![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
|||
|
|||
|
Resulullah (s.a.v) buyurdu ki
- Kafdağı denilen dağ, bu cihanı çepeçevre kuşatmıştır. Cihan, kafdağı' nın içinde şu yüzüğün içindeki parmağa benzer ayrıca, bu kafdağı yeşil zümrütten yaratılmıştır. Bu göklerin gök renginde görünmesinin nedenliği o Kafdağı'nın akisi düştüğündendir. Yoksa gökte hiç bir zaman renk yoktur. Eğer Kafdağı' nın yeşilliği olmasaydı, gök bu türlü görülmezdi. Ademoğlunun o dağa varması olur bir iş değildir. Oda şundan ötürüdür ki o dağa dört ay karanlıkta gidilir. Orada ne ay, ne güneş vardır. Bu kafdağı Yer'in mıhı, çivisidir. Eğer kafdağı olmayaydı, yer deprenmekten uzak kalmazdı. Hatta yeryüzünde rahat olamazdı. kaynak : taberi Tarihi /C:1/S:49
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
|||
|
|||
|
Son zamanlar acaba gerçekten dünya düz mü sorusu aklımdan çıkmıyor.
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
(0 Beğeni)
__________________
- Kul ne der Mevla ne der acep |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Hadîs-i Şerifte, “Kaf Dağının Ardında Beyaz Gümüşten Dümdüz Bir Yer Vardır. Büyüklüğü Yedi Dünyâ Kadardır. Meleklerle Dolu Olup, İğne Bırakılsa Dahi Üzerlerine Düşer. Her Meleğin Elinde Boyu Kırk Fersah Birer Sancak Vardır. Üzerinde Lâ İlâhe İllallâh Muhammedün Rasülullah Yazılıdır. Her Cum’a Gecesi Kaf Dağının Etrâfında Dolanıp, “Ey Rabbimiz! Muhammed Aleyhisselâm’ın Ümmetine Merhâmet Et, Onlara Cehenneminle Azâb Etme!” Diye Yakarırlar. Sabah Olunca, “Yâ Rabbi, Büyük Abdest Alanları ve Cum’ada Bulunanları Mâğfiret Et ve Dilediklerini Ver!” Deyip Ağlayarak Duâ Ederler. “Ne Dilersiniz?” Diye Nidâ Gelir. Bunlar da, “Yâ Rabbi... Dileriz ki Ümmet-i Muhammed’i Mâğfiret Edesin!” Dediklerinde, “Ben Onları Mâğfiret Ettim!” Diye Cevaplanır Buyuruldu.
[Zeynü’l-Mecâlis]
(0 Beğeni)
__________________
Ne senle yaşanıyor Ne de sensiz oluyor Şu garip bomboş dünyada.. |
|
#5
|
|||
|
|||
|
“Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin kuturlarından geçmeye gücünüz yetiyorsa haydi çıkın. Çıkamazsınız, ancak bir imkan ile çıkabilirsiniz.”(Rahman, 55/33)
Ayetteki ‘kuturlar’ tabiri bilindiği gibi çaplar demektir. Çap, yuvarlak bir şekil olduğuna göre, hem göklerin, hem dünyanın yuvarlak olduğu anlaşılır.
(0 Beğeni)
|
|
#6
|
|||
|
|||
|
Dünya düz değil
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
|||
|
|||
|
Düz Dünya Olayı
Son yıllarda dış kaynaklı yeni bir akım çok konuşuluyor ve ülkemize de sirayet etti maalesef. Dünya düzdür! Güneş merkezli değil dünya merkezli bir evren ve galaksi yapısı vardır. Satanistler, şeytanı güneşle örtüştürdüğü için yaratıcı fikrine karşı güneş merkezli bir model sunmuşlardır. Çünkü Yaratıcı/Tanrı/Allah fikrini hafızalardan silmek istemişlerdir. Uzaya hiç çıkılmamıştır. Aya gidilmemiştir. Dünya sabittir ve dönmüyor. Uçakların rotaları yalan ve yanlışdır. Kuzey ve güney kutbu yoktur. Kutuplar dünyanın sınırlarındaki buzdan duvarlardır ve geçilememiştir. Kutupların arka kısımlarında başka kıtalar var. Güneş milyon km uzağımızda değil, üzerimizde ve anlatıldığından küçüktür. Dünyayı yöneten güçler bize yalanlar söylemişlerdir vs vs. Evet ilk başta kulağa dikkat çekici geliyor ve bazı argümanlar inandırıcı ve ikna edici gibi de gözüküyor. Peki bizler, akl-i selim ve kalb-i selim olarak konuya nasıl bakmalıyız? Herşeyden önce dünyanın şu ya da bu şekilde olması bizim için önemli değil; dünyanın Allah tarafından "yaratılmış" olması bizim için önemlidir. Allah yarattıktan sonra isterse dünya yuvarlak ya da düz , dikdörtgen yahut üçgen olsun ne farkeder! Allah yarattıktan sonra ister dünya topaç gibi dönsün ister dönmesin ne farkeder! Yahut Ay'a gidilse yada gidilmese bizim günlük hayatımızda ne değişecek? Ay'a gidilip gidilmemesinin bize ne faydası var? Kutupların ardında başka kıtalar olsa ne yapabiliriz, oraya gidip bakabilecek miyiz? Orda insanlar yaşıyorsa gidip onlarla konuşabilecek miyiz? Dünya sabit olsa ne olur dönse ne olur? Bunları bilmek benim günlük hayatıma, sorumluluklarıma, ekonomik gelir düzeyime ve hayat koşturmacama ne gibi katkı sağlar? Bizler Rabbimizin herşeyi kudretiyle yoktan var ettiğine ve hikmeti ile yarattığına iman ederiz. Gerisi bizim işimiz değil! Hakkında kesin ve net ayet ve hadis yoksa daha ilerisine gidip haddimizi aşmaz ve kendimizi bir bilinmezliğe sürüklemeyiz. Ayrıca bizzat hakikatına vakıf olmadığımız şeylerde kesin konuşmamalıyız. Elimizde bu işin hakikatını ortaya çıkaracak ne uzay mekiğimiz, ne dünyanın tepesine gidip de oradan bakmamızı sağlayacak bir başka aracımız, ne de uzayı, güneşi, ay'ı, yıldızları inceleyebileceğimiz bir süper teleskobumuz var. Dolayısıyla elimizde bu işin aslını araştıracak teknolojik imkanımız yok. Bizler vahye uygun bir hayat inşâ etmekle sorumluyuz. Gerisi bizim işimiz değil. Ayrıca dinen sorumlu bile değiliz fakat asıl dünyanın içinde sorumluluklarımız var ve yapacak işimiz de çok ! Ayrıca; hiç düşündük mü? Bu fikir nereden çıktı? Kimlerden çıktı? Neden çıktı? Niye çıktı? Bu bilginin bize pratik hayatta ne faydası var? Bu fikir bir oyun olabilir mi? Bu fikir batı'da ateist ve darwinistlere karşı kilisenin desteklediği bir hristiyan misyoner düşüncesi olarak ortaya çıkmıştır. Diyelim ki bu fikir ateistlere ve evrimcilere karşı ''yaratıcı'' fikrini destekliyor ve evrime karşı yaratılış modelini savunuyor. İyi de bu fikri savunanların Tanrı/Peygamber/Din/Yaratılış anlayışı ile bizim iman ettiğimiz; Allah/Peygamber/Din/Yaratılış kavramları tamamen farklı! Ortak noktamız hiç yok! Ayrıca İslama göre ateist insan aslında yoktur ve mümkün de değildir. Şirk içinde olan insan vardır ve o yüzden hiç bir peygamber yoktur ki şirk dışında ateizme karşı mücadele etsin. Hiçbir şeye inanmadığını iddia eden kişi bile dünyevi değerleri, hedeflerini ve nefsini ilah edinir durumdadır. Mekkeliler bile Allaha inanıyordu ve bugünkü tabirle ateist değillerdi. Kur'an mekkelilere Allah vardırı ispat için değil; şirk inancı tarafından kirlenen tevhid düşüncesini temizleyip ortaya çıkarmak için gelmiştir. Bütün varlık ve yaratılış bir Tevhid ve Şirk mücadelesidir aslında. Zaten bir müslüman evrimci/darwinci de olamaz. Ayrıca konuyu ve öne sürülen tezleri Enigmatik Dönem'den ve bu döneme özgü manipülasyon ve algı yönetiminden bağımsız okumayınız! Bizler herşeyi merak etmek ve bilmek zorunda değiliz. Evrenin sırlarını çözmek zorunda değiliz. Her söylenene inanmak ve kabul etmek zorunda değiliz. Her konunun içinde olmak zorunda değiliz. Muhakeme ve firâset sahibi olmalıyız. Bizler dünyayı düzeltmeyi/düz'lemeyi bırakalım ve önce kendimizi düzeltmekle işe başlayalım. En nihâye; Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü/bâtınını Allah bilir. ''Hakkında (gerekli ve yeterli) bilgin olmayan şeyin (aslını astarını bilmediğin mesele ve hadiselerin) ardına düşme ve (tartışmaya girme); çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (her yaptığından) sorumludur'' (İsra 36)
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Etiketler |
| düz dünya |
|
|