![]() |
|
|||||||
| Tecrübe Ettikleriniz Denenmiş uygulamalar |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
|||
|
|||
|
üzerlik tohumu ve ayahuasca:
descartes ‘in bulduğu ve; ruh ve beden arasında köprü olan epifiz bezinin çalışmasını sağlayan hormonlar içeren üzerlik tohumu ve ayahuasca. her ne kadar yerliler arasında asil mantığının bağırsak parazitlerini temizlemek olduğu iddia edilse de popüler kullanımına neden olan; ruhun vucuttan ayrılıp yükselmesini sağlayan - bir nevi ölüm - ve uyanık rüyalar görülmesine neden olan halusinojenik etkisidir. özellikle 60 lı yıllardan sonra batı uygarlığının ilgisini çeken kutsal içecek ayahuasca birçok bitkinin karıştırılması ile elde edilir. amazon yerlileri arasında yüzlerce farklı ayahuasca tarifinin birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkması ona olan ilgiyi daha da çekici hale getirdiğinden birçok etnobotanist ayahuasca bitkileri üzerine çalışma gerçekleştirmiş ve tüm reçetelerde ortak olan iki bitki bulunmuştur. en önemli ve ayahuasca ile olarak da bilinen bitki "banisteriopsis caapi"dir. yaygın olarak "yage" diye bilinen ve bir tür sarmaşık olan bitkimiz harmala alkoloidlerini icerir. mono amin oksidaz inhibitoru (maoi) olan bu alkoloidler ikincil önemli bitkimizin - psychoatria viridis yada ispanyolca chacruna - sahip olduğu triptaminlerin vucut tarafından yıkılmasını önler. harmala alkoloidleri mao 1 sistemi üzerinde etkili olduğundan ayahuasca seremonisi sırasında oruç tutulması zorunlu değildir, ancak yan etkilerinin azaltılması , alkoloidlerin vucuda daha etkin teması ve parazitlerle verilecek mücadele için gereklidir. ayahuasca temel olarak bu iki bitki ile hazırlanabilecek iken amazon yerlileri daima farklı bitki türlerini yan etkilerin azaltılması, alkoloid zenginliği yaratmak ve tatlandırıcı olarak kullanmışlar ve bu nedenle yüzlerce farklı ayahuasca tarifi ortaya çıkmıştır. ayahuascanın tarihi oldukça eskidir ve etkileri özellikle amazon el sanatlarına ve motiflerine büyük oranda yansımıştır. geleneksel olarak seremonilerde yerliler yaşadıkları deneyimleri toprak üzerine çizerek dile getirirler. seremonilerde söylenen şarkılar ve şamanın deneyimi etkilerin hissedilmesinde oldukça önemlidir. ayahuasca ; di metil triptaminin (dmt) beyne girişiyle birlikte başlar. etkileri 6-12 saat arasında geçmekle birlikte kişiyi günlerce etkisi altında tutabilir. her ne kadar mao1 sistemi yenilenebilir olsa dahi bir haftada bir kereden fazla alınması sakıncalı olabilir. bugün birçok bitki ayahuasca analoğu olarak bilinmektedir. bunlardan en önemlisi peganum ve mimosa türlerinden elde edilir. peganum harmala (üzerlik) tohumları harmala alkoloidlerini bol miktarda içerir. bunun yanında birçok mimosa türü bol miktarda dmt içerir. bu iki bitki ile kolayca ayahuasca analoğu bir içecek hazırlanabilir. anadenanthera colubrina (cebil) arjantinin kuzeyinde yetişen büyük bir ağaçtır ve tohumlarında yüksek oranda bofotenin içerir. diğer bir anadenanthera türü ise (a. peregrina) kuzey amazon bölgesinde yopo denilen ve kokaine benzer şekilde burundan çekilerek alınan bir toz yapmakta kullanılır. özellikle cebil kullanan kisilerde geometrik düzen takıntısı yaratır. brugmansia ya da diğer bir deyişle floripondio amazonların dağlık bölgesinde yetişen ve kocaman trompet şeklinde çicekleri olan bitki cinsidir. cadı alkoloidleri olarak bilinen escopolamin, hiosciamine ve atropin içerir. brugmansia spp. evrimsel olarak datura türlerinin and dağlarına uyum gösteren bir dalı olarak bilinir. bu yüzden daturalara guney amerikada pek rastlanmadığı gibi ayahuasca ile de pek ilişkisi yoktur, ancak kuzey amerika yerlileri arasında yaygın olarak kullanılır. ruh asması olarak bilinen ayahuasca, ruhunuzu tıpkı kendisi gibi, bir sarmaşık gibi yerden güneşe doğru iterken, diğer yandan sizi ormanda hayvaninizi bulmaya zorlar. |
|
#2
|
|||
|
|||
|
yaje bir yoldur: bir ayahuasca deneyimi
birazdan anlatmaya çalışacağım fenomenle uzaktan yakından alakalı bir şey ile dürüst olayım daha önce karşılaşmamıştım. kolombiya'da geçirdiğim ilk ay tesadüf eseri yaje adı verilen bir tür içeceğin uzak yörelerdeki yerliler tarafından çeşitli ritüellerde kullanıldığını duydum. bana ilk elden anlatılan kendisinin bir tür ilaç olduğu ve ruhsal, fiziksel problemleri tedavi etmekte kullanıldığıydı ve tüm bunlara çeşitli, çoğu zaman ürkütücü görüntülerin eşlik etmesiydi. aklıma ilk gelen lsd tarzı bir başka halüsinojen madde diye düşündüm. diğer yandan böyle bir şeyin hala modern dünyada otantikliğinden kaybetmeden devam ediyor olması o anda ilgimi çekmeye yetmişti; bir şekilde bulacaktım bu yaje (okunuşu yahe) denilen bitkiyi. internet üzerindeki bir kaç arama sonrası tüm bulabildiğim çeşitli turist tuzakları olmuştu. neyse ki yine tamamen tesadüf eseri bir arkadaşımın arkadaşının beni yönlendirmesiyle bogota yakınlarındaki bir köydeki seremoniye katılma şansı bulabildim. seremoni sırasında tanıştığım biri kulağıma "yaje bir yoldur" derken ne demek istediğini ancak seremoni sonlandığında anlayabilmiştim doğrusu. öyle ki iki şeyden emin oluyorsunuz bu yolda: öyle ki iki şeyden emin oluyorsunuz bu yolda: 1. bir daha yaje mi? asla! 2. yeniden geleceğim kesinlikle. dünya üzerinde sayısız düşünce, disiplin, yöntem bize doğruları, gerçekleri göstermek için neler yapmamız gerektiğini söyler durur. bu sayede eninde sonunda iyi olanı güzel olanı bulup gerçeğe bir kapı aralama şansı, mutluluğa, tanrıya (çoğunlukla cennet gibi başka bir alemde) vs.'ye ulaşma olanağına erişeceğimizi söyler bunlar. bir çoğu son derece karmaşıktır da ve sadece bir avuç insan yığınla insana bu yüzden yol gösterir. mutluluğu göstermek değildir ama amaç (bunları zaten çoğu algılayamaz) mutlu bir insanın neler yapması gerektiğini öğrenirsiniz bunlarla.tüm bunların arasından sanırım sadece yaje ile hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan, kimseyi kendinizi bile dinlemeden diğer dini yöntemlerin ısrarla ulaşılmasını zorlaştırdığı gerçeğe bakabilme şansına erişebilirsiniz. hiçbir şey demişken bu sakın yanlış anlaşılmasın. yaje ile tanıştığımda hayatımın en yoğun deneyimini yaşadığımı düşünüyorum; alışık olmadığım bir sezgi kapasitesi ile donandığımda sorun bir şey yapmak değil daha çok kendinizi susturabilmek ve sakin, huzur dolu gerçeği izleyebilmek oluyor. bu da ancak yajeye saygı göstererek ve ruhunuzu bedeninizi temiz tutarak gerçekleşebilecek bir şey - zaten bu ikisi yajede o kadar ayrı şeyler değil. misal seremoninin günler öncesinden et yemeyi kesmeniz tavsiye ediliyor. aksi davranış sadece vücudundan atılması gereken daha çok pislik demek ve yolun uzamasına sebep oluyor. açıkçası zaten et yemiyor oluşumdan ne kadar farkettiği konusunda bir fikrim yok. yaje'den öğrendikçe değişiyorsunuz ve değiştikçe bunu günlük hayatınıza da uyguluyorsunuz. bu anlamda yaje'nin progresif bir iyileştirici etkisi olduğunu da söyleyebilirim. bir kişi bütün diğer zararlı bağımlılık üreten maddelerden bu şekilde arındığını anlatırken giderek inanmaya başlamıştım ben de bitkinin bu özelliğine. bunun yanında etrafta dönen şehir efsaneleri de yok değil. şehirli çoğu kişi bana defalarca kaç kişinin yaje yüzünden aklını yitirdiğini hatta hatta öldüğünü anlattı. tabi ki böyle bir şey yok. yerliler için çok önemli konumdaki (şimdi fazla olmasa da) şamanların hayatları boyunca bunu içiyor olmaları yeterli kanıt olsa da bilimsel anlamda yaje'nin kesinlikle tehlikeli toksik olmadığını biliyoruz. tabi ki bazı psikolojik etkileri hazırlıklı olmayan birey için şok etkisi yaratabilir ve şamanlar da bu yüzden var zaten - sizi yolculuğa hazırlamak için. bunu demekle birlikte ne bir bilim adamı ne de şaman olduğumdan ve yazı genel olarak öğrendiklerime dayalı ""kişisel fikirlerden"" ibaret olduğundan yine de sorumluluk alamayacağımı belirtmek istiyorum, kararı kendiniz vermeniz gerekli. bu yazıda anlatacaklarım kısmen yaşadığım az sayıda yolculukla ilgili. fakat bunu, yani geçmişi bir bilgisayar başında yeniden yaratmak sanıldığı kadar kolay değil. ne kadar detaylı anlatmaya çalışacak olsam da anlattıklarımın sadece gerçeğin bir karikatürü ya da yapay hali olacağını bilmenizi isterim. |
|
#3
|
|||
|
|||
|
Bukonuda yacemil esmasını okumanızı tavsiye ederim
|
|
#4
|
||||
|
||||
|
ayahuasca burada evde vesaire ve diğer DMT ler alınarak yapılmamalı bence.Geçen gün bir arkadaşım ben DMT ile denicem yaaa dedi olur delirmek için güzel yöntem dedim. Çünkü sizi bambaşka bir aleme götürüyor.Orada şamanlar bulunduğunuz ortamı temiz tutuyor dualar kesilmeden devam ediyor olur da o alemde bir varlık size bulaşırsa şaman kişi size müdehale ediyor.Bir bilim adamı şu an adını hatırlamıyorum bu DMT nin etkisini kendinde denemek istemiş evinde.Tabi ne ortam arınmış ne ritüel var ne dua var musallat ile sonuçlanmış.Yine bir şaman ritüel ile onu kurtarmış.Herşey usulüne göre olmalı diye düşünüorum.
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
|
|
#6
|
||||
|
||||
|
DMT halisünojendir. Normalde beyindeki epifiz bezinden rüya esnasında salgılanır.Doğum ve ölüm esnasında en üst seviyeye çıkar.Beyin az salgıladığı için çok çılgın deneyimler yaşamazsınız.Ama dışarıdan alındığında görülmeyini görmeye neden olabiliyormuş.Yalnız unutmayın göreceğiniz şey sizin mevcut enerjinize bağlı olur genelde. Bilinçaltınız daaaann diye çıkar karşınıza ya Lord of the rings deki gollum ya da güzelim elfler buyurur sizi.
|
|
#7
|
||||
|
||||
|
ayahuasca burada evde vesaire ve diğer DMT ler alınarak yapılmamalı bence.Geçen gün bir arkadaşım ben DMT ile denicem yaaa dedi olur delirmek için güzel yöntem dedim.
Çünkü sizi bambaşka bir aleme götürüyormuş.Orada şamanlar bulunduğunuz ortamı temiz tutuyor dualar kesilmeden devam ediyor olur da o alemde bir varlık size bulaşırsa şaman kişi size müdehale ediyor.Bir bilim adamı şu an adını hatırlamıyorum bu DMT nin etkisini kendinde denemek istemiş evinde.Tabi ne ortam arınmış ne ritüel var ne dua var musallat ile sonuçlanmış.Yine bir şaman ritüel ile onu kurtarmış.Herşey usulüne göre olmalı diye düşünüyorum.
|
|
#8
|
|||
|
|||
|
yaje (ya da ayahuasca) içeceği aslında çoğunlukla amazon bölgesinde yetişen ve oradaki topluluklar tarafından kullanılan bir çeşit sarmaşığın adı aynı zamanda. fakat içeceğin kendisi sadece yaje'den ibaret değil ve her taita (şamanlara verilen isim) kendine özgü bir tarif kullanıyor. şamanlar geleneksel olarak bunu tedavi amacıyla kullanıyor olsalar da aynı zamanda büyü amaçlı kullanıldığı da oluyor. büyüler de tabi ki kazanılan görü yeteneği merkezi konumda; taita bu sayede hastalıkların sebeplerini ruhlar (bizim bildiğimiz ruhlardan farklı) aracılığı ile öğrenebiliyor ve bunları dışarı çıkartabiliyor. aynı zamanda geleceği öğrenmek, kayıp nesneleri bulmak, düşman varsa başlarına felaket getirmek, yağmur çağırmak gibi şeylerde de kullanılması mümkün. düşmanları etkiledikleri gibi taitalar birbirlerini de etkileyebiliyorlar. benden daha tecrübeli biri bir kez bir taita ile başladıktan sonra onunla devam etmem gerektiğini söyledi. öğrendiğime göre taitalar birbirlerinin üzerinde değişik etkiler bırakabiliyorlar ve bu farklı etkilere maruz kalmamak için de fazla değiştirmemek gerekiyor mümkünse. dediğim gibi tüm bunların merkezinde içen kişinin görü kapasitesi rol oynuyor. kolombiya'da pinta adı verilen bu çeşitli renkteki görüntüler soyut zihinsel imgelemler olabileceği gibi doğadaki ruhların (bütün bitki ve hayvanları kapsayan) canlı imgeleri de olabiliyor. çoğu zaman bunlara ejderhalar, şeytanlar gibi efsanevi figürler de eşlik edebiliyor.
en önemli diğer özelliği yaje'nin son derece güçlü bir müshil ve pürgatif olması. yaje'nin etkisi altında sayısız kusma, bulantı, ishal, titreme, terleme nöbetleri geçirmeniz mümkün. hepsini aynı gece yaşamanız da mümkün hiçbir yan etkiye maruz kalmamak da (yeni tanışanlar için bu ikincisi pek mümkün değil). fiziksel etkilerinin yanında psikolojik olarak sarhoşluk, korku, karmaşa, zaman ve mekan gibi algıların bozulması ve benzeri olağandışı zihinsel etkiler eşlik ediyor. hafife almamak gerek ilk gece tanışlarımdan birisi bana gerçekten öleceğini hissettiğini anlattığında pek şaşırmadım doğrusu. bütün bunların iyileşme sürecinin bir parçası olduğunu unutmamak gerek ve halihazırda sağlıklı bir bireyseniz bu etkileri hafif şekilde atlatmanız daha olası olacaktır. kişisel olarak gözlemlediğim çok kötü bir deneyim yaşayan pek fazla kişi olmadı ama onların hali de gerçekten kötüydü. her halükarda kötü bir deneyim yaşamanız aslında teşvik ediliyor - başka türlü pintaya ulaşmanız ve iyileşmeniz mümkün değil. bu iyileşme her anlamda bir dönüşüm manasına geliyor. yaje'nin bu cezalandırıcı etkisi zorlanırsa bir zen ustasının tokadına benzetilebilir aslında. sonuç olarak pinta (ve iyi bir pinta) için fiziksel ve psikolojik olarak yeniden dengeye ulaşmamız ve dengeyi bozan anormallikleri vücudumuzdan atmamız gerekiyor. ancak ve ancak bu engelleri attıktan sonra ruhlar dünyasının kapısından içeri girmeyi düşünebilirsiniz. yaje'nin üzerinde doğrudan çalıştığı fiziksel rahatsızlıklardan ziyade psikolojik ve duygusal dengesizliklerimizin yarattığı depresyon ve karamsar düşünceler oluyor. fiziksel etkilerinden bu nedenle korkmamak gerekli. hiçbiri fiziksel bir rahatsızlığımız bulunduğundan ötürü gerçekleşen şeyler değil. hepsi bir şekilde ruhsal anlamdaki bozukluklarımızın tezahüründen ibaret bilgiyi oluşturuyor. açığa çıkan bu bilgi geribeslemeler olarak bedenimiz tarafından yeniden kendiliğinden özümseniyor ve ortaya çıkan evrensel gerçekler gönüllü olarak yine bedenimiz aracılığı ile kabul ediliyor. ilk denememde kendim hakkımdaki bazı düşüncelerin doğasını ve yanlışlığını göstermedeki kapasitesinden ne kadar etkilendiğimi anlatamam sanırım. yaje'den sonra açıkçası psikiyatristlerin etkinliği konusunda bir kere daha şüpheye düştüm. vücudun kimyasal dengesini değiştirerek sonuca gitme mantıklı gibi dursa da süreçte kendiniz hakkında neredeyse hiçbir şey öğrenmiyor oluşunuz ve doğal olarak değişimin imkansızlığı bana etkili bir yöntem izlenimini vermiyor doğrusu. yaje ise isteyin ya da istemeyin sizi bütün gerçeğinizle başbaşa bırakıyor ve egonuzun yaralanması pahasına da olsa sorunu çözmeden sizi acılarınızdan serbest bırakmıyor. yaje'nin kişiliğiniz üzerindeki bu etkisi tamamıyla kendiliğinden ve herkes üzerinde benzer etkisi olan kendine özgü bir mantık üzerine kurulu. önce bir şaşkınlık, direniş çabası ardından kabulleniş ve pişmanlık ve en nihayetinde değişime giden sıradışı bir kararlılık. değiştirecek bir şeyleri olmayan şanslı azınlıktaysanız (çocukların deneyiminin hiç kötü olmaması gibi) ya da bu aşamaya ulaştıysanız yaje sizi ödüllendirmekten ve resmin tamamını göstermekten de geri de durmuyor. o aşamada olmasanız bile bir gecelik temizliğin ardından kapı aralığından bu gerçeğe bakıp onunla sarhoş olabilirsiniz. halihazırda materyalist kültürlerden geldiğimiz için ve çoktan diğer özelliklerimizle bağımızı koparttığımız için yaje karşısında bir insanın şaşırmaması, etkilenmemesi mümkün değil. tanrı, ruh gibi kavramlar sadece kavram olarak yer etmiş zihinlerimizde. birileri bize bunların ne olduğunu anlatıyor ama ne olduklarını nasıl anlayacağımızı da anlatamıyor çünkü zaten kendileri de bilmiyor. tanrısal olana bir bakış atmak için ne bir şey okumanız gerekli, ne bir öğretiyi takip etmeniz ne de irade gücünüzü kullanmanız; gerekli olan sadece bütün potansiyelinizi kullanarak farkında olmanız. bu bakımdan dinlerin tanrısal olana tek ulaşma yolunu da tıkamalarını ve birkaç ağdalı sözle de cennete erişeceğimizi düşünmelerini ironik ve manidar buluyorum. yaje, size doğrudan bir deneyim dünyası açarak ne kadar derin bir illüzyonun parçası olursanız olun, öyle ya da böyle bütün dinlerin bahsettiği şeyi hissetmenizi sağlıyor. onun etkisinde normalde algılayabildiğinizin ne kadar sınırlı olduğunu, farkediyorsunuz. bu şaşkınlıktan ders alıp almamak ise tamamen tercihe bağlı. tabi ki kimi çevreler onu "uyuşturucu" ile kafa bulmak diye tanımlayabilir ama tekrar etmekte fayda var; hissetmemenizi isteyen ve bundan güç alan bir şey varsa o da dinlerin kendisi oldu şimdiye kadar. |
|
#9
|
|||
|
|||
|
yaje hakkında ne kadar okumuş, dinlemiş olursanız olun onunla doğrudan bir bağlantı kurmadan, deneyim olmadan hakkında bir şey bilmeniz pek mümkün değil. hatta kültürel bağlamından çıkardığınızda bile anlam kaybına uğrayacak ve şehirli zihinlerimizle anlaşılmaz bir noktaya gelecektir. doğal olarak yaje'yi bir yaşam biçimi haline getirmiş, atalarından edindikleri (bize aşina olmayan yöntemlerle) bilgilerle onu içlerinde yaşayan yerliler ve şamanlar onun hakkında en doğru bilgiye sahipler denilebilir. onunla ilgilenen bizim gibi turistlerin aynı şeyleri hissedebilmesi ise imkansıza yakın. ilk denemem de açıkçası olağanüstü şeyler olmasını beklemiştim çünkü daha çok ilgilendiğim kısım buydu, yani kendimle ilgili olan kısmıydı. bir yerli ya da taita için ise en önemsiz kısmı bu. bizim için büyüsel olan bu fenomen onlar için son derece normal olan bir şey. çünkü aynı doğanın içinde yaşıyorlar ve yaje'nin de onlar gibi yaşayan bir varlık olduğunun bilincindeler. bu ironik çünkü eminim çoğu bizim gibi şehirliler için yerliler ve yöntemleri, ruhlar vs. son derece fantastik, doğa üstü görünecek. bu aslında amerikaya uyarlanmış bir çeşit oryantalizm. oysa tam aksine onlar çevrelerindeki materyal dünyaya bizden daha çok bağlılar ve her şeyin ondan geldiğinin bilincindeler. yaje onlar için kendisi üzerinden doğanın kudretini hissedebildikleri aracı bir bitkiden başka bir şey değil. bizim için bir masal olan iyi kalpli gıkı çıkmayan tabiat ana onlar için verdiği acı, keyif, delilik, sınırsızlık ile gerçeğin ta kendisi oluyor. kısacası onlar yaşadıkları gerçekliğe totemleri ile ruhları ile bizden çok çok daha yakınlar.
gelelim nasıl hazırlandığına. amazon bölgesindeki yerliler için bu pek problem olmuyor, zira her şey önlerinde. sarmaşıktan önemli bir kısım başka bitkilerle karıştırılıp suda bir gün boyunca kaynatılıyor. kullanılan malzeme çok olduğundan bunu başka bir yerde hazırlamak oldukça zor. bu latin amerika dışında karışımı hazırlamayı zorlaştıran en büyük etken. seromonisine katıldığım taita'nın kardeşi abd'ye götürdüğü yaje'yi beraberinde taşıdığı için tutuklanmış ve hala hapis hayatı sürüyor. bununla birlikte bitkileri ayrı ayrı götürmenin yasal bir engeli bulunmuyor ama bu da kesinlikle pratik değil. kaynatılmış yaje gece olana kadar bekletiliyor. geceyi beklemenin sebebi ruhların gece olduğunda uyanmaları. gerçekleşen ritüel de bu ruhlarla saygıda kusur etmeden iletişim kurmak üzerine kurulu. |
|
#10
|
|||
|
|||
|
gece oldu ve taita'nın uzattığı yaje'yi bir dikişte içtiniz. bundan sonra artık ne olacağını taita dahil kimsenin bilmesinin imkanı yok. neredeyse herkesin kendine özgü bir deneyimi oluyor ama ortak olan bir şey varsa o da kötüden iyiye doğru bir yol izlemesi bu deneyimin. kapkara bir denize atlıyorsunuz, batıyorsunuz, batıyorsunuz, kendinizi en dipte bulduğunuzda kurtulmak için çırpınıyorsunuz. hiçbir şeye yaramadığını anladığınızda kendini bırakıyorsunuz artık, teslim oluyorsunuz ve kendinize verdiğiniz zararların bedellerini ödüyorsunuz. hafifledikçe taşıdığınız yüklerden yükselmeye başlıyorsunuz, yükseliyorsunuz ve en sonunda göksel bir mutlulukla dolaşıyorsunuz. gerçekten bu kadar poetik bir etkisi var yajenin. algılarınızın kapıları tamamen açıldığında ruhlarla görsel bir temase geçmeye başlıyorsunuz. bu noktada kimisi iyi kimisi kötü sayısız varlıkla karşılaşmanız mümkün. gerçekliğin dünyasından yavaşça diğer tarafa geçtikçe ruhlar da daha fazla hissetiriyor kendilerini. şunu eklemeliyim ki ilk defa içiyorsanız ve sadece bir fincan aldıysanız pinta görmeniz pek mümkün değil. ama bu aynı zamanda fiziksel ve ruhsal temizliğimizle de ilintili ve de yajeye ne kadar aşina olduğumuzla. ne olursa olsun pinta olmadan bile varlıklarını bir şekilde hissediyorsunuz. bunu sağlayan ise tamamen sezgileriniz; orada olduğunu hissediyorsunuz. yeni bir fincan aldığınızda ve bu his gitgide katlandığında farkındalığınız da beraberinde yükseliyor. sanki her şey birbirine bağlı ya da bir havuzun içinde yüzer gibi bir his, atmosferdeki enerjiyi bütün bedeninizle hissedebiliyorsunuz; artık aynı yerde olmadığınızı düşünüyorsunuz ve gerçekliğinizde oluşan dev yırtıktan dolan renklerle ruhların yakınlaştığını anlıyorsunuz. fakat yine de bu aşamada tamamıyla kopmuş sayılmazsınız gerçeklikten. zihniniz, bilinciniz, bilinçaltınız, korkularınız, şüpheleriniz, egonuz sürekli bu görüntülere, hislere karışıyor. son aşamaya yani gerçek görselliğe adım attığınızda ise doğrusu görünüze karışabilecek "siz" diye birşey bulunmuyor. ama kesinlikle uyumuyorsunuz da ve gördüklerinizin de rüya olmadığını biliyorsunuz - rüyalardan son derece farklı bir deneyim bu. soyut görüler arasında başta renkler olmak üzere, geometrik şekiller, kaleydoskop etkisiyle birbirine karışan ve ayrılan imgeler bulunuyor. bu soyut görüntüler sürekli olarak değişime uğrayarak somutlaşabiliyor ve daha sonra tekrar dağılabiliyor. çeşitli figürlerde karşımıza çıkan görüntüler arasında en yaygın olarak görülenler genelde cangılda yaşayan diğer canlılar - totemler oluyor. tabi ki burada bir sınır olmadığını belirtmeliyim. geçmişi, geleceği, başka şehirleri, olmayan yerleri, budha'yı bile görebilirsiniz. ne göreceğiniz üzerinde kesinlikle kontrolünüz bulunmuyor sonuç olarak.
ayrıca hemen sonra ne olacağını o anki durumunuzdan anlamanız da pek mümkün değil. ilk etkileri yaşadıktan sonra bu ilk etkiler kaybolup yerine daha güçlü olanlarını getirmiyor. yajenin gelişimi çok düzeyli olarak gerçekleşiyor. bir düzeyde renkli çizgiler sürüp gelişirken buna sürekli olarak yeni etkiler ekleniyor. basit başlayıp, gelişen ve bütün elemanların şiddetini yükselttiği çeşitli zirveleri olan bir trance parçası örneğine benzetebiliriz bu durumu aslında. nasıl ki parçada tek tek davulun ya da herhangi bir öğenin estetik ya da duygusal bir önemi bulunmamakta gördüğünüz pinta için de bu durum geçerli. pinta sadece bütün olarak üzerinizde bir etkide bulunuyor ve acılı bir temizlik sürecinin yarattığı görüntülerin de sadece bir tek amacı var: size tinselliğin ışığında hayat hakkında bir ders vermek. fakat arada bedensel olanın pisliği üzerine düşüncelerle ile büyümüş önemli bir neslin anlamayacağı hatta gülüp geçeceği bir fark var. o da böğürtüler arasında kusarken ya da bir ishal atağında bu tinselliğe kendinizi açıyor oluşunuz. tanrı'yı bulutlar arasında çizen ve beyazlı melek ordularıyla bedensel olandan kaçınmamızı iradeye, zihne, inanca yönelmemizi tembihleyen semavi dinleri zaten bir kenara koyuyorum, dünyada başka hiçbir kültür sanırım tanrısal, ruhani, tinsel olana bütün bu pisliğin içinde ulaşılabileceğini düşünmemiştir. dinlerin zihne bağımlı oluşu dolayısıyla zihnin üzerinde çalışabileceği irade, inanç gibi soyut olgular kullanılmak zorunda olduğundan tanrı da ancak soyut ve ulaşılamaz haliyle düşünülebiliyor. sonuç bir çeşit aydınlanmayla müjdelenen insanların hayal kırıklığı. özellikle batıda inancın giderek önemini yitirmiş olması ve geriye kalanların çeşitli uzakdoğu düşüncelerine yönelmesi bu hayal kırıklığına yorulabilir sanırım. yaje'nin işlevi de bu doğu düşüncelerine zaten oldukça benziyor çünkü farkındalığın dibine dinamit koyan beden-zihin ikiliği yaje'de de bulunmuyor ve beden üzerinde çalışırken aynı zamanda içgörümüzü engelleyen zihnin durumunu da değiştiriyor. meditasyon ile bu kadar benzer olması bir yana daha güzel olanı yaje'nin hiçbir şey yapmanıza, düşünmenize izin vermemesi. meditasyonun amacı da bu değil miydi zaten?... tek fark yaje'nin sizin isteğinize bağımlı kalmadan aşkın bir düzeye sizi taşıyor oluşu; başka bir şansınız yok. katıldığım bir seremonide zaten bu iki tekniği de uygulayan kişiler gördüğümden benzerliği algılamam çok fazla sürmemişti. bedensel fazlalıklarımızdan kurtulmadan belirli bir dinginliğe ulaşılması da zor göründüğünden doğrusu aralarındaki görevdeşliğe bir anlam verebildim. fazlalıklarımız derken abartmıyorum, isterseniz günlerce diyet uygulayın ve hatta son gün kimilerinin tavsiye ettiği gibi birşey yemeyin yine de anlam veremediğiniz kadar kusabilir ya da dışkılayabilirsiniz. yaje sizi daima şaşırtacak ve saygı göstermezseniz başka bir ders verecektir. son denememde sabah olmuş ve herkes evlerine güzel güzel dağılırken birdenbire herşey benim için tekrar başlamıştı. alınan ders isterse sabah olsun eve taşıdığınız yüklerle geri dönemezsiniz ve yerlilerin düşüncesine göre bu yükler ya da hastalıklar dışkı ve kusmuk olarak vücut buluyor ve sisteminizden en kısa yoldan dışarı atılıyor. doğrusu bedeninizden normal olmayan bir şekilde o kadar çok şey çıktıktan sonra buna inanmamak güç; o kadar bokla doluyuz ki gerçeği göremiyoruz. |
![]() |
| Etiketler |
| ayahuasca, yaje, üzerlik |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Üzerlik Tohumu, Doğru Hazırlamış mıyım? | twennywann | Sorularınız | 30 | 10.05.26 21:20 |
| Üzerlik Tohumu Üçüncü göz dediğimiz kalp gözünü açıyor | Zen | Tecrübe Ettikleriniz | 90 | 05.12.25 10:26 |
| Üzerlik tohumu çayı içtikten sonra ne yememeliyiz? | Yusuff | Sorularınız | 14 | 22.04.22 05:52 |
| Üzerlik Tohumu içerken okunacak dua | şşi’râ | Sorularınız | 27 | 03.07.21 21:55 |
| Üzerlik Tohumu ve Yağı | Naim | Alternatif Tıp ve Bitkiler | 3 | 05.09.19 14:21 |