![]() |
|
|
|
#1
|
|||
|
|||
|
Karîn ve Hannas: İnsan Anatomisindeki Metafiziksel İttifak ve Şer Mekanizması
Kul o düşünceyi kendi orijinal fikri zannettiği an, Hannas operasyonunu tamamlamış olur. Geleneksel derûni ilimlerde, havas literatüründe ve tasavvuf klasiklerinde insanın manevi tekâmülünün önündeki en büyük engeller, harici ve dahili şer odakları üzerinden açıklanır. Bu odakların en sinsileri olan Hannas ve Karîn, birbirleriyle hiyerarşik bir bağ içinde çalışan fakat ontolojik (varlıksal) olarak tamamen farklı iki ayrı boyuttur. Doğumla Gelen Gölge: Karîn Karîn, insan dünyaya gözünü açtığı andan itibaren ona tahsis edilen, onunla büyüyen ve ölene dek ayrılmayan şahsi cindir. Kulun tüm hafıza kaydına, çocukluk travmalarına, zaaflarına ve nefsani eğilimlerine doğrudan vakıftır. Bir nevi insanın psikolojik ve zihinsel röntgenini elinde tutan içsel bir kütüphane gibidir. İnsanı doğrudan kötülüğe zorlayamaz; ancak kulun hangi noktadan darbe alacağını çok iyi bilir. Sinsi Tetikleyici: Hannas Hannas ise Karîn gibi sabit bir yoldaş değildir; dışarıdan sızan, pusuya yatan ve sinsi fısıltılarla (vesvese) hareket eden harici bir aktördür. Kelime anlamı itibarıyla "hunus" kökünden gelir; yani "pusuya çekilen, sinsi olan ve uyanıklık anında büzülüp kaçan" demektir. Hannas’ın asli görevi, eyleme dökülmemiş nefsani arzuları ve korkuları, kalbe üfleyerek ağır vesveselere dönüştürmektir. Anatomik Karargah: Göbek Deliğinin Solu ve Kan Kanalları Büyük alimlerin ve derûni ilim sahiplerinin üzerinde ittifak ettiği en gizemli hakikat, Hannas'ın insan bedenindeki operasyon merkezidir. Bu sinsi yapı, bedene rastgele saldırmaz. Nefs-i Emmare Bağlantısı: İnsanın hayvani ruhunun ve kötülüğü emreden nefsinin biyolojik bedendeki çıkış noktası, göbek deliğinin hemen sol tarafındaki batın bölgesidir. Kan Damarları Hattı: Sahih nakillerde şeytanın insanın kan damarlarında dolaştığının belirtilmesi, bu bölgedeki yoğun sinir ağları ve ana arterlerle doğrudan ilişkilidir. Hannas, karın bölgesindeki bu ana istasyondan sızarak fısıltı frekansını kan yoluyla kalbin sol tarafında bulunan ve Lümme-i Şeytaniyye (şeytani gözenek) denilen hassas noktaya pompalar. Şer İttifakının Çalışma Metodu Sistem tam bir hiyerarşiyle işler: Hannas, göbek deliğinin solundaki karargahında pusuda beklerken, kulun zayıf anını kollar. Bu esnada insanın şahsi ikizi olan Karîn'in barındırdığı dünyevi zaafları (gelecek kaygısı, rızık korkusu, kibir, haset) birer anten gibi kullanır. Karîn'deki bu ham verileri alır, büyüterek ve süsleyerek kan kanalları vasıtasıyla kalbe fısıldar. Kul o düşünceyi kendi orijinal fikri zannettiği an, Hannas operasyonunu tamamlamış olur. Netice ve Muhafaza Bu sinsi mekanizmanın tüm büyüsünü bozan yegane şey, ariflerin "yaza" dediği manevi uyanıklık ve farkındalıktır. Kişi zihninden veya karnından kalbine doğru yükselen o ümitsiz, karanlık fısıltıların kendisine değil, bu harici sızmaya ait olduğunu fark edip zikir ve tefekkürle bilincini temizlediğinde, Hannas isminin hakkını vererek büzülür, küçülür ve geriye çekilir. Karîn ise etkisiz ve pasif bir veri tabanı olarak sessizliğe gömülür. ![]() Hülasa-i kelam; insan, yalnızca et ve kemikten ibaret fiziki bir form değil, her an tesir altında olan mikroskobik bir evrendir. Metafizik anatomide göbek deliğinin hemen solundaki o hassas enerji istasyonu ve kan damarları, harici şer frekanslarının (Hannas) içeri sızmak için kullandığı sarsılmaz birer kapıdır. Bu sinsi tetikleyici, insanın şahsi ikizi ve psikolojik veri tabanı olan Karîn’in elindeki zaafları birer mühimmat gibi kullanarak kalbin sol cenahına vesvese üfler. Ariflerin ve derûni ilim otoritelerinin bu deşifrelerle bize bıraktığı en büyük miras ise reçetedir: Şer ittifakının tüm gücü, fısıltının fark edilmediği o karanlık gaflet anından ibarettir. İnsan, içindeki bu seslerin ve kaygıların kendine ait olmadığını idrak edip zikir ve uyanıklık (yaza) nûru ile o merkezleri mühürlediği an, Hannas büzülerek kaçmaya, Karîn ise sessizleşmeye mahkûmdur. Karanlık, sadece uyanış gerçekleşene kadardır. |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Bunun gibi incelikleri olan çok konu var.
Ve bunu destekleyen veya engel olanda çok faktör var. İnsan suresi son iki ayet başlığı altında derinlemesine ve çok yönlü bir şekilde detaylandırılabilir. Kaleminize sağlık.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
|||
|
|||
|
Hannas'tan ve Hannasların Şerrinden Arınma Usulü
Niyet ve Başlangıç: Allah rızası gözetilerek; kalbin, göbeğin ve tüm bedenin (maddi ve manevi latifelerin) Hannas ve benzeri vesvese kaynaklı tesirlerden arındırılması, bu negatif enerjilerin beden üzerinde taşınmaması niyetiyle Hacet Namazı eda edilir. Uygulama Esasları: Namazın hitamında, selam verildikten sonra şu tertip üzere kıraat olunur: Açılış: En az 21 defa Salavat-ı Şerife getirilir. Vird ve Kıraat Tertibi: 1 adet Fatiha Suresi 17 adet Ayetü'l-Kürsi 7 adet İhlas Suresi 41 adet Felak Suresi 7 adet Nas Suresi Kapanış: Hitamında yeniden 21 defa Salavat-ı Şerife arz edilir. Müdavemet (Devamlılık): Bu tertibe ilk etapta 1 hafta boyunca kesintisiz olarak devam edilmeli; akabinde ise bir vird hâline getirilerek süreklilik sağlanmalıdır. Nihayetinde hüküm ve tecelli şüphesiz ki Cenab-ı Hakk'ındır; azimle devam edip Mevla'nın lütfunu ve tecellilerini müşahede et neler değişiyor görüp kendinde ki farklılaşan hali yaşa.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
|||
|
|||
|
YARATILIŞLA BERABER GELEN KARİN (DOST) MELEK
Bizden Saklanan Bilgiler Alıntımda (“Karîn ve Hannas: İnsan Anatomisindeki Metafiziksel İttifak ve Şer Mekanizması”) ele almıştık. “KARİN MELEK KİMDİR” Yaratılışın Mizanı ve İçsel Sükûnetin Rehberi: Karin-i Melek İnsanoğlu, yalnızca etten ve kemikten ibaret bir yapı değil; zıtlıkların, farklı çekim merkezlerinin ve derin bir sınamanın cem olduğu bir varlık sahasıdır. Bu sahanın merkezinde yer alan kalp, sürekli olarak iki farklı fısıltının, iki farklı nidanın kesişim noktasındadır. İnsanın fıtratına yerleştirilen ve ona iyiliği, sükûneti, itidali telkin eden o nurani rehberliğe Karin-i Melek diyoruz. Bu boyut, dışarıdan gelen bir müdahale değil; insanın yaratılış kodlarına (fıtratına) dercedilmiş bir "hakikat pusulasıdır." Hız Tuzağı ve Yanılgının Doğası Günümüzün ve insanın en kadim hastalıklarından biri aceleciliktir. Acele, idrakin katili; hız ise basiretin örtüsüdür. İnsan, bir mesele karşısında hızla eyleme geçmeye, anlık tepkiler vermeye ve fevri kararlar almaya itildiğinde, aslında kendi hakikatinden uzaklaşır. Çünkü karanlık olan, nefsani olan boyut (diğer CİN karin); daima telaştan, gürültüden ve hızdan beslenir. Hızın olduğu yerde tefekkür barınamaz. İnsan acele ettiğinde, ilmi bir süzgeçten geçirmeden, salt dürtüleriyle hareket eder ve işte "hata ve yanılgı" dediğimiz tuzak tam bu noktada başlar. Hız, vehmi (yanılsamayı) hakikat gibi gösterir. İnsan ancak yavaşladığında ve durabildiğinde gerçeğin aslını görebilir. Karin-i Melek'in Teenni (Sükûnet) Kalkanı Karin-i Melek, bu hız ve acele tuzağına karşı insana verilmiş en büyük manevi emniyet sibobudur. Onun çalışma usulü gürültülü bir müdahale değil, derin ve berrak bir ilhamdır. Fren ve Temkin: İnsan öfkeyle, hırsla veya anlık bir hevesle hızlandığında; kalbin derinliklerinden gelen o "Dur, bekle, sonunu düşün" hissi, Karin-i Melek'in fısıltısıdır. O, insanı fevrilikten alıkoyup teenni (temkinli ve yavaş hareket etme) makamına davet eder. Hükümde İsabet: Bir meseleyi çözerken, bir metni incelerken veya hayati bir karar alırken; zihnin karmaşasından sıyrılıp aniden beliren o berrak, adil ve insaflı çözüm, fıtrattaki bu nurani eşlikçinin ilhamıdır. Vicdani Tasdik: Karin-i Melek'in sesi her zaman adaleti ve hakkı gözetir. Yanlış bir eyleme meyledildiğinde kalpte oluşan o ince sızı ve huzursuzluk, aslında bu rehberin "İstikamet bu değil" uyarısıdır. Hâsılıkelam Karin-i Melek; mistik, kurgusal veya dışsal bir figür değil; insanın kâmil insan olma yolculuğunda ona bahşedilen fıtri bir muhafaza sistemidir. İnsan, kendi içindeki gürültüyü ve hızın getirdiği telaşı susturabildiği ölçüde bu nurani rehberin sesini duyar. Hakikate ulaşmak aceleyle koşanın değil; sabırla, sükûnetle ve ilimle yürüyenin nasibidir. VESSELAM
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Etiketler |
| anatomik karargah, hannas, karin |
|
|