Tekil Mesaj gösterimi
  #9  
Alt 26.06.26, 00:00
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3263
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Mesturu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun şöyle
MUTEBER IHTILAF ICIN DELIL SAHIH OLACAK SARTIDIR
Bu ifade bütünsel fıkıh usulü açısından teknik bir hatadır Çünkü Hanefi ve Maliki usulünde mürsel hadisler rivayet eden tabiin güvenilir olduğu takdirde kesin birer delildir Ayrıca İmam Ahmed ve Ebu Hanife uydurma derecesine varmamış zayıf hadisi çıplak akılla yapılan kıyasa tercih ederler Dolayısıyla delil sahih olacak ifadesi yerine delil müctehidin usulüne göre hüccet kazanmış olacak daha doğru VAHID ICIN COGU ZAMAN ZANNIDIR IFADESIDIR
Bu ifade usulen gevşektir Çünkü haberi vahid sened zinciri açısından zatı itibariyle çoğu zaman değil her zaman ve mutlak olarak zannidir Karine ile desteklenmediği sürece tek başına asla kesin bilgi ifade etmez sadece amelde bağlayıcılık getirir
ZAHIR VE KIYAS ELESTIRISINDEKI BAGLAM ISKALAMASIDIR
Şafiilerin hadisin zahirini alıp kıyasa bakmadığı yönünde konusulmus
Bu eleştiri genel fıkıh pratikleri için haklı görünse de çatışma anını ıskalamaktadır İmam Şafii usulünde ortada sahih bir hadis varken o hadis akli bir kıyasa veya genel bir kaideye ters düşse bile kıyas tamamen devre dışı bırakılır Nassın olduğu yerde kıyasa itibar olunmaz kuralı en katı şekilde Şafiide uygulanır
Çıplak akılla yapılan kıyas” ifadesi problemli duruyor. Kıyas, ehlinin elinde çıplak akıl değildir, nasstan çıkarılan illetle fer‘İ meseleye hüküm taşımaktır. Elbette sahih ve sarih nassın önüne geçirilmez, fakat kıyas da keyfİ akıl yürütme değil, şer‘İ bir istidlal yoludur.

Haber-i vahid, zatı itibarıyla ve mücerred haliyle zanniü’s-sübuttur. Yani tek başına mütevatir haber gibi kat‘i bilgi ifade etmez, fıkıhta ise şartlarını taşıdığı zaman amel bakımından bağlayıcı olur.

Fakat “her zaman ve mutlak olarak zannidir” ifadesini de kayıtlamak gerekir. Çünkü haber-i vahidin kendi başına zanni olması başka, dış karinelerle kuvvet kazanması başkadır. Ümmetin kabulü, sahih kaynaklarda yer alması, farklı tariklerle desteklenmesi, amel ile takviye edilmesi gibi karineler bazı usulcüler nezdinde onu daha güçlü bir bilgi mertebesine çıkarabilir.

Şâafii usulünde sahih ve sarih bir nass sabit olduktan sonra kıyas onun önüne geçirilmez. “Nassın bulunduğu yerde kıyasa gidilmez” kaidesi zaten yalnız Şafiilere mahsus değil, genel usul kaidesidir.

Her sahih hadis, her meselede doğrudan “nass” konumuna geçmiş olmaz. Önce o rivayetin sahihliği, sonra delaletinin açıklığı, sonra o meseleye gerçekten tatbik edilip edilmeyeceği, sonra da muarız, tahsis, takyid, nesh veya cem ihtimali araştırılır.

Yani mesele “sahih hadis var, kıyas bitti” diye basitleştirilemez. Daha doğru ifadesi Sahih, sarih, muarızsız ve tatbik mahalli belli olan nass karşısında kıyas susar.

Şafii usulü de hadisi keyfi şekilde zahirinden alıp bütün diğer usul işlemlerini terk etmez. Şafii de umum-husus, mutlak-mukayyed, mücmel-mübeyyen, nasih-mensuh, cem ve tercih kaideleriyle konuşur. Kıyasın devre dışı kaldığı yer, gerçekten nassın açık ve doğrudan hüküm koyduğu yerdir.

Ayrıca kıyas “akli tahmin” değildir. Kıyas, nasstan alınan illetle fer‘i meseleye hüküm taşımaktır. Elbette nassın önüne geçmez, fakat nassın kapsamı, delaleti veya tatbik mahalli tartışmalı olduğunda usul devreye girer.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148