Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Ölü ruhlar gezebilir mi (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/102269-olu-ruhlar-gezebilir-mi.html)

imas 25.10.25 10:13

Alıntı:

Cengihan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689654)
Kitapta ruhun bir yıldır ölü olan bir ruhun geldiğinden bahsediyor.
Bu ruhun Müslüman olma olasılığı düşük,o zaman nasıl kâfir bir ruh dünyada dolaşabilir.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

hangi kitaptir bilmiyorum, budist tasavvufu nasil olur onuda bilmiyorum, ama budizmi savunan bir kisiye göre budizm haktir ve ölen budistin ruhunun rahatca dolasacagina inanir, zaten budizmde ruhlarin kabzedilmesi yok ruhun bulundugu vucudun ölümü ile baska bir canliya adapte olma var...

imas 25.10.25 10:34

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689640)
Ne dediğini anlamadım ama başlığa cevap vereyim.
Ameli iyi olanlar kabir azabından uzak tutulanlar özgürdürler istedikleri yere gider gelirler amma belli vakitlerde.
Biz o vakti perşembeyi cumaya bağlayan gece olarak biliyoruz. Ruhlar berzahtan bizim alemimize geçiş yapar. Kimi kabrine gider kimi evini ailesini ziyaret eder.
Bu cuma günü sabah ezanına kadar böyledir.
Sonra ruhlar yeniden berzaha döner.
Azapta olanlar daima kabirdedir ve azap görmektedir.
Onlar için gezinti vesaire yok.
Kıyamete kadar azap görürler.
Kiminin azabı hiç durmaz kimininki gündüz diner gece devam eder.

Ve bence bu kadarda yeter.!!!

konuyla ilgili şu linke bak açıklayıcı bilgi var, cok nadir kopyala yapistir yaparim o yüzden kopyala yapmadim

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

resh3434 25.10.25 10:56

Alıntı:

Cengihan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689654)
Kitapta ruhun bir yıldır ölü olan bir ruhun geldiğinden bahsediyor.
Bu ruhun Müslüman olma olasılığı düşük,o zaman nasıl kâfir bir ruh dünyada dolaşabilir.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İslam akidesine göre.. ölümle birlikte tüm ruhlar (Mümin veya kâfir) berzah alemine intikal eder... Dünyada serbestçe dolaşmazlar... Kitapta bahsedilen "gelen ruh" aslında o ölü kişinin kimliğine bürünmüş bir cin veya şeytandır... Bunlar.. insanları yanıltmak için ölülerin suretini taklit eder...

imas 25.10.25 11:54

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689640)
Ne dediğini anlamadım ama başlığa cevap vereyim.
Ameli iyi olanlar kabir azabından uzak tutulanlar özgürdürler istedikleri yere gider gelirler amma belli vakitlerde.
Biz o vakti perşembeyi cumaya bağlayan gece olarak biliyoruz. Ruhlar berzahtan bizim alemimize geçiş yapar. Kimi kabrine gider kimi evini ailesini ziyaret eder.
Bu cuma günü sabah ezanına kadar böyledir.
Sonra ruhlar yeniden berzaha döner.
Azapta olanlar daima kabirdedir ve azap görmektedir.
Onlar için gezinti vesaire yok.
Kıyamete kadar azap görürler.
Kiminin azabı hiç durmaz kimininki gündüz diner gece devam eder.

Ve bence bu kadarda yeter.!!!

senin ruhların gezmesi konusundaki sözlerinde haklilik payi vardir, çünkü ibni kayyımın
er ruh isimli kitabinda 2 tür ruhtan bahsediliyor ,ameli kötu olanlarin hapsedilen ruhlari,dıgeride makami yüksek yada salih kisilerin serbest olan ruhlari, bu ruhlar özellikle perşembe gecesi evine gelir ailesini ziyaret eder diye geçiyor kitapta...

Yusufiyeli 25.10.25 12:06

Bütün fırkaların gerek ruhun araştırma konusu yapılmasında gerekse onun mahiyeti ile ilgili yorumlarda, öncelikle Kur'an'da dikkatlerini çeken ayetdeki Sana ruhtan sorarlar, deki Ruh rabbimin emrindendir" (İsra süresi ayet 85) ayetidir. Bu ayet, bazı İslam düşünce ekollerinin ruh kavramı yerine daha çok nefs kavramını kullanmalarına neden olmuştur. Bunun başlıca iki sebebi olabilir: Bunlardan birincisi, İslam filozoflarının kendilerinden önceki felsefi literatüre bağlı kalma çabası, ikincisi ise, Kur'an'da ruh hakkında bilgiyle ilgili olumsuz ifadedir. Bu arada, söz konusu ayetin bağlamından koparılmadan ele alındığında, aslında, vahiy ya da onu getiren melekle ilgili olduğuna da dikkat çekilmiştir.
İslam ruh telakkilerinde nasslardan kaynaklanan başka bir mesele, özellikle Hz. Adem'in yaratılışını ve Allah'ın Adem'e ruh üflediğini belirten ayetlerin (Mesela Hicr suresi ayet 29; Sad suresi ayet 72) yorumlanmasında ortaya çıkmıştır; söz konusu ayetler, düşünce ekolleri arasında ciddi tartışmalara ve görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Bu ayetlere, Kur'an'da zikredilen ölü cisimlere "üflemek" (Mesela Al-i İmran suresi ayet49) ya da "uyku halinde ruhların/nefs bedenlerden ayrılması" (Mesela Zümer süresi ayet 42) gibi ifadeleri de ilave edebiliriz. Bu ifadeler görünüşte ruh ile bedeni ayrı mütalaa eden ayetlerdir. Nitekim bu durum, İslam düşünürlerinin nefs-beden ilişkilerinde- ki tartışmalarında açık bir şekilde kendisini göstermiştir.
Ruh-beden ilişkileri, öncelikle ruh ile beden arasındaki zaman ilişkisi çerçevesinde ele alınmıştır. Buna göre, bazı ilim adamları ruhun bedenden önce yaratıldığını, bazıları, beden ile birlikte, bazıları da, bedenden sonra yaratıldığını ileri sürmüşlerdir. Şüphesiz ki, ruh ile beden ilişkileriyle ilgili her görüşün de kendisine özgü birtakım sorunları ortaya çıkmıştır: Ruhun beden ile birlikte yaratılmışlığı düşüncesi, tenasüh, hulul vb. problemlere kapıyı kapatırken, öldükten sonra ruh veya nefsin ne olacağı ve tekrar dirilişin ne şekilde gerçekleşeceği meselesi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan ruhun bedenden önce veya bedenden sonra yaratıldığını -ki her iki durum-
da da ruh veya nefs, bedenden ayrı ve bağımsız bir varlık olarak tasavvur edilmektedir- ruhun kadimliği ve bekası, bu bağlamda tenasüh, ruh göçü, vb. sorunlar ortaya çıkmıştır.
Bu noktada gerek inanç mezheplerine mensup bilginlerin ve gerekse diğer İslam düşünürlerinin meseleyi ele alış tarzları ile Kur'an'da meselenin ele alınışı arasında temelde bir farklılık bulunduğunu gözlemlemekteyiz. Kur'an, sorumlu bir varlık olarak kabul ettiği insana hitap ederken, farklı kavramlar kullansa da somut ve kamil bir insan tasavvurunu ortaya koyar. Bu insan, öncelikle fiillerinden sorumludur, ahlak normlarını davranışlarında gözetmek zorundadır ve nihayette ahiret hayatında yaptığı hayır ve kötülüklerin karşılığını tam olarak göreceğinin bilincini taşımalıdır. Bu anlamda ayetlerde ortaya konulmuş insan tasavvurunun, özellikle ruh beden ikiliğini savunan ekollerin görüşleriyle ters düştüğü gibi, onların bu bağlamda ele aldıkları pek çok sorun da bu ayetlerde yer almamaktadır. Kur'an, her halükarda mesul olan ve ilahi hitaba muhatap olacak somut insandan söz etmektedir; nitekim ilk dönem inanç mezheplerine mensup isam düşünürlerinin, Kur'an'ın ruh-beden ikiliğini tasvip etmeyen insan tasavvurunu "İnsan heykel-i muhsüsdür" şeklinde kavramsallaştırmışlardır.

Cengihan 25.10.25 12:22

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689660)
hangi kitaptir bilmiyorum, budist tasavvufu nasil olur onuda bilmiyorum, ama budizmi savunan bir kisiye göre budizm haktir ve ölen budistin ruhunun rahatca dolasacagina inanir, zaten budizmde ruhlarin kabzedilmesi yok ruhun bulundugu vucudun ölümü ile baska bir canliya adapte olma var...

Arada acaba ilginç bir bilgi bulabilirmiyim diye okuyorum böyle antin kuntin kitapları.😆
Zaten 20-30 sayfa okuyup bıraktım.Saçma saçma aslı olmayan şeylerden bahsediyor.
Valla bende bilmiyorum budist tasavvufunun ne olduğunu mistisizim de denebilir galiba.

Hocam peki tasavvufta ilerlemiş bir insanın otobiyografisini anlatan bir kitap varsa önerebilir misiniz.

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689686)
Bütün fırkaların gerek ruhun araştırma konusu yapılmasında gerekse onun mahiyeti ile ilgili yorumlarda, öncelikle Kur'an'da dikkatlerini çeken ayetdeki Sana ruhtan sorarlar, deki Ruh rabbimin emrindendir" (İsra süresi ayet 85) ayetidir. Bu ayet, bazı İslam düşünce ekollerinin ruh kavramı yerine daha çok nefs kavramını kullanmalarına neden olmuştur. Bunun başlıca iki sebebi olabilir: Bunlardan birincisi, İslam filozoflarının kendilerinden önceki felsefi literatüre bağlı kalma çabası, ikincisi ise, Kur'an'da ruh hakkında bilgiyle ilgili olumsuz ifadedir. Bu arada, söz konusu ayetin bağlamından koparılmadan ele alındığında, aslında, vahiy ya da onu getiren melekle ilgili olduğuna da dikkat çekilmiştir.
İslam ruh telakkilerinde nasslardan kaynaklanan başka bir mesele, özellikle Hz. Adem'in yaratılışını ve Allah'ın Adem'e ruh üflediğini belirten ayetlerin (Mesela Hicr suresi ayet 29; Sad suresi ayet 72) yorumlanmasında ortaya çıkmıştır; söz konusu ayetler, düşünce ekolleri arasında ciddi tartışmalara ve görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Bu ayetlere, Kur'an'da zikredilen ölü cisimlere "üflemek" (Mesela Al-i İmran suresi ayet49) ya da "uyku halinde ruhların/nefs bedenlerden ayrılması" (Mesela Zümer süresi ayet 42) gibi ifadeleri de ilave edebiliriz. Bu ifadeler görünüşte ruh ile bedeni ayrı mütalaa eden ayetlerdir. Nitekim bu durum, İslam düşünürlerinin nefs-beden ilişkilerinde- ki tartışmalarında açık bir şekilde kendisini göstermiştir.
Ruh-beden ilişkileri, öncelikle ruh ile beden arasındaki zaman ilişkisi çerçevesinde ele alınmıştır. Buna göre, bazı ilim adamları ruhun bedenden önce yaratıldığını, bazıları, beden ile birlikte, bazıları da, bedenden sonra yaratıldığını ileri sürmüşlerdir. Şüphesiz ki, ruh ile beden ilişkileriyle ilgili her görüşün de kendisine özgü birtakım sorunları ortaya çıkmıştır: Ruhun beden ile birlikte yaratılmışlığı düşüncesi, tenasüh, hulul vb. problemlere kapıyı kapatırken, öldükten sonra ruh veya nefsin ne olacağı ve tekrar dirilişin ne şekilde gerçekleşeceği meselesi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan ruhun bedenden önce veya bedenden sonra yaratıldığını -ki her iki durum-
da da ruh veya nefs, bedenden ayrı ve bağımsız bir varlık olarak tasavvur edilmektedir- ruhun kadimliği ve bekası, bu bağlamda tenasüh, ruh göçü, vb. sorunlar ortaya çıkmıştır.
Bu noktada gerek inanç mezheplerine mensup bilginlerin ve gerekse diğer İslam düşünürlerinin meseleyi ele alış tarzları ile Kur'an'da meselenin ele alınışı arasında temelde bir farklılık bulunduğunu gözlemlemekteyiz. Kur'an, sorumlu bir varlık olarak kabul ettiği insana hitap ederken, farklı kavramlar kullansa da somut ve kamil bir insan tasavvurunu ortaya koyar. Bu insan, öncelikle fiillerinden sorumludur, ahlak normlarını davranışlarında gözetmek zorundadır ve nihayette ahiret hayatında yaptığı hayır ve kötülüklerin karşılığını tam olarak göreceğinin bilincini taşımalıdır. Bu anlamda ayetlerde ortaya konulmuş insan tasavvurunun, özellikle ruh beden ikiliğini savunan ekollerin görüşleriyle ters düştüğü gibi, onların bu bağlamda ele aldıkları pek çok sorun da bu ayetlerde yer almamaktadır. Kur'an, her halükarda mesul olan ve ilahi hitaba muhatap olacak somut insandan söz etmektedir; nitekim ilk dönem inanç mezheplerine mensup isam düşünürlerinin, Kur'an'ın ruh-beden ikiliğini tasvip etmeyen insan tasavvurunu "İnsan heykel-i muhsüsdür" şeklinde kavramsallaştırmışlardır.

Teşekkür ederim

imas 25.10.25 12:42

Alıntı:

Cengihan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689690)
Arada acaba ilginç bir bilgi bulabilirmiyim diye okuyorum böyle antin kuntin kitapları.😆
Zaten 20-30 sayfa okuyup bıraktım.Saçma saçma aslı olmayan şeylerden bahsediyor.
Valla bende bilmiyorum budist tasavvufunun ne olduğunu mistisizim de denebilir galiba.

Hocam peki tasavvufta ilerlemiş bir insanın otobiyografisini anlatan bir kitap varsa önerebilir misiniz.



Teşekkür ederim

Hocam peki tasavvufta ilerlemiş bir insanın otobiyografisini anlatan bir kitap varsa önerebilir misiniz.
en iyi örnek pirim Abdulkadir geylani ks. hayati
digeride 2. olarak en sevdigim muhyiddin ibni araba ks hayati
3. imami gazali ks. hayati
seçmek sana kalmiş

Cengihan 25.10.25 13:25

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689693)
Hocam peki tasavvufta ilerlemiş bir insanın otobiyografisini anlatan bir kitap varsa önerebilir misiniz.
en iyi örnek pirim Abdulkadir geylani ks. hayati
digeride 2. olarak en sevdigim muhyiddin ibni araba ks hayati
3. imami gazali ks. hayati
seçmek sana kalmiş

EyvAllah hocam sağolun

Vakia 26.10.25 00:01

Alıntı:

Cengihan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689654)
Kitapta ruhun bir yıldır ölü olan bir ruhun geldiğinden bahsediyor.
Bu ruhun Müslüman olma olasılığı düşük,o zaman nasıl kâfir bir ruh dünyada dolaşabilir.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Kitap hangi kitap?
Konusu hangi konu?
Ölmüş insanların ruhları yalnızca Allaha bağlıdır.
Öyle çağırmayla falan gelmezler vede insanın içine giremez ve millete musallat olamazlar.
Çok çok çok büyük bir edepsizlik yaparsan bir cin görevlendirilir ve o cin insana musallat edilir Allahın emriyle.
Kurtuluşuda ehli kuburdan helallik almaktadır.

Vakia 26.10.25 00:05

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 689662)
konuyla ilgili şu linke bak açıklayıcı bilgi var, cok nadir kopyala yapistir yaparim o yüzden kopyala yapmadim

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Çok Sağolun hocam Allah razı olsun.
Pek kıymetli bilgilermiş bunlar


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:53.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148