Alıntı:
efe243 Nickli Üyeden Alıntı
anladım ama başka bir sorun çıkıyor burada neden kara deliğin içinde kızının odasını görüyorda başka bişey nasa vs görmüyor. kara delik bilinçli mi ki böyle bir güzellik yapıyor adama.?
|
Aslında olayın özü çok insani bir yerden başlıyor. Adam oraya kendi keyfiyle gitmiyor; geminin yakıtı bittiği ve dünyaya hayat kurtaran o son verileri ulaştırmak zorunda olduğu için her şeyi göze alıp o devasa kara deliğin çekim alanına atlıyor. Normal şartlarda oraya giren birinin saniyesinde paramparça olması gerekirken, o uçurumun eşiğinde uzay-zaman dokusu öyle bir bükülüyor ki onu yok etmek yerine üç boyutlu algımızın ötesindeki beş boyutlu bir alana fırlatıyor.
Zaten bütün sihir de o noktada çözülüyor. Orada zaman bizim bildiğimiz gibi tek yönlü akmıyor; geçmiş, an ve gelecek aynı anda bir defterin yaprakları gibi yan yana duruyor. Zaman böyle önünde serili durunca da adam kızının odasını o an karşısında görebiliyor.
Peki geçmişe nasıl el uzatıyor derseniz; işin en dokunaklı yeri tam da burası. Kara deliğin "seni şuraya götüreyim" diye ne bir aklı var ne de bir planı. Adamı o sonsuz boşlukta kaybolmaktan alıkoyan şey soğuk bir fizik kuralı değil; o baba ile evladı arasındaki derin ve saf sevgi bağı. Evrendeki en güçlü çekim gücünün o sevgi olduğunu düşünün; adamın yüreğindeki o devasa özlem ve bağ, kütle çekimini adeta bir pusula gibi yönlendiriyor ve onu tesadüfen değil, doğrudan kızının odasına kilitliyor.
Orada fiziksel olarak odada bulunmuyor ama o sevginin verdiği güçle yerçekimi dalgalarını kontrol ediyor. Saatin saniyelerini oynatarak Mors alfabesiyle o mesajı örüyor, kızı da yıllar sonra o saatin hareketini çözüp babasının sevgisiyle dünyayı yeniden kuruyor.