Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Havas ilmi & Gizli ilimler > Vefk & Tılsım


Her Yerde Krallar Gibi Karşılanmak - Şirinlik Tılsımı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 27.10.25, 21:37
sin60 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefali
 
Üyelik tarihi: 07.06.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 928
Forum Puanı: 736
Etiketlendiği Mesaj: 117 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Şehirli İle Köylü

Bir şehirli ile köylünün ahbaplığı vardı. Köylü, şehre geldikçe şe*hirliye misafir olur, evine kurulup otururdu, iki ay, üç ay konuk olur, dükkanında oturur, sofrasına katılırdı. Şehirli, köylünün her ihtiyacını karşılardı. Köylü bir gün şehirliye dönüp:
- Efendim, dedi, sen hiç seyre seyrana çıkmaz mısın? Allah aş*kına bütün çocuklarınla birlikte köyüme gel! Şimdi ilkbahar, gül mevsimi, ya da yazın meyve zamanı gel de sana hizmet edeyim. Çoluk çocuğunu da getir, üç dört ay kal! Baharda köy pek hoş olur, ça*yırlık çimenlik, bağ bostan olur, gönle ferahlık verir.
Şehirli, başından savmak için vaadde bulundu, vaadinin
üstün*den de sekiz yıl geçti. Köylü her yıl:
- Kış gelip çattı, ne vakit geleceksin, diye sorar, o da:
- Bu yıl filan yerden misafir geldi, önümüzdeki yıl işten güçten kurtulursam gelirim, derdi.
- Ailem, çoluk çocuğum sizi bekliyor, ey kerem sahibi, derdi köylü.
Her yıl, leyleklerin geldiği vakit köylü gelir, şehirlinin evine ko*nardı. Şehirli de köylü için malından harcar, ona kol kanat gererdi. Son gelişinde köylü yine üç ay kaldı. Ev sahibi de sabah akşam ye*dirdi içirdi. Köylü utanıp yine:

- Efendim, dedi, kaç senedir vaad ediyor, beni aldatıyorsun. Bu ne zamana kadar sürecek?
- Her şey Allah'ın takdiriyle, dedi şehirli.
- Ey kerem sahibi, çoluk çocuğunu al gel de ikramımı gör! Köylü, bunu söyledikten sonra şehirlinin elini tutup üç kere and verdi:
- Allah için gel, dedi.
Bunun ardından on yıl daha geçti. Köylü her yıl böyle laflar eder, tatlı vaadlerde bulunurdu. Sonunda şehirlinin çocukları:
- Baba, dediler, ay da sefer eder, bulut da, gölge de. Köylüye bunca hakkın geçti. Senin ona konuk olmanı ve hakkının bir kısmı*nı olsun ödemeyi istiyor. Bize, seni köye gitmeye razı etmemiz için çok ricalarda bulundu.
- Doğru ama, dedi şehirli, "iyilik ettiğin kişinin şerrinden sakın" demişler. Dostluk son demdedir, işin sonu ne olur bilinmez.
Köylü yaltaklanmayı bırakmadı. Sonunda şehirli ihtiyat ve ted*biri unuttu. Köylünün haber üstüne haber salması onu şaşkınlaştırdı. Bir taraftan da çocukları neşeyle:
- Baba, gezer oynar, eğleniriz, diyorlardı.
Bunun üzerine şehirli köye gitmek için yol hazırlığı yapmaya başladı. Eşyalarını katırlara yükleyip çoluk çocuğu ile neşeli bir hal*de yola koyuldu. Kendi kendilerine:
- Gittiğimiz yer güzel bir çayırlık, çimenlik, diyorlardı, orada sevdiğimiz cömert bir dostumuz da var. Uzun kışın azığını orada tedarik eder şehre döneriz. Hatta dostumuz bağını bile bize bağışlar.
Gündüz güneş yüzlerini yakıyor, gece yıldızlarla yol buluyorlar*dı. Fakat köyün hayaliyle köy onlara güzelleşiyor, cennet gibi görü*nüyordu. Böylece gidip duruyorlardı. Köye doğru uçan bir kuş görseler sabırsızlanıyor, köyden gelen bir adam görseler heyecanlanıyorlardı.
Sonunda bir köye geldiler, fakat o köylününki değildi, başka bir yola saptılar. Böylece bir aya yakın köyden köye dolaştılar, çünkü yolu iyi bilmiyorlardı. Nihayet bir ay sonra kendileri perişan, hay*vanları yemsiz bir halde o köyü buldular. Köylünün evini sordular, akraba gibi kapısına koştular.
Köylünün evindekiler onlara kapıyı kapadılar, şehirli bu davra*nıştan dolayı çılgına döndü. Tam beş gün, geceleri soğuktan üşüye*rek, gündüzleri sıcaktan yanarak kapıda beklediler. Zaruretten, aç*lık ve susuzluktan dolayı arada bekliyorlardı. Şehirli köylüyü gör*dükçe:
- Ben falan kişiyim, adım da şu, diyordu.
- Olabilir, diyordu köylü, fakat sen kimsin, nesin, nasıl bir adamsın, ne bileyim! Belki kötü bir adamsın, belki temiz.
- Soframdan yemek yiyip durmadın mı?! Ben o adam değil mi*yim?! Filanca gün sana şunu ikram etmemiş miydim?! Aylarca bana konuk olmaz mıydın?! Sayısız ikram ve ihsanımı görmedin mi?!
- Saçma sapan ne konuşup duruyorsun? Ne seni tanıyorum, ne yerini! Ben gece gündüz Allah'ın işlerine dalmış gitmiş, hayran kalmış biriyim. Gönlümde Allah'tan başka bir şey yok. Kendi varlığım*dan bile haberim yok.
Beşinci gece gökyüzü bulutlarla örtüldü. Bardaktan
boşanırcasına bir yağmur başladı. Çaresiz kalan şehirli köylünün kapısının hal*kasını dövmeye başladı:
- Ev sahibi çağırın, diye bağırdı.
Köylü, yüzlerce ısrardan sonra kapıya geldi:
- Ne var, dedi.
- Beş günde gündüz sıcaktan yanarak, gece soğuktan donarak beş yıllık zahmet çektim. Bunca haktan vazgeçtim, hiç olmazsa şu yağışlı gecede bize bir yer göster.
- Orada bağcının oku ve yayıyla kurtları beklerken sığındığı bir yer var, sen de o zahmeti çekebilirsen git kal!
- O oku, yayı ver bana, ben kurtları beklerim. Yeter ki bizi yağ*murda çamurda bırakma.
Şehirli ve ailesi o daracık yere sığındılar. Selden mağaraya sığın*mış çekirgeler gibi adeta üst üste binmişlerdi. Şehirli bütün gece elinde ok ve yayla etrafta kurt araştırmaktaydı. Halbuki onlara mu*sallat olan sivrisineklerle pireler kurttan daha beterdi, fakat kurt korkusundan onlar akıllarına bile gelmiyordu. Kurt gelir de bir zarar verirse köylü şehirlinin saçını sakalını yolardı. Derken bir tepe*den saldırıp gelmekte olan bir kurt karaltısı göründü. Şehirli bir ok attı, hayvanı vurdu. Hayvan düşerken bir yellendi, köylü bunu du*yup:
- Eyvah, dedi, eşeğimin sıpasını vurdun.
- Yok, dedi şehirli, dev bir kurt.
- Hayır, yellendi ya, tanıdım ben. Onun yellenmesini tanırım.
- Vakit gece, insan geceleyin iyi göremez. Hele bu gece hem ka*ranlık, hem bulut var, hem de şiddetli yağmur. Bu üç karanlık insa*nı yanıltır.
- Hayır, bu yellenme benim eşeğimin sıpasının yellenmesi.
Bunun üzerine şehirli köylünün yakasına yapıştı:
- Ey hilekâr, dedi, bu üç karanlık içinde eşeğin yellenmesini ta*nıyorsun da beni nasıl tanımıyorsun?! Gece yarısı eşek sıpasını tanı*yan adam, gündüz dostunu nasıl tanımaz?! "Benim kendimden bile haberim yok, gönlüme Allah'tan başka bir şey sığmıyor ki" diyor*dun, ama eşek sıpasının yellenmesi seni böyle rüsvay etti...


her yerde bazen krallar gibi karşınlanmadınızda olabilir

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23.12.25, 18:55
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Olmak istemediği yerde
Mesajlar: 4,690
Forum Puanı: 2032
Etiketlendiği Mesaj: 182 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
sin60 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Şehirli İle Köylü

Bir şehirli ile köylünün ahbaplığı vardı. Köylü, şehre geldikçe şe*hirliye misafir olur, evine kurulup otururdu, iki ay, üç ay konuk olur, dükkanında oturur, sofrasına katılırdı. Şehirli, köylünün her ihtiyacını karşılardı. Köylü bir gün şehirliye dönüp:
- Efendim, dedi, sen hiç seyre seyrana çıkmaz mısın? Allah aş*kına bütün çocuklarınla birlikte köyüme gel! Şimdi ilkbahar, gül mevsimi, ya da yazın meyve zamanı gel de sana hizmet edeyim. Çoluk çocuğunu da getir, üç dört ay kal! Baharda köy pek hoş olur, ça*yırlık çimenlik, bağ bostan olur, gönle ferahlık verir.
Şehirli, başından savmak için vaadde bulundu, vaadinin
üstün*den de sekiz yıl geçti. Köylü her yıl:
- Kış gelip çattı, ne vakit geleceksin, diye sorar, o da:
- Bu yıl filan yerden misafir geldi, önümüzdeki yıl işten güçten kurtulursam gelirim, derdi.
- Ailem, çoluk çocuğum sizi bekliyor, ey kerem sahibi, derdi köylü.
Her yıl, leyleklerin geldiği vakit köylü gelir, şehirlinin evine ko*nardı. Şehirli de köylü için malından harcar, ona kol kanat gererdi. Son gelişinde köylü yine üç ay kaldı. Ev sahibi de sabah akşam ye*dirdi içirdi. Köylü utanıp yine:

- Efendim, dedi, kaç senedir vaad ediyor, beni aldatıyorsun. Bu ne zamana kadar sürecek?
- Her şey Allah'ın takdiriyle, dedi şehirli.
- Ey kerem sahibi, çoluk çocuğunu al gel de ikramımı gör! Köylü, bunu söyledikten sonra şehirlinin elini tutup üç kere and verdi:
- Allah için gel, dedi.
Bunun ardından on yıl daha geçti. Köylü her yıl böyle laflar eder, tatlı vaadlerde bulunurdu. Sonunda şehirlinin çocukları:
- Baba, dediler, ay da sefer eder, bulut da, gölge de. Köylüye bunca hakkın geçti. Senin ona konuk olmanı ve hakkının bir kısmı*nı olsun ödemeyi istiyor. Bize, seni köye gitmeye razı etmemiz için çok ricalarda bulundu.
- Doğru ama, dedi şehirli, "iyilik ettiğin kişinin şerrinden sakın" demişler. Dostluk son demdedir, işin sonu ne olur bilinmez.
Köylü yaltaklanmayı bırakmadı. Sonunda şehirli ihtiyat ve ted*biri unuttu. Köylünün haber üstüne haber salması onu şaşkınlaştırdı. Bir taraftan da çocukları neşeyle:
- Baba, gezer oynar, eğleniriz, diyorlardı.
Bunun üzerine şehirli köye gitmek için yol hazırlığı yapmaya başladı. Eşyalarını katırlara yükleyip çoluk çocuğu ile neşeli bir hal*de yola koyuldu. Kendi kendilerine:
- Gittiğimiz yer güzel bir çayırlık, çimenlik, diyorlardı, orada sevdiğimiz cömert bir dostumuz da var. Uzun kışın azığını orada tedarik eder şehre döneriz. Hatta dostumuz bağını bile bize bağışlar.
Gündüz güneş yüzlerini yakıyor, gece yıldızlarla yol buluyorlar*dı. Fakat köyün hayaliyle köy onlara güzelleşiyor, cennet gibi görü*nüyordu. Böylece gidip duruyorlardı. Köye doğru uçan bir kuş görseler sabırsızlanıyor, köyden gelen bir adam görseler heyecanlanıyorlardı.
Sonunda bir köye geldiler, fakat o köylününki değildi, başka bir yola saptılar. Böylece bir aya yakın köyden köye dolaştılar, çünkü yolu iyi bilmiyorlardı. Nihayet bir ay sonra kendileri perişan, hay*vanları yemsiz bir halde o köyü buldular. Köylünün evini sordular, akraba gibi kapısına koştular.
Köylünün evindekiler onlara kapıyı kapadılar, şehirli bu davra*nıştan dolayı çılgına döndü. Tam beş gün, geceleri soğuktan üşüye*rek, gündüzleri sıcaktan yanarak kapıda beklediler. Zaruretten, aç*lık ve susuzluktan dolayı arada bekliyorlardı. Şehirli köylüyü gör*dükçe:
- Ben falan kişiyim, adım da şu, diyordu.
- Olabilir, diyordu köylü, fakat sen kimsin, nesin, nasıl bir adamsın, ne bileyim! Belki kötü bir adamsın, belki temiz.
- Soframdan yemek yiyip durmadın mı?! Ben o adam değil mi*yim?! Filanca gün sana şunu ikram etmemiş miydim?! Aylarca bana konuk olmaz mıydın?! Sayısız ikram ve ihsanımı görmedin mi?!
- Saçma sapan ne konuşup duruyorsun? Ne seni tanıyorum, ne yerini! Ben gece gündüz Allah'ın işlerine dalmış gitmiş, hayran kalmış biriyim. Gönlümde Allah'tan başka bir şey yok. Kendi varlığım*dan bile haberim yok.
Beşinci gece gökyüzü bulutlarla örtüldü. Bardaktan
boşanırcasına bir yağmur başladı. Çaresiz kalan şehirli köylünün kapısının hal*kasını dövmeye başladı:
- Ev sahibi çağırın, diye bağırdı.
Köylü, yüzlerce ısrardan sonra kapıya geldi:
- Ne var, dedi.
- Beş günde gündüz sıcaktan yanarak, gece soğuktan donarak beş yıllık zahmet çektim. Bunca haktan vazgeçtim, hiç olmazsa şu yağışlı gecede bize bir yer göster.
- Orada bağcının oku ve yayıyla kurtları beklerken sığındığı bir yer var, sen de o zahmeti çekebilirsen git kal!
- O oku, yayı ver bana, ben kurtları beklerim. Yeter ki bizi yağ*murda çamurda bırakma.
Şehirli ve ailesi o daracık yere sığındılar. Selden mağaraya sığın*mış çekirgeler gibi adeta üst üste binmişlerdi. Şehirli bütün gece elinde ok ve yayla etrafta kurt araştırmaktaydı. Halbuki onlara mu*sallat olan sivrisineklerle pireler kurttan daha beterdi, fakat kurt korkusundan onlar akıllarına bile gelmiyordu. Kurt gelir de bir zarar verirse köylü şehirlinin saçını sakalını yolardı. Derken bir tepe*den saldırıp gelmekte olan bir kurt karaltısı göründü. Şehirli bir ok attı, hayvanı vurdu. Hayvan düşerken bir yellendi, köylü bunu du*yup:
- Eyvah, dedi, eşeğimin sıpasını vurdun.
- Yok, dedi şehirli, dev bir kurt.
- Hayır, yellendi ya, tanıdım ben. Onun yellenmesini tanırım.
- Vakit gece, insan geceleyin iyi göremez. Hele bu gece hem ka*ranlık, hem bulut var, hem de şiddetli yağmur. Bu üç karanlık insa*nı yanıltır.
- Hayır, bu yellenme benim eşeğimin sıpasının yellenmesi.
Bunun üzerine şehirli köylünün yakasına yapıştı:
- Ey hilekâr, dedi, bu üç karanlık içinde eşeğin yellenmesini ta*nıyorsun da beni nasıl tanımıyorsun?! Gece yarısı eşek sıpasını tanı*yan adam, gündüz dostunu nasıl tanımaz?! "Benim kendimden bile haberim yok, gönlüme Allah'tan başka bir şey sığmıyor ki" diyor*dun, ama eşek sıpasının yellenmesi seni böyle rüsvay etti...


her yerde bazen krallar gibi karşınlanmadınızda olabilir
Hikayeyi şimdi gördüm, merakla okudum. Okudukça hayrete düştüm. Sonunda güldüm.
Sağ ol

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23.12.25, 19:13
sin60 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefali
 
Üyelik tarihi: 07.06.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 928
Forum Puanı: 736
Etiketlendiği Mesaj: 117 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hikayeyi şimdi gördüm, merakla okudum. Okudukça hayrete düştüm. Sonunda güldüm.
Sağ ol
o hikaye mesnevide gecen bi hikaye, aslında orda nefsin oyunları anlatılıyor

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.12.25, 19:20
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Olmak istemediği yerde
Mesajlar: 4,690
Forum Puanı: 2032
Etiketlendiği Mesaj: 182 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
sin60 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
o hikaye mesnevide gecen bi hikaye, aslında orda nefsin oyunları anlatılıyor
Evet farkındayım. Hikayeden ayrı olarak bir şey diyeyim.
Orada bir cümle hoşuma gitti. O sözü severim. Tam bana göre.
"İyilik yaptığın kötünün şerrinden sakının" diyen peygamber efendimiz "Kötü bir insana iyilik yaparsanız her an ondan sakının, korkun" demek istiyor.
Bundan dolayı kötüye, bana kasten kötülük yapmış sevmediğim birine iyilik etmem. Yere düşse yardım et dese dönüp bakmam. Kötü, kötüdür. İyiliği unutup kötülüğe yine devam eder.
Yine de büyük konuşmamak lazım tabii. Bazen en sevmediklerimiz, en kötülük gördüklerimiz ailemizden çıkıyor. Orada da işin içine Allah rızası giriyor.

__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur?
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23.12.25, 15:52
Üye
 
Üyelik tarihi: 25.09.25
Bulunduğu yer: Sakarya
Mesajlar: 45
Forum Puanı: 53
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Halen çalışıyormu vefk? Ve eksiksizmi reis

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11.01.26, 17:27
Acemi
 
Üyelik tarihi: 11.01.26
Bulunduğu yer: nazilli
Mesajlar: 10
Forum Puanı: 8
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

hocam çıktı olur mu

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12.01.26, 09:28
 
Üyelik tarihi: 20.01.18
Bulunduğu yer: Kazakistan
Mesajlar: 286
Forum Puanı: 80
Etiketlendiği Mesaj: 15 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
ayseabbb Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
hocam çıktı olur mu
Olur, üzerinden normal kalem gezdirin

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13.07.26, 20:52
sin60 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefali
 
Üyelik tarihi: 07.06.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 928
Forum Puanı: 736
Etiketlendiği Mesaj: 117 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
ayseabbb Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
hocam çıktı olur mu
çıktı olmaz anlayan birine yazdırın bu daha hoş olur...

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 24.01.26, 23:04
sin60 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefali
 
Üyelik tarihi: 07.06.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 928
Forum Puanı: 736
Etiketlendiği Mesaj: 117 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HavasHoca Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Gittiğiniz her yerde sevgiyle ve muhabbetle karşılanıp,hüsnü kabul görmek isteyenler bu şirinlik tılsımını yazıp-yazdırıp taşısınlar.

Ben bu tılsımı şahsen taşıyorum.Çok güzel şeyler yaşıyorum.Sizlerde bu tılsımdan istifade ediniz.


Hikmet-ül Havas
Sin Hoca'mızın özel izniyle.

Değerli üyelerimiz lütfen okuduğunuz ve istifade ettiğiniz her konuyu sağ üstten yıldız verip değerlendiriniz ve yorum-mesaj yazınız.Hep birlikte ahde vefa ile foruma destek olalım.
Hala iki yıldır üye olup forumda 1 tek bile mesajı olmayan sömürücü bazı üyelerimiz gibi duyarsız olmayalım.Hep birlikte emek verip formumuzu yaşatalım.
hocam allah razı olsun allah size rahmet eylesin..bu tılsımı taşıyınca peri av.... güzel görünürmüyüz baştan söylesin biri yoksa boşuna ugraşmayım

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 08.02.26, 15:23
Üye
 
Üyelik tarihi: 16.07.23
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 60
Forum Puanı: 45
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Çıktı alıp sıfır kurşun kalemle cuma sela ile ezan arasinda üstünden gectim çok ihtiyacım var yardımcı olabilecek biri varmıdır

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
gibi, karsilanmaksİrinlik, krallar, tilsimi, yerde


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Letaifler, Letaiflerin Görevleri, Letaif Zikri (Zikr-i Letaif) Sin Tasavvuf & Tarikatler 19 05.09.25 21:21
Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) HeartLess Tasavvuf & Tarikatler 21 24.06.25 00:54
Manyetizma ve hipnotizma nedir? Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 2 26.10.24 11:22
Medyomluğun Mahiyeti Ve Nevileri #2 Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 1 25.12.19 22:42
islam Alimleri Açısından Ebced ve Cifir ilmi Sin Ebced & Cifir & Remil 0 29.09.15 14:19


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com