Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
İnsanoğlu modernitenin getirdiği yaşam felsefesini benimsediği oranda kendinden başkasını önemsemeyen, kimse için fedakârlık yapmayan bireyler haline geldi. ‘Özgür yaşayan, kendinden başkasını önemsemeyen, canının istediğini yapan’ bireyler, eş olmanın anlamını yitirdiler. Batılı, çocuğuna, hastalanan eşine bakmayı bir yük gibi gördü. Yaşlanan anne-babasının sorumluluğunu almayarak onlarla devletin ilgilenmesini bekledi.Evlilik, ‘birliktelik’ olarak algılanmaya başlanınca aile bağları git gide zayıfladı ve aile kurumunun yerini birlikte nikâhsız yaşayan çiftler aldı (Bu yüzden Batı ülkelerinde nüfus çok ciddi şekilde gerilemektedir). Bununla da kalınmadı; “İnsan davranışlarını belirleyen, cinsel güdülerdir” denilerek cinsel mutluluk hayatın merkezine oturtuldu. Yaşam amacı, zevklerin tatmini oldu. Evliliğin ve cinsel yaşamın birbirinden ayrı yaşanabileceği düşüncesi ve “İstediğim kişiyle beraber olabilirim” yaklaşımı, açık evliliklere, her iki eşin sevgililerinin olmasına meydan verdi.Romantik duygular ikinci planda kaldı ve erkek egemen kültürün daha çok kadınla birlikte olmasını netice verdi. Ama yaşanan tecrübelerle görüldü ki böylesi ilişki biçimiyle evlilikler yürümüyor ve bu, ‘aldatma’ sayılıyor. Bedeli ise masum çocuklar ödüyor.Çıkar peşinde koşmayı, ideoloji haline getiren modern hayat, aile içine “Ben haklıyım, sen haksızsın” mücadelesini yerleştirdi. Kadın-erkek ilişkisi âdeta kadın-erkek savaşına dönüştü. Feminist yaklaşım da bu mücadeleyi besledi.Sadece eşler arasındaki ilişki zedelenmedi, anne ile çocuk arasındaki bağ da bu söylemden nasibini aldı. “Bebeğin istekleri olabilir, onun çıkarı bu. Senin de isteklerin var, canının istediğini yapacaksın ve bebeğinle ilgilenmeyeceksin” dendi. Bununla da sınırlı kalınmadı, bebeğin hem fizikî hem de ruhsal sağlığı için çok önemli bir yeri olan anne sütü gereksiz gösterilerek sanayi mamalarının daha iyi olduğu vurgusu yapıldı. Bütün bunlar anne ile çocuk arasındaki bağı koparmak için birebirdi.
|
Hocam bu yazıya ruhumu birakiyorum. Bizim toplumumuz böyle değildi. Ama bu hale getirildi. Ama ben burda nedense bilinç dışı oyunların olabileceğini de düşünüyorum. Her şey nefsten, sapkinliktan olmuyor. Ama enflasyondan tutunda fenomenlere kadar bir çok şey bu duruma alt yapı hazirladi. Topluca okusak, özellikle ilmi nefesi kuvvetli büyüklerimiz bazı şeyleri biraz da olsa rayına koymaya kafi gelir mi? Şahsen ben katılmak isterim..
Konuyu yazan kişi için, konuyuda çok saptirmadan bir şeye denk geldim bahsetmeden geçemeyeceğim.
Bir vakit toplu taşımada seyehat ederken bir telefon yazismasina göz misafiri oldum. Kadın 45 yaşlarında bir erkek ile yazisiyordu. Ben eşi sanıp yalan olmasın kıskandım. Bu yaşta böyle düşkünlük böyle sevgi sözleri çok hoşuma gitti.. muhabbet ilerleyince adamın evli ve iki çocuk sahibi olduğunu ve karısının "kötü" biri olduğunu söyleyerek yasak ilişkilerine de meşru bir ortam hazırlayıp bir güzel vicdanlarini da rahatlattilar. Eminim karısının hiç haberi bile yoktur bu durumdan... Ben ve bir kaç arkadaş daha ağzımız açık şok içinde okuduk yazismalari.. Yaptığımız doğru değildi ama ablamiz göz görmeyince puntoyuda güzelce büyütmüş. Full HD seyirettik.. duraklarda inenler oldu, yerlerine baskalari geldi.. toplumumuzun nasıl da yozlastigina sahit olduk..