır bir eseri yayınlar, Sorulduğunda da ‘’Aslı bende mevcut’’ der işin işinden çıkar. Kutay’ın ‘’Aslı bende’’ diyerek kaleme aldığı kitapların aslını bir şekilde elde eden namuslu bilim adamları bir de bakarlar ki Kutay, o hatıratın başına, ortasına, sonuna harika eklemeler ve çıkarmalar yapmıştır. Böylece neresi aslı neresi Kutay’ın eklemeleri olduğu çoğu kez anlaşılamayan hatıratın özgünlüğü de kaybolmuştur.
Babiali de Kutay’ın hiç yoktan ‘’hatırat’’ imal ettiği bile konuşulur.
Ahmet Efe diyor ki 1993 sonunda askerden gelmiş Prof.Dr. merhum İsmet Miroğlu ile Tarih ve Medeniyet adlı bir tarih dergisi çıkarma hazırlıklarına girmiştik. Yazı işleri müdürümüzde Sayın Günvar Otmanbölük idi. Bizde derginin yayın Sekreterliğini yapıyorduk.
Tarih ve Medeniyet’in Mart 1994 te çıkan ilk sayısında Cemal Kutay’ın da ‘’Çöküşün Başladığı Gün…’’ başlıklı bir yazısı yer almıştı. Kutay’ın yazısında son Osmanlı Vakanüvisi Abdurrahman Şeref ile Ahmet Refik beylerin birlikte kaleme aldığı ‘’Sultan Abdülhamid Sani’ye dair’’ başlıklı kitapçığın Abdurrahman Şeref Bey’e ait olup 2. Abdülhamit’in tahttan nasıl indirildiğine ilişkin kısmı yer alıyordu.
Kutay derginin Nisan 1994 tarihli 2. Sayısının ise aynı kitapçığın Ahmet Refik’e ait ‘’Abdülhamit’in Naaşı önünde’’ başlıklı bölümünü transkripte ederek yayınlaması için vermişti. Ancak tarih dergiciliği ve Kutay’ın montajcılığı konusunda hayli tecrübeli olan Yazı işleri Müdürümüz Sayın Otmanbölük, yazıyı redakte ederken bize dönerek Kutay’ın araya asıl metinde olmayan bazı eklemeler yaptığını söyledi.
O zamanlar biz bu konularda tecrübesiz sayılırdık ama yine de şaşırdık.
Meğerse ‘’Sultan Abdülhamit Sani’ye Dair’’ adlı kitapçığın Osmanlıca aslı Sayın Otmanbölük’te varmış Çıkardı bizzat bize de gösterdi. Gerçekten Kutay aslında olmayan eklemeler yapmıştı.
Otmanbölük hemen Kutay’ın telefonunu çevirdi. Karşısına çıkan muhatabına gayet nazik ama kararlı bir üslupla mealen Hocam sanırım bir yanlışlık olmuş Metnin aslında olmayan paragraflar yazınıza girmiş. Herhalde dikkatinizden kaçmıştır deyince Kutay hiç beklemeden Aman efendim Çok özür dilerim, gayet tabii bir yanlışlık olmuş. İstirham ederim, aslına göre düzeltiniz dedi.
Osmanbölük’ün Kutay’ın montajladığı yerleri çıkardığı yazısını öyle yayınladık.

Buna bizzat tanık olduktan ve Ethem’le ilgili iki ciltlik kitabını elden geçirdikten sonra da şunu gördük ki Kutay’ı referans almak bir tarihçi akedemisyen veya araştırmacıyı çamura saplar.
(Kaynak Kitap Çerkez Ethem yazar: Ahmet Efe Bengi yayınları sayfa 35 )

Yusufiyeli 10.07.24 10:06

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624287)
Ağızınız bal yesin hocam 90 larda Cemal Kutay günlerce medyada tartışıldı dinledik bunları.

Babiali de Kutay’ın hiç yoktan ‘’hatırat’’ imal ettiği de konuşulur.

trhakan 10.07.24 10:56

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624293)
Babiali de Kutay’ın hiç yoktan ‘’hatırat’’ imal ettiği de konuşulur.

İşte sorun da budur @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam bunun gibi deliler türetilmiş delillerle inanç sitemi kurup, o sisteme dahil olmayanları yaftalıyorlar. Tarihsel veriler abartılmadan belki biraz abartarak aktarılabilir yada tarihi yazanın dilinden değil yaşayanların dilinden alıntılanarak yazılırsa hedefi doğru vurmaz mı.

Cemal Kutay sadece bir örnekti 90 lı yılları hatırlarsınız. Türkiyenin başından bir Reha Muhtar trajedisi geçti o hep körüklerdi bu olayları. Sokak röpörtajlarında hep duyardık bu tip sözleri.

Bir defasında " Atatürk; Son Peygamberdir" duyduk.
Bir defasında da "Atatürk tanrı olmasa vapuru ingilizler görürdü" sözlerini işittik kulaklarımız kanıya kanıya.

Bu örnekleri arttırmak okadar kolay ki biraz araştıralım yeter. Benim tamda söylediğim abartırken yani yazarken aktarılmak istenen duygu, yazanın hayalinin çok ötesinde sonuçlara sebep olmaktadır.

Yusufiyeli 10.07.24 11:18

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624296)
İşte sorun da budur @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam bunun gibi deliler türetilmiş delillerle inanç sitemi kurup, o sisteme dahil olmayanları yaftalıyorlar. Tarihsel veriler abartılmadan belki biraz abartarak aktarılabilir yada tarihi yazanın dilinden değil yaşayanların dilinden alıntılanarak yazılırsa hedefi doğru vurmaz mı.

Cemal Kutay sadece bir örnekti 90 lı yılları hatırlarsınız. Türkiyenin başından bir Reha Muhtar trajedisi geçti o hep körüklerdi bu olayları. Sokak röpörtajlarında hep duyardık bu tip sözleri.

Bir defasında " Atatürk; Son Peygamberdir" duyduk.
Bir defasında da "Atatürk tanrı olmasa vapuru ingilizler görürdü" sözlerini işittik kulaklarımız kanıya kanıya.

Bu örnekleri arttırmak okadar kolay ki biraz araştıralım yeter. Benim tamda söylediğim abartırken yani yazarken aktarılmak istenen duygu, yazanın hayalinin çok ötesinde sonuçlara sebep olmaktadır.

Sana Türkiye de İslamcılarla ilgili bir yazı izhar edeyim biraz uzun okursan hayatın akışı içinde nereye savrulduklarını görürsün Erbakan, dergâhın dinsel otoritesine karşı geldi. Gümüşhanevi Dergâhıyla gerginliği sürerken 12 Eylül 1980 askeri darbesi oldu. Tutuklamalar, sorunu geçici olarak unutturdu. Darbeden hemen sonra da Şeyh Zahid Kotku vefat etti. Prof. Coşan yeni şeyh oldu. Erbakan, dergâhta değil akademide yetişen yeni şeyhe “biat” etmedi. Söylenenlere bakılırsa Erbakan Kayseri’nin Yahyalı ilçesindeki Hacı Hasan Dinç’e biat etti. 19 temmuz 1983’te Refah Partisi’ni kurdu.Prof. Esad Coşan ise, RP’nin kuruluşundan bir buçuk ay sonra İslâm dergisini çıkardı.Prof. Esad Coşan, İslâm dergisinde genellikle Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden tanıdığı öğrencileriyle birlikteydi.İslâm dergisinin genel yayın yönetmeni Hasan Hüseyin Ceylan’dı.Yazı işleri müdürü ise Aykut Zahid Akman’dı.Hasan Hüseyin Ceylan ve Aykut Zahid Akman, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden sınıf arkadaşıydılar. Ankara’da yaşıyorlardı. Şeyhleri Esad Coşan’ın dizinin dibinden ayrılmıyorlardı. Dergi çalışmalarından arta kalan zamanlarda, Prof. Coşan’ın Ankara Demetevler Özelif Sitesi’ndeki “hadis sohbetlerini” organize ediyorlardı.İslâm dergisi, Ankara’da bir şirketin mescit olarak kullandığı küçük odasında, bir masa, bir eski daktiloyla yayın hayatına başladı.Darbe günleri nedeniyle yayın çizgileri biraz ürkekti. Dergi içerik olarak, daha çok tasavvuf, geleneksel medrese ile radikal söylemlerin iç içe geçtiği bir politika takip etti.Hasan Hüseyin Ceylan tarafından yazılan “Unutulan Sünnetlerimiz” bölümünde, Hz. Muhammed’in yaşamından örnekler verildi; okurlara günlük yaşama ilişkin tavsiyelerde bulunuldu: “Futbol karşılaşmalarında giyilen şort, erkeğin göbeği ile dizkapağı arasını örtüyorsa caizdir.”Dergi, genellikle yurtdışındaki İslami gelişmeleri haber verdi; Afganistan’ı işgal eden Sovyetler Birliği’ne ateş püskürüyorlardı. İran-Irak Savaşı’nda İran’ı desteklediler. Ama Humeyni’ye mesafeliydiler.Dünyayı ikiye bölmüşlerdi: Müslümanlar ve kâfirler. Avrupa Birliği’ne karşıydılar. Kendilerini, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e yakın görüyorlardı.İslâm dergisinin dış haberler sayfasını kim hazırlıyordu biliyor musunuz: Fehmi Koru! Dergiye, Zahid Akman’ın ağabeyi Turgut Akman’la evli gazeteci Nuriye Akman da gönüllü destek veriyordu.İslâm dergisi, ANAP’a yakındı; çünkü bu partinin kadrosu içinde, başta genel başkanı Turgut Özal olmak üzere, Gümüşhanevi Dergâhı’na bağlı politikacılar vardı. Ancak ANAP’ın serbest piyasacı, AB’ye yakın siyaseti bu yakınlığın daha ileri gitmesine engel oldu.RP’yle arasındaki gerginlik ise her geçen yıl arttı. Parti, İslâm dergisinin parti binalarına girişini yasakladı.1990’lı yıllarda RP yükselişe geçti. Artık büyük şehirlerde yeni bir dönem başlamıştı. İstanbul, Ankara gibi şehirleri RP adayları kazanmıştı. Bu seçim başarısına rağmen İslâm dergisi, Erbakan’a hâlâ soğuktu.Ancak...1984 yılında Şeyh Zahid Kotku’nun adını alacak kadar dergâha bağlı olan Aykut “Zahid” Akman ve Hasan Hüseyin Ceylan gibi isimler, Şeyh Coşan’dan ayrılıp Erbakan’a biat ettiler.O yıllar faaliyete geçmek için hazırlıklar yapan Kanal 7 televizyonunun başına da İslâm dergisinin idari müdürü Zekeriya Karaman getirildi.İslâm dergisinin yazı işleri kadrosundan Ferman Karaçam da Kanal 7 radyosunun başındaydı artık. Fehmi Koru, İslâm dergisinden sonra Erbakan’ın ekibine dahil olarak Milli Gazete’ye geçti; başyazar oldu. Sonrası malum...İslâm dergisinden kopanlar ödüllerini hemen aldılar.Milletvekili oldular. Şirketler kurdular. Belediyelere fuar organizasyonları yaptılar.Yimpaş parasıyla “Politik Araştırmalar Merkezi” kurdular.ABD’ye burslu gönderildiler. Televizyon yöneticisi oldular.Büyüdüler... Ünlendiler...Bu arada, 28 Şubat Kararları, Erbakan’ın yıldızını söndürdü.Ve zamanında Şeyh Esad Coşan’ın dizinin dibinden ayrılıp Erbakan’a biat edenler yine hemen çark ettiler. Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin gölgesine girdiler. “Yola devam” ettiler! Fakat bir fire verdiler: Hasan Hüseyin Ceylan konuşmalarıyla RP’nin kapatılmasına neden olmuş, siyaset yapması beş yıl yasaklanmıştı. Cezası bitince, İslâm dergisinde birlikte çalıştığı bacanağı, AKP Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Akif Gülle’nin kulisiyle AKP’ye girmeye çalıştı. Olmadı. AKP, Hasan Hüseyin Ceylan’ı kabul etmedi. Diğerlerinin yıldızı parlamaya devam etti. Geçmişte karşı çıktıkları her şeyi bu kez kendileri yapıyordu. Popüler figürlerdiler artık. Her gün televizyon ekranındaydılar.350 milyon dolarlık Armada İş Merkezi’nin sahibi oldular! Diğer şirketlerini, işlerini, yatırımlarını, Deniz Feneri’ni yazmaya gerek var mı? Artık milyon dolarları telaffuz ediyorlardı. Her şey ne kadar kolay ve çabuk oluvermişti! İnsan sormadan edemiyor: “Bir hırka, bir lokma”yı ilke edinen İslâm dergisi günlerini hiç anımsıyorlar mı? O idealist-özverili gençlerin tüm çabaları sadece sınıf atlamak için miydi? Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat koca bir yalan mıydı?

siruss 10.07.24 11:45

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624286)
Dostum bak >Türkçe konuışarak anlaşamıyoruz seninle. Yazılarımı dikkatle okumak yerine yara aldığın cümlelere takılıyorsun. Bende bir Atatürk düşmanlığı yok. İstersen bulurum Tanrılaştıran yada peygamberleştiren söylemleri ben bu kadar abartılınca gerçek başarılarının da şüphe oluşturduğu için dedikodulara sebep oluryor diyorum.

Sorguladığım samsun değil. Samsun çıkartmasındaki zoraki ve süslenmiş kahramanlık destanına dönüştürme çabasından bahsediyorum evet çok önemli bir çıkartmaydı, çok zor oldu ve kelle koltukta gidildi gibi cümleler yerine " gemi bir takaydı, pusulası bile yoktu ya da "Atatürk samsuna ayak bastı"ayak bastı nedir ya neden tüm kaynaklar şiirleştirirken şüphe oluşturuyor insan bunları sorguluyor.

Lütfen anlamaya çalış beni çık önyargından karşında Atatürk düşmanı yok. Yazılı bir metnin insan piskolojisinde oluşturduğu etki kişiyi sorgulamaya zorluyor. İşgal edilmiş bir vatanda denizdeki balık kadar düşman kruvazörü vardır denizde neden denizde çünkü o düzlükte dibine gelemez fark edilir o yüzden korkar ve denizden karaya top ateşi ve asker çıkartması yapılır. Denizde bunca kruvazör varken aralarından nasıl geçmiştir bunu anlat burdan çok güzel ve etkileyici tarihi sahneler canlanır insan zihninde.

Tarihçiler tarifederken herşeyi söylüyor bir tek tanrısal güçleri vardı demiyor. ya tamam abartılır bazı sahneler eğer dozunu kaçırırsan insan mantığı hemen hataları bulur ve tamamı hatalı gibi düşünmeye başlar.

Dostum bak ciddiyim ben bunları tarihsel verilerin güvenilirliğini zedeleyen abartma ile olayı hikayeleştirmelerinden bahsediyorum. Lütfen ön yargından çık ve nedemek istediğimi anlamaya çalış.

Abartılmış bir Cumhuriyet tarihi yerine 10 larca yaşanmış kurtuluş hikayeleri var yada yaşayanlar varken vardı. Onlarla tarih anlatılırsa çok daha tatminkar tarih yazılırdı. Tüm öğretim hayatım boyunca Cumhuriyet tarihi 250 sayfa kitabın tekrar tekrar aynı konularla okutulması yazarının değişerek ( o tarih devlet tarafından yazılmıştır) aynı şeyleri anlatması içinde tutarsızlıklar barındırmasından bahsediyorum. Neden Tüm tarih kitapları " Atatürk; 19 mayıs 1919 da Samsuna ayak bastı" yazar. Oysa şöyle yazılabilirdi: " Atatürk bu mücadelenin fitilini ateşlemek maksadıyla ingiliz gemilerinin arasından kedilerin arasından geçen fgare gibi sessizce ve can siperane ilerlemiş ve sabah 6:00 da samsun limanına yanaşmıştır. Heyecan ile vapurdan inmiş ve kendi ülkesinde mülteci gi yaşamanın verdiği adrenalin patlaması, halkta da aynı duyguların aktarımına sebep olmuştur." gibi bir ders kitabı okumadım ben.

Bilmem benim penceremden olayı görüp sentezleyebildinmi. Biliyorum şimdi geçen yazıda bir yerlere takıldın , takılma örnek sadece bu şekilde yazılabilirdi örneğidir.

Dostum bak samimiyetle bendeki bir Atatürk düşmanlığından ziyade Atatürk sevicileri düşmanlığıdır. Aldım kabul ettim mantığı sorgulamadan İslam dininde olur çünkü tüm hayatın felsefesidir ve anlaşılamayacak bazı konular vardır o yüzden din bazı konularda sorgulamadan kabul edilir. Bu konu din değildir ve benim sorgulama hakkım yada sorgulama zorunluluğu okuduğum metinlerdeki alel acele yazılmış açıklardan oluşmaktadır. Ben samsun çıkartmasını değil onun yazılış tarzındaki hatalardan bahsediyorum.

İnşallah Anlaşılmışımdır. Allaha Emanetsiniz aslında temelde benzer şeylerden bahsedip tuhaf bir biçimde görüş ayrılığı varmış gibi yazıya döküyoruz.

Öncelikle ben on yargılı değilim. O nedenle çıkmam gereken bir ön yargı yok. Yazılarınız üzerinden ancak söylediklerinizi yorumlayabilirim. Kendi soyledikleriniz arasinda sevmediginizi belirtiniz. Saygı duymayi da zorunda olduğunuz için duyuyorsunuz. Yazılarınızdan duymadığınız da anlaşılıyor. Bu da sizin kendi seçiminiz. Şuan yazdığınız yazı ise oncekilerine çok başka bir seyirde. Daha önceki yazılarda Atatürk'ün eksikligini aldığı hatalardan bahsederken şimdi konuyu onu gereksiz yere ovmelerinden olayları abartmalarindan dem vurmussunuz.

Bence konuyu daha fazla uzatmaya gerek yok.

trhakan 10.07.24 13:07

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624300)
Sana Türkiye de İslamcılarla ilgili bir yazı izhar edeyim biraz uzun okursan hayatın akışı içinde nereye savrulduklarını görürsün Erbakan, dergâhın dinsel otoritesine karşı geldi. Gümüşhanevi Dergâhıyla gerginliği sürerken 12 Eylül 1980 askeri darbesi oldu. Tutuklamalar, sorunu geçici olarak unutturdu. Darbeden hemen sonra da Şeyh Zahid Kotku vefat etti. Prof. Coşan yeni şeyh oldu. Erbakan, dergâhta değil akademide yetişen yeni şeyhe “biat” etmedi. Söylenenlere bakılırsa Erbakan Kayseri’nin Yahyalı ilçesindeki Hacı Hasan Dinç’e biat etti. 19 temmuz 1983’te Refah Partisi’ni kurdu.Prof. Esad Coşan ise, RP’nin kuruluşundan bir buçuk ay sonra İslâm dergisini çıkardı.Prof. Esad Coşan, İslâm dergisinde genellikle Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden tanıdığı öğrencileriyle birlikteydi.İslâm dergisinin genel yayın yönetmeni Hasan Hüseyin Ceylan’dı.Yazı işleri müdürü ise Aykut Zahid Akman’dı.Hasan Hüseyin Ceylan ve Aykut Zahid Akman, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden sınıf arkadaşıydılar. Ankara’da yaşıyorlardı. Şeyhleri Esad Coşan’ın dizinin dibinden ayrılmıyorlardı. Dergi çalışmalarından arta kalan zamanlarda, Prof. Coşan’ın Ankara Demetevler Özelif Sitesi’ndeki “hadis sohbetlerini” organize ediyorlardı.İslâm dergisi, Ankara’da bir şirketin mescit olarak kullandığı küçük odasında, bir masa, bir eski daktiloyla yayın hayatına başladı.Darbe günleri nedeniyle yayın çizgileri biraz ürkekti. Dergi içerik olarak, daha çok tasavvuf, geleneksel medrese ile radikal söylemlerin iç içe geçtiği bir politika takip etti.Hasan Hüseyin Ceylan tarafından yazılan “Unutulan Sünnetlerimiz” bölümünde, Hz. Muhammed’in yaşamından örnekler verildi; okurlara günlük yaşama ilişkin tavsiyelerde bulunuldu: “Futbol karşılaşmalarında giyilen şort, erkeğin göbeği ile dizkapağı arasını örtüyorsa caizdir.”Dergi, genellikle yurtdışındaki İslami gelişmeleri haber verdi; Afganistan’ı işgal eden Sovyetler Birliği’ne ateş püskürüyorlardı. İran-Irak Savaşı’nda İran’ı desteklediler. Ama Humeyni’ye mesafeliydiler.Dünyayı ikiye bölmüşlerdi: Müslümanlar ve kâfirler. Avrupa Birliği’ne karşıydılar. Kendilerini, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e yakın görüyorlardı.İslâm dergisinin dış haberler sayfasını kim hazırlıyordu biliyor musunuz: Fehmi Koru! Dergiye, Zahid Akman’ın ağabeyi Turgut Akman’la evli gazeteci Nuriye Akman da gönüllü destek veriyordu.İslâm dergisi, ANAP’a yakındı; çünkü bu partinin kadrosu içinde, başta genel başkanı Turgut Özal olmak üzere, Gümüşhanevi Dergâhı’na bağlı politikacılar vardı. Ancak ANAP’ın serbest piyasacı, AB’ye yakın siyaseti bu yakınlığın daha ileri gitmesine engel oldu.RP’yle arasındaki gerginlik ise her geçen yıl arttı. Parti, İslâm dergisinin parti binalarına girişini yasakladı.1990’lı yıllarda RP yükselişe geçti. Artık büyük şehirlerde yeni bir dönem başlamıştı. İstanbul, Ankara gibi şehirleri RP adayları kazanmıştı. Bu seçim başarısına rağmen İslâm dergisi, Erbakan’a hâlâ soğuktu.Ancak...1984 yılında Şeyh Zahid Kotku’nun adını alacak kadar dergâha bağlı olan Aykut “Zahid” Akman ve Hasan Hüseyin Ceylan gibi isimler, Şeyh Coşan’dan ayrılıp Erbakan’a biat ettiler.O yıllar faaliyete geçmek için hazırlıklar yapan Kanal 7 televizyonunun başına da İslâm dergisinin idari müdürü Zekeriya Karaman getirildi.İslâm dergisinin yazı işleri kadrosundan Ferman Karaçam da Kanal 7 radyosunun başındaydı artık. Fehmi Koru, İslâm dergisinden sonra Erbakan’ın ekibine dahil olarak Milli Gazete’ye geçti; başyazar oldu. Sonrası malum...İslâm dergisinden kopanlar ödüllerini hemen aldılar.Milletvekili oldular. Şirketler kurdular. Belediyelere fuar organizasyonları yaptılar.Yimpaş parasıyla “Politik Araştırmalar Merkezi” kurdular.ABD’ye burslu gönderildiler. Televizyon yöneticisi oldular.Büyüdüler... Ünlendiler...Bu arada, 28 Şubat Kararları, Erbakan’ın yıldızını söndürdü.Ve zamanında Şeyh Esad Coşan’ın dizinin dibinden ayrılıp Erbakan’a biat edenler yine hemen çark ettiler. Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin gölgesine girdiler. “Yola devam” ettiler! Fakat bir fire verdiler: Hasan Hüseyin Ceylan konuşmalarıyla RP’nin kapatılmasına neden olmuş, siyaset yapması beş yıl yasaklanmıştı. Cezası bitince, İslâm dergisinde birlikte çalıştığı bacanağı, AKP Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Akif Gülle’nin kulisiyle AKP’ye girmeye çalıştı. Olmadı. AKP, Hasan Hüseyin Ceylan’ı kabul etmedi. Diğerlerinin yıldızı parlamaya devam etti. Geçmişte karşı çıktıkları her şeyi bu kez kendileri yapıyordu. Popüler figürlerdiler artık. Her gün televizyon ekranındaydılar.350 milyon dolarlık Armada İş Merkezi’nin sahibi oldular! Diğer şirketlerini, işlerini, yatırımlarını, Deniz Feneri’ni yazmaya gerek var mı? Artık milyon dolarları telaffuz ediyorlardı. Her şey ne kadar kolay ve çabuk oluvermişti! İnsan sormadan edemiyor: “Bir hırka, bir lokma”yı ilke edinen İslâm dergisi günlerini hiç anımsıyorlar mı? O idealist-özverili gençlerin tüm çabaları sadece sınıf atlamak için miydi? Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat koca bir yalan mıydı?

Yusufiyeli hocam bu uzun yazıdan Atatürk tartışmasını çıkaramadım ben nerede bu konudan koptum ki Refah partisi ve Erbakandan bahseder oldunuz kusurabakmayın bu yazı ile anlatılmak istenen nedir.

Yakın tarih kötüdür mü dediniz.
Erbakan Kötüdür mü dediniz.
Siyaset kirlidir mi dediniz.
Akparti devşirmedir mi dediniz

Mazur görün anlamadım.

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624302)
Öncelikle ben on yargılı değilim. O nedenle çıkmam gereken bir ön yargı yok. Yazılarınız üzerinden ancak söylediklerinizi yorumlayabilirim. Kendi soyledikleriniz arasinda sevmediginizi belirtiniz. Saygı duymayi da zorunda olduğunuz için duyuyorsunuz. Yazılarınızdan duymadığınız da anlaşılıyor. Bu da sizin kendi seçiminiz. Şuan yazdığınız yazı ise oncekilerine çok başka bir seyirde. Daha önceki yazılarda Atatürk'ün eksikligini aldığı hatalardan bahsederken şimdi konuyu onu gereksiz yere ovmelerinden olayları abartmalarindan dem vurmussunuz.

Bence konuyu daha fazla uzatmaya gerek yok.

Haklısın kardeşim Allaha emanet ol.

Yusufiyeli 10.07.24 13:12

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624306)
Yusufiyeli hocam bu uzun yazıdan Atatürk tartışmasını çıkaramadım ben nerede bu konudan koptum ki Refah partisi ve Erbakandan bahseder oldunuz kusurabakmayın bu yazı ile anlatılmak istenen nedir.

Yakın tarih kötüdür mü dediniz.
Erbakan Kötüdür mü dediniz.
Siyaset kirlidir mi dediniz.
Akparti devşirmedir mi dediniz

Mazur görün anlamadım.



Haklısın kardeşim Allaha emanet ol.

İdealist İslamcı gençlerin para ve makamla imtihanından bahs ettim.

trhakan 10.07.24 13:18

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624308)
İdealist İslamcı gençlerin para ve makamla imtihanından bahs ettim.

Allah sizden razı olsun bildik konuları hatırlattınız.
Ben islamcı gençlerden değilim yada para ile bir imtihanım olmadı.
Yinede sağ olun.

Yusufiyeli 10.07.24 13:18

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 624310)
Allah sizden razı olsun bildik konuları hatırlattınız.
Ben islamcı gençlerden değilim yada para ile bir imtihanım olmadı.
Yinede sağ olun.

Niye gülme şekli yaptın onu da ben anlamadım. Sıkıntı mı oldu?


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:20.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148