![]() |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Salih Nebi, kavmini, Allah'ın hak dinine,
Davet etti ise de, inanmadılar yine. Kendi kendilerine, dediler ki o zaman: (Salih de, bizim gibi alelade bir insan. Bize bir üstünlüğü yok iken bu kişinin, Biz, neden kendisine uyalım, hem de niçin? Hem sonra, nübüvvete layık nice kimseler, Varken, niçin bu kavme, o oluyor peygamber? Doğrusu, o kibirli ve yalancıdır hatta. Ona uymak, yanlış ve deliliktir adeta.) Salih aleyhisselam, buyurdu ki: (Ey kavmim! Beni, resul olarak gönderdi size Rabbim. Dünya nimetlerinin, içinde yüzersiniz. Size, bütün bunları, kim veriyor dersiniz? Allahü teâlâdır, bunları size veren. Öyleyse o Allah’a, iman edin siz hemen. O Allah'tan korkun ve bana edin itaat. Bana itaatınız, O'nadır yine fakat.) DinlediSemudkavmi,onunbutebliğini. Benimseyen olmadı lakin dediklerini. Halbuki önceleri, çok severlerdi Onu. Bilirlerdi çok asil bir kimse olduğunu. Onları doğru yola çağırınca ve lakin, Çoğu düşman oldular, kendisine o kavmin. Dediler: (Bu sözlerle, aldatarak o bizi, Almak ister herhalde, mal-ü emvalimizi.) Bazısı da dedi ki: (Hayır, öyle değildir. Onun asıl maksadı, mal değil, reisliktir.) Lakin bazıları da, buna etti itiraz. Dediler ki: (Aklında, halel var onun biraz.) O ara, şeytan dahi vererek bir vesvese, Dedi ki: (Düne kadar, bir çobandı o kimse, Şimdiyse, birdenbire ne oldu ki, o adam, Küfür ve sapıklıkla ediyor sizi itham? Bütün putlarınızı, bir kenara itiyor. Görünmez bir mabud'a tapmanızı istiyor.) Bu vesvese ile de, gayet hiddetlendiler. Hemen Salih Nebi’nin huzuruna geldiler. Dediler: (Öyle şeyler söylersin ki sen şu an, Kabul edecek olsak, oluruz hep perişan. Çünkü başka bir dine bizi çağırıyorsun. Bunca mabudumuzu, hiç kabul etmiyorsun. Karışıklık çıkıyor senin bu sözlerinle. Kimden öğreniyorsun bu sözleri sen böyle? Görünmeyen o mabud, sana ne söylemiştir? Ve sana, o mabud’dan, bir vahiy mi gelmiştir? Halbuki farkın yoktur senin asla bu halktan. En iyisi, sen vazgeç güttüğün bu dâvâdan. Doğru söylüyor isen, o takdirde sen bize, Göster harikulade bir olay, bir mucize.) Salih aleyhisselam, buyurdu: (Ey insanlar! Size, kendiliğimden söylemiyorum zinhar. Mucizeye gelince, O yaratır her şeyi. Hiçbir şey yoktur O'nun gücünün yetmediği.) -------------- Cibril aleyhisselam, gelip Salih Nebi'ye, Bildirdi: (Mü'minlere, mescit inşa et) diye. Mescidin inşasına, başladı Salih Nebi. Yardım ediyorlardı, ona melekler dahi. Mescidin yapılması, tamam oldu nihayet. Mü'minler, o mescitte ederlerdi ibadet. Salih Nebi gece gün, konuşup kavmi ile, İmana çağırırdı, onları tatlı dille. Ve lakin o insanlar, hem inanmıyorlardı, Hem de bu Peygamberle, alay ediyorlardı. Bir gün de, kendisine dediler ki: (Bizi sen, Bilinmeyen bir dine çağırırsın esasen. Bize, putlarınızı bırakınız diyorsun. Ad kavmi helakiyle, bizi korkutuyorsun. Halbuki kum üstüne yapılmıştı o evler. Elbet rüzgar onları, yıkıp, yerle bir eder. Bizim evlerimizse, dağlara oyulmuştur. Rüzgarın dağ yıktığı, hiç vaki olmuş mudur? Ey Salih, senin aklın ermez böyle şeylere. -Haşa-Rabbinin dahi, gücü yetmez bizlere.) O anda şiddetli bir ses ile irkildiler. Bütün putlar, bu sesle, yüz üstü devrildiler. Diyordu ki: (Putlara, yapılmaz hiç ibadet. Salih, Hak teâlâ'nın Peygamberidir elbet.) Semud'lular bu hali görünce, hepsi bir bir, Dediler: (Olsa olsa, bu, Salih'in sihridir. Doğru bir kişi idi, halbuki o evvelden. Şimdi, yalancılığı ortaya çıktı hepten.) Salih aleyhisselam, asasını o ara, Yukarı kaldırarak, bağırınca onlara, Kalplerine büyük bir korku düşüp o zaman, Herbiri, bir tarafa kaçıştılar oradan. Ertesi gün, tekrardan biraraya geldiler. Ve Salih Peygamberden, mucize istediler. Dediler ki: (Peygamber olduğun doğru ise, Gelip vahşi hayvanlar, söylesin bunu bize.) Seslendi Salih Nebi: (Ey vahşiler, geliniz! Peygamber olduğuma, şehadet eyleyiniz.) O esnada bir arslan, koşup geldi önüne. Dedi: (Buyur ey Salih, muntazırım emrine. Sen, Allah tarafından gelen bir peygambersin. İnsanları küfürden, hakka davet edersin.) Bu hadise, onların gitti gariplerine. Dediler ki: (Bakınız, şu Salih'in sihrine.) Onlar böyle deyince, arslan dahi aniden, Onların üzerine, hücuma geçti hemen. Kâfirler çok korkarak, evlerine gittiler. Hatta kapılarını, derhal kilitlediler. Lakin arslan, terk edip gitmeyince o yeri, Korkup, yaptıklarına pişman oldu herbiri. Dediler ki: (Ey Salih, senden özür dileriz. Bizi bundan halas et, seni dinleyeceğiz.) Salih Nebi, arslana işaret etti hemen. Hayvan, boyun bükerek uzaklaştı o yerden. ------------------------------ Semud kavmi, küfürde çok ileri gidince, Hak teâlâ onlara, belalar verdi nice. Ters gitmeye başladı, işleri hemen birden. Tek tek mahrum kaldılar, dünya nimetlerinden. Kadınlar kısırlaşıp, olmadı çocukları. Hayvanlarının dahi, kısır oldu çokları. Yine Semudluların, bir kuyuları hariç, Kurudu hepsi birden, kalmadı suları hiç. Kin ve öfke içinde, gelerek ona hemen, Dediler: (Bütün bunlar, geldi senin yüzünden. Biz, senin sebebinle helake gidiyoruz. Çekil git bu diyardan, seni istemiyoruz.) Sonra tehdit ettiler, ölümle hatta o an. Döndü Salih peygamber, mescidine oradan. Buyurdu: (Ey mü'minler, siz burada kalınız. Ben, bir müddet dağlarda bulunacağım yalnız.) Hemen sonra ayrılıp, çıkıverdi bir dağa. Ve girdi misk kokulu, nurlu bir mağaraya. Gördü ki, içeride, sedir ve yaygılar var. Ve hatta kandillerle donatılmış duvarlar. Uzandı sedirlerden, hemen bir tanesine. Allah'ın takdiriyle, uyudu tam kırk sene. Mü'minler, kendisinden haber alamadılar. Ayrılık ateşiyle, kırk sene ağladılar. İnsan şekline girmiş melekler, ara ara, Teselli verirlerdi, gelip o insanlara. Derlerdi ki: (Sabredin ve fazla ağlamayın. Zira o, hıfzındadır Allahü teâlânın. Onu, şimdi görmeniz değilse de pek mümkün, Velakin görürsünüz ilerde onu bir gün.) Mü'minlerin sayısı, azaldı günden güne. Kimi öldü, kimi de, döndü eski dinine. Vakta ki mağarada, kırk sene oldu tamam, Uyandı o uykudan, Salih aleyhisselam. Dedi: Hemen kalkayım, alayım da bir abdest, Yine gidip, kavmimi edeyim dine davet. Abdest alıp giderken, duydu şöyle bir nida: (Ey Salih, kırk senedir uyudun sen burada.) O bunu öğrenerek, kavmine döndü yine. Ve geldi ilk olarak, kendi mescitlerine. Lakin vardı mescitte, sadece birkaç melek. Salih aleyhisselam, merak etti bunu pek. Dedi ki: (Ben giderken, vardı çok müslümanlar. O mü'min kardeşlerim, acaba ne oldular?) Melekler dediler ki: (Kimi göçtü dünyadan. Kimi de mürted oldu, uzaklaşıp imandan.) Salih aleyhisselam, üzülüp buna gayet, Gitti ki, insanları eylesin dine davet. Bayram dolayısıyla, Semud kavmi, o anda, Hepsi toplanmışlardı, genişçe bir meydanda. Reisleri Cenda da, orada bulunurdu. Ve altın işlemeli bir tahtta otururdu. Başında bir taç vardı, hükümdarlara ait. Etrafında erkânı toplanmıştı o vakit. ------------ Salih Nebi, kırk sene uyuyup, sonra yine, İmana davet için, geldi tekrar kavmine. Buyurdu ki: (Ey kavmim, La ilahe illallah! Deyin ki, ahirette bulasınız tam felah.) Kelime-i tevhidi deyince Salih Nebi, Bütün putlar, yüz üstü devrildi kütük gibi. Reisleri, o anda düşüp hayret içine, (Sen kimsin?) diye sordu, Hakkın bu elçisine. Salih aleyhisselam, tanıttı kendisini. O ise dedi: (Hayır, unutmuştuk biz seni. Zira sen, aramızda yok idin kırk senedir. Şimdi çıktın ortaya, anlamadık, bu nedir?) Velhasıl o kâfirler, inanmayınca yine, Bir kartal, süzülerek geldi üzerlerine. Dedi: (Ey Semud kavmi, gerçekten bu Salih'tir. Ve Allah tarafından gelen bir Peygamberdir.) Bir tanesi dedi ki: (Evet, seni tanıdık. Ama biz, seni asla istemiyoruz artık. Sen, öğüt ve nasihat edersin bize yalnız. Ama bizim onlara, yoktur ihtiyacımız. Ve sana, son olarak deriz ki, git buradan! Seni istemiyoruz, uzak ol bu diyardan.) Salih Nebi, cevaben buyurdu ki: (Ama siz, Çoluk çocuğunuzla, bugün öleceksiniz. Yarın da, anan baban ölecek şu saatte. Benim bu dediklerim, olacaktır elbette. Çabuk iman eyle ki, iman ile ölesin. Ahirette, bitmeyen nimetlere eresin. Ve seni dirilterek, ilerde cenâb-ı Hak, Gösterir bu kavime, bir mucize olarak.) Bu sözler üzerine, o kişi etti iman. Ve imanlı olarak, çıkıp gitti oradan. O kişi, aynı günde vefat etti hakikat. Çoluk çocuğu dahi, aynı gün etti vefat. Anne ve babası da, ertesi günü yine, Göçtüler hakikaten, ahiret alemine. Semud kavmi, bu hali duyup hayret ettiler. (Salih'in o sözleri, doğru çıktı) dediler. Reisleri Cenda da, olan hadiselere, Bakarak, bir korkuya kapıldı birden bire. O zaman Salih Nebi, buyurdu ki: (Ey kavmim! Duamla diriltirse o zatı benim Rabbim, Hayata döndüğünü, görürseniz eğer siz, Bu küfürden vazgeçip, iman eder misiniz?) Dediler ki: (Ey Salih, vaki olursa bu hal, Elbet iman ederiz o zaman sana derhal.) Gittiler hep birlikte, o ölenin evine. Baktılar göçüvermiş, ahiret alemine. Salih aleyhisselam, önce dua ederek, Seslendi o kimseye, ismini söyliyerek. Şehadeti okuyup, dirildi o zat hemen. Dedi ki: (Peygambersin ey Salih elbette sen.) Lakin o inatçılar, yine inanmadılar. Buna da sihir deyip, dalalette kaldılar. ------------ Salih aleyhisselam, bir nice mucizeler, Gösterdi, ama onlar yine sihir dediler. Son olarak, ölmüş bir kimseyi diriltince, Kâfirler, puthaneye koştu telaş içinde. En büyük putlarının, karşısına geçtiler. Hadiseyi anlatıp, (Nasıl olur?) dediler. O anda lain şeytan, girip putun içine, Dedi ki: (İnanmayın Salih'in bu işine. Onu gördüğünüzde, deyin ki: Bize hemen, Bir mucize göster ki, inanalım gerçekten.) Semudlular, sevinç ve neş'e içinde tekrar, Bayram yerine dönüp, eğlenceye daldılar. Ve Salih Peygamberi, ertesi gün görünce, Şeytanın dediğini, söylediler hemence. Buyurdu ki: (Bu kadar mucizeler gördünüz. Ne yazık ki, hâlâ var bunda tereddütünüz. Size, vahşi hayvanlar, ağaçlar ve ölüler, Peygamber olduğumu, açıkça söylediler. Bu kadar alametler kâfi gelmedi mi ki, Benden, başka mucize istiyorsunuz peki? İman etmeniz için, bunlar yetmedi ise, Daha ne isterseniz, yapayım onu size?) Dediler: (Yarın bayram, toplanacak her kişi. Sen de gel, o mecliste halledelim bu işi.) Nihayet bayram günü, geldiğinde cümle halk, Büyükçe bir meydanda, toplandı tam olarak. Reisleri Cenda da, yine o toplantıda, İpek elbiselerle, otururdu tahtında. Tam çıkmak üzereyken, Salih aleyhisselam, Hazret-i Cebrail de, geldi ve verdi selam. Âdem Safiyyullahın asasını eline, Verip, elbisesini giydirdi üzerine. Salih aleyhisselam, dua edip bir müddet, Kavmine varmak için, yola çıktı nihayet. Bir nice mucizeler zuhur etti giderken. Ağaçlar, ona karşı eğilirdi hürmeten. Kuşlar, başı üstünde, gölge yapıyorlardı. Hayvanlar, onun için dua ediyorlardı. Nihayet Salih Nebi, vasıl oldu kavmine. Davet etti onları, Allah'ın hak dinine. Dedi: (Ben peygamberim size Allah katından. İman edip kurtulun, Allah'ın azabından.) Reisleri dedi ki: (İsbat et dediğini. İmtihan edeceğiz, bu hususta biz seni. İstediğimiz şeyi, getirirsen yerine, Artık inanacağız, senin nübüvvetine. Şöyle ki, şu ilerde, büyükçe bir kaya var. Varalım hep birlikte, onun yanına kadar. Sen Rabbine dua et, Rabbin de hemen o an, Kızıl tüylü bir deve çıkarsın o kayadan. Dişi ve gebe olup, doğursun çıkınca hem. Yavrusunun rengi de, benzesin ona aynen. Sütü, yazın soğuk ve kışın da sıcak olsun. Fakir içince zengin, hastalar şifa bulsun!) ----------- Semudlular dedi ki: (Ey Salih, şu kayadan, Bir deve çıkarırsan, ederiz sana iman. Ama o, kızıl tüylü ve hem de gebe olsun. Ayrıca o kayadan, çıkar çıkmaz doğursun. Yavrusunun rengi de, benzesin ona aynen. Sütünü fakir içse, zengin olsun o hemen.) Onların tek gayesi, bunu yapamasın da, Utanıp mahcub olsun kavminin arasında. Zira bu, olmıyacak bir şeydi onlar için. İhtimal vermediler, olmasına bu işin. Salih Peygamber ise, güvenerek Rabbine, Bunu kabul etti ve buyurdu ki kavmine; (Yerine gelir ise, peki bu isteğiniz, Benim nübüvvetime, iman eder misiniz?) Onlar, cevap olarak, hiç tereddüt etmeden, Dediler ki: (Elbette, inanacağız hemen.) O zaman Salih Nebi, (Peki) dedi kavmine. Namaz kılıp, dua ve niyaz etti Rabbine. Semud halkı, merakla kayaya bakıyordu. O esnada kayada, bir kımıldama oldu. Büyümeye başladı giderek o kayalık. Sonra, “Gebe bir deve” şeklini aldı artık. Ve bir takım sancılı sesler peyda oldu ve, Koca kaya, ortadan çatladı birden bire. Herkes dehşet içinde kalmış idi ki, birden, Kızıl tüylü bir deve çıkıverdi içinden. (La ilahe illallah, Salihun Nebiyyullah. Hamd ederim ki beni, mucize kıldı Allah.) Bunları, fasih dille söyleyince o deve, Reis Cenda, kendini, tahtından attı yere. Gelip, Salih Nebi’nin öpüverdi alnından. Sonra Semud kavmine, nida etti ardından. Dedi: (Ey Semudlular, bu kadar körlük yeter. Bu mucizeyi, ancak, gösterir bir peygamber. Ben iman ediyorum o hakiki Allah'a. Bundan başka delile, lüzum yok artık daha.) Onun ile yüz kişi daha iman ettiler. Ve lakin çoğunluğu, inkârda direttiler. Reis Cenda, oradan, evine döndü hemen. Ne kadar putu varsa, kırıp attı tamamen. Üstüne, sert keçeden bir elbise giydi ve, Dağıttı neyi varsa, imanlı fakirlere. Sonra çıktı evinden, kavmine vardı bizzat. O gafil insanlara, verdi öğüt nasihat. Dedi: (Ey Semud kavmi, siz de iman ediniz! Siz dahi o devenin dediğini deyiniz.) Onlar kızıp dedi ki o zaman kendisine; (Ne çabuk da aldandın, Salih'in bu sihrine?) Kötü sözler söyleyip, ettiler çok hakaret. Onların bu haline, üzülüp o da gayet, Dedi: (İtibarımı, ne çabuk unuttunuz. Siz iman etmemekle, kötü bir yol tuttunuz. Biliniz ki azabı, çok çetindir Allah'ın. Bunu, öldüğünüzde göreceksiniz yarın.) ------------ O mucize deveye, pusu kurup kâfirler, Ok ile yaralayıp, sonra kesip yediler. Salih peygamber ise, bütün bunlara rağmen, Yine dua eyledi, onlara merhameten. Dedi ki: (Ahir zaman Nebisi hürmetine, Hidayet ver ya Rabbi, bunların kalplerine.) Lakin o nasibsizler, yine inanmadılar. Hatta bu Peygamberi, istihzaya aldılar. Dediler ki: (Ey Salih, beklemekten usandık. O bize vadettiğin azabı getir artık. Her zaman diyorsun ki, azabınız çok yakın. Hani, nerde o azap, gecikmesin o sakın. Bak, biz senin deveni, kesip de yedik bile. Sen hâlâ korkutursun, bizi o azap ile.) Salih aleyhisselam, buyurdu ki: (Niçin siz, Azabın gelmesinde acele edersiniz? İstiğfar etseydiniz, keşke Hak teâlâya. Hiç de uğramazdınız, böylece o belaya. Allah'a iman edip, istiğfar etseniz hem, Gelmez üzerinize, artık azap ve elem.) Dediler: (Sen bu dini, atar atmaz ortaya, Uğradı Semud kavmi, türlü türlü belaya. Halbuki evvelce biz, rahat oturuyorduk. Hiç böyle belalara, giriftar olmuyorduk.) Salih aleyhisselam, buyurdu: (Hayır ve şer, Allah'ın takdiri ve emriyle zuhur eder. Yani her bir hadise, gelir Hak teâlâdan. Lakin siz, bunlar ile olursunuz imtihan.) O esnada bir vahiy geldi Salih Nebi'ye: (Azap geleceğini, kavmine bildir) diye. Salih aleyhisselam, toplıyarak kavmini, Bildirdi o azabın, artık geleceğini. Dedi: (Evlerinizde, üç gün daha kalınız. Bu üç günün ilkinde, sararır suratınız. İkinci gün kızarır, kararır üçüncü gün. Ve helak olursunuz, dördüncüde topyekün.) Semudlular dedi ki: (Bunları çok dinledik. Velakin o azaptan, bir işaret görmedik. Yıllardır bir azapla, bizi korkutuyorsun. Gelsin artık o azap, ne olacaksa olsun.) Kâfirler, o gecenin sabahında kalktılar. Bazı acayip haller görüp dona kaldılar. Zira kalktıklarında o sabah yerlerinden, Kanlar fışkırıyordu, devenin izlerinden. Kızardı o ilk günü, hep ağaç yaprakları. Ve yine kan kırmızı oldu kuyu suları. Yüzleri de sapsarı olunca, o kâfirler, Bunu, birbirlerine görüp haber verdiler. Sonra, koşup sordular bunu Salih Nebi'ye: (Bugünkü olanlara, ne diyorsun sen?) diye. Salih aleyhisselam, buyurdu: (İşte bakın! Bu, henüz ilk günüdür vadettiğim azabın. Üçüncü gün sonunda, biliniz ki muhakkak, Sizi helak edecek, azapla cenâb-ı Hak.) -------------- İnkârda inad eden Semudlular, bu kere, Bir araya gelerek, yaptılar müşavere. Dediler ki: (Bu Salih, bize sihir yapıyor. Yüzümüz, o sihirle sararıp kararıyor. Ve yine o diyor ki, üç gün sonra, hepiniz, Büyük bir azap ile toptan öleceksiniz. Malesef o ne derse, oluyor o şey aynen. Bunun bir çaresine bakmalıyız biz hemen. Üç gün tamam olmadan, bir tedbir düşünelim. O azap yetişmeden, biz onu öldürelim.) Bu işi yapmak için, sonra da Semudlular, O deveyi öldüren insanları buldular. Bunlar, gece sardılar Peygamberin evini. Lakin Cibril, taş ile öldürdü her birini. Ertesi gün, oraya gelince Semudlular, Yerde, dokuz kişinin cesedini buldular. Hak teâlâ, Cibril'i göndererek o zaman, Haberdar etti onu, kavminin tuzağından. Hazret-i Cebrail'in tembihiyle o dahi, Müslümanları alıp, terk etti o beldeyi. İkinci gün, yüzleri kızıl oldu küffarın, Azap geleceğine, inandılar bihakkın. Simsiyah, katran gibi oldu sonra yüzleri. Azaptan kurtulmaya, kalmadı ümitleri. Kahrolup, sağa sola, göğe nazar ederek, Derlerdi ki: (Acaba, azap nerden gelecek?) Hak teâlâ, Cibril'e buyurdu ki o zaman: (Ey Cibril, Semud kavmi etmedi bana iman. Asla şükretmediler, verdiğim imkânlara. Benim Rab olduğumu, yeltendiler inkâra. Ve Resulüm Salih'i dahi inkâr ettiler. Devesini öldürüp, etlerini yediler. Şimdi indir azabı, şiddetli Sayhan ile. Onların beldesini, harab et tamamiyle.) Cebrail bu ilahi emri aldı vakta ki, Kuvvetli sayhasını, vurdu bir sabah vakti. Övünmüş oldukları o muhkem binalarda, Semud kavmi, o sesle, helak oldu bir anda. Öyle ki, o sayhanın kuvvet ve şiddetinden, Yüz üstü kapaklanıp, ödleri koptu birden. Onlar, hanelerinde işitince bu sesi, O şiddetle, bir anda, helak oldu cümlesi. Bu hal, Hicr suresinde beyan olunmaktadır. Hak teâlâ, mealen şöyle buyurmaktadır: (Yakaladı onları, Cebrail'in sayhası. O muhkem evlerinin, olmadı bir faydası.) Kamer suresinde de, buyuruldu ki yine: (Biz, bir sayha gönderdik, onların üzerine.) A'raf suresinde de, buyurdu ki mealen; (Onlara, heybetli bir sayha geldi göklerden. Kalpleri parçalanıp, yere kapaklandılar. Ve kendi evlerinde, toptan helak oldular.) Salih aleyhisselam, olunca kavmi helak, Mekke'ye çıkıp gitti, mü'minleri alarak.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana. Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi. Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Yedi Kat Göklerin Sırları ve İşleyişi | tetse123 | Tasavvuf & Tarikatler | 3 | 22.09.22 10:00 |
| Kuran-ı Kerim de geçen amel ayetleri... | ayhan571 | Kuran-ı Kerim | 0 | 14.04.21 11:47 |
| İnsanın Salih Amelleri İle Allah Tealâ'ya Tevessül Ederek Duâ Etmesi | Swordsfish | islam & islami Konular | 0 | 01.07.20 19:33 |
| Hz Salih'in Hayatı | Havasokulu | Peygamberler | 1 | 03.11.17 22:43 |
| Rüyada Allah Elçisi Salih (a.s)-ı Görmek | Havasokulu | S-Ş Harfleri Rüya Tabirleri | 0 | 06.10.17 00:02 |