Nefsin En Büyük Hilesi: Mertebe Değiştirmeden Dil Değiştirmesidir,
Nefis bazen gerçekten terbiye olmaz, sadece konuşma dilini değiştirir.
Eskiden açıkça “ben isterim” derdi. Sonra din dili öğrenir, “hizmet için istiyorum” demeye başlar.
Eskiden “ben büyüğüm” derdi. Sonra tasavvuf dili öğrenir, “bu vazife bana verildi” demeye başlar.
Eskiden “beni dinleyin” derdi. Sonra havas dili öğrenir, “bana işaret geldi” demeye başlar.
Eskiden “param artsın” derdi. Sonra dua dili öğrenir, “rızık kapım açılsın” demeye başlar.
Burada dikkat edilecek nokta şudur ki, Lafız değişti diye nefis değişmiş olmaz. Nefis bazen günah elbisesini çıkarır, maneviyat elbisesi giyer. Avam bunu hal zanneder, ehil olan ise kokusundan tanır.
Eğer bir hal insanda tevazu, merhamet, farzlara bağlılık, kul hakkı hassasiyeti, helal titizliği ve edep artırmıyorsa, o halin adı ne olursa olsun, orada nefis hala merkezde duruyor demektir.
Günahı Terk Etmek Başkadır, Günahın Kokusunu Terk Etmek Başkadır
Bazı insanlar günahı terk eder ama günahın kokusunu terk edemez.
Mesela bir insan haram parayı bırakır ama paraya tapma hali devam eder. Bu kişi haramı terk etmiş olabilir, fakat mal sevgisinin esaretinden çıkmamıştır.
Bir insan zina yolunu terk eder ama bakışını, hayalini, kalbindeki kirli meyli temizlemez. Bu kişi fiili terk etmiş olabilir, fakat nefsin ateşi hala içeride yanıyordur.
Bir insan insanlara bağırmayı bırakır ama içinde hala herkesi küçük görür. Bu kişi dış öfkeyi susturmuş olabilir, fakat kibrin kökünü kesmemiştir.
Bir insan gösterişi açıkça yapmaz ama yaptığı iyiliğin bilinmesini içten içe ister. Bu kişi riyayı inceltmiş, fakat bitirmemiştir.
İşte nefis mertebeleri burada devreye girer. Emmare fiile koşar. Levvame fiilden sonra utanır. Mülhime fiilden önce uyarılır. Mutmainne fiile muhtaç olmadığını bilir. Radıyye fiilin terkinde Allah’ın hükmüne teslim olur. Merdıyye terk ettiği şeyin yerine güzel ahlak koyar. Safiyye/kamile ise günahın sadece fiilini değil, kalpteki kokusunu da temizlemeye çalışır.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|