Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Tasavvuf & Tarikatler


Tasavvuf nedir?


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.08.20, 10:59
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.19
Bulunduğu yer: antalya
Mesajlar: 1,398
Forum Puanı: 3166
Etiketlendiği Mesaj: 42 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tasavvuf nedir?

Tasavvuf

Soru; Özet bir şekilde doğru tasavvufun prensiplerini açıklamanızı rica ediyorum.

Cevap: Doğru İslâm tasavvufu, mü'min'in ihsan derecesine ulaşmasıdır. Bu, Allah'a yönelmede derecelerin en yücesidir. Şu ayet-i kerimede buna işaret edilmektedir;

Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah ihsan edenlerle beraberdir. (Anke-but/69)

Tasavvufun temeli olan ihsanı bilmek için Hz. Peygamber'in şu hadisini dikkate almalıyız.

Hz. Peygamber İslâm'dan sorulduğunda şöyle buyurmuştu:

islâm, Allah'tan başka tapılacak hiç bir varlık olmadığına ve Mu-hammed'in Allah'ın peygamber'i olduğuna şahitlik etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan (orucunu) tutman ve (Allah'ın) evi(ni) gücün yetiyorsa haccetmendir.

Hz. Peygamber imandan sorulduğunda şöyle buyurmuştu:

iman, Allah'a, Allah'ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayır olsun—şer olsun kadere inanırlarıdır.

Hz. Peygamber, ihsan'd&n sorulduğu zaman ise şöyle buyurmuştur:

ihsan, görüyormuşçasına Allah'a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da, O seni görüyor.

Demek oluyor ki bir islâm, bir iman, bir de ihsan var. islâm boyun eğmek, teslim olmak, söz ve amel olarak dinin buyruğuna baş eğip onu yerine getirmektir.

İman kalp ile tasdik etmek, dilin söylediğini gönülden kabul etmektir.

İhsan ise bütün benliğiyle Allah'a yönelmek, (gönlü) sürekli Allah'a bağlamak, sürekli O'nun ayet ve sıfatlarını düşünmek, Allah'ın azamet ve celâlinin kontrolü altında olmak, O'nun nur ve aydınlığını olduğunu görmektir. (İhsan'ı açıklamak için tüm söylenenler, hadis-i şerifte şu cümle ile ifade ediliyor

İhsan, görüyormuşçasına Allah'a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsun da, O seni görüyor.

İslâm, kelime-i şehadeti söylemek ve zahiren ibadetleri yapmakla ortaya çıkmaktadır. İman, kalbin inanması ve gönlün huzur bulması şek*linde kendini gösterir. İhsan ise ihlas ve kesinlik derecesinde Allah'a yönelmekle ortaya çıkmaktadır. İşte bu ihlâs, tasavvufun özü ve direğidir.

Bunun içindir ki tasavvuf yolunun imam ve liderlerinden biri olan İbrahim Ethem tasavvufu vasıflandırırken şöyle diyor: "Derecelerin en yücesi kendini tamamen rabbine vermen, tüm organlarınla, aklınla ve kalbinle Allah ile dost olmandır. Öyle bir dereceye ulaşmalısın ki rab-binden başka bir şeyi ummamalısın. Günahından başka hiç bir şeyden korkmamalı, Allah'ın sevgisi kalbinde o kadar kökleşmeli ki ondan başka hiç bir şeyi tercih etmez hâle gelmelisin."

Tasavvufta imam derecesinde olan Sehl Tüsterî tasavvufun prensipleri hakkında şöyle diyor:

"Bizim esaslarımız altıdır:

a. Allah'ın kitabına sarılmak.

b. Hz. Peygamber'in sünnetine uymak.

c. Helâl yemek.

d. Eziyetten kaçınmak.

e. Günahlardan sakınmak.

f. Haklan ödemek."

İmam Şa'râni de şöyle diyor:

Topluluk (yani tasavvufçular) görüş birliği içindedirler ki Allah yolunda ancak şu özelliklere sahip olanlar başa geçebilir:

a. Dini ilimlerde derin bilgi sahibi olmak,

b. Dini ilimlerin açıkça söylenilenlerini de kavramlarını da, genelini de özelini de, nesh edileni de nesh edeni de iyice bilmek,

c. Arab dilini çok iyi bilmek, Arabçanın inceliklerini; mecazlarını ve İstiarelerini bilmek.

Sonuç olarak her sûfi fıkıh bilginidir. Fakat her fıkıh âlimi sûfi değildir.

Gene Şa'râni diyor ki: "Eğer veli bir kimse, Hz. Peygamberin söylediği ve yaptığı şeyler)e aykırı bir şey söylese, velinin dediğine uyulmaz. Bunu söyleyen basiret sahibi de değildir."

Tasavvufçuların bir takım iyi ve faziletli ahlâkları vardır. Bunlar İslâmiyet teşvik etmektedir. Bu güzel ahlâklara tasavvufçuların mutla*ka sahip olması gerekir. Çünkü onların yollarının temel direği terbiyeli olmak, güzel ahlâklı ve cömert olmak, ruh ve nefsi temizlemek, faziletlerle donanmaktır.

Alçak gönüllü olmak, halktan gelecek eziyetlere tahammül etmek, yumuşak huylu olmak, kanaat sahibi olmakla beraber öfkeli-kavgacı ve zorlamacı olmamaktır.

Tasavvuf yolunun yolcusu olanların, Kur'an'a dayalı parolaları Fussilet suresinin aşağıdaki ayetlerinde ifade edilmiştir:

Şüphesiz, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra dosdoğru yürüyenle*rin üzerine melekler iner. Onlara: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaadolunan cennetle sevinin!" derler "Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafur ve rahim olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve orada her şey sizin için hazırdır."

(İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben müslümanlarda-nım" diyenden daha doğru sözlü olan kimdir?

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle, o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuş-turlur. (Fussilet/30-35) [59]

Prof. Dr. Ahmet Şerbasi, Sorulu-Cevaplı İslâm Fıkhı, Özgü Yayınları: 6/395-398

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 04.08.20, 03:57
 
Üyelik tarihi: 05.01.19
Bulunduğu yer: koyna
Mesajlar: 107
Forum Puanı: 2784
Etiketlendiği Mesaj: 21 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tasavvuf Nedir

Sırrul Esrar; 6 Fasıl Tasavvuf Ehli ; Bu Gruba tasavvuf ehli denmesinin sebebi hakkında 3 ihtimal vardır batınlarını marifet ve tevhid nuruyla temizlemeleri. Tasfiye suffe ashabına İnsitap etmeleri Ashabı suffe yün elbise giymeleri suf. Mübtedi tasavvufa yeni giren koyun yününden orta derecede olan keçi yününden sona varmışlarsa keçi kılının altındaki kısa tüylerden oluşan sert elbise giyer Batın halleride bu şekilde bulundukları derecelere uygundur helal ve temiz yiyecekler konusunda da durumları böyledir. Tefsirül Mecmua adlı eserin müellifi şöyle der. Zühd ehline giyicek yiyecek içeceklerden hep sert ve hep katı olanlardan uygundur. Marifet ehline ise Bunların hep yumuşak olanları layıktır. Zira insanların bulundukları derecelere yerleştirilmesi sünnet hususlardandır böylece hiç kimse haddini aşmaz. Yahut marifet ehli hazratı Ehadiyyede ilk safda oldukları için buna layıktırlar. Tasavvuf kelimesi 4 harfden oluşur Ta Sad Vav Fa .. Ta harfi tövbe kelimesinin başındaki ta dan alınmıştır zahiri tövbe kişinin bütün zahiri organları ila günahlardan ve kötülüklerden taate ve iyiliklere sevaplara söz ve eylem olarak emirlere aykırılıklardan uygun olanlara dönmesi demektir. Batıni tövbe ise kişinin kalbin tasfiyesi sayesinde batının bütün halleri ile emirlere batıni olarak aykırı olan hususlardan uygun olanlara dönmesi anlamına gelir. Kötülenen huyların övülen huylarla değiştirilmesi gerçekleştiği zaman ta nın makamı sonra ermiş olur ve o kişiye Tayyip denir tövbe eden denir. SAD harfi Safa saf temiz halis kelimesindeki sad dan gelmektedir. Buda 2 çeşittir kalp temizliği ve sır temizliği kalp temizliği kişinin kalbini beşeri kirlerden tasalardan temizlemesidir . Bunlar helal rızklardan da olsa çok yiyip içme çok konuşma çok uyuma ayrıca fazla kazanma hırsı cimaya düşkünlük çocuk ve hanıma karşı aşırı sevgi gibi nefsani menhiyatları türü hep dünyevi şeyleri düşünmek sebebiyle kalpte oluşan ilintilerdir. İşte kalbin bunlardan temizlenmesi başlangıçta ancak cehri telkin yoluyla Allah’ın zikrine devam etmekle mümkün olabilir bu kişi nihayet “müminler ancak o kimselerdir ki Her ne zaman Allah anılsa kalpleri korkuyla titrer” buyruğunda hakikat makamına ulaşır. Bu ayetteki kalplerinin titremesi kalplerinin haşyetli korku içinde olması demektir haşyet ancak kalbin gaflet uykusundan uyanması ve zikirle cilalanmasından sonra elde edilir. Öyleki bundan sonra hayır ve şerrden gayp resimleri o kalbe nakşolur nitekim şöyle bir söz vardır Alim nakşeder Arif ise cilalar.
Sırr temizliği ise; Kişinin sırr lisaniyla Tevhid isimlerine devam etmek suretiyle Allah tealadan ve onun sevgisinden başka herşeyi düşünmekten aklına getirmekten kaçınmasıdır. Bu Tasfiye hasıl olunca sad harfi tamamlanmıştır.
Vav harfi velayet kelimesindeki vav dan gelmektedir tasfiyeden sonra velayete ulaşılır bir ayeti kerimede şöyle buyrulmuştur. Bir ayeti kerimede şöyle buyrulmuştur. Unutmayin ki Allah’a yakın olmalarının korkmaları için bir sebep yoktur onlar acı ve üzüntü çekmeyecekler. Velayetin sonucu Allah’ın ahlakı ile ahlanmaktır. Nitekim bir hadisde Allah’ın ahlakı ile ahlaklanınız diye buyrulur; Yani Allah’ın Sıfatları ile sıfatlanın demektir. Allahın sıfatları ancak beşeri sıfatlardan soyutlandıktan sonra sıfatlanılabilir. Nitekim bir kudsi hadisde şöyle buyrulmaktadır “Ben bir kulu sevdiğim zaman onun kulağı gözü eli ve dili olurum o benimle işitir benimle görür benimle tutar benimle konuşur ve benimle yürür. “O halde deki değişmeyen gerçek geldi sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti Ayetinde buyrulduğu gibi.” Allah tealanın dışından arının böylece vav makamı hasıl olur nihayet tasavvuf kelimesindeki
son harf

FA HARFİ ; fenafillaha işaret etmektedir yani Allah tealadan başka herşeyden geçip onda yok olmak beşeri sıfatlar yok olunca geriye ehadiyyet sıfatları kalır o sıfatlar yok olmaz başkasına geçmez ve zail olmaz böylece fani olan kul BAKİ olan ALLAH ve onun hoşnutluğuyla faninin kalbi de Baki nin sırrı ve nazarı ile birlikte kalmış olur. Bu ayette geçen vecd kelimesi rıza şeklinde tevil edilebilir yani onun vechi ve rızası için yapılarak ona yönelen salih ameller şeklinde anlaşılıp razı olunanın razı olanla birlikte kalacağı söylenebilir. Salih amelin neticesi Tıfl Meani insanın hakikatinin canlı kalmasıdır şu ayette buyrulduğu gibi “Bütün güzel sözler ona yükselir bütün doğru ve yararlı işleri o yüceltir Allah’tan başkası için bir ortaklık bulunan her amel kendisini işleyeni helak edicidir. Fenafillah gerçekleşince kurbet aleminde beka hasıl olur nitekim Allah teala şöyle buyurmuştur. “Allah’a karşı sorumlulukarının bilincinde olanlar kendilerini bir bahçeler ve akarsular cennetinde bulacaklar herşeyin belirleyicisi olan Kudret sahibinin huzurunda gerçeğin tahti üzerinde” işte bu lahut aleminde peygamberler ve velilerin makamıdır.
“Siz Ey İmana erişenler Allah’a karşı sorumluluk bilincinden uzaklaşmayın ve hep doğru sözlü kimselerle birlikte olun” ayetinde buyrulduğu gibi. O halde hadis olan kadim ile birleşince ortada onun varlığı diye bir şey kalmaz şu beyitte dile getirildiği gibi. Zatın sıfat ve fillerinin hepsi kadimdir zevalden korunmuştur fena makamı gerçekleşince sufi ebedi olarak hakk ile birlikte kalır “iman edip salih amel işleyenlere gelince içinde ebedi kalmak üzere cenneti hak edenler işte”
bunlardır ayetinde buyrulduğu gibi

------------------------------
Sırrul Esrar; Tasavvuf Ehli 23 Fasıl ;
Tasavvuf ehli 12 gruptur onlardan sadece 1 si sünnidir
Sünniler işleri ve sözleri şeriat ve tarikata uygun olanlardır işte bunlar Ehli Sünnet ve Cemaattir.
Bunların bir kısmı hesaba çekilmeden bir kısmıda azap gördükten sonra cennete girecektir.
Geri kalan gruplar bidatçilerdir onların isimleri şu şekilde sıralanbilir.
1. Hululiye
2. Haliyye
3. Evliyaiyye
4. Semerahiyye
5. Hubbiyye
6. Huriyye
7. İbahiyye
8. Mütekasile
9. Haddiyye
10. Mütecahile
11. Vakıfiyye
12. Hamiyye
Hululiyyeden olanlar şöyle der; Kadınların ve oğlanların güzel yüzlerine bakmak helaldir zira güzel yüzde hakkın sıfatı vardır ayrıca onlar raks ederler ve el öpmeyle sarılmanın gerekliliğini iddaa ederler.
Haliyye den olanlar; Raks etme ve el çırpma ve alkış helaldir derler. Onlar şunuda iddaa ederler şeyhin öyle bir hali vardır ki şeriat onu ifade edemez açıklayamaz bu görüşler bidat olup resulullah s.a.v. sünnetinde böyle bir şey yoktur.

Evliyaiyyeden olanlar şöyle der; Kul evliyanın mertebesine ulaşınca şeriatin getirdiği yükümlülükler ondan sakıt olur ayrıca şunu iddaa ederler veli peygamberden daha üstündür.
Çünkü peygamber ilmini peygamber Cebrail vasıtası elde eder. Veli ise ilmine Cebrail vasıtası olmaksızın kavuşur. Halbuki bu yorum yanlıştır Onlar bu inanıştan dolayı helak olurlar bu görüşler küfürdür.
Semerahiyye den olanlar şöyle der.; Sohbet kadimdir bu sohbetle kişiden emir ve nehy kalkar onlar def tanbur ve benzeri gibi şeran yasak olan şeyleri helal sayarlar. Kadın olmaları cihetiyle kızlarını kendilerine helal görürler bunlar. Kafir olup öldürülmeleri mübahdır.

Hubbiye den olanlar şöyle der; Kul allah katında muhabbet derecesine ulaşınca ondan yükümlülükler sakıt olur onlar kendilerinden olan kişilerin yanında avret mahallerini örtmezler.
Huriyye nin görüşleri Haliyyenin ki gibidir Onlar vecd hallerinde hurilerle cinsel ilişkide bulunduklarını iddaa ederler ayılıp kendilerine gelince boy abdesti alırlar halbuki yalan söylemektedirler. Bundan dolayı helak olurlar.
İbahiyye nin görüşleri ; Emri maruf iyiliği emretme görevini terk eder haramları helal sayar. Bütün kadınlarla evlenmeyi mübah görürler.
Mütekasilenin görüşleri ; Çalışıp kazanmayı bırakarak kapılarda dilencilik yaparlar. Böylece dünyayı terk ettiklerini iddaa ederler halbuki bu yüzden helak olurlar.

Mütecahilenin görüşleri ; Üzerlerine fasıkların elbiselerini giyerler ama batınlarının temiz olduğunu iddaa ederler bundan dolayı helak olurlar. ; Şu Ayette ifade Edildiği gibi ( Asla Zulümde ısrar edenlerden eğilim göstermeyin yoksa ahirette ateş sizede dokunur.).
Vakıfiyye den olanların görüşleri; Allah’ı asla Allahtan başkası bilemez diyerek Marifet. Allah’ı bilme talebini bırakmışlardır. Bu Yüzden Helak olurlar.
Hamiyye den olanların görüşleri; İlmi bırakır öğretimi yasaklar ve hakim kişilere tabi olurlar onlar kuran perdedir Şiirler ise tarikatın kuranıdır diyip Buna inanmışlardır bu yüzden kuranı bırakırlar çocuklarına şiirleri öğretirler virdi de terk ederler bu inanıştan dolayı helak olurlar.

BU GRUPLAR İÇLERİNDE BATIL OLDUĞU HALDE BİZ EHLİ SÜNNET VE CEMAATİZ DERLER.!
HALBUKİ ONLAR EHLİ SÜNNET VE CEMAATTEN DEĞİLDİR. ZİRA EHLİ SÜNNET VE CEMAAT ŞÖYLE DER; SAHABE PEYGAMBER S.A.V. SOHBETİNİN KUVVETİ SAYESİNDE CEZBE EHLİYDİ O CEZBELER ALLAH ONDAN RAZI OLSUN. HZ.ALİDEN SONRA TARİKAT ŞEYHLERİNE YAYILMIŞTIR. DAHA SONRA ÇOK SAYIDA SİLSİLEYE AYRILMIŞ NİHAYET ZAYIFLAYIP ONLARIN BİR ÇOĞUNDA SONRA ERMİŞTİR. ÖYLEKİ BİR KISMINDA HERHANGİ BİR FAYDASI OLMAKSIZIN ŞEYHLİK SURETİNDE RÜSUM KALMIŞTIR DAHA SONRA ONLARDAN BİDAT EHLİNİN KOLLARI ÇIKMIŞTIR. BU ZAMANDA FAKR VE İRŞAD EHLİ AZINDA AZIDIR GERÇEK HAKK EHLİ ŞU İKİ ŞAHİTLE BİLİNİR ZAHİR VE BATIN ; ZAHİR = EMİR VE NEYHLERE UYMAK SURETİYLE ŞERİATA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE BAĞLANMAYI İFADE EDER. BATIN İSE KİŞİNİN SÜLÜKUNU BASİRET MÜŞAHEDESİ ÜZRE OLMASIDIR BÖYLECE O KENDİSİNE UYULACAK ZATI GÖRÜR Kİ O HAZRETİ PEYGAMBER S.A.V. DİR ŞEYHİ DE KENDİSİ İLE ALLAH ARASINDA VE PEYGAMBER S.A.V. RUHANİYYETİ VE HATTA YERİNE GÖRE CİSMANİYYETİ ARASINDA BİR VASITA OLUR ZİRA ŞEYTAN HAZRETİ PEYGAMBER S.A.V KILIĞINA GİREMEZ DOLAYISIYLA BU DURUM ondan kendisine ve salik müridlerine bir işaret olur böylece onların sülükleri körü körüne olmaz. İşte burda temyiz ayırma hususunda öyle ince alametler vardır ki onları ancak çok az sayıda kişi idrak edebilir.

-------------------------------------

Tasavvuf ve oluşu ; Sana Allahtan korkmayı ve kötülükten geri durmayı tavsiye ederim. İslam dininin zahirdeki emirlerine uy. Gönlünü geniş tut nefsini daraltma. Yüzünü güler eyle varlığını doğrulara harca başkalarını üzme. Zor işleri kendin al fakirliğin kıymetini bil büyüklerin kadrini bil arkadaşların kıymetini bil onlarla iyi geçin. Küçüklere nasihatte bulun icabında Büyüklerede doğruyu söylemekten çekinme! Düşmanlık yapma iyilik yapmaya devam et bol harca hakk yoldan olsun mal yığma sohbete layık olmayanlarla konuşma gerek din gerek dünya için onlara akıl danışma fakirliğin asıl manası o dur ki senin gibi birine ihtiyaç sayıp dökmeyesin . Zenginliğin manası ise; Senin gibilere karşı gönlünde bir ilahi nur vakanın olmasıdır. Tasavvuf dedikoduyu bırakmaktır yalnız açlığı gidermek için yemek hiçbir işe yaramayan alışkanlığı bırakmakla hasıl olur. Nefse güzel gelen şeyleri bırakmak iyi olur fakir hali ilimle başlar yumuşak tabiatla büyür. İlim onu korur yumuşaklık ise sevdirir.

Tasavvuf 8 Huy üzerinedir.
1.Eli açık cömert olmak (Bu adet İbrahim Peygamber A.s Verildi)
2. Razı olmak Bu adeti ( İshak as almıştır)
3. Sabır bu hali ( Eyyüp peygamber benimsemiştir.)
4. İşaret bu hal (Hazreti zekeriyya peygamberin hususiyetidir.)
5. Gurbet bu hal (Hazreti Yahya alehiyselamın hususiyetidir.)
6. Kalın ve sade giyinmek ( Buda Musa peygamberin Meşrebidir.)
7. Seyehat (Buda isa peygambere nasip olmuştur.
8. Fakirlik Bunuda Peygamberimiz S.a.v almıştır Bir Hadisi şerifinde “Fakirlik benim övünüceğim şeydir” ve sevdiğini ifade etmiştir . Allah Bütün peygamberlerine Selam ismi şerifi ile tecelli etsin onlara uyanlardan Rahmetini eksik etmesin.; Makale Tasavvuf Ve Oluşu Yazar ABDULKADİR GEYLANİ 75 MAKALE.)

Yazar Abdülkadir Geylani

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 04.08.20, 09:34
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,495
Forum Puanı: 10222
Etiketlendiği Mesaj: 5354 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

son paragraftaki hz.Peygamberin fakirlik konusundaki hadisi yanlis anlasilmasin,burada bahsedilen fakirlik fukaralik yani maddi anlamdaki fukaralik degildir, burada bahsedilen fakr olmaktir, yani kulun her an icin Allaha muhtac olmasidir....İbn Hacer bu hadisin aslının olmadığını söylemiş, bazıları da bu anlama gelecek zayıf hadis olduğunu bildirmiştir. (bk. Aclûnî, 2/87).

Bununla beraber, şayet bu manaya gelen sahih bir rivayet varsa manasını şöyle anlamak gerekir:

“Allah’a karşı kendi ihtiyacımı, fakirliğimi, âcizliğimi anlamak benim için bir övünç kaynağıdır.”

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03.02.21, 14:10
Kâf-u Nûn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.01.19
Bulunduğu yer: ..
Mesajlar: 347
Forum Puanı: 2962
Etiketlendiği Mesaj: 8 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tasavvuf Nedir?

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötülüklerden temizlemek demektir. İnsanın kalbini, Allahü teâlânın muhabbetine bağlamak, Resûlullahın söz, hareket ve ahlâkına uymak, yolundan gitmektir. Kalb ile yapılması ve sakınılması gerekli şeyleri ve kalbin, rûhun, kötülüklerden temizlenmesi yollarını öğreten ilme, tasavvuf ilmi denir. Îmânın yerleşmesini, fıkıh ilmi ile bildirilen ibâdetlerin severek, kolaylıkla yapılmasını ve Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı sağlar. Tasavvuf ilmine, Ahlâk ilmi de denir. Âlimler tasavvufu çeşitli şekillerde ta’rîf etmişlerdir. Ba’zıları şöyledir:

Tasavvuf, güzel ahlâktır. (İ. Kettânî)
Tasavvuf, kalbi temizlemektir. (Ebû Ali Rodbârî)
Tasavvuf, edebe riâyettir. ( Ebû Muhammed Cevîrî)
Tasavvuf, i’tirâzı bırakıp, emredilene peki demektir. (Ebû Sehl Sa’lûkî)
Tasavvuf, nefsin kötü isteklerini terk etmektir. (Ebû Hüseyn Nûrî)
Tasavvuf, faydasız işleri terk etmektir. (Ebû Saîd İbni Arabî)
Tasavvuf, vakti değerlendirmek ve vaktin kıymetini bilmektir. (İbni Osman Mekkî)
Tasavvuf, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanmaktır. (Cüneyd-i Bağdâdî)
Tasavvuf, kimseye ezâ ve cefâ vermemek, herkese lütûf ve ihsânda bulunmak, hastalık ve musîbetleri herkese izhâr etmemek, düşmanlarını affetmek, insanlık mertebesinin en yüksek derecesine kavuşmayı usûl ittihaz etmektir. (Ahmed Şirbâhî)

Güzel ve çirkin huylar

Kalbin, kötü huylardan temizlenmesi için, Allah için olmayan herşeyin sevgisini kalbden çıkarmak gerekir. Bu yolda ilerlemek Peygamberlerin ahlâkındandır.

Kötü sıfatlar, câhillik, öfke, riyâ, kin, hased, kibir, ucup cimrilik, mal ve makam sevgisi, övülmeyi sevmek, ayıplamaktan korkmamak, sû-i zan, övünmek gibi şeylerdir.

Güzel huylar, ilim, tefekkür, rızâ, hayâ, tevâzu, merhamet, mürüvvet, cömertlik gibi güzel işlerdir.

Hak yolunda ilerlemekten maksat, kötü sıfatlardan kurtulmak ve güzel huylarla süslenmektir.

Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullahtan gelmektedir. Bunların isimleri sonradan konulmuştur. Resûlullahın, Peygamber olduğu bildirilmeden önce, kalble zikrettiği mu’teber eserlerde yazılıdır.

Zikir ve nefs muhasebesi, Resûlullah ve Eshâb-ı kirâm zamanında da vardı. Hicrî 2. asır sonlarında, Ehl-i sünnetten, kalblerini gafletten koruyanların ve nefislerini Allaha itâ’ate kavuşturanların bu hâllerine Tasavvuf ve kendilerine Sofî ismi verildi. Kendine ilk defa sofî denilen zât, Ebû Hâşim Sofî’dir.

Tasavvuf, İslâm ahlâkı ile ahlâklanmak için lâzım olan bilgileri öğreten bir ilimdir. Tıp ilmi, beden sağlığına âit bilgileri öğrettiği gibi, tasavvuf da kalbin, rûhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alâmetleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızâsı için güzel iş ve ibâdet yapmayı sağlar. Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibâdetin Allah rızâsı için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlâstan ibârettir.

Huzûra kavuşmak için

Dünya ve âhıret iyiliklerine, rahat ve huzûra kavuşmak için birinci olarak doğru bir îmân sâhibi olmak gerekir. Doğru bir îmâna kavuşmak için, Ehl-i sünnet i’tikâdını öğrenmek ve inanmak gerekir.

İkincisi, insanların saâdeti için lâzım olan şey, dinin emîr ve yasaklarını öğrenmektir. Dînimizde bildirilen helâlı, harâmı ve diğer husûsları öğrenmek ve buna uygun hareket etmektir.

Üçüncüsü, kalbin kötülüklerden temizlenmesi ve nefsin terbiye edilmesidir. Nefs hep kötülük yapmak ister. Onun bu isteklerinden kurtulmak ve Allah sevgisini kalbe yerleştirmek için, tasavvuf âlimlerinin eserlerini okuyup amel etmek lâzımdır.

Bir kimse doğru îmâna kavuşur, dinin emîrlerini seve seve yerine getirirse enbiyâya, evliyâya ve melâikeye benzer ve onlara yaklaşır. Aynı cinsten olan şeyler, birbirini çektiği gibi onlar tarafından yanlarına çekilir. Çok büyük bir mıknatısın bir iğneyi çekmesi gibi onu yüksekliklere çekip Cennete kavuşmasına sebep olurlar.

Ma’nen yükselmek dünya ve âhıret saâdetine kavuşmak bir uçağın uçmasına benzetilirse, îmân ile ibâdet, bunun gövdesi ve motorları gibidir. Tasavvuf yolunda ilerlemek de, bunun enerji maddesi, ya’nî benzinidir. Tasavvufun iki gâyesi vardır: Birincisi, îmânın yerleşmesi ve şüphe getiren tesirlerle sarsılmaması içindir. Âkıl ile, delil ve ispat ile kuvvetlendirilen îmân böyle sağlam olmaz. Allahü teâlâ buyurdu ki:

(Kalblere îmanın yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur.) [Ra’d 28]

Zikir, her işte, her harekette Allahü teâlâyı hatırlamak, O’nun rızasına uygun iş yapmak demektir.

İkinci gâyesi, ibâdetlerde kolaylık, lezzet hâsıl olması için, nefisten doğan sıkıntıların giderilmesidir. İbâdetleri kolaylıkla, seve seve yapmak ve günâh olan işlerden de nefret edip uzaklaşmak, ancak tasavvuf ilmini öğrenip, bu yolda ilerlemek ile mümkündür.

İmâm-ı Mâlik hazretleri buyurdu ki:

(Fıkhı öğrenmeden tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkhı öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid’at sahibi, sapık olur. Her ikisini edinen hakikate kavuşur.) [Merec-ül bahreyn]

TASAVVUFUN ŞİİR DİLİYLE AÇIKLANMASI

Olanlar Tekkesi Şeyhi İbrahim Efendi (k.s.) tasavvufun tanımını aşağıdaki dizelerde ifade etmiştir:

Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler
Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler
Tarikatte ibarettir tasavvuf mahv-ı suretten
Hakikatte saray-ı sırda mihman olmaya derler
Bu abu kil libasından tasavvuf ari olmaktır
Tasavvuf cismi safi nur-ı Yezdan olmaya derler
Tasavvuf lem’ayı envar-ı mutlaktan uyarmaktır
Tasavvuf ateş-i aşk ile suzan olmaya derler
Tasavvuf şerait name-i hestiyi dürmektir
Tasavvuf ehli iman olmaya derler
Tasavvuf arif olmaktır hakimen adetullaha
Tasavvuf cümle ehli derde derman olmaya derler
Tasavvuf ten tılsımın ism miftahıyla açmaktır
Tasavvuf bu imaret külli viran olmaya derler
Tasavvuf sofi kali tebdil eylemektir bil
Tasavvuf her söz ki söyler ab-ı hayat olmaya derler
Tasavvuf ilm-i tabirat-ü tevilatı bilmektir
Tasavvuf can evinde sırrı sübhan olmaya derler
Tasavvuf hayret-i kübrada mestü valih olmaktır
Tasavvuf Hakkın esrarında hayran olmaya derler
Tasavvuf kalb evinden masivallahı gidermektir
Tasavvuf kalbi mümin arşı Rahman olmaya derler
Tasavvuf her nefeste şarka vü Garba erişmektir
Tasavvuf bu kamu halka nigehban omaya derler
Tasavvuf cümle zerratı cihanda Hakk’ı görmektir
Tasavvuf gün gibi kevne nümayan olmaya derler
Tasavvuf anlamaktır yetmiş iki milletin dilin
Tasavvuf alem-i akla Süleyman olmaya derler
Tasavvuf uryet-i vüska yükün can ile çekmektir
Tasavvuf mahzar-ı ayat-ı gufran olmaya derler
Tasavvuf ismi azamla tasarruftur bütün kevne
Tasavvuf camii ahkamı Kuran olmaya derler
Tasavvuf her nazarda zatı Hakka nazır olmaktır
Tasavvuf sofiye her müşkil asan olmaya derler
Tasavvuf ilmi Hakka sinesini mahzen etmektir
Tasavvuf sofi bir katreyken umman olmaya derler
Tasavvuf küllü yakmaktır vücudun nar-ı la ile
Tasavvuf nur-ı “illa” ile insan olmaya derler
Tasavvuf on sekiz bin aleme dopdolu olmaktır
Tasavvuf nuh felek emrine ferman olmaya derler
Tasavvuf “kul kefa billah” ile davet dürür halkı
Tasavvuf irci’i lafzıyla mestan olmaya derler
Tasavvuf günde bin kere ölüp yine dirilmektir
Tasavvuf cümle alem cismine can olmaya derler
Tasavvuf zat-ı insan zat-ı Hakk’da fani olmaktır
Tasavvuf “kurbu ev edna”da pinhan olmaya derler
Tasavvuf canı canane verip azade olmaktır
Tasavvuf can-ı canan can-ı canan olmaya derler
Tasavvuf bende olmaktır hakikat Hak ey İbrahim
Tasavvuf şer-i Ahmed dilde bürhan olmaya derler

Tasavvufun Tarifleri

Olanlar şeyhi İbrahim Efendi (k.s.)’nin halifelerinden olan Kütahya’lı Sunullah Gaybi Hazretleri tasavvufu : “Nefyi vücud ile ahlakı hamide ve evsafı cemile sahibi olmaktır.” şeklinde tanımlar.

Mevlana Celalettin Rumi hazretleri Mesnevi Şerifi’nde : Tasavvuf nedir diye bir uluya sordular: “Gam ve keder zamanında ferah bulmaktır.” ifadesini kullandı.

Şeyh Ebu Muhammed El Ceriri Hazretleri : “Her türlü iyi ahlak ile ahlaklanıp her nevi kötü ahlaktan uzaklaşmaktır.” demiştir.

Cüneyd Bağdadi Hazretleri tasavvufu,” Hakkın seni sende ifna edip kendisiyle ihya etmesidir.” ifadesiyle tarif etmiştir.

Diğer bazı ünlü sufilere ait tasavvuf tarifleri aşağıda verilmektedir .

( Bu tarifler Dr. Mustafa Kara’nın “ Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi” adlı eserinden alınmıştır. )

Reveym b Ahmed Bağdadi : Kendini Allah’ın murad ettiği şey üzerine bırakıvermen, O’nun İradesine mutlak olarak teslim olmandır. Üç esas üzerine kurulmuştur. Fakr; Allah’a muhtac olma esasına yapışmak, bezl, isar ve cömertliği gerçekleştirerek bunu kendi vasfı haline getirmek, Allah’a teslim olarak itiraz ve ihtiyarı terk etmektir. Canını bağışlamaktır. Bunu yapamadınsa sufilerin hezeyanlarıyla hiç uğraşma.

Ebu Bekir Şibli : Karşılıklı dostluk ve sevgidir. Hiçbir kaygı duymadan Allah ile beraber olmaktır. Yakıcı bir ateştir. Duyu organlarını zaptetmek ve ruhun üfleyişlerine kulak vermektir. Tasavvuf şirkdir, ortaklıktır. Çünkü tasavvuf kalbi masivadan muhafaza etmektir. Halbuki masiva diye bir şey yoktur.

Amr b. Osman Mekki : Kulun her vakitte, o vakit içinde yapılması en uygun olan amel ve ibadetle meşgul olmasıdır.

Ebu Said Miheni : Vasıtasız olarak kalbin Hakk ile kaim olmasıdır.

Cafer Huldi : Şerefli bir ahlaka doğru yükselmek, kötü ahlaktan yüz çevirmektir.

Ebu Bekir Kettani : Ahlaktır. Seni ahlaken geliştiren tasavvuf, kalp safası yönünden de geliştirmiş olur.

Tasavvufun en önce kim tarafından söylendiği belirlenemeyen diğer tarifleri :

Cömertliktir, zariflik ve temizliktir.

Uyanık ve muteyakkız olmaktır.

Kirlerden temizlenmek, kinlerden kurtulmaktır.

Şehvet ve arzuyu terk etmektir.

Mütevazi olmak, yedirmek, içirmek, ikramda bulunmaktır.

Bilmektir. Sadakattir, cömertliktir, ahlaktır.

Hakk ile muvafakat, halk ile gülüşmektir.

Cömertlik ve vefadır.

Tasavvuf, incinmemek ve incitmemektir.

Tasavvuf gönül bilgisidir.

Tasavvuf hikmetleşmektir.

Tasavvuf sevmeyi ve sevilmeyi öğrenmektir.

Tasavvuf zıtları birleştirmektir.

Bütün bu tanımlar, Muhammed Nuru’nun pınarından sulanan Hak dostlarının gönül bahçelerinin çiçekleridir. Farklı gibi görünseler de aslında bu tariflerin hepsi aynı manayı ifade eder. Fark yalnızca tasavvuf ehlinin mizac ve meşrebinden ileri gelir. Bütün bu tanımlar, rengini, ahengini O’ndan almıştır. O ki tasavvuf ehlinin piri Hazreti Muhammed (s.a.v.)’dir. Bu sözler batmayan güneşin ışık huzmeleridir. Sahibi Cenabı Hak’dır. Her velinin tasavvuf tanımı doğrudur. Çünkü bunlar, tasavvufu yaşayan ve hissedenlerin gönül alemlerinden harf kalıplarına bürünmüş, satırlara dökülmüş tariflerdir.

Bu tarifleri gördükten sonra, sonuç olarak tasavvuf hakkında şunları söylemek mümkündür :

İnsan; görünen, bilinen suretin dışında öz varlığı itibariyle bütün mahlukatın en şereflisidir. İnsanın kendinde gizli bir hakikat vardır. Bu hakikat onda daima bir tatminsizlik meydana getirir. Ne servet, ne saman, ne mevki, ne makam, ne şan ne de şöhret ona huzur vermez. Huzuru bulmak ve sükunete erişmek isteyen insan büyük bir arayışın içine girer. İşte tasavvuf eğitimi ihtiyacı bu noktada ortaya çıkar.

Tasavvuf yolunda olmak ve bu yola girmek isteyen kişiler başkalarının yazdığı kitapları okumakla sadece tasavvuf hakkında bilgi edinebilirler. Ancak tasavvuf eğitimi için bu tür bilgiler yeterli olmaz. Çünkü tasavvuf kulluk yoludur. Aczimizi itiraf etmemiz gerekir. Bu konuda kamil bir veli şöyle söylemektedir: “Tasavvuf öğrencisi eğitiminin başlangıcında şu iki ilmi öğrenmek zorundadır. Birincisi acz ilmi ikincisi sükut ilmi.” Kişi aslında varlığın Allah’a ait olduğunu Allah dışında bir varlık davasında bulunmanın vehim olduğunu kavramalıdır. Tasavvuf eğitiminde öğrenci bu kavrayış noktasına gelebilmek için sükut etmeli, susmalı ve dinlemelidir. Acz ilmi, sükut ilmi kavranmaya başladığında hakikat kapısı da aralanmaya başlar.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Tasavvuf ve Tarikat nedir? Hal Tasavvuf & Tarikatler 17 04.07.24 04:39
Tasavvuf tarikat nedir? EvlduGavsulAzam Tasavvuf & Tarikatler 0 21.05.22 15:40
Tasavvuf Nedir? islamda Tasavvuf - Tasavvuf Nedir Geniş Açıklamalı aşk Tasavvuf & Tarikatler 3 23.06.16 16:04


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:24.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com