![]() |
Ben: Doğrusu nedir?
O: Evvela günahlarından arın. Yani tevbe ve istiğfar etki duaların sırasında arada perde kalmasın. Eğer günahkar olursan ağzından o günahların kokusu çıkar. Sen fark edemezsin ama okuduğun sure hürmetine yanına gelenler o kokuyu alır ve rahatsız olurlar. Hem bedenin hemde ruhun temiz olmalıki ryhaniyetler, melekler ve bizler yardıma koşalım. Çokca salavat oku. Zira salavatı şerife ruhu arındırır, ve velilerin ruhaniyetlerinin desteğini sağlar ve maneviyatın güçlenir. Ayrıca okuyacağın yada yazacağın duada peygamberimizinde şefaatı ve himmeti maneviyesi oluşur. Sık sık veli olan insanları ziyaret et. Eğer ölmüşlerse kabirlerine git. Siz göremezsiniz ama biz Allah dostlarının ruhaniyetleriyle beraberiz. Ben: Tüm cinlermi? Dedim. O: Hayır? Dedi. Sadece hadimi sure ve esma olanlar. Bir çok konuda onlardan emir almakla memuruz. Hatta meleklerin bazısı bile onların verdiği vazifeleri yaparlar. Her zamanda tüm alemlerin komutanı olan bir veli vardır. Ben: Kutup! O: Kutupdanda öte. Ben: Acayip. O: Hocana sor. O bilir. Ben: Başka ne yapmam lazım. O: Sürekli yaptığın bi zikir olsun. Ayrıca kuranı kerimi haftada bir en fazla ayda bir hatmet. Hatim okurken seçeceğin belli sureleri birkaç defa okuki o surelerin hadimleri ayrıca size yardımcı olsun |
Bölüm 5
Ayrıca müessir duaları okumaya devam et. Ben: Mesela? O: peygamberlerin ve Allah dostlarının makbul duaları vardır. Onları öğren ve oku. Allah nasılki o duaların ilk sahiplerinin duasını kabul ettiyse sahipleri hürmetine farklı ağzlardanda olsa senin duanıda kabul eder. Ben: Başka? O: Asla dünyalık bir menfaat ve haram bir iş için çalışma. Ben: Bu dediklerinizin hemen hemen tamamını yapıyorum. Ama okuduğum hastalar iyileşmiyor, yazdığım dualar tesir göstermiyor. O: Sen ilah değilsin. Her dediğin her zaman olmaz. Allah dilerse dilediği olur. Sende iyi bir kul olursan Allah dilediğini verir. Ayrıca biz cinlerde hadi kuran olsak bile belli bir gücün üstüne çıkamayız. Bizi esir edersen sadece düşmanlığımızı kazanmış ve kendini perişan etmiş olursun. O yüzden bizimle uğraşma. Ben: Peki sizin yardımınıza ihtiyacım olursa? O: İsmim .... .beni çağırırsan gelirim. Bu konuşmadan sonra riyazattan çıktım. Daha sonra surenin hadimi geldi. Onlada uzun muhabbetlerimiz oldu. Ve birkaç yıl mürselle görüştük. Daha sonra bir başkası aynı riyazata girmiş. İstanbul’a gidip onuda riyazattan vazgeçirdim. Ama yinede birisi riyazat neticesinde bu cinleri esir etmişlerdi. Fakat yeni hadimler eskilerin telkiniyle benle olan münasebetlerini kesmediler ve sürekli yardımlarını aldım.” |
Alıntı:
ne konuştular acep cok merak ettim, mutlaka memleket meseleleridir ellam |
Alıntı:
Atarım onları da Ama bu hadimlerin hoşnut olmaması meselesine de değinmiş |
Alıntı:
|
Alıntı:
C.T. Hocanın da benzer bir deneyimi vardı.bana gerçeklerle paralel bir olay geliyor büyük kısmı. |
Alıntı:
anlattigin masal , sayik kişinin masalıyla ayni .. |
Alıntı:
Beni cezbetmese burada paylaşmam ki |
Bölüm 6
Ben: Cinler nasıl varlıklar? O: Tıpkı insanlar gibi. Bizde sizin gibi yer içer, gezer eğlenir, evlenerek çoğalır, kavga eder, savaşırız. Yani aynen sizin gibiyiz. Ben: Biraz daha açıklarmısın. Biz sizleri çok farklı görüyoruz. O: Siz bizi hayalinizde canlandırdığınız gibi görüyorsunuz. Ama bizim sizden çok farkımız yok. O: Mesela merak ediyorsunuz ne yiyor ne içiyoruz diye. Nasılki sizler hepiniz aynı şeyi yiyip içmiyorsanız bizde öyleyiz. Damak zevklerimiz, beslenme şekillerimiz farklı farklı. Müslüman cinlerin en temel besin maddesi güzel kokulu şeylerken kafirlerde tam tersi. Mesela benim en çok sevdiğim şey kemik iliğidir. Başkası başka şeyi sever. Biz sizler kadar çok yemeyiz. Sizin yediklerinizin çok azını yeriz. Bir insanın yediği ile on cin doyar. Biz pişirmeyiz çünkü buna ihtiyaç yoktur. Ama insanların pişirdiklerinden yeriz. O: Nasıl varlıklar olduğumuzuda merak ediyorsunuz. Sizin gibi etten kemikten varlıklar değiliz ama bizimde kendimize özel bir halimiz var. Allah teala bizi ateşten yarattı. Ama biz şu anda ateş değiliz. Tıpkı sizin toprak olmadığınız gibi. Sizler bize belli şekiller isnad ediyorsunuz. Nasılki sizler farklı farklı yapılardaysanız bizlerde öyleyiz. Kimimiz iri kimimiz ufak, kimi zayıf kimimiz şişman, renklerimiz birbirinden farklı. Siz neyseniz bizde oyuz. Ben: Peki evlilik nasıl? O: Aynen sizin gibi şahitler huzurunda evleniriz. Düğün yaparız. O: Benim şimdi gitmem lazım. Daha sonra tekrar gelirim Dedi ve gitti. Riyazatta bulunduğum süre içinde, geceleri sürekli şiddetli yağmurlar yağar, kulakları patlatırcasına gök gürledi. Şimşeklerin ışığı bulunduğum odayı aydınlatırdı. 2 defada büyük depremler olmuştu. Depremlerin birinde riyazatı bırakıp insanlara yardım için çıkmayı düşündüm. Ama diışarda bir telaşe ve koşuşturma yoktu. Demekki bi zayiat yok diye çıkmamaya karar verdim. Sonradan öğrendiğime öre bu süre içinde ne yağmur yağmış, ne gök gürlemiş, nede deprem olmuş. Hepsi ..... suresinin hadimlerinin marifetiymiş. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:41. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com