![]() |
|
#1
|
|||
|
|||
|
Ortaçağ Avrupa’sında yıkanmamak modaydı ve kilise de yıkanmayı yasaklayan bildirimlerde bulunuyordu. Hatta o zamanlar yıkanmak ahlaksızlık olarak görülüyordu. Şu an medeniyetin en tepelerde gezdiği ve parmakla gösterildiği Avrupa neden o zamanlarda pislik içindeydi ve insanlar neden yıkanmıyordu?
O zamana kadar banyo ve hamam kültürünü devam ettiren Avrupalılar nedense yıkanmamayı tercih ettiler. IV. yüzyılda Hıristiyan din adamları temizlik ve yıkanma konularında fetva vermiş ancak şehveti körükleyici etkisinden dolayı kadınların çıplak yıkanmasını hamamlarda ve toplu alanlarda yasaklamış olup sadece evde banyo yapmasına izin vermiştir. Ortaçağa doğru ise açık alanlarda yıkanmayı ahlaki açıdan sakıncalı bulup tamamen yasaklamıştır. Neden olarak ta “hastalık bulaşmasını, cinsel arzuların artmasını” göstermiştir. O zamanlarda veba, tifüs gibi salgın hastalıkların artmasında en büyük etkenin su olduğuna inanılıyordu. Hatta 16. yüzyılda yayınlanan bir tıp makalesinde suyun mikrop ve hastalık taşıdığı ve bu nedenle yıkanmanın insan vücudun direncini zayıflatacağından bahsedilir. Yıkanmanın sadece ahlaksızlık nedeniyle değil sağlık açısından da zararlı olduğu ve hatta yıkanmış vücudun hava ile teması sonucunda genişleyen deri gözeneklerinden hastalık bulaşacağını hatta ölümcül olacağı konusunda da bilgi verilir. Nezle, grip gibi enfeksiyonlarla birlikte körlüğün de sudan bulaştığına inanılırdı. 16. yüzyılın ortalarına doğru halk tamamen banyo yapmayı unutur. Sadece el, yüz ağızlar yıkanmaktadır. Banyo yapan çok elit bir kesim kalmıştır. O da yılda birkaç kez! Örneğin, İspanya kraliçesi 1. Isabel (1451- 1504) ömrü boyunca 2 kez yıkanmıştır; doğduğunda ve evlendiğinde. “Yıkanmamanın nedeniyle midir” bilinmez ama o zamanlarda aldığı bir kararla Hıristiyan olmayanlar üzerinde baskı kurmuş ve 200 bin İspanyol’u ülke dışına sürmüş, geriye kalanları da Engizisyon kararı ile idam ettirmiştir. Bu kraliçemiz gibi yılda 2 kez yıkanmış olan bir de Fransa kralımız va: XIV Louis. Fransa’yı ziyaret eden bir Rus elçisi, dönüşünde yayınladığı notlarında XIV Louis’in vahşi bir hayvan gibi koktuğundan bahseder. Bu nedenle Avrupa tarafından dışlanmış ve sapık ilan edilmiştir. Avrupa’ya göre Rusların banyo kültürü daha iyiydi. En azından ayda bir banyo yapıyorlardı. O zamanlar Avrupa saraylarının nasıl koktuğunu siz tahmin edin. Kokuyu bastırmak için aromalı bitkiler ve parfümler kullanılıyordu. Şimdi Fransa’nın özellikle Paris’in parfüm sektöründe nasıl 1 numara olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Bundan 3000 yıl önce banyo kültürüne sahip Eski Yunanlılardan itibaren Avrupa’nın tekrardan banyo alışkanlığını kazanması ancak 19. yüzyılın başlarına doğru gerçekleşecektir. Avrupa’nın yıkanmayı yasakladığı zamanlarda Osmanlı ve Arap mimarlarının günümüze miras bıraktığı o muhteşem çeşme, sebil ve hamamları da aklımızdan çıkarmamakta fayda var diye düşünüyorum. Netten
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
||||
|
||||
|
Kanunî devrinde İstanbul'a gelmiş olan bir İspanyol gezgi*nin yazdıkları, Avrupa'nın o asırdaki durumunu açıkça dile ge*tirmektedir:
"Türkler, biz Hıristiyanlar'ın pis olduğunu ileri sürü*yor. Halbuki yıkanmak zararlıdır. İspanya'da hayatı bo*yunca iki defa yıkanmış erkek veya kadın yoktur. Yıkan*manın pek çok kişiye zararı dokunduğu görülmüştür. Hele biz Hıristiyanlar, alışık olmadığımız için bize iyi gelmez." savunmalarıda var din adamlarının koyduğu yasaklara başka kılıflar bulunmuş ve bu durum bu kadar uzun sürmüş akıl karı değil paylaşım için teşekkürler
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Bir İhtimal Daha Var O Da Ölmek Mi Dersin |
|
#4
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Ortaçağ Avrupa'sında kişisel hijyen anlayışı, günümüz standartlarına göre oldukça farklıydı ve bu durumu anlamak için o dönemin kültürel, sosyal ve tıbbi bağlamını göz önüne almak önemlidir. Ortaçağ'da genel olarak su temizliği sağlamak, bireysel temizlik ve hijyen konularında yaygın bir öncelik değildi. Bu dönemde suyun temiz olduğu yerler sınırlıydı ve sıklıkla kullanılabilir değildi. Su kaynaklarının kirlenmesi, hastalıkların yayılması gibi sorunlar da bu anlayışın oluşmasında etkili olmuştur. Kilise'nin yıkanma konusunda yasaklar getirdiği belirtiliyor, ancak bu yasakların genel olarak daha çok dini ritüellerle ilgili olduğu düşünülüyor. Yani, kilisenin bu konuda doğrudan bir yasak koymadığı, ancak bazı dini törenlerin yıkanma gereksinimini azaltabileceği düşünülüyor. Ahlaki görüşler de bu konuda etkiliydi. Ortaçağ'da, vücut temizliğinin ahlaki bir mesele olduğuna dair genel bir algı oluşmuştu. Bazı düşünce sistemleri, bedensel zevklerden kaçınılması ve özveri ile ahlaki bir yaşam sürülmesi gerektiğini öne sürüyordu. Bu bağlamda, aşırı temizlik ya da vücut bakımı, ahlaki bir zayıflık olarak görülebilirdi. Ancak, Ortaçağ Avrupa'sındaki hijyen uygulamaları genellikle genelleme yapmak zordur. Elbette kişiye ve bölgeye bağlı olarak farklılık göstermiş olabilir. Ayrıca, Ortaçağ'ın sonlarına doğru, Rönesans dönemi ile birlikte, Avrupa'da hijyen konusundaki tutumda önemli değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. Bu dönemde bireysel temizlik ve hijyen daha fazla önem kazanmıştır.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Rüyamda tuvalet ve pislik görüyorum | BeyazMelekM | Rüya ve Rüya Tabirleri | 4 | 08.11.19 21:03 |
| Avrupa Parlamentosu’ndan Türkiye açıklaması | Cennet | Haber & Siyaset | 0 | 15.08.18 08:58 |
| Bu foto Avrupa'yı ayağa kaldırdı | madlen | Gizemli Olaylar ve Mekanlar | 2 | 15.06.18 23:33 |
| Rüyada Pislik Böceği | Havasokulu | P-R Harfleri Rüya Tabirleri | 0 | 05.10.17 23:06 |
| Avrupa’ Da Psi Araştırmaları... | SiLence | Parapsikoloji & Spiritüalizm | 2 | 03.04.17 22:55 |