Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 02.08.20, 10:59
ebu ubeyde bin cerrah ebu ubeyde bin cerrah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.19
Bulunduğu yer: antalya
Mesajlar: 1,398
Forum Puanı: 3166
Etiketlendiği Mesaj: 42 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tasavvuf nedir?

Tasavvuf

Soru; Özet bir şekilde doğru tasavvufun prensiplerini açıklamanızı rica ediyorum.

Cevap: Doğru İslâm tasavvufu, mü'min'in ihsan derecesine ulaşmasıdır. Bu, Allah'a yönelmede derecelerin en yücesidir. Şu ayet-i kerimede buna işaret edilmektedir;

Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah ihsan edenlerle beraberdir. (Anke-but/69)

Tasavvufun temeli olan ihsanı bilmek için Hz. Peygamber'in şu hadisini dikkate almalıyız.

Hz. Peygamber İslâm'dan sorulduğunda şöyle buyurmuştu:

islâm, Allah'tan başka tapılacak hiç bir varlık olmadığına ve Mu-hammed'in Allah'ın peygamber'i olduğuna şahitlik etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan (orucunu) tutman ve (Allah'ın) evi(ni) gücün yetiyorsa haccetmendir.

Hz. Peygamber imandan sorulduğunda şöyle buyurmuştu:

iman, Allah'a, Allah'ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayır olsun—şer olsun kadere inanırlarıdır.

Hz. Peygamber, ihsan'd&n sorulduğu zaman ise şöyle buyurmuştur:

ihsan, görüyormuşçasına Allah'a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da, O seni görüyor.

Demek oluyor ki bir islâm, bir iman, bir de ihsan var. islâm boyun eğmek, teslim olmak, söz ve amel olarak dinin buyruğuna baş eğip onu yerine getirmektir.

İman kalp ile tasdik etmek, dilin söylediğini gönülden kabul etmektir.

İhsan ise bütün benliğiyle Allah'a yönelmek, (gönlü) sürekli Allah'a bağlamak, sürekli O'nun ayet ve sıfatlarını düşünmek, Allah'ın azamet ve celâlinin kontrolü altında olmak, O'nun nur ve aydınlığını olduğunu görmektir. (İhsan'ı açıklamak için tüm söylenenler, hadis-i şerifte şu cümle ile ifade ediliyor

İhsan, görüyormuşçasına Allah'a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsun da, O seni görüyor.

İslâm, kelime-i şehadeti söylemek ve zahiren ibadetleri yapmakla ortaya çıkmaktadır. İman, kalbin inanması ve gönlün huzur bulması şek*linde kendini gösterir. İhsan ise ihlas ve kesinlik derecesinde Allah'a yönelmekle ortaya çıkmaktadır. İşte bu ihlâs, tasavvufun özü ve direğidir.

Bunun içindir ki tasavvuf yolunun imam ve liderlerinden biri olan İbrahim Ethem tasavvufu vasıflandırırken şöyle diyor: "Derecelerin en yücesi kendini tamamen rabbine vermen, tüm organlarınla, aklınla ve kalbinle Allah ile dost olmandır. Öyle bir dereceye ulaşmalısın ki rab-binden başka bir şeyi ummamalısın. Günahından başka hiç bir şeyden korkmamalı, Allah'ın sevgisi kalbinde o kadar kökleşmeli ki ondan başka hiç bir şeyi tercih etmez hâle gelmelisin."

Tasavvufta imam derecesinde olan Sehl Tüsterî tasavvufun prensipleri hakkında şöyle diyor:

"Bizim esaslarımız altıdır:

a. Allah'ın kitabına sarılmak.

b. Hz. Peygamber'in sünnetine uymak.

c. Helâl yemek.

d. Eziyetten kaçınmak.

e. Günahlardan sakınmak.

f. Haklan ödemek."

İmam Şa'râni de şöyle diyor:

Topluluk (yani tasavvufçular) görüş birliği içindedirler ki Allah yolunda ancak şu özelliklere sahip olanlar başa geçebilir:

a. Dini ilimlerde derin bilgi sahibi olmak,

b. Dini ilimlerin açıkça söylenilenlerini de kavramlarını da, genelini de özelini de, nesh edileni de nesh edeni de iyice bilmek,

c. Arab dilini çok iyi bilmek, Arabçanın inceliklerini; mecazlarını ve İstiarelerini bilmek.

Sonuç olarak her sûfi fıkıh bilginidir. Fakat her fıkıh âlimi sûfi değildir.

Gene Şa'râni diyor ki: "Eğer veli bir kimse, Hz. Peygamberin söylediği ve yaptığı şeyler)e aykırı bir şey söylese, velinin dediğine uyulmaz. Bunu söyleyen basiret sahibi de değildir."

Tasavvufçuların bir takım iyi ve faziletli ahlâkları vardır. Bunlar İslâmiyet teşvik etmektedir. Bu güzel ahlâklara tasavvufçuların mutla*ka sahip olması gerekir. Çünkü onların yollarının temel direği terbiyeli olmak, güzel ahlâklı ve cömert olmak, ruh ve nefsi temizlemek, faziletlerle donanmaktır.

Alçak gönüllü olmak, halktan gelecek eziyetlere tahammül etmek, yumuşak huylu olmak, kanaat sahibi olmakla beraber öfkeli-kavgacı ve zorlamacı olmamaktır.

Tasavvuf yolunun yolcusu olanların, Kur'an'a dayalı parolaları Fussilet suresinin aşağıdaki ayetlerinde ifade edilmiştir:

Şüphesiz, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra dosdoğru yürüyenle*rin üzerine melekler iner. Onlara: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaadolunan cennetle sevinin!" derler "Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafur ve rahim olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve orada her şey sizin için hazırdır."

(İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben müslümanlarda-nım" diyenden daha doğru sözlü olan kimdir?

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle, o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuş-turlur. (Fussilet/30-35) [59]

Prof. Dr. Ahmet Şerbasi, Sorulu-Cevaplı İslâm Fıkhı, Özgü Yayınları: 6/395-398

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148