Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Havas ilmi & Gizli ilimler > Cin & Şeytan & Melek & Ruh


Cinler ve Cinler Alemi


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.08.16, 11:02
Sin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
💫 Güvenilir 💫
 
Üyelik tarihi: 19.08.14
Bulunduğu yer: Irak
Mesajlar: 2,205
Forum Puanı: 7999
Etiketlendiği Mesaj: 1559 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Cinler ve Cinler Alemi

Öncelikle şöyle başlayalım:
Cin nedir?

Rabbimiz (cc) tarafından dumansız ateşten yaratılmış olan bilinç ve irade sahibi varlıklardır. İnsanlar genellikle cinleri göremezler ve zorlukla iletişim kurabilirler. Ancak cinler insanlarla çok rahat iletişim kurabilir ve insanları rahatlıkla etkileyebilir. Ümmetler halinde yaşamaktadırlar. Kur’an’da bildirildiğine göre İblis adı verilen varlık da cinlerin soyundandır. Şeytan olarak tabir edilen varlık insanlardan da çıkabilmekte birlikte genellikle cinlerden çıkmaktadır. Ancak cinlerin tamamını kötü ve şeytani varlıklar olarak tanımlamak doğru değildir. Cinlerin İblis’e tapanlar bulunduğu gibi mümin, Müslüman olanları da bulunmaktadır.



---------- Post added at 09:56 ---------- Previous post was at 09:55 ----------

Cinler Genellikle Nerelerde Bulunurlar?

İbadet edilmeyen, duvarlarında ayetlerin bulunmadığı, kedi ve köpeklerin beslendiği, insan ve hayvan resimlerinin bulunduğu evlerde, içkili ve çok sigara içilen, rutubetli, güneş almayan mekânlarda; bahçesinde özellikle incir ve nar ağacı bulunan evlerde, kapı eşiklerinde, su birikintilerinde, çöplüklerde ve mezarlık kenarlarında, temizliğine dikkat edilmeyen banyo ve tuvaletlerde, eski mezarlıklar üzerine inşa edilmiş olan binalarda bulunurlar.

---------- Post added at 09:56 ---------- Previous post was at 09:56 ----------

Cinler Kaç Sınıftır?

Cinler genel olarak 3 sınıftır.
1-) Havada uçabilen cinler
2-) Kedi köpek yılan şekline girebilen cinler
3-) Meskûn mahalle yerleşen ve ihtiyaç hissettiğinde yolculuk yapabilen cinlerdir. (Kaynak: el-Hâkim)

---------- Post added at 09:57 ---------- Previous post was at 09:56 ----------

Şeytan, Cin Sınıfından mıdır?

Şeytan kelimesinin “Salah ve hayırdan uzak oldu” manasına gelen, şatane fiilinden müştak olduğu kabul edilir. Görünmeyen ve insanlara kötü telkinlerde bulunarak onları azıtan mahlûk manasındadır ki şeytan cin sınıfındandır. Bir başka ifadeyle bu manada şeytan, cinlerin asi takımına denir. Hadislerde cin ve şeytan iki ayrı sınıfmış gibi ifade edilmiştir. Muhakkik ulema her ikisinin de esas itibariyle bir nevi olduğunu, biri kâfir kalarak şeytan, diğeri iman ederek cin adını aldığını söylemiştir. (Kütübü Sitte, c. 4, s. 347)
Ancak yine de Mutezile ve Kadiriye gibi mezheplerde farklı düşünceler mevcuttur. Eğer şeytan melek sınıfındansa ve melekler de her türlü günah ve isyandan arî olduklarına göre, şeytan da bu fiili işleyip, Âdem (as) önünde secde etmeyip rabbimize (cc) isyanda bulunduğuna göre, şeytanın fizyolojik olarak melek sınıfında düşünülebilmesi aklen ve ilmen kabul edilemez. Ayrıca cinlerin hepsi Müslüman olmadıkları gibi her dine mensup olanları hatta ateist ve satanist olanları bile mevcuttur.

---------- Post added at 09:57 ---------- Previous post was at 09:57 ----------

Cinler İnsanların Bedenine Neden Girerler?

Elbette cinin insan bedenine girmek için bütün gücünü sarf etmesinin bazı sebepleri vardır. İnsanın cine herhangi bir kötülükte bulunması, mesela üzerine sıcak su dökmek veya işemek yahut istemeden üstüne oturmak gibi… Cin insanın farkına varmadan yaptığı bu fiilleri kasıtlı davranışlar olarak düşünüp, bedenine girerek intikam almak isteyebilir.
Aşk: erkek bir cinin bir kadına veya kadın bir cinin erkeğe âşık olması halinde bedene girme söz konusudur. Bu durumda cin insan bedenine girerek onun sadece kendisine ait olması amacıyla onu evlilikten uzaklaştırabilir.
Cinin insana zulmetmesi: Cin şehevi bir duyguyla veya cinler âlemin de işlediği bir suçtan dolayı saklanmak amacıyla insan bedenine girebilir.
Görevli olmak: Bu durumda cin herhangi bir büyücü tarafından görevlendirilmiştir ki biz bunu daha ileride ayrıca izah edeceğiz.

---------- Post added at 09:57 ---------- Previous post was at 09:57 ----------

Cinlerin En Bariz Güçleri ve İmkânları Nelerdir?

Öncelikle cinlerin hareket hızı ve kabiliyeti insanlardan üstündür. Bir örnek verecek olursak cinlerden bir ifritin Süleyman (as) karşı taahhüdüdür ki, bu söze göre Yemen melikesinin tahtını Süleyman (as) yerinden kalkmasına imkân bulmadan çok kısa bir süre içinde Beytü’l–Makdis’e getirmiştir. Neml Suresi 39. ayette bu konu şöyle belirtilmiştir:
Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalmadan önce onu sana getiririm. Buna karşı güvenilir bir güce sahibim” dedi.
Diğer yaratıkların şeklinde insanlara görünebilmeleri de onların akla durgunluk veren kabiliyetlerindendir.

---------- Post added at 09:58 ---------- Previous post was at 09:57 ----------

Cinlerin Bizden Üstün Oldukları Hususlar Nelerdir?

İnsanoğlu 3 boyutlu dünyada, cinler ise 4. boyutta yaşamaktadır. Dolayısıyla bizden bir üst boyutta oldukları için bizi görebilmekteler, biz ise onları görememekteyiz.
İkinci üstünlükleri fizyolojik yapıları gereği her şekle girebilmektedirler.
Üçüncü üstünlükleri ışık hızında oluşlarıdır. Yani saniyede 300.000 km hıza sahip oldukları için dünyanın çevresini 1–2 saniyede dönebilmektedirler. Einstein’ın kuramı gereği bir madde ışık hızına ulaştığı zaman demateryalize (madde ötesi) olur. Bu varlıklar da bu hıza sahip olduklarından maddeden enerjiye dönüşebilmekte, kapı ve pencereleri kırmadan öbür tarafa geçebilmektedirler.

---------- Post added at 09:58 ---------- Previous post was at 09:58 ----------

Cennet ve Cehennem Cinler İçin de Söz Konusu mudur?

Hasan-i Basri’ye (ra) göre cinlerin müminleri cennete gidecektir. Mücahide göre müminleri de cennete giremeyecektir. Ahirette Onlara tıpkı hayvanlara denildiği gibi “toprak olun” denilecektir. Şafii, Malik, İbnu Ebi Leyla gibi ulema ise iyilerinin de mükâfat, kötülerinin de azap göreceklerini söylemişlerdir. (Kütübü Sitte, c. 4, s. 348)
Benim şahsi görüşüm ise Zariyat Suresi 56. ayetinde “Ben insanları ve Cinleri ancakbana ibadet etsinler diye yarattım” diye belirtildiğine göre onlarda kesinlikle cennet ve cehennem mefhumuyla mükelleflerdir. Ancak cinlerin cehennemi buzullardan yaratılmıştır. Cinler ateşten meydana geldikleri için Rabbimizin cezalandırması bu şekilde tahakkuk edecektir.
Tabii ki diğer konularda olduğu gibi, cehennem bahsinde de âlimler tenakuza düşmüştür. Bir kısım ulema onların ahiret de tekrar diriltilmeyeceklerini dolayısı ile cennet ve cehennemin onlar için söz konusu olamayacağını iddia etmişlerdir ki bu konu hem ayetlere hem de hadislere tamamen zıt bir bakış açısıdır.
Yüce rabbimizin “Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, ‘Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!’ sözü tamamlanacaktır. (Hud Suresi, 119)” şeklindeki buyruğu bu bakış açısının yanlış olduğunun, cinlerin de insanlar gibi cehenneme gireceklerinin çok açık bir kanıtıdır.

---------- Post added at 09:58 ---------- Previous post was at 09:58 ----------

Cinlerin Gücünden İstifade Edilebilir mi?

Cinlerin insanüstü güçlerinden istifade edilebileceğine Kuran-ı Kerim’de işaret vardır. Nitekim Hz. Süleyman (as) cinlerden istifade etmiş, emrinde istihdam etmiş, onları asker olarak (Neml Suresi, 17) ve müşavir olarak (Neml Suresi, 38–39) kullanmıştır. (Kütübü Sitte, c. 4, s. , 349)
Günümüzde ise cinlerden çok ileri boyutta olmamakla birlikte istifade etmek mümkündür. Hatta bu çalışma devlet bazında bile yönetilmektedir. International Herald Tribune’unun bir haberine göre Rusya, bu tür ruhsal olaylar için araştırma ödeneği olarak yıllık 12 milyon Ruble gibi inanılmaz bir rakam ayırmıştır. İsrail Haber Alma Teşkilatı Mossad ise, yıllık 5,5 milyon Amerikan doları gibi bir meblağı bu faaliyetlerde harcadığını resmen kendi Internet sitesinde belirtmiştir.

---------- Post added at 09:59 ---------- Previous post was at 09:58 ----------



Cinlerin Gönderdikleri Haberlere İnanılır mı?


Cinlerin çok büyük bir kısmı İblis’in (yandaki resimde tasviri bulunan varlık) emrinde oldukları için, İblis ise insanoğlunu öncelikle küfre, bunu başaramazsa büyük günahlara sürüklemek istediği için söylediklerine inanılmaz. Özellikle süfli cinler reenkarnasyon itikadını aşılamakla kişiyi İslam’ın temel akidelerinden kıyamet, haşir, neşir, cennetle cehennemin inkârına götürürler. (Kütübü Sitte, c. 4 s. 356)
Nasıl insanların doğru ve yalan söyleyenleri varsa, aynı şekilde cinlerinde değişik karaktere ait olanları vardır. Ama büyük bir kısmı süfli oldukları için, içlerinde doğruyu söyleyenleri ve takva olanları çok azdır. Hatta büyük bir kısmı önceleri doğruyu söylemek suretiyle insanın güvenini kazanırlar, güven oluşturduktan sonra da yavaş yavaş o kişilerin inançlarını saptırmaya başlarlar.

---------- Post added at 09:59 ---------- Previous post was at 09:59 ----------

Cinler İnsanlardan Zeki midir?

Cinler, ilim ve zekâ olarak sanıldığının tersine insanlardan geridedirler. İlmi genellikle insanlardan öğrenirler. Zekâ seviyeleri 10–12 yaşındaki çocuğunki kadardır.
Cinler Evlenirler mi?

Kehf Suresi 50. ayetinde mealen “Şimdi siz beni bırakıp ta düşmanınız olduğu halde onu ve neslini dost mu edinir misiniz?” denmektedir. Ayette geçen nesil kelimesi sebebiyle Onların evlendiğinin burada sarih olduğu söylenmiştir. (Kütübü Sitte, c. 15, s. 473)
Hatta onlar aile bağları açısından, insanoğlundan daha tutucu ve birbirlerine daha düşkündürler. Bulundukları yeri terk ettiklerinde hep kabile kabile yolculuk yaparlar. Kendi dinlerinden olanlara aşırı bağlılıkları, sadakatleri vardır.

---------- Post added at 10:00 ---------- Previous post was at 09:59 ----------

Cin ve Peri Aynı Yaratıklar mıdır?

Peri Farsçada cin demektir. Pratikte ise perilerin, cinlerin güçlü olanlarına denildiği anlaşılmaktadır. Gerek Yunan gerek Hint mitolojisinde periler altın sarısı, uzun saçlı, çok güzel, dişi cin şeklinde tasvir edilmekte ise de gerçekte cinlerin en şedit olanlarıdır. Çok büyük bir kısmı ateisttir (dinsizdir). Az bir kısmı da şeytana tapmaktadır. Nihayetinde periler de cin taifesindendir. 1993 Yılında Çengelköy Talimhane’den kocasının kucağında bir bayan hasta getirmişlerdi bana. Ayaklarını yere basamıyordu. Kendisi cinleri görüyor ve konuşuyordu. Cinler kadının ayaklarının iç derisini yakmışlardı. Kocası “Doktorlar görünce şok oldular Volkan Bey. Böyle bir vaka ile ilk defa karşılaşıyoruz dış deri yanmadan iç deri nasıl yanmış diye şaşkınlıklarını ifade ettiler” dedi. Bu olay hafızamda kalan ilginç vakalardan biridir

---------- Post added at 10:00 ---------- Previous post was at 10:00 ----------

Önce Cinler mi Yoksa İnsanlar mı Yaratılmıştır?

Cinler insandan evvel yeryüzünün idare ve tedbirini görmekle vazifelendirilmişlerdir. Ancak yeryüzünde çok kötülük yaptıkları, fesat çıkardıkları için sonunda bu görevden azledilmişlerdir. Yerlerine insanoğlu tayin edilmiş, yeryüzünün sahipliği makamına getirilmiştir. (Saadet-i Ebediye, 657)
Cinler Gaybı Bilebilirler mi?

Geleceği Yüce Rabbimizden başka kimse bilemez. Gayb ilmi peygamberlere (as) dahi verilmemiştir. Ancak Allahın bildirmesiyle bilebilirler, kendi cüzi iradeleri ise bu imkânsızdır. Nitekim Sebe Suresi 14. ayette şöyle buyrulmaktadır:
Sonra vaktaki, Onun (Süleyman as) ölüm ile hükmettik. Onun vefat etmiş olduğuna asasından yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası onlara delalet etmiş olmadı. O vakit yere düşüverdi. Cin taifesi anlamış oldu ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı o ihanetli azap içinde kalmış olmazlardı.
Kadı Bedrüddin-i Şebliin’in Akam-ül-Mercan kitabı Arabî olup büyüktür. Hep cinden bahsetmektedir. Bir yerinde diyor ki:
Cinden geçmiş, olmuş şeyleri sorup öğrenmek caizdir. Gelecekte olacak şeyleri sormak caiz değildir. Geçmiş şeyleri görüp, işitip bilirler. Geleceği bilemezler. (Seadet-i Ebediye,s. 658)

---------- Post added at 10:00 ---------- Previous post was at 10:00 ----------

Cinler Neden Gece Vakti Uyanıktırlar?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi onlar 4. bizler 3. boyutta olduğumuz için yani boyut farkından dolayı onların gecesi bizim gündüzümüz, bizim gecelerimiz onların gündüzüdür. Sevgili peygamberimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:
Gece karanlık basınca veya akşama girdiğinizde çocukları alıkoyun! Çünkü iblisler o zaman yayılır. Geceden biraz geçince onları serbest bırakın. Kapıları kilitleyin. Allah’ın adını zikredin; zira İblis kilitlenmiş kapıları açamaz! … (Sahih-i Buhari, Cabir b. Abdullah (ra) )

---------- Post added at 10:01 ---------- Previous post was at 10:00 ----------

Cinlerle İnsanlar Birbirleri ile Evlenirler mi?

İsra suresi 64. ayette Allah (cc) şöyle buyurmuştur. “Mallarına ve çocuklarına ortak ol!” Bir Hadisi şerifte peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:
Eğer, kişi hanımı ile cinsi ilişki kurarken besmele çekmezse, şeytan zekerine girer ve Onunla beraber o da cima eder. (İmam-ı Şibli, Ahkamu’l Mercan)
İbn-i Teymiye de insanlarla cinler birbirleriyle cinsi temasta bulunabilir ve aralarında normal bir çocuk doğabilir. Bu çok vukuu bulmuştur demiştir. (El-Mecmu, 19/939)
El-Hafız’i Hacer’i. Abbas (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Kişi, eğer adet halinde olan hanımı ile cinsi temasta bulunursa şeytan ondan önce davranır. Kadın ondan hamile kalır ve doğan çocuk da muhannes olur. Muhannesler, cinlerin çocuklarıdır.
Birçok tarihçiler ve Hadisçiler insanlarla cinlerin evlendiklerine dair birçok eser zikretmişlerdir. Mesela Ahmed b. Süleyman, En-Neccad, Emalisinde Ameşten, Ebu Bekr El-Haraiti ile İ. Ebu Şeybe El-Kelait kitabında bu konuları tahriç etmiştir. Kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki bu konu asla heveslenilecek bir konu değildir. Bunu, bana gelenlerden bu tür evlilik özlemi içinde olan bayağı çok kişi gördüğüm için belirtiyorum. Böylesi bir evlilik hem tehlikeli, hem de sağlıksızdır… Bizim onların enerjisine tahammül edebilmemiz ve uzun süreçte dayanabilmemiz hemen hemen imkânsız… Her ne kadar ulema bu konuda da tenakuzlu davransa da realite bu yöndedir…
Acele Etmenin Cinlerden Kaynaklandığı Doğru mudur?
Evet doğrudur. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde “Temkinli ve yavaş olmak Allah’tan (cc) acele etmek ise şeytandandır” buyurmaktadır. (İbnis-Sünnîel-Îcaz)
Ankebut Suresi’nin 54. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Oysa cehennem, o inkâr edenleri gerçekten kuşatıp durmaktadır”. Saffat Suresi 176. ayette ise: “Şimdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar”. Zariyat suresi 14. ayette ise “Tadın fitnenizi. Bu sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir”.
Ayetlerde de görüldüğü gibi şeytan hep insanoğlunu tahrik etmekte ve “acelecilik” silahını kullanmaktadır.

---------- Post added at 10:02 ---------- Previous post was at 10:01 ----------

Metafizik Hastalıklar
. Aşırı unutkanlık,
. Dalgınlık,
. Kararsızlık,
. Geleceğe ait ümitsizlik duygusu hissetme,
. Basit sebeplerle yakınlarına karşı agresif davranışlar (anne, baba, eş, arkadaş vs.),
. İşlerinde anlaşılmaz aşırı kısmetsizlik ve irade dışı aksiliklerle karşılaşma,
. Sevdiklerinin her hareketinin kendisine ters gelmesi, sonra bundan pişman olması,
. Bir türlü evlenememe, sıklıkla nişandan dönme,
. Basit sebeplerden boşanma,
. Yalnızken yanından bir karartının geçtiğini hissetmesi,
. Banyo yaparken korkması ve gözü açık sabunlanması,
. Bazı yerlerden geçerken sebepsiz korku hissetme (özellikle geceleri)
. Rüyalarında sıklıkla kedi, köpek, yılan görmesi,
. Sıklıkla garip ve korkutucu rüyalar görme
. Sabahları çok yorgun kalkması,
. Bazen uyku-uyanıklık arasında parmağını dahi kımıldatamayacak ağırlık hissetmesi
Eğer bu belirtilerden biri ya da bir kaçı sizde varsa kısa süre içinde tedavi olmanızı önemle tavsiye ediyoruz!

---------- Post added at 10:02 ---------- Previous post was at 10:02 ----------

Cinler Öncelikle Kimlere Musallat Olurlar?
Cinler her insana musallat olabilir. Ancak daha çok bebeklere, küçük çocuklara, genç kızlara, hamile ve loğusalı hanımlara, yalnız yaşayan yaşlı kişilere, ruhsal ve bedensel yönden aşırı rahatsızlıkları olanlara, gerek evde gerekse dışarıda aşırı dekolte giyinen bayanlara, kahve, tarot vb. fallara sıklıkla bakan ve baktıranlara, fincanla ruh (!) çağıranlara ve kontrolsüz, bilinçsizce aşırı zikir çekenlere, bu varlıklardan sıklıkla bahsedenlere ve çok sigara içenlere musallat olurlar.
Cinlerin Musallat Oldukları Kişide Görülen Emareler Nelerdir?
Aşırı unutkanlık, dalgınlık, kararsızlık, geleceğe ait ümitsizlik duygusu hissetme, basit sebeplerle yakınlarına karşı agresif davranışlar (anne, baba, eş, arkadaş vs.), işlerinde anlaşılmaz aşırı kısmetsizlik ve irade dışı aksiliklerle karşılaşma, sevdiklerinin her hareketinin kendisine ters gelmesi, sonra bundan pişman olması, bir türlü evlenememe, sıklıkla nişandan dönme, basit sebeplerden boşanma, yalnızken yanından bir karartının geçtiğini hissetmesi, banyo yaparken korkması ve gözü açık sabunlanması, rüyalarında sıklıkla kedi, köpek, yılan görmesi, sabahları çok yorgun kalkması, bazen uyku-uyanıklık arasında parmağını dahi kımıldatamayacak ağırlık hissetmesi.
Cinler En Çok İnsanlara Nerede Musallat Olurlar?
Cinler insanlara en çok tuvalet, banyo ve yatak odasında musallat olurlar. Bu yüzden tuvalete ve banyoya girerken ve yatmadan önce kişinin şeytanın şerrinden Allah’a sığınması sünnettir. Habibullah efendimiz bir hadisinde şöyle demektedir:
Biriniz tuvalete girmeden önce şöyle desin (Euzu billahi minel-hubsi vel-habâis: Erkek ve dişi şeytanlardan Allaha sığınırım) (Kaynak: Ebu Davut’un süneni Zeyd b. Erkam’dan (ra))
Aynı şekilde yatmadan öncede mutlaka dua ederek yatmalı ve Allaha (cc) sığınılmalıdır. Amr b. Şuayb, babası dedesinden rivayet etmiştir; dedi ki: “Allah Resulü (sav) bize yatarken şu kelimeleri öğretirdi: “Bismillah. Euzu bi kelimatillâhit’tâmmeti min gadabihi ve ikabihi ve min hemezsatiş’şeyâtîni ve en yahdurunî: Allah’ın adıyla, O’nun gazabından, cezasından, şeytanların vesveselerinden ve yanımda bulunmalarından Allah’ın tastamam kelimelerine sığınırım. “

__________________
Bulamıyorum âlemdeki yerimi, âlem mi harâb? Ben mi virân?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.08.16, 11:04
Sin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
💫 Güvenilir 💫
 
Üyelik tarihi: 19.08.14
Bulunduğu yer: Irak
Mesajlar: 2,205
Forum Puanı: 7999
Etiketlendiği Mesaj: 1559 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Cinler Fiziki Hastalıklara Sebep Olabiliyorlar mı?
İbn-i Sina “sara” hastalığını anlatırken cinlerden bahsetmektedir. Diyor ki:
Hastalıklara birçok maddeler sebep olduğu gibi, cinin hâsıl ettiği hastalıklarda vardır ve meşhurdur. Cin insan vücuduna girerek sara hastalığına sebep olmaktadır. (Yeni Rehber Ansiklopedisi, c. 6, s. 365)
Aynı şekilde cinler damar tıkanıklığına, çocuk düşmesine, şiddetli baş ağrılarına vb. rahatsızlıklara sebep olabilmektedirler.
Cinlerin İnsanlara Verdikleri Psikolojik Rahatsızlıklar Nelerdir?
Kişinin yaşının üzerinde aşırı dalgınlık, unutkanlık, kararsızlık, geleceğe ait ümitsizlik, sevdiklerine karşı sebepsiz agresif davranışlar ve intihar duyguları başlıcalarıdır. Bu rahatsızlıklar fizyolojik ve psikolojik olduğu gibi cinlerden de kaynaklanabilmektedir.
Cinler özellikle beynin bazı noktalarına rahatlıkla nüfuz ederek o kişiyi moral değerler ötesinde düşünceye sevk edebilmektedirler. Çok inançlı bir kişiyi agnostisizme (şüpheci düşünce) sürükleyebilmekte, ibadetlerini sürekli ertelete bilmektedirler.
Eğer musallat oldukları kişiye âşık olmuşlarsa, bedenine girdikleri kişi evli ise eşinden boşandırmaya, nişanlı ise nişanı atmaya, bekârsa da karşı cinsten uzak tutmaya çalışırlar. Çoğunlukla da, o kişinin aurası zayıfsa yani halk dili ile yıldızı düşük ise bu işlevlerinde başarılı olurlar. Dünya dans şampiyonu tanınmış bir manken bana bu durumunu itiraf etmiş, hatta onlardan 4 ve 6 yaşınca iki kız çocuğu sahibi olduğunu da belirtmişti.
Şeytan Mescitte İnsanlara Musallat Olur mu?
Mescitte dahi olsa şeytan mutlaka insanoğluna musallat olmaya çalışır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Saflarınızı düzeltip perçinleyin, aralık bırakmayın. Omuzlarınız aynı hizada olsun. Muhammed’in canı elinde olana yemin ederim ki ben şeytanın küçük kara koyun şeklinde safların arasından girmekte olduğunu görüyorum” (Ebu Davud). Bu konuda pek çok şikâyet işitmişimdir “Namaz esnasında konsantre olamıyorum, aklıma hep dünyevi işlerim geliyor” şeklinde… Aslında problemin çözümü çok kolay… Ayetleri okurken hafif mırıldanarak okumak ki Kuran da bu şekilde emrediyor. Çünkü mırıldanarak okunduğunda beyin dualara odaklanıyor, yanlış okumamak için… İçimizden sessiz okuduğumuzda ise ezbere okuduğumuzdan aynı anda başka şeyleri düşüne biliyoruz. Benimde çok defa başıma geliyor… Nerede, namaz kılarken Allah’ın huzurundayım diye bacakları titreyen, avuçlarının içi terden sırılsıklam olan, hatta heyecandan bazen bayılan Ashab-ı Güzin (ra) ve nerede bizler!

---------- Post added at 10:02 ---------- Previous post was at 10:02 ----------

Kuran-ı Kerim’de Cinlerin İnsana Çarpma Olayına Delil Var mıdır?
Daha önceki maddelerde de bahsettiğimiz gibi cinler insanı şehvet, aşk, kin ve nefret gibi çeşitli sebeplerden dolayı insanların bedenine girer. Cinin insan bedenine girmesi İbn-i Teymiyye’nin dediği gibi ehl-i Sünnet ve el-Cemaat’in ittifakıyla sabittir. Bakara Suresi 275. ayette Allah Teala (cc) şöyle buyurmaktadır: “Faiz yiyenler, mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar” Sahih-i Buhari’de de Peygamberimiz (sav) şöyle demektedir: “Şüphesiz şeytan, Âdemoğlunun kanının dolaştığı yerde dolaşır”.
Cinler Kötü ve Korkunç Rüyalara Sebep Olmakta mıdır?
Bir kısım cinler önceden de belirttiğimiz gibi insanları hasta yaparak onlara bedenen zarar verdikleri gibi rüyalarına girmek suretiyle ruhlarına da eziyet etmektedir. Şeytan sırf insanın üzüntüsünü arttırmak onu tedirgin etmek günlük hayatını moralman olumsuz yönde etkilemek için gece kötü rüyalar gösterebilir. Sevgili peygamberimiz (sav) bu konuda bize şöyle bilgi vermektedir:
Kişinin gece gördüğü rüya 3 kısımdır:
1- Rahmani olan rüya
2- Şeytanın gösterdiği üzücü rüya
3- Şuur altı görülen rüya (Sahih-i Müslim)
Yine Allah Resulü (sav) rüyalarla ilgili şöyle buyurmuştur:
Biriniz hoşlandığı bir rüya görürse o Allah’tandır. Onun için Allaha hamd etsin ve insanlara o rüyayı anlatsın. Bunun dışında hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah’a sığınsın ve kimseye onu anlatmasın. O rüya ona asla zarar veremez… (Sahih-i Buhari)
Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak için Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin (ra) Marifetname adlı eserine bakılabilir. Yüzyıllar öncesi yazılmış bu değerli eserde rüya bahsi çok güzel ve ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

---------- Post added at 10:03 ---------- Previous post was at 10:02 ----------

Cinler İnsanlara Nasıl Vesvese Verir?
Cinlerin konuşması mümkündür. Çünkü o konuşma büyülenmiş kişiye sihirbazın telkin ettiği gibi ruhun meyil ettiği bir şey olabilir. O bir ses değil ama büyülenmiş kimsede bir etki meydana getirmektedir. Cinler yakıcı ateş değildir, sadece ilk baştaki yaratışları yani maddeyi asliyeleri ateştir. Dolayısıyla Âdemoğlunun cesedine girer. Şeytan latif bir cisim olup insana vesvese verir. Kişiye kötü düşünceler fısıldar yani Rabbimizin buyurduğu gibi (cc) insanların gönüllerine vesvese verir. “Cisimler birbirlerine giremez. Cisimler birbirlerine girerse o ateş olduğu için insan yanar” sözü yanlıştır. Çünkü ruh ve cisimlere giren hava gibi latif cisimler kesif (yoğun) cisimlere rahatlıkla girebilirler. Cinde latif bir cisim olduğuna göre onunda insan bedenine girmesi mümkündür. (İbn-i Akil) Sorunun cevabının iki ayetle sonlandırayım. (Nas Suresi 4 ve 5. ayetler)
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (İçlerine kuşku, kuruntu fısıldar). Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas’tan Allah’a sığınırım).
Cinler İnsanların Mesleklerine de Etki Yapmakta mıdır?
İnsan beynine giren cinler kişiyi dolayısıyla mesleklerinde de etik değerlere uymayan davranışlara sürükleyebilir. Bir örnek verecek olursak; adaletsiz zalim bir hâkim kesinlikle Allah ile beraber olamaz. Ancak şeytanla beraber olur. Halillullah (sav) efendimiz şöyle buyurmaktadır:
Hâkim zulmetmedikçe Allah onunla beraber olur ama haksızlık ederse Allah onu bırakır, şeytan gelip onunla beraber olur ve ondan hiç ayrılmaz. (Tirmizi Abdullah b. Ebû Evfa’dan rivayet etmiştir)
Cinler Aşırı Uykuya Sebep Olmakta mıdır?
Nuru Arşillah (sav) efendimiz buyurmuştur ki:
Şeytan biriniz uyuduğu zaman gelip başının uç kısmına 3 düğüm atar. Her düğüm atarken şöyle der: “Uyu yat daha uzun gecen var…” Uyuyan kişi, uyandığı zaman Allah’ı zikrederse düğümlerden biri çözülür. Abdest alırsa düğümlerden ikincisi çözülür. Namaz kılarsa öteki üçüncüsü de çözülür ve sabahleyin gönlü hoş dinç olarak kalkar. Aksi halde tembel ve canı sıkılmış bir halde kalkar. (Sahih-i Buhari)
Aşırı uyku kişiyi gaflete sokup, gerek dünyevi, gerek uhrevi işlerini aksatacağı ve insanoğlunu pasifize edeceği için cinlerin baş hedeflerinden biridir. Ya tam uykusuzluk, korku, vesvese verip bünyeyi sarsmaya çalışırlar veya aşırı uyku vererek pasifleştirmeye… Cinnî hastaların tamamında bu iki durumdan biri mutlaka görülür.

---------- Post added at 10:03 ---------- Previous post was at 10:03 ----------

Cinlerden Korunma Yöntemleri

Eğer bir insana cin musallat olduysa öncelikle o cinden kurtulmak gerekmektedir. Bu da uzman hocaların ya da medyumların yardımıyla yapılabilecek bir şeydir. Musallat olunan cinden kurtulduktan sonra çeşitli koruma yöntemleri uygulanarak tekrar bir rahatsızlıktan korunulabilir. Böyle bir rahatsızlığınız varsa ya da olduğundan şüpheleniyorsanız lütfen önce tedavi olun. Ancak bu aşamada başvuracağınız kişinin uzmanlığından emin olduktan sonra herhangi bir işlem yapmanızı tavsiye ederiz. Malumunuz, ülkemizde metafizik ilimler kullanılarak adı hocaya çıkmış bazı soytarılar soygunculuk yapmaktadırlar.

---------- Post added at 10:03 ---------- Previous post was at 10:03 ----------

Cin Görüldüğü Zaman Tehlikeden Korunmak İçin Alınabilecek En İyi Önlem Nedir?

Cin görüldüğünde yapılacak en iyi şey “Allahuekber” diyerek cinin yüzüne üflemek olacaktır. Allahuekber denilerek cinin yüzüne üflendiğinde, cin kısa süre içinde kaybolacaktır.
Bir Mekâna Girerken “Destur” Demenin Bir Anlamı Var mıdır?

“Destur” kelimesi cinleri uyaran, bulundukları mekâna girildiğini ve o mekânda bir şey yapılacağını bildiren bir kelimedir. Bir yere girildiğinde, bir yere bir şey dökerken (çöp, kül vb.) ya da özellikle tuvalet, banyo, mezarlık kenarları, kapı eşikleri gibi cinlerin bulunma ihtimalinin yüksek olduğu mekânlara ya da bu mekânlarda bir şey yaparken “destur” denilmesi cinlerin o mekânı terk etmesini sağlar. Bu sayede cinlerden gelebilecek tehlikeler önlenmiş olur.

---------- Post added at 10:04 ---------- Previous post was at 10:03 ----------

Cinlerden Korunmak İçin Muska Taşımak Şirk midir?

Rukye okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Ayet-i Kerime ve Resulullah’tan gelen dualar ile rukye yapmaya “taviz” denir. Taviz caizdir ve inanan güvenen kimseye fayda verir. Taviz yazılı muskayı su geçirmez bir madde ile sararak cünüp iken taşımak ve tuvalete girmek caizdir. (Halebi, Dürrül Muhtar, s. 119)
Manası bilinmeyen veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya “efsun” denir. Bunu veya nazarlık denilen şeyleri kendi üzerinde taşımaya “temime” denir. Muhabbet oluşturmak için yapılan rukyelere “tivele” denir. Tivele ve Temime şirktir. Ayet ve Resulullah’tan (sav) bildirilen duaları yazarak veya yazdırarak üzerimizde bulundurmak okumak veya okutmak suretiyle yapılan taviz ise şirk değildir. (İbn-i Abidin, Mevahip-Medaric, c. 5, s.232–275)
Rukye 3 şartta caiz olur: 1- Ayetler ve Esmaül Hüsnalar yazılırsa… 2- Arabî nisan ile olursa… 3-rukyenin ilaç gibi olup Allah Teala dilerse teshir edeceğini, teshirini sadece Allah’ın verdiğine inanılırsa… Çünkü şifa sadece ve sadece Allah’tandır (cc) (Kaynak: Mehavib-i Ledünniye)
Cinlerden Korunmak İçin Hangi Ayet ve Duaları Okumalıyız?

Euzu besmele ile birlikte Fatiha, Nas, Felak, Ayet El Kürsi, Bakara suresinin son beş ayeti, Mümin suresinin başından masiir’e kadar okunmalıdır. Sürekli namaz abdestli bulunmalı, farzları ve sünnetleri hiç terk etmemelidir. (Kaynak: Ahkâm-ül-Mercan)
İmam-ı Rabbani (ra) Hazretleri 174. mektubunda cini def etmek için Kelimei Temcid dediğimiz “La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil aziym”i sürekli okuduğu kaydetmektedir. (Kaynak: Muhammed Saidii Kitab-ı Berekaat)
Şeyhül İslam İbni Hacer’in Asar-ı-Varide kitabında, cinden koruyan dualar yazılıdır. Bu Kitap Süleymaniye Kütüphanesi, Aşir Efendi kısmında 1150 sayı ile mevcuttur. Bunların hepsinden de önemlisi Resulullah (sav) efendimiz cinlere karşı şu duayı bize özellikle tavsiye etmiştir:
Euzu bikelimatillahi ttammati min şerri ma halaka ve zera ve bera ve min Şerri ma yenzilü min ssemai ve min şerri ma yağrucu fiiha ve min şerri fitnetil leyli vennahari Ve min şerri külli tarigin illa tarigan yetrugu bi hayrin ya rahman.
Ayrıca sevgili Peygamberimiz (sav) şu duayı da 100 defa okumamızı bize buyurmuştur:
La ilahe illa llahu Vahdehüla şerikeleh, lehülmülküvele hülhamdü ve hüve ala külli şeyin kadir.

---------- Post added at 10:04 ---------- Previous post was at 10:04 ----------

Cinler Neden Muskaya Boyun Eğmek Zorunda Kalıyorlar?

Eğer yazılan bir muska Arapça ayet ve dualardan ibaretse; misk, zağferan, miskiamber, safran ve gülsuyundan yazılmışsa bu tür muskaya taviz denir. Sülfli cinler gerek ayetlerden ürktükleri için gerekse isimlerini yukarda zikrettiğimiz kokulardan rahatsız oldukları için muska taşıyan kimseye yaklaşamazlar.
Kenz-ül Havas’ta Cinlerden Korunmak İçin Ne Tavsiye Edilmektedir?

Cin ve şeytanın musallat olduğu, üzerine düştüğü ve sataştığı bir adamı onların tasallutundan, onların sataşmasından kurtarmak istersen ism-i a’zamın hayır hatemini o mu*sibete uğramış olan adamın alnına yaz ve “Ya Rab, bu esma-i şerife hürmetine bu adamı halas buyur” diye dua etmekle be*raber azimet-i şerifeyi oku, biiznillahi teala halas bulur ve kur*tulur. (c.1, s. 40)
Birbirini sevmeyen ve sık sık kavga çıkaran karı koca arasını bulmak, ıslah etmek, aralarındaki kin ve kedureti gidermek istersen bir parça bal mumu alarak bu hayır hâtemini yaz, sonra o mumdan iki insan şekli yapıp her birine birer parça mıknatıs taşı ya da kehribar parçası yapıştır, sonra bu re*simleri yüz yüze koyarak üzerlerine yirmi bir defa ism-i a’zam azimetini oku, biiznillahi teala aralarındaki kavga ve nizalar, kin ve keduretler kalkarak yerine muhabbet ve sevgi hâsıl olur. (c. 1, s. 42)
Cin musallat olan bir adamı onun tasallutundan, onun sataşmasından kurtarmak istediğiniz vakit o musibete uğramış kişinin parmaklarına lafza-i celalin harflerini yazarsanız o kişi cin ve şeytanın tasallutundan kurtulur, çünkü cin, biiznillahi teala mahpus olur. (c. 1, s. 60)
Cin taifesinin müdahalesi neticesi olarak saraya müptela olan bir adamı ayıltmak ve onu o sara hastalığından, o musallat olan cin yakılmak suretiyle kurtarılmak istenildiği vakit, lafza-i celal huruf-u mukattaa olarak mavi bir bez parçası üzerine yazıldıktan sonra bir tarafı yakılarak saraya tutan kişiye koklatılırsa, hasta ayılır, kendine gelir ve musallat olan cin yanar. (c. 1, s. 60)
(EI-Müheymin) lafz-ı şerifini bir yüzüğe Kamerin eşref saatinde beş defa yazıp onu daima parmağında taşıyan kimseyi Cenab-ı Allah. Şeytanların ve insanların şerlerinden, her türlü belalardan ve âfadlardan muhafaza buyurur. (c. 1, s. 75)
Rebiul’evvel’in on ikinci yani mevlid-i şerif kandili gecesi gün doğmadan evvel bir kâğıt üzerine: “Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala âlihi ve sahbihi ecma’in” yazılıp sonra 1001 defa salatu selam zikrinden sonra bu kâğıt bir muşambaya sarılarak bir ikametgâh kapısının üzerine iç taraftan konulursa o haneye: şeytan, düşman, fakru zaruret felaket ve bela gibi şeyler girmez, orada sakin olanların rızkı bol ve maişeti geniş olur biizniIlahi teala. (c. 1, s. 203)
Fırsat buldukça ve hatırına geldikçe oturur, yürür, yatar ve kalkar iken Salâten Tünciynâ’yı okumaya müdavemet eden kimse, okumayı adet edinen kimse düşman ve hasidlerin şerlerinden, şeytanın tasallutundan, bela ve afetlerden ve emraz-ı vahimeden, velhasıl istenilmeyen, hoşlanılmayan bütün hallerden emin ve mahfuz bulunur. Bu salât ü selama müdavemet etmelerini din kardeşlerime tavsiyeyi bir vazife ad*dederim. (c. 1, s. 211)
Fatiha-i şerife suresini cuma günü sabah namazını müteakip harfleri adedince bir kâğıt üzerine yazıp onu daima üzerinde taşıyan kimse cin ve insin satvetinden, tasullutundan ve taarruzundan emin ve mahfuz olur. (c. 1, s. 243)
Cin taifesinin musallat olduğu bir adamı o tasalluttan kurtarmak murad edersen onun sağ kulağına yedi defa ezan oku ve sonra Fatiha-i şerife’yi, (Kul eûzü birab bil felakı, Kul euzü birabbi nnasi … ) sure-i şerifelerini, sonra Ayete’l-Kürsi’yi ve bütün (Vessaffati Saffa) sure-i şerifiyle sure-i Haşr’in ahi*rini yani (Hüvallahüllezi la ilahe illa hu. Alimul ğaybi ve şahadeh… ) ila ahiri ayet-i kerimelerini ve (Vettarikı) suresini bütün oku, biiznillahi teala musallat olan cin mündefi’ olur, savulur gider ve kaybolur (c. 1, s. 250)
Ayın parlak bulunduğu bir zamanda bu vefk-ı şerifi “kurşundan bir levha üzerine yazıp üzerine 1289 defa. Ayetel*Kürsi azimetini okuyarak bunu üstünde taşıyan kimseye bir zalim ve cebbar zulmedemez, insan ve şeytan şerrinden emin bulunur. Bunu taşıyan kimse eğer tam bir itikat sahibi, sadakat üzere hal ve hareket sahibi bir kimse ise dilediği kimsenin gözünden ihtiva eder yani görünmek istemediği kimselere gö*rünmeyebilir. (c. 1, s. 265)
“Tebarekellezi biyedihil mülkü … “ suresini okuma*ya devam eden ya da her gün en azından bir defa olsun kıraet ey*leyen kimse ahirette Cenab-ı Allah’ın lütfuna nail olup kabir azabından, vefatı sırasında şeytanın şerrinden emin (mahfuz) olur. (c. 1, s. 265)
Bir kâğıt üzerine Besmele-i şerife ile beraber üç defa (Selamün kavlen mir rabbir rahıym) ayet-i kerimesi yazılıp yeni doğmuş bir çocuğun üzerine konulursa, isabet-i ayndan, nazar değmekten, cin ve şeytan tasallutundan emin ve mahfuz olur. (c. 1, s. 317)
İns ve Cinnin ve şeyâtinin tard ve def’i (kovulması), uzaklaştırılması, şer ve tasallutlarının izalesi (giderilmesi) için sure-i İsra’nın 45 ve 46. ayetlerini: “Ve iza kare’teI kur’ane cealna beyneke ve beyneIleziyne la yü’minune bil’abıreti hıcaben mesturen.”
“Ve cealna ala kulübihim ekinneten en yefkahuhü ve fi alzanihim vakren ve iza zekerte rabbeke filkur’ani vahdehu vellev ala edbarihim nüfüren” okumanın tesiri büyüktür ve tecrübe edilmiştir.
Kendisine fasid (aslı olmayan bozuk) hayaletler görünen, sebepsiz olarak korkup vesveseye düşen kimse üzerine bu yukarıdaki iki ayet-i kerime okunursa biiznillahi teala ondan bu haller, bu rahatsızlıklar zail olur gider ve o kimse tamamen kurtulur. Bu ayet-i kerimeler mavi bir yün kumaş parçası üzerine yazılıp cin taifesi tarafından zapt edilmiş bir kimsenin üzerine konulursa biiznillahi teala halas olur (kurtulur).
İmam-ı Yafiî rahimehümullah demiştir ki: Bu yukarıdaki iki ayet-i kerime ile beraber şu Fein tevellev fekul hasbiyallahü la i1ahe illa hüve’ aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym” ayet-i celilesini bir kâğıt üzerine yazıp üstünde taşıyan kimse cin ve şeytan tasallutundan, şeytani vesveselerden ve fasid hayallerden kurtulur. (c. 1, s. 342)
(Seyyid Süleyman El-Hüseyni, Kenz-ül Havas, Demir Kitabevi, İst., 1992)

__________________
Bulamıyorum âlemdeki yerimi, âlem mi harâb? Ben mi virân?
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.08.16, 11:06
Sin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
💫 Güvenilir 💫
 
Üyelik tarihi: 19.08.14
Bulunduğu yer: Irak
Mesajlar: 2,205
Forum Puanı: 7999
Etiketlendiği Mesaj: 1559 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Şems-ül Marif’te Cinlerden Korunmak İçin Ne Tavsiye Edilmektedir?

Hasbiyallahü ve nı’mel vekil zikrine muvazabet eden (şiddetle ve tam manasıyla devam eden) kimse şeytan ve insan şerrinden, fakru zaruretten, zulm ve adavetten, düşman tecavüzünden, yer ve gök afetlerinden ve her türlü gam ve kederden, küfür belasından ve borçtan azat olur. Bütün şer’i ve hayırlı hususlarda onun için muvaffakıyet hazır ve ama*dedir. Binaenaleyh bunu- din kardeşlerime şiddetle ve ehemmiyetle tavsiye ederim.(c. 1, s. 380)
Yukarda Metni Arapça harflerle yazılı duanın Türkçe harflerle okunuşu şöyledir: (La İlahe illellahü El emrü küll hü lillahi vela galibe yağlübüllahe, Nur, Nur, Nur, süphane men galebe nurrehü küllü nur. Ve*la havle vela kuvvete illa billahil Aliyyül Azim, Kaf ya Ayın sad, Cehlas “vahsıli velli cismen, kesatsati ahta, matıyhat hayt, aht, Aht, Heyf Ecib. La ilahe illellahü, Narat vestenaret, Tuba sübuh, Heytut, Kuddus, Rabbül Melaiketi vel Ruh, Alel Arşi isteva ve alel Mülki ihteva velehül Esmael Hüsna, la daife lima kada, vela mania lima a’ta, yefalü ma yüridü fi Mülkihi ve yahkümü fi halkıhi ma yaşaü ve hüve ala külli şey in kadir…)
Ve yine eski Bilginlerden (Ka’ib El Ahbar)ın anlattığına bakılırsa, Hazreti Süleyman’ın oturduğu döşek üzerinde öyle adlar yazılıydı ki, bu yazılardan Cinler ve şeytanlar oldukları yerde donup katılırdı. Ve bu adlar karşısında çıra gibi yanarlardı. Hazreti Süleyman bu yazılı adlarla Cin ve ifritleri itaati altında tutar, bu adlarla cinlere işkence ve azap çektirirdi. Bu döşeğin orta kısmında kilitlenmiş gibi dört İbranice yazılı ad vardır ki, Cinler ve Şeytanlar bu adları izleyerek Hazreti Süleyman’a azda olsa asi olmazlardı. Bu döşekte yazılı adlar dört azametli ifritten oluşan bir guruba ait idi. Bu dört azametli ifrit Hazreti Süleyman’ın en büyük ve kendisine yakın vezirlerindendi. Hazreti Süleyman’ın insanlardan oluşan vezirlerinin sayısı 300 idi. Bunların en sonuncusu (Berhilo oğlu Asaf) idi. Ayrıca cinlerden de 300 veziri bulunuyordu ki, Bunların en büyükleri döşekte adları yazılı olan dört büyük cin vezirleri idi. Bu dördünün ad*ları sırası ile şöyledir (Tımıryat) (Men-ik) (Hedliyac) (Şoğal) adlarını taşıyorlardı. Cinlerin bu adlardaki vezirlere itaati bir hayli hayret vericidir. (c. 2, s.160, 161)
Ve yine Cin denilen ilahi yaratıkları görmek isteyen bir kimse, bu yaratıkların kendi aralarında ne gibi şeyler konuştuklarını kulakları ile duymak ve bunları kendi isteği ve kendi itaati doğrultusunda kullanmak ve onlara soracağı sorulara doğru cevap alabilmesi için, bu adları bir parça teke derisi üzerine yazmalı ve bu deriyi su değmedik temiz bir saksı içinde yaktıktan sonra bunun is veya külleri ile gözlerine sürme çektiği takdirde cin denilen yaratıkları görür, konuşmalarını da duymuş olacağı gibi, onlara bir şey soracak olursa, bu konuda aşağıda geçen ve topluca yazıyı yani baştan sonuna kadar yazılı olan Allah’ın ve Meleklerinin doruk adlarını okuyarak şöyle hitap etmektedir: “Ey bu ulu adların doruk Melekleri Okumuş olduğum bu adların Hak ve hürmetine itaatli olarak benim sorularıma cevap vermenizi istiyorum.” tarzında konuşmalıdır. Böylece o kimse Cinlerin en ileri Bilginlerini karşısında ve iki ellerinin arasında görmüş olacaktır, o vakit ne sorarsa cevabını doğru olarak almış olur. (c. 3, s. 231)
Gizli İlimler Hazinesi’ne Göre Cinlerden Gelen Zararlar Nasıl Önlenir?

Bir kimseyi zaman zaman cin tutup bayılsa aşağıda yazılan bu duayı yazıp mümkünse hastanın başında olamazsa boynunda taşıtmalıdır: Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahil mahzunel meknun ve bicelali vechikel kerim. Ve bil kefil bürhanil aziym. Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil aziym. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sabbihi ve selemle.
Şayet yine zarar vermekte ve bayılmakta ısrar ederlerse aşağıda yazılı ihrakı cin esmalarını yedi ayrı kâğıda yazıp her gün bir tanesi ile hastayı tütsülemelidir. Esmalar şunlardır: Şeyehnehilin. Masedin kutamin. Şabin tatayureşin letmisen. Menuhen. (c. 3, s. 252)
Cinler tarafında çarpılan dili tutulan ağzı yüzü eğrilen kimseler için: Bu hallerden birisine veya hepsine birden düçar olan kimseyi bu durumdan kurtarmak için aşağıda yazılı olan ayeti kerimeleri temiz bir kâğıda misk ve safranlı mürekkeple yazıp nüsha gibi hastanın boynuna takar, ayrıca da hazırlanmış olan bir bardak suya ve hastaya okunup nefes edilir ve su hastaya içirilir. Okunacak sure ve ayetler: Yedi salâvat, yedi Fatiha, Yedi Ayet-ül Kürsi, ye sure-i Kafirun, yedi sure-i İhlâs, yedişer muavezeteyn okunur. Sure-i İhlâs’ın ve muavezeteynlerin başlarında olan (Kul) kelimeleri okunmayacaktır. Bunlardan sonra bir kere de şu dua okunup hastaya üflenecektir: Bismillahirrahmanirrahiym, Kul uhuye illeye ennehüs temea neferün minelcinne fekalu inna semina Kuranen aceba. Yehdi iler rüşdi fe-amenna bihi ve lem nüşrike bi-rabbina ahada. Ve ennehu teala ceddü rabbina met-tehaze sahibeten vela veleda.

---------- Post added at 10:04 ---------- Previous post was at 10:04 ----------

Cinlerden Korunmak İçin Okunan Ayetler ve Esma-ı Şerifeler Efsun mudur?

Şifayab olmak için okunan ayet-i kerime ve esma-i Şerifelere efsun denilmez cahiliye devrinden bu yana Araplar rukyeyi hem müspet ve meşruh hem de Menfi ve gayri meşruh maksatlarla yapılan işlerin hepsi için kullanırlar. Biz müspet ve meşruh dediğimiz ameliyeyi “okuma”, “ doğa yolu ile tedavi” Bezende “ üfürme” tabirleri ile ifade ederiz. Öyle ise Arapçadaki rukyeyi hem Afsunlama, hem de doğa ile tedavi diye anlamamız daha muvafık olacaktır. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütübü Sitte, C. 11, s. 330)
Cinlerden Korunmak İçin Duanın Fonksiyonu Nedir?

Resim: pic-namaz
İslam âlimleri, hadislere dayanarak “en nafi ilaç duadır” anlayışını benimsemişlerdir.
İslam âlimleri, hadislere dayanarak “en nafi ilaç duadır” anlayışını kendilerine prensip yapmışlardır. “ dua, belanın düşmanıdır, onu sürüp Çıkarıl henüz gelmemişse gelmesini önler, gelmiş ise hafifletir, dua müminin Silahıdır” derler. Duanın müessir olması içinde riayet edilmesi icap eden bir kısım şartların Varlığına kabul ederler ve bunları nebevi irşatlardan hareket ile tespihe Çalışırlar. Duanın iyileştirici olması için okuyan kişinin her şeyden önce itikadının dürüst ve pak olması gerekir. Haram ve zulümden içtinap etmelidir. Duanın da kalbi gaflet içinde olmamalı, tam bir teveccühle Allah’a yönelmeli, Tazarluh ve niyaz içinde bulunmalıdır. Yoksa ağzı okumakta ve duada olup Kalbi yabanlarda olacak olsa nefini (fayda) müşahede etmez, abes yere çalışır. Nitekim hâkimi bir tahricinde Resulullah aleyhisselatu vesselam: “Şunu bilin ki Allah teala hazretleri, kalbi gafil ve malayani ile meşgul kimsenin duasını kabul etmez” buyurmuştur.
· Duadan önce bir miktar sadaka vermelidir.
· Dua, hacetlerin makbul olduğu mübarek vakitlerde yapılmalıdır. Gecenin son üçte birinde…
· Kıbleye karşı huşu ile yönelmiş olmalı.
· Maddi ve manevi paklık içinde bulunmalı
· Allah Teala’ya hamd ve sena, Resulüne salât ve selam ederek başlamalı.
· Tevbe ve istiğfara devam etmeli.
· Dua ısrar ve tekrar etmeli.
Dua esnasında Hak Teala’nın Esma-i şeriflerini zikretmek, Rahim, Ker’im, Rahman, Şafi, Kadir gibi isimlerini çokça tekrar ile iltica etmeli, Kuran’da ve hadiste gelen mesur dualarla etmeli.

---------- Post added at 10:05 ---------- Previous post was at 10:04 ----------


Büyü ve Falcılık
Büyü Nedir?

Büyü, metafizik güçleri kullanarak bir kimseyi etki altında bırakmak demektir. Büyü simya ilmiyle, cinlerle, çeşitli maddelerle ve çeşitli yazılarla yapılabilmektedir. Rabbimiz (cc) büyü yapmayı kesin olarak yasaklamış; Bakara Suresi 102. ayette büyü yapanın ve yaptıranın ebediyen cehennemlik olacağını bildirmiştir.

---------- Post added at 10:06 ---------- Previous post was at 10:05 ----------

Cinler Büyücülere Nasıl Yardım Ederler?

Okuyan şahıs kuvvetli bir radyo istasyonuna benzer. Bu istasyon şiddetli dalgalarını atmosfere yayar ve bu kuvvetli dalgalar, daha zayıf ve küçük radyo istasyonun dalgalarını siler. Aynı şekilde bu işi yapan şahıstan yayılan elektro manyetik dalgalar bu cinlerin ölmesine yol açar. Dolayısıyla bazı cinler bu işleri yapan şahısların emirleri altına girerler. Onlara, yani emir altına girmiş olan cinlere sihir yapmalarını emrederler. Ve bu tip cinleri emri altına almaya çalışan veya almaya muvaffak olabilen şahıslar genellikle bir yerde inzivaya çekilirler. Kendi duaları ile oluşturdukları şifrelerle uğraşırlar.
Cinlerin Büyücülerden İstekleri Nelerdir?

Büyücü aşağıdaki belirtilen fiilleri yapmak suretiyle şeytanın yardımını alabilir: Kuran ayetlerini ayaklarının altına yazmak; Kuran ayetlerini pislikle yazmak; Kuran’ı ayakaltına alıp, sıkıca bağlayarak tuvalete gitmek; besmele çekmeden şeytan için kurban kesmek ve kesilen hayvanı şeytanın belirttiği yere bırakmak; ateşle konuşmak, ona secde etmek veya tapmak; annesi veya kızı yahut kız kardeşiyle yatmak… Büyücünün küfrü ne kadar fazla olursa şeytanın itaati de o derece fazladır.
Büyü Yapılırken Cinlerden İstifade Edilir mi? Nasıl?

Büyü (magic), gizli metotlarla elde edilen olağanüstü kuvvetleri olan bir sanattır. Sihir, eski İran rahiplerinin bilgeliğin araştırılması yolunda kullandıkları bir metottur. Maj (mage) kelimesi Zerdüşt dini rahiplerinin diğer bir adıdır. Mirabeau’ya göre sihir barbar ve cahil kavimlerde olduğu gibi, medeni topluluklarda da beşeri bir gaye uğruna çalışmak yerine olan üstü hadiseleri meydana getirmek yolunda bir gayret olarak ortaya çıkmıştır.
12. asır okültistlerinden Hugese de Saint Victor’a göre sihri beş esaslı kısma ayrılır: 1. Kehanet 2. Matematik 3. Efsun, Teshir (Sortillege) 4. Gazibe, mucize, prodige 5. Meş’um Tesir (Malifice) (Ergün Arıkdal, Metapsişik Terimler Sözlüğü, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1971)
Bu bölümlerden “kehanet”le, “meşhum tesir” tamamen cinlerle yapılan, gerçekleştirilen büyülerdir.
Huges de Saint – Victor kehaneti de ayırmıştır:
· Ölülerle haberleşme
· Yer cinleri ile gaibden haber alma (geomancie)
· Su perileri ile gaibden haber alma (Hydromanici)
· Hara perileri ile gaibden haber alma (Aeromancie)
· Ateş perileri ile gaibden haber alma (Pyramancie)
Meş’um Tesir (Malefice) ise gizli ve tabiatüstü vasıtalar kullanarak insan hayvan ve bitkilerle yapılan kötü tesirdir. Üçe ayrılır;
· Şeytani yakarma (incantation de-moniaque)
· Ak büyü (Magic Blanche)
· Kara büyü (Magie noire)
Bu terim, şeytan ve yeri ruhların yardımı ile yapılan kötü tesirleri ihtiva ettiği için, böyle “kara” sıfatı ile adlandırılmıştır. (Ergün Arıkdal, Metapsişik Terimler Sözlüğü, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1971)

---------- Post added at 10:06 ---------- Previous post was at 10:06 ----------

Az çok Spritüalizm de büyünün genellikle cinlerle yapıldığı, ama bunun yanında simya ilminin veya büyücünün beyin gücünün de tesirinin olduğu vurgulanmaktadır ki bu çok doğru burada yapacağımız tek ilave veya hatırlatma, büyünün, “dinden çıkmadan” yapılamayacak olması. O yüzden ak büyü diye bir şey yoktur. Hepsi şirktir, yapanda, yaptıranda, yol gösterende ebedicehennemdeki yerini hazırlamalıdır… Yüce rabbimiz büyü yapanın ahiretten nasibi olmadığını şu şekilde belirtmiştir:
Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihir)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.(Bakara Suresi, 102)
Rabbim (cc) nasip ederse çıkaracağımız ikinci kitabın konusu ”büyü” olacak ve o kitapta derinlemesine bu konuları açıklamaya çalışacağız.
Cin’e, Büyüye ve Nazara Karşı Kuran’ın Tedavi Edici Fonksiyonu Nasıl Gerçekleşir?

Tıbb-ı nebevi’nin en bariz hususiyetlerinden biri tedavide Kuran-ı Kerim’e müstesna bir yer vermiş olmasıdır. Mezkûr mevahib-i ledünniye mütercimi bu hususu “Hak Teala Hazretleri izale-i emrazda (hastalıkların tedavisinde) Kuran-ı Azim’den eam ve enfal (bütün hastalıklarda geçerli daha müessir) Bir deva inzal etmemiştir. Kuran-ı Azim marazlara şifa ve ayine-i kulüba ciladır” diyerek ifade eder. Yani hem maddi ve hem de manevi hastalıkların en faydalı bir ilacıdır.
Kuran’ın bu yönünü tespit eden ayetler vardır: “Biz Kuran’dan müminler için bir şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz” (İsra Suresi, 82). Fahreddin-i Razi Hazretleri “Kuran” kelimesinin başında geçen tebiz için değil, cins için Olduğunu belirtir. Böyle olunca ayeti şöyle anlamak muvafıktır: “Kuran olarak indirdiğimiz ayetlerin hepsi müminlerin maddi ve manevi her çeşit hastalıkları için şifadır.” Kuran’ın. Manevi hastalıklarla ilgili tedavisi iki suretle olmaktadır. Zira manevi hastalıklar ikidir: Bir kısmı batıl itikatlardır. Bunlar yaratılış, insanın bidayeti, akıbeti, kader, ulûhiyet, nübüvvet gibi iman esaslarına giren meselelerdir. Bu hususlarda İslam’ın tebligatına uymayan her inanış tarzı manevi bir hastalıktır. Şu halde bu meselelerde Kuran gerçek olanı delilleriyle birlikte zikrederek batıl mezhepleri ibtal etmiş, müminlerini sapıklıklardan korumuştur.
İkinci kısım manevi marazları kötü ahlaklar teşkil eder. Kuran-ı Kerim onları da açıklayarak müminleri ahlaksızlıklara düşmemeleri için uyarmış, Resullullah’ın “Mekarim-i ahlak’ı tamamlamaya geldim” derken kastettiği mekarim Kurani ahlaktır.
Kuran-ı Kerim’in maddi hastalıklara şifa olmasına gelince, bu da inkârı mümkün olmayan bir durumdur. Bizzat Resulullah Kuran’la rukyede bulunmuş maddi hastalıkların tedavisinde Kuran’ı Kerim’den istifade etmeleri için Ashab-ı Güzin’i teşvik etmiştir. Hatta bazı hadislerinde Kuran’dan şifa aramamayı eksiklik ilan etmiştir: “Kim Kuran’la şifa talep etmezse, Allah ona şifa vermez.” buyurmuştur. Bu hadis şu şekilde de anlaşılmıştır: “Kuran’la şifa talep etmeyene Allah şifa vermesin.”

__________________
Bulamıyorum âlemdeki yerimi, âlem mi harâb? Ben mi virân?
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.10.17, 13:19
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 06.10.17
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 844
Forum Puanı: 3555
Etiketlendiği Mesaj: 207 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Metafizik hastaliklarin hepsi mevcut valla kendimden korkar oldum

__________________
🔷️🔶️
Allah Var !
Allah Yar!

🔶️🔷️
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.08.20, 19:07
Üye
 
Üyelik tarihi: 04.07.20
Bulunduğu yer: Osmaniye
Mesajlar: 91
Forum Puanı: 2221
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Astra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Metafizik hastaliklarin hepsi mevcut valla kendimden korkar oldum
Bildigim uzere Kur'an okuyamazsın

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28.02.22, 10:34
Yenigelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.12.21
Bulunduğu yer: Kim bilir
Mesajlar: 157
Forum Puanı: 1672
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Sabırla okumak lazım

Gayet genis bir bilgi. Genel anlamda Cinler hakkında bilgi verilmiş. Dikkatimi çeken bir nokta oldu. Kenzül Havas kitabından bölümler vardı. Şunu merak ediyorum. Kenzul Havas kitabından dualar (koruma, şifa gibi) okumak için cinlerle irtibatta olmaya gerek var mı? Çünkü biz dualarımızı, yalvarışlarımızı, şükrümüzü Allah'a yapıyoruz. Bu yüzden diğer varlıklara ihtiyacımız olmaz diye düşünüyorum ama yine de emin olmak icin sormak istedim. Bilgisi olanlar ve hocalarımız cevap verirse sevinirim.

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 31.03.22, 17:48
Skoda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 27.01.20
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,287
Forum Puanı: 3468
Etiketlendiği Mesaj: 36 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Siyer İlminde, Hamîs Adlı Muteber Kitapta Übeyy b. Kâ’b Hazretlerinden Mervîdir ki; Tevrât’ta Gördüm; Cân Oğlu Cin, Meleklerden Bir Kabile idiler. Allahû Teâlâ Onları Yeryüzüne İndirip, Onlara Şehvet Verdi. Nesilleri Çoğalıp Yetmiş Bin Kabile Oldular. Her Kabilede Yetmiş Bin Bölük, Her Bölük Yetmiş Bin Kişi Olup Hepsi Sâlih idiler. Zamanla İçlerinde Şarap İçmek Zuhur Etmiş, Zina, Livata, Katl ve Sâir Yasaklar Yaygın Hâl Almış, Bu Sebeple Hepsi Îmândan Uzaklaşıp Kâfir Olmuşlar. Evvelâ İsmi Haris yahût Azâzil Olan İblis, Bin Sâlih ve Muttaki ile Eşkıya İçlerinden Çıkıp, Bir Yerde İbâdetle Meşgûl Olmuşlar. Eşkıyanın İsyânları Uzayıp Şiddetlenince, Yeryüzü Hakk Teâlâ Hazretlerine Şikâyet Edip, Bunların Helâkini Rica Ettiler. “Ben Halîmim Huccet ve Delil İlzam Etmeden Cezalandırmada Acele Etmem!” Buyurulup, Hakk’ın Emriyle Azâzil Yanında Olan Sulehadan Selehvet b. Belâhet’i Onları Dine Dâvet İçin Gönderir. Gidince Öldürülür ve Bu Şekilde Bin Sâlihi Peyderpey Gönderip Her Gideni Kâfirler Şehid Ederlerdi. Sonunda Yusuf b. Yâsif’i Gönderdi. Çok Zaman Onları Îmâna Dâvet Etti. Onlar ise Çeşit-Çeşit Eza ve Cefâ Ettiler. Sonunda Ateşte Erimiş Kızgın Yağ İçerisine Atıp Şehid Edildikte, Yeryüzü Cenâb-ı Hakk’a Şikâyet Etmekle, Meleklerden Bir Bölük Gönderdi. Her Meleğin Elinde Bir Kılıç veyâ Mızrak Olup, Ağızlarından Ateşler Saçılırdı. Azâzil’i Onlara Kumandan Edip Vardıklarında, Cin Taifesi Pek Kuvvetli Olmakla Harp Uzadı. Sonunda Melekler Onları Sindirip Kaçırdılar. Allahû Teâlâ Hazretleri Onlara Ateş Gönderdi. Hepsi Yandı. Küllerini Rüzgâr Denize Salıverdi.

[Mir’ât-i Kâinât]

__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04.03.25, 11:31
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,532
Forum Puanı: 1952
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Sin hocamıza Allah rahmet etsin. Sıkılmadan okudum hepsini. İlk resim beni çok güldürdü.
Vallahi çok güldüm. Gerçekte görsem güler miyim bilmiyorum tabii.
Bir şey dikkatimi çekti. Kedi beslenen evde cin olması.
Evde cin varsa kediler görür diyorlar. Bizimkilerde bir tuhaflık görmedim hiç.
Evde biblolarım da var. Neyse ki sigara ve içki içmiyorum çok şükür Rabbime.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 19.08.25, 20:20
 
Üyelik tarihi: 24.04.22
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 356
Forum Puanı: 1605
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Cin Padişahları
Bilinen 7 adet cin padişahının üstünde daha üstün cin padişahları vardır. Kayıtlara geçen isimler ve görevleri aşağıdaki gibidir.

Pazartesi gününün padişahı Ebyad olup Cebrail isimli meleğe bağlıdır.
Salı gününün padişahı Ahmer (Mihrez el-Ahmer) olup Semsemail adlı meleğe bağlıdır.
Çarşamba gününün padişahı Bürkan olup Mikail adlı Meleğe bağlıdır.
Perşembe gününün padişahı Şemhureşin olup Sarfiyail adlı meleğe bağlıdır.
Cuma gününün padişahı Zübati olup Aynıyail adlı meleğe bağlıdır.
Cumartesi gününün padişahı Meymun olup Kesfiyail adlı meleğe bağlıdır.
Pazar gününün padişahı Mezheb olup Rukyail adlı meleğe bağlıdır.
Bu yedi padişahın üstünde Rüusu Erba denilen dört büyük padişah daha vardır.

Padişah Taykel
Padişah Kasveratin
Padişah Kemtamin
Padişah Marezin
Yapılan tüm davet ve dua'lar en son bu dört büyük yeryüzü ruhanisine ulaşır. Bu dört büyük cin padişahı dünyayı ve dünyadakilerin tamamını temsil eder.

Gök Katlarındaki Cinler
Ebü'l Hasen yoğun çalışmaları ve her ilim dalında okyanuslaşarak eriştiği velilik derecesi sonunda bu tasarruf yetkisine nail olmuştur, o da bu cin padişahları ile birlikte bütün ifritleri kendi tasarrufu altına almış, bütün şeytanlara heryede boğun eğdirmiştir. Bu dört ruhani reisin tasarruf alanları tüm dünyayı kapsamaktadır. Yapılan tüm tasarruf ve tertipler en son bu dört cin padişahına ulaştırılır. Onlarda derece derece bir üst kattaki bir başka varlığa ulaştırırlar. Göklerde bulunan her meleğin yerde bulunan bir ruhani hizmetçisi vardır. O hizmetçiler, emrinde bulundukları meleğin tasarruf işlerini yürütürler. Bu hizmet birinci kat gök meleği ve hizmetinde bulunan ruhani ile başlayıp ikinci, üçüncü, dördüncü ve yedinci kata kadar gider. Örnek olarak dördüncü gök katındaki yetkili meleğin tasarruf işlerini Meytatarun adındaki bir varlık yürütür. Beşinci katta Mehyail. Meytatarun kendisinden bir üst makamda olan Mehyail'e ulaştırır. Ordan altı, ordan yedi, Yedinci katın üstünde Sidretül Müntehana bulunur ve meleği Cebrail'dir (a.s.). Onun üzerinde arşın altındaki melekler bulunur. Arş-ı Azamın altında ise cin padişahlarının en büyükleri bulunur ki bunlara Kurubiyyun denilir.

Cinlerin Çeşitleri
Behnilem Cinleri
Behnilem cinler aleminde bir kral olmasa da üst düzey bir cindir. O alemdeki cinler içinde toprakta yaşayan tek cindir. 4 ana element içinde en katı olan elementi kullanan bir cindir. Birçok definenin yerini bilir. Ama asla sahiplenmez. İnsanlara musallat olmaz. Aksine dost bir cindir. İnsanların içinde geçer ama asla muhatap olmaz. İnsanları sevebilen bir cindir. Aslı görevleri arasında buhari adındaki şifası cine yardımcı olmakta vardır. Doğadaki bitkileri tespit eder ve ilgili yerlere iletir. Bu cin mümin bir cindir ve herkesin arkadaş olmak isteyeceği bir cindir.

Lietli Cinleri
Lietli cinleri adını dişi cinden almışlardır. Bu dişi lietli cin son derece akıllı ve olağan üstü vesvese verir. Lietli türleri genelde vadilerde ve yüksek yerlerde yaşarlar. İnsanlara olan musallatlarıı, güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk ve kendini bilmezlik, bir hantallık yaratırlar. Kişi o geldiğinde dış dünyadan kopar gibi davranır. Çok havalı bir görünüşe sahip olan lietliler kendi alemlerinde de vesvese verebilir ve bazı cinleri kandırabilirler. Onlar şeytandan olmasalar da onun kadar yeteneklidir bu konuda. Ayrıca evli ve çocukları vardır.

Müsfer Cinleri
Çoğul adı müsferiş olan bu cin türü genel olarak tarlalar gibi kırsal ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 cm olan müsferler genelde iyi karakterlidir. Çok hızlı şekil değiştirebilir ve uzun süre o büründüğü şekilde kalabilirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler, hayvan ve insan sesini kullanarak bu boyutta seslerini duyurabilirler. İnsanlardan rahatsızlık duymazlar ve olağan üstü bir durum yoksa zararda vermezler. İncir ağaçlarına yaklaştığınızda destur çekmeniz dahaya hayırlı olur.

Alkarı Cinleri
Lahusa kadınlara ve yeni doğmuş bebeklere musallat olurlar. Bebeğin kırkı çıkana kadar onu öldürmeye veyada değiştirmeye çalışırlar. Korunmak için lahusa ve bebeğin yalnız yalnız bırakılmaması ve başuçlarına Kur'an koyulması gerekir.

İfritler (İfrit Cinleri)
Tehlike sınıfında en üst düzeyde olan cinlerdir. Hatta öyle ki, islam Paygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.), Miraca çıkacağı zaman ifritler toplanmış ve Hz. Peygamberi yakmak istemişler, bu olaya istinaden Nas ve Felak sureleri inmiştir. İfritler zarar verme yönünden ölümcül sonuçlar doğurur. Kişiye hastalık verebilir, gerekirse öldürebilirler. Ancak bu durum onlar için yasaklanmıştır (Bu yasağa uymayan kabilelerde mevcuttur). Ritüllere ve büyücülerin davetlerine icabet etmezler. İfritlerin, alim kişilere olan haseti bilindiğinden, eski dönem alimlerin ifritlerden korunmak çeşitli dua ve sembolleri üzerinde taşıdığı bilinir. İfritler, ormanın çok sık iç kesimlerinde ve derinliklerde yaşarlar. Yaşadıkları bölgede vahşi hayvanların ve kuşların barınamadığı söylenir. Asla kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. İnsanların kılığına girmezler ve yakın tarihte bir musallatı olayları olmamıştır.

Maridler (Marid Cinleri)
Şeytanların, bu cinlerin şerrinden korunmak için bir çok kez inançlarına dua ettikleri bilinir. Tehlike sınıfında üst düzeyde olan bu cinler, asla davetlere icabet etmezler. Ancak ilmi konuda çok üst düzeyde olan, ilim ve irfan sahibi kişilere görünür ve konuşurlar. Ormanda genelde bataklık kenarlarında yaşarlar. Vahşi hayvanların ve insanların kılığına girebilirler. Asla kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. Zarar verme yetkileri yasaklanmıştır. Şu ana kadar bir insana musallat olmamışlardır. Ancak çok ciddi durumlarda, kendi soylarından gelen bir cine zarar verebilecek bir insan olursa (ki bu insanın çok üst düzeyde bir alim olması ve tecrübeleri gereği en az 80-85 yaşlarında olması gerekir) intikam için o kişiye anında fiziki zarar verebilirler.

Ervahlar (Ervah Cinleri)
Genelde çocukları korkuturlar. Enerjileri bizim hissedemeyeceğimiz kadar düşüktür. Zarar verme yetkileri yoktur. Issız evleri mesken edinirler, köylerde, kasabalarda ve kalabalık ortamdan uzak yerlerde yaşarlar. Davet usulünce yapıldığında icabet ederler. Fakat insanlara musallat olmazlar. İnsanların kılığına girebilirler.

Velhan Cinleri
Suyu, ateşi, yağı, bezi, ipliği vs gibi çok kullanılan günlük yaşantımızın parçası olmuş madde ve nesneleri çok kullandırır. Müsriflikle hem insanın maddiyatını hem de manevi yönden ziyanını sağlayarak zarar verdirir.tasarruf bilmeyen insana bol malzeme kullandıracak ki her yönden zarar gördürebilsin dikkatli olmamız lazımdır. Allah bize bolca yiyip içmemizi fakat asla müsriflik etmememizi öğütler.[5]

Vesnan Cinleri
Uyku şeytanıdır. İnsanlar uykuya dalınca hemen esareti altına alarak bütün kötülüklere vakıf kılar. Rüyasını karıştırır kötü hallerle intiza ettirerek kulun aklını karıştırmaya çabalarlar. Çoğu insan görmüş olduğu kötü rüyalar sonucunda çok kez hataya düşmüşlerdir. Okuyup kendimizi koruma altına almadan uyku haline geçersek şeytanın oyuncağı oluruz.[5]

Zellenbur Cinleri
Esnafa ve ticaretle uğraşanlarla hep haşır neşir olur, bozuk mal ve kötü ticaret yaptırmaya çalışır. Nedeni ticaretle uğraşana hile yaptıracak ki her şeyle insanı ziyana sokabilsin. Kul hakkı ile rabbimizin huzurunda kurtuluşa kavuşamayalım düşüncesindedir.

Cin Kabileleri
Kur'an-ı Kerimdeki bazı ayetler cin kabilelerinin varlığını kesinleştirir niteliktedir. Buna ek olarak birçok islam alimine göre cinler; üreyip çoğalarak, ibadet ederek, savaşarak, çalışarak, çeşitli dinlere inanarak yaşarlar. Kısacası tıpkı insanlar gibi sosyal hayat yaşamaktadırlar. Herşeyden önemlisi onlarda bir mühlet sonra yaşamlarının sonuna gelerek öte aleme geçmektedirler. Sayın Volkan Kemal Ergenekon hocamın bir kitabında yeryüzünde yaşayan cin nüfusunun 40 milyar olduğu yazar. İnsan nüfusunun 8 milyar olduğu düşünülürse yeryüzünde yaşayan bir çok cin kabilesinin olduğunu rahatlıklar söyleyebiliriz. Ahkaf Suresi 29. ayette cinler alemi hakkında şöyle denilmektedir.

Hani cinlerden birkaçını, Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: “Kulak verin;” sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

Bu ayette cinlerin Kur'an-ı Kerim dinledikleri ve sonrasında kendi kabilelerine dönerek Kur'an-ı Kerim'den öğrendiklerini aktardıkları anlaşılmaktadır. Cinler, kabileler halinde yaşadıkları gibi insanlar ile birlikte evlerde de yaşarlar. Bu konu ile ilgili olarak evlerde yaşayan cinlerin, akşam ezanından sonra uyandıkları ve gece geç saatlerde ev içinde gezindikleri hatta ev halkıyla birlikte cemaat oluşturarak namaz kıldıkları bilinmektedir. Yine bu evde yaşayan cinler hakkında, insanların yiyeceklerine ortak oldukları da söylenir.

Çeşitli televizyon programlarında ve şehir efsanelerinde Anadolu'nun bazı ücra köylerine cinlerin topluluklar halinde gelerek yerleştikleri söylenir. Özellikle Kulyas cinleri sinema dünyasında çeşitli korku filmlerine konu olmuştur.

Cin kabileleri ile ilgili bir diğer kesin bilgi ise, cinlerin atası olarak bilinen ve 'cann ' olarak isimlendirilen ilk cinin, yaratılış olarak Hz. Adem'den (a.s.) önce yaratılmış olmasıdır. Hicr Suresi 26. ayette şöyle denilmektedir.

Andolsun ki biz, insanı pişmemiş çamurdan, kokuşmuş cıvık balçıktan yarattık. Cân’nı da (insandan) daha önce semûm ateşinden yarattık.

Bu ayetten anlaşıldığı üzere cinler ve cin kabileleri insanlardan önce yaratılmışlardır. İlk yaratılan cin ile birlikte cinlerinde tıpkı insanlar gibi üreyerek çoğaldıkları ve sayıları artınca çeşitli topluluklar halinde yaşadıkları bilinmektedir.

Çeşitli kaynaklardan edinilen bilgilere göre cin kabileleri aşağıdaki gibidir. Bunların dışında bir çok kabile olabilir ancak islam alimlerinin ortaklaşa kararı bu şekildedir.

Cin Kabileleri ve Özellikleri
Yakaza
Yakaza cinlerinin dini inançları bilinmemek ile birlikte, geceleri insanları izlemeyi ve eziyet etmeyi tercih eden bir kabile olarak bilinirler. Neden böyle davrandıkları kesin olarak bilinmese de tahmini olarak insanlardan zarar gördükleri için yada bazı insanları cezalandırmak için olabilir. Yakaza cinleri halk arasında karabasan yada albasması olarak da telaffuz edilir. Geceleri insanların rüyasına giren, vücudunu kitleyerek hareket etmesini ve ses çıkarmasını önleyen tehlikeli ve bulaşılmaması gereken bir kabiledir.

Cuhenna
Cuhenna cin kabilesi, insanlardan pek haz etmedikleri bilinen bir kabiledir. Bazı falcı ve büyücüler ile görüştükleri, görüşme neticesinde karşılıklı olarak bir anlaşma sağladıkları ve bu anlaşma neticesinde büyü yapılması için büyücülere yardım ettikleri söylenir. İnsanlar ile en çok görüşen ve bu sebeple diğer cin kabileleri tarafından dışlanan bir kabiledir. Anlaştıkları büyücülere büyü yapılması konusunda yardım ettikleri için kendileri de büyücüden bir takım taleplerde bulunurlar. Eğer anlaşmayı bozan taraf büyücü olursa bunun mutlaka bir bedeli olur.

Kulyas
Kulyas cin kabilesi, cinler arasında, İslamiyet’ten önce Arap Yarımadası’nın en kalabalık ve aynı zamanda en tehlikeli cin kavmidir. Kilyas cinleri olarakta bilinirner, Marid ırkına mensup olup adeta cinler aleminin polis ve jandarmasıdırlar. İnsanlara aşık olan tek kabilesidir.

Zuzula
Zuzula cin kabilesi, Marid ırkına mensup olan ve şeytanın fikirlerini benimsemiş fakat ona tabi olmamış bir kabiledir. Genellikle insanlara karşı en insafsız olmalarıyla bilinirler. Çoğu yerde bu kabilenin adı geçmez bile. Hatta bazı yerlerde simge ve işaretlerle gösterilir. Bu sebeple 66 rakamı, bazı kültürlerde lanetlenmiştir. 666 rakamı şeytanı temsil ederken 66 rakamıda da bu kabileyi temsil eder. Şeytandan sonra en tehlikeli varlık olarak gösterilmektedir. Definelerin yerlerini bulurlar. Ülkemizin birçok yerinde çok eskilerden beri saklanan altınların bu kabile tarafından gömüldüğü ve bunların çıkarabileceği de söyleniyor.

Nusaybin
Nusaybin cin kabilesi, Ahkaf Suresi 29. ayette de belirtildiği gibi Hz. Muhammed'den (a.s.) Kur'an’ı dinleyerek müslüman olan ilk cin kabilesidir. Çok güçlü ve dindar bil kabile oldukları bilinir.

Karin Ne Demek?
Karin dost, eş, yakın arkadaş anlamına gelir. İnsanlara bahşedilen karinler ise insanın hem dostu hemde düşmanıdır. Hayat yolunda ebedi yoldaştır.

Karin Cini Nedir?
Allahu Teala yarattığı kullarına eşlik etmeleri için karin adı verilen varlıkları yaratmıştır. Her bir insanın cinlerden bir tane ve meleklerden bir tane olmak üzere 2 tane karini bulunur. Cinlerden olan karine karin cini denir. Karin cinleri müslüman olabilecekleri gibi farklı bir dine de mensup olabilirler. Sonradan din değiştirmeleri ve müslüman yada gayrimüslim olmaları mümkündür. Karin cinleri kişiye, kötüyü iyi, haramı helal ve günahı sevap göstererek dinden uzaklaşmasına ve günaha girmesine neden olurlar. Karin Melekleri ise kişiyi daima ibadete, iyiliğe ve Allah inancına yönlendirirler. Kur'an-ı Kerim'de Fussulet Suresi 25. ayette bu durum şöyle açıklanmıştır;

'Onların yanlarına bazı arkadaşlar verdik de bunlar, önlerinde bulunanı da arkalarında olanı da onlara şirin gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları hakkındaki hüküm onlar için de kesinleşti. Kuşkusuz onların hepsi hüsrana uğramışlardır.'
Zuhruf ve Saffat Surelerinde de karin cinlerinin varlığından söz edilmektedir.

'Allah'ın mesajını görmezden gelen kimseye bir şeytan tahsis ederiz; artık bu onun arkadaşıdır.' (Zuhruf Suresi 36. ayet) 'Birisi söze gelir de der ki: Bir arkadaşım vardı. Sen de mi derdi, gerçek sayanlardansın.' (Saffat Suresi 51-53. Ayet)
Ademoğlu dünyaya geldiği andan itibaren göçüp gidinceye kadar ki süreçte kendisine eş olarak gönderilen karinleri de kendisinin daima yanında bulunurlar. Karin cini (yada karin şeytanı, ikisi de aynı anlama gelir) insana her türlü kötülüğü yaptırmak için sinsi bir hayvan gibi yanında dolaşır ve daime kötülüğe sevk eder. Vesvese yoluyla aklını zehirler, sinir haline büründürür, nefsine söylediklerini dinlemesini ve uygulamasını emreder, gereksiz ve sorgulayıcı düşünce hallerine sokar. İnkara düşürür. Kısacası kişiyi günaha sürüklemek karin cininin marifetidir. Kötü amellere ve sapkınlığa neden olur. Bu cin insanın sağ omzunda bulunur.

Karin Meleği
Karin meleği, insan doğduğu anda yanına gelir ve karin cininin aksine hayatı boyunca iyiliğe, merhamete, güzelliğe sevk eder. Karin meleği insanın sol omzunda bulunur ve karin cininin söylediklerine karşı çıkarak insanın hata yapmasına ve isyan etmesine engel olmaya çalışır. Kaf Suresinde karin meleği ile ilgili ayetler bulunmaktadır.

'Arkadaşı olan melek, der ki: Yapılan her şey hepsi bende, hepsi hazır.' (Kaf Suresi 23. ayet )
Hz Muhammet ve Karin Cini
Hz. Peygamber ashabına, her insanın bir cini olduğunu ve hayatının sonuna kadar kişiye eşlik edeceğini buyurmuştur (mecburi bağlılık ve birliktelik). Peygamber ve ashabı arasında geçen konuşma şu şekildir: 'Sizden hiç kimse yoktur ki ona, biri melekten diğeri şeytandan olan ve yanından hiç ayrılmayacak iki 'karin' verilmemiş olsun!' Peygamberin bu sözü üzerine ashabı, 'Size de mi ey Allah'ın Resulü!' diye cevap verince:

'Bana da! Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti de o bana teslim oldu (müslüman oldu). Artık o bana hayırdan başka bir şey emretmiyor!' buyurdu.
Ademoğlu hayatı boyunca karin meleği ve karin cini arasında mücadele ederek ve git gel yaparak zamanını geçirir. Bu bir terazi gibidir ve imtihandan ibarettir. Hangi taraf ağır basarsa hayatın ve imanın gidişatı da ona göre şekillenir. İyi ameller işlemek, ve güzel işlere vesile olmak karin meleğini sevindirip güçlü kılarken, kötü ameller işlemek ve Allah inancından uzaklaşmak karin cininin hakimiyetini arttırır. Karin cinine karşı koyarak daime kendimizi savunmalı ve hiç bir zaman kalbimizden Allah inancının silinmesine müsade etmemeliyiz. Bu fani dünyada yoldan çıkanların tekrar aynı yola girmeleri pek mümkün değildir. İyi kötü yapılan her eylem tek tek kaydedilmektedir. Ve hiç şüphe yok ki hesap kitap günü gelecektir.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
alemi, cinler


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Cinler mi Akıllıdır insanlar mı? Cinlerin dinleri var mı? Sin Cin & Şeytan & Melek & Ruh 12 02.02.26 00:36
Cinler Alemine Genel Bir Bakış SiLence Paranormal Yetenekler 3 24.02.25 12:49
Tayyi Mekan ve Cinler bitter Cin & Şeytan & Melek & Ruh 3 03.09.21 13:00
Cinler ne zaman Yaratıldı? Cin nedir? Ne yaparlar ne yapmazlar Sin Cin & Şeytan & Melek & Ruh 2 12.07.20 20:51
insandan önce yaratılmış Cin toplumu Logos Cin & Şeytan & Melek & Ruh 1 15.11.19 13:43


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com