Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Namaz kılmak istiyorum ama mutsuzum

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 11.11.24, 07:16
trhakan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 31.07.23
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 1,066
Forum Puanı: 1204
Etiketlendiği Mesaj: 33 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dileğim için zikir çekersem zarar mı görürüm? Allah kabul etmek yerine tersini mi yapar? Ben aylardır hayırlı bir kapı açılsın, işim olumsuzdan olumluya dönsün diye hem namazla hem zikirle hem de sure okuyarak yalvarıyorum. Yanlış mı yapıyorum acaba?

Namaz kılıyorum elimden geldiğince. Namazda dünyalık iş için dua etmekten utanıyorum ama başka çarem yok. Namazı sanki işim olsun diye kılıyormuşum gibi oluyor, çok utanıyorum böyle yaptığım için.
S.A. Kardeş sen Allaha "Allahım Hakkımda Hayırlısını Nasip Et" Diye dua etmen kalpleri bilen Allaha işini teslim etmen daha doğru olur ve ayrıca da namaz sonrasında duana dünyalık birşeyler eklemende de bir sakınca yoktur. Ben zikir için söylemiştim o sözü Allah herşeyi hakkıyla bilendir. O o şekilde rıza göstermese olmazdı bu durumda rızasını bozup kendi istediğin şekilde değişmesini istemiş olursun oysaki Allah gelecekte başına gelecekler, geçmişte yaşadıkların ve yaşantının ileride nasıl şekillendiğini bilir ve ruhunu geliştirmen için seni sınar. Sınavına razı olmalısın ama ağır geliyorsa derhal Yunus A.S. nin duasını sayısızca etmelisin.

Doğruyu Allah bilir biz doğru olduğunu düşündüklerimizi yazdık.
Allaha Emanet Oll.

__________________
Ahlaksız Alimin Alameti Kibirdir.

Ahlâksız kalmış güç insanı Firavunlaştırır.
Yarım ahlâklı iktidar insanı Yezidleştirir.
Terbiyeden yoksun bir servet insanı Karunlaştırır.
Ahlâksız ilim insanı Bellamlaştırır…
Güç zehirlenmesine müptela olmuş lâ dini düzen dünyaya bir yüktür.

“Kibirlenenler için cehennemde bir yer mi yok?” (Zümer Suresi 39:60 ).

Belam= terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur
2. Bel'am din pazarlamacısıdır
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 11.11.24, 10:26
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,549
Forum Puanı: 1977
Etiketlendiği Mesaj: 171 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
trhakan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
S.A. Kardeş sen Allaha "Allahım Hakkımda Hayırlısını Nasip Et" Diye dua etmen kalpleri bilen Allaha işini teslim etmen daha doğru olur ve ayrıca da namaz sonrasında duana dünyalık birşeyler eklemende de bir sakınca yoktur. Ben zikir için söylemiştim o sözü Allah herşeyi hakkıyla bilendir. O o şekilde rıza göstermese olmazdı bu durumda rızasını bozup kendi istediğin şekilde değişmesini istemiş olursun oysaki Allah gelecekte başına gelecekler, geçmişte yaşadıkların ve yaşantının ileride nasıl şekillendiğini bilir ve ruhunu geliştirmen için seni sınar. Sınavına razı olmalısın ama ağır geliyorsa derhal Yunus A.S. nin duasını sayısızca etmelisin.

Doğruyu Allah bilir biz doğru olduğunu düşündüklerimizi yazdık.
Allaha Emanet Oll.
Hakkımda hayırlısını nasip et demekten çok korkuyorum Sanki böyle sevmediğim istemediğim bir şeyi verecekmiş gibi geliyor. Şeytanın vesvesesi galiba.
Ama şu da var. Geçmişte isteyip çabalayıp elde edemediklerim için de "iyi ki olmamış" deyip şükrediyorum.

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 12.11.24, 20:49
 
Üyelik tarihi: 08.11.23
Bulunduğu yer: Güney cephesinde
Mesajlar: 333
Forum Puanı: 1028
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Hocam kalbimde ufak bir şüphe daha var

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sorduğun soruyla ilgili en dikkat çeken hadîs-i şerif, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin kendi verdiği hükme, “Allah’ın kitabıyla (Kitâbullah) hükmedeceğim” demesidir. Olay şöyledir: İki kişi Peygamber Aleyhisselam’ın huzuruna geldi ve ikisi de: “Yâ Resulallah! Aramızda Allah’ın kitabıyla hükmet!” dedi. Allah’ın Elçisi de aralarında Allah’ın kitabıyla hükmedeceğini söyledi. Onların anlaşamadığı dava şu idi: Bu adamlardan birinin bekâr oğlu, diğerinin karısıyla zina etmişti. Konu-komşu oğlu zina eden adama, karşı tarafa 100 koyun, bir de cariye vermesini, böylece oğlunu recm cezasından kurtarmasını tavsiye ettiler. O da öyle yaptı. Konuyu bilen sahabiler buna itiraz edince, her iki adam da Fahr-i Kâinatın huzuruna geldi ve ondan aralarında Kitâbullah ile hükmetmesini istedi. Allah’ın Resulü de: “Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, aranızda Kitâbullah ile hükmedeceğim” buyurdu ve oğlu zina eden adama, karşı tarafa verdiği bedelleri geri almasını söyledi, ardından da zina eden bekârın yüz değnek vurulduktan sonra bir yıl sürgün edilmesine, evli olan kadının da recmedilmesine hükmetti.[ Buhârî, Sulh 5, nr. 2695, Şurût 9, nr. 2724, 2725, Eymân 3, nr. 6633, Hudûd 30, nr. 6827, 6828, 38, nr. 6842, 6843, 46, nr. 6859, 6860, Ahkâm 39, nr. 7193, 7194; Müslim, Hudûd 25, nr. 1697, 1698.]Şimdi olaya dikkatle baktığımızda şunu görüyoruz: Zina eden evli kadının recm edilmesi ve bekârın sürgüne gönderilmesi konularında Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilen bir ceza yoktur. Böyle olduğu halde Peygamber Aleyhisselam’ın “Allah’ın kitabıyla (Kitâbullah) hükmedeceğim” buyurduktan sonra, Kur’ân-ı Kerîm’de geçmeyen bir ceza vermesi onun, Allah’ın kitabını yorumlama ve bir tür tamamlama yetkisine sahip olduğunu gösterir. Şunu biliyoruz ki, Kur’ân-ı Kerîm anayasa hükmündedir. Bu sebeple de genel kaideler ortaya koyar. Sünnet ise, Kur’ân-ı Kerîm’in temas etmediği konularda hüküm verir. Böylece Kur’an ve Sünnet bütünlüğü oluşur. Kur’an da Sünnet de aynı kaynaktan, yani vahiyden beslendiği için aralarında bir zıtlık bulunmaz. Hadis ve sünnet inkârcıları Kur’ân-ı Kerîm’e inandıklarını söylüyor, fakat onun Resûlullah’a itaat ve ittibâ edilmesine dair onlarca emrine uymuyorlar. Bu da onların davalarında samimi olmadıklarını gösteriyor.
Resulullah'ın bir olayından örnek verdiniz lakin aklıma şu takıldı;1-Recm veya soğa cezaları yer almıyor ve açıkçası Kur'an'ı Kerim'in bu cezalara referanslar vereceğini pek düşünemiyorum buna ek olarak bazı hadislerin kurana taban tabana zıt olması beni kaygılandırıyor.Bahsini ettiğim bu konular hakkında bir şeyler söylerseniz sevinirim vesselam.

Sopa demek istedim burda

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 13.11.24, 11:31
 
Üyelik tarihi: 31.12.22
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 407
Forum Puanı: 1349
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BirSeyyid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Resulullah'ın bir olayından örnek verdiniz lakin aklıma şu takıldı;1-Recm veya soğa cezaları yer almıyor ve açıkçası Kur'an'ı Kerim'in bu cezalara referanslar vereceğini pek düşünemiyorum buna ek olarak bazı hadislerin kurana taban tabana zıt olması beni kaygılandırıyor.Bahsini ettiğim bu konular hakkında bir şeyler söylerseniz sevinirim vesselam.

Sopa demek istedim burda
Referans vereceği nedir? Rasulullah bir işi yaptı ve bunu Allah'ın kitabına ters bir şekilde mi yaptı? Bunu kabul edemeyeceğimize göre Allah Rasulü elbette doğru olanı yaptı.

Bazı Hadisler Kur'ana taban tabana zıt diyorsun.

Acaba Hadis Kurana mı zıt? Yoksa senin Kurandan ve Hadisten okuyup yaptığın yoruma mı zıt?

Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 13.11.24, 12:27
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BirSeyyid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Resulullah'ın bir olayından örnek verdiniz lakin aklıma şu takıldı;1-Recm veya soğa cezaları yer almıyor ve açıkçası Kur'an'ı Kerim'in bu cezalara referanslar vereceğini pek düşünemiyorum buna ek olarak bazı hadislerin kurana taban tabana zıt olması beni kaygılandırıyor.Bahsini ettiğim bu konular hakkında bir şeyler söylerseniz sevinirim vesselam.

Sopa demek istedim burda
Hanefiler, recm cezasının sünnete dayandığını kabul etmişlerdir. (Serahsi, Mebsut cilt 9 sayfa 36-37; İbn Rüşd, Bidayetu’l-Müctehid, cilt 2 sayfa 435 ) İmam Ebu Hanife, İmam Yusuf, İmam Muhammed, İmam Züfer ve diğerleri bu görüştedir. Ancak bazı hadislerde rivayet edilen recm cezası verilmeden önce yüz celde vurulması ile ilgili kısmı kabul etmezler. Buna delil olarak da Resulullah (s.a.v.)’ın recm uygulamalarında celde cezasını uygulamamasını gösterirler. (İbn Rüşd Bidayetu’l-Müctehid cilt 2 sayfa 435)
Şafiler, Recm cezasının sünnette evliler için sabit olduğu görüşündedirler. (El Muzaeni, Muhtasau’l-Muzeni ala’l-Umm cilt 9 sayfa 276, İmam Şafii er-Risale sayfa 66-67 ) Onlarda recm cezası ile birlikte celde cezasının uygulanamayacağı kanaatini taşırlar. Buna delil olarak da Maiz hadisi ile Eslemli’nin hanımına uygulanan recm cezasını gösterirler. Resulullah (s.a.v.)’ın onları sadece recm ettiğini celde cezası vermediğini beyan ederler. (İmam Şafii er-Risale)
Recm cezasının köle ve cariyelere hürlere verilen cezasının verileceğini şu ayet izah etmektedir. Yüce Allah, cariyeler hakkında şöyle buyurmaktadır:
‘’Onlar evlendikten sonra fuhuş (zina) yaparlarsa o vakit muhsana kadınlar üzerine gerekli olan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. ‘’ (Nisa suresi 25. Ayet)
Malikiler, evli kadın ve erkeğe recm cezası uygulanması gerektiğini sünnete dayandırırlar. (İmam Malik, el-Muvatta cilt 2 sayfa 625-627)
Onlarda recm cezası ile birlikte celde cezasının uygulanmasını uygun görmezler. Yalnızca recm cezası yeterlidir, derler.
Hanbeliler de, Resulullah (s.a.v.)’dan sabit olan hadisler gereğince zina eden evli kadın ve erkekler için recm cezasının uygulanmasını kabul ederler. (Süleyman, Muhammed Vehbi & Baltacı, Ali Abdulhamid el-Mutemed fi Fıkhi’l-İmam Ahmed cilt 2 sayfa 399)
Zina’da itibar edilen delillerin başında evli olmayan bir kadının hamile kalması gelir. (Udeh, Teşriu’l-Cinai’l-İslami cilt 2 sayfa 410)
Ergenlik çağına ulaşmamış bir çocuk ile evlenen kadının hamile kalması. Kocası bilinmeyen kadının hamile kalması. Evlendikten hemen sonra altı aydan önce doğum yapan kadının durumu (Udeh, Teşriu’l-Cinai’l-İslami cilt 2 sayfa 440) Bunların hepsi zinaya açıkça delalet eden karinelerdir.
Bunlar zinaya delalet eden deliller olarak görülür. Ancak delilin mahkeme önünde şüpheden uzak ve açık bir şekilde tespit ve tescili yapılmazsa zina cezası uygulamak mümkün değildir. Zira bu husus ile ilgili birçok örnekler vardır. Mesela babası ile aynı küvette yıkanan bir kızın hamile kalması. Hamamda başka erkeğin menisinin sızması sonucu bir kadının hamile kalması. Erkek sperminin tıbbi bir cihazla kadın rahmine aktarılması veya kadının bizzat eliyle rahmine yerleştirmesi gibi konular bu tür şüphelerin tetkikini gerekli kılar.
‘’Virgine Birth’’ adı verilen bakire doğumu, bir çeşit tümör vasıtasıyla erkek spermini üretme kabiliyetine sahip olma durumudur. Böylece kadın kendi kendine telkih olmaktadır.
Ayrıca ‘’Hermafriditismus’’ adı verilen hünsanın durumunu da göz önüne almak gerekir. Hünsa hem erkeklik hem dişilik hücrelerini kendinde bulundurabiliyor ve kendi kendine telkih olabiliyor.
Recm cezası Nisa 25 ile çelişiyor diyenlere

Nisa suresi 25. Ayet:Câriyeler iffetli olmaya terkedilip, zinaya zorlanmayınca, onlar hakkında muhsana olan kadınların cezasının yarısı kadarı verilir. Muhsana ise hür kadınlardır, çünkü evli bir kadınla kocası zifafa girerse recim söz konusu değildir, recim cezasının zaten yarısı da yoktur. Câriyenin cezası ise sopadır. Şu hâlde bu konuda “muhsana”, kocası olan kadınlar olamaz, çünkü kocası bulunan kadınların cezası recimdir, recmin de yarısı yoktur. Bu durum, Yüce Allah’ın “ihsân” (إحصان) kavramıyla İslâm’ı kastettiğini gösterir. İbn Abbâs, Saîd b. Cübeyr (r.a.) ve bazı âlimlerden, evlenmeyince câriyeye had cezasının uygulanmayacağı görüşü rivayet edilmiştir[Taberî, Câmi‘u’l-beyân, V, 23].Bize göre ise zinadan dolayı câriyeye had cezası gerekir. Çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden zina eden câriyeye evli olmasa da sopa cezasının uygulanmasını emrettiği rivayet edilmiştir. Bu rivayet, “câriyenin muhsaneliği müslüman oluşudur” diyenlerin sözüne cevap teşkil eder. Söz konusu hadis Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl’den (r.a.) rivayet edilmiştir ve şu meâldedir: “Hz. Peygamber’in yanında bulunuyorduk, biri Hz. Peygamber’e, evlenmeden önce zina eden câriyenin hükmünü sordu. Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Ona sopa vur, tekrar zina ederse yine sopa vur”. Üçüncü veya dördüncü defasında “Kıldan bükülmüş bir ip karşılığında da olsa onu satın”[ Buhârî, “Hudûd”, 35-36; Müslim, “Hudûd”, 30-32. “Dafîr” (ضفير) kıldan örülen ip demektir (İbn Manzûr, Lisânu’l-‘Arab, “ضفر” md.) Bazı hadis rivayetlerinde de bu ifade gelmiştir]. Bu haber, evli olmasa da zina eden câriyeye sopa cezasının verileceğini gösterir. (İmam Matüridi. Te'vîlâtü'l-Kur'ân.Cilt 2)
Mevdudi Nur suresini incelemiş recm ile ilgili tartışmaları gündemine almış ve recm cezasını uygun bulmuş vr bununla ilgili delilleri getirmiştir. (Mevdudi, Tefhimu’l Kur’an cilt 34 sayfa 410-431)
Seyyid Kutup tefsirinde recm’in sünnet ile sabit olduğunu belirtiyor. Evli kişilerin cezasının ağır olmasının buna müstehak olduklarından dolayı olduğunu izah ediyor. Böylece ona göre evliler, recm cezasını görecektir. (Seyyid Kutup Fizilal-il Kur’an (Tercüme M. Emin Saraç, Bekir Karlığa I. Hakkı Şengüller, Cilt 10 sayfa 376 Hikmet Yayınları İstanbul)
Halil Günenç (Günenç, Hail Günümüz Meselelerine Fetvalar sayfa 202 İlim Yayınları İstanbul 1982) ayeti nesheden hadise örnek olarak Nur suresi 2. Ayeti veriyor. Ayetin evli olsun bekar olsun zina suçunu işleyen kimsenin cezasının yüz değnek olduğunu ifade ediyor. Sonrra Peygamber (s.a.v.) zina eden kimse evli olduğu takdirde recm edilmesini emrediyor. Böylelikle hadisin ayetin umumi hükmünü kaldırıp nesh ettiğini belirtiyor.
Elmalılı M. Hamdi Yazır da , evliler için recm cezasının gerektiğini tefsirinde ifade ediyor. (Yazır, Hak Dini Kur’an Dili cilt 5 sayfa 3482)
Abdulkadir Udeh ise recmin sözlü ve fiili sünnet ile sabit olduğunu belirtiyor. Recm’in uygulanması gerekt,ü,ni vurguluyor. (Udeh, et-Teşriu’l-Cinai’l-İslami cilt 2 sayfa 377)
Çağımız müfessirlerinden Ahmet Mustafa el-Meraği recm konusunda şunları söylüyor: Zina eden kişi evli ise ve ihsan şartlarının tamamını taşıyorsa onu recm etmek vaciptir. Yani ölünceye kadar taş atmak gerekir.
Ona göre ihsan ergin akıllı hür Müslim ve sahih bir nikah akdini yapan kimsede gerçekleşir.
Recmin ‘’mütevatir sünnet’’ ile ilgili olduğunu söylemiştir. Güvenilir ravilerden Hz. Ebu bEkr, Hz. Ömer, Hz. Ali, Cabir b. Abdullah, Ebu Said el-Hudri Ebu Hureyre, Zeyd b halid Buveyde el-Eslemi ve diğer sahâbîlerin Nebi (s.a.v.)’den rivayet ettiklerini kaydeder. ((El-Meraği, Mustafa, Tefsiru’l-Meraği cilt 6 sayfa 68 (18. Cüz.))
Ömer Nasuhi Bilmen tefsirinde Nur suresinin 2. Ayetini yorumlarken recm hakkında şunları diyor: ‘’Evlenmiş bulunanlar hakkında usulen recm cezası tatbik ecdilir. Bu ayet-i kerimedeki umumiyet hadis-i şerif ile takyid ve nesh edilmiştir. Ancak köleler ve cariyeler hakkında recm cezası tatbik edilmez. Çünkü recm yarıya bölünmez. (Bilmen, Ömer Nasuhi Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meal Alisi Ve Tefsiri cilt 5 sayfa 2320 Bilmen Yayınevi İstanbul 1964)
Şunu ifade edeyim ki (Hariciler ve Nazzam dışında) bekara 100 değnek evliye recm konusunda icma vardır. Ancak evliye depnek cezasıyla birlikte recm konusunda ihtilaf vardır. Bu konuda Nevevi dört görüşten bahseder. Şöyle ki:
1. Cumhur: Vacip olan sadece recmdir.
2. Hz. Ali, Hasan Basri ve Ehl-i Zahir: Önce sopa vurulur, sonra recmedilir.
3. Ehl-i Hadisin bi,r kısmı: Zani evli ve yaşlı olduğunda recm: evli ve genç olduğunda sadece recm uygulanır. Nevevi’ye göre bu görüş batıldır. Zira Hz. Peygamber’in seyyidin sadece recmedilmesi gerektiği konusunda hadisler vardır. Maiz ve Gamidiyeli kadın olayı gibi
4. Değnek cezası ve recmi birleştiren hadis sadece recmi belirleyen hadisler tarafından neshedilmiştir. Bu bir anlamda cumhurun görüşünü destekleyen bir husustur. Zina cezası uygulanan kimsenin toplum nezdinde itibar kaybını önlemek belki olayın unutulmasını sağlamak amacıyla bir yıl süreyle sürgüne gönderilmesi İslamın ilk yıllarında ek bir ceza olarak veriliyordu. Ancak bu uygulama Nur Suresinin inmesinden önceye aittir. Bu sure inince bekarlar için yalnız değnek evli olanlar için sünnetle recm cezası belirlenmiştir.

Ha senin hadislerle alakalı problemin varsa onu bilemem o zaman boşuna yazışmış oluruz. Ayrıca ayetlerin izahını yapmak için de ilim sahibi olmak gerekir. Mesela bahsettiğin Nisa suresi 25. Ayeti Başta ilk halifeler müçtehidlerimiz salih amel sahibi alimlerimiz ve mesela merhum müfessirimiz Elmalı hamdi Yazır yanlış mı tefsir etti ya da anlayamadı mı da İslamda recm vardır deniliyor. Ezcümle cumhur ittifak ediyor. Şöyle devam edeyim Musa Carullah’ın Kur’an-Sünnet ilişkisiyle ilgili görüşleri çok önemlidir. Carullah’a göre İslam’da bilgi ve amel kaynağı olarak Sünnet Kur’an’a takaddüm eder. Haliyle şer’i deliller hiyerarşisinde de Sünnet’in Kur’an’dan önce gelmesi gerekir. Çünkü İslam’da her hüküm ilkin Sünnet’le tespit edilmiş, Kur’an vahyi daha sonra Hz. Peygamber’in söz fiil ve takrirlerini teyid edip sabitleştirmiştir. Örnek vermek gerekirse namazın tüm rükünleri şartları ve vakitleri önce Sünnetle açıklanmış müteakiben bunlar Kur’an ayetleri ile teyit ve tespit olunmuştur. Mesela abdest namazın en önemli şartı iken bu konuyla alakalı ayet (Maide suresi 6. Ayet) hicretin altıncı senesinde nazil olmuştur.Böyle misalleri artırabilirim.


Ezcümle bazı kişiler ‘’recm bugünkü medeni ölçüye ters düşmektedir. Hiçbir insan vicdanı buna razı olmaz.’’ Demekten çekinmiyorlar. Bu sözün nereye gittiğini biraz düşünürseniz pişman olacağınızı tevbe edeceğinizi zannederim.
Hayret! Acaba Hz. Peygamber (s.a.v) efendimizin o yüce vicdanından daha merhametli daha şefkatli bir vicdan var mıymış?


__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 15.11.24, 22:33
 
Üyelik tarihi: 08.11.23
Bulunduğu yer: Güney cephesinde
Mesajlar: 333
Forum Puanı: 1028
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Suali tamamlama hocalarım abilerim.

Alıntı:
ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Referans vereceği nedir? Rasulullah bir işi yaptı ve bunu Allah'ın kitabına ters bir şekilde mi yaptı? Bunu kabul edemeyeceğimize göre Allah Rasulü elbette doğru olanı yaptı.

Bazı Hadisler Kur'ana taban tabana zıt diyorsun.

Acaba Hadis Kurana mı zıt? Yoksa senin Kurandan ve Hadisten okuyup yaptığın yoruma mı zıt?
Öncelikle şunu söyliyim.Bunları sormamın sebebi imanımı güçlendirmek ve inandığımı temellendirmek.Çünkü eskisi gibi iyi hissetmiyorum bazı konularda, ben çocukluğumdan beri namaz kılar, kuran okurdum şimdi ise bazı ihtilafar ve çözülmemiş meseler sonucunda yaptığım amelde kalbimin samimi olduğunu hissedemiyorum bu da yaptığım şeyin Allah katında kabul olup olmadığını düşünüyor sanki eskisi gibi Rabbim ile bir bağ kuramıyor gibiyim.Sizlerede teşekkür ederim bu arada içimi döküyorum sorular soruyorum Allah sizden razı olsun.Bu kuran-Hadis konusunda da zıt olduğunu gördüğüm bir şey şu Şefaat konusu.Bakara suresinde kimsenin kimseye şefaat edemeyeceği söyleniyor.Kaynaklarda ise Resulden tutun bir çok kişi şefaatçi oluyor.Kuran net olarak hayır derken hadis ve kaynaklar (şefaate) olur diyor?
vesselam. 🌹

Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 28.11.24, 03:32
 
Üyelik tarihi: 31.12.22
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 407
Forum Puanı: 1349
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BirSeyyid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Öncelikle şunu söyliyim.Bunları sormamın sebebi imanımı güçlendirmek ve inandığımı temellendirmek.Çünkü eskisi gibi iyi hissetmiyorum bazı konularda, ben çocukluğumdan beri namaz kılar, kuran okurdum şimdi ise bazı ihtilafar ve çözülmemiş meseler sonucunda yaptığım amelde kalbimin samimi olduğunu hissedemiyorum bu da yaptığım şeyin Allah katında kabul olup olmadığını düşünüyor sanki eskisi gibi Rabbim ile bir bağ kuramıyor gibiyim.Sizlerede teşekkür ederim bu arada içimi döküyorum sorular soruyorum Allah sizden razı olsun.Bu kuran-Hadis konusunda da zıt olduğunu gördüğüm bir şey şu Şefaat konusu.Bakara suresinde kimsenin kimseye şefaat edemeyeceği söyleniyor.Kaynaklarda ise Resulden tutun bir çok kişi şefaatçi oluyor.Kuran net olarak hayır derken hadis ve kaynaklar (şefaate) olur diyor?
vesselam. 🌹
Amin ecmain.

Öncelike bu ihtilaflar yeni çıkmadı, eğer İslam tarihi okusaydınız bu ihtilafların Rasulullahın vefatının arkasından çıkığını görürdünüz, mutezile, cehmiyye, kaderiyye, cebriyye, hariciyye veya şia...

Sizdeki yüksek ihtimalle vesvese, vesveseyide ilim def eder, Kuran hadis arasındaki ilişkiyi anlamak için hadis usulü bilmeniz gerekiyor.

Hadisler bize nasıl ulaştı, güvenilir şekilde ulaştı mı gibisinden. Ayrıca Şefaat konusunda belirttiğiniz ayet, Allah'ın izni olmadıkça kimsenin şefaatinin olmadığını istpatliyor.

Ayetel Kürside Onun izni olmadan kimse şefaat edemez diyor, buradan anlıyoruz ki Onun Allah'ın izni olunca şefaat edecek kişi olur. Allah rasulünün haber verdiği hadislerde kimin şefaatçi olabileceği belirtilmiştir, Allah rasulüde hevasından konuşmaz yanliş hatalı bilgiyi haşa yaymaz, Bir Rasulün Nebi'nin böyle birşey yapması mümkün değildir.

İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.
Göklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah'ın yoluna götürüyorsun. İyi bilin ki bütün işler sonunda yalnız Allah'a dönecektir.
Şura 52-53


...ما من شفيع الا من بعد اذنه...
...O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz...

Yunus 3'te şefaatçilerin var olduğu ama Allah'ın izin verdiği dışında hiçbir şefaatçinin olmadığı haber veriliyor, buradan anlıyoruz ki şefaatçi vardır ama Allah'ın izin verdiği kimseler dışında yoktur.

Kuranı dostoyevski'nin romanı gibi okursak çok yanlış anlaşılmalara yer veririz, mesela taha 5'te Rahman arşa istiva etti diyor, istiva س و ي kökünden geliyor lugatta çok manası var, bu istiva lafzı Hud suresi 44'te geminin cudi dağına oturması için kullanılmış daha çok ayette cismin yerleşmesi oturması için kullanılmış, şimdi biz Allah'ın kitabını gazete okur gibi okuyup haşa demek ki Allah arşa oturdu mu diyeceğiz? İşte haşeviyye ve Kerramilerin, Mücessime ve Müşebbihenin yaptığı budur.

Allah'ın kelamını en temel eğitimleri almadan yorumlayıp onlardan hükümler mi çıkartacağız?

Bazı Ayet ve Hadisler arasında başta tenakuz var gibi gözükür bu cehaletten kaynaklıdır, ilim ehli bu hadis ve ayetlerin doğru tevil ve şerhini izah eder ortada bir tenakuz olmadığı ortaya çıkar.

Allah bize Rasule uymayı da emretti

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
Nisa 59

Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.
Nisa 65

Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.
Ahzab 36

De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.
Ali imran 31

Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.
Nisa 80

Muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için. Ahzab 21

Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.
Nisa 80

Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.
Nisa 115

Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 28.11.24, 09:41
Üye
 
Üyelik tarihi: 14.11.24
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 62
Forum Puanı: 618
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Kusbey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Namaza başlayalı 2 gün oldu çok mutluydum keyifle yapıyordum ibadetlerimi . yıllardır bende musallat gibi bir sorun oldugunu tahmin ediyorum bazı olaylar da yaşadım . bu gece rüyamda elimi köpek ısırdı bırakmadı bir türlü . bugün başıma kötü şeyler geldi namaz kılmadım çok kötü hissediyorum kendimi içimde karartı var . üniversite öğrencisiyim derslerimle ilgili bir sorun geldi başıma , kaza namazlarını kılıcak gibiyim ama mutsuzluk var üzerimde kafam karışık . abilerim ablalarım lütfen bana yardım edin ne yapabilirim

Devam et faydası oluyor, başa sıkıntılar da gelebiliyor, şeytanlar oynar birde belki Allah'ın sınamasıda olabilir, benimde başıma sıkıntılar geldi, ama yılmamak lazım

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
ilahi bir yardıma ihtiyacım var Muhammed24 Sorularınız 15 18.06.26 22:30
Eşim evi terketti, sonra geri döndü. Şimdi ev arkadaşı gibiyiz. Kitaphuydurbzde Sorularınız 10 17.10.24 19:30
Musallatım var ve Evlendiğimi söylediler yardim Bakım Bölümü 16 17.10.24 03:15
Sanki o gitti yerine başka biri geldi Rainman Sorularınız 1 04.10.24 12:54
Yardıma cagrılıyorsunuz! SiLence Gizemli Olaylar ve Mekanlar 2 15.06.18 01:06


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:51.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com