![]() |
Alıntı:
|
Alıntı:
"Biliriz ki Allah, Dünya üzerinde yarattığı bu kadar nîmeti, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzamî derecede faydalanabilmek için de bugün, Kâinat'tan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir" Atatütürk "Lâkin Cenab-ı Hakk'a binlerce hamd-ü sena olsun ki, düşman karşısındaki aziz ordular için sarf ettiğimiz bütün emekler mutlu neticesini verdi" |
Ha bu konuyu daha iyi anlamak için (Persepolis) filmini izlemenizi tavsiye ederim
|
Alıntı:
|
1922 yılında yaptığı meclis konuşmasının başında peygamberlerin gönderilişindeki ilahi usule, dinimizin son din ve Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin son peygamber oluşundaki hikmete değinirken şöyle söylüyor:“Ey arkadaşlar! Allah birdir, büyüktür. İlahi kanunların işleyişine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devirde mütalaa olunabilir. İlk devir, beşeriyetin sebavet (çocukluk) ve şebabet (gençlik) devridir. İkinci devir, beşeriyetin rüşd ve kemal (yetişkinlik ve olgunluk) devridir. Beşeriyetin, birinci devrede tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi, yakından maddi vasıtalarla kendisiyle iştigal edilmeyi istilzam eder. (uğraşmayı gerektirir.) Allah, kullarının lazım olan nokta-i tekâmüle vusulüne kadar, içlerinden vasıtalarla dahi kullarıyla, iştigali, lazime-i ulûhiyetten addeylemiştir. (Tanrılık gerçeği saymıştır.) Onlara Hz. Âdem aleyhisselamdan itibaren mazbut ve gayr-ı mazbut (belirli ve belirsiz) bildirilen ve bildirilmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve resuller göndermiştir. Fakat peygamberimiz vasıtasıyla en son hakayık-ı diniye (dini gerçekler) ve medeniyyeyi verdikten sonra artık beşeriyetle bil vasıta temasta bulunmağa lüzum görmemiştir. Beşeriyetin derece-i idrak, tenevvür ve tekâmülü (anlayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması), her kulun doğrudan doğruya ilahi ilhamlar ile temas kabiliyetine vasıl olduğunu kabul buyurmuştur. Ve bu sebepledir ki, Cenab-ı Peygamber, Hatemü’l Enbiya olmuştur ve kitabı, Kitab-ı Ekmeldir…”(Sadi Borak, Atatürk ve Din, Anıl Yayınevi, İstanbul, s. 17. )
|
Alıntı:
1923 e kadar olan mustafa kemal 1923 den sonraki mustafa kemal 1923 e kadar olanda tam bir nabza serbet durumu var ezelden beri bizim insanimizin zayif karni olan ** din** duygusunu. okşama yada sönurme durumu ve 1923 cumhuriyetin ilanından sonra cok değisik despot gaddar, inanç konusunda tam ters dönmüş bir mustafa kemal var bunu gözardı etmemek gerekir |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kamal yani atatürk, Mustafa ismine karsi biriydi, dini olan her seye zaten karsiydi.
Adama zorla bu ismi taktilar. Kamal'in arkasinda ona destek verenler ingilizler Kamal ile ayni görüste idi. Kamal, ingilizleri üzmekten çok çekinirdi. Getirdigi her yenilik ingilizleri sevindiren türdendi. Resimlerinden ve videolarindan ingilizlerle çok dostane oldugu açikca görülmektedir. Müslüman halki dininden uzaklastirmak isterseniz, onlardan gibi gözüken biri eliyle bunu daha iyi yaparsiniz. Kamali sevende sevmeyende onun sarhos ve ateist biri oldugunu çok iyi bilir. Video konusmasinda ateist oldugunu ima ile tüm insanlara duyurmustu. Neden ? Artik güç elindeydi ve saklanmaya ihtiyaç yoktu. Astigi ve hapse attirdigi hocalarin hepsi Allah dostu kimselerdi. Eger Mevlana ve Yunus Emre o dönemde yasasaydi onlarida hapse attirirdi bundan emin olun. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:57. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com