Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Havas ilmi & Gizli ilimler > Tecrübe Ettikleriniz

Tecrübe Ettikleriniz Denenmiş uygulamalar


Ayahuasca (yaJe) ve Üzerlik Tohumu tecrübelerim

Denenmiş uygulamalar


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12.07.19, 01:30
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

yaje hakkında çok şey bilmeden gittiğimde doğal olarak ürkek davrandım.yaje hakkında bir şey öğrenmek için uzun sürelere ihtiyacınız var. kırkın üzerinde deneyimde bulunmuş bir arkadaşım doğal olarak yaje hakkında hiçbir şey bilmiyorum dediğinde demek istediğini anlamıştım. yaje'nin sizi ve bedeninizi tanıması için gerekli bu zaman ve ilk içişinizde pinta görülebilmesi bu nedenle biraz zor. yerliler daha çocukken bunu içmeye başlayıp yıllar sonunda onun bütün potansiyelini kullanabiliyorlar. sorun kısaca yeterince içememeniz olarak özetlenebilir. mideniz daha fazlasını almıyor. tabi ki onu dinlemeyip içmeye devam edebilirsiniz. bu aslında teşvik de ediliyor ama bunun anlamı pinta dahil yan etkilerini çok daha şiddetli yaşamanız demek olurdu. ayrıca midenizdeki o his sürerken devam edebilmek gerçekten çok zor. bu histen biraz daha detaylıca bahsetmek istiyorum. yaje'nin etkisi altında kötü hissetmenizden sorumlu olan içinizde biriken pislikten daha çok onu dışarı atamayı başaramamanız. bu başınıza gelebilecek en kötü şey olurdu ve sıklıkla da benim gibi yeni başlayanlar bu durumu yaşıyor zaten. üstüne üstlük şehirli bir yaşamdan geliyorsanız durum katmerleniyor çünkü bedenimizle olan ilişkimiz son derece çarpık durumda. o kadar çarpık ki bedenimizin basitçe kusmasına izin veremiyoruz. bugüne kadar öğrendiğimiz dışkılamak, kusmak gibi eylemlerin kontrol edilmesi gerektiğiydi. oysa yaje'nin etkisi altında ne kadar kontrol etmeye çalışırsanız o kadar sürünüyorsunuz. ilk denememde diğerleri gibi kusamadığımı görünce paniğe kapılıp kusmaya zorlamıştım kendimi. bana denilen sadece yaje istediğinde kusabileceğim oldu. fakat toplum içerisinde o kadar beynimiz yıkanmış ki içgüdülerimizle hareket etmeyi unutmuşuz ve bedenimizin kendine kendine çalışıyor olmasını bir şekilde kabullenemiyoruz. bugüne kadar üzerinde durduğun sana dayatılan o egonun hiç bir şeye yaramadığını o anda kabullenemiyorsun. sahip olduğun her şeyi, kendini bırakamıyorsun. oysa yaje tamamen kendini bırakmak demek. içinde bulunduğunuz bu hücreden çıkmak bu kadar basitken sinirli bir insanın anahtarı deliğe sokamaması misali bocalayıp duruyorsunuz. zekanız anahtarı nasıl deliğe sokulacağını size anlatabiliyor ama onun daha fazla bir faydası yok; egolarımızla tatmin olamıyoruz. bize ait olmayan bu görünmez dar elbise ile kolumuzu bile kıpırdatamıyoruz. tamamen boşalmakla, sizi rahatlatmakla alakalı olan içgüdüleriniz egonuz tarafında yıkıma uğradıkça çıkış yolunu da kapıyorsunuz ve yajeye geldiğinde sıra neden bir türlü çıkaramadığınızı, kusamadığınızı düşünüp duruyorsunuz, deliriyorsunuz. yaje asla vazgeçmiyor tabi bu arada. onunla mücadele etmenin faydasız bir çaba olduğunu anladıktan sonra gücünüz kalmıyor zaten. iradenizi teslim ediyorsunuz ve kusuyorsunuz. bu, iyi o halde baştan teslim edeyim denerek başarılabilen bir şey değil maalesef. yönetemediğimiz içsel engellerle doluyuz. çoğumuz çocukluktan itibaren çeşitli travmalara mağruz kalıyoruz ve yaşadığımız bütün olayların organizmamız üzerinde farkedilebilir bir etkisi oluyor. içgüdüsel tarafın ağır bastığı çocuklar olarak her türlü konuda (en başta cinsellik gelmek üzere) ahlaktan, dinden, geleneklerden bağımsız olarak hareket ediyoruz. bu doğrudan davranışlar da sonuç olarak bir şekilde cezalandırılıyor. nasıl yıkıma uğrayan kaslar bir sonraki travmayı atlatabilmek için gelişiyorlarsa bu tür psikolojik travmalara mağruz kalan çocuk da bir sonraki travmayı atlatabilmek için değişiyor. yaje kitabında bu durum wilhelm reich'in zırhı ile anlatılmış. reich'e göre bu kuşandığımız kat kat zırhlar ileriki dönemlerde özellikle cinselliğimiz üzerinde derin sorunlar oluşturuyor. cinsellik sevgi dolu olmaktan ziyade agresif bir hale bürünüyor. orgazm üzerinde de olumsuz etkileri oluyor. taitaların ruhsal problemleri kaslar üzerinden işaretlemeye çalışması ve hastalığı bu noktalardan yelpazesi ile çağırdığı ruhlarla defetmesi de bu anlamda çok ilginç. yaje bütün bu savunmaları ve zırhları teker teker soyarken benliğizin daha derin kısımlarına nüfuz etmeye başlıyor ve tamamen çıplak kaldıktan sonra yüzleşdiğiniz yabancı 'şey' ile uzlaşmanız biraz zor oluyor doğal olarak. günlük hayatın sıradanlığında 'göründüğümüz gibi olmak ya da olduğumuz gibi görünmek' pek mümkün değil ama yajenin etkisinde bu söz konusu bile olmuyor; bu durum gerçeklikten kaçamadığınız bir korku filmine benzetilebilir ve yaje bütün gizli saklı duygularınızı ve korkularınızı çıkarmak konusunda son derece kusursuz. onunla deliliğin sınırlarında geziyorsunuz ve hatta ötesinde. taitanın bir diğer önemli işlevi de bütün bu deliliği yönetmek, yönlendirmek ve çok kötü durumda olan varsa ona yardım etmek konusunda gerçekleşiyor. yine de bütün bu çekilen sıkıntıların kendi iyiliğiniz için olduğunu unutmamak gerek.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12.07.19, 01:30
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

gelelim işin genelde daha merak edilen algısal ve halüsinojenik kısmına. öncelikle yerlilerin halüsinojen diye bir kavramdan söz etmelerini beklemeyin. halüsinasyonları incelerken bu nedenle yaje bağlamında kalmakta fayda var. bu bağlamda ise yaje'nin sağladığı görülerin temel farklılıkları bulunmakta. en önemlisi hasta bir bireyin deneyimlediği halüsinasyonların hastalığıyla ilişkili olarak kendisine zarar verdirme ihtimali bulunuyor ve bunlar neredeyse tamamen hastalığın işaretleri oluyor. yaje de ise bu tipte bir kesinlik yok. tam aksine bedeniniz temizlendikçe daha sağlıklı algılıyorsunuz ve görüntüler de bununla birlikte değişiyor (kötü olanlar giderek yok oluyor). ikincisi bunlar sadece görülerden ibaret değil aynı zamanda olağandışı bir içgüdüsel devinim kazanıyorsunuz. bu alışık olmadığımız sezgisel olağandışılığın da aslında kabiliyetlerimizden biri olduğunu öğreniyorsunuz. aletleri henüz icat etmemiş ilkel insanın hayatında ölümle kalım arasındaki farkı yaratan bu yetenek zamanla diğer yeteneklerimizin önem kazanmasıyla tabi ki bir kenara atılıyor ve sezgilerimize, görülerimize göre değil zihnimize göre hareket etmeye başlıyoruz. yajenin bu manada zihnimizde yeni bir şey oluşturduğunu söylemek bile doğru olmayabilir; bu daha çok bir türlü susmak bilmeyen huzursuz zihnimiz aradan çekildiğinde ve onun üretimi olan kirlilikten yani düşüncelerden, illüzyonlardan ve takıntılardan kurtulduğumuzda farkedebildiğimiz yeni bir gerçeklik oluyor. normalde farkedilebilmesi çok zor olan bu yeni gerçeklik aradaki örtüyü kaldırdığımızda kendini tüm duruluğu ile duyularınıza sunuyor. yine yaje kitabında bunun hinduizmdeki maya ile ne kadar benzer olduğu anlatılmış. sadece hinduizmde değil tabi budizm içerisinde de yer alıyor maya inanışı. hinduizm içinde maya doğru fakat mutlak olan bir doğru değil. maya sadece maddi olan dünyanın görülebilmesini sağladığı için aynı zamanda onu görmemizi sağlayan koşulları ya da gerçekliği görmemizi engelleyen de şey. hinduizm'de bu mutlak gerçeklik brahman olarak adlandırılıyor ve aydınlanmaya ulaşabilmek için maya (illüzyon gerçek) ile brahman (mutlak gerçeklik) arasındaki farkı farkedebiliyor olman gerekiyor; bu da ancak aşkın bilgi ile mümkün. gerçek bilgiyi elde ettiğimizde illüzyon da birden kayboluyor. adını hatırlamadığım bir belgesel yerlilerin ispanyol gemileri ilk defa geldiğinde ufukta onları göremediklerini anlatıyordu. bu bakımdan anlaşılabilir geliyor bu bana. yaje etkisi altında bu illüzyonları sık sık belirlemeniz doğal olacaktır fakat bunda hemen başarılı olacağınızı düşünmeyin. sadece yılların deneyiminin ardından illüzyonlardan arınabilmiş taitalar bu ikisini ayırt etmekte yeterince iyi sayılabilir. yaje içtikten sonra birdenbire gerçeklik önünüze seriliyor değil. egonuzu öldürmeniz ve zihninizi tamamen durdurmanız uzun zaman alan bir süreç ve bu süreçte sık sık onun yansımaları olan illüzyonlarla baş etmek zorunda kalmanız gerekiyor (bunlar genellikle türlü canavarlar oluyor). sonuç olarak taitalar da yaje ile erişilen ruhlar dünyasının buluduğumuz gerçekliğin üzerine kurulduğu dünya olduğuna inandıklarından bu iki düşünce arasında ilginç bir benzerlik var diyebiliriz.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12.07.19, 01:31
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

yajenin etkisi altında ne gördüğünüz aslında son derece karmaşık ilişkilerin sonucunda ortaya çıkıyor. en önemlilerini sayarsak ne kadar süredir yaje içtiğiniz, o anda bulunduğunuz atmosfer ve ruh hali, ne kadar saf bir halde olduğunuz bütün bunlar görüntülerin doğasını, şiddetini, renklerini, netliğini, sürekliliğini etkileyen faktörlerden sadece bir kısmı. aralarından tabi ki en önemlisi ne kadar zamandır yaje içtiğiniz. yaje bedeninizi temizledikçe benliğimizin daha derinlerine inip size başka bir dünyayı aralıyor. brahma, ruhlar dünyası aslında ne ad verildiğinin ve ne kadar gerçek olduklarının pek bir önemi yok; sonuçta bu bir aydınlanma yolculuğu ve bu yolculuklar aslında öylesine içsel bir tutarlılığa sahip ki yerliler arasında bu geleneksel mitolojileri ile vücut buluyor ve bu mitolojilerin baş kahramanları da genellikle totemler oluyor. ne yazık ki bu totemler hakkında bir yaje gecesi bir yaje gönüllüsünün defterine çizdikleri üzerinden bilgilendirilmiş olsam da berbat ispanyolcamın kurbanı olarak tam kavrayamadım. kabaca herkes yaje yolunda çeşitli aşamalardan geçiyor diyebiliriz ve her aşamanın kendine özgü ve çeşitli travmaları temsil eden totemleri bulunuyor. kişi zamanla bu travmalarla yüzleştikçe yılanlar, kaplanlar, kaplumbağalar vs. gibi totemlerle karşılaşıyor. özellikle yerli kültüründen uzak şehirli insanlara neler gördüklerini sorduğumda da yılan ve kaplan gibi yanıtlar gelmesi gerçekten şaşırtıcı. yaje'nin çeşitli etkilerini ve neler yaşanıldığını sanırım doğrudan deneyimlerimle anlatmak daha etkili olur diye düşünüyorum.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12.07.19, 01:32
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

ilk deneyim

yaje ile ilk tanışmam şansıma işinde ehil bir taitanın seremonisine denk geldi. florentino ya da kısaca taita floro şehirde şehire gezen bir şaman ve bu bilgiyi doğrudan hala 93 yaşında şamanlığı sürdüren babasından ve gezdiği, tanıdığı diğer yerli kültürlerinden edinmiş. kendisi bir kamentça yerlisi. kamentçalar kolombiya'nın güneybatısında bulunan putumayo bölgesinde yaşayan yerli bir halk. esasen kökleri hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor ama yaşlıların anlatımları ışığında buradaki sibundoy vadisine ilk gelen insanlar oldukları düşünülüyor. 1492'de inkalar bu bölgeyi fethediyorlar ve ardından 1530'larda ispanyollar ele geçiriyor. ispanyolların ardından bölgede birçok hristiyanlaştırma faliyeti sürdürülüyor. bu aynı zamanda batının yaje ile tanışması demek tabi ve tamamen başka bir yazı konusu. yerliler anladığım kadarı ile isa'yı kendi mitolojileri ile bir şekilde bağdaştırmış görünüyorlar.

sibundoy vadisinde dünyada ender görülür cinsten inanılmaz bir bitkisel zenginlik mevcut. 1941'de bölgede yapılan araştırmalarda dünyada o güne kadar görülmemiş yoğunlukta halüsinojenik bitkiler keşfediliyor ve bunların dışında şamanlarla birlikte sürdürülen araştırmalarda pek çok hastalık için kullanılabilecek bitkiler bilimsel literatüre giriyor. ayrıca bölgede yeni kurulmuş leandro agreda botanik bahçesi günümüzde bu çalışmaları sürdürmekte. kamentçaların dünya görüşleri çoğunlukla onları çevreleyen bitkisel dünya ile ilgili ve yaje tabi ki yerlilere sağladığı bilgiden ve ruhlarla iletişimi sağlamasından ötürü en önemlisi aralarında. kamentçalar için herkesin hayatı dünyevi, topraktan gelen bir ruha dayalı ve öldüklerinde basitçe bir tohum olarak dünyaya geri döndüklerine inanıyorlar.

bogota'da 20 kişilik bir grupla taita floro ile la calera'da buluşmak üzere akşam üstü bir minibüsle yola koyulduk. la calera şehirden uzak, sessiz küçük bir kasaba. seremoni için hazırlanan ev gayet geniş. eve vardığımızda herkes öncelikle bir odaya yerleşti ve uyku tulumlarını battaniyelerini serdi. ardından bahçede bir ateş yaktı diğerleri. taita bir odada gelen misafirlerle bu arada muhabbet ediyordu. hani taita taita dediğime bakmayın; insanlarla olan diyaloglarında kesinlikle farklı olduğuna dair bir izlenime kapılmıyorsunuz ve herkes gibi biri olarak konuşuyorsunuz. tabi görünüm olarak herkesten farklı ve üzerinde seremoni için kullandığı bazı eşyalar bulunuyor. kamentça taitalarının kullandığı enstrümanlar arasında en önemlileri taktıkları kolyeler, tütün ve yelpazeler. kolyeler iyileştirmeyi gerçekleştirecek olan ruhları çağırmak için, tütün ise üflenerek, yelpaze (waira) de bir kılıçmış kullanılarak kötülükler ile savaşmak için kullanılıyor.

bir süre sonra seremoniye yardım edenlerden biri elinde ufak bir boru ile yanıma geldi. önce çekinip teklifi geri çevirsem de benim için iyi olduğunu söyleyince tamam dedim. bu boruyu tütün tozuna daldırıp burnunuza sokuyorlar ve diğer taraftaki kişi üfleyerek bu tozun burnunuza naklini sağlıyor. gözlerimden yaşlar gelse de gerçekten de daha iyi nefes almaya başlamıştım. yaklaşık bir saat sonra taita önündeki yaje bulunan şişenin kapağını açtığında heyecanlanmadım desem yalan olur. bir süre tütün dumanı ve çeşitli şarkılarla, ıslıklarla yajeyi ve yelpazesini iyi bir yolculuk için kötülüklerden arındırdıktan sonra herkes sırayla küçük bir fincandan yajeyi içmeye başladı. ardından "salud y buena vienta" hep bir ağızdan; şerefe ve iyi yolculuklar demek. insanların suratlarından tadının hiç de iyi olmadığı belli oluyordu. sıra bana geldiğinde hiç düşünmeden tek bir yudumda mideme indirdim diyebilirim. ardından da beni neyin beklediğini dahi bilmediğimden "hepsi bu mu?" şeklinde halimin acınasılığını arkadaşa şakayla karışık ilettim. ışıklar söndürüldü, mumlar yakıldı. kimisi yatıp uyumayı tercih ederken ben araştırmacı ruhumla tabi ki dışarı çıkıp ateşin başında birkaç kişi ile birlikte beklemeye koyuldum. bu aradada hala yapabiliyorken not aldım. doğrudan aktarayım.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 12.07.19, 01:33
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

"15 dakika geçmiş olmalı. hala iyi hissediyorum. yajenin tadı o kadar da kötü değilmiş. bir kişi anında kustu. ateşi harlamaya devam ediyoruz."

"20 dakika, bir kişi acı çekmeye başladı ama çoğunluğun ruh hali iyi görünüyor."

"25 dakika geçti, birkaç kişi birden kusuyor. midemde bir tuhaflık hissetmeye başladım."

"30 dakikayı geçti. çoğunluk kusuyor ben kusamıyorum."

bu kusamama durumu bende ciddi bir paniğe yol açtı diyebilirim. bahçede bir o yana bir bu yana yürüyüp kusmaya çalıştım. hatta kusma refleksini bile kullanmaya çalıştım ama nafile... bir türlü beceremedim. yazıda detaylıca anlattığım engellerden tabi bihaberim. ateşin başındakilerden biri sadece yaje istediği zaman kusabileceğimi anlatınca biraz rahatladım doğrusu. bunun hemen ardından garip bir titreşim hissi kapladı her tarafımı. gözlerimi kapadığımda bazı renksiz geometrik şekiller görmeye başladım. bunlar bir ağ olarak birleşiyorlar ve görüş alanını tamamen sarıyorlar; bazen de kaleydoskopik şekilde hareket ediyorlar. doğal bir rahatsızlıkla gözlerimi açıp odama döndüm. içeride taita seremoniye çoktan başlamıştı ve şarkıları kendine özgü sarhoşluk içerisinde söylemeye başlamıştı. insanlar yanlarında getirdikleri enstrümanlar ile buna eşlik ediyorlardı çoğu zaman. ara ara çeşitli otlar yakılarak dumanı ile bütün odalar dolduruluyordu ve sırayla herkes bu dumanı elleriyle yüzüne doğru götürüyordu. kendine has ilginç bir kokusu var diyebilirim bu otun. yajenin alışık olmadığım ağırlığı ve sarhoşluğu bedenimi sardığından yere uzanıp beklemeye başladım. beklemekten başka birşey yapamıyorsunuz zaten. bir süre sonra bu zihinsel felç ve durgunluk hissi etkisini giderek artırdı. bu arada kusmamıştım ve işin aslı herhalde durumum çok iyi ve iyi geçecek diye düşünüp kusmayacağıma kanaat getirmiştim. tabi ki yajenin bu tip bilmişliklerden hoşlanmadığını anlatmama gerek yok. bu arada renksiz görsellik ortadan kaybolmuştu ama bütün bedenim inanılmaz bir duyu hassasiyetine kavuştu diyebilirim. evin içindeki her konuşmayı, her sesi duyabiliyordum ve bir uğultudan çok hepsi anlamlı ve ayrı ayrı ulaşıyordu. kimisi ağlıyor, kimisi kahkaha atıyordu. taitanın müziği ve şarkılarını duymuyordum, sanki içimde çalınıyordu bu şarkılar. bu arada bazı ürpertici sesler işitmeye başlamıştım. daha çok tanımlayamadığım klik klik klik gibi süregiden bir hayvan sesine benziyordu. aynı zamanda çeşitli sesler geri sarmaya ve kendilerini tekrar etmeye başlamıştı. şimdi lineer olaylar gibi anlatıyorum ama asıl deneyimde bu şekilde gerçekleşmediğini belirtmeliyim. bütün bunlar devam ederken bu arada aynı zamanda çocukluk günlerime döndüm ve orada da ayrı bir hikaye devam ediyordu. bu basit bir geçmişi hatırlama durumundan çok yeniden geçmişi yaşamaya benziyor. daha çok çocukken yaşadığım kimi problemli olayları yaşadım diyebilirim ve daha da ilginci hiç bilmediğim ama sanırım bilinçaltımda kendimi suçladığım şeyler keşfettim ve ne kadar saçma inanışlar kurduğumu gördüm. bütün bunlar olurken yaje etkisini artırıyor ve benlik yıkımına devam ediyor tabi ki. mekanın kaybolduğunu ilk kendime dokunduğumda farkettim sanırım. sol ya da sağ ya da herhangi bir merkez ortadan kaybolmuştu. dokunduğumu hissediyordum ama bunu tarif edebilmenin imkanı yok; bir bütün olarak hissediyordum. bu arada konfüzyon etkisini artırdı ve zaman konusunda kafam karışmaya başladı; önce ve sonra anlamını yitirdi. geçmişteki benlik, şimdiki benlik, gelecekteki benlik hepsi birbirine girmişti. bir ara dışarıda ateşin başındayken aslında ateşin başında değil yatakta olduğumu anladım, yani anlamadım emin değildim; hatta bunu düşünenin kim olduğu konusunda bile kafam karışmıştı. sizi bir arada tutan tek şey belki de mideniz diyebilirim. midem beni bu illüzyonlardan uyandırarak dışarıya çıkardı. bu arada ne kadar berbat hissetiğimi hatırladım ve yere soğuk, ıslak çimenlere kapandım. beni otların arasında bir kaplumbağa gibi hayal edebilirsiniz kimliğim ortadan kaybolmuş, sıfır düşünce ile genetik imzasını taşıdığım tek hücreli atalarımdan farklı hissetmiyordum. herşey otomatik bir biçimde bütün olarak gerçekleşiyordu. kusmaya çabaladıysa da bedenim başarılı olamadım maalesef. fiziksel ve ruhsal engeller buna müsaade etmiyordu. bu arada yaşadığım dehşeti gerçekten hatırlamıyorum. kime, neye yalvardığımı bilmeden yalvarıyordum bitmesi için. bu kısım şişirilen egonuzun yaje karşısında sönümlendiği nokta oluyor aynı zamanda. bu bedel ödeme kısmı ne kadar sürdü bilmiyorum. birisi iyi olup olmadığım konusunda endişe edince ayağa kalkıp ateşe yöneldim. o vakitten sonra deneyimim gayet keyifli geçti diyebilirim. ateşin sıcaklığı hiç olmadığı kadar tatlı geliyor, soluduğunuz hava, bütün gerçeklik, etrafımdaki insanlar ve kurduğum diyaloglar.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 12.07.19, 01:33
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

ikinci deneyim

bu sefer başka bir taita ile bogota içerisinde bir evde toplandık. ilk deneyimden aldığım derslerle daha iyi geçeceğini düşünüyordum (hala akıllanmamışım!). genel olarak seremoni benzerdi. ortamda garip bir enerji vardı yine. nadiren sessiz; kimi dans ediyor, kimi davul çalıyor, kimi yelpazeleri sallıyor. içe kapanmak aslında neredeyse imkansız bazı sessizlik anları dışında. ama kalabalık bir yerdeydim ve herkes kendine göre huzura ulaşıyordu (kusuyordu). zaman zaman durgunlaşan sessiz anlarda taita birdenbire bir çığlık atınca irkiliyordum. ilk fincan 1 saat geçmesine rağmen bir etki etmemişti. aklımdan da herhalde sorun yajede diye geçiyordu (saygısızlık ikinci hata). bu yüzden ikinci bir fincan yaje aldım. işin aslı ne kadar içerseniz o kadar iyi pinta görebilirsiniz ama genelde vücudunuz bunu kabul etmiyor. tahmin ettiğim gibi ikincisi yeterli oldu ve o midenize oturan his yeniden oluşmaya başladı. fakat bir şeylerin farklı gittiğini hissedebiliyordum. bir süre sonra renksiz ağlar görmeye başladım. bunların hareketleri sürerken gözümü açtığımda etrafımda farklı bir gerçeklik olduğunu hissedebiliyordum. ilk defa renkli figürler görmeye başlamıştım. daha çok gökkuşağı renklerinde bir çubuğun ossilasyonu diye tarif edebilirim bunu. bu tip görüntüler kusmaya ne kadar yakın olduğunuza bağlı olarak gidip gelirken bir tür yanılgıya düşüp bedeninizi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsunuz, fakat içinizde biriken baskıyı kontrol etmenin bir yolu yok. bu baskı doruk noktasına ulaştığında görüntüler de renkleniyor ve şekiller rahatsız edici figürlere dönüşüyor. ilk deneyimimde kendisini göstermeyen canavarlar da şimdi ortaya çıkmaya başlamıştı ve belli belirsiz saldırıyorlardı. bunu takiben anlam veremediğim ama rahatsız eden sayısız ağız açılıp kapanıyordu gözlerim önünde. etrafımda oturan insanlar da şekil değiştirmiş ve sanki onlar gitmiş yerlerine ruhlar gelmişti; karanlık, şekilsiz ve saygı duymamı isteyen figürler. görüntüleri sağlayan şey aynı zamanda onu analiz etmenizi ve kaydetmenizi engelleyen de bir güç. bu nedenle onları ne kadar tahlil etmeye çalışırsanız o kadar uçucu oluyorlar. ruhlar diyarına giriş yaptığınızda anın kendiliğindenliğine saygı göstermeniz gerekiyor. bu şekilde görüntüler zirvesine vardığında bu sefer kusma yoluna değil tuvalete gitme yolunu seçmiştim ve ilk defa bedenim bir engel çıkarmamıştı. buna ne kadar sevindiğimi anlatamam o acı ve dehşet ortasında zira bu son çıkarma aşamasında psikolojik ve fizyolojik anlamda bütün yan etkiler de doruk noktasına ulaşmış oluyor. tabi ilk başta daha iyi olacağımı düşünürken giderek dibe batacağımı bilemiyordum doğrusu. bu ilk döngünün ardından bunu bir diğeri izledi: bu sefer kusmuştum. ve bunu diğeri izledi. her döngü kendine özgü bir karaktere sahip ve yine lineer değil, daha iyi olacağınızın bir garantisi yok. artık kötü hissetmediğiniz noktaya gelene kadar kendini arındırmanız gerekiyor. daha sakin bir düzeye ulaştığınız zaman görüntüler de daha keyif verici oluyor doğal olarak ama bu görüntüleri 'gerçek' dünyayı izler gibi izlemenizin bir yolu yok. pinta tamamen akışkan ve değişken bir şey. farklı görseller sürekli olarak birleşip yeni bir şey meydana getirip dağılarak başka bir dizayna ulaşıyorlar, sürekli hareket eden bir renk denizi ve gönderdikleri mesajlar aklımızın alabileceğinin çok çok ötesinde sıkıştırılmış oluyor çoğu zaman.

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12.07.19, 01:34
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

ilkine göre daha berbat bir deneyim olsa da pintaya yaklaştığım için kendimi tebrik ediyordum. sabaha doğru herkes harika hissederken ben kendimi yine tuvalette bulmuştum. neyseki orada sona erdi ve sokağa çıktığımda yine aynı tanıdık sevinçle doluydum.

sonuca bağlarsak yajeyi diğer maddelerden ayıran en öneml özelliği gerçekten işe yarıyor oluşu. bir şekilde bu amaca yönelmiş bütün maddeler size geçici bir rahatlık verirken bunu daha sonra takip eden bir depresyonla ödüyorsunuz. yaje ise tam aksine sizi hafifleştiriyor, daha mutlu ediyor ve iyimser düşünmenizi sağlıyor. o kadar enerji harcadıktan sonra akşamdan kalma halinin tam tersini hissediyorsunuz. aynı dünyaya geri dönüyorsunuz ama sanki yeniden doğmuş gibi, yeniden çocukmuş gibi- renkler daha canlı ve alışkanlığın görmenizi engellediği güzellikleri farkediyorsunuz. kusmaya ve diğer berbat sonuçlarına rağmen bir kere temizlenme işi bittikten sonra yaje keyif veren bir deneyim. travmatik olmasının sebebi temel doğrularla karşılaşmanın doğasından ötürü zor oluşu ve egonuzun sizi türlü sahtekarlıkla, işkenceyle yüzyüze bırakması. yaje adeta bu sahte kimliklerle savaşmanın tek yolunun savaşçı yolu olduğunu bilmekte ve siz bu sahteliklere son darbeyi vurana kadar sizi adım adım bu mücadele için eğitmekte. başka nasıl yajeye benzer bir etkiyi bulabiliriz bilemiyorum. o kadar yoğun yaşanan bir kutlama ki bu... gece boyunca süregiden sarhoş bir neşe, ruhun rahatsız edici ifşası, zihnin korkuyla felç oluşu, hiç tanımadığınız insanlarla kurulan derin bağlar, ağlayışlar, şarkılar, çığlıklar, danslar ve şafağın doğuşunu bir ateşin yanıbaşında sükunet ve huzur dolu selamlamak. yaje böyle birşey.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12.07.19, 01:37
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Forum Puanı: 4013
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

sabahattin ali ne düşünerek yazmıştır bilmiyorum ama bu duruma dair kendimi çok yakın hissettiğim iki cümlesi var:

"şimdi, geldiği kadar sebepsiz ve ani çekilip gidiyordu. fakat benim için bundan sonra eski uykuya dönmek imkânı yoktu."

* sekerat-ı mevt denilen safhayı bilerek ve isteyerek deneyimlemeye olanak sağlayan karışım.

tozluhikaye
yavaştan trend olmaya başlaması ile canımı sıkan madde. ne güzel az bileni vardı, şimdi millet peru'ya akın eder.

rask
bunu içmeye giden sosyeteye yanında şunu tavsiye ediyorum.

kullanıp türkiye'ye getirmiş arkadaşıma : kullandıktan sonra gözümü açtığımda, toprağın altında ve üstündeki tüm canlılar için sorumluluk hissediyordum'u söyleten karışım.
akabinde oraya yerleşme hayalinden bahsedip etkilendiği hadise.

bu ülkede yaşayan herkesin, her hafta 1 adet içmesini gerektiren boyut değiştirten iksir.

amazon yerlilerinin inka öncesi dönemlerden beri, yüzyıllardır iyileştirici kutsal bir bitki olarak kullandıkları ayahuasca iksiri, ayahuasca sarmaşığının yaprağı çeşitli bitkilerle harmanlanarak uzun süre kaynatılarak elde edilir. ayahuasca ayinleri gece karanlıkta ve çok sessiz bir ortamda yapılır. yalnızca doğarken anne ve bebekte ve ölürken salgılanan dmt’nin vücutta salgılanmasını tetiklediği için ‘ölüm iksiri’ de denen ve dişi bir ruha sahip olduğuna inanılan ayahuasca bitkisinin şarabı; mutlaka bir şaman eşliğinde içildikten yaklaşık yarım saat 1 saat sonra kusma ve mide bulantısı gibi yan etkilerle etkisini gösterir ve sonrasında kişiye has, başka boyutlara geçilen tecrübeler yaşanır.

hem ruhsal hem fiziksel bir arınma sağlayan ayahuasca ağır hastalıkların ve bağımlılıkların tedavisinde ve ruhsal rahatlama için kullanılabilir. öncesinde sıkı bir diyet uygulanan seremoni sonrası kusma ve ishal sonucu vücut toksinlerden arınırken zihin de alegorik olarak ön yargılardan, toplum, aile, okul, din kalıplarından arınıp hayatla ilgili sorular daha net yanıtlanabilir.
devamını okuyayım...

ayahuascanın gücü kıvamıyla ilişkili. bal kıvamlı olanlar çok daha güçlüyken ve ilk deneyimleme için önerilmeyecek bir iksirken, daha sıvı kıvamlı yapılan şekli 10 saatlik bir dilimde 4-5 kez tüketilebilir. bu 2 deneyimi kendi içimde kıyaslarsam şunları önerebilirim:

-şamanı önceden tanıyor olmak deneyimin derinliğini pozitif yönde etkiliyor.
-ritüel anlamında kalabalık gruplarla yerli dilin müziklerini çalmak, söylemek görülmeye değer; ama eğer amaç ayahuascayı öğrenmekse tanıdık insanlardan oluşan küçük bir grupla birlikte olmanız daha avantajlı.
-şamanların 2sinden de öğrendiğim şey, bu işin spiritüel bir çalışma olduğu ve bundan ötürü ticari amaçla yapılmasının gerçek etkiyi oluşturmayacağı.
-evvelinde konsantre olmak üzerine çalışın, içerken kafanın tamamen boş olması etkiyi kuvvetlendiriyor.
-bilinçaltınızın analiz etmek istediği sorunu bulun ve ona yoğunlaşın. o temel soruyu bulmadan ayahuascayı yaşamak lazım..

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12.07.19, 12:15
 
Üyelik tarihi: 07.06.18
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 365
Forum Puanı: 3000
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Uzerlik de mi kullanılıyor? Uzerlik nasıl kullanılıyor

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12.07.19, 16:21
 
Üyelik tarihi: 12.07.19
Bulunduğu yer: deepless or paradise
Mesajlar: 137
Forum Puanı: 2567
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Buradan anladığım tek şey üzerlik tohumudur..epifiz bezi ve nazar icin ....

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ayahuasca, yaje, üzerlik


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Üzerlik Tohumu, Doğru Hazırlamış mıyım? twennywann Sorularınız 30 10.05.26 21:20
Üzerlik Tohumu Üçüncü göz dediğimiz kalp gözünü açıyor Zen Tecrübe Ettikleriniz 90 05.12.25 10:26
Üzerlik tohumu çayı içtikten sonra ne yememeliyiz? Yusuff Sorularınız 14 22.04.22 05:52
Üzerlik Tohumu içerken okunacak dua şşi’râ Sorularınız 27 03.07.21 21:55
Üzerlik Tohumu ve Yağı Naim Alternatif Tıp ve Bitkiler 3 05.09.19 14:21


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:22.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com