Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Ruhçuluk Kur'an'ı inkardır. Bu sebep menşei Avrupa kilise teşkilatına dayanır. Ruhçuların seanslarına icabet edenlerin ruh olmadığı doğru. Ama bu bazı İslam alimlerinin dediği gibi iyi ruhların cennetle meşguliyetinden kötü ruhların da azapla yandıklarından ileri gelmez. Ruhani hayatında varlığının ve davasının devamını dileyen enbiya, ruhaniyetleri ile bu alemle merbutturlar. Evliya, asfiya, şüheda, süleha ruhen hayattadırlar. Lakin anlayamadığımız esrar perdesi onları madde gözümüzden gizlemektedir. Allah için yaşayan ve Allah için ölenlere "ölüler demeyiniz" onlar Allah'ın indinde rızıklanmaktadırlar. Ruhçuluk ölüler toprağının istismar mesleği. Bu mesleği yürütenler dünyevi maişetlerine ışık tutan bu ticareti karlı görmektedirler. Ehl-i sünnet ve'l-cemaat nazarında bunlar sapıktırlar. Bir hatıra: ('Bir arkadaşımın anlattığı bir olay bu fikrimi teyit etmektedir.) -"Diyarbakır'da iken kendimi ruh çağırma seanslarına kaptırmıştım. Gelen bir ruh (cin) bana kendini Abdülkadir Geylani diye takdim ediyordu. Ben de inanmıştım. Birgün bu ruh yine geldi, Arapça bir şeyler okudu, ona Arapça bilmediğimi, söylediklerini Türkçe söylemesini rica ettim. Türkçe ‘sini söyledi. Bunların ayet mi hadis mi olduğunu sordum. "Ayet" dedi. "Kur'an'ın neresinde?" dedim. Falan yerinde dedi. Dediği yere baktım, öyle bir ayet bulamadım. İçime şüphe düştü. Bu gelen veli ise, veli yalan söylemezdi. Yine çağırdım. Dediği yerde öyle bir ayet olmadığını söyledim? 'Falan tefsirde" dedi. Dediği yere yine baktım. Orada da yoktu, iyice kuşkulandım. Tekrar çağırdım: "Doğru söyle, dedim. Sen veli misin, şeytan mısın?" Ben ş. şşş... şey- tan" dedi. Bir daha da böyle bir şey yapmadım." (Prof. Dr. Süleyman Ateş, Diyanet Derg. Sayı 206-207, Mart-Nisan 1971)
Bu gibi hatıralar az değildir. İstikbali ve hali yanlış anlayan şeytanlar insanlarla münasebettar oldukları için çoğu yalan haberler söylerler. Cinler doğru olarak bilemezler, doğruyu göremezler ve olaylara ihatalı bir nazar kılamazlar.
"Ruhçular, Karl Marx'ın ruhunu çağırır ve onun manevi uhrevi hayatından memnun, nimetler içerisinde, cennette olduğunu söyletirler. Nice kafir ruhların da yeni alemlerinden pek memnun olduklarını anlatırlar. "
Ruhçuların, çağırdıkları güya insanlığın iyiliğine çalışan ruhlardan aldıkları tebliğler incelenince görülür ki, ruhçuluk, islama zıt yeni bir dindir. Bu din gökten inmemiş, yerdeki kötü cinler tarafından telkin edilmiş bir hurafeler manzumesidir. Ruhçular, eski dinleri kaldırıp onların yerine yeni dini oturtarak dünyanın çağdaş gelişimine uygun bütün insanları içine alan yeni bir yol çizmek peşindedirler. Bunu açıkça söylemeseler de yaptıkları bunu gösteriyor.
Onlara göre Allah ve alem tek varlıktır. Ruhlar, bir bedenden diğer bedene geçmektedir. Dünya ebedidir. Bizim anladığımız manada bir kıyamet yoktur. Eski dinler devirlerini tamamlamışlardır. Bu asrın dini ruhçuluk olmalıdır.
Ruh cemiyetinin yayınladığı "Et-Tevhid Ve't-Ta'did" adlı Arapça eserde Hz. Muhammed (S.A. V.) in Peygamberliği inkar edildiği gibi Hz. İsa'nın asıldığına dair olan Kur'an'a aykırı rivayetler de tasdik edilmektedir. Bu cemiyetin çağırdığı ve lider kabul ettiği ruh şöyle diyor: "Ben gökten gönderilen bir sesim. Dünya sakinlerine "Allah'a inanın diyorum. Ben gökten hidayet risaleti taşıyorum. Allah'a samimi olarak bağlanan kullar için bu hidayet yollarını hazırlıyorum. Yüklendiğim Peygamberlik görevini dosdoğru yapabilmek için gayret ettim. "
Selfrabraş adlı bir yeni Müseyleme diyor ki: "Daima hatırlayınız ki, siz Allah'tansınız. Ve Allah da sizdendir. Biz hepimiz ruh-u azamdan bir parçayız. Hepiniz öteki hayatta ruh-u azam olacaksınız. Bu manzumenin dışında bir Allah yoktur. Gerçi bu sözümü ispat edecek delilim yok, ama bu sözlerim kabul edilse iyi olur."
|