Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Tasavvuf & Tarikatler > Tasavvuf Sohbetleri


Aklı bırakmak ne demek?


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 19.09.25, 02:13
Skoda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 27.01.20
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,348
Forum Puanı: 2232
Etiketlendiği Mesaj: 36 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Aklı bırakmak ne demek?

AKLI BIRAKMAK NE DEMEK

Sual:

Bir Âlime veyâ Mürşid-i Kâmile Tâbi Olmak, Körü Körüne İtaât Etmek, Hür Düşünceyi Engellemek Olur mu?

Cevap:

Eski Devirlerde Yaşamış, Mürşid-i Kâmil Denilen Zâtlar Sıradan Kimseler Değildi. Bâsiretleri Açık, Selîm Akıl Sahibi Kimselerdi. Mürşide Tâbi Olan İnsanın Aklı ve İlmi, Hocasının Aklı ve İlmiyle Kıyas Kabûl Etmezdi.

Akıl Göz, İslâmiyet ise Işık Gibidir. Işık Olmayınca Göz Görmediği Gibi, Aklımız Almasa da, İslâmiyet’in Bildirdiklerini Hiç Şüphe Etmeden Kabûl Etmek Gerekir. Allahû Teâlâ, Kocakarı Îmânı Gibi İnanan Akıllı Müslümanları Övüyor. Bir Âyet-i Kerime Meâli Şöyledir:

O Muttakiler, Gayba İnanırlar.

[Bakara 3]

Yani Allah’tan Korkup Günâhtan Sakınan Müslümanlar, Görmeden ve Tecrübe Etmeden Rasülullah’ın Bildirdiklerine İnanır. Demek ki Akıllı Müslüman, Hocaların Hocası Olan Rasülullah’a Kayıtsız Şartsız İnanan, “O Söylediyse Doğrudur!” Diyen Kimsedir. Bir Hadîs-i Şerif Meâli de Şöyledir:

Allahû Teâlâ, Hayrı Murâd Edilen Kulun Kalp Gözünü Açar, O Kul da Gayba İnanır.

[Deylemî]

Bâsireti, Yani Kalp Gözü Açılınca, Gayba [Görmediğine], Güvendiği Zâtların Sözüne İnanıyor. Bunun En Meşhûr Örneği Mi’râc Olayı Üzerine Hiç Aklını Kullanmadan, “O Söylemişse Doğrudur!” Diyen ve Sıddîk İsmini Alan Hazreti Ebû Bekr’dir. Allahû Teâlâ, Onu Zümer Sûresinin 33. Âyetinde Meâlen “Doğru Haber Veren ve Rasülullah’ı Tasdik Eden!” Diye Övüyor.

[Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn]

Aklı Bırakmak Demek, Haddini Bilmek Demektir. Aklın Her Şeyi Bilemeyeceğini ve Bilenlere Tâbi Olmak Gerektiğini Anlamak Demektir. Îmâm-ı Rabbânî Hazretleri Buyuruyor ki:

Dinî Hükümleri Kendi Aklıyla Anlamak ve Aklı Ona Rehber Etmek İsteyen, Peygamberliğe İnanmamış Olur. Onunla Konuşmak Akıl İşi Değildir!

[1/214]

Kâmil ve Mükemmil [Yetişmiş ve Yetiştirebilen] Bir Zât Ele Geçerse, Bütün Arzuları, İstekleri, Onun Eline Bırakmalı, Ölü Yıkayıcının Elinde, Teneşirdeki Ölü Gibi Olmalı. Ancak Böyle Olan Kimse Maksada Kavuşur.

[1/61]

Allahû Teâlâ da, Rasülu de Doğru Yoldaki Âlimlere Tâbi Olmamız Gerektiğini Bildiriyor. Tâbi Olmak, Her Konuda Ona İtaât Etmek Demektir. Kendi Aklına Uymaya Tâbi Olmak Denmez. Bir Âyet-i Kerime Meâli:

Allah’a İtaât Edin, Rasülune ve Sizden Olan Ülül-Emre İtaât Edin!

[Nisâ 59]

Yine Nisâ Sûresinin 83. Âyet-i Kerîmesinde, Ülül-Emre Uyulması, Sorulması Gerektiği Bildiriliyor.

Bu Âyet-i Kerimelerde Geçen Ülül-Emrin, Âlimler Demek Olduğu Tefsîrlerde Yazılıdır. Peygamber Efendimiz de, “Ülül-Emr, Fıkh Âlimleridir.” Buyurdu.

[Darimî]

Peygamber Efendimiz de, Âlimleri Rehber Edinmemizi Emrediyor. İki Hadîs-i Şerif Meâli Şöyledir:

Âlimlere Tâbi Olun!

[Deylemî]

Âlimler Birer Kılavuz, Birer Rehberdir.

[İbni Neccâr]

Âlime Tâbi Olunca, Kendi Görüşümüzü, Kendi Aklımızı Bırakmamız Gerekir. Kendi Görüşümüzde Isrâr Edersek, Âlime Tâbi Olmamızın Ne Önemi Olur ki?

__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13.08.26, 12:59
Acemi
 
Üyelik tarihi: 07.01.20
Bulunduğu yer: mugla
Mesajlar: 2
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

"Aklı bırakmak" denilince pençeler çıkıyor, "Aklını kullanmayan nasıl istikamet üzere olacak" savunmaları (hezeyanları) geliyor.

Bunun sebebi aklın hakikatte ne olduğunun idrak edilmemesi olsa gerek. Herkes (özellikle cahiller) kendini akıllı bilir. Eğer aklı kılavuz kabul edersek akıl (kişi) sayısı kadar din çıkar ortaya ve ortada semavî din kalmaz. Ahmet'in, Mehmet'in aklı (dini) söz konusu olur.

Bir gemi, binlerce dümen... Böyle istikamet olur mu? "Aklı kullanmadan dini nasıl muhafaza edeceğiz!" sorgusunu yapanların gemisi bu, istikamet üzere oldukları sanrısı da bu algoritmayla işliyor zira külli akla tabi olmak yerine filancanın kitabını okumuş, kendisi Kur'an kursuna, dedesi Hacca gitmiş hele hele en tehlikelisi filan ilahiyat fakültesinin öğretim görevlisiyle çay içmiş olmayı akıllı olmak zannediyor.

Ne denebilir ki... Allah "akıl" fikir versin.

"Aklı bırakmak" denilince pençeler çıkıyor, "Aklını kullanmayan nasıl istikamet üzere olacak" savunmaları (hezeyanları) geliyor.

Bunun sebebi aklın hakikatte ne olduğunun idrak edilmemesi olsa gerek. Herkes (özellikle cahiller) kendini akıllı bilir. Eğer aklı kılavuz kabul edersek akıl (kişi) sayısı kadar din çıkar ortaya ve ortada semavî din kalmaz. Ahmet'in, Mehmet'in aklı (dini) söz konusu olur.

Bir gemi, binlerce dümen... Böyle istikamet olur mu? "Aklı kullanmadan dini nasıl muhafaza edeceğiz!" sorgusunu yapanların gemisi bu, istikamet üzere oldukları sanrısı da bu algoritmayla işliyor zira külli akla tabi olmak yerine filancanın kitabını okumuş, kendisi Kur'an kursuna, dedesi Hacca gitmiş hele hele en tehlikelisi filan ilahiyat fakültesinin öğretim görevlisiyle çay içmiş olmayı akıllı olmak zannediyor.

Ne denebilir ki... Allah "akıl" fikir versin.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com