![]() |
Cin suresi 8-12. Ayetlerde saffat süresi 10. Ayeti açıklıyor. cin suresine de bakınca Kur'an'a göre aslında mümkün olmuyormuş.
Meali "Biz (mü’min cinnler) şüphesiz, yeryüzünde (bulunsak da) Allah’ı asla aciz bırakamayacağımızı, (çok hızlı hareket edip) kaçmak suretiyle de O’nu çaresizliğe uğratıp hiçbir şekilde (elinden) kurtulamayacağımızı kesinlikle anlamış durumdayız." Cin suresi12. Ayet |
Alıntı:
Hatta bizzat şahidim. Birinin başı sıkıştımı hemen babaanneme gelirdi fal baktırırdı. Geleceğe çok girmesede kısa bir şeyler derdi. Misal bir adam seni üzecek sakın evlenme derdi. Kim o derdi baktıran. Kimine suretini tarif ederdi kimine kimse kim sen dediğimi yap derdi. Dediğide çıkardı. Biriyle tanışırdı ve evlenirdi çok geçmeden birbirlerini yerlerdi boşanırlardı. Kayıp eşyalarıda nokta atışı bulurdu . Misal televizyon çekmecesinde aradığın derdi. Kadın oraya çok baktım orada yok dedi. Babaannemde orada iyi bak dedi ve buldu kadın eşyasını. Daha neler neler. Kafir falan sanmayın. Namazında niyazındaydı. Ruhlar alemiyle içli dışlıydı yani hoca dedeleri olsun hoca dedem olsun bir şey oldumu onun rüyasına gelirdi. Babaannem bazen birşey derdi ölenlerden için isyan eder gibi, hemen küserlerdi. Rüyaya küs gelirlerdi. Öyle yani. Peki bunu yapabilmesi nasıl mümkündür? Ben 5 yaşımdan 17 yaşıma kadar babaannemle yaşadım şahit olmadığım olay yoktu. Geylani hazretlerinden yardım isterdi hemen yardım gelirdi. Öyle biriydi Nedeni nedir? |
Alıntı:
Sami hocamız büyük hocalardandır. Üstaddır. Aff dileyiniz bir birinizin kalbini kırmayınız. Sami hoca bizden tepededir. |
Alıntı:
eger böyle bir sonuc cikiyorsa demek ki Allahin kendi yarattigi kuluna gücü yetmiyor anlami çikar... |
Alıntı:
Ama size her zaman olduğu gibi yine hak veriyorum. Ve dahi inanıyorum. Doğru söylüyorsunuz. Belki telaffuzum yine yalnış olabilir. Bende konuyu nerelere çektim . Tartışma çıkardık durduk yere kusura bakmayın. |
Alıntı:
ayet kulak hirsizligi bitti diyorsa bitmistir... |
Alıntı:
Kadınlardan huddam olmaz derler ama belki yaşla ilgilidir.. |
Alıntı:
Alıntı:
Babaannemde bir hadim varmıdır bilemem. Ama yardım edenler varsada dedelerimizin müridleridir. Bizi yalnız bırakmazlar . Oda bir anlaşma doğrultusunda değil dedelerimize hürmettendir. |
Alıntı:
He birde şunu belirteyim bu fal baktirma tabiride sıkıntılı bir tabir.. |
Alıntı:
Babaannem falın ince bir çizgisi olduğunu söylerdi hep. O çizgi geçilirse şirktir derdi. O kırmızı çizgi nedir derdim,bana evliya olmadığım için direk konuşamayız bu şekilde konuşuyoruz gibi düşün derdi. Ben anlamamıştım nasıl yani derdim. Git namazını kıl ne yapacaksın sen derdi.seni bu işlerle uğraşırken değil kuranla ilimle uğraşırken görmek istiyorum derdi. fal dediysem ben bu şekilde tabir ediyorum. Onuna azından hiç fal bakıyorum yada fal bakalım diye bir şey işitmedim. |
Alıntı:
müslüman cinler kadına hizmet etmezler |
Alıntı:
Belki de bazi Ulvi ruhanileri .. Bir kişiye(kadın) esmai idrisiye nin hadimleri gelmişti suflisi baya eziyet etmişti sonra diğerleri gelmiş herşeyde yardım ediyorlardi. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Abdulvahid Abdul... Abdul..... Gibi bunlar davete geldiği zaman(ki bunlar herkese gelmiyor)ne istenirse yapar deniyor bunlar süfli değil bildiğim kadarıyla? |
Alıntı:
Şahsi söylemek bize düşmez lakin hepimizin dikkst etmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum |
Alıntı:
|
Konu nerden nereye gelmiş
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Sonuçta kitaplari yazanlar havas alimleri değil midir? Hatta bu 3 görevlinin büyük keramet gösterebilme özellikleri varmış . |
Alıntı:
|
Alıntı:
Sonra yaklaşarak girmek istediklerinde ateş topuna benzer bir silahla ateş edilerek uzaklaştırılırlar. Bilgi kırıntılarını, kulak hırsızlığı yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az, eksik ve Ancak yaratılışları icabı sınıra kadar yaklaşınca bazı bilgi yetersizdir; bu sebeple onların gaybı öğrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanına birçok yalanı, hurafeyi, batıl inanca esas teşkil eden bilgiyi katarak insan şeytanlarına (falcılar, kahinler, cinciler... bunlara dahildir) bildirirler. İşte insan şeytanlarının söylediklerinden bir kısmının doğru çıkmasının sebebi budur; yani doğru kısım, meleklerden çaldıkları kısımdır, yalan ve yanlış kısım ise kendilerinin uydurup adamlarına bildirdikleridir. “Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk" şeklindeki çeviri isabetli değildir. Zamiri semaya ait kılarak “Onu..... koruduk” şeklinde çevrilmesi gerekir. Korunan maddi yıldızlar değil semadır; yani meleklerin yeri olan ve şeytanların sokulmadığı madde ötesi alemdir. Yıldız kayması, göktaşları, gökte yanıp parlayan ve sönen gazlar...... ile "cin şeytanlarının madde ötesi semadan kovulması için kullanılan ve mahiyeti de (ne olduğu da) bizce bilinmeyen silah"ı birbirine karıştırmak doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.v.) yıldız kayması ile ilgili bir Cahiliye inancını reddederken şeytanlara karşı kullanılan ateş topu misali silah"tan da söz ettiği için bu ikisi birbirine karıştırılmış olmalıdır. Ayetlerde ‘’şeytanlara karşı kullanılan silah’’ın yıldız veya yıldız kayması olduğu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya imalar var; ancak mütevatir olmayan haberler (hadisler) itikad veya kesin bilgi için yeterli değildir; yani bilgi kaynağı olmaz. Müslümanların ayet ve hadislerin lafzı yanında amacını da göz önüne almaları inanç ve anlayışlarını buna göre ayarlamaları gerekir. Hadislerin asıl amacı olan "Cahiliye inanç ve anlayışlarının reddini asılsız olduğunu ‘’ öğrenecek ve hala devam bazı saçmalıklardan kurtulacak yerde din ve dünya hayatlarıyla bir ilgisi bulunmayan "ateş topu" silahının ne olduğunu merak etmeleri yıldız kayması ile bunlar arasında aynılık ilişkisi kurmaları da düşündürücüdür. Gayb bilgisi, gözle görülemeyen, daha herkeste bulunan tabii bilgi araçlar ile elde edilemeyen bilgidir. ikiye ayrılır: Mutlak ve nisbi (göreceli). Kıyametin ne zaman kopacağı mutlak gayba örnektir, bunu Allah'tan başkası; tabii olsun, icat edilmiş bulunsun hiçbir araç ile bilemez. Yağmurun ne zaman yağacağı, rahimde çocuğun varlığı ve Cinsiyeti ise göreceli gayba örnektir; bu bilgiler tabii araçlara göre gayb bilgisidir, meteorolojik ve tıbbi araçlara göre insanların elde edebileceği bilgilerdir. Bu çeşit gaybı (göreceli gaybı), araçlar vastasıyla bilmek mümkündür; ancak bunu bilmekle insanlar gaybı bilmiş olmazlar; çünkü araç icat edilince onunla ilgili bilgi "gayb bilgisi" olmaktan çıkmıştır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Diğer bir gerekçe de İbn Abbas'tan şöyle dediğine dair gelen rivayettir: Peygamber (sav), ashabın*dan bir grup ile birlikte oturmakta iken bir yıldız kaydı. Bunun üzerine şöy*le sordu: "Cahiliye döneminde iken bu gibi hâller hakkında ne diyordunuz?" Onlar: "Bizler, ya büyük bir kimsenin öldüğünü ya da büyük bir kimsenin doğ*duğunu kabul ediyorduk." Bunun üzerine Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Bu yıldızlar, ne bir kimsenin ölümü ne bir kimsenin dünyaya gelmesi dolayı*sıyla atılmaz. Fakat şanı yüce Rabbimiz semada bir emri hükme bağladığı tak*dirde Arşın taşıyıcıları, tesbih ederler. Daha sonra her semada bulunanlar tesbih ederler. Nihayet bu tesbih bu gördüğünüz semaya kadar ulaşır. Semada bulunanlar-Arşın taşıyıcılarına: 'Rabbiniz ne buyurdu?', diye sorarak haber al*mak isterler. Onlar da onlara neyi buyurduğunu haber verirler. Her bir sema ehli -haber şu gördüğünüz semanıza ulaşıncaya kadar- diğerine haber verin. Cinler, bunu kapmaya çalışırken hemen onlara atış yapılır. İşte onların bu*radan getirdikleri haberler doğrudur, fakat ona bir şeyler ilave ediyorlar." (Müslim, IV, 1750; İbn Hibbân, Sakih, XIII, 499; Tirmızi, V, 362; Müsned, I, 218). Bu hadis müslim, tirmizide geçiyormuş |
Geldik başa Peygamberimiz (s.a.v)’in vefatından yani vahyin kesilmesinden sonra şeytanlara gizlenecek ne var ki, hala şahabların atıldığına şahid oluyoruz? Şeklinde hatıra gelebilecek bir soruya da Müslim’den gelen Zühri’nin şu rivayeti ile cevap verilmiştir. Dediler ki, biz (yıldız kaymasına dayanarak); ‘’bugün büyük bir adam doğdu, bugün büyük bir adam öldü’’ derdik. Hz. Peygamber şu açıklamayı yaptı: ‘’Yıldızlar hiç kimsenin hayatı veya ölümü için atılmazlar. Ancak Rabbimiz, bir işe hükmetti mi, semavat ehli birbirine haber verir. Böylece haber dünya semasına kadar gelir. Burada cinler haberi kapmak için kulak kabartırlar ve onu dostlarına ulaştırırlar. ‘’İbn Hacer ilave eder: ‘’Bu rivayetten anlaşılıyor ki (semanın) muhafaza ve cinlere karşı şiddetin arttırılma sebebi, Kur’an vahyinin kesilmesiyle ortadan kalkmamıştır. Zira Allah (cc)’ın emriyle meleklere ulaştırılan daima yeni emirler olmaktadır. Şeytanlar Hz. Peygamber’in gönderilmesinden sonra kendilerine şiddet arttırılmış olmasına rağmen, Hz. Peygamber zamanında kulak hırsızlığı yapma hevesinden geri kalmayınca vefatından sonra da vazgeçici değillerdir’’ İbn Hacer şeytanların Hz. Peygamber’in vefatından sonra da haber çalma işine devam ettiklerini gösteren bazı vakalar kaydeder.
Hicr Suresi, 16-18. ayet-i kerimelerde şöyle buyuruluyor: "Andolsun, biz gökte birtakım burçları yarattık ve bakıp temaşa edenler için onu süsledik. Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesnadır. Onun da peşine açık bir ateş alevi düşmüştür." Malum olduğu veçhiyle aynı konuda Saffat, 8-10 ayetleri de mevcuttur. Yukarıdaki hadisler bu ayetlerin bir tefsiri, açılımı gibi görünüyorlar. Avette peşlerine ateş alevi düşen, gaybi haberleri çalan cin/şeytanlarının yanıp kül olduklarına dair bir sarahat yoktur. Hadisler de zaten bu noktadan sonraki durumu açıklığa kavuşturuyor. (TÜM YÖNLERİYLE AKAİD HADİSLERİ, PROF.DR. YAVUZ KÖKTAŞ, İFAV Yayınları sayfa 333, 334) Kitap bu bende mevcut yazarı belli sayfa resmini attım daha başka diyecek bir şeyim yok konu yeteri kadar uzadı |
Alıntı:
|
Alıntı:
Cinlerin, kâhinlere bilgi vermesine sed çekilmesinin hikmetini Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklıyor: "İşte madem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm vahiy ile dünyaya çıktı; elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık, kâhinlerin ve gaibden haber verenlerin ve cinlerin ihbaratına sed çekmek lâzımdır ki, vahye bir şüphe îras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet, bi'setten evvel kâhinlik çoktu. Kur'an nâzil olduktan sonra onlara hâtime çekti. Hattâ çok kâhinler îmana geldiler. Çünki daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar. Demek Kur'an hâtime çekmişti. (bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, s.191) |
Alıntı:
Kim olduğunuzun bir önemi yok önemli olan ne olduğunuzdur. Bizim tepemizde kim varda bu şekilde bir hitabta bulundunuz. Ayetlerle hadislerle cevaplar vermeniz hoş lakin İnsanlara tepeden bakmanız hoş değil. |
Alıntı:
Size saygısızlık olsun diye söylemedim eğer öyle anladıysanız kusuruma bakmayın. Ben sevgimi göstereyim diye bu şekilde hitab ediyorum. Yalnızca size değil herkese böyleyim. Birdaha birbirimize cevap yazmayabiliriz bencede. |
Alıntı:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
Ama söz kapanlar için böyle düşünmüyorum Bu da diyanet meali Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). |
Alıntı:
|
Alıntı:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:17. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com