Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Affedilmeyecek günah (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/97490-affedilmeyecek-gunah.html)

Kdhholbb 18.12.24 20:41

Affedilmeyecek günah
 
Kul hakkı hariç samimi bir tövbe ile affedilmeyecek günah var mıdır

Kimyevi 18.12.24 20:47

Alıntı:

Kdhholbb Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 651868)
Kul hakkı hariç samimi bir tövbe ile affedilmeyecek günah var mıdır

Allahın affetmiyeceği günah şirktir. Onunda ilacı imandır.

Yoksam samimi bir kalp ile yapılan tevbe kabul edilir. Kul haklarını hal edip islam yoluna girilmeli.

Kdhholbb 18.12.24 20:53

Alıntı:

Kimyevi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 651869)
Allahın affetmiyeceği günah şirktir. Onunda ilacı imandır.

Yoksam samimi bir kalp ile yapılan tevbe kabul edilir. Kul haklarını hal edip islam yoluna girilmeli.

Peki hayatımızı iman yoluna adarsak allah şirk günahını affeder mi

Alıntı:

Kdhholbb Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 651870)
Peki hayatımızı iman yoluna adarsak allah şirk günahını affeder mi

Kısaca bedelini bu dünya da verebilir miyiz

Reca43 18.12.24 21:03

Alıntı:

Kdhholbb Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 651870)
Peki hayatımızı iman yoluna adarsak allah şirk günahını affeder mi



Kısaca bedelini bu dünya da verebilir miyiz

Vahşî Hazreti Hamza’yı şehit ettikten sonra Mekke’ye döndü. Mekke fethedilince de Taif’e kaçtı. Taifliler de İslâm’a girmek için Resûlullah’ın yanına gidiyorlardı. Artık Vahşî’nin kaçacak yeri kalmamıştı. Kâinatın Efendisi Vahşî’yi İslâm’a davet için haber gönderdi. Vahşî ise Resûlullah’a şu cevabı iletti: “Ya Muhammed beni nasıl İslâm’a çağırırsın?! Allah’a şirk koşanlar Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürenler zina edenler günahlarının cezasını çekerler. Kıyamette o büyük duruşma gününde cezaları katmerli olur azap ve zillet içinde ebedî kalır. Hâlbuki ben bunların hepsini yaptım. Daha benim bir kurtuluşum olur mu?” Bunun üzerine Allah (cc) şu âyeti inzal buyurdu: “Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur rahimdir.” (Furkan 25/70)

Bunun üzerine Vahşî: “Ya Muhammed ‘Dönüş yapıp iman etme güzel ve makbul işler işleme’ çok çetin bir şarttır. Bana kalırsa ben bu işin altından kalkamam.” Hemen ardından şu âyet nazil oldu: “Şurası muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder.” (Nisa 4/48)

Yine Vahşî; “Yâ Muhammed bu konuda görüşün nedir? Affetmek Allah’ın hikmet ve iradesine bağlıdır. Bilmiyorum; beni bağışlar mı bağışlamaz mı?” diye sordu. Akabinde hemen şu âyet nazil oldu: “Ey Şanlı Nebî sen şunu tebliğ et: ‘Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O gafur ve rahimdir çok affedicidir merhamet ve ihsanı boldur.” (Zümer 39/53} Vahşî tam istediği cevabı almıştı. Derhal Müslüman oldu.

Bazı insanlar dediler ki: “Yâ Resûlallah! Biz de Vahşî’nin yaptığı gibi yapmıştık. Aynı şartlar bizim için de geçerli mi?” Fahr-i Kâinat “Bu şartlar bütün Müslümanlar için geçerlidir.” buyurdular. (Taberani Mu’cemu’l-Kebir 11/197)

Kimyevi 18.12.24 21:21

Alıntı:

Kdhholbb Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 651870)
Peki hayatımızı iman yoluna adarsak allah şirk günahını affeder mi



Kısaca bedelini bu dünya da verebilir miyiz

İman dairesine girmekle günahlar aff oluyor. Halis bir tevbeyi nasuh ile günlük ibadetü taat ile iman yolunda oluyorsunuz.

Yusufiyeli 19.12.24 07:50

Alıntı:

Kdhholbb Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 651868)
Kul hakkı hariç samimi bir tövbe ile affedilmeyecek günah var mıdır


“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar” (Nisa suresi ayet 48) âyeti İmam Maturidi şu şekilde izah etmektedir: Âlimler şu noktada ittifak etmişlerdir: Allah Teâlâ, kişinin işlediği günahtan vazgeçip tövbe etmesi halinde bütün günahları bağışlar; buna şirk ve diğer günahlar dâhildir. Bunun delili de şudur: “İnkâr edenlere söyle, eğer yaptıklarına son verirlerse geçmiş günahları bağışlanacaktır”[Enfal suresi 38. ayet]. Bu ilahi beyan günah işlemeye son vermeyenler için bağışlanmaya arzu ettirmenin -şirk dışındaki günahlar için- söz konusu olduğuna işaret etmektedir. Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bilindiği üzere buradaki bağışlamama, kişinin şirk inancına ölünceye kadar devam etmesine bağlıdır, bu inançtan dönüş yapması müstesna. Cenâb-ı Hakk’ın “(İnkâr edenlere söyle), eğer yaptıklarına son verirlerse geçmiş günahları bağışlanacaktır”[Enfal suresi 38. ayet] mealindeki beyan bu görüşü desteklemektedir. İman ettikleri için, kâfirler hakkında benzer şekilde gelen birden çok âyet vardır. En doğrusunu Allah bilir ya, Allah Teâlâ sanki şöyle buyurmuştur: Yüce Allah, tövbe etmediği takdirde şirki bağışlamaz, onun dışındaki günahları tövbe etmese de dilediği kimse için bağışlar. Şayet şirkin dışında bağışlanmaya ihtimali bulunmasaydı o ihtimali imkânsız kısma ekler ve ihtimali bulunanla birleştirmezdi. Bilindiği kadarıyla bundaki kasıt, kendisinde bulunan umut ve umutsuzluğun beyanından ibarettir. Cenâb-ı Hakk’ın: “Allah’ın rahmetinden sadece kâfir topluluklar umut keser”[Yusuf suresi ayet 87]. Şayet şirkin dışındaki günahların bağışlanmasından ümit kesmek gerekli olsaydı, böylesini küfürle nitelemek gerekirdi, çünkü birinin gerçekleştirilmesi diğerinin gerçekleştirilmesi demekti. Zira onlar için umut kesmek küfür seviyesindedir. İki yorumdan hangisi lazım gelirse, fiilinin varlığı noktasında değil, ümit kesme noktasında diğeri ona tâbi olur, zira ümit etme kâfirlerde de bulunur. Bununla, ümit hükümde ve mevcudiyette olup fiilin varlığının bulunmadığı sabit olmuştur. Başarıya ulaştıran sadece Allah’tır. { Ve Yüce Allah, sadece bağışlanmadan umudu kesti ve küfür sebebiyle umut kesmeyi “Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler umut keser” sözü ile (Yûsuf, suresi ayet 87) ispat etti. Bunun anlamı şudur: Bağışlanmadan umut kesmek ancak kâfirlere müstahaktır. Çünkü onunla kâfirden umut fiilini nefyetmek ve bağışlanmadan umut kesme işinin gerçekleştirilmesi kastedilmez. Çünkü her kâfir Allah’ın rahmetini umar ve ondan umudunu kesmez. Bununla şu husus sabit olmuştur: Ondan kastedilen şey umut kesmeye müstahak olmaktır. Bu hüküm özellikle kâfirlere bağlı kılınmıştır, dolayısıyla umut kesmek varlık ve yokluk bakımından kâfirler etrafında dolaşır. Bizimle onlar arasında icma deliline dayanarak, küfrü büyük günah olarak nitelemek söz konusu olmamıştır. O halde, umut kesme vasfı ve umudu kesmenin sabit olmaması gerekir (Semerkandî, Şerhu’t-Te’vîlât, vr. 173a)}


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:39.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148