![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
HARP HİLEDİR: Kara Çebeş ve Menküb'ün fethinde sahte ricat taktiğinin uygulandığı görülmektedir. Kara Çebeş fethinde Orhan Gazi, kaleye bir konak mesafede askeri üç bölüğe ayırdı. Kendi komutasındaki bir bölüğü hisarın önüne yerleştirdi. Gece olunca diğer bir bölük hisarın arkasında mevzi aldı. Üçüncü bölük ise bir dere içine girdi. Kuşatma harekâtı başladıktan bir kaç gün sonra Osmanlı birlikleri geri çekilme görüntüsü veren geri harekâta başladılar. Bizanslılar, Türklerin kaçtıkları zannına kapıldıkları gibi, kale önünde yakaladıkları bir Türk askerinden de düşmanlarının kaçtığı şeklinde yanlış istihbarat aldılar. Bunun üzerine kaleden çıktılar ve pusuya düştüler. Bu suretle Kara Çebeş'in fethi mümkün oldu.
1475-76 tarihinde Kırım'da bulunan Menkub şehri Ahmed Paşa tarafından muhasara edilmişti. Kalenin savaş yoluyla alınamayacağını gören Ahmed Paşa, burada bir miktar asker bırakarak geri çekildi. Bir kaç gün sonra buradaki askerler de çekildiler ve pusuya yattılar. Muhasara öncesinde kaleye dışarıdan bir çok insan girmişti ve uzun süren muhasarada erzak vs. sıkıntısı başlamıştı. Osmanlı askerinin geri çekildiğini görünce hemen hisardan dışarı çıkmaya başladılar. Bunun üzerine harekete geçen Osmanlı askerleri hücuma geçerek hisarın kapısını ele geçirdiler ve şehri fethettiler
(0 Beğeni)
__________________
-Eğer duanız olmasa RABBİMİN katında ne ehemmiyetiniz var. -Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir;kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
REŞİD PAŞA’NIN OSMANLI EKONOMİSİNİ YIKMASI 1821’li yıllarda Mora’da isyan eden Rumlara, Avrupa’nın Düveli muazzaması kol kanat gerdiler. Bozulan Türk ordusunun, eski günlerine döndürülmesi mümkün görül meyince, Yeniçeri Ocağı Vak’a-yı Hayriye ile ortadan kaldırıldı. Yerine modern eğitimleri sistem olarak benimsemiş birlikler kuruldu. Osmanlı ihraç mallarının, yabancı Tüccarlar tarafından ucuza kapatılmasını önlemek ve ekonomik kalkınma için, İkinci Mahmut tarafından, Yed-i Vahid himaye usulü yürürlüğe kondu. Bu kararla, çıkarları pek zedelenen İngilizler, Osmanlı devletinin başına 1828-1829 Rus Harbi belasını tebelleş ettiler. Bu arada zayıf bir eğitim görmüş olan Mustafa Reşid Paşa, Londra elçiliğine gönderildi. Paşa bu görevi esnasında, Osmanlı devletini düze çıkarma çalışmalarını, İngilizlerle ortaklaşa yaptı. Dönüşünde Paşa, dışişleri bakanı oldu. 1838’de İngilizlerle Balta Limanı anlaşmasını bizzat imzaladı. Bu anlaşma, Türk ekonomisinin yıkılışını hazırladı. Anlaşma on maddelikti. İşte hükümlerin özeti:
1-Anlaşma hükümleri ilelebet yürürlükte olacaktı. 2-Kapitülasyonlar devam edecek, bu anlaşma ile yeni imtiyazlar ilave edilecekti. 3-Osmanlı ülkesinin her tarafında, İngiliz tüccarları ve ortakları, her çeşit mal ve eşyayı serbestçe alıp satacaklardı. 4-Yed-i Vahid usulü tamamen kaldırılacaktı. 5-Alım satım için belge istenmeyecekti. İsteyen devlet adamları olursa, bundan dolayı uğranılacak zarar sebep olanlara ödettirilecektir. 6-İngiliz tüccar ve ortakları, en imtiyazlı Türk tüccarlarından daha fazla vergi vermeyecekti. 7-Türk ihraç mallarından, ihraç esnasında toplam % 12 vergi alınacaktı. 8-İngiliz tüccarlarının Türkiye’ye mal İthalinde ise yekun % 5 ithalat vergisi alınacak. 9-Osmanlı bu şartlara kesinlikle uyacaktı. 10-İngiliz tüccarlar, yalnız İngiliz malı değil her türlü devletin malını, Osmanlı ülkesinde istedikleri her yerde serbestçe satacaklardı.Bu tek taraflı İngiliz hizmetkârı anlaşma ile, Türk ekonomisi derhal çöküşe geçti. Çünkü ihraç mallarından %12 vergi alınırken, ithal mallardan %5 vergi almak dünyada örneği olmayan bir gafletti.Anlaşmadan 22 sene sonrasında, İstanbul’daki kumaş dokuma tezgahları sayısı 2750’den 25’e düştü. Yani %99 azalma? Dokuma ustası, 3500’den 40’a yani, % 89.1 düşüş.İpek kumaş esnafı 700’den 8’e, yani %89.1’e, tezgah sayısı da 350’den 4’e düşmüştür. İşkodra ve Tesalya’da, muslin, bürümcük yapan 2000 dokuma tezgahı 200’e inmiştir. Halep’ten her sene 100 milyon Franklık kumaş ihraç edilirken, bu anlaşma ile ihracat 7 milyon Franka inmiştir. Memlekette işsizlik ve fakirlik çığ gibi büyümüştür. Bunu fırsat bilen Ermeniler baş kaldırmaya başladılar. 1853’te İngilizlerin teşviki ile başlatılan ve üç sene devam eden Kırım Harbi ile Osmanlı devleti tarihinde ilk defa dış borca girmiş ve 1875 senesinde bu borç 200 milyon altına yükselmiştir.Şu anda, Ekonomik sıkıntıya ek olarak Ermeni teşebbüsleri düne ne kadar benziyor. Yani osmanlı iyi dayanmış diyorum bu danalar yüzünden.
(0 Beğeni)
__________________
-Eğer duanız olmasa RABBİMİN katında ne ehemmiyetiniz var. -Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir;kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar. |
|
#3
|
|||
|
|||
|
ne buyuk bir gaflet. Allah boyle seyleri yeniden yasamaktan bizleri de evlatlarimizi da korusun
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
||||
|
||||
|
ABDÜLMECİD HAN VE MISIR MESELESİ
Tanzimat Fermanı’nın yayınlanmasından sonra Mısır’a karşı İngiltere’nin ön ayak olması ile, Mehmed Ali Paşayı tutan Fransa dışarıda bırakılarak Osmanlı, İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya devletleri Londra’da bir araya geldi ve 15 Temmuz 1840’da Londra anlaşması imzalandı. Buna göre, anlaşmaya imza koyan devletler, Mehmed Ali Paşaya onar günlük iki ültimatom verdiler. Mehmed Ali Paşa bu ültimatomları kabul etmediğini bildirdi. Bunun üzerine İngiltere ve Avusturya tarafından desteklenen Osmanlı kuvvetleri, Mısır ordusunu yendi. Osmanlı askeri 16 Ekim 1840 günü Trablusşam’a, 4 Kasım günü Akka’ya, 13 Kasım günü Haleb’e, 29 Aralık günü Şam’a girdi. Londra anlaşmasına göre artık Mehmed Ali Paşanın Mısır’dan çıkarılması gerekiyordu. 27 Kasım 1840 günü Mısır ile İngiltere arasında yapılan anlaşma ile, Mehmed Ali Paşa, ikinci ültimatomun şartlarına uyacağını bildirince, İngiltere, Osmanlı Devletine ihanet ederek; Babıali’den Mısır ile Sudan’ın ırsi olarak Mehmed Ali’ye bırakılmasını istedi. Bundan maksadları, Mısır’ı yalnız bırakıp, şartların müsaid olduğu bir zamanda işgal etmekti. Bunun üzerine Reşid Paşa, Sultan Abdülmecid’e 24 Mayıs 1841 günü Mısır fermanını yayınlattı. Bu ferman, 1914 senesine kadar Mısır’ın bir çeşit anayasası olarak kalmıştır. Fermana göre Mısır, Osmanlı padişahı tarafından tayin edilen Kavalalı mensuplarınca idare edilecekti. Mısır meselesi halledildikten sonra, 13 Temmuz 1841’de Osmanlı, İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya ve Prusya devletleri Londra’da tekrar bir araya gelerek, Boğazlar andlaşmasını imzaladılar. Kendi menfaatlerine aykırı olmasına rağmen bu antlaşmayı imzalayan Rusya, İngiltere’nin dostluğunu kazanarak sulh yolu ile Osmanlı topraklarını bölüşmek gayesinde idi. Fakat İngiltere, Fransa’yı Ortadoğu’da etkisiz hale getirip, Mısır mes’elesi ile Osmanlı Devleti üzerinde bir çeşit ekonomik, siyasi ve kültürel vesayet kurarak; elde ettiği imtiyazlı durumu paylaşmak istemediğinden, Rusya ile beraber hareket etmek istemiyordu. Ayrıca Hindistan ve Hind yolu için tehlikeli gördüğü Osmanlı Devleti’ni Rusya ile meşgul ederek, Hindistan’da ve Ortadoğu’da istediğini yapıyordu.Mısır meselesinde yenilgiye uğrayan Fransa, Lübnan’daki Marunileri kışkırtarak, Dürzilerle çarpıştırdı. 1845 senesinde Osmanlı hükumeti bazı tedbirler alarak Fransız kışkırtmalarını önlemeye çalıştı. Lübnan dağlarında birisi Marunilere, diğeri de Dürzilere ait otonom iki kaza kuruldu ve bunlar Sayda valisine bağlandı.Tahta çıkışının ilk senelerini iç ve dış olaylar ile uğraşmakla geçiren Sultan Abdülmecid, böylece devleti kısmen huzura kavuşturdu. Islahat işleri ve iç meseleler ile uğraşmak imkanını buldu. 24 Haziran 1844 tarihinde halka yakın olmak, beldeleri bizzat görmek için seyahatlar yaptı.1848’de Avusturya’da Macarlar, Rusya’da ise Lehler bağımsızlık için ayaklandılar. İsyanı Avusturya ve Rusya çok kanlı bir şekilde bastırdı. Bu durum, Fransız ve İngiliz kamuoyunda Rusya aleyhine büyük bir tepkinin çıkmasına sebep oldu. Macar ve Leh milliyetçilerinin liderleri Osmanlı topraklarına girerek hükumetten sığınma hakkı istediler. Sultan Abdülmecid Han, kendisine sığınan mültecileri, Rusya ve Avusturya’nın savaş tehditlerine rağmen geri vermedi. Sultan’ın bu hareketi Osmanlı Devletinin itibarını çok artırdı. Rusya ve Avusturya’ya karşı Fransız ve İngiliz ortak desteğini sağladı. Nitekim çok geçmeden kutsal yerler mes’elesi ve Romanya’nın işgali dolayısıyla Rusya’ya savaş açan Osmanlı Devleti, bu devletlerin yardımını te’min etti. Böylece Rusya ile vuku bulan 1853-55 Kırım Harbi görünüşte parlak bir zaferle neticelendi.Ancak cephedeki zafer, içeride Osmanlı Devletine pek pahalıya mal oldu. Batılı devletler yaptıkları yardımların karşılığı olarak Osmanlı ülkesinde Hıristiyanlara yeni haklar verilmesi için 1856 Islahat Fermanı’nı yayınlattılar. Ali Paşa hükumeti tarafından ilan edilen bu Ferman’ın hazırlanmasında İngiliz ve Fransız elçileri de bulunmuştu. Görünürde Osmanlı toplumunu ırk, din ve dil ayırımı gözetmeden kaynaştırmayı hedef alan Islahat Fermanı azınlıkarın bağımsızlık hareketlerini hızlandırıp, devleti yıkılmaya doğru götürmekten başka bir işe yaramamıştır. Nitekim Ferman’ın yayınlanmasından çok kısa bir süre sonra Suriye’de ve Cidde’de Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında çarpışmalar başladı. Eflak, Boğdan ve Karadağ’da bağımsızlık gayesiyle isyanlar çıktı. Böylece Osmanlı Devletinin yeniden bir iç ve dış gailelerin içine düştüğü esnada Sultan Abdülmecid Han vefat etti (25 Haziran 1861). Şu hikayeleri okuyunca tüylerim diken diken oluyor.Zamanında gene bir osmanlı paşasını sözü var biz içerden siz dışardan deniyorsunuz ama bir türlü yıkamadık diye. Bu sözü diyen dana keşke şimdi görse ülkeninin halini diğer eski bağlı olan devletlerin halini ve sormak lazım lan yıkıldı memnun oldunmu başın göğe erdimi diye.
(0 Beğeni)
__________________
-Eğer duanız olmasa RABBİMİN katında ne ehemmiyetiniz var. -Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir;kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar. |
|
#5
|
|||
|
|||
|
SIK sık devlet için şu benzetme yapılır:
"Onlar dışarıdan, biz içeriden yıkamadık!" Kim söylemiş bu sözü, bugünlere kadar gelmiş? Keçecizade Fuat Paşa... * * * NEJAT Muallimoğlu "Politikada Nükte" kitabında Fuat Paşa için "Osmanlı devrinin idare - i maslahat denilen politikasına hiç riayet etmeyen bir devlet adamıydı" der: "Sadece bilgisi ve cesareti ile değil, zarif ve zeki nükteleriyle ve hazırcevaplılığı ile devleti dış ülkelerde temsil etti, fakat kadri bilinmedi" * * * "İSTANBUL Geceleri" adlı bir kitabı olan Charles Mismaire, Fuat Paşa'nın ünlü sözünü Fransa Başbakanı Compte de Montanban'ın, özel sekreteri Felix de Politan'dan duyduğunu yazar... Padişah Sultan Aziz'in Paris gezisi sırasında Fransa İmparatoru 3. Napolyon, Dışişleri Bakanı Fuat Paşa'ya isteklerini sıralar... Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan'a verilmeli, Kudüs'teki kutsal yerlerin Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalı... Osmanlı devletinin bunlara kolay kolay razı olmayacağını bilen İmparator, aba altından sopa gösterir: "Bu sorunlar sizin için bir dert... Yorgun omuzlarınızdan bunları atınız... Devletinizin ne kadar zayıfladığı bütün dünyada biliniyor." Fuat Paşa, gülerek karşılık verir: "Haşmetmeab, siz, bendenize, başka bir devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz senedir, dışarıdan sizlerin, içeriden bizlerin, devamlı tahribine direnebilmiş! Evet, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, bu devleti yıkamadık!" * * * FRANSA İmparatoru, bu karşılığı alınca, isteklerinden vazgeçer, bu defa aklı Girit'tedir: "Girit'i kaça satarsınız?" Fuat Paşa hiç pazarlık etmeden fiyatını söyler: "Aldığımız fiyata!" Yani, 25 yıl savaşarak! * * * LAF Fuat Paşa'dan açılmışken, Osmanlı devletinin önemli yöneticilerinden olan Keçecizade Fuat Paşa'dan biraz daha söz edelim. Sultan Aziz Londra'da Kraliçe Viktorya ile görüşürken, Kraliçe kulağındaki pırlanta küpeleri Fuat Paşa'ya göstermiş: "Bunu bana haşmetmeabların ağabeyi Sultan Abdülmecit hediye etmişti, broştu, bir süre göğsüme taktım, sonra kuyumcuya verip küpe yaptırdım, acaba kendileri bana gücenirler mi?" Fuat Paşa fırsatı kaçırmamış: "Bilakis efendim, Türkiye'den gelen şeylere daima kulak verdiğiniz için memnun olurlar!" * * * YİNE Charles Mismaire yazar, Gümrük Bakanı Kani Paşa'dan dinlemiştir. Devlet Hazinesi Sultan Aziz'in israfını kaldıramamaktadır. Ali Paşa ile Fuat Paşa, huzura giderler, "Mülk - ü milletin sahibinden" fedekarlık isterler! Sultan Aziz kaşlarını çatar: "Yani Paşa, sultanların su içtiği altın tasları darphaneye gönderip, onlara bakır tas mı verelim?" Fuat Paşa lafını hiç çekinmez: "Padişahım, başımıza bir felaket gelirse, siz ortamızda Konya Ovası'na doğru çekilirken, hanım sultanlar, bu altın taslarla ayrılık çesmesinden su mu içecekler?"
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
__________________
-Eğer duanız olmasa RABBİMİN katında ne ehemmiyetiniz var. -Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir;kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Yavuz Sultan Selim Hanın tahta çıkmasından sonra da müderrislik vazîfesine devâm eden Zenbilli Ali Efendi, hak severliği ve doğruluğu ile dikkati çekmiştir. Pâdişâhın her hareketinde, İslâmiyete uymasında yardımcı olmuştur. 1516 (H. 922)’de yapılan Mısır Seferi için fetvâ vermiştir.Zühdü, takvâsı, istikâmeti ve doğruluğu ile meşhur olan Zenbilli Ali Efendi, dîne uymayan her çeşit hükme ve karara şiddetle karşı çıkardı. Celâlli olmasıyla tanınan Yavuz Sultan Selim Hanın, şiddetli hareketlerini bile teskine muvaffak olurdu. Bir defâsında Yavuz Sultan Selim Han, Topkapı Sarayı hazîne görevlilerinden 150 kişinin sorumsuz davranışların dan dolayı îdâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu karârı duyunca derhal dîvân-ı hümâyûna koştu. Vezîrler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın dîvâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum Pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selim Han, huzûra girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi. Pâdişâhın hürmet göstermesinden sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra Pâdişâha; “Fetvâ vazîfesinde (şeyhülislâmlıkta) bulunanların bir işi de, Pâdişâhın âhiretini korumak, onları dînen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Duyuldu ki, 150 kişinin îdâm edilmesine pâdişâh fermânı çıkmış. Fakat onların öldürülmeleri için, dînen bir sebep tespit edilmiş değildir. Recâ olunur ki, af buyrula!” dedi. Zenbilli Ali Efendinin bu sözlerine kızan Pâdişâh; “Bu iş saltanatın gereğidir. Âlimler böyle işlere karışırsa, devlet idâresi kargaşaya uğrar. Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlere karışmak sizin vazîfeniz değildir.” deyince; “Bu karar âhiretinizle ilgilidir ve buna karışmak da bizim vazîfemizdir. Eğer affederseniz ne iyi, ne güzeldir. Yoksa âhirette cezâya müstehak olursunuz.” cevâbını verdi. Bu sözler Pâdişâhın kızgınlığını yatıştırdı. “Affettik!” diyerek lütûf gösterip, neşeyle sohbete başladı. Konuşma bittikten sonra, gitmek üzere ayağa kalkan Zenbilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selim Hana; “Âhiretinizle ilgili olan hizmeti yerine getirdim. Mürüvvetle ilgili bir sözüm daha var.” dedi. Pâdişâh; “Onu da söyle.” deyince; “O sözüm de şudur ki, Pâdişâhın affına uğrayan o kişilerin, işlerinden el çektirilip, el açarak sokaklarda dolaşmaları, Pâdişâhın şânına lâyık mıdır?” dedi. Pâdişâh, bu isteği de kabul etmekle berâber, vazîfelerinde kusur ettikleri için, bunları tâzir edeceğini belirtti. Zenbilli Ali buna karşı da; “Tâzir (azarlama) Pâdişâhın reyine kalmıştır. Orasını siz bilirsiniz. Bizim arzumuzu kabul etmeniz bize yeter.” dedi ve teşekkür ederek, Pâdişâhın huzûrundan ayrıldı. Yavuz Sultan Selim Han da onu medhederek uğurladı.Zenbilli Ali Efendi, Kânûnî Sultan Süleymân Han devrinde de vazîfesinde kalıp, Rodos Seferine katıldı. Rodos’un fethinden sonra orada imâmlık ve hatiblik yapıp, İslâm müesseseleri kurdu. ZenbilliAli Efendi; İkinci Bâyezîd Han, Yavuz Sultan Selim Han ve Kânûnî Sultan Süleymân Han devrinde olmak üzere, 24 sene şeyhülislâmlık yaptı. Ömrünü ilme, talebe yetiştirmeye ve İslâma hizmete harcamıştır. Üstün hâlleri, ahlâkı, başarılı hizmetleriyle meşhur olup, tasavvufta da kemâle ermiştir. Kendisine “Mevlânâ Sûfî Ali Cemâlî” de denilmiştir.
(0 Beğeni)
__________________
-Eğer duanız olmasa RABBİMİN katında ne ehemmiyetiniz var. -Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir;kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar. |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| yaşanmış hikayeler.. | PARADOX | islam & islami Konular | 8 | 10.04.21 10:28 |
| Kitap Serisi | Berzahı-Şah | Sorularınız | 2 | 30.07.20 06:12 |
| Çok ilginç hikayeler ....!! | DiLara | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 6 | 30.06.19 23:56 |
| Yaşanmış Korkunç Hikayeler 3 | DiLara | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 9 | 26.02.19 00:51 |
| Yaşanmış Korkunç Hikayeler 2 | madlen | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 9 | 26.02.19 00:44 |