![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#11
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#12
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#13
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Bu ayette zikredilen, cinlerin insanlardan iktiksâr etmelerini, tefsirciler farklı şekilde yorumlamışlardır. Bir yoruma göre cinler insanlardan birçoğunu saptırmışlar ve onları kendilerine tâbi kılmışlardır. (Ebu’l-berekat Hafizuddin Abdullah b. Ahmed b. Mahnud en-Nesefi, Medariku’t-Tenzil ve hakaiku’t tevil) Bu tevilde çokluk niceldir. Diğer bir yoruma göre ise cinler insanları saptırmakta aşırıya gitmişlerdir. Bu durumda çokluk niteldir. Kanaatimizce her ikisi birlikte düşünülebilir. Zira on- lar hem sayıca çok insanı saptırmışlar hem de Firavun örneğinde olduğu gibi kendilerini ilahlaştırma düzeyinde insanları sapkınlığa sürüklemişlerdir. Bir diğer tevile göre de cinler insanlardan çokça yararlanmışlardır. Bu durumda ins kelimesinin başında istimtâ' kelimesi muzaf olarak mukadderdir.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l-Kur’an yedinci cilt sayfa 83) Bu yorumun bir sonraki cümleye bakılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu da muhtemeldir. Ayrıca bu ayetten, İblisin insanları saptırmakta başı çekmekle birlikte yalnız olmadığı ve cinlerin çoğunun ona bu konuda yardımcı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ayetin başında, "Ey İblis!" şeklinde değil "Ey cin topluluğu!" diye seslenilmiştir. Ayette ayrıca cinlerle insanların birbirlerinden şer yolunda farklı şekillerde yararlandıkları/istimtâ ettikleri ifade edilmektedir. İstiksâr gibi istimtâ'ın nasıl olduğu konusunda da muhtelif teviller ileri sürülmüştür. Bunlardan birine göre insanların cinlerden yararlanmaları, şehvetlere ulaşmada onların kendilerine yol göstermesiyle olmaktadır. Cinlerin insanlardan yararlanmaları ise onların kendilerine itaat etmeleri ve istediklerini saptırma konusunda onlara yardım etmeleriyle olmaktadır. İbn Abbas'ın bir seferinde böyle tefsir ettiği rivayet edilmektedir.(Ebu Hayyan, el-Bahru’l-muhit, dördüncü cilt sayfa 41) Diğer bir tevile göre bazı insanlar yolculuğu esnasında bir vadide gecelemek istediğinde o bölgedeki cinlerin efendisine sığınarak onlardan yararlanmaktaydılar. Bu durumda cinlerin insanlardan yararlanması ise kavimlerine karşı iftihar edip onlara insanların efendisi olduklarını söylemeleriyle gerçekleşmektedir.(Bu konuda muhtelif yorumlar için Mefatihu’l-ğayb 13.cilt 148 sayfaya bakılabilir.) Ancak bu tür bir yararlanma çok sınırlı bir durumdur. Zira daha çok cahiliyedeki Araplardan bir kısmı böyle bir tutum sergilemekteydiler. Dolayısıyla Ebû Hayyân'ın da dediği gibi(Ebu Hayyan el-Bahru’l-muhit 4.cilt sayfa 641) doğru olan, aralarındaki istimtâ'ın belli şekillerle sınırlanmamasıdır. Nitekim ayette bu durum mutlak olarak zikredildiği için bir hasır söz konusu değildir. Cin süresinin bir ayetinde de aralarındaki ilişkinin benzer bir boyutu, dünyada cinlerden iman etmiş olan bir grubun diliyle şu şekilde anlatılmaktadır: "Muhakkak insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kişilere sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı. "(Cin suresi 6. Ayet) Görüldüğü gibi bu ayette bazı insanların bir kısım cinlere sığındıkları ifade edilmektedir. İsra süresinin şu âyetinde de onların birbirleriyle dayanışma içinde olabileceklerine işaret edilmektedir: "De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler. "(İsra suresi 88. Ayet) Cinlerle insanların arasındaki başka bir ilişki de içlerindeki şeytanların birbirlerine şerli ve süslü sözler fısıldamalarıdır. Enam süresinde bu hususta şöyle denilmektedir: "İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları iftira ettikleriyle baş başa bırak. "(Enam suresi 112. Ayet) Aynı sürenin bir diğer âyetinde de şöyle buyurulmaktadır: "...Muhakkak şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara itaat ederseniz muhakkak siz de şirk koşmuş olursunuz. "(Enam suresi 121. Ayet) Cin şeytanlarının insan şeytanlarına vesvese vererek fısıldamaları malum olmakla beraber insan şeytanlarının cin şeytanlarına fısıldamalarının nasıl gerçekleştiği kapalıdır. Bazılarının zikrettiğine göre insan şeytanı cin şeytanına, "Ben arkadaşımı şöyle saptırdım. Sen de arkadaşını bunun gibisiyle saptır." der. Cin şeytanı da insan şeytanına aynısı söyler. Zemahşerî ve Nesefi gibi bazıları ise cin şeytanlarının insan şeytanlarına, cinlerin birbirlerine insanların da birbirlerine vesvese vererek fısıldadığını söylemiştir. (Zemahşeri el-Keşşaf 2.cilt sayfa 59 ve Nesefi Medariku’t-Tenzil 1.cilt sayfa 531) Buna göre insanlar cinlere bir şey fısıldamazlar. Fahreddîn er-Râzî de şeytanların in- sanlara ve cinlere vesvese verdikleri gibi birbirlerine de vesvese verdiklerini söyleyerek âyeti tefsir etmiştir.(Razi Mefatihu’l-ğayb 13.cilt sayfa 119) Buna göre insan şeytanların kendi aralarında cin şeytanlarının da kendi aralarında birbirlerine vesvese verdikleri anlaşılmaktadır. Kurtubî gibi bazıları ise bunun sadece cin şeytanlarının insan şeytanlarına vesvese vermesinden ibaret olduğunu dile getirmiştir.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l-Kur’an, 7.cilt sayfa 67) İstiksâr ve istimtâ gibi istiâzenin/sığınmanın nasıl olduğu şeklinde de farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak müfessirlerin çoğunun yorumuna göre cahiliyedeki Araplar yolculuk esnasında bir vadiye indiklerinde ya da bir yere yerleşmek istediklerinde öncelikle zararlarından emin olmak gayesiyle o mekanın cinlerinin efendisine sığınırlardı.(Taberi, Cami’u’l-beyan, 23.cilt sayfa 655, İbn Atıyye, el-Muharraru’l-veciz 5.cilt sayfa 380) Bu durumun önce Yemenli bazı Araplarda başladığı, ardından Hanîfe oğullarında ve sonrasında genel olarak Araplarda yayıldığı bazılarınca dile getirilmiştir.(Kurtubi el-Cami’li ahkamu’l Kur’an 19.cilt sayfa 10) Böylece cinleri Allah'a (c.c.) bir nevi ortak koşarlardı. Bu durumda ayetin sonundaki ziyade fiilinin öznesi cinler olabileceği gibi insanlar da olabilir. Zira onlar cinlere sığınarak on- ların kibirlenip azmalarına sebep olmaktaydılar.(Kurtubi el-Cami’li ahkami’l Kur’an 19.cilt sayfa 10)Bazıları ise bunu bazı insanların cinlerden bazılarına itaat etmesi şeklinde daha genel bir şekilde yorumlamışlardır. (Sa’lebi, el-Keşfü ve’l-Beyan 4.cilt sayfa 190) Netice itibariyle bu yorumların hepsi de makul gözükmektedir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Önemli ve Pratik bilgiler | Adalet | Pratik Bilgiler | 5 | 09.09.25 17:43 |
| ÜÇÜNCÜ BOYUT: ( Bulunduğumuz Boyut ) | Yafes | Astral Seyahat | 2 | 12.10.18 19:33 |
| ikinci boyut (içgüdüleriyle hareket eden varlıklar) | Yafes | Astral Seyahat | 1 | 12.10.18 19:29 |
| Birinci boyut (ilkel varlıklar boyutu) | Yafes | Astral Seyahat | 0 | 12.10.18 01:39 |
| Boyutlar hakkında (genel) | Yafes | Astral Seyahat | 0 | 12.10.18 01:33 |