HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Nasıl bir delil isterim? Evvela bu söz gerçekten o zata mı ait, hangi eserinde geçiyor, kim nakletmiş? Sonra dervişliğin ilk mertebesi hangi tarikatın hangi muteber usulüne göre belirlenmiş? Ölülerle konuşmaktan kasıt rüya mı, keşif mi, yakaza mı? Bunlar açıklanır, ardından Kur’an’dan, sahih sünnetten veya muteber tasavvuf kaynaklarından mesnedi gösterilir. Bir velinin hayatını incelemek, şahsı hakkında hüsnüzan verir. Sözünü delile çevirmez. Hadis ilminde ravi sika diye her rivayet sahih olmuyorsa, bir zat muteber diye ona nispet edilen her cümle de hakikat olmaz. Ben şahsın makamını değil, ortaya konan umumi hükmün delilini soruyorum. Hüsnüzan başka, ispat başkadır.
Bahsettiğin Osmanlı fetvası da doğrulanmış değil kardeşim.. Tarih, Bir gün Osmanlı… diye değil, belgeyle başlar. Künye gösterilinceye kadar bu fetva değil, kaynağı belirsiz bir kürsü kıssası olarak kalır. Doğru olduğunu varsaysak bile, bir casusa zaruret sebebiyle verildiği söylenen şahsa mahsus ruhsat, mürşidin her sözünü sorgudan muaf tutmaz. Hilaf-ı kıyas sabit olan istisna başka meselelere ölçü yapılamaz. Hz. Ömer’in ifadesi açık. Vahyin kesilmesinden sonra insanlar bize görünen amelleriyle değerlendirilir, sırlarını Allah bilir. Zahiri bırakıp her fiilin altında bilinmeyen bir batın ararsak fıkıh da kaza da cerh ve ta‘dil de işlemez.
Abdullah Dağıstani ks’nin hayatını da uzun zaman önce incelemiştim kardeşim. Hakkındaki metinler büyük ölçüde bağlıları tarafından yazılmış menakıbname üslubundadır.. Bir zatın hayatının güzel, sözünün muteber olması da ona nispet edilen her haberi kendiliğinden sahih yapmaz. Hadis usulünde dahi ravinin adaleti tek başına yetmez. Zabtı, senedin ittisali, şüzuz ve illet de araştırılır. Salih insan olmak başka, kendisine nispet edilen her menkıbenin sübutu başkadır.
Profesör misalinde birinci sınıf talebe cevabın bütün ayrıntısını anlamayabilir. Fakat bu, profesörün delilsiz konuşabileceği anlamına gelmez. Profesör unvanını öne sürmez, bulguyu ve kaynağı gösterir. Öğrenci anlamıyorsa seviyesine göre anlatır. Sen anlamazsın demek cevap değil, cevabın etrafına duvar örmek olur kardeşim. Ki talebenin seviyesini ispatlasan bile hocanın sözünü ispatlamış olmazsın. Mürşidi ancak mürşid seviyesindeki biri sorgulayabilir dersen, ilim konuşmayı bırakır, dokunulmazlık başlar. İlimde makam delilin yerine geçmez. Aksine makam büyüdükçe ispat yükü ağırlaşır.
Ben ne velayeti inkar ediyorum ne kerameti. Ama ihtimali vuku diye, menkıbeyi hüccet diye, tekil hadiseyi umumi mertebe diye kabul etmiyorum. Hürmet tahkiki ortadan kaldırmaz. Bilakis büyük bir zata yapılacak en büyük hürmet, ona söylemediği sözü ve yaşamadığı hali yüklememektir.
|