![]() |
|
#1
|
|||
|
|||
|
Bir gün öğrencileri İmam’ı Gazâli Hazretlerine:
- “Hocam! Ölüm nedir? Bize özel olarak anlatır mısın?” demişler. Velâyet nûru ile ölümünün çok yakın olduğunu anlayan İmam’ı Gazâli Hazretleri “Men lem yezuk, lem ya’rif” yani: - “Tatmayan bilmez ki! Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım” demiş. Öğrencileri: - “Aman hocam! Öldükten sonra sizinle nasıl bağlantı kurarız” dediklerinde gülümseyerek, yalnızca “İnşâAllah” diye cevap vermiş. Gerçekten aradan çok geçmeden İmam’ı Gazâli Hazretleri ölümü tatmış ve öldüğü gece öğrencilerinin rüyâlarına gelerek: - “Allah dostları sözünü tutar. İşte, bugün ölümü tattım ve sözümü tutmak için rüyânıza geldim” demiş. “Abdestimi tazeleyip, sabah namazını kıldıktan sonra, yalnızca odama çekildim ve ölüm meleğini beklemeğe başladım. Lâilahe illallah diye zikir ederken, bir anda odamı nur kapladı ve bütün hücrelerim nur oldu. Başımı kaldırıp yukarı baktım. O nur’un etkisi ile evimin tavanı cam gibi şeffaf olmuştu. Yattığım yerden yedi kat gökleri, melekleri, Cennet’i gördüm ve Cennet’teki bir melek bana, ya imam! İşte köşklerin, işte makamın diye Cennet’teki yerimi gösterdi. Cennet’e bakarken, sevgili Rabbim’in İrci’ıy ilâ Rabbik (Rabbine dön) hitabını duydum. O anda ruhum Allah aşkı ile cezbeye gelip, beden kafesinden fırladı ve ben kendimi başka âlemlerde buldum. Tekrar dünyaya döndüğümde, evimin çevresinde aşırı bir kalabalık gördüm. Onlara, ne var? Ne oldu? Niçin toplandınız? diye ısrarla sorduğum halde hiçbiri ne yüzüme baktı ne de bana bir cevap verdi. İçeri girdim, hanımım ağlıyordu. Ona da aynı şeyleri sordum ama o da cevap vermeyince, az önce yatmakta olduğum odama girdim ve yerde yatan bedenimi görünce, hem öldüğümü, hem de insanların niçin benimle konuşmadığını anladım”. Bazı öğrencileri: - “Hocam, yerde yatan bedenimi görünce öldüğümü anladım diyorsun. Peki sen başka, bedenin başka bir şey mi?” İmam-ı Gazâli Hazretleri gülümseyerek: - “İnsanın aslı, özü, gerçek ve kalıcı kişiliği Ruh’tur. Ruhsuz beden, kesilen kol, bacak gibi cansız bilinçsiz et, kemik yığınıdır”. Yine bazı öğrencileri: - “Hocam, o daracık, karanlık kabirde Kıyâmete kadar nasıl yatacaksın?” - “Ah yavrum!” demiş. “Eğer kabirler dışarıdan göründüğü gibi dar, karanlık ve sıkıcı olsaydı, Allah dostları birer zindan mahkûmu gibi oraya atılır mıydı? Ana karnına göre dünya ne kadar geniş, güzel ve aydınlık ise, dünyaya göre kabirlerimiz de çok daha geniş, güzel ve aydınlık” demiş ve sonra: - “Yakınlarım beni kabrimde bekliyor” diye ayrılıp gitmiş. Allahü teâlâ rahmet eylesin, bizleri de şefaatine nail eylesin...
(0 Beğeni)
__________________
Sözün kıymetini '' Lal'' olandan,
Ekmeğini kıymetini ''Aç '' olandan, Aşkın kıymetini ''Hiç'' olandan öğren.. |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Allah razı olsun. Cümlemizi Rızasını kazanan kullarından eylesin.
(0 Beğeni)
__________________
«"Hüzün, kalbi zayıflatır, iradeyi kırar ve yürüyüşü engeller. Şeytan için, mümini hüzne düşürmekten daha sevimli bir şey yoktur."» Zâdü'l-Meâd, 3/289. |
|
#3
|
|||
|
|||
|
Allah razı olsun. Ölüm nedir birde ben kaleme alayım 2 tane yeni doğmuş kuzum elimde 2 günlukken 1 saat arayla öldü çok kötü oldum ölmeden önce bakışları sanki birşey bekler gibiydi halsiz bedeni herşeyi anlatıyordu can vermesiyle kalbinin durması arasında 1 dakka ya var ya yok okadar çünkü can verişini o halsiz bedenin birden canlanmışçasına irkilmesinden tepinmesin anladım ikiside aynı oldu insan o kadar aciz ki Allah istemedikçe hiçbirşey olmuyor olmaz. doktorlar can kurtarıyorlar ya ameliyat ediyorlar ne bileyim şok aletiyle kalbini tekrar calıştırıyorlar. Hepsi boş arkadaşlar. Sakın ha doktorlara hakaret olarak felan anlamayın. Bütün hekimlerimizden Allah razı olsun. Benim demek istediğim şu, vermeyince Mabud neylesin sultan Mahmud demişler ya o hesap. Allah hepimizden razı olsun
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
---------- Post added 31.01.18 at 09:55 ---------- @Astra @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Rabbim cümlemizden razi olur olur Insallah
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Ölüm, Zannedildiği Kadar Kolay Bir İş Değildir. Bir Kişi Ölürken, Birçok Azâplar Çeker ve Öldükten Sonra da Birçok Azâplar Çeker. Sonuna Kalanların Hâlleri Türlü-Türlü Olur. Ölüm Öyle Bir Şeydir ki, Mamurları Harâp Eder, Cemaâtleri Dağıtır, Lezzetleri Giderir, Gözlerden Yaşlar Akıtır, Yürekleri Yakar, Başları Açık ve Bedenleri Çırılçıplak Bırakır. Anaları-Babaları, Kardeşleri-Evlâdları ve Bütün Sevenleri Yakalarını Yırtarak Gözyaşları Arasında Halkın Ortasına Götürür. Ölüm Öyle Bir Şeydir ki, O Zârif ve Nefis Kumaşlardan Dikilmiş Elbiseler Soyulur, Çıkarılır, Meşâyihine Kisveler Burada Bırakılır. Ölüm Öyle Bir Şeydir ki, Birisine Üç Yüz Kılıç Darbesi Vurulduğu Zaman Nasıl Zahmet Çekerse, Ölüm Ânında da O Kadar Zahmet ve Meşakkât Çekilir.
Nitekim Fahr-i Kâinat Aleyhi Ekmel-üt-tahiyyat Efendimiz Buyurmuşlardır ki, “Ölümün Şiddet ve Acısı, Mü’minlere Üç Yüz Kılıç Darbesi Şiddet ve Acısı Gibidir.” Hazreti Ömer-ül-Faruk Radiyallâhû Anh da Buyurur ki, “Ölüm Şuna Benzer; Dikeni Gâyet Çok Bir Ağaç, Bir İnsanın Boğazından İçeriye Sokulsa, Her Dikeni Bir Damara Saplansa ve Sıkı-Sıkıya Oraya Takılsa, Sonra O Çalıyı Çok Kuvvetli Bir Kişi Tutup Kuvvetle Çekse, Bütün Damarları Nasıl Kopar ve O İnsan Nasıl Acı Duyarsa, Ölümün Acısı da Aynen Böyledir...” Aziz! Şimdi de Sana Can Acısından, Ölüm Hâlinde ve Öldükten Sonra Başına Geleceklerden Bâzı Haberler Vereyim de, Durumunu Ona Göre Ayarla! Abdullah İbni Âs Derler, Bir Kişi Vardı. Bu Zât Diyor ki; Benim Babam: ▬ “Acaba Ölenler Ölümü, Nasıl Vâsfederler?” Derdi. Biz de: ▬ “Deli Olurlar, Onun İçin Vâsfedemezler.” Cevabını Verirdik. Nihâyet Ölüm Geldi Babama da Erişti. Babam: ▬ “Ey Oğul!” Dedi, “Vallâhi Bu Ölüm Dedikleri Çok Büyük Bir Şeymiş ve Gerçekten Dille Vâsfolunması Mümkün Değilmiş Amma Ben Sana Şimdiki Hâlimden Biraz Anlatayım, Bildiğim Kadarını Söyleyeyim! Şimdi Benim Hâlim Şuna Benzer; Bağrımın Üzerine Koca-Koca Dağları Koydular. Canım İğne Deliğinden Çekilir Gibi Çekiliyor. Sanki Yer ile Gök Birbirlerine Sıkışmış da, Ben Aralarında Kalmışa Döndüm. Gerçekten Bu Ölüm Dedikleri Şeyin Dille Söylenmesi Kolaydır Amma Başa Gelince Anlaşılıyor ki, Pek Yaman ve Pek Zor Bir Meseledir...” Azizler Buyurmuşlardır ki, “Üç Şeyi Dille Vâsfetmek Mümkün Değildir: ÖLÜM, CENNET ve CEHENNEM...” Bu Fakir Müellif Diler ki; Ölümden, Cennet ve Cehennemden Bu Kitapta Biraz Bahsetsin de, İşitenlere Fayda Olsun. Ey Aziz! Ölenlerin Hâllerinden Zerre Miktarı Dünyâ Halkının Dirilerine Verilmiş Olsaydı, Takât Getiremez ve Hepsi Helâk Olurlardı, Yeryüzünde Bir Tek Kişi Diri Kalamazdı. Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimiz Buyurur, “Eğer Hayvanlar Ölümün Ne Olduğunu Bilmiş Olsalardı, Semiz Et Yiyemezdiniz...” [Tam Müzekkin-Nüfus (Eşrefoğlu Rûmi)]
(0 Beğeni)
__________________
🔷️🔶️ Allah Var ! Allah Yar! 🔶️🔷️ |
|
#6
|
|||
|
|||
|
Allah ölümünde hayırlısını versin.
Sevdiklerinle helalleşmek",geride sana muhtaç kişi ve küçük çocuklar bırakmamak,el ayağa düşmemek.... Allah razı olsun hocam
(0 Beğeni)
__________________
Herkesin bir dönüm noktası vardır çünkü Allah her kuluna yardım eder |
|
#7
|
|||
|
|||
|
Ølumden øtesi yok. Tskler guzel payladim hocam
(0 Beğeni)
|
|
#8
|
|||
|
|||
|
Her an ölebileceğinizi unutmayın
De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da müşahede edilebileni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir. (Cuma Suresi, Çevrenize bir bakın; gördüğünüz tüm insanlar, arkadaşlarınız, akrabalarınız kısaca dünya üzerinde var olan her insan, daha önce yaşamış milyarlarca insan gibi mutlaka öleceklerdir. Allah bu gerçeği, "Her nefis ölümü tadıcıdır…" (Enbiya Suresi, 35) ayetiyle bildirmiştir. Bu kaçınılmaz gerçeği unutmak insanın düşebileceği en büyük gafletlerden biridir. Oysa ölümü uzaklaştırmaya asla güç yetiremeyecek olan insan, bilemeyeceği bir zamanda ve yerde ve herhangi bir nedenle mutlaka ölecektir. Peygamber Efendimiz (sav) ölümle ilgili olarak bir hadisinde şöyle buyurmuştur: Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce onun için en iyi hazırlığı yapanlardır. İşte akıllılar bunlardır." (Hz. Enes r.a.: Ibnu Mace, Zuhd 31, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt , Sf. 330) Unutmayın; ne genç ne yaşlı, ne güzel, ne çirkin, ne zengin ne de fakir olmaları, ne ünleri, ne de mevkiileri bugüne kadar yaşayan insanları ölümden koruyamamıştır. Tüm bunları çok iyi bilmelerine rağmen insanların çoğu ölümü pek düşünmemeye hatta mümkün olduğunca unutmaya çalışarak bu gerçeği göz ardı ederler. Halbuki bu, kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değildir. O düşünse de düşünmese de bu kaçınılmaz olayları, hiçbir aşaması eksik kalmaksızın bizzat yaşayacaktır: O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da). (Kaf Suresi, 19) Siz şu an bu satırları okurken ölümün yakın olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ama kesin gerçekleşecek olan bu gerçeği biraz daha derin düşünün; kimbilir belki de elinizdeki kitabı bitiremeden ölüm sizi bulacaktır. O halde, sakın ölümün size de, tüm diğer insanlara da çok yakın olduğunu unutmayın. Ölümle karşılaşmanız için detaylı birtakım olayların art arda gerçekleşmesi gerekmez. Allah, ölüm vakti gelen kişiye ummadığı bir zamanda ölüm meleğini gönderir ve bir anda canını alır. Bu, şu an oturduğunuz koltuktan kalkamadan da gerçekleşebilir. Bulunduğunuz odada aniden ölüm meleğini karşınızda görebilirsiniz. Yanınızda arkadaşlarınızın, ailenizin olması da bir şeyi değiştirmez, onlar sizi ölümden koruyamazlar. Öyleyse her insanın Allah'ın görevlendirdiği ölüm meleği tarafından hayatına son verileceğini ve böylelikle Allah'a döndürüleceğini sakın unutmayın. Belki de siz bu satırları okuduktan çok kısa bir süre sonra ölebileceğinize ihtimal vermeyebilirsiniz. Daha yapılacak, bitirilecek işlerin olduğunu düşünmeniz belki de ölümün sizin için henüz erken ve zamansız olduğu hissini veriyordur. Oysa ölümün zamanını belirleyen Allah'tır ve eceli gelen kişi kendisi için kaderinde belirlenmiş en hayırlı vakitte, tek bir saniye bile ertelenmeden bu sonla karşılaşır: Oysa Allah, kendi eceli gelmiş bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Münafikun Suresi, 11) Peki öldükten sonra bedeninizin ne hale geleceğini hiç düşünmüş müydünüz? Ne güzelliğinize, ne de zenginliğinize bakılmaksızın kaskatı bir haldeki bedeniniz evin bir odasında veya bir hastane morgunda bekletilecek, ardından kefene sarılarak dar bir tabutun içinde cenaze arabasına yerleştirilip mezara götürülecektir. Sonra bedeniniz sizin için açılmış bir çukurun dibine bırakılacak, üzeriniz iyice toprakla örtülecektir. Bir et ve kemik yığını halindeki bedeniniz kısa bir süre içinde çürümeye, kokuşmaya başlayacak, geriye sadece bir kemik yığınından ibaret iskeletiniz kalacaktır. Ve unutmayın, bu günle mutlaka karşılaşacaksınız; eninde sonunda bir gün bedeniniz toprağın altında yapayalnız kalacak. İnsan bedeninin ölümden sonra girdiği hal kuşkusuz ibret vericidir. Böyle bir görüntüyle birkaç dakika hatta saniyeler süresince muhatap olmak bile bir insan için dayanılmazdır. Peki yaşamı süresince son derece düzgün görünümü olan insan bedeninin, ölümün ardından neden bu hale geldiğini hiç düşünmüş müydünüz? Elbette bu, üzerinde düşünmeniz gereken bir konudur. Çünkü kendi bedeninizin de, değer verdiğiniz tüm insanların bedeninin de bir gün çürüyüp kokuşacağı gerçeği sizi dünyaya bağlanmaktan, ahireti unutmaktan kesin bir suretle alıkoyacaktır. Tüm bu gerçeklere rağmen insanların çoğu dünyayla ilgili her konuda kendi çıkar ve menfaatlerini en ince ayrıntılarıyla hesaplarken, kendileriyle ilgili en büyük hakikat olan ölümü hesaba katmazlar. Ama bu büyük bir yanılgıdır; bu yanılgı sebebiyle ölümden sonrası için hazırlık yapmamaları onlar için sonsuz bir azaba neden olur. O halde insanın yapması gereken, öleceğini asla aklından çıkarmamak ve dünyada Allah'ı razı edecek işler yapmaktır. Sonsuz adaletli ve şefkatli olan Rabbimiz; herkese, öğüt alabileceği kadar bir zaman tanımıştır. Ancak bu süre dünya hayatıyla sınırlıdır. Yani hataların telafisi samimiyetle yapıldığı takdirde ancak dünyada mümkündür. Ölümle birlikte ise artık telafi imkanı ortadan kalkacak, sonsuz bir pişmanlık başlayacaktır: İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 37) Unutmayın ki, ölüm asla bir yokoluş değildir, ölümle sanıldığı gibi herşey bitmez. Cahiliye insanlarının birçoğunun düşündüğü gibi sonsuza kadar sürecek tatlı bir uyku ise hiç değildir. Ölümle kişinin asıl ve sonsuz hayatı başlar ki bu, dünyadaki hayatını nasıl geçirdiğine göre şekillenen ve asla değiştirilemeyecek olan bir yaşamdır. Ölüm, hayatını Allah'ın rızasına uygun olarak değerlendirenler için mutluluk ve kurtuluşa açılır. Allah'tan yüz çevirmiş olanlar içinse, kesin bir yıkım ve felaketin başlangıcıdır. Allah, insanın karşısına dünyadayken ölümü ve ahireti düşündürecek pek çok olay çıkarır. Öğüt alabilecek kimse için bu hatırlatmalar, yaşamını, etrafındaki olayları ciddiyetle düşünmesine, bakış açısını tekrar tekrar gözden geçirmesine neden olacaktır. Ama Allah'ın bu uyarılarını görmezden gelen büyük bir ziyandadır. Unutmamalıdır ki kendisinden önce ölenler de; aynı şimdi tüm insanların yaptığı gibi belki az sonra yiyeceği yemeği veya ertesi gün gideceği yeri planlarlarken hiç beklemedikleri bir zamanda ölümle karşılaşmışlardır. Öyleyse siz, dünyada tek bir iyi işi bile yapma imkanınızın kalmayacağı ölüm anına ulaşmadan evvel gücünüzün yettiğinin en fazlasıyla ahiretiniz için çaba göstermeyi unutmayın. Allah Kuran'da ölümün ertelenmeyeceğini ve ölüm vakti gelen bir kişinin duyduğu pişmanlığı bize şöyle bildirir: Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Oysa Allah, kendi eceli gelmiş bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.(Münafikun Suresi, 10-11)
(0 Beğeni)
__________________
Sözün kıymetini '' Lal'' olandan,
Ekmeğini kıymetini ''Aç '' olandan, Aşkın kıymetini ''Hiç'' olandan öğren.. |
|
#9
|
|||
|
|||
|
Muhtesem bir olum ALLAH razi olsun ben imam gazaliui cok severim ve kitaplarini hep alirim Rabbim nur icinde yatirsin
(0 Beğeni)
|
|
#10
|
||||
|
||||
|
Allahım İmamı Gazali Hz.'lerinin Şefaatinden Mahrum Bırakmasın.
Bilgi Paylaşım İçin Teşekkürler...
(0 Beğeni)
|
![]() |
| Etiketler |
| cennet, hocam, kabir karanlık, nedir, olum, ölüm nedir, ölürken ne olur |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Remil ilmi nedir (geniş bilgi) | Sin | Ebced & Cifir & Remil | 53 | 03.09.26 22:08 |
| Ölüm, Ölüm anı, Kabir, Hesap AHiRET PERDESiNi ARALARKEN | aşk | Ölüm & Kabir & Kıyamet | 29 | 12.03.21 09:35 |
| Füzuli - Benden Bu Kaçış Hali Nedir? | Modern Sofi | Güzel Sözler & aŞka Dair | 0 | 09.10.20 00:40 |
| Allah dostlarından Zünnun Mısri hazretleri anlatıyor | Sin | Allah Dostları & Evliyalar | 9 | 09.02.19 13:11 |