Meallerde gözden kaçan önemli konulardan biri de, Kur’an’daki birtakım âyet ve kelimelerin, bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından açıklanmış olduğu gerçeğidir. Bu gerçek teorik olarak bilinip kabul edilse de, genellikle pratikte gözden kaçırılmaktadır. Şayet herhangi Kur’ânî bir kelime, bizzat onu aktarmak ve açıklamakla görevli Elçi tarafından açıklanmış ve bu da kaynaklarda biliniyorsa, buna bağlı kalarak kelime ona göre anlamlandırılmalıdır. Kuran Yolu adlı Meal’ de, zaman zaman bu ilke de görmezlikten gelinmiştir. Bunun en belirgin örneklerinden biri, En’âm Sûresi’nin 82. âyetidir. Bu ayete: لَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُوا إِيمَانَهُمْ بِظُلْمٍ أُولَئِكَ لَهُمُ الْأَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ “İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır” şeklinde bir meal verilmiştir ki, böyle bir anlam, âyetin içerdiği manaya uzaktır. Nitekim aynı hata ayetin ilk nazil olduğu dönemde de yapılmış, fakat Hz. Peygamber (s.a.s.) konuyla ilgili açıklamasını yaparak, bu yanlış anlaşılmayı önlemiştir. Ne acıdır ki, hem tefsir hem hadis külliyatında var olmasına, aynı zamanda ilk dönemden itibaren Tefsir Usulü eserlerinde konuya örnek olarak verilmesine rağmen bu âyet, adı geçen Meal’de aynı hatalı ve eksik anlamıyla karşımıza çıkmaktadır. Ayetle ilgili bütün kaynaklardaki rivayet şöyledir: Abdullah b. Mes’ud (r.a.) şöyle demiştir: “İman edip imanlarına zulüm bulaştırmayanlar” ayeti inince, bu Resulullah’ın ashabına ağır geldi ve “Aramızda nefsine zulmetmeyen kim var ki?” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) dedi ki; “Bu, zannettiğiniz gibi değil! Buradaki zulüm, Lokman’ın oğluna dediğidir: “Evladım! Sakın Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk, pek büyük bir zulümdür.” (Lokman Suresi ayet 13) Bu rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) hem ashabının hem de kıyamete kadar gelecek olan ümmetinin düşebilecekleri bir hatayı hemen düzeltmiş olmaktadır. Rivayetten de açıkça anlaşıldığı üzere buradaki “zulüm” kelimesinin anlamı şirk yani Allah’a ortak koşma anlamındadır. Elbetteki Kur’ân’da zulüm kelimesinin pekçok anlamı vardır ve zulmün dereceleri vardır. Bunlardan biri de Meal’de belirtildiği gibi haksızlık yapmaktır. Ancak kelimenin her geçtiği yerde asıl anlam ne ise özellikle ona vurgu yapılmalıdır. Dolayısıyla buradaki zulmü, haksızlık olarak değil de, şirk, Allah’a herhangi bir şekilde ortak koşma olarak anlamlandırmak gerekir. Yukarıdaki veriler ışığında denebilir ki, ayetin en açık anlamı şöyle olmalıdır: “İman edip, imanlarına zulmün en büyüğü olan şirki hiçbir şekliyle karıştırmayanlar.” [Diyanet’in Kuran Yolu mealinde oldukça fazla hatalar mevcut yeri geldikçe yazacağım]
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|