Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 29.12.24, 13:59
Kurtlukuyu Kurtlukuyu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 16.12.24
Bulunduğu yer: Yeryüzü
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 600
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İbn Haldun'un bu konuyu Mukaddime adlı eserinde ele aldığını görüyoruz. "Eskiden kum üzerine hat çizen bir nebi vardı. Şimdi kimin hattı onunkine muvafık düşerse, işte o isabet etmiş olur" (Müslim, Mesacid, 33; Selam, 121; Ebu Davud, Salat, 167) hadisi dolayısıyla ortaya çıkan bir problemi izale etmeye çalışmıştır. Ona göre zahiren bu hadis kehaneti içermesinden dolayı müşkül bir durum arz etmektedir. İbn Haldun, tahsilden nasip almamış bazı kimselerin iddia ettiği gibi bu hadisin hatt-ı remilin meşruiyetine hiçbir şekilde delil olamayacağını ifade eder. Çünkü ona göre hadisin manası "hat çizen bir nebi vardı, hat çizdiği sırada ona vahiy gelirdi" şeklindedir. Bazı peygamberlerin böyle bir adetinin bulunması imkansız değildir. “Kimin hattı, o nebininkine düşerse, isabet eden odur” sözü “çizilen hatlar arasında doğru olan budur, zira hat çizerken kendisine vahyin gelmesi adet olan söz konusu nebiye mahsus vahiy, onu teyit ve takviye etmiştir" manasına gelir. Yoksa çizilen hat, vahye muvafakat durumu dikkate alınmadan mücerret olarak ele alınırsa, doğru olmaz. İbn Haldun, bu noktada peygamberlerin vahyi idrak etmelerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eder. Zira Allah, “O resullerin bir kısmını diğer bir kısmına üstün kıldık" (Bakara Süresi ayet 253) buyurmuştur. İbn Haldun'a göre bazı peygamberlere, bir talep söz konusu olmaksızın bu maksatla herhangi bir cihete teveccüh ve bir şeyi vesile etmeksizin, başlangıç itibariyle doğrudan doğruya kendilerine vahiy gelir ve melek onlarla konuşur. Bazı peygamberler, vahye teveccüh ederler. Çünkü onların önlerine beşeri hususlarla ilgili bulunan bir mesele getirilir, ümmet fertlerinden biri, bir müşkül veya bir teklif ya da bunun gibi bir şeyle onun huzuruna gelir. Bu durum karşısında peygamber, Rabbani aleme teveccüh eder, o müşkül veya teklifin hallini Allah'tan ister Bazı nebilerin durumu, nebilere mahsus bir makamda meleğe hitap etmek için, hat ile istidat kazanma şeklinde olabilir. Nebi olmayanların hat vasıtası ile beşeri idrak vasıtalarından ayrılma ve ruhani idrake istidat kazanmaları hali de böyledir. Ancak nebi olmayanların idrakleri sadece ruhanidir, nebininki ise Allah indinde vahiy ile hasıl olan meleki bir idraktir. Tahminden ileri gitmeyen remellerin ise kesinlikle nebilerin durumu ile ilgisi yoktur. (Mukaddime, 1.cilt, 399-400) Bu şekilde İbn Haldun, zahiren müşkül görünen hadisin manasını izaha kavuş- turmuş olmaktadır. Böyle bir izah makuldür. Çünkü dinde kum üzerinde çeşitli çizgiler çizerek onlardan ileriye dönük anlamlar çıkarmak mümkün değildir. Bunu dikkate aldığımızda, hadiste İbn Haldun'un yaptığı gibi farklı bir anlamın olduğu ortaya çıkmaktadır.
Nebî olmayanların çizgisinin, onların idrak ettiğine denk düşmesi olamaz Nebî olmayanlarınki sadece tahmindir. Allah’ın o nebiye bahşettiği idrakle alakası yoktur diye anladım hocam

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148