![]() |
|
#3
|
||||
|
||||
|
L
*Lazıt - Lazut: Mısır *Lebbik, leppik: Düz biçimli küçük taş. *Lasdiyh – Lasdig: Lastik *Lebbız: Ezilmiş, yassılmış, yassıltılmış. *Leçek: Beyaz renkli baş ve yüz örtüsü. Beyaz leçekler. *Lehlemek: Yorulmak, kavgadan, uzun uzun yürümekten ya da çok fazla ağırlık taşımaktan yorularak düşüp kalmak. *Leht, Lehd: Lahit, mezar. M *Mahana, mahna: Bahane. *Mahat: Genellikle sağlam ahşaptan basitçe yapılan ve üzeri .eşitli, kalın, yünlü örtülerle, yastıklarla beslenmiş kanepe biçiminde ve daha uzun, kısa ya da daha geniş ya da dar oturma yeri. *Malamat etmek: Rezil rüsva etmek, melamet kökeninden. *Malğata: Maksatlı biçimde kuru gürültü çıkarmak, Kaba gürültü. *Mangıldamak: Manda gibi ses çıkarmak. Kaba kaba bağırmak, seslenmek. *Mazanni: Geçmişi ve şimdisi itibariyle kuşukulu halleri olan, şüphe duyulan, güven vermeyen. *Ma’aggah - Maggah: Muhakkak, kesinlikle. *Medder: Muhtaç kalan. *Mehle: Mahalle *Meellım - Mellım: Öğretmen *Mehel: Süre, zaman *Mıhat olmah, öuhat olmah: Sahip çıkmak, korumak. *Mıllıhci - Mıllıhçı: Dalkavuk, yaranmaya çalışan, bir diğer Erzurum sözü İle ‘omo’ luk eden. *Miltan: Mintan, gömlek. *Mıncımak: Ekşiyip, kabarmak, bayatlamak, kokmaya başlamak. Bir yerde lüzumundan fazla kalanlar, oyalananlar içinde kullanılmıştır. *Mırdar: Murdar kökeninden, pis. *Mırtlamak: Lüzumsuz yere aniden ve münasebetsiz biçimde kısaca konuşmak. *Mısmar: Genellikle dış ya da iç kısımlarda büyük kütükleri ya da ağaç kapı, söve, kapak vs. tutturmak için kullanılan büyük başlı, uzun ve kalın çivi. *Mitil: Yorgan, yorganın genellikle iyice çırpılıp tarazlanarak yayılıp dokunmuş iç kısmı. *Mıtırıf: Cimri. Eli cebine gitmeyen, nekes. *Modullamak: Büyükbaş hayvanları dürtmek için kullanılan ucu sivriltilmiş değenek parçası ile dürtmekten mülhem, kışkırtmak, uyandırmak, rahatsız etmek… *Mökgem – Mökkem: Muhkem kökünden. Sağlam, kuvvetli. *Mozig - Mozik: Yeni gelişmeye başlamış, epeyce gelişmiş, danalık zamanını yaşayan sığır. *Mugallit: Taklid eden kökeninden, neşeli ve şakacı kişi. *Mup Durmah: Bir nevi dimdik durmak, askerlikteki ‘hazır ol…’ duruşuna , esas duruşa nazire yapan dik durma biçimi. *Müzüge - Müzüga: Mızıka, çalgı. *Müsürlük: Hayvan yemliği. N *Nahır: Hayvan sürüsü, hayvan topluluğu. *Nanca: Ne kadar. ‘Bu nanca şeker…’ gibi, çokluk ya da azlık ifade eden miktar betimlemesi. *Neydeh- Neydah: Ne yapalım, ne edelim. *Nemhor - Nemkor - Nankor: Nankör, kıymet bilmeyen. *Nıhız - Nıhıs: Cimri. *Nicoldi- Nicolmuş: Nereye gitti, hani nerede. O, Ö *Ohlavi : Oklava *Ohi – Ohu – Ohumah: Oku, okumak. Ayrıca efsunlamak. Esenlik, başarı, emniyet ve korunmak için ayet okumak anlamında da kullanılır. *Ola, Oliyo, Oliyov: Ula, samimi topluluğa ya da samimim bir kişiye seslenirken ula, ulan, lan kelimeleri yerine kullanılır. "Ola uşahlar, hele bahın…" gibi. *Omo - Omoluk: Yaranan kişi, yağcılık eden, abartarak öven. *Oncuğaz – Onculah – Onculuh- Oncucuh: O kadarcık, o kadar az, o kadar küçük vs… *Orta tarlanın tohumi: Ayrıcalıklı, torpilli, kayırılan, korunan kişiler için kullanılır. *Ortalığın Hesdeligi: Erzurum’da her mevsime, her zamana göre değişen, hemen herkese değişip bulaşan ve bir biçimde atlatılan genel hastalık teşhisi. Grip, nezle gibi bir şey. *Osgor: Rüşvet, kirli para, pis para. *Otarmak: Büyük ya da küçükbaş hayvan otlatmak. Nazire olarak birilerini kandırmak üzere oyalamak, ucuz oyunlar kurmak, mış gibi yapmak. ‘Sen kimi otarisan…’ gibi… *Oynah: Oynak, kımıl, kımıl, ayartıcı. Bir başka anlamda pek güvenilmeyen, güven vermeyen. Oyuna hevesli. *Ögüdi Yuvadan Almah: En baştan tembihli, kolay kandırılamayan ya da ikna edilemeyen. *Ögünde ölim: Birini bir şeye ikna etmek anlamında onu övmek ve bağlılık bildirmek üzere söylenmiş, içtenlik ve samimiyet bildiren abartılı söz. *Ön vermah: Şımartmak, öncülük tanımak, arkasında durmak, ayrıcalık vermek. *Övle - Evle: Öğlen vakti, Öğlen zamanı. ‘Evle namazi…’ gibi. P *Pahıl: Çekememek, gözü götürmemek, bir nevi kıskanmak. Aslında değer verdiği halde değer vermiyormuş gibi davranmak… *Paç - Paaç - Pağaç - Pağaça: Yağlı hamur pişirilip doğrandıktan sonra üstüne sarmısaklı yoğurt ve yağ dökülerek yapılan bir çeşit hamur işi. Poğaça ile benzerlik gösterir. *Pahlava: Baklava *Palıt: Sert ve yuvarlak biçimli odun parçası. *Parhaç: Bakraç, genellikle bakır ya da başka bir metalden yapılmış bakraç. ‘Bir parhaç yoğurt…’ gibi… *Parpılamak: Sert biçimde nasihat etmek, paylayıp azarlamak. *Payhırmak - Payhurmak: Asabi biçimde ağzından tükürükler saçarak bağırmak, haykırmak. *Perk: Sert, sıkı, çok sert. *Pesent etmek: Takdir etmek, övgü ile davranmak. *Peşhun: Küçük yuvarlak tahta sofra. *Pıskırmak: Hapşırmak. *Poççik: Kuyruk, en sonda olan. Barda en sonda bar tutan barcının durduğu yere de denilir. *Pöhrenk: Suyun içinde aktığı boru. Eski zamanlarda ağaçtan, sonralarda demirden yapılan su borusu. *Popul - Popol: Daha çok kız çocuklarının giydiği naylon ayakkabı. Çocuk ayakkabısı. *Pottik: Kısa boylu, hafif topluca. *Pungar: Çeşme *Pürçikli - Purçikli: Havuç *Puşta: Tomruktan biçilen ince yan tahta. R *Rabiteli: Rabıtalı. Düzgün, sağlam tutturulmuş. *Rapata: Hamur ya da yufkayı -özellikle lavaş ekmek yapılırken- tandıra yapıştırmak için kullanılan örgülü, destekli araç. Tandır malzemesi. *Razılıh: Razı olmak, rızasını almak. *Römorh - Romuh : Römork S, Ş *Saçı - Saçi: Düğünlerde hediye. *Sako: Kalın, kaba palto. *Sançmak: Yılan gibi sokmak, diliyle zehirlemek, sözle vurmak, zehir gibi acıtmak. *Segirtmek: Koşmak, Koşturmak. *Sehevet - Sehavet: Cömertlik *Sevayil - Sevahil: Sahil, deniz meleketi. İklimi yumuşak yerler için de kullanılır. ‘Sevahil – Sevayil memleket’ gibi… *Sıhlamah - Sıklamak: Dikkatlice bakmak. Tanımaya çalışarak bakmak. *Sımarlamah: Ismarlamak *Sılıh - Sılık: Islık *Sinor : Sınır *Sırtarmah: Sırıtmak. *Sösüret - Sössüret: Çirkin yüzlü, kılıksız, tipsiz. *Südli: Sütlaç *Soharıç - Sugarış: Yemek yapılmadan önce hazırlanan soğan yağ karışımı ön sos. *Şert, şert etmah: Şart, şart etmek. *Şefehet: Şefaat *Şeceet - Şecet: Şecaat, kahramanlık, yüreklilik. *Şamlamak: Kandırmaya çalışmak, güzel sözlerle yola getirmek. *Supara : Kur’an kursunda ‘Elifba’ kitabı. *Sürecek: Harfleri takip için süslü kağıtlardan yapılmış elif biçimli, şekilli kağıt ya da karton parçası. Erzurum işi ‘Origami - Kağıt katlama’ çalışması. *Susazmak - Susuzmak: Susamak. *Suvarmak: Hayvanları suya götürmek, ıslık eşliğinde hayvanlara su içirmek. *Şergada - Şergede: Belalı, sırnaşık. *Şegirt: Çırak *Şığva: Taze, sergen, genç, düz fidan boylu. *Şile: Pirinç ya da özellikle bulgur kaynatılarak patatesle birlikte yapılan yemek. Kartol Şilesi. *Şılletmek: Suyunu çıkarmak, ciddiyetini bozmak, sululaşmak. *Şilopa - Şıloppa - Şılıppo: Karla beraber yağmur, sulusepken. *Şıragal - Şıragan - Şaragall: Karışık, düzensiz okumak, yazmak gibi karışık düzensiz şarkı, türkü söylemek. *Şişmek: Kabarmak, övünmek, şişinmek. *Şor: Tuzlu *Şoşartmah - Şoşartmak: Abartarak, alabildiğine şişirerek anlatmak, konuşmak. *Şum Kurmak: Ön yargılı biçimde olumsuz düşünceler içine girerek, kötücül düşünmek. Evhamlı davranmak. *Şurt: Tandırın kenarı. T *Tan etmek: Ölçüsüzce kınamak, sadece duyup işittiğince kötülemek, hakaretamiz konuşmak. *Tanko: Sosyete *Tatari: Az pişmiş, sulu. *Tavtav –Tavv – Tevv: Çok görme nidası, ‘hele hele…’ 'yapıp etmiş de, olmuş bitmiş de…' gibi. *Teheze: Bozuk, onarıma muhtaç, kırık dökük, hemen bozulmaya meyyal. *Teh-Tey: Sevinç bildirme ünlemi *Tekmik- Tekmig - Tehmik - Teyhmig: Tekme, tekme atmak, tekmelemek. *Telesmek: Yorulmak, tıkanmak, hızlı hızlı nefes almaya başlamak. *Telğın - Telhın - Telhin: Telkin, hatırlatmak, bildirmek. *Telek - Teleh : Kuş kanadının uç kısımları, kanattan farklı olarak kalınca tüy. *Tentene: Oya, dantel, ince iğne işleri. *Teprenmek: Kımıldamak, yerinden oynamak. *Terek: Mutfak rafı, tencere ve tabaklarla diğer mutfak eşyasının sıra sıra ve kat kat konulduğu raf. *Teşi: Ahşaptan yapılmış yün eğirme aleti. *Teşt: Büyük ve ağır bakır ya da demir tekne. Çamaşır yıkamak ya da yıkanmak üzere yapılan eşya. *Tevatir: Söylence, kesin olmasa da söylenegelen. *Tevlugat - Teblugat - Ebayi teblügat: Yakınlar topluluğu, hep görüşülen arkadaşlar. *Tevür: Cins, çeşit. Doğru tanımlanamayan acayip haller için kullanılır. ‘Bi tevür işler, haller…’ gibi. *Tiggozlanmak - Tikkoz - Tikgoz: Horozlanmak, kafa tutmak, ekebirlik etmek, üstüne yürümek. *Tikan: Diken *Tıllig -Tıllik: Burnundan konuşan, hımhımlayıp duran kişilere denir. Kekeme. *Tırhıç: Genellikle evlerin ana giriş kapısının önüne yapılan, ahşaptan aralıklı örgülü, gündüz boyunca ana kapı yerine kullanılan ince, ahşap kapı. *Tohli: Bir yaşında veya bir yaşından küçük erkek kuzu. Koçun küçüklüğü. *Tozak - Tozah: Rüzgarla birlikte dağılarak yağan, ince ve az biçimde yağan tozu andıran kar. *Tuluk - Tuluh: Hayvanda idrar kesesi. Büyük göbekli, fazlaca şişman kişiler içinde kullanılır. *Tuman: Don, iç çamaşırı. *Tu, tu, tu: Pişmanlık, üzüntü, çok görme bildiren ünlem. U,Ü *Ucunucun - Uci ucuna: Parça parça, azar azar. Neredeyse, ancak ancak, tam olarak yetmese de yetecek kadar, ‘Eh işte, uci ucuna…’ gibi. *Umuz: Omuz *Uğuz: Oğuz adının söylenişi. Ayrıca saf, uyuşuk anlamında da söylenir. *Uşah - Uşak: Küçük ya da ergen çocuklara şefkat ifadesi olarak söylenir. Hizmet eden uşağın anlamı daha başkadır ve bu manada uşah kelimesinin hizmete den uşak ile hemen hemen hiç ilgisi yoktur. *Uşdum Ahıl : Söylenen her şeye inanan, her inan fikrini değiştiren, her söze uyan. *Usli Geçmah: Aklı başından gider gibi olmak. *Uyhi - Yuhi: Uyku *Uylamak: Duyar duymaz her yere kavuşturmak, hemen ayaklanmak, gereksiz ve lüzumsuzca oraya buraya iletmek. *Üreg: Yürek, kalp *Üs baş – Üstbaş: Elbise, giyim eşyası, her tür giyim eşyası. *Üsde Çıhmah: Suçlu olduğu halde bunu kabul etmeyerek, sözle ve hareketle bir de başkasını, başkalarını suçlamak. *Üsdi gapali: İmalı, gizleyerek konuşmak ama yine de bir şeyleri ima ederek az çok açık ederek konuşmak. *Üskek: Yüksek *Ütürmeh: Yitirmek, kaybetmek. *Ügütmah: Öğütmek *Üzsüz: Yüzsüz, utanmaz, üstüne alınmayan. *Üzgeh - Üzgek: Kulaç atmak, yüzmek. *Üz - Üzsüz : Yüz, yüzsüz. *Üzüm senden gara: Az çok utanılacak bir şeyi söylemeye başlarken, "affınıza maruren" anlamında onun yerine kullanılan kendince bir edep ifadesi. V *Vayiz vermah - Vayiz etmah: Vaaz etmek. *Vey: Daha neler, bu nedir anlamında bir şaşma sözü. Şaşırma. *Vığır vığır: Bol bol, haddinden çok kalabalık, fazlaca bağırtı, gürültü. *Vola, volan: Ula, ulan kelimelerinin yerel kullanımı. Ola, olan şeklinde de kullanılır. *Vış - Vuş - Vuş aman: Genellikle kadınların kullandığı, inanılması güç şeyler için kullanılan aşırı ölçüde şaşırma ifadesi. *Vuy - Wuyh: Vay *Vugat - Vugaat - Wugaat: Vukuat, olay. Y *Yalanız - Yalanguz: Yalnız *Yanigara - Yanıgara: Genellikle çocuk yaşta ya da genç kızlar için söylenen, hem özgü hem zariflik ve zayıflık ifade eden şefkatli yakınlık ifadesi. *Yarmaça: İri yarı, kabaca gösterişli. *Yarpah: Yaprak *Yaşmahlanmah - Yaşmah: Ağzı ve burnu kapatan işlemeli ve ya sade örtü. Kadınların yüzlerini namahremden saklama biçimi. *Yatsılık - Yassılıh: Normal gündelik yemek zamanlarından başka daha ileri saatlerde yenilen herhangi bir şey. Gece geç saatte yenilen çerezlik öğün. *Yeğin: Azıcık acele, birazcık hızlı. *Yerışıgın - Yerişgin: Yerişkin, az çok büyümeye yüz tutmuş. *Yencilek - Yelincek: Çok hafif, hafifçe. *Yendir etmek - Yendir etmemek: Kaale almak, itibar vermek. Kaale almamak, itibar vermemek. *Yerbeyer - Yerbeyır: Ayarı ayarına, tamı tamına. *Yerden yapma: Kısa boylu, acar, becerikli kişiler için kullanılır. *Yere Bahan: Mahçup tavırlı, sessiz sedasız. Kurnaz kişiler içinde kullanılır. *Yessir: Esir, esir olmuş, tutkun olmuş, Aşkından, sevgisinden, bağlılığından dolayı birine tutulmuş. *Yigirmi - İgirmi: Yirmi *Yohsama - Yoğusam: Yoksa *Yuduzmak: Kaybetmek, kumarda ya da bahiste kaybetmek. *Yüngül - Yengül - Yengüllük etmek: Hafif, hafiflik etmek, kendini kapıp koy vermek. *Yuha: Yufka Z *Zahar: Zahir, sanki. *Zahra: Tarım ürünleri, tahıllar. *Zanka: İki at ile çekilen kızak. *Zebit: Zabıt, zabit. Eski dilde subay. *Zehlenmek: Ciddiye almamak, dalga geçmek gibi, alay etmek. *Zibil: Çer çöp, toz toprak. *Zıran: Alabildiğine iri ve büyük, kapılardan sığmayan. *Zırza - Zırzalamak: Kapıyı kilitledikten sonra ayrıca emniyet için kuvvetli bir başka metal bağ ve ya zincirle de sağlama almak. *Zivane, zıvana: İki ucu açık küçük boru, içine bir şey geçirilmek için açılmış delik, bu deliğe geçirilen mil anlamına gelir. *Zirizopluk etmek: Zırzopluk, saçmasapan işlerle uğraşmak. *Zöhör - Zöhür: Sahur *Züddetmek: Ezberlemek, sürekli tekrar yoluyla bıktırırcasına bir şeyin üzerinde durmak. *Zukkum, zıkkım, zukkum ola: Zakkumdan mülhem, acı, acılık. "Zehir zukkum ola…"
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur? To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Ağzı bozukluk erkek karakteri hâline gelmiş | Arma | Sizden Gelenler | 3 | 16.06.26 00:33 |
| Rahim ağzı kanseri aşısı gerekli mi, değil mi? | SiLence | Sağlık | 5 | 05.10.23 02:23 |
| Doğunun Paris'i Erzurum mu? | Mehmet | Sizden Gelenler | 1 | 15.09.20 09:57 |
| Erzurum Kaplıcaları | Tuana | Sağlık | 1 | 06.05.17 09:10 |
| Rahim Ağzı Kanseri Nedir? | SiLence | Sağlık | 1 | 16.04.17 15:55 |